Ana Sayfa Blog Sayfa 6258

İlber Ortaylı’dan Topkapı Sarayı açıklaması

Topkapı Sarayı’nda hazinenin sergilendiği Fatih Köşkü’nün çökme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunun ortaya çıkmasının ardından konuyla ilgili konuşan Eski Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Bakanlığımızın bütçesi fevkalade yetersiz. Topkapı çok yük Bakanlığa. Bir şey yapılamıyor. Temel bir restorasyon; adam akıllı ciddi bir restorasyon lazım” dedi.

MEF Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı Açılış Töreni, ilk dersi ve oryantasyon programına katılan Prof. Dr. İlber Ortaylı, törenin ardından DHA’ya özel açıklamalarda bulundu.

Topkapı Sarayı Müzesi ayakta zor duruyor

“Bakanlığımızın bütçesi fevkalade yetersiz”

Topkapı Sarayı’nda, hazinenin sergilendiği Fatih Köşkü’nde İstanbul 4 Numaralı Koruma Kurulu’nun izniyle yapılan incelemelerde kol girecek büyüklükteki yarıklar oluştuğunun ortaya çıkmasının ardından Ortaylı, “İfade edilen gerçek, çok uzun zamandır biliniyor. Hatta rasathane müdürümüz Mustafa Erbik ve Celal Şengör; uluslararası otorite bu konuda, kendilerinin raporları var, Marmara’ya bakan duvarlar için. Maalesef para toparlanamıyor. Bakanlığımızın bütçesi fevkalade yetersiz. Ya bir şekilde el atılır, kampanya açılır, veyahut Milli Saraylar gibi bir kuruluşa kapanır. Topkapı çok yük bakanlığa. Bu açık yani ve bir şey yapılamıyor. Temel bir restorasyon; adamakıllı ciddi bir restorasyon lazım. Bunu söylemek lazım. Bu biliniyor. Bunu hep ifade ettik. 10 yılı geçti bunun rapora dökülmesi” dedi.

“Topkapı’nın geneli için bir tehlike var mı?” sorusuna Ortaylı, “hayır ama güney duvarı ciddi tehlike altında. O açık” şeklinde yanıt verdi.

Öte yandan Ortaylı MEF Üniversitesi 2016-2017 Akademik yılının ilk dersini de törene katılan öğrencilere verdi. Törene Öğretim görevlileri, öğrencileri, veliler ile çok sayıda davetli katıldı.

‘Çöp alanı ucuza getirilmek isteniyor’

Ünye Belediye Başkanı Ahmet Çamyar, Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Ünye’de kurulması planlanan çöp ayrıştırma tesisiyle ilgili yöre halkının ve kitle örgütlerinin itirazları sonucu yaptığı açıklamada Büyükşehir Belediye sekreterinin yer önerilmesi durumunda değerlendirmeye açık olduklarını ifade ettiğini söyledi.

Ordu Doğal Çevreyi Koruma Derneği Başkanı Gül Ersan “Büyükşehir Belediyesi tesis alanı olarak, Orman ve Su İşleri Bakanlığı sorumluluğundaki yaklaşık 50 bin metrekarelik bir ormanı seçti. Giresun Orman Bölge Müdürlüğü bu seçimi uygun buldu. Valilik de ÇED gerekli değildir kararı verdi. Yani, 50 bin metrekarelik orman yok edilebilir, ormanın çevresindeki su kaynağı kirletilebilir, proje alanının hemen yanındaki mahallede yaşayanlar önemsenmeyebilir, 350 metre uzaklıktaki mavi bayraklı kumsal görmezden gelinebilir, demek istiyorlar” dedi.

‘ORMANLARIMIZ YOK EDİLİYOR’

Son yıllarda ormanların madenlere, taş ocaklarına, RES, HES projelerine hiçbir zorluk çıkarılmadan tahsis edildiğine dikkat çeken Ersan, “Ormanlarımız hazinenin sorumluluğundadır ve kamu alanlarıdır; proje sahiplerine sunulacak ucuz alanlar değildir. Başta devlet kurumları olmak üzere hepimiz ormanlarımıza gözümüz gibi bakmalıyız. Buradaki ormanı kesip başka yerde ağaç dikerek orman oluşturamayız. Çöp ayrıştırma tesisi için Ünye Eskikızılcakese Mahallesi’ni seçenler açıktır ki belediyenin ya da projeyi ihaleyle verecekleri şirketin kasasından daha az para çıkmasını önemsemişler. İtirazlar yükselince, aynı ucuzlukta bir yer önerin tesisi oraya kuralım, diyorlar. Bu seçimi yapanlar önceliklerini değiştirmeden antlaşma yapamazlar” dedi. (Ordu/EVRENSEL)

Avukatlardan nükleer santrale karşı bin imza

Mersin Barosu’na bağlı bin avukat, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Çevre Düzeni Planı’nda Akkuyu Nükleer Santralin işaretlenmemesi için aralarında topladıkları imzaları belediyeye teslim etti. Toplanan imzaları Baro Başkanı adına teslim eden Alpay Antmen, yapılması planlanan Nükleer Santralin Mersin’in turizmine ve doğasına büyük hasar vereceğini hatırlattı. Mersin halkının Nükleer Santral istemediğini vurgulayan Antmen, belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin Mersin halkının sesine kulak vermesini istedi. (DİHA)
 

Vali hakkında suç duyurusunda bulunan Yazıcı gözaltında

Artvin’de Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerine karşı çıkan ekolojistler için “Bakır üretiminin artırılmasının önündeki tüm engellerin kafasını koparacağız” diyen Trabzon Valisi Yücel Yavuz hakkında suç duyurusunda bulunan Şendoğan Yazıcı bugün gözaltına alındı

Vali Yavuz hakkında kullandığı bu sözlerle ilgili olarak Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Yazıcı, Artvin Borçka’da gözaltına alındı. Gözaltına alınan Yazıcı’nın Artvin TEM Şube Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi. (DİHA)
 

İran’da kadınlardan bisiklet eylemi

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in halka açık yerlerde kadınların bisiklete binmesini yasaklayan fetvasına tepki olarak sosyal medyada bisiklete binerken çektikleri fotoğrafları paylaşmaya başladı.

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kadınların halka açık yerlerde bisiklete binmesini yasaklayan fetva yayınlamasının ardından İranlı kadınlar fetvaya tepki olarak sosyal medyada bisiklete binerken çektikleri fotoğrafları paylaşmaya başladı. İranlı kadınların halka açık yerlerde bisiklet kullanmasının yasaklanmasına ise birçok kesim tepki gösterdi.

Kadınlar Facebook, Twitter ve İnstagram gibi sosyal medya hesapları üzerinden paylaştıkları fotoğraf ve görüntülerde Hamaney’in bisiklete binmenin kadınların iffetine tehdit oluşturduğuna yönelik fetvayı protesto ederken ülkedeki kadınları da protesto kampanyasına destek vermeye çağırıyor.

Dini liderin ofisine ait internet sitesinden (leader.ir) Pazartesi günü yayınlanan fetvada, “Kadınların halka açık ve namahremin göreceği yerlerde bisiklete binmesi haramdır” ifadeleri kullanılmıştı.

İran’ın en üst otoritesi kabul edilen dini liderin fetvaları fiili olarak kanun hükmünü taşıyor. (DİHA)
 

İzmir’de kadınlar şiddete karşı tepki gösterdi

“Muhafazakarlığa ve erkek şiddetine karşı direnişteyiz, gecelerde sokaklarda bizimdir” yazılı pankart arkasında toplanan kadınlar sık sık, “Cinsel şiddete sesiz kalmayacağız” , “Direne direne kazanacağız” , “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları attı. 

Grup adına basın açıklamasını okuyan Reyhan Kaplan, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da otobüste bir kadının mini şort giydiği gerekçesiyle erkek şiddetine maruz kaldığını hatırlatarak, “Yaşam tarzımıza, ne giydiğimize müdahale ettirmeyeceğiz” dedi. Başbakan Binali Yıldırım’ın, “hoşuna gitmez, mırıldanırsın” açıklamasını eleştiren Kaplan, Binali Yıldırım’ın kadınların taciz edilmesine alenen onay verdiğini ifade etti. 

İzmir’de bir kadının evine dönerken erkeklere hayır dediği için fiziksel şiddete maruz kaldığını hatırlatan Kaplan, “Saldırganlar hala serbest ve aramızda. Bütün bunlar yaşanırken medya cinsiyetçi diliyle yaşananları meşrulaştırıyor, normalleştiriyordu. Aynı zamanda Ankara’da bir trans kadın bıçaklı saldırıya uğradı. AKP’nin 13 yıllık iktidarı boyunca uygulamaya koyduğu kadın düşmanı politikaları ve muhafazakar zihniyeti erkek egemenliğine güç verdi. Öyle ki Ayşegül Terzi’nin failine “Her şey İslam hukukuna uygun şekilde yapıldı” dedirtti. Bu müdahalelerle kadınlar kamusal alandan yok edilip, evin içine hapsetmeye çalışılıyor” dedi. 

Kaplan son olarak şunları söyledi; “Biz kadınlar, güvende değiliz. Saldırganlar aramızda, yanı başımızda. Hayat tarzımıza, ne giydiğimize, ne giymediğimize müdahale edilmeye çalışılıyor. Buna izin vermeyeceğiz. İstediğimiz yerde, istediğimiz şekilde giyinebilmek istiyoruz. Giydiklerimiz gerekçesiyle erkek şiddetiyle karşılaşmak istemiyoruz. Mini şortumuzla buradayız, alışın gitmiyoruz”. (İzmir/EVRENSEL)
 

‘Süslü kadınlar’ Kayseri’de buluştu

Sevil ERUCU
Kayseri

Kayseri’de kadınlar, bisikletin ulaşım aracı olarak yaşamın bir parçası haline gelmesi ve son dönemde kadına yönelik artan saldırı ve şiddet olaylarına dikkat çekmek için “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu” düzenledi.

Katılımcılar balonlarla, çiçeklerle, kurdelelerle süsledikleri bisikletleriyle Kayseri Cumhuriyet Meydanından başlayarak “Şortuma ve ne giydiğime mırıldanamazsın bile!”, “Ne giyeceğimizi dayatanlara karşı pedal çeviriyoruz!” yazılı dövizler taşıdı.

Kadınlar renklilikleriyle Kayseri Meydanını festival alanına çevirdi. Son dönemde kadına yönelik şiddet, ayrımcılık, baskı ve kısıtlamaların arttığını belirten  kadınlar, İstanbul’da otobüste şort giydiği için saldırıya uğrayan Hemşire Ayşegül Terzi’yi hatırlatarak diledikleri kıyafetle otobüse de bisiklete de binebileceklerine vurgu yaptı.

Katılımcılar turun sonunda “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganıyla yeniden bir araya gelerek “Hayat Bayram Olsa” şarkısıyla dans etti.

EMEP’li kadınlar: Yaşamımıza karışmayın, mırıldanmayın!

Cemil UĞUR
Mersin

Giydiği kıyafet nedeni ile Ayşegül Terzi’ye belediye otobüsünde yapılan saldırıyı kınamak için Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen EMEP’li Kadınlar, ‘Karışmayın, mırıldanmayın, dayatmayın, laik demokratik yaşamak istiyoruz” pankartı açarak eylem yaptı.

EMEP’li kadınlar adına basın açıklamasını okuyan Ayzen Baran, erkek şiddetine de şiddeti destekleyen yönetim anlayışına da hayır dediklerini söyledi. Baran, “Belediye otobüsünde şort giyen Ayşegül Terzi’ye ‘Sen şeytansın, açık giyinenler ölmeli’ diyerek tekme atan bir kişi çıkarıldığı savcılıktaki ifadesinde de “Her şey İslam hukukuna uygun oldu” demiş ve bununla da yetinmeyerek “İslam hukukunda seksi giyinen bayana kırbaç vurulur” diyerek de fetva vermiştir” dedi.

Basit yaralama diye serbest bırakılan saldırganın tepkiler üzerine ‘halkı kin ve düşmanlığa sevk etme’ suçundan gözaltına alınıp tutuklandığını hatırlatan Baran, “İzmir’de işten eve dönen bir kadına tacizde bulunanlar, kadın tepki gösterince ‘Bize kimse hayır diyemez’ diyerek feci şekilde darp ediyorlar.  Kadına şiddet durmaksızın devam ediyor. Geçtiğimiz yıl 303 kadın öldürüldü. Bıçaklanan, dövülen kadınların haddi hesabı yok. Peki Ayşegül Terzi’yi tekmelediğini rahatlıkla anlatan mı canavar sadece? Kadın erkek eşitliğine inanmadığını söyleyenleri, kadın katillerine sadece ‘elleri kırılsın’ diyen Aile Bakanlarını, ‘Kadınların esas kariyeri anneliktir’ diyen Sağlık Bakanlarını, ‘Kadınlar kahkaha atmasın’ diyen devlet yöneticilerini, ‘Mini etek giyersen tecavüze uğrarsın’, ‘hamile kadın sokağa çıkmasın’, ‘kadın mıdır kız mıdır’, ‘karma eğitim yerine kız erkek okulları ayrılsın’ diyenleri nereye koyacağız? Bu cümleler erkek egemen zihniyetin, ülkeyi yönetenlerin kadına reva gördüğü yaşamı açıkça gösteriyor. Evde oturan, çocuk doğuran, itaat eden, boyun eğerek hizmet eden kadın istiyorlar.

Kadını yaşamdan ve hayattan kopartan bu yönetim anlayışının sonucudur tekmelemeler, darbetmeler, bıçaklamalar. İstiyorlar ki, kadınlar hiç görünmesin” şeklinde konuştu.

Muhafazakar toplum projesi için kadınları hizaya sokmak isteyen iktidarın tüm devlet aygıtlarını kullanarak kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştırdığını ve kışkırttığını dile getiren Baran, “Yaşanan şiddet ve katliamlara ‘psikolojik sorunlu’, ‘meczup’ ya da ‘münferit olay’, ‘büyütmeye gerek yok’ gibi yaklaşımlar da bu yönetim anlayışının sonucudur” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım’ın da bu şiddete itiraz etmiş gibi görünerek ‘normal bir insanın yapacağı bir iş değil yaptığı, hoşuna gitmeyebilir, mırıldanırsın’ dediğini hatırlatarak- “Bununla da yetinmeyerek ‘adalet sistemimiz problemli, sadece kitaba göre değil toplumsal karşılığına göre karar verilmeli’ diyor. Başbakan giyimi, yaşamı, gülmesi, konuşması, yürümesi hoşuna gitmeyebilir ‘mırıldan’ derse sokaktaki de tekme atmayı kendine hak görür. Kitapta yaşam tarzına ilişkin tercihe müdahale var. Kitapta hürriyeti tehdit var. Kitapta nefret suçu var ama söz konusu kadınlar olunca burjuva hukukun kitabını kilit açmıyor. Toplumsal karşılık denilen baskıcı, muhafazakâr toplum anlayışı yerine evrensel hukuk kuralları, insan hakları kıstas alınmalıdır” dedi.

Baran sözlerini şöyle sürdürdü; “İşte onun için, Bursa’da metroya binen bir kadın ‘Şortlu kadının başına geleni biliyorsun, kes lan sesini’ diye tehdit ediliyor. Okullarda kız öğrencilerle erkek öğrencilerin aynı merdivenlerden çıkmasına dahi tahammül edilemiyor.
Eğitimin her alanı din tahakkümüne sokuluyor, Mecliste kadınların boşanmalarını engelleyecek öneriler yasalaşmayı bekliyor. Artık yeter. Derhal önlem alınmalıdır. Kadın düşmanı, ayrımcı, ötekileştirici tüm uygulama ve söylemlere son verilmelidir. Eşitsizliğin nedeni tüm yasalar kaldırılmalıdır. Ne giyeceğimize karışmayın. Arkamızdan mırıldanmayın. Yaşam tarzı dayatmayın” şeklinde konuştu.

19 yaşındaki Akyüz’ün ölümüyle ilgili 7 yakını gözaltında

Mardin’in merkez Artuklu ilçesinde 19 yaşındaki Ayşe Akyüz’ün ahırda ölü bulunmasıyla ilgili jandarma ekipleri genç kadının 7 yakını gözaltına alındı. Savcılık tarafından gizlilik kararı verilen soruşturmanın çok yönlü sürdürüldüğü belirtildi.

İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, dün bir ihbar üzerine, merkez Artuklu ilçesine 50 kilometre uzaklıkta bulunan ve eskiden köy olan Sulak Mahallesi’ne gitti. Ekipler, buradaki bir ahırda Ayşe Akyüz’ün cesedini buldu. Jandarma ekipleri, önce boğazının kesildiği, sonra yakılmak istendiği iddia edilen Ayşe Akyüz’ün annesi, babası, 2 erkek kardeşi, yengeleri ve amcasının da bulunduğu 7 kişiyi gözaltına aldı.

Gözaltına alınanların sorgusu sürerken, Mardin Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturma ile ilgili gizlilik kararı alarak olayın tüm yönleri ile araştırıldığı belirtildi. Yürütülen soruşturma ile ilgili gizlilik kararından dolayı bilgi verilmezken, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Özel, daha sonra bir basın açıklaması yapacaklarını söyledi.

Mardin Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk otopside, Ayşe Akyüz’ün vücudunda kırıkların tespit edildiği öğrenildi.

DHA’ya konuşan Sulak Mahallesi sakinleri ise olayın medyaya yansıdığı gibi olmadığını iddia etti. İsimlerini vermek istemeyen bazı köylüler, genç kadının boğulma sonucu yaşamını yitirmiş olabileceğini ileri sürdü.

Köyde oturan K.A., genç kadının cesedinin ahırda bulunduğunu, ancak ne ahırın ne de cesedin yakılmadığını ve boğazının da kesik olmadığını iddia etti. Teşhis için ahıra jandarma ekipleri ile birlikte gittiğini belirten K.A., genç kızın boynunda ip izi olduğunu ve intihar etmiş olabileceğini de iddia etti. (DHA)

Cemevi kapısına yazılan tehdit mesajı TBMM’ye taşındı

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İstanbul’un Pendik ilçesinde bulunan Şahkulu Cemevinin kapısına yazılan “Cihat kazanacak” şeklindeki tehdit mesajını Başbakan Binali Yıldırım’a sordu. Daha önce Alevi örgütleri temsilcilerine, Alevilerin ev ve iş yerlerine, yapılan saldırı ve ölüm tehditlerini hatırlatan Tanrıkulu şu sorulara yanıt istedi: 

* Şahkulu Sultan Dergahı Pendik Şubesinin giriş kapısına “Cihat kazanacak” yazılması olayı ile ilgili olarak inceleme başlatılmış mıdır ya da başlatılacak mıdır? 

* Yaşanan olay ile ilgili olarak çevredeki MOBESE kamera kayıtları incelenmiş midir ya da incelenecek midir?

* 2013 yılından itibaren Alevi vatandaşların, cemevi başkanlarının ve en son ise Şahkulu Sultan Dergahının hedef seçilmesi akabinde AKP Hükümeti neden önleyici ve kalıcı tedbirler almamakta ısrar etmektedir?

* Yukarıda bahse konu olan 2013 yılından itibaren yaşanan tehdit ve saldırı olaylarının kaçında failler yakalanmıştır? Yakalanan failler kimlerdir ve haklarında ne tür işlemler yapılmıştır?

* Alevi vatandaşlara yönelik tehditlerin olması ve saldırıların düzenlenmesinde, bazı AKP’lilerin son yıllarda yapmış oldukları açıklama ve söylemlerin etkili olduğu iddiası doğru mudur? (evrensel)