Ana Sayfa Blog Sayfa 628

Wan Gölü’nde flamingo şöleni başladı

Binlerce flamingo, en önemli yaşam alanlarından biri olan Begîr ilçesinin göl kıyılarında konaklamaya başladı

Wan Gölü Havzası’ndaki sulak alanları yaz aylarında mesken tutan binlerce flamingo, en önemli yaşam alanlarından biri olan Begîr (Muradiye) ilçesinin göl kıyılarında konaklamaya başladı. Yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan Wan Gölü Havzası, flamingolar için de önemli konaklama yerlerinin başında geliyor.

453 tür kuş konaklıyor

Türkiye’deki 453 kuş türünden yarısına yakınının konaklama ve üreme alanı olan İpekyolu ilçesindeki Erçek Gölü ve göl havzasındaki diğer sulak alanlar, her yıl flamingoların gelişiyle birlikte renkleniyor. Kasım ayına kadar Van Gölü havzasında konaklayacak olan flamingolar, havaların soğumasıyla birlikte Afrika’ya göç edecek, ardından da yine Hazar ve Urmiye bölgesine dönecek.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Wan #Gölünde #flamingo #şöleni #başladı

Gazeteci Şahinli’ye kelepçeli muane dayatması

Tutuklu Ceylan Şahinli’nin hastane gidişlerinde yaşadığı hak ihlallerini mektup aracılığıyla aktararak, doktorun kendisini görmek yerine gardiyan aracılığıyla sağlığıyla ilgili soru sorduğunu belirtti

Geçtiğimiz Ekim ayında işkence ile gözaltına alınıp tutuklanan gazeteciler arasında olan ve Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ceylan Şahinli, sağlık sorunları sebebiyle gittiği cezaevi kampüsünde bulunan hastanede ve Etlik Şehir Hastanesi’nde yaşadığı ihlalleri mektup aracılığıyla anlattı.

Hak ihlallerini yazdı

Şahinli, mektubunda hekim tarafından uygulanan hak ihlaline ilişkin Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvuruda bulunduğunu belirterek, sürekli takip edilmesi gereken Hepatit B hastalığı olduğuna dikkat çekerek gidiş gelişlerinin işkenceye dönüştüğünü vurguladı.

Kelepçe dayatması

Cezaevi Kampüsü’nde bulunan hastanede enfeksiyon hastalıkları bölümünde 2 kez muayene olduğunu, bu muayeneler esnasında da doktorun kelepçeli muayene dayatmasına maruz bırakıldığının altını çizen Şahinli, “Israrla talep etmeme rağmen kelepçemin çıkarılmaması, söz konusu muayeneler sırasında tedavimin aksamasına neden oldu” dedi.

Etik dışı davranış

Söz konusu kelepçeli muayeneye ilişkin Sincan Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Sağlık Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu söyleyen Şahinli, “Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığım suç duyurusuna yanıt veren Sincan Kaymakamlığı İlçe Hukuk işleri Şefliği ise kelepçeli muayenenin yapıldığını kabul etmiş ancak tedavinin hala sürüyor olması sebebiyle yapılan uygulamanın ‘etik dışı ve art niyetli olmadığına’ karar vermiş” ifadelerini kullandı.

Ayaküstü sorular soruldu

Yetkili mercilerin uygulanan onur kırıcı uygulamaları sahiplenmesinin ve cezasızlık politikasının görevlilere cesaret verdiğine dikkat çeken Şahinli, mektubunda şunlara değindi: “Karaciğer biyopsisi için enfeksiyon hastalıkları bölümüne gittim. Beni odaya alan hekim tarafından kelepçeli muayene dayatmasına maruz bırakıldı. Beni odaya alan doktor ile birlikte 2 gardiyan ve 1 jandarma ile hasta mahremiyetinin alt üst edildiği odada daha ilk anda kelepçemin çıkarılmasını talep ettim. Doktorun ‘Zaten seni muayene etmeyeceğim’ demesine karşın ayaküstü sorular sordu. Ben kendimi böyle rahat ifade edemediğimi belirterek yeniden kelepçemin çıkarılmasını talep ettim. Bunun üzerine bir hekimin hastasıyla bağ kurmasını beklediğim anda karşımda kaşlarını çatarak zaten gergin olan ortamı daha da gerecek tavırlar sergileyen bir insan ile karşılaştım.”

