Ana Sayfa Blog Sayfa 6267

Demirtaş, Avrupa’ya gidiyor

HDP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş başkanlığındaki heyet, 27-28 Eylül’de Brüksel’de ve 29 Eylül’de Berlin’de bir dizi diplomatik görüşme yapacağı belirtildi. Dış İlişkilerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Mardin Milletvekili Mithat Sancar’ın da yer alacağı heyetin, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn ile görüşeceği belirtildi.

Açıklamada, HDP heyetinin 29 Eylül’de de, Berlin ziyareti kapsamında SPD Genel Başkanı ve Almanya Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel ve Almanya Dış İşleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’ın yanı sıra Almanya Sol Parti ve Alman Yeşiller Partisi liderleri ile de görüşmeler yapacağı belirtildi.
DİYARBAKIR, (DHA)

Arzu Demir hakim karşısına çıktı

” 7 BASKI YAPTI. TOPLATILMASI SİYASAL BİR KARAR”

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuksuz sanık Arzu Demir ve avukatları katıldı. Etkin Haber Ajansı (ETHA) ve Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) çalışan Arzu Demir yazılı yaptığı savunmasında, kitabının Kasım 2014’te yayınlandığını belirtti. Kitapla ilgili toplatılma kararının verildiği 15 Mart 2016 tarihine kadar 7 baskı yaptığını ifade eden Demir, söz konusu toplatma kararının aradan geçen 1,5 yılllık süre gözönüne alındığında siyasal bir karar olduğunu vurguladı.

“ÇÖZÜM SÜRECİ DEVAM EDİYOR OLSAYDI YASAKLANMAYACAKTI”

“Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için İmralı’da başlatılan çözüm süreci devam ediyor olsaydı, -Dağın Kadın Hali- yasaklanmayacaktı” diyen Arzu Demir, “Kitabım ve ben, yasaklanan birçok kitap ve yargılanan birçok meslektaşım gibi yeniden başlayan savaşın ve çatışmanın mağdurlarıyız” diye konuştu.

“GAZETECİLİK YAPTIM”

10 gün kadınlara dağa çıkma nedenlerini, kadın-erkek açısından geleneksel rollerin nasıl yaşandığını, aşk için cinsellik için neler hissettiklerini sorduğunu anlatan Demir, “Gerçeği yazdım. Özetle gazetecilik yaptım. Gittim, gördüm, konuştum ve yazdım” diyerek suçlamaları reddetti.

MÜTALAA İÇİN ERTELENDİ

Sanık Demir’in avukatı Gülizar Tuncer de aydınlar üzerinde baskılar oluşturulan bir dönem olduğunu ifade ederek “Siyasi politikalara aykırı görüşlerdeki insanlar yıldırılmaya çalışılmaktadır” diyerek müvekkilinin beraatini talep etti. Duruşma, savcının mütalaasını hazırlaması için ertelendi.

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca hazırlanan iddianamede, gazeteci Arzu Demir’in “Dağın Kadın Hali” kitabında terör örgütü PKK’nın eylemlerini meşrulaştırma,övme amacına yönelik olduğu, saldırıyı öven, teşvik eden nitelikte olduğu ifade ediliyor. Kitap içeriğine göre basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı belirtilerek Demir’in “Terör örgütü propagandası yapmak”, “Suç işlemeye alenen tahrik etmek”, “Suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıldan 14 yıl 6 aya kadar hapsi isteniyor.
Özden ATİK/İSTANBUL,(DHA)

Erdoğan’a açtığı davanın ilk duruşması görüldü

Ankara Adliyesi 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapılması gereken duruşma, mahkeme hakiminin başka bir yere atanması nedeniyle Nöbetçi 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya Baskın Oran ve avukatı Oya Aydın Göktaş katılırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı mazeret bildirerek katılmadı.

TARAFLARIN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMLARININ ARAŞTIRILMASI TALEP EDİLDİ

Baskın Oran’ın avukatı “Dava dilekçemizi tekrar ediyoruz. Dosyada tüm deliller toplanmış sadece tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmamış. Bu eksikliğin giderilmesini talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme, davalı vekilinin mazereti ve hakim değişikliği nedeniyle, ön inceleme duruşmasının bir sonraki celsede yapılmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca tarafların sosyal ve ekonomik durumunun araştırılması talebine karar verilmesini de bir sonraki celseye bıraktı.

31 SAYFALIK ŞİKAYET DİLEKÇESİ

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde lisansüstü dersleri veren Prof. Dr. Baskın Oran, Erdoğan’ın akademisyenlere dönük 4 ayrı konuşması nedeniyle ‘kişilik haklarının zedelendiğini’ iddia ederek Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmış ve 10 bin TL manevi tazminat istemişti. Mahkemeye sunulan 31 sayfalık şikayet dilekçesinde, “Davalı Erdoğan konuşmasında, kendisinin de aralarında bulunduğu akademisyenleri hedef alarak, ‘alçak, güruh, terör örgütünün maşası, ahlaksız, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş sözleriyle aşağılayıp hakaretler etmekte, onları terör destekçisi gibi göstermektedir” ifadeleri yer almıştı.

Duruşma, 13 Aralık’ta Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek.
Özkan ARSLAN / ANKARA (DHA)

ABF “Ayrımcılığa, ırkçılığa ve nefret suçlarına hayır”

Şahkulu Dergahı, Pendik şubesine yapılan ırkçı saldırı ABF tarafından sert bir biçimde kınandı. ABF adına yazılı bir açıklama yapan Genel Başkan Baki Düzgün “Halklarımızın ve ülkemizin kaderi gerici-faşistlere bırakılamaz” dedi.

ABF açıklaması:

 BASINA VE KAMUOYUNA

Ayrımcılığa, ırkçılığa ve nefret suçlarına hayır

Daha birkaç gün önce Ankara Mamak ilçesinde Akdere bölgesinde Alevi ve Kürt yurttaşların evleri gerici-faşistlerce işaretlenmiştir. Benzerlerini daha önce de gördüğümüz bu coğrafyada dün gece de İstanbul Esenler Mahallesi’nde bulunan Şahkulu Sultan Dergâhı Pendik Şubesi’ne kimliği belirsiz “kişiler..!” tarafından işaret konulup tehdit içerikli mesaj yazılmıştır.

Biat etmeden yaşaması mümkün olmayan bir hale getirilmiş bir kitle tapınacak birilerini bulduğu gibi OHAL ve KHK’lerle Barış isteyen herkes memuru, işçisi, öğretmeni, akademisyeni, sanatçısı fetö’cü diye tutuklanmasından aldıkları cesaretle fütursuzca, tüm öfkeleriyle saldırganlaşabiliyorlar. Acı olayların yaşanmasına neden olan bu tür saldırı girişimlerinin ve nefret suçlarının üzerine gidilmeli ve sorumluları tespit edilip yargılanmalıdır.

Söndürmek için ateşe atılan suyun bile canının yanacağını düşünen biz Aleviler olarak; Barıştan, kardeşlikten, haktan, emekten ve özgürlüklerden yana olan bütün güçlerle birlikte Şahkulu Sultan Dergâhı Pendik şubesinin kapısını işaretleyen Irkçılık, ayrımcı dil kullanarak bu tür eylemleri yapanları ve destekleyenleri kınıyoruz.

İstanbul’daki bulunan bileşen Can’larımız gerekli hassasiyeti göstermişlerdir.

Birlikte ve barış içinde yaşama iradesini zayıflatan bu türden saldırılar karşısında yılmayacağımızı ve bu türden saldırılara karşı mücadele edeceğimizi bütün kamuoyu bilmelidir.

Halklarımızın ve ülkemizin kaderi gerici-faşistlere bırakılamaz.

Yaratmak istediğiniz provokasyonları boşa çıkaracağız.

Ne yezitler, ne yavuzlar, ne hızır paşalar gördük

Kerbela da Hüseyin

Banaz’da Pir Sultan

Madımakta Koray

Gezi’de Berkin Elvan’ız

Şahkulu Dergâhının Pendik Şubesi’nin kapısında ki

“Evrensel Düşüncenin Kapısıyız…”

Kadılar müftüler fetva yazarsa

İşte kemend, işte boynum asarsa

İşte hançer, işte kellem keserse

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

Pir Sultan ABDAL

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU VE BİLEŞENLERİ ADINA

GENEL BAŞKAN

BAKİ DÜZGÜN

 

İtalya’da anayasa değişikliği için referanduma gidiliyor

Dün akşam toplanan Bakanlar Kurulu’nda alınan karara göre, Matteo Renzi’nin daha önce Ekim ayında olacağını söylediği referandum 4 Aralık’ta yapılacak.

Referanduma gidilmesini sağlayarak siyasi geleceğini riske atan Başbakan Renzi, halkın anayasada değişiklik yapılmasına onay vermemesi halinde istifa edeceğini duyurmuştu.

Ne var ki, 2014 yılının Şubat ayından beri başbakanlık koltuğunda oturan Renzi, yapılan kamuoyu yoklamalarında “evet” ve “hayır” oylarının başa baş olduğunun ortaya çıkmasının ardından, siyasi geleceğini bu referanduma bağlamanın, durumu kişiselleştirmenin hata olduğunu dile getirmeye başlamıştı.

Referandum tarihinin belirlenmesinin ardından açıklamalarda bulunan Renzi, “Mücadele şimdi başlıyor. Bu İtalya değişmeli ve son 20 yıldır onun büyümesini engelleyen olağan şüphelilerin, bataklığın esiri olmamalı. Daha istikrarlı ve sade bir ülke istiyoruz” ifadelerini kullandı.

YASAMA DAHA HIZLI OLACAK

Bu arada, muhalefet ve Renzi’nin lideri olduğu Demokrat Parti’den (PD) bazı isimler bu reforma karşı çıkıyor.

Parlamentodan onay almış olan anayasada yapılması planlanan değişikliklerde, iki kanatlı parlamentonun üst kanadı olan Cumhuriyet Senatosu’nun yetkilerinin törpülenmesi ve koltuk sayısının 315’ten 100’e düşürülmesi de öngörülüyor.

İtalya’daki yasaların, parlamentonun her iki kanadınca da onaylanması gerekiyor. Bu nedenle hükümetler, faaliyetlerinde zorluklar yaşıyordu.

Söz konusu reforma göre, Senato’nun her yasayı onaylaması gerekmeyecek ve böylece yasama daha hızlı yapılacak.
Esma ÇAKIR / ROMA (DHA)

Can nöbetindeki Aleviler

TURAN ESER

“Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda,
Bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda,
Hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda,
Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda…”
Hacı Bektaş Veli

AKP iktidarı iç ve dış politikada mezhepçi bir köprü kurup, “durmak yok yola devam” diyerek yürüyor. Siyasette ve uygulamadaki mezhepçiliğin adını İstanbul’da 3. Köprü’ye, Ankara’da GATA’ya veriyorlar. Yavuz Sultan Selim ve Sultan Abdülhamid!

Ecdatlarından ilham alıp onlara kulak verdiler. Onların huyundan ve suyundan gidiyorlar.

Huzurun yolunu demokrasi, hukuk, laiklik, çoğulculuk değil, mezhepçilikte buluyorlar.

İşte bu mezhepçilik Türkiye’yi Ortadoğulaştırdı. Kan gölüne çevirdi. Şimdi herkes tedirgin ve endişeli bekleyiş içinde.
Kutuplaşmalar giderek keskinleşiyor. Ve bu gidiş iyi değil.

“Demokrasi nöbeti” altındaki iktidar nöbetleri, can nöbetindeki Alevileri endişeli ve tedirgin bekleyişin ön sıralarına sokuyor.
Bugün Alevilerin yoğun yaşadığı Mamak’ta Alevilerin, Kürtlerin evleri işaretleniyor. Gaziantep, Maraş ve Adıyaman gibi kentlerde örgütlenmiş İŞİD hücrelerinin, ne türden toplumsal tahribatlar yaratacağını, yaşadığımız katliamlarda gördük. Endişe verici boyuta ulaşan tehlikenin farkındayız, fakat AKP aynı kaygıyı taşımıyor.

Sadece iktidar değil, toplumsal muhalefet dinamikleri bile anlam veremediğim bir ürkeklik ve dağınıklıkla süreci izlemeyi terci etmiş.

Mamak’ta kapısı işaretlenmiş Aleviler, Gaziantep’te hedefe konulmuş Aleviler, hükümetin IŞİD karşı aldığı tedbirlere güvenmiyor. Kendi can güvenliğini kendisi sağlamak için 24 saat nöbet tutuyor.

Alevilerin katline yeminli IŞİD ve diğer cihadistlerin Türkiye’de örgütsel, sosyolojik ve siyasal zemin bulmasına AKP hükümetinin yol açtığına inanıyorlar.

AKP, mezhepçi köprülerinin temelini 16. yüzyılda atan Yavuz Sultan Selim’in yolundan yürüyor.

Aleviler Yavuz’u sevmez. Bu nedenle bu mezhepçi zihniyetin devamcısı olanlara da mesafelidir. Yavuz ismi, Anadolu’da Kızılbaşlara ve Lazkiye’de Arap Alevilerine, katliam, zulüm, acı ve kıyımı hatırlatır.

Yavuz 1514’te Anadolu’da 40 bin Kızılbaşı, 1516’da Hama’da, Humusta, Şam’da binlerce Arap Alevisi’ni katletmiştir.

Bugün Yavuz’un Cihatçı torunları, “Yavuz Sultan Selim Birliği” kuruyor. Aralarında “Fatih Sultan Mehmet Tugayı”, “Sultan Abdülhamit Tugayı”da var. Onları Suriye’de Alevi köylerine yönelik gerçekleştirdikleri katliamlardan tanıdık.

Ecdatların isimleri sadece köprülere ve hastanelere değil, cihadist tugaylara veriliyor. Alevilerin tarihsel belleği silinmeyen bu resim, Alevilere “tarih tekerrür mü ediyor?” diye sorduruyor.

Aleviler endişeli
IŞİD ve diğer cihadist terör grupları toplumsal çatışmayı, önce Alevileri hedefleyerek tetikleyecek riskin adıdır. Aleviler tehlikenin farkında ve hükümeti defalarca uyarmıştır.

Gaziantep’teki IŞİD örgütlenmesinin Alevi, Kürt ve Türkmen köylerinin listesini çıkardığı ve bu bölgelerde keşif yaptığı, Gaziantep’te bulunan cemevinin çeşitli açılardan fotoğraflarını çektiği biliniyor.

Kısacası devletin elindeki tüm istihbarat bilgilerine ve en son Gaziantep’te bir düğün gecesindeki insanlığa yönelik katliama rağmen, IŞİD’in Gaziantep cemevi ve o bölgelerde yaşayan Alevilerin can ve mal güvenliğine dair endişelere ve tedirginleri ortadan kaldıracak adım atılmamıştır.

Gerek İŞİD’in, gerekse IŞİD sever çevrelerin Alevi ve cemevi algısının sonucu Aleviler ve cemevleri hedef durumuna getirilmiştir. Bugün Türkiye’deki birçok siyasal İslamcı birçok dergi, gazete ve TV yayınlarında, cihadist severlik örgütleniyor.

Türkiye’de nüfusun %8’i boşuna IŞİD’e sempati duymuyor. Bu yayınlarla bu cihadist severlik örgütleniyor.

AKP hükümeti bu durumun siyasi sorumlusudur. AKP ve siyasal İslamcı kesimlerin mezhepçi politikaları ve uygulamaları Aleviliği ve cemevlerinin tanımadığı sürece, inkâr, imha, asimilasyon, ayrımcılık ve nefret söyleminin hedefine koydukları sürece, cihadistlere ilham vermeye ve Alevileri hedef göstermeye zemin hazırlamış olacaklardır.

Çözüm laiklik ve barış
Bugün yaşananlar, mezhepçi politikaların ürünüdür. Savaş ve ölümlerin gerekçesini, emperyalistlerin, petrol krallarının, Arap Şeyhlerinin ve sermayenin Ortadoğu’daki çıkarlarından, bu çıkarları korumak adına, gerici, mezhepçi, dinci eğitim ile kindar nesil yetiştiren anlayışında aramak yerine, toplumsal barışın garantisi olan “laikten” arayan zihniyetler, Türkiye’yi Ortadoğululaştırmıştır.

Bir yandan etnik kimlik, diğer yandan dini kimlikler üzerinden toplumsal bölünme ve ayrışma derinleşirken, diğer yandan Türkiye bir iç savaş ortamına sürükleniyor.

Bunu durdurabiliriz.

Dini; devlet, siyaset, kışla, okul, kamu hizmetleri, ekonomi ve hukuktan arındırmalı ve özel alana taşımalıyız.

Savaşı ve ölümleri değil, barışı ve yaşamı beslemeliyiz. İktidar benciliği ile gerilimi değil, toplumsal cömertlikle barışı ve demokratikleşmeyi kazanmalıyız.

Alevileri hedef göstermek yerine, Aleviler dahil, ayrımcılığa maruz kalmış her kesimin eşit yurttaşlık ve eşit haklar talebini kabul edip, barış içinde bir arada yaşama kültürünü inşa etmeliyiz.

Alevilere yönelik saldırılar için soru önergesi!

HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplaması için TBMM’de soru önergesi verdi. Doğan ayrıca bugün saat 14:30’da mecliste bir basın toplantısı düzenleyecek. 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu tarafından Anayasa’nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğünün 96’ıncı maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Müslüm DOĞAN / İzmir Milletvekili

Pendik-Esenler Mahallesi’nde bulunan Şahkulu Sultan Dergâhı Pendik Şubesi’nin giriş kapasına 26 Eylül günü kimliği belirsiz kişiler tarafından “EVRENSEL DÜŞÜNCENİN KAPISI” yazısının üzerine çarpı işareti atılarak “CİHAT KAZANACAK” yazıldı. Daha önce de 4 Haziranda dergahın açılışı sırasında yumurtalı saldırı düzenlenmişti. Yine 17 Ağustos 2016 tarihinde 21.30 saatlerinde İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevine kimliği belirsiz kişiler tarafından silahlı bir saldırı gerçekleştirilmiş sonrasında da Cemevi önüne patlamamış bir silah mermisi bırakılmıştı. Gerekli önlemlerin alınamamasından dolayı bu tür saldırılarla Alevi toplumu susturulmak ve sindirilmek istenmektedir. Alevilere yönelik saldırılar ve faillerinin bulunamaması Alevi toplumunda belirli endişelerin oluşmasına yol açmaktadır.

Buna bağlamda;

1- 26 Eylül günü Şahkulu Sultan Dergahı Pendik Şubesi’ne yönelik çirkin saldırı hakkında bakanlığınızın yürütmekte olduğu bir soruşturma var mıdır? Var ise bu soruşturmanın kapsamı ve içeriği nedir?

2- Alevilere yönelik artan tehditler ve saldırılar kapsamında bakanlığınızın yürütmekte olduğu bir çalışma var mıdır? Bu konuda bakanlığınızın aldığı önlemler nelerdir?

3- Son bir yıl içerisinde Alevi kurumları ve kanaat önderlerine kaç saldırı gerçekleştirilmiştir? Bu saldırılar sonucunda kaç kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır? Soruşturma başlatılan kaç kişi hakkında tutuklama kararı çıkmıştır?

4- Son bir yıl içerisinde Alevi kurum yöneticileri ve üyelerine yönelik saldırı yapılacağına dair kaç ihbar elinize ulaşmıştır? Bu ihbarlar neticesinde kaç saldırı gerçekleştirilmiştir? Bu güne kadar gelen ihbarlar sonrasında kaç saldırı girişimi gerçekleşmeden önlenmiştir?

5- Şahkulu Sultan Dergahı yöneticileri başta olmak üzeri Alevi kurum başkanları ve yöneticilerine koruma verilmiş midir? Kurum başkanlarının evleri için herhangi bir güvenlik önlemi alınmış mıdır?

6- 17 Ağustos’ta Garip Dede Dergahı yapılan silahlı saldırıyı yapan failler bulunmuş mudur? Bu iki Dergaha yapılan saldırılar arasında bir bağlantı var mıdır?

 

Alevilere yönelik yeni provakasyon

Şahkulu Dergâhının Pendik Şubesinin kapısına dün gece kimliği belirsiz kişilerce tehdit içerikli yazılar yazıldı. “Cihat kazanacak” diye yazılana kapıda, “evrensel düşünce kapısı” yazısının üstü de çarpı işaretiyle kapatıldı.

Olayın duyulması üzerine açıklamalarda bulunan Alevi kurumları, olayı kınadıklarını bu tür tehditlerinde kendilerini yıldıramayacağını belirtiler. Daha öncede bu tür yazılımların yapılarak Alevilere korku salınmak istendiğine dikkat çeken Alevi kurumları, herkesin bu tür provokasyonlara karşı duyarlı olması istendi.

‘Laikliği kazandıracağız’ bildiricileri sebest

Kadıköy’de 24 Eylül günü, Birleşik Haziran Hareketi’nin “Laikliği kazanacağız” başlıklı bildirilerini dağıtırken gözaltına alınan Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP)Genel Başkanı Erkan Baş ve ÖDP İstanbul İl Başkanı Deniz Demirdöğen’in de aralarında bulunduğu 14 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından bu sabah soruşturmanın yürütüldüğü Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na getirildi. Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Gökalp Kökçü, Baş ve Demirdöğen’in de aralarında bulunduğu 14 kişiyi, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Polise mukavemet” ve “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlarından adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk etti.

“LAİKLİĞİ KAZANACAĞIZ” BİLDİRİCİLERİ SERBEST

Kadıköy’de 24 Eylül günü, Birleşik Haziran Hareketi’nin “Laikliği kazanacağız” başlıklı bildirilerini dağıtırken gözaltına alınan Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP) Genel Başkanı Erkan Baş ve ÖDP İstanbul İl Başkanı Deniz Demirdöğen’in de aralarında bulunduğu 14 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından bu sabah soruşturmanın yürütüldüğü Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na getirildi. Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Gökalp Kökçü, Baş ve Demirdöğen’in de aralarında bulunduğu 14 kişiyi, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Polise mukavemet” ve “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlarından adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk etti. Nöbetçi sulh ceza hakimliği HTKP Genel Başkanı Erkan Baş ve ÖDP İstanbul İl Başkanı Deniz Demirdöğen’in de aralarında bulunduğu 8 kişi hakkında yurtdışı yasağı konulmasına karar vererek tüm sanıkların serbest bırakılmasına hükmetti.
Ümit TÜRK İstanbul(DHA)

Babamın sesi, bebek çığlına dönüşdü!

Babamın Sesi filmiyle 2012 de Altın Koza ödülü alanyönetmen Zeynel Dogan’ın öğretmen eşi gözaltına alındı. Halen terörle mücadele şube müdürlüğünde olan Gülizar Dogan’ın bu durumu 5 aylık bebeği için işkenceye dönüştü.

Milliyet”deki haber söyle;

Gözaltındaki anne, 57 günlük bebeğini günde 3 kez emniyette emziriyor

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince dün düzenlenen operasyonda, eğitim-Sen Üyesi olan Şehitlik Lisesi Resim Öğretmeni, 30 yaşındaki Gülizar Doğan, ‘Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ suçundan gözaltına alındı. Sabah saat 05.30 sıralarında yapılan ve 08.00 sıralarında sona eren operasyonun ardından gözaltına alınan Gülizar Doğan’a, 57 günlük kız çocuğu Roza’yı günde 3 kez Terörle Mücadele Şubesi’nde emzirebileceği bildirildi. Bunun üzerine sinemacı olan baba Zeynel Doğan, günde 3 kez kızını emniyete götürerek emzirtti.

Dün saat 05.30 sıralarında evlerine operasyon yapıldığını belirten baba Zeynel Doğan, “Saat 08.00 sıralarında evden çıktılar. Bizim 57 günlük bir bebeğimiz ve 6 yaşında çocuğumuz var. Eşimin 5 gün gözaltında kalacağı ve avukatla görüştürülmeyeceği söylendi. Ancak, bebeği olduğu için günde 3 kez bebeği emzirmeye götürebileceğimizi söylediler. Ben dünden bu yana bebeği götürüyorum. Bebeği Terörle Mücadele Şubesi’nde bulunan avukat görüşme odasına götürüp, masanın üzerine bırakıyorum, daha sonra çıkıyorum. Sonra da eşim içeri gidip bebeği emziriyor. Emzirme işlemi bittikten sonra Gülizar’ı götürüyorlar. Sonra ben gidip bebeği alıp, çıkıyorum. 3 kez emzirilme bebek için yetmiyor. Bu nedenle çocuğun çok acıktığı saatlerde götürmeye çalışıyoruz. Bunun için ‘günde birkaç kez daha getirebilirsiniz’ dediler. Ancak bebek arabada sallandığı için emzirilen sütü de yolda gelirken kusuyor. Bu olayı duyan mahalledeki 3 komşu kadın, gönüllü olarak süt annesi olup yardımcı olmaya başladı. Şu anda bizi çağırdılar. Gülizar’ın ifadesinin alınacağını söylediler. Sanırım bebek nedeniyle 2’nci günde ifadesini alacaklar” dedi.

Öğretmen Gülizar Doğan’ın bebeğini emniyette emzirmesi sosyal medyada tepki toplarken, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da dün öğlen saatlerinde “Gözaltına alınan 2 ve 4 aylık aylık bebekleri olan kadın öğretmenlerle ilgili bilgi sahibiyim, üzerime düşeni yapıyorum” diye bir tweet attı. Tanrıkulu daha sonra ise, Adalet Bakanı BEKİR BOZDAĞ’a konu ile ilgili bir twett attı. Tanrıkulu tweetinde, “56 günlük 2 saatte bir anne sütüne muhtaç bir bebeğin öğretmen annesi neden ifadesi alınmak üzere gece gözaltında bekletilir?” ifadelerini kullandı.