Ana Sayfa Blog Sayfa 6250

Gazetecilerden Bakanlar Kurulu’na çağrı: Bu hatadan dönün

FATİH KIYMAN

Geçtiğimiz hafta Hayatın Sesi TV, Denge TV, Jiyan TV, Zarok TV ve Van TV’nin de aralarında bulunduğu 12 TV ve 11 Radyo Kanalının TÜRKSAT yayınının durdurulması ile ilgili olarak Türkiye Gazeteciler Sendikasında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve DİSK Basın-İş Başkanlarının yanı sıra Hayat’ın Sesi TV, İMÇ TV, TV 10, Özgür Radyo temsilcileri söz aldı. Toplantıdan saatler sonra gerçekleşecek Bakanlar Kuruluna, basın ve ifade özgürlüğünün ölüm fermanı niteliğinde olan bu hatadan dönülmesi için çağrı yapıldı. Yapılan açıklamalardan satır başları şu şekilde:

İMC TV Genel Yayın Koordinatörü Eyüp Burç: “Bildiğiniz gibi bu yılın Şubat ayında TÜRKSAT yayınımız kesilmesine rağmen yayınımızı sürdürüyoruz, fakat alınan bu karar uygulanırsa gelip kapımıza mühür vuracaklar. Toplamda 23 kanala yönelik bu karar şunu gösteriyor; kapatılan kanallara bakıldığında gerçekten demokratik kesimlere yakın kanallar oldukları göze çarpıyor. Jiyan TV’nin UNESCO tarafından yok olmakta olan diller listesine alan Zazaca dilinde yayın yapan tek kanal olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, kararı Kürtlere verilen bazı demokratik – insani haklardan vazgeçme çabasının bir işareti olarak görmek gerekiyor.

Bir darbe girişimi oldu, bastırıldı ve otoriter bir oluşuma gebelik etti. Kendine ilk hedef olarak da demokratik kesimleri seçti. Biz her şekilde direneceğiz ve yalnız bırakılmamız gerektiğini buradan bir çağrı olarak ifade etmek istiyorum.”

Hayat’ın Sesi TV Program Koordinatörü Arif Koşar: “15 Temmuz sonrası süreçte yaşadıklarımız, aslında darbe gerçekleşseydi hayata geçecek bazı uygulamaların bizzat yaşama geçirilmiş hali. Darbe girişiminin başarısız olmasında AKP’nin ne kadar etkisi varsa, burada bulunan kurumların da en az onun kadar etkisi olduğunu düşünüyorum. Ama sanki darbe girişimi başarılı olmuşçasına çeşitli uygulamalara maruz kalıyoruz. Darbe girişimi başarılı olsaydı sıkı yönetim ya da OHAL ilan edilecekti, binlerce öğretmen ve kamu çalışanı açığa alınacaktı. Barış için imza atan akademisyenler mutlaka görevden alınacaktı. Gazeteciler bugünküne benzer şekilde kapatılacaktı. Hayat’ın Sesi mutlaka kapatılacaktı ve burada bulunan 23 radyo ve televizyon mutlaka kapatılacaktı. Darbeye karşı çıktığını iddia eden ve darbe sonrasında darbecilere karşı yapıldığı iddia edilen kapatmalar abesle iştigaldir. Bugünkü Bakanlar Kurulu’nda yapılan bu hatadan dönülmesini bekliyoruz.

Eğer Türkiye’de biraz basın özgürlüğünden söz edilecekse, eğer az buçuk demokratik kırıntılardan söz edilecekse bu kanalların, bu yayın organlarının Türkiye’de var olmaya devam etmesi gerekir. Aksi takdirde basın özgürlüğünün ortadan kalktığını açıkça ilan etmek gerekir.”

Özgür Radyo’dan Programcı Sinan Gerçek: “1995’ten beri yayıncılık yapıyoruz ve yayın hayatımız boyunca 5 defa kapatıldık. Her seferinde daha güçlü döndük. Kapatmaya karşı radyomuzda bir özgürlük nöbeti başladık. Aslında buradan izleyicilere ve dinleyicilere bir çağrım olacak. Tek sesli bir ülke istemiyorlarsa radyolara ve televizyonlara sahip çıkmalılar.”

Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren: “Uzun bir süredir, aslında 15 Temmuz darbesinden önce de gazetecilere ve kuruluşlara baskılar vardı. İMÇ’nin Şubat’ta TÜRKSAT’tan atılması son derece hukuksuz bir şeydi. Yine korkunç baskılar vardı, gazetecilere davalar açılıyordu. Yayın organlarına kayyum atanıyordu. Ancak 15 Temmuz sonrasında bu iş tahammül edilemez hale geldi. Bu basın tarihinin en vahim olayıdır. Daha önce böyle bir şey hiç yaşanmadı. Biz Basın-İş olarak bu kararın derhal geri çekilmesini talep ediyoruz.

Sorun sadece bu kadar da değil; hapishanelerde 100’ün üzerinde meslektaşımız var. Yargılanmaları gerekiyorsa da tutuksuz yargılanmalarını istiyoruz. Basın ve ifade özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istiyoruz.”

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç: “AKP Hükümeti darbe süreci sonrasında demokrasiyi değil otoriterliği seçti. 15 Temmuz öncesinde 7 bin kadar gazeteci işsizdi. Bugün bu kapatılan radyo ve televizyonlardaki emekçilerin de katılımıyla darbe sonrasında 3 bine yakın işsiz gazeteci olacak. Toplamda sektörün üçte biri işsiz kalıyor demektir. Ülkede 30 – 35 bin civarı gazeteci var, bunun içerisinde 10 bin kişinin işsiz kalması en büyük sorunlardan biridir.

Aynı zamanda hükümet hata yaptım diyor, Binali Yıldırım hata yapabiliriz diyor. Bence bu 23 kuruluşun kapatılması büyük bir hatadır. Bildiklerini zannediyoruz ama hatırlatmakta fayda var. Özgürlük ve demokraside temel dayanak basın, fikir ve ifade özgürlüğüdür. Bunun olmadığı toplumlar maalesef demokratik toplumlar değillerdir. Bunun için bu hatadan dönmeleri toplanan Bakanlar Kuruluna çağrı yapıyoruz.

RTÜK’ün telefon numaraları var. Dinleyicilerin, izleyicilerin de kanallarına sahip çıkması için çağrıda bulunuyoruz. RTÜK’ün telefon numarası 444 1 178. RTÜK’e telefon açarak bu kararı protesto etmelerini istiyoruz. Biz basın ve ifade özgürlüğünü savunmaya, mesleğimizi savunmaya devam edeceğiz.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto: “Gazeteciler ve yazarlar bilirsiniz ki hep geleceği gören insanlardır. Buraya gelmeden eski yazılara baktım. Özellikle demokrasi ve barış üzerine yazılara baktım. Pek çok uyarıda bulunulmuş o zamanlar. Askeri vesayet gitti ama sivil vesayet geliyor uyarıları yapılıyor, ‘yok canım demokrasi var’ deniyordu. Şimdi 15 Temmuz’u yaşadık. Bu süreçte alanlara insanlar doldu, demokrasi için hep beraber birlikteyiz dediler. Ama bakıyoruz tam tersine bütün kurum ve kuruluşlarıyla çalışması gereken demokrasi bugün ülkede mevta durumda.

Toplanan Bakanlar Kurulu umarım uyarılarımızı dikkate alır. Demokrasinin olmadığı, çok sesli değil, tek sesli bir ülke imajından kurtulmalıyız. Bu imaj zaten giderek gerçeğe dönüyor. Biz çok sesli bir toplum istiyoruz, her şey tartışabilelim istiyoruz. Gazeteciler özgürce yazabilsin istiyoruz. Gazeteci suç işlediği zaman yargılarsınız, fakat tutuksuz yargılarsınız. Türkiye’nin çok değerli iki yazarı şu an hapishanede biliyorsunuz; Aslı Erdoğan ve Nezihe Alpay. İşin üzücü yanı ana akım medyada bu konuda hiçbir kıpırtı ya da dayanışma olmaması. Bir gün kendi başlarına da geleceğini düşünmüyorlar. Fakat bu rejimler böyledir. Önce muhaliflerini yer ama sonra yakındakileri de yemeye başlar. Biz bu dayanışmayı sonuna kadar sürdüreceğiz.”

TV 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin: “Türkiye’de basın-yayın özgürlüğüne ilişkin bu girişimin ne ilk ne son olduğunu biliyoruz, çünkü bu geçmişte de yaşandı. Zaten basın kurumları üzerinde ciddi baskılar var, çalışırken oldukça zorlanıyoruz. Örneğin, Maraş’taki mülteci kampına ilişkin yaptığımız yayınlarda büyük zorluklar çektik. Yayın araçlarımız engellendi, kameralarınıza el konulmak istendi. Ancak bu son yaşanan durum, toplumun farklı renklerinin, farklı seslerinin kesilmesi, ağızlarına bant vurulması anlamına geliyor.

Alevi toplumunun kendilerini ifade etme mecraları oldukça az. Onların sorunlarını, gündemlerini ele alan bir TV kanalıyız. Dolayısıyla bu yaklaşımı aynı zamanda Alevi toplumuna yaşam hakkı tanımayan bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Toplumun sinir uçlarının her gün biraz daha sivriltilmeye çalışıldığını düşünüyoruz. Türkiye demokratik muhalefetinin çok ciddi bir tutum takınması gerektiğini düşünüyoruz. İnanıyoruz ki Türkiye kamuoyu buna izin vermez, müdahalede bulunur. Muhalefet partilerinden ciddi beklentimiz var. Bu konuda ciddi bir irade koymazlarsa ne zaman koyacaklar? Hükümetin bunu bir önce düzeltmesini bekliyoruz.”

Usta sanatçılardan hükümete YÖN Radyo tepkisi

Aralarında Arif Sağ, Yavuz Top, Erkan Oğur, Sabahat Akkiraz, Edip Akbayram, Muharrem Temiz, Özdemir Erdoğan, Cahit Berkay, Sadık Gürbüz, Mazlum Çimen, Rahmi Saltuk ve Onur Akın’ın da bulunduğu sanatçılar ortak bir açıklama yaparak Türküler Kapatılamaz dediler.

Ortak açıklama şöyle:

“Yön Radyo, ülkemizin en ortak değeri olan Türkülerin sesidir. OHAL gerekçe gösterilerek Yön Radyo hakkında kapatma kararı vermek biz sanatçıların da sesinin kesilmesi anlamına gelmektedir. Bizler aşağıda imzası olan sanatçılar, bu haksız, yanlış kararın kabul edilemez olduğunu belirtir, derhal düzeltilmesini talep etmekteyiz.

Kılıçdaroğlu: Yön Radyo’nun sahibi CHP’li ama kapatıldı

Türküler Kapatılamaz”

Arif Sağ- Erkan Oğur- Sabahat Akkiraz- Yavuz Top- Erdal Erzincan- Edip Akbayram- Özdemir Erdoğan- Onur Akın- Muharrem Temiz- Hüseyin Turan- Ali Rıza Binboğa Cahit Berkay- Rahmi Saltuk- Ahmet Koç- Ender Balkır -Burhan Şeşen- Hilmi Yarayıcı- Tolga Sağ- İsmail Hakkı Demircioğlu- Sadık Gürbüz- Aynur Haşhaş- Leyla Ünver- Gülay- Mazlum Çimen- Beyhan Aksoy- Ali Haydar Timisi- Bahar Alkaya- Nilüfer Akbal- Adile Yadırgı- Güler Gültekin- Atilla Meriç- Kemal Kaplan- Nurdan İpek- Pınar Aydınlar- Coşkun Demir- Aynur Güneş- Fırat Başkale- Cihan Çelik- Hüseyin Uğurlu- Yaşar Aydın-Eda Doğanay-Nurettin Güleç-Tunay Bozyiğit

Belediye ‘gönül rahatlığıyla uyuyabilirsiniz’ dedi, sabah çöktü

Apartmanın yıkılmaması büyük bir şansken, vatandaş çökmeden önce “Bir şey olmaz gönül rahatlığıyla uyuyun” diyen yetkililere tepkili.

Mamak’ta NATO Yolu üzerindeki 508. Cadde’de bulunan Rüzgar Apartmanı’na ait istinat duvarı ve otopark alanının yarısı, yan tarafta temeli kazılan inşaat çalışması nedeniyle önceki gün çöktü. Sabah saatlerinde büyük bir gürültüyle çöken otopark ile apartman arasında ise yalnızca 5 metre bulunuyor. Olayı Evrensel’e anlatan apartman sakinleri ise durumu da bir gün önce belediyeye ve inşaat sahiplerine bildirdiklerini ancak hiçbir önlem alınmadığını belirtiyorlar.

Apartmanda oturan Cemil Ertürk, göçükten önce yetkilileri uyardıklarında Mamak Belediyesi İmar Müdürlüğü’nün kendilerine “Bir şey olmaz. Gönül rahatlığıyla evinizde uyuyabilirsiniz” dediğini söyledi. Ancak huzurla uyuyun denilen gecenin sabahına büyük bir gürültüyle uyandıklarını dile getiren Ertürk, çökme üzerine gelen belediyenin apartmanlarını mühürlediklerin söyledi. Belediyenin 5 gün dışarıda kaldıkları sürede masraflarını karşılayacağı yönünde açıklama yaptığını aktaran Ertürk, ne belediye ne de inşaat sahiplerinin ihmali üstlenmediğini dile getirdi. Ertürk 10 katlı apartmanda yaklaşık 100 kişinin mağdur olduğunu ifade etti.

Nobel Tıp Ödülü Japon Yoshinori Ohsumi’nin

Japon hücre biyoloğu Oshumi’nin hücrenin kendi kendini yenilemesi anlamına gelen “otofaji mekanizmaları” keşfinden dolayı ödül aldığı açıklandı.

Yoshinori Ohsumi, parkinson ve bazı kanser hastalıklarının tedavisindeki araştırmaları nedeniyle layık görüldü. 
The Guardian’ın haberine göre Ohsumi, yaptığı keşfin vücudun zehirin etkisini nasıl gidereceği ve kendisini nasıl tamir edeceği konusunda ödülü kazanırken, Japon hücre biyoloğu “otofaji mekanizmaları” için 8 milyon İsveç kronu yani 718 bin Euro alacak.

Otofaji, hücre içi makro moleküllerin ve organellerin bir kesecik içine alınarak lizozomlara yönlendirilmesi ve lizozomla birleşerek burada parçalanmasına yol açan bir mekanizmadır.
Ayrıca otofaji, kelime anlamı olarak kendi kendini yeme anlamına gelir ve hücrenin açlıkla karşılaştığı fizyolojik koşullarda, besin elde etmek için hücre içindeki yapıları nasıl parçalandığını ifade ediyor.

1974 yılında Tokyo Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayan Yoshinori Ohsumi,New York’taki Rockefeller Üniversitesi’ndeki üç yıllık döneminden sonra Tokyo’ya dönerek 1988 yılında oluşturduğu çalışma ekibiyle araştırmalarını sürdürdü.

Yoshinori Ohsumi 2009 yılından beri Tokyo Teknoloji Enstitüsü’de profesör olarak çalışmalarını sürdürüyor. (HABER MERKEZİ)
 

 

Özgür Gün TV ve Özgür Gün Radyo mühürlendi

Daha önce yayını TÜRKSAT’tan çıkarılan ve yerelde yayınına devam eden Özgür Gün TV ile Özgür Gün Radyo mühürlendi. 

Özgür Gün TV ile Özgür Gün Radyo akşam saatlerinde polis ve maliye memurları tarafından demirbaş sayımı yapıldı. Sayımın ardından TV ve radyo kapısı mühürlendi. (DİHA)

Jiyan TV, Zarok TV ve Azadi TV’de mühürleme işlemi yapılıyor

İMC TV çalışanlarının sarı basın kartları da iptal edildi

Hayatın Sesi çalışanlarının basın kartı iptal edildi

Jiyan TV, Zarok TV ve Azadi TV’de mühürleme işlemi yapılıyor

Başbakanlık talimatıyla ekranları karartılan 12 TV kanalı arasında yer alan Jiyan TV ile Zarok TV’nin binalarına gelen polis ve maliye memurları işlem yapıyor. 

Jiyan TV ve Zarok TV çalışanları polis tarafından dışarıya çıkartılırken, kanallarda bulunan eşyaların televizyon yöneticileri eşliğinde sayımı yapılıyor.

Özgür Gün TV ve Azadî TV’de de polis ile maliye memurları sayım yapıyor. TV’lerin binalarında bulunan demirbaşlara el konulacağı kaydedilirken, kapılarının mühürleneceği öğrenildi. 

Arama devam eden Özgür Gün TV’yi HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca ziyaret etti. (Diyarbakır/EVRENSEL) 

(Fotoğraf: DİHA)

Kapatmalar Londra Türkiye Elçiliği önünde protesto edildi

Türkiye’de AKP Hükümeti tarafından KHK”ye dayanılarak 12 televizyon kanalı 11 radyoyu kapatılması Lonrda Türkiye elçiliği önünde protesto edildi. Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi DAY-MER’in çağrısı ve Demokratik Güç Birliğinin desteği ile yapılan eylemde “Özgür basın susturulamaz” “Saldırılara inat yaşayacak hayat” sloganları atıldı. 

Bazı İngiliz sendikalarının ve Gazeteciler Sendikası NUJ’in de elçilikle görüşme talebinde bulunarak Türkiye’de basın üzerindeki baskıların son bulmasını isteyecek. (Londra/EVRENSEL)
 

Kadın örgütlerinden Ekmek ve Gül için imza kampanyası

Hayatın Sesi televizyonu, IMC TV, TV 10’un aralarında bulunduğu birçok tv ve radyo kuruluşunun kapatılmasına tepkiler sürüyor. Televizyonların ve bu doğrultuda kadınların sesinin kısılmasını kabul etmeyeceklerini söyleyen kadın örgütleri Türkiye genelinde bir imza kampanyası imza kampanyası başlatarak Hayatın Sesi ekranlarında yayımlanan Ekmek ve Gül programına sahip çıktı.

İmza kampanyası çerçevesinde bir metin dolaşıma sokan kadın örgütleri şunları dile getirdi: “Karartılan Hayatın Sesi Tv ekranlarında sesi kısılmak istenen programlar arasında biz kadınların sesini, soluğunu, rengini, umudunu, direncini ve yaşam yolundaki tüm öykülerini ekrana taşıyan Ekmek ve Gül programı da var. Yolu mücadeleden geçen her kadın en az bir kere Ekmek ve Gül stüdyosuna konuk olmuş ya da bir direniş alanında Ekmek ve Gül mikrofonuna konuşmuştur. Derdini tasasını, taleplerini kendisi gibi başka kadınlara anlatma imkanı bulmuştur. İktidar ekranları karartarak biz kadınların bir kürsüsünü elinden almak, bir dayanışma kanalını daha kapatmak istemiştir. Fakat biz bu sansürü de dayanışmayla aşacak güce sahibiz.

Ekmek ve Gül hepimizin sesidir. Biz kadınların sesini kısmanıza izin vermeyeceğiz!”

DAYANIŞMA MESAJLARI: ‘EKMEK VE GÜL SUSTURULAMAZ’

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Berna Güler gönderdiği dayanışma mesajında “Hayatın sesi var oldukça, ‘Hayatın Sesi’ de var olacaktır. ‘Hayatın Sesi Ekmek ve Gül’ susturulamaz! Hayat bir mücadele; emekten, barıştan, eşitlikten, adaletten ve özgürlükten yana bilginin tüm toplumla paylaşılmasında önderlik etme işlevi hiçbir zaman bitmez, bitirilemez devam edebilmesi mücadelenin toplumsallaştırılmasında hayat bulur. Dostluk ve dayanışmayla.” dedi. 

9 Eylül Üniversitesi Hastanesi Taşron İşçisi Serpil Altıncelep de Hayatın Sesi’ne ve Ekmek ve Gül’e sahip çıktığını belirterek, asıl amacın kadınların sesini kısmak, kapatmak olduğunu söyledi. “İşçinin emekçinin, kadınların sesi bir olmalı diyen Altıncelep, “Tüm emekçiler de kadınlar da bir araya gelmeli ve dayanışma göstermeli. Sesimiz gür çıkmalı ve buna bir engel getirilmemeli” şeklinde konuştu.  

‘EKMEK VE GÜL GİBİ PROGRAMLARA İHTİYAÇ VAR’

Uçan Süpürge de gönderdiği dayanışma mesajında “Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği olarak, birçok kez birçok konuda bize yer veren, kadın hak ihlallerini ve kadın haklarını ekrana taşıyan Ekmek ve Gül programının yanındayız. 

Televizyon ekranlarında “kadın programı” adı altında sunulan toplumsal cinsiyet eşitliğini yerle bir eden ve kadının toplumsal kalıplarını pekiştiren programların karşısında Ekmek ve Gül gibi kadınların gerçek sorunlarına ve ihtiyaçlarına dikkat çeken programlara ihtiyacımız var. 

Kadın örgütleri ve birçok hak örgütünün sesi olan, temas kurmasını ve dayanışmayı büyüten Hayatın Sesi televizyonu, Ekmek ve Gül programını yeniden ekranda görmek istiyoruz.” 

İMZACI OLAN KURUMLAR VE İSİMLER

17+ Alevi Kadınlar, Adana Kadın Platformu, Almanya Göçmen Kadınlar Birliği, Ankara Feminist Kolektif, Ankara Kadın Platformu, Barış İçin Kadın Girişimi, Bakırköy Belediyesi Direnişçisi Kadınlar, Bursa Panayır Kadın Dayanışma Derneği, Büro Emekçileri Sendikası İzmir Kadın Komisyonu, Çekim Yapan Kadınlar, Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, DİSK Basın İşli Kadınlar, DİSK Kadın Komisyonu, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Taşeron İşçisi Kadınlar, Eğitim Sen Adana Kadın Meclisi, Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Kadın Komisyonu, Emek Partili Kadınlar, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, Filmmor Kadın Kooperatifi, Gülsuyu Gülensuyu Kadın Dayanışmaevi, Halkevci Kadınlar, HDK İzmir Kadın Meclisi, HDK Kadın Meclisi, HDP Ekoloji Komisyonu, HDP Kadın Meclisi, İHD Ankara Şubesi Kadın Komisyonu, İHD İstanbul Şubesi’nden Kadınlar, İHD İzmir Şubesi Kadın Komisyonu, İlerici Kadınlar, İmece Ev İşçileri Sendikası, İmece Kadın Dayanışma Derneği, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi, İzmir Bekev – Buca Evka-1 Kadın Kültür ve Dayanışma Evi, İzmir Bornova Emek Kadın Korosu, İzmir Viyan Kadın Korosu, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, İzmir ÖDP’li Kadınlar, Kadınlarla Dayanışma Vakfı KADAV, Kadın Gazeteciler Takipte Oluşumu, Kadın Özgürlük Meclisi, Kadin Cinayetlerini Durduracagız Platformu, Kampüs Cadıları, Kayseri Kadın Dayanışma Derneği, KESK Ankara Şubeleri Kadın Platformu, KESK İstanbul Kadın Meclisi, KESK İzmir Kadın Meclisi, Kızkardeşim Kadın Dayanışma Derneği, KJA İzmir, Kuzey Ormanları Savunması’ndan Kadınlar, Mor Çetele, Mor Dayanışma, Özgür Genç Kadın, Pendik Kadın Dayanışma Derneği, Sendika.Org’dan Kadınlar, Sosyal Haklar Derneği’nden Kadınlar, Sosyalist Kadın Meclisleri, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Kadın Meclisi, TGS Kadın Komisyonu, TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu, Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği, Uçan Süpürge, Yeni Demokrat Kadın, Yeşiller Ve Sol Gelecek Partisi’nden Kadınlar, Yoğurtçu Kadın Forumu, Yunanistan Bağımsız Kadın Hareketi, Yunanistan Kadın Araştırmaları Merkezi, Telesile Yunanistan Feminist Kadın Ağı, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu.