Doktor talimat verdi

Jandarmanın kelepçe anahtarını çıkarmak için elini cebine attığına ancak hekimin tavrından faydalanarak elini cebinden boş bir şekilde çıkardığını anlatan Şahinli, alaya ala alındığını ifade etti. Şahinli’nin mektubunda hekimin bazı sorular sorarak bilgisayara not aldığını, ardından kan alma birimine yönlendirdiğini aktararak şunlara yer verdi: “Kan alma işleminden sonra götürüldüğüm nezarethanede 1 saat sonra yanıma gelen gardiyan ‘Kan sulandırıcı kullanıyor musun?’ sorusunu yöneltti. Muhtemelen soruyu sorması için ona söz konusu doktor talimat verdi. Muayenemde bana sorulması gereken soruyu dahi tenezzül edip soramayan doktor, gardiyan aracılığıyla bana ulaşmaya çalışıyor.”

Şahinli, tedavi hakkını ihlal eden hekim hakkında Sincan Batı Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sağlık Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunurken, TTB ve İHD’ye de başvuru yaptı.

ANKARA

#Gazeteci #Şahinliye #kelepçeli #muane #dayatması

Afganistan’da kız öğrencilerin okulları Taliban tarafından kapattıldı

Kız öğrencilerin 6’cı sınıftan sonra eğitim görmeleri yasaklanan Afganistan’da kız öğrencilerin devam ettiği okullar Taliban tarafından kapatıldı

Afganistan’da Taliban’ın Ağustos 2021’de yönetimi ele geçirmesi sonrasında özellikle kadınları hedef alan yasak ve kısıtlamalara her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Taliban’ın, ülkenin güneyinde bulunan Kandahar ve Helmand kentlerindeki sivil toplum örgütleri tarafından desteklenen eğitim merkezleri ve enstitülerini ani bir kararla kapattığı bildirildi.

Gerekçe açıklanmadı

Kapatılan eğitim kurumlarında daha çok 6’ncı sınıf üstü kız çocukları eğitim görüyordu. Taliban’a bağlı Eğitim Bakanlığı’ndan konuya dair yapılan açıklamada Helmand ve Kandahar vilayetlerinde söz konusu okullarda bir heyet tarafından yapılan inceleme neticesinde kapatma kararının alındığı ve ilgili merkezlere bildirildiği belirtildi. Söz konusu iki vilayet, Taliban’ın etkisinin en yüksek olduğu yerleşim merkezleri olarak biliniyor. Kapatma kararının gerekçesi ise açıklanmadı.

Eğitim merkezlerinin faaliyetlerinin bir sonraki duyuruya kadar askıya alındığını doğrulayan Eğitim Bakanlığı Sözcüsü Mutavekil Ahmed, ise “Karar halktan gelen şikayetler üzerine alındı” dedi. Ahmad söz konusu şikayetlerle ilgili ayrıntılı bilgi vermedi.

DIŞ HABERLER

#Afganistanda #kız #öğrencilerin #okulları #Taliban #tarafından #kapattıldı

YNK’den KDP’li Mesrur Barzani’ye ‘ihanet yanıtı

KDP’li Mesrur Barzani’ye yanıt veren YNK, “Asıl topraklarını satanlar Türkiye’nin yüzden fazla askeri üs kurmasına izin verenlerdir” dedi.

YNK, Federe Kurdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani’nin 16 Nisan’da Hewlêr’de katıldığı bir iftar yemeğinde, “Bizler ihanete, yolsuzluğa, teröre, sindirmeye, talana ve kendi çıkarları için insanları kullanmaya asla ortak olamayız” açıklamasına yanıt verdi.

Karanlık bir tünele sokuluyor

YNK Hewlêr Merkezi’nin yaptığı yazılı açıklama şöyle: “Asıl topraklarını satanlar Türkiye’nin Hewlêr ve Duhok arasına yüzden fazla askeri üs kurmasına izi veren, yurttaşların şehit düşürülmesine göz yuman ve Kürdistan doğası ile ormanlarının talan edilmesine zemin hazırlayanlardır. 9’uncu kabine başkanının siyaset, ekonomi, diplomasi ile ortak çalışma hakkında yaptığı açıklama ve tutumu Kurdistan Bölgesi’ni karanlık bir tünele sürüklüyor.

Ekonomik sorunlar

Kürdistan Bölgesi’nde yaşananlar, devlet olmanın tüm kriterlerinin ihlalidir. Bunun nedeni ise terör ve yürütülen politikalardır. Bölge yönetimi her zaman Bağdat’ın ayaklarına kapandı, şimdi neyle gurur duyacaksınız? Kürdistan Bölgesi’ni karıştırmak ve siyasi ayrıcalıkları yok etmekten başka elinizde ne kaldı? Uluslararası düzeyde tüm destekleri ortadan kaldırdınız, içeride de birliği bozdunuz ve tüm ilişkileri yok etmeye çalışıyorsunuz. Bu kişiler tüm öğretmen, peşmerge ve polis maaşlarının karşılanacağı gelