Ana Sayfa Blog Sayfa 6257

Suudi kadınlar erkek vesayetine karşı kampanya başlattı

Suudi Arabistan’da çalışma, eğitim, evlilik ve kadın akrabaların seyahati üzerindeki erkek denetiminin kaldırılması için hazırlanan dillekçe binlerce kişi tarafından imzalandı.

İmza kampanyasını hazırlayanlardan Riyadlı Aziza Al-Yousef Suudi Arabistan’daki kadınlara eşit muamele edilmesini, kadınlara ergenlik yaşı saptanmasını ve kadınların kendi hayatlarından sorumlu olabilmesini istediklerini söyledi.

Emekli Profesör Al-Yousef Fransız Haber Ajansı’na (AFP) yaptığı açıklamada 14 bin 700 kişinin imzaladığı dilekçeyi kraliyet yönetimine sunmasına izin verilmediğini ve istendiği takdirde aktivistlerin dilekçelerini postayla gönderebileceklerini söyledi.

Kadınlara günlük hayatta en fazla kısıtlama uygulayan ülkelerden biri olan Suudi Arabistan’da kadınların araç kullanılmasına izin verilmiyor. Kadınlar ancak baba, koca ya da erkek kardeşlerinin izniyle üniversiteye gidebiliyor ya da seyahat edebiliyor. Suudi Arabistan’daki kadın mahkûmlar eşleri tarafından kabul edilmedikleri takdirde cezaevinden çıkamıyor.

Erkek vesayetinden kurtulmak isteyen kadınlar bu uygulamanın kaldırılması talebiyle iki ay önce Twitter üzerinden kampanya başlatmışlardı. New York’taki İnsan Hakları İzleme Örgütü kampanyanın büyük ilgi gördüğünü ve son yıllarda atılan reform adımlarına rağmen bekçilik sisteminin kadınların medeni haklara kavuşmaları önündeki en büyük engeli oluşturduğunu duyurdu.

Kadın özgürlüğü ekonomiye yarar sağlayacak

Örgüt, önyargısız erkeklerin yaşadığı ailelerde kadınlara bazı konularda izin verildiğini ancak izin belgesinin erkek tarafından imzalanması gerektiğini bildirdi.

Kadın hakları savunucusu Nassima al-Sadah bu uygulamanın 30 yıl önce başlatıldığını söyledi. Aktivistler vasilik sisteminin kaldırılmasının, yönetimin kadınlar arasındaki istihdamı arttırma hedefine uygun olduğunu ve kadınların iş bulmasını kolaylaştıracağını belirtiyorlar.

Suudi Arabistan yönetimi 2030 yılına kadar petrol ihracatına bağımlılıktan kurtulmak amacıyla kapsamlı ekonomik ve sosyal reformlar yapılmasını kararlaştırmıştı. Ulusal Transformasyon Planı’nda, çalışan kadınların faal nüfus içindeki payının 2020 yılına kadar yüzde 23’ten yüzde 28’e çıkarılması öngörülüyor. Suudi Arabistan’daki işsiz kadınların oranı geçen yıl yüzde 33,8’e çıkmıştı. Bakanlar kurulu danışma şurasının tavsiyesi üzerine kadınlara yerel seçimlere katılma hakkı tanınmış ve aralık ayındaki seçimde kadınlar ilk kez oy kullanabilmişti. Yerel seçimlerde 2016 belediye meclisi üyeliğinden 20’sine kadınlar seçilmişti.

© Deutsche Welle Türkçe

DW,afp/AG/BÖ

ABD Irak’a 600 asker gönderecek

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, IŞİD kontrolündeki Musul kentinin kurtarılması için asker göndermeye hazır olduklarını açıkladı. Carter, ABD Başkanı Barack Obama ile Irak Başbakanı Haydar El İbadi’nin 600 Amerikan askerinin daha konuşlandırılması konusunda uzlaştığını bildirdi. Amerikan birliklerinin Irak ordusunu eğiterek, danışma ve lojistik destek sağlayacağı belirtildi.  

Haydar El İbadi

  

Irak destek istedi

Başbakan Haydar El İbadi’nin bürosundan yapılan açıklamada, Irak Hükümeti’nin Musul’u kurtarma operasyonu öncesinde ‘son defa olmak üzere’ Washington’dan askeri eğitmen ve danışman talep ettiği dile getirildi. Irak’ta halihzırda 4 bin 600 ABD askeri görev yapıyor. Amerikan askerlerinin çoğunluğu Irak ordusu ile Kürt peşmergeleri eğitmek ve danışma hizmeti sunmak amacıyla bölgede bulunuyor. Bazıları IŞİD’e karşı yapılan kara operasyonlarında da yer aldı. Şimdiye kadar 3 Amerikan askeri IŞİD militanları tarafından öldürüldü. 

Musul stratejik açıdan önemli

Musul IŞİD’in Irak’taki son büyük kalesi. Ayrıca Musul bölgedeki petrol üretimi açısından da stratejik öneme sahip. IŞİD Musul’u 2014 yazında kontrolü altına almıştı. Birleşmiş Milletler Musul’u kurtarma operasyonun bir milyon insanın göçüne yol açabileceğini belirtti.        

© Deutsche Welle Türkçe

DW/dpa, Afp

Af Örgütü: Sudan’da kimyasal silah kullanıldı

 

Uluslararası Af Örgütü, Sudan’ın Darfur bölgesiyle ilgili raporunu açıkladı. Raporda Sudan yönetimine suçlamalar yönelten Af Örgütü, bu yılın başından bu yana 30 vakada sivillere kimyasal saldırı saptandığı belirtildi. Raporda Darfur’un Cebel Marra bölgesinde bu yılın başından beri 200 ila 250 kişinin kimyasal saldırılarda öldüğü ifade edildi.

Af Örgütü, rapordaki verileri uydu görüntüleri ve görgü tanıkları ile yaptıkları görüşmelerden elde ettiklerine işaret etti.

Saldırılarda hayatını kaybedenlerin çoğunluğunun çocuk olduğuna dikkat çeken Af Örgütü temsilcisi Tirana Hassan, elde ettikleri fotoğraf ve video görüntülerinde kimyasal saldırıdan sonra kan tüküren, nefes darlığı çeken çığlık atan çocukların yer aldığını anlattı. Kimyasal silah uzmanlarının da görüntüleri değerlendirdiğini belirten Hassan, uzmanların hardal gazı gibi yakıcı maddelerin kullandığını tahmin ettiğini dile getirdi.

Kimyasal silah kullanılmasının bir savaş suçu olduğunu söyleyen Hassan, Sudan hükümetinin kendi halkına karşı tekrarlanan bu muamelesinin artık görmezden gelinemeyeceğini de ifade etti.

Sudan’ın Cebel Marra bölgesinde 2016 yılının başında isyancı gruplara karşı büyük bir askeri operasyon başlatılmıştı. Cebel Marra’nın bulunduğu Darfur’da ise 13 yıldan beri iç savaş devam ediyor. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre bölgede çatışmalar yüzünden 80 binden fazla insan evsiz kaldı.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/epd/HS/BÖ

Hayatın Sesi: Yayınımız durduruldu, susmayacağız!

Yayını TÜRKSAT tarafından hiçbir gerekçe bildirilmeden durdurulan Hayatın Sesi TV, yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“TEK SESE BİAT ETMEYECEĞİZ!
Televizyonumuzun yayını hiçbir resmi tebligat olmadan keyfi bir biçimde kesildi.
TÜRKSAT’tan bize sözlü olarak verilen bilgiye göre, Hükümet KHK’sına dayanarak verilen talimat doğrultusunda TÜRKSAT yayınımızı durdurdu.
Bir süredir AKP Hükümeti’nin RTÜK aracılığıyla televizyonumuza yönelik para cezaları ve idari cezalarla bir baskı süreci işlettiğini kamuoyu ile daha önce paylaşmıştık. Son 3 ay içerisinde 4 kez para cezası, 4 kez de uyarı cezası olmak üzere televizyonumuza 8 ceza verildi. Bu cezaların yayın durdurma ve televizyonumuzu tümden kapatmaya yönelik adımlar olduğunu ifade etmiştik.
Şimdi, Hükümet, RTÜK’ü bile beklemeden, OHAL ve KHK düzenine dayanarak televizyonumuzun yayını durdurdu.
Hayatın Sesi, sermayeye karşı işçi ve emekçilerin, gerici dayatmalara karşı laikliğin, savaştan nemalananlara karşı barışın, bütün ezilen ve sömürülen halkların sesidir. Hükümet, bu sese düşman olduğunu ilan etmiştir.
Emek, demokrasi, laiklik ve barışı temel ilkeler olarak benimseyen televizyonumuza yönelik bu keyfi kararı kınıyoruz. Tüm emekçileri ve ezilenleri de televizyonumuzla dayanışmaya, haber alma hakkına, basın özgürlüğüne sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Bütün bu cezalandırma sürecinde daha önce de söylediğimiz sözün arkasındayız:
Hayatın önünde duramazsınız. Tek sese biat etmeyeceğiz!
Hayatın Sesi Televizyonu.” (MEDYA SERVİSİ)

TÜRKSAT, Hayatın Sesi dahil birçok kanalın yayınını durdurdu

#HayatınSesiSusturulamaz

EMEP: Halkın haber alma hakkı engellenemez!

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, 12 televizyon kanalının yayınının durdurulmasına dair açıklama yaptı.

“Halkın haber alma hakkı engellenemez!” diyen Gürkan’ın açıklaması şöyle:

“Başbakanlığın talimatı ile aralarında Hayatın Sesi TV, TV 10,Van TV, Jiyan TV ve Zarok TV’nin de bulunduğu 12 televizyon kanalı ve radyonun yayınına son verildi.

Siyasi iktidar TÜRKSAT uydusundan kendi politikaları açısından sorun olarak gördüğü hiçbir televizyon kanalının yayınına izin vermeyeceğini böylelikle ilan etmiştir. 

15 Temmuz darbe girişimini kendisi için bir fırsata dönüştüren AKP iktidarı, içeride ve dışarıda sürdürdüğü savaş ve sömürü politikalarının karşısında duran basın organlarını susturarak, halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne ağır bir darbe indirmiştir.

Ancak milyonerlerin değil, milyonların sesi olan televizyon kanalları, basın organları, milyonerlerin iktidarları tarafından susturulamaz. Sermaye iktidarları geçicidir. Kalıcı olan halklardır ve onların sesi olanlardır.

Bu ağır sansür uygulaması karşısında yapılması gereken işçi ve emekçilerin kendi birikimleriyle kurulan televizyon kanallarına sahip çıkmaktır. Bu sansüre karşı halkın haber alma hakkını savunmak, basın özgürlüğünün kazanılması bakımından da hayati önemdedir. Bütün Emek Demokrasi ve Barış güçlerini, bu ihlale itiraz etmeye, demokrasi mücadelesinin bir parçası olan basın-ifade özgürlüğünü savunmak ve kazanmak için mücadeleye çağırıyoruz. (MEDYA SERVİSİ)

TÜRKSAT, Hayatın Sesi dahil birçok kanalın yayınını durdurdu

Hayatın Sesi: Yayınımız durduruldu, susmayacağız!

#HayatınSesiSusturulamaz

Radyo Ses’in kapısına mühür vuruldu

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Başbakanlık kararıyla OHAL sürecinde yayımlanan 668 sayılı KHK kapsamında dün Türksat üzerinden yayın yapan aralarında Hayatın Sesi, TV 10, Van TV, Jiyan TV, Azadi TV ve Zarok TV’nin de bulunduğu 12 televizyon kanalının yayını durmasının ardından bu sabah da bir radyonun kapısına mühür vuruldu.

Mersin’de yerel yayın yapan Rodya Ses’in Akdeniz ilçesinde bulunan merkezinin kapısına muhür vürüldu. 

Edinilen bilgilere göre, dün gece içeride hiçkimsenin bulunmadığı saat 23:45 sıralarında radyoya gelen polisler, kapıyı kırarak içeri girmiş. İçerde yaptıkları aramanın ardından yayını kesen polisler, daha sonra kapısına mühür vurdukları radyodan ayrıldı. Vurulan mühürde ise gerekçe olarak şu ifadeler yer aldı: “Radyo Televizyon Üst Kurulu İzinle Tahsisler Daire Başkanlığı’nın 28 09 2016 tarih ve E-25717 sayılı yazı ile 22072016 tarih ve 668 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 2. maddesi 4. fıkrası uyarınca Radyo Ses isimli radyonun yayını kesilerek kapısı mühürlenmiştir.”

Sabah geldiği radyonun kapısına vurulan mühür ile karşılaşan Radyo Çalışanı Fatma Ölmez, avukatları dahil hiç kimseye haber verilmeden radyolarının korsanvari bir şekilde kapatıldığını söyledi. (DİHA)
 

Radyo Dünya’ya polis baskını

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Başbakanlık kararıyla OHAL sürecinde yayımlanan 668 sayılı KHK kapsamında dün 10’un üzerinde televizyon kanalının yayını durmasının ardından Mersin’de bulunan Radyo Ses’in dün kapısına mühür vurulurken, Adana’da yerel yayın yapan Radyo Dünya’ya ise polis baskın yaptı. 

Seyhan’da ilçesinde bulunan merkez binasında arama yapan polisin radyonun yayınını keseceği öğrenildi. 

Ayrıntılar geliyor. (DİHA)

Radyo Ses: Gerçeklerden korkuyorlar

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Başbakanlık kararıyla OHAL sürecinde yayımlanan 668 sayılı KHK kapsamında dün Türksat üzerinden yayın yapan ve aralarında Hayatın Sesi, TV 10, Van TV, Jiyan TV, Azadi TV ile Zarok TV’nin bulunduğu 12 televizyon kanalının yayınının durdurulması ardından bu sabah Radyo Ses’in yayını kesilerek kapısına mühür vuruldu.

Adana’dan yayın yapan Radyo Dünya’ya aynı saatlerde baskın düzenleyen polisin radyodaki aramaları devam ediyor. 

‘GERÇEKLERİN HALKA ULAŞILMASINI İSTEMİYORLAR’

Sabah saat 07.00 gibi program yapmak için radyoya geldiğinde kapıdaki mühürle karşılaştığını ifade eden Radyo Ses çalışanı Fatma Ölmez, “Dün gece saat 21.30’a kadar radyodaydım. Bu karar 22 Temmuz’da alınmış. Ama bize herhangi bir tebligat yapılmadı” dedi. Dün gece kapı kırıldıktan sonra içeri girildiğini ve yayının durdurulduğunu ifade eden Ölmez, her dilden yayın yapan radyonun kapatılma gerekçesi hakkında bilgilerinin olmadığını söyledi.

Özgür basına yönelik uzun zamandır bir yönelimin söz konusu olduğunu vurgulayan Ölmez, gerçeklerin halka ulaşılmasının istenilmediğini kaydetti. “Gerçeklerin yayılmasını istemiyorlar” diyen Ölmez, “Bunun için, gazeteciler tutuklanıyor, televizyonlar kapatılıyor, radyolar kapatılıyor” diye belirtti. 

‘SESİMİZİ YENİDEN ULAŞTIRACAĞIZ’

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, sen gerçekleri söylediğinde ya seni tutukluyorlar, gazeteci isen gazeteni kapatıyorlar, radyo ise yayının durduruluyor” diyen Ölmez, yeniden yayın yapmak için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi. Her türlü hukuki haklarını kullanacaklarını hatırlatan Ölmez, “Yeniden halkımıza sesimizi ulaştırmak için mücadele edeceğiz” diye konuştu.

‘KHK’LER ÖLÇÜSÜZ KULLANILIYOR’

Radyonun avukatı Ali Bozan ise, yayın durdurulması ve kapının mühürlenmesi kararından bu sabah bilgilerinin olduğunu belirterek, kendisine de herhangi bir bildirimin yapılmadığını aktardı. Radyo Ses hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen kimi soruşturmalar olduğunu dile getiren Bozan, şunları aktardı: “Bunlardan kaynaklı bizim de haberdar edilmemiz gerekiyordu. Ancak bilgilendirilmeksizin gece yarısı girilerek ve kapısı kırılarak radyonun mühürlenmesinin hiçbir hukuki yanı yok.” KHK’lerin ölçüsüz ve keyfi kullanıldığını vurgulayan Bozan, “KHK’lerle radyoların, televizyonların kapatılmasının anayasanın hiç birinde yeri yok. Ancak OHAL’den kaynaklı KHK’ler kötü ve ölçüsüz kullanılmaktadır” şeklinde konuştu.

‘HALKTAN GERÇEKLER SAKLANMAK İSTENİYOR’

RTÜK ile irtibata geçeceklerini ifade eden Bozan, “Hukuki anlamda radyonun yeniden yayına geçmesi için elimizden geleni yapacağız. Devletin yapacağı hukuksuzluklar farklı kesimler tarafından duyulmasın mı isteniyor? Kısa sürede muhalif basına yönelik bu kadar hukuksuzluk akıllara bunu getiriyor” dedi. (DİHA)
 

TV10: Alevilerin sesi susturulmak isteniyor

Başbakanlığın emri ile dün gece Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından yayınları karartılan 10’u aşkın muhalif TV kanalından biri olan TV10 Yönetim Kurulu adına Veli Büyükşahin tarafından karara ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, TÜRKSAT ve RTÜK ile yapılan görüşmeler sonucunda çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile yayınlarının durdurulduğu bilgisine ulaştıkları paylaşılarak 15 Temmuz gecesi darbeciler tarafından kesilen yayınlarının bugün de KHK ile kesildiği hatırlatıldı.

Alınan bu kararın ne anlama geldiğine ise açıklamada şu ifadelerle yer verildi: 

“Alevi toplumunun sesi TV10, başbakanlık emriyle OHAL kanunlarına dayanarak hukuksuz bir biçimde yayını kesildi. İktidarı kayıtsız şartsız desteklemeyen medyaya verilen bu gözdağı giderek genişleyeceğine hiç şüphe yok. Hukuksal çerçevede yapılması gereken girişimler sonuna kadar yapılacaktır.

TV10 2011 yılından beri aralıksız alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erekanını, Samsun’dan, Dersim’e, Tokat’a, Adıyaman, Terolara, Tekirdağ’a, Hacıbektaş’a, Antakya’ya ve Türkiye’nin her tarafında ekranlarına taşıdı. Alevilerin sesi, soluğu oldu.

Tam da Alevilerin Masum-u Pak orucunun başladığı bu gece ve arkasında Yas-ı Muharrem’in başlayacağı bir zamanda TV10’nu susturmaya çalışmak manidar değil mi? Alevilerin evlerinin işaretlendiği bir dönemde bunu yakmak ne anlama geliyor?

Basın yayın ilkelerinden ödün vermeden, özgürlükçü, demokratik, halkçı, barışçıl ve şiddeti amasız reddeden yayın politikamızı kendimize rehber edindik. Toplumun dili, gözü, kulağı olduk.

Alevi toplumunun ve demokratik kamuoyunun bu hukuksuzluğu ve yok saymayı kabul etmeyeceğini ve kendi sesine sahip çıkacağına inanıyoruz. Hakk’ın ve hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz.”

Alınan bu kararı protesto etmek amacıyla yine Tv kanalı merkezinin bulunduğu Başakşehir İkitelli’de bulunan Deposite AVM önünde saat 13.00’de basın açıklamasında da bulunulacak. (MEDYA SERVİSİ)

BirGün emekçilerinden Hayatın Sesi’ne dayanışma ziyareti

BirGün Gazetesi emekçileri, hükümetin OHAL ve KHK’lara dayanarak ve henüz resmi açıklama yapmadan kararttığı Hayatın Sesi Televizyonu’nun Ankara bürosuna dayanışma ziyaretinde bulundu. 

BirGün çalışanları, karartmaya karşı Hayatın Sesi ve çalışanlarıyla dayanışma içerisinde olacaklarını söylediler. BirGün Ankara Temsilcisi Yaşar Aydın, Hayatın Sesi TV’nin karartılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, basın özgürlüğüne karşı yapılan saldırılara karşı yan yana olduklarını dile getirdi. (Ankara/EVRENSEL)