Ana Sayfa Blog Sayfa 6256

DİHA’ya 46. erişim engeli

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Dicle Haber Ajansı’nın yayınını yaptığı “diha-news.link” adresini erişime engelledi. Böylece DİHA, 24Temmuz 2015’ten bu yana 46. kez engellendi.

Erişim engelli açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“5651 sayılı Kanun uyarıcınca yapılan teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucunda bu internet sitesi (diha-news.link) hakkındaki Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 27/09/2016 tarih ve 490.05.01.2016.-150313 sayılı kararına istinaden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından İDARİ TEDBİR uygulanmaktadır.”

“528 çocuk anneleri ile birlikte cezaevinde”

BİRGÜN/ANKARA

CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in cezaevinde anneleri ile birlikte kalan çocukların sayısına ilişkin soru önergesi verdi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “atipik otizmli” Poyraz Ali ile birlikte gündeme gelen cezaevlerinde anneleri ile birlikte kalan çocuklara ilişkin olarak Adıgüzel tarafından verilen soru önergesini yanıtladı. Yanıtta, 10 Haziran 2016 tarihi itibariyle cezaevlerinde annesi ile birlikte kalan çocuk sayısının 528 olduğu belirtilirken, cezaevlerinde anneleri ile birlikte kalan engelli çocuk sayısına ilişkin soru yanıtsız bırakıldı.

Bakan Bozdağ’ın yanıtları üstünkörü hazırladığı üzerinde duran Adıgüzel, verilen yanıtların özensizliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Aylar önce verdiğimiz soru önergesine Bakanlık sağ olsun cevap verdi. Ancak gelen cevaba baktığımızda bu cevabın üstünkörü hazırlandığı, cezaevlerinde anneleri ile birlikte kalan çocukların ihtiyaçlarının tespiti için gerekli bilgilerin paylaşılmadığını görüyoruz. Örneğin; 528 çocuğun hangi cezaevlerinde bulunduğunu, bu çocuklardan kaçının kreş imkânından yararlandığını bilmiyoruz. Verilen cevapta müstakil kadın ceza infaz kurumlarında kreş bulunduğu, ancak müstakil olmayan ceza infaz kurumlarının bir kısmında kreş olmadığı ifade ediliyor. Kreş bulunmayan kurumlar hangisi? Bu kurumlarda kalan çocukların gelişim ve eğitim hakkı önündeki engeller nasıl giderilecek? Bu sorular yanıtsız.”

“Bakanlık, Poyraz Ali’nin annesinden ayrı olduğunu bilmiyor”

OHAL sonrası annesi Zeynep Bakır’ın Silivri’ye nakledilmesiyle annesi ile birlikte Bakırköy Cezaevi’nde kalan Poyraz Ali’nin babasının yanına gönderildiğini anımsatan Adıgüzel, “Bakanlık bize gönderdiği cevapta, Poyraz Ali’nin 2014 tarihinden bu yana bir özel eğitim merkezinde eğitim aldığı ve Mayıs 2014’ten bu yana Kuruma bağlı kreşten yararlandığı ifade ediyor. Doğrudur. Sivil toplumun ve siyasetçilerin sağduyusu ve çabaları ile birlikte Poyraz Ali için cezaevinde eğitim ve rehabilitasyon ortamı yaratıldı. Ancak Bakanlığın bilmediği bir nokta, OHAL sonrası annesinin Silivri’ye sevk edilmesi ile birlikte, 4 buçuk yaşındaki Poyraz Ali artık cezaevinde değil. Poyraz Ali bugün annesine en çok ihtiyaç duyduğu bir yaşta annesinden uzakta” ifadelerini kaydetti.

174 yeni cezaevi yapılacak

Yasal düzenleme hazırlığı yok

Yanıtta, sivil toplum örgütlerinin ihtiyaç olduğu konusunda dikkati çektiği ve denetimli serbestlik sürelerinin 0-6 yaş çocuğu ile cezaevinde bulunan hükümlüleri kapsayacak şekilde uzatılması ile birlikte 5275 sayılı kanunda “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile kısa süreli hapis cezalarının özel infaz şekilleri” ne ilişkin bölümde 0-6 yaş çocuğu olan kadınlara özgü bir düzenleme yapılmasını öngören bir çalışmanın bulunmadığı kaydedildi.

Erdoğan’ın açıklaması Sarraf davasında delil oldu

ABD’de tutuklu yargılanan Rıza Sarraf’ın avukatları, reddi hakim talep dilekçesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sarraf hakkındaki son açıklamalarına da yer verdi.

Avukatlar, üçüncü kez yaptıkları reddi hakim taleplerine bu defa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurul toplantıları için gittiği ABD’den dönüşünde gazetecilere uçakta yaptığı Reza Sarraf hakkındaki açıklamaları kanıt olarak koydu.

Avukatların başvurusunda “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları reddi hakim talebimizin haklılığını doğruladı. Hakim Berman, Yüksel Karkin Küçük hukuk firmasının sponsorluğunda yapılan sempozyumda yaptığı açıklamalarla ABD Kongresi’nin onayı olmadan kendisini istemeden uygunsuz biçimde uluslarası ilişkilerin hassas meselelerine sokmuş oldu” denildi.

Sarraf’ın avukatları, dilekçelerinde Reuters ve Hürriyet Daily News’ün Erdoğan’ın açıklamalarıyla ilgili haberlerine de yer verdi. Erdoğan, uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada Reza Sarraf için “Kaldı ki gerek Adalet gerek Ekonomi Bakanlığımız’ın yaptıkları çalışmalara göre, bu kişinin bir suçu da bulunmuyor. İran da aynı şeyi söylüyor. Ancak buna rağmen bu kişi 6 aydır ABD’de tutuklu durumda” demişti. Erdoğan, ayrıca, “Savcı Bharara da hâkim Richard Berman da Türkiye’de daha önce FETÖ tarafından ağırlanmış isimler. Yani Adalet Bakanlığı Sarraf’ı tutup orada FETÖ’nün yedirip içirdiği isimlere teslim ediyor” demişti.

Rıza Sarraf’ın eşi Ebru Gündeş’in mal varlığı

Hayatın Sesi yayını OHAL kapsamında Başbakanlık emri ile

TÜRKSAT, 20:00 itibariyle Jiyan TV, Zarok TV, Hayatın Sesi TV, TV 10 ve Van TV dahil çok sayıda kanalın yayınını gerekçe göstermeden durdurdu. Kanalların kapatılmasına karşı bugün saat 18’de Taksim Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yapılacak.

Hayatın Sesi televizyonu internet üzerinden yayın yapmaya devam ediyor.

Kanalın Haber Koordinatörü Ercüment Akdeniz taraflarına ulaşan resmi bir bilgi olmadığını duyurdu.

Kapatma kararına gerekçe olarak Başbakanlık emri gösterildi.

Sosyal medyada #HayatınSesiSusturulamaz kampanyası başlatıldı.

Hayatın Sesi; “Yayınımız keyfi bir biçimde durdurulmuştur” açıklaması yaptı.

Hayatın Sesi ve kapatılan diğer TV kanallarının karartılmasına karşı bugün (29 Eylül) saat 18’de Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yapılacak.

Yayınımız internet üzerinden devam ediyor. https://t.co/AzM9UUKzRE’ten devam ediyoruz. #HayatınSesiSusturulamaz diyoruz!

— Hayatın Sesi (@hayatin_sesi) September 28, 2016

Şırnak Cezaevi’nde yangın: 1 mahkum hayatını kaybetti

Şırnak’ta Yeşilyurt mahallesinde bulunan Şırnak T tipi Cezaevi’nde akşam saatlerinde çıkan yangında 1 mahkumun yaşamını yitirdiği, 1 mahkumun da yaralandığı belirtildi. İtfaiyenin müdahalesiyle söndürülen yangında 10 infaz koruma memuru da dumandan etkilendi.

Yeşilyurt mahallesi Rezuk caddesinde bulunan Şırnak T Tpi Ceza ve İnfaz Kurumu’nda bu akşam saat 19.30 sıralarında belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangna ilk önce cezaevinde görevli infaz koruma memurları müdahale ederken, daha sonra iitfaiye ekiplerinin müdahalesi ile yangın söndürüldü.

Elektrik kontağından çıktığı değerlendirilen yangında ilk belirlemelere göre 1 mahkum yaşamını yitirirken, 1 mahkum da yaralandı. Yangına ilk müdahaleyi yapan 10 infaz koruma memuru yoğun dumandan etkilendi. Cezaevi çevresi güvenlik kordonuna alınırken, yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.

Dicle Haber Ajansı (DİHA) ise, sokağa çıkma yasağının devam ettiği Şırnak’ta mahkumların uzun süredir aileleri ile görüştürülmemesi üzerine isyan çıkardıklarını öne sürdü

HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü ise, cezaevi yönetiminin ve Cumhuriyet Başsavcısı’nın kendilerine yanıt vermediğini, Adalet Bakanlığı aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcısı’na ulaşılmaya çalışıldığını söyledi.

Şırnak cezaevinde çıkan yangında ölü ve yaralı haberleri alıyoruz.
Geçmiş tecrübelerden kaynaklı endişemiz oldukça yüksek.

— Ferhat Encu (@FerhatEncu) September 28, 2016

Encü, Twitter’dan paylaştığı mesajında “Şırnak Cezaevi müdürü telefonlarımıza çıkmıyor. Orada bulan bir personel bilgi veremiyorum deyip duruyor. Durum ciddi” ifadelerini kullandı.

MGK’den OHAL’i uzatma tavsiyesi çıktı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında cumhurbaşkanlığı sarayında yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi. Başbakan Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler’in katıldığı toplantı 6 saat sürdü.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Demokrasimizin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmasının devamlılığını sağlamak amacıyla olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır. FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişimi tarihinin her yıl, ‘Demokrasi ve Özgürlükler Günü” olarak anılması tavsiye edilmiştir. Terör örgütleri tarafından kullanılan ve hudut bölgemizde güvenlik riski doğuran Suriye’nin kuzeyinde ‘terörden arındırılmış güvenli bölge’ tesisi ile ‘uçuşa yasak bölge’ uygulamasının gerekliliği üzerinde durulmuştur” ifadesi kullanıldı. (DHA)

TÜRKSAT, Hayatın Sesi dahil birçok kanalın yayınını durdurdu

TÜRKSAT,  20:00 itibariyle Jiyan TV, Zarok TV, Hayatın Sesi TV, TV 10 ve Van TV dahil çok sayıda kanalın yayınını gerekçe göstermeden durdurdu.

Hayatın Sesi’ne henüz resmi bir bilgilendirme yapılmazken, kanal yöneticileri, Başbakanlık emriyle OHAL kapsamında yayının durdurulduğuna dair bilgi edindiklerini söylediler.

TÜRKSAT’ın yayınını durdurduğu Hayatın Sesi TV, #HayatınSesiSusturulamaz başlığıyla özel yayına başladı. Yayını internetten İzlemek için tıklayın.

HAYATIN SESİ CANLI YAYINI

İMC TV’ye konuşan Zarok TV’den Dilek Demirtaş, “Bize herhangi bir bilgilendirme yapılmış değil. Bir tebligatta bulunulmadı. RTÜK yetkilileriyle görüştük, bize KHK ile böyle bir karar verildiğini söylediler” dedi. Demirtaş, gerekli itirazları yapacaklarını söyledi.

#HayatınSesiSusturulamaz

#HayatınSesiSusturulamaz

Hayatın Sesi TV izleyicileri, sendikacılar, siyasi partiler, gazeteciler, akdemisyenler, işçi ve emekçiler yayının durdurulmasına karşı #HayatınSesiSusturulamaz hashtag’i ile tepkilerini dile getiriyorlar. 

HDP: Her alanda olduğu gibi medyada da teklik isteyen AKP-Saray iktidarı, farklı sesleri boğmaya çalışıyor. Özgür yayıncılığın sesi kesilemez!

CHP Milletvekili Mehmet Tüm: AKP muhalif olan hiç bir sese tahammülü yok @hayatin_sesi tv hiç bir gerekçe göstermeden Türksat’dan çıkarıldı #HayatınSesiSusturulamaz

Aydın Çubukçu: AKP’ye biat etmeyen herkes susturulmak isteniyor. Halk sayılmayan milyonlarca insanın meselesidir.

Tuğba Tekerek: Tv kanalları susturuluyor, bunun haberini bile yapmıyor diğer kanallar #HayatınSesiSusturulamaz #GazetecilikSuçDeğil

Orhan Alkaya: #HayatınSesiSusturulamaz

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan: Havuz medyası dışında haber kanallarına tahammülleri yok. @hayatin_sesi @jiyan_tv  @ZarokTV @TV10_ @VanTV_resmi #BasınÖzgürlüğüEngellenemez

KESK: İşçi ve emekçilerin sesi, her zaman gerçeklerden yana olan Hayatın Sesi TV karartılamaz! Basın özgürdür! Sansür edilemez! 

Nilgün Ongan: Grevdeki işçinin, işten atılan emekçinin, şiddet gören kadının sesi susmaz! #HayatınSesiSusturulamaz

Özgür Müftüoğlu: Bir iktidar özgür basının sesini keserek halkın gerçekleri öğrenmesini neden istemez? #HayatınSesiKarartılamaz

Mücella Yapıcı: Özgürlüğe,demokrasiye,evrensel hukuka insan haklarına aykırı uygulamaların kılıfı olan “Ohal” derhal kaldırılsın… #HayatınSesiSusturulamaz

Alper Taş: Hayatın Sesi OHAL kapsamına sığmaz. #HayatınSesiSusturulamaz #OHALDerhalKaldırılmalıdır

#HayatınSesiSusturulamaz hakkındaki Tweetler

#HayatınSesiSusturulamaz

 TÜRKSAT, Hayatın Sesi dahil birçok kanalın yayınını durdurdu

Hayatın Sesi ve diğer TV kanallarının karartılmasına karşı yarın (29 Eylül Çarşamba) saat 18’de Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yapılacak. 

HAYATIN SESİ’NİN YAYINININ DURDURULMASINA TEPKİLER…

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba:

AKP’nin OHAL’i fırsata çevirerek muhalif yayınları susturmaya çalıştığını söyleyen Ağbaba, “AKP’nin rahatsız olduğu, AKP’nin politikalarını eleştiren, özgürce gazetecilik yapmaya çalışan, özgürce televizyonculuk yapmaya çalışan bir kanalın susturulmaya çalışıldığını düşünüyoruz. Bu yayın kuruluşunun geçmişteki bakışı belli. Yayın politikası belli. Bu yayın politikasını OHAL’le susturmaya çalışmak hukuksuz” dedi. OHAL’in sadece Gülen Cemaati’yle mücadele için çıkartıldığını ifade eden Ağbaba, “Şimdiye karşı özellikle Gülen Cemaatine karşı eskiden beri tutumu net olan bir kanalın susturulması tam anlamıyla bir hukuksuzluk. Bu televizyonun geçmişte AKP’nin Gülen Cemaatiyle iş birliği yaparkenki tavrı belli. 15 Temmuz akşamı olan tavrı belli. 15 Temmuz sonrası olan tavrı belli. Darbeye karşı net tutum alan, her türlü darbeyi reddeden bir yayın kuruluşunun kapatılması tam anlamıyla bir hukuksuzluk. AKP’nin çelişkisini gösteren bir uygulamadır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Belki buradan susturulacaktır ancak bu anlayışa karşı herkesin ortak mücadele etmesi gerekir. Bu kanalın susturulması demek Türkiye’deki azıcık demokrasi kırıntısının da yok edilmesi demektir” diye konuştu. Ağbaba, CHP olarak basın özgürlüğünün yanında olduklarını vurguladı.

HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken:

Ortada herhangi bir hukuksal süreç söz konusu değil. Tebligat yok. RTÜK’te böyle bir konu hiçbir şekilde tartışılmadı. Bu yönlü RTÜK’ün yayın organlarına ulaştırdığı tek bir bilgi kırıntısı devrede değil. Daha önce Fetullahçı yapılanmayla mücadele için çıkartılmış olan bir kanun hükmündeki kararnameye atıf yapılarak başbakanlık bünyesinde kurulan bir komisyonun önüne gelen istihbarat raporlarını referans alarak RTÜK’e göndermiş olduğu bir yazıyla birlikte RTÜK başkanının RTÜK’ün normal işleyişini de çiğneyerek doğrudan TÜRKSAT’a yazmış olduğu bir yazı uyarınca bu darbe saldırısı gerçekleşmiş” dedi. Bu saldırının sadece özgür basın geleneğine yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Baluken, “Bu doğrudan Türkiye demokrasisine ve hukuk devleti normlarına yapılmış açık bir saldırıdır. AKP’nin, Erdoğan’ın yaratmış olduğu faşizm dalgasının gelmiş olduğu boyutu göstermesi açısından önemlidir. Erdoğan ve AKP ilk saatlerden itibaren 15 Temmuz darbe girişimini Allahın bit lütfu olarak değerlendirip daha önce planladıkları bir karşı  darbeyi hayata geçirdimek için bir fırsat olarak değrlendirmişlerdir. 
AKP’nin siyasal alana, yerel yönetimlere, kamusal alana, bir bütün olarak toplumsal yaşamı boğmaya yönelik saldırılarının  bir devamının bugün de muhalif kanalların kapatılmasıyla sürdürüldüğünü vurgulayan Baluken, “Yüzlerce gazetecinin gözaltına alınması, onlarcasının tutuklanmış olması, barışı, demokrasiyi ve emeği savunan akademisyenlerin, aydın ve yazarların AKP faşizmiyle sürekli muhatap olması bu darbe saldırısının amacını net olarak ortaya koyuyor. AKP uyguladığı bu faşizm ve darbe pratiğinden, halklarımıza dayatmış olduğu bu savaş konseptinden bir şekilde susturulmuş bir toplum çıkarmak istiyor. Şunu söyleyebiliriz AKP bu korkusunda haklıdır. Demokrasiyi, barışı, emeği savunanlar devreye giren darbe saldırılarının boyutu ne olursa olsun asla susmayacaklardır” diye konuştu. 

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç: Biz zaten RTÜK içerisinde bir takım kapatma girişimleri olduğu duyumunu almıştık. Bu sebeple de yarın ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan randevu almıştık. Görüşmek için gidiyorduk. Bu akşam olması sürpriz oldu ama bu biliniyordu. Sadece Hayatın Sesi değil bütün muhalif kanalların kapatılması, muhalif seslerin kesilmesi için, sadece mutlak AKP iktidarı için böyle bir yola gidecekleri belliydi. Bu, sınıfa karşı yapılmış bir harekettir. Neticede Türkiye’de çok kötü zamanlar yaşıyoruz. Bunlar daha da kötü zamanlar yaşayacağımızı gösteriyor. Demokrasiyi bitirme, mutlak bir iktidar yerleştirme hevesleri maalesef ki bizi bütün dünyaya rezil ediyor.Ülkede demokrasi var deniyor gazeteler kapatılıyor, televizyonlar kapatılıyor. Yüzü aşkın gazeteci cezaevinde tutuklu. Bunun adı demokrasi değil.  
Güç, randevu iptal edilmezse CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmeye gidecekleri bilgisini de paylaştı. 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Başkanı Turgay Olcayto: Bunlar çok da beklemediğim kararlar değil. Artık bu senaryoya alıştık. Bir takım iktidara yakın gazeteciler ve gazeteler bir yerleri hedef gösteriyorlar. Biraz bekliyorsunuz sonra aradan bir ay geçmeden o hedef yerini buluyor. Hükümet harekete geçiyor. OHAL’i bahane ederek o yayınları kesiyorlar. Ben doğrusu böylesini askeri darbelerde, 12 Mart’larda, 27 Mayıslar’da daha sonra 82’de en ağırıydı. Böylesine rastlamadım. Bu kadar pervasızlığıa bu kadar hukuksuzluğa tanık olmadım. Türkiye bir yasaklar ülkesi. Halkın haber alma hakkı, bilgi edinme hakkı yasaklanıyor. Ondan sonra Türkiye’de demokrasi var. Demokrasi için insanları meydanlara çağırıyorlar. Hangi demokrasi? Hiçbir kurumu işlemeyen, her kurumu sakat olan bir demokrasinin içerisinde yaşıyoruz
Yarın hem basın açıklamaları hem de iktidar nezlinde girişimlerinin olacağını da ekleyen Olcayto, gazeteciler arasındaki dayanışmanın eksikliğine vurgu yaparak şu eleştiriyi yaptı: “Basının bu kadar bölündüğü, bu kadar parçalandığı bir dönemi yaşamadım. Elbette eskiden beri iktidara yakın basın vardır. Arada iktidarı destekleyen basının çabaları olur ama bu kadar nefret söylemi içerisinde karşısındaki gazeteciyi hedef alan, gazeteyi kapatacak ithamlarda bulunan gazetecilere hiç rastlamamıştım. Demekki bizde bir sakatlık var. Ama biz elimizden geleni yapacağız. Umutsuz olmak bize yakışmaz sonuna kadar mücadelemişzi sürdüreceğiz.” 

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu:

Hayatın Sesi’nin de aralarında olduğu TV kanallarının yayının durdurulması demokrasiye, ifade özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına vurulan bir darbedir. AKP’nin  her ortamda kendi lehine kullanacak bir zemin hazırladığını söyleyen Tanrıkulu, “Biz buna karşı çıkacağız. Boynumuzu uzatmayacağız, sıramızı beklemeyeceğiz, beklememeliyiz. Birbirimizle olan ön yargılarımızı bir kenara bırakarak bütün demokrasi güçlerinin bir arada olması lazım. Ortak bir zeminde buluşarak bu diktatörlük anlayışına karşı bir arada olmalıyız. Bizim görevimiz izlemek değil, karşı çıkmak ve durdurmaktır” dedi.  

Hayatın Sesi TV izleyicileri, sendikacılar, siyasi partiler, gazeteciler, akdemisyenler, işçi ve emekçiler yayının durdurulmasına karşı #HayatınSesiSusturulamaz hashtag’i ile tepkilerini dile getiriyorlar. 

HDP: Her alanda olduğu gibi medyada da teklik isteyen AKP-Saray iktidarı, farklı sesleri boğmaya çalışıyor. Özgür yayıncılığın sesi kesilemez!

CHP Milletvekili Mehmet Tüm: AKP muhalif olan hiç bir sese tahammülü yok @hayatin_sesi tv hiç bir gerekçe göstermeden Türksat’dan çıkarıldı #HayatınSesiSusturulamaz

Aydın Çubukçu: AKP’ye biat etmeyen herkes susturulmak isteniyor. Halk sayılmayan milyonlarca insanın meselesidir.

Tuğba Tekerek: Tv kanalları susturuluyor, bunun haberini bile yapmıyor diğer kanallar #HayatınSesiSusturulamaz #GazetecilikSuçDeğil

Orhan Alkaya: #HayatınSesiSusturulamaz

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan: Havuz medyası dışında haber kanallarına tahammülleri yok. @hayatin_sesi @jiyan_tv  @ZarokTV @TV10_ @VanTV_resmi #BasınÖzgürlüğüEngellenemez

KESK: İşçi ve emekçilerin sesi, her zaman gerçeklerden yana olan Hayatın Sesi TV karartılamaz! Basın özgürdür! Sansür edilemez! 

Nilgün Ongan: Grevdeki işçinin, işten atılan emekçinin, şiddet gören kadının sesi susmaz! #HayatınSesiSusturulamaz

Özgür Müftüoğlu: Bir iktidar özgür basının sesini keserek halkın gerçekleri öğrenmesini neden istemez? #HayatınSesiKarartılamaz

Mücella Yapıcı: Özgürlüğe,demokrasiye,evrensel hukuka insan haklarına aykırı uygulamaların kılıfı olan “Ohal” derhal kaldırılsın… #HayatınSesiSusturulamaz

Alper Taş: Hayatın Sesi OHAL kapsamına sığmaz. #HayatınSesiSusturulamaz #OHALDerhalKaldırılmalıdır (MEDYA SERVİSİ)

İlhan Çomak davasında karar yok: Dava 5 Ekim gününe ertelendi

Hakkındaki hüküm bozulmasına rağmen 22 yıldır tutuklu yargılanan İlhan Çomak’ın bugünkü duruşmasından karar çıkmadı. Mahkeme heyeti, avukatların salonu terk ettiği duruşmayı 5 Ekim gününe erteledi.

AVUKATLAR SALONU TERK ETTİ
Duruşma iddia makamının mütalaasını sunması ile başladı. İddia makamı, Çomak’a daha önce verilen ve kesinleşen hükmün onanmasına mütalaa etti. Bunun üzerine Çomak’ın avukatları savunma için ek süre istedi. Mahkeme heyetinin taleplerini reddetmesi ve Çomak’ın savunma yapması için ek süre verilmemesi üzerine avukatlar ve salondaki izleyiciler, “direne direne kazanacağız” sloganları atarak duruşma salonunu terk etti.

İlhan Çomak’tan karar duruşması öncesi mektup: Eğer dışarı çıkarsam…

DAVA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti ise kararını müzakere etmek için duruşmaya yeniden ara verdi. Aranın ardından heyetin bu duruşmada bir karar açıklamayacağı bildirildi. Dava, 5 Ekim Çarşamba gününe ertelendi.

Alevilerin sesi TV 10 susturuldu!

TÜRKSAT,  20:00 itibariyle Jiyan TV, Zarok TV, Hayatın Sesi TV, TV 10 ve Van TV dahil çok sayıda kanalın yayınını gerekçe göstermeden durdurdu. Konu hakkında TV 10 yazılı bir açıklama yaptı. İşte o açıklama;

 

TV10’DAN KAMUOYUNA AÇIKLAMA

Alevilerin sesi TV 10 susturulmak isteniyor.

BU GÜN SAAT 20:00 DEN İTİBAREN YAYINIMIZ KESİLDİ.

TÜRKSAT ve RTÜK ile yaptığımız görüşmeler sonucunda bu gün çıkan KHK (kanun hükmünde kararname) ile yayınımızın durdurulduğu bilgisine ulaştık.

15 Temmuz gecesi darbeciler tarafından kesilen yayınımız bu günde KHK ile kesiliyor. Alevi toplumun sesi TV10 başbakanlık emriyle OHAL kanunlarına dayanarak hukuksuz bir biçimde yayını kesildi. İktidarı kayıtsız şartsız desteklemeyen medyaya verilen bu gözdağı giderek genişleyeceğine hiç şüphe yok. Hukuksal çerçevede yapılması gereken girişimler sonuna kadar yapılacaktır.

TV10 2011 yılından beri aralıksız alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erkânını, Samsundan, Dersime, Tokat’a, Adıyaman, Terolara, Tekirdağ’a, Hacıbektaş’a, Antakya’ya ve Türkiye’nin her tarafında ekranlarına taşıdı. Alevilerin sesi, soluğu oldu.

Tam da Alevilerin Masum-u Pak orucunun başladığı bu gece ve arkasında Yas-ı Muharrem’in başlayacağı bir zamanda TV10’nu susturmaya çalışmak manidar değil mi? Alevilerin evlerinin işaretlendiği bir dönemde bunu yakmak ne anlama geliyor?

Basın yayın ilkelerinden ödün vermeden, özgürlükçü, demokratik, halkçı, barışçıl ve şiddeti âmâsız ret eden yayın politikamızı kendimize rehber edindik. Toplumun dili, gözü, kulağı olduk.

Alevi toplumunun ve demokratik kamuoyunun bu hukuksuzluğu ve yok saymayı kabul etmeyeceğini ve kendi sesine sahip çıkacağına inanıyoruz.

HAKK’IN VE HAKİKATİN SESİ OLMAYA DEVAM EDEĞİZ.

Tv10 Yönetim Kurulu A.

Veli Büyükşahin