İsimler ise şöyle: Adalet Aydın, Berna Güler, Feryal Saygılıgil, Füsun Erdoğan, Hasbiye Günaçtı, Meryem Fehime Oruç, Necla Akgökçe, Nil Mutluer, Şefika Gürbüz, Şengül Yüksel. (İstanbul/EVRENSEL)

Ekranların karartılması Twitter’da TT oldu

Muhalif 11 radyo ve 12 TV kanalının kapatılmasına yönelik tepkiler sürüyor. Twitter’da başlatılan “TVmeRadyomaDokunma” hashtag’i TT listesinde ilk sıraya oturdu. 

“TVmeRadyomaDokunma” hashtag’i ile başlatılan kampanya kısa sürede binlerce kişi tarafından twitlenerek TT listesinde ilk sıraya oturdu. Kapatmalara tepki gösterenler, haber alma haklarının gasp edildiğini belirtirken, “Merak etme kumanda bende” göndermeleriyle de ekran karartmalarının işe yaramayacağı mesajını verdi. 

mücella yapıcı [email protected]: Herkesi sadece iktidarın sesine mahküm etmek; toplumsal işkencedir, insan haklarına aykırıdır ve de açıkça faşizmdir… #TVmeRadyomaDokunma

FERHAT TUNÇ: Tüm dünyada Kürtlerin sesini kısmak için her yol deneniyor. @Eutelsat_SA #MedNûçe ‘yi karartmanın karşılığında ne aldı?! #TVmeRadyomaDokunma

BanuGuven [email protected]: Haber alma hakkınıza ve ifade özgürlüğüne sahip çıkmak için gelin ses verin #TVmeRadyomaDokunma

HDP  [email protected]: “Bize dokunmadı, susalım” anlayışı, her gün yeni haksızlıklarla karşı karşıya kalınması demektir. #TvmeRadyomaDokunma

Sebnem KorurFincanci [email protected] Gerçeklere ihtiyacımız her zamankinden çok #TVmeRadyomaDokunma

Filiz Kerestecioğlu [email protected]: Gerçek bir gazeteci siz “sesini kıs” deyince kısmaz, haber almak isteyen halkımız da asla habersiz kalmaz! ama yine de #TVmeRadyomaDokunma

Mehveş Evin  [email protected]: Ancak darbeciler ozgur basini topyekun susturmaya kalkar  #TVmeRadyomaDokunma

Ceren Sozeri [email protected]: Bizim medyamız yalnız değil haber alma hakkımıza sahip çıkıyoruz #TvmeRadyomaDokunma (DİHA)

Özgür Gündem’e ilişkin soru önergesi iade edildi

Özgür Gündem Gazetesi’ne 16 Ağustos Salı günü yapılan baskın sonrası çalışanların gözaltına alınması ve gazete binasının mühürlenerek kapatılmasını soru önergesi olarak Başbakan Binali Yıldırım’a soran Dersim Milletvekili Alican Önlü’ye cevabı TBMM Başkanlığı verdi. Başbakanın yanıtlaması istenen önergeyi, her konuda bilgi alınamayacağı şeklinde cevaplayan Meclis Başkanlığı, soru önergesini de iade etti. 

Soru önergesinde 2014 yılında hazırlanan “Çöktürme planı”nda gazetenin kapatılmasının da planlandığını söyleyen Önlü, baskının da bu plan dahilinde olduğuna dikkat çekti. Yine İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen geçici olarak kapatma kararının gazete yetkililerine tebliğ edilmeden ve gazetenin itiraz hakkını kullanmadan hukuk dışı bir şekilde gazeteye baskın yapıldığını vurgulayan Önlü, bu hukuksuzluğun yanıtlanmasını ve gazete üzerindeki baskıların son bulması için bir girişimde bulunup bulunulmayacağını başbakana sormuştu. 18 Ağustos’ta soru önergesini Meclis Başkanlığı’na veren Önlü’nün sorularına yanıt verilmeyerek, 3 gün gibi kısa bir süre sonra önerge iade edildi.

Önergenin iade gerekçesinde ise, “açık ve belli konular hakkında bilgi istenir” denilerek gazetenin kapatılmasının beli bir plan çerçevesinde yapıldığı kabul edilmiş olundu. (DİHA)