Ana Sayfa Blog Sayfa 6259

Okmeydanı’nda uyuşturucuya karşı yürüyecekler

Okmeydanı’nda demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve Alevi dernekleri artan uyuşturucu kullanımına karşı yürüyüş çağrısı yaptı.

‘SOKAKLAR 30 BİN TL’YE SATILIYOR’

“Her köşe başında uyuşturucu satıldığını görüyoruz” Okmeydanı halkı, “bazı sokakların uyuşturucu tekelleri arasında 30 bin TL’ye satıldığını biliyoruz” bilgisini verdi.

Yürüyüş çağrıcıları uyuşturucu tacirlerinin ilk hedefinin gençler olduğunun altını çizerek “Çünkü Okmeydanı dünden bugüne hiçbir baskıya boyun eğmedi, iktidarların arka bahçesi olmadı, emekçiden, ezilenden yana kimliğini her zaman korudu. Bu tür yerleşim alanları, mahalleler iktidarların işini zorlaştıran alanlar olduğundan, iktidarların icraatlarından biri de daima bu tür yerleşim alanlarını uyuşturucu ve silahlı çeteler yoluyla yozlaştırmak olmuştur. Nitekim polis desteğiyle gerçekleşen uyuşturucu trafiği bu icraatların en can alıcı örneğidir” ifadelerini kullandı.

ALEVİ ÖRGÜTLERİ DE KATILIYOR

Okmeydanlılar, 1 Ekim Cumartesi günü kitlesel bir halk yürüyüşü için çağrı yaptı. Okmeydanı Cemevi (HBVAKV), Hubyar Sultan Alevi Derneği, Munzur Çevre Derneği, ÖDP Beyoğlu İlçe Örgütü, Halkevi Okmeydanı Şubesi, HTKP Okmeydanı Temsilciliği, SODAP Okmeydanı Temsilciliği, KÖZ, DHF Okmeydanı Temsilciliği, HDP Şişli İlçe Örgütü, Yolağzı Spor Kulübü tarafından çağrısı yapılan yürüyüş Mahmuş Şevket Paşa Mh. Sağlık Ocağı önünde saat 18.00’da başlayacak.

KAYNAK: BİRGÜN GAZETESİ

Bilirkişi: Tarım alanında jeotermal santrali kurulamaz

Özer AKDEMİR
İzmir

Ken 2 Kipaş AŞ şirketi tarafından Yılmazköy yakınlarına, zeytinlik ve tarım arazilerine kurulmak istenen JES’e karşı yöre köylüleri ÇED olumlu kararına karşı dava açmışlardı. Davaya bakan Aydın 1. İdare Mahkemesi heyetinin atadığı üç kişilik bilirkişinin mahkemeye sunduğu raporda, JES şirketinin hazırladığı ÇED raporunun son derece yetersiz olduğu ortaya kondu. 

ÇED RAPORU BİLİM DIŞI

Keşif sırasında inceledikleri kuyuların dava edilen kuyular olup olmadığının bile belli olmadığı bir dosya ile karşılaşan bilirkişiler, raporlarında bunu da belirttiler. Jeotermal enerji üretiminin fosil yakıtlara göre daha az atmosferik kirlilik yaratmasına rağmen olumsuz çevresel etkileri olduğunu belirten bilirkişiler, ÇED raporu ile ilgili “Son derece özensiz hazırlanmış” değerlendirmesinde bulundu. ÇED raporunun teknik açıdan hatalı ve bilimsel olmadığını dile getiren bilirkişiler, jeoloji ve hidrojeoloji ilgili bir konuda jeoloji mühendisinin imzasının bulunmamasının da kabul edilemez olduğunu kaydettiler. Aynı şekilde tarım alanları ile ilgili ziraat mühendisinin de imzasının olmadığını dile getiren bilirkişiler, ÇED raporundaki jeoloji ve hidrojeoloji yönünden eksiklikleri maddeler halinde sıraladılar. 

TARIM ALANINDA JES OLMAZ

JES yapılacak alanın çevresinde bakımlı ve verimli zeytin ağaçları olduğuna dikkat çeken bilirkişiler, Aydın ve ilçelerinde Türkiye ve dünyanın en kaliteli incir bahçelerinin bulunduğunu, zeytinciliğin de önemli yer tuttuğunun altını çizdiler. Bilirkişiler; “Tarımsal olarak çok önemli bu özel bitkilerin yetişme alanı olan 1. ve 2. sınıf arazi kullanım sınıfına ait arazilerin yasal olarak özel korunması gereken araziler olarak, tarımsal sit alanı ilan edilmesi gerekir” dediler. Enerji üretiminin incir ve zeytin bahçelerinin yanında 1. ve 2. sınıf tarım arazilerinde yapılmaması gerektiğine işaret eden bilirkişiler, alternatif araziler, 6.-7. sınıf tarım arazilerinde bu faaliyetlerin olabileceğini belirttiler. Bilirkişiler JES alanında zeytinlik alanların olduğunu zeytincilik yasasına dikkat çekerek ifade ettiler. 

ÇED RAPORU YETERSİZ

Bilirkişiler ÇED raporundaki eksiklik ve çelişkileri şu maddeler halinde özetlediler; 
1. ÇED raporundaki bazı ifadeler raporun içeriği ile çelişiyor. 
2. Bazı bilgiler literatürden alınmış, neden-sonuç ilişkisinden ve ÇED bakış açısından uzak bilgiler.
3. Sularla ilgili bilgiler teknik tasarımdan yoksun.
4. İnşaat sırasındaki toz emisyonlarının nasıl önleneceği belli değil.
Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde ise “ÇED raporunun araştırma ve işletme döneminde gerekli önlemleri almada yetersiz olduğuna kanaat getirilmiştir” diyerek son noktayı koydu. 

AYDIN’DA YAŞAYAN ÇABUK ÖLÜYOR

Son yıllarda jeotermal, madencilik ve sulardaki kirlilik gibi çevresel konularla başı dertte olan Aydın’ın bu kötü durumu TÜİK istatistiklerine de yansımış durumda. Aydın Çevre ve Kültür Derneği (AYÇEP) 2. Başkanı Dr. Metin Aydın’ın açıkladığı verilere göre; 
TÜİK istatistiklerine bakıldığında, 2015 yılında ikamet eden nüfusa göre Türkiye’de yaşayan 201, Aydın’da 144 kişiden biri ölmüş. Aydın’da 2015 yılında meydana gelen ölümler Türkiye ortalamasından yüzde 28 daha fazla.
2015 yılında Aydın’da meydana gelen ölümlerin yüzde 46’sı dolaşım sistemi, yüzde 19’u kanser, yüzde 11’i solunum sistemi, yüzde 3.6’ı endokrin ve beslenme bozukluğu hastalıklarına bağlı meydana gelmiş. Türkiye ortalamasına göre 2015 yılında Aydın’da dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümler yüzde 37, kansere bağlı ölümler yüzde 23, solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümler yüzde 30 daha fazla. 
İkamet eden nüfusa göre 2010-2015 dönemi TÜİK verilerine baktığımızda toplam ölümler Türkiye’de yüzde 20 Aydın’da yüzde 32; dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümler Türkiye’de yüzde 21 Aydın’da yüzde 39; kansere bağlı ölümler Türkiye’de yüzde 15 Aydın’da yüzde 23; solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümler Türkiye’de yüzde 40 Aydın’da yüzde 46 artmış. 

BİLİRKİŞİ HEYETİ

Bilirkişi heyeti şu isimlerden oluşuyor:
Prof. Dr. Gültekin Tarcan: (Dokuz Eylül Ü. Jeoloji Müh. Bölümü)
Prof. Dr. Sezai Delibacak: Ege Ü. Ziraat Fakültesi)
Yard. Doç. Dr. Sevgi Tokgöz Güneş: Dokuz Eylül Ü. Çevre Müh. Bölümü)

Ormanlık alana taş ocağı yapılması protesto edildi

İstanbul Altunizade’de bulunan Cengiz Holding binası önünde Kuzey Ormanları Savunmasının çağrısıyla bir araya gelen yaşam alanı savunucuları, IGA İnşaatın Tekirdağ-Saray’da 200 dönümlük ormanlık alana açtığı Patlatmalı Granit Taş Ocağı’nı protesto etti.

Yaşam alanı savunucuları Cengiz holding önünde “IGA Cengiz, Kolin, Limak, Kalyon, Mapa Elini Kuzey Ormanlarından çek” pankartı açarak “Diren orman İstanbul seninle”, “IGA, elini Safaalan’dan çek!”, “Biz biz biz, bir aradayız, bir arada yaşamı savunacağız!” sloganları attı. “Cerattepeden defol”, “Kuzey Ormanlarından defol”, “Kuzey ormanlarını savun Marmaraya nefes ol”, “Kuzey ormanları şantiye değil yaşam alanı” dövizleri açtı.

Kuzey Ormanları adına açıklamayı Efe Baysal okudu. İstanbul’daki şantiyelerin ihtiyaçlarının karşılanması için Tekirdağ’da açılan Taş Ocağı’nın Kuzey Ormanlarını öldürdüğü belirten Baysal, “Cerattepe’den Soma’ya, Dersim’den Karabiga’ya kadar Anadolu’nun dört bir yanında talan projeleri yürüten Cengiz Inşaat; Kolin, Mapa, Kalyon ve Limak ile birlikte IGA ortak girişimi altında yürüttüğü 3. havalimanı projesi ile İstanbul’un, tüm Marmara’nın akciğerleri olan Kuzey Ormanları’nın da canına okuyor” dedi.

IGA inşaat, 3. havalimanı projesine hammadde sağlamak için Tekirdağ Saray’da Safaalan’da ormanlık alana Patlatmalı Granit Taş Ocağı ve Eleme Tesisi açarak 200 dönüm ormanlık alana gözlerini diktiğini belirten Baysal, “Saray Doğayı Koruma Derneği’nden dostlarımızın açtıkları davanın sonucunu dahi beklemeden kesim için kollarını sıvadılar. Bugün Cengiz İnşaat’ın, İGA’nın, katil projelerin karşısında; Saray’da yaşamı savunan dostlarımızın yanındayız! İstanbul’a, tüm Trakya’ya nefes olmak için yaşamın düşmanlarına karşı mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

Tekirdağ Saray’da da İGA’ya karşı eş zamanlı eylem yapıldı. (İstanbul/EVRENSEL)

Anadolu semalarında sessiz bir çığlık yankılanıyor

HUSEYİN KELLECİ

Aleviler 2 Ekim’de  Muharrem orucuna başlıyor.

Bugünlerde sessiz bir çığlık yankılanıyor Anadolu semalarında… Bu çığlık ki sessiz sedasız…  Bu çığlık ki gürültüsüz, patırtısız, habersiz. Anadolu insanı kendine yakışan bir eylemle yas tutmaya başlıyorlar. Bu yası oruçla taçlandırıyorlar. Çığlık çığlığa, sessiz sedasız…

Kimseyi rahatsız etmeden, incitmeden sessiz sedasız büyük bir toplum kimseye “Sen neden oruç tutmuyorsun?” diye yargılamadan, sorgulamadan kendi orucunu tutuyor. Aleviler bu ayda kimseyi dışlanmadan, ötekileştirilmeden sessiz sedasız yas- oruç tutmaya devam ediyor 12 gün boyunca…

Oruç tüm insanların ibadetidir, ama Muharrem orucu Alevilerin yasıdır, matemidir. Ayrıca Kerbela ile bütünleşmiştir. Böyle büyük bir kahramanlığı, yiğitliği, fedakarlığı anlatmak, insanları bilgilendirmek, hepimizin görevidir.  Kendisine sunulan tüm imkanları elinin tersiyle iterek çocuklarının, kardeşlerinin, dostlarına ve bütün sevdikleriyle birlikte kendisini feda eden İmam Hüseyin, muhteşem bir inanmışlık ve irade örneğidir.

Onurlu duruş, Yezid’in malından mülkünden çok daha değerlidir. İmam Hüseyin bu duruşuyla tarihe not düşmüştür. Böyle yüce bir Pir’in talibi olmak büyük onurdur. Onun için her gün oruç tutulsa yeridir. Bugün bu zulmü bilmeyenler görmeyenler mazlumların, masumların feryatlarını da duyamayacaklardır. Gerçeklere gözlerini kör edenler, haram sofraların devamlı elamanları, İmam Hüseyin’i anlayamaz.

Orucun gerçek erdemine ulaşabilmekte amaç ikrar verip ve Hakk Muhammed Ali yolunu sürmektir.

Şah Hüseyin aşkıyla tüm canlara niyaz ederim.

Oruçlarınız Hakk katında kabul ola.

Tehdit altındaki dünya kültür mirası, iki kat arttı

Murat KUSEYRİ
Stockholm

2006 yılında tehdit altında bulunan kültür mirasının sayısı 17 iken, bu rakam günümüzde 37’ye yükseldi. Yok olma riski ile karşı karşıya kalan kültür miraslarının çoğunluğu ise savaşın sürdüğü Irak ve Suriye’de bulunuyor.

Uppsala Üniversitesi tarafından düzenlenen ve 2 gün süren konferansta ilk kez kültür mirası ve barış ve çatışmalar üzerine araştırma yapan Mısırlı, Sudanlı, Iraklı, Filistinli, Hırvatistanlı, Bosnalı, İngiliz ve İsveçli uzmanlar bir araya gelerek savaşın kültür mirasları üzerinde etkilerini tartıştı.

KÜLTÜR MİRASLARI PROPAGANDA SİLAHINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Konferans katılımcılarından Uppsala Üniversitesi Profesörü Mattias Legner, konferansta neden kültür mirasları savaş ve çatışmalarda hedef haline gelir sorusuna yanıt bulmaya çalıştıklarını söyledi. Silahlı grupların çatışmalarda bazı yerlere bilinçli saldırılar yönelttikleri gibi aynı zamanda kültür mirasını toplum ve kültür tarihinin yorumlanması için bir propaganda silahına dönüştürdükleri değerlendirmesini yaptı.
Savaşlarda her zaman toplumun kültürel miraslarının yakılıp yıkıldığını söyleyen Legner, Roma İmparatorluğu’nun fethettiği yerlerde askerlerine kültür miraslarını savaş ganimeti olarak dağıttığına dikkat çekti.

KÜLTÜR MİRASLARINA YÖNELİK SALDIRILAR BİLİNÇLİ

Günümüzde ise IŞİD’ın yok ettiği kültür miraslarının filmini çekerek yaygınlaştırdığını belirten Legner, kültürel miraslara yönelik saldırıların tesadüf değil bilinçli olduğunu belirttikten sonra şunları kaydetti: “Son yıllarda Suriye ve Afganistan’da fundamantalist gruplar başka kültür ve dinlere ait tüm izleri ortadan kaldırmak istiyorlar. Gelecekte kuracakları fundamental toplumun önünde engel gördükleri çoğulculuğu yok etmek istiyorlar.”

Suriye ve Irak’ta IŞİD çetelerinin saldırısına uğrayan kültürel miraslar üzerinde araştırmalar yapan Göteborg Üniversitesi Öğretim Üyesi Arkeolog Anas Ahl Khabour, uydudan çekilen fotoğrafların IŞİD’ın denetimi altında bulunan tarihi ve kültürel 177 yerde yıkımın izlerini gösterdiğini belirterek “Kültür mirası açısından Irak ve Suriye’deki durum oldukça karanlık “ dedi.

IŞİD KENDİ UZMAN GRUPLARINI OLUŞTURDU

Anas Ahl Khabour, IŞİD’in 2014 yılına kadar ele geçirdiği yerlerde bulunan tarihi gömütlerden çıkacak eserlerden elde edilen paranın yüzde 20’sinin kendisine ödenmesi koşuluyla herkesin arama yapmasına izin verdiğini ancak daha sonra bundan vazgeçtiğini, metal dedektör ve aletler satın alarak kendi uzman grupları oluşturduğunu söyledi.

Genetik tıpta devrim: Üç kişinin DNA’sını taşıyan bebek

Anne adayının hastalık taşıyan DNA’sı bir başka kadından alınan mitokondriyle birleştirilerek sağlıklı bir yumurta elde edildi. Ardından bu yumurta babanın spermiyle döllendi. Bu yöntemle ilk kez üç kişinin DNA’sını taşıyan bir bebek dünyaya geldi.

euronews’te yer alan habere gaöre New York’taki bir doğum kliniğinde görevli Doktor John Zhang ve ekibi uygulamayı yasal engeller nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri yerine Meksika’da hayata geçirdi. Başarılı bir sonuç alındığı ifade edilen yöntem sayesinde şu anda beş aylık olan bebekte annenin DNA’sındaki hastalığa rastlanmadığı açıklandı.

Doktor Zhang’ın daha önce iki çocuklarını söz konusu hastalık nedeniyle kaybeden aileye uyguladığı tedavi tıp dünyasında tartışma yarattı. Tartışmalı teknik yasal olarak sadece İngiltere’de yapılabiliyor. (DIŞ HABERLER)

LEİGH SENDROMU NEDİR?

Leigh sendromu hücrelerde enerji üretmekten sorumlu olan ve ‘mitokondri’ adı verilen organeldeki genetik mutasyona bağlı bir protein eksikliği nedeniyle oluşan ve merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalıktır.Görülme olasılığı 40.000’de bir olarak kaydedilmiştir ancak belirli bölgelerde bu hastalık daha da yaygındır. (DIŞ HABERLER)

Müze ziyareti yarı yarıya düştü

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, turizm sektöründeki gerilemenin müze ziyaretlerine de yansıdığını, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Efes ve Bergama’da büyük düşüşler olduğunu söyledi. Bayram tatillerinde iç turizmde görülen hareketliliğin müzelere yansımadığını anlatan İşler, “İzmir ve Ege’nin destek paketi dışında kalmasının sonuçlarını görmeye başladık. Yabancı turist gelmiyor. Yabancı turistin en çok ziyaret ettiği Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Efes ve Bergama’daki müzelerde düşüşler neredeyse yüzde 50’leri buldu. Yerli turistin ise müzelere ilgisi oldukça zayıf” dedi.

EFES’İN ZİYARETÇİ SAYISI DA DÜŞTÜ  

Mehmet İşler, bu yılın ilk 8 aylık döneminde büyük turist kaybeden İzmir’in turist pazarlarının tamamında gerilediğini, bu gerilemenin sektördeki istihdamın yanı sıra kültür turizminin en önemli halkası olan müzelere ziyaretleri de olumsuz etkilediğini belirtti. İzmir turizminin yılın 8 aylık döneminde yüzde 41.3 gerilediğine dikkat çeken İşler, şöyle dedi:
“Yabancı turistin en çok ziyaret ettiği ve tek başına müze gelirlerinin yüzde 74’ünü karşılayan Dünya Miras Listesi’ndeki Efes’in ziyaretçi sayısındaki düşüş yüzde 44.5’i buldu. Müzenin içinde bulunan ve büyük ilgi gören Yamaç Evler’in ziyaretçi sayısı yüzde 55.3 azaldı. St.Jean Kilisesi’nin ziyaretçi sayısı yüzde 43.8, yenilenen Efes Müzesi’nin ziyaretçi sayısı da yüzde 36 azaldı. Bu düşüşler ülke tanıtımı için de büyük kayıp.”

ZİYARETÇİ AZALINCA MÜZE GELİRLERİ DE DÜŞTÜ

İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün verilerine göre 2016 yılı Ocak – Ağustos döneminde İzmir iline bağlı müzelerde yaşanan ziyaretçi kaybının yüzde 39,6’yı bulduğuna dikkat çeken İşler, “Ziyaretçinin azalması müze gelirlerine de yansıdı. Müze gelirleri ise yüzde 33.1 azaldı. İzmir’deki müzeleri Ocak- Ağustos döneminde 1 milyon 158 bin 276 kişi ziyaret etti” dedi.

ÇEKİRDEK AİLENİN MÜZE ZİYARETİ YAKLAŞIK 100 LİRA  

Yerli turistin müze ziyaretlerinde ağırlıkla ücretsiz ya da ücreti 5 lira gibi düşük olan yerleri tercih ettiğine değinen Mehmet İşler, Efes ve Bergama’daki müze ziyaretlerinin giriş ücretlerinin yüksek olduğuna da dikkat çekti. İşler, “Efes- Ören yerinin giriş ücreti 40 lira. Yamaç Evler için ayrıca 20 lira ücret ödeniyor. Bergama’daki Akropol’ün giriş ücreti 25 lira, Asklepion içinse 20 lira ödeniyor. Ortalama iki çocuğuyla tatile giden yerli bir ailenin Efes’i ya da Bergama’daki Asklepionu ziyaret ederken yaklaşık 100 lira ayırması bu ekonomik şartlarda zor görünüyor” dedi.

LOUVRE MÜZESİ’NE 9,3 MİLYON ZİYARETÇİ

* Paris’teki Louvre Müzesi’ni yılda 9.3 milyon kişi ziyaret ediyor.
* İngiltere’nin başkenti Londra’daki British Museum 6.7 milyon kişi,
* Geçen yıl Türkiye’de en çok ziyaret edilen müze 3 milyon 500 bin kişiyle İstanbul’daki Ayasofya Müzesi.
* Topkapı Sarayı’nı 3 milyon 253 bin kişi ziyaret etmiş. (DHA)

Irkçı parti, Almanya’nın ana muhalefeti mi oluyor?

Yabancı düşmanı tutumu ve ırkçı politikalarıyla bilinen Almanya için Alternatif Partisi’nin yükselişi sürüyor.

RTL ve Stern dergileri adına yapılan Forsa araştırmasında, 2003 yılında kurulan Almanya için Alternatif (AfD) bugüne kadar elde ettiği en yüksek kamuoyu desteğine ulaştı. AfD, bugün seçim olsa Almanya genelinde yüzde 14 oy alacak. AfD, Forsa araştırmasında ilk kez bu orana yükseldi. Seçimler sonucunda bugünkü gibi yeniden büyük koalisyon kurulmuş olsa, AfD Almanya’nın ana muhalefet partisi olacak.

Araştırmaya göre, Hıristiyan Birlik partileri CDU/CSU yüzde 33 oranında oy alacak. Sosyal Demokrat Parti SPD’nin kamuoyu desteği ise yüzde 23. Ankete göre, bugün seçim olsa Yeşiller partisi yüzde 10, Sol Parti ise yüzde 9 oranında oy alacak. Hür Demokrat Parti FDP ise, yüzde 6 oy oranı ile yeniden Federal Parlamentoya girecek. (DHA)

Yunanistan’da özelleştirmeler onaylandı

Yunanistan, “borçlarını ödeyebilmek” adına yeni bir reform paketini daha kabul etti. Paket, 300 sandalyeli Yunanistan Meclisinde oy çokluğu ile kabul edildi.

SYRIZA ile sağcı popülistlerin kurduğu koalisyon partilerinin 153 milletvekilinden 152’si paketin kabul edilmesine destek verdi. Daha önce tartışmalara neden olan paket kamuya ait işletmelerin özelleştirilmesini kapsıyor. Devlete ait işletmelerin satışını, özelleştirme kurumuna seçilen yeni yönetim organize edecek. Özelleştirme kurumunun beş kişilik yeni yönetimi, üç hükümet temsilcisi ve iki de alacaklı ülkelerin temsilcisinden oluşuyor. Otobanlar, havalimanları, limanlar, ayrıca doğal gaz ve su işleri gibi Yunan devletine ait işletmelerin satılması planı ülkede tepkilere neden olmuştu. Çipras da özellikle su işlerinin satılmayacağına dair söz vermişti.

Hollanda Parlamentosu: Türkiye’ye AB yardımları dondurulsun

Hollanda Parlamentosu, 15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrası “hukuk devleti ilkelerinin rafa kaldırıldığı” gerekçesiyle Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye yardımlarını dondurmasını istedi.

Salı günü yaptığı oturumda Türkiye’ye ilişkin gelişmeleri ele alan Hollanda Parlamentosu, Türkiye’nin ülkedeki camilere mali desteğinin sona erdirilmesine ilişkin öneriyi de kabul etti.

Önce ana muhalefetteki Sosyalist Parti (SP) ile Hristiyan Birliği (CU), AB’nin, aday üye sıfatıyla her yıl Türkiye’ye verdiği yıllık 600 milyon euroluk yardımın durdurulması için bir önerge verdi.

Muhalefet partilerinin desteğini alan önergede, Türkiye’de başarısız darbe girişimi sonrası demokratik hukuk devleti ilkelerinin rafa kaldırıldığı savunuldu.

Bu nedenle Hollanda hükümetinin Türkiye’ye verilen yardımların durdurulması için Brüksel nezdinde girişimde bulunması istendi.

Başbakan Rutte: Türkiye’nin desteğini yasaklamak kolay olmayacak

Hollandalı kareograf Türkiye’nin ödülünü reddetti

Hollanda Parlamentosu daha sonra da, Türk hükümetinin Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla Hollanda’daki camilere finansal desteğinin durdurulmasına ilişkin öneriyi de kabul etti.

Hristiyan Demokrat Parti (CDA), tarafından verilen önerge, 67’ye karşı 75 milletvekilinin oylarıyla kabul edildi. Hükümet ortağı Liberal Sağ Parti önergeyi desteklerken, koalisyonun diğer ortağı İşçi Partisi karşı oy kullandı.

Başbakan Mark Rutte, “din özgürlüğü” nedeniyle Türkiye’nin finansal desteğini yasaklamanın kolay olmayacağını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Lodewijk Ascher, gelecek hafta bu konuda parlamentoya kapsamlı bilgi verecek.

Hollanda Parlamentosu’nda çoğunluk, hükümetten Ankara’yı “Hollanda’daki uzun kolları” nedeniyle eleştirmesini istedi.

Milletvekillerinin çoğu, çifte vatandaşlık konusunda kısıtlamalar getirmesini de benimsedi.

‘Müzakerelere son verilsin’ önergesi reddedildi

Hristiyan Birliği tarafından, muhalefet partilerinin desteğiyle verilen, “Türkiye ile AB üyelik görüşmelerinin derhal sona erdirilmesi” önerisi ise iktidar ortağı Liberal Sağ Parti (VVD) ve İşçi Partisi’nin oylarıyla reddedildi.

İktidar partileri, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin durdurulması konusunun, Hollanda’nın tek başına alacağı bir karar olmadığını savundu.

Hükümete göre, ikili anlaşmalar uyarınca Türkiye ile üyelik görüşmelerinin tek taraflı iptali söz konusu değil. Ankara, istenen kriterleri yerine getirdiği sürece görüşmeler devam edecek. (BBC Türkçe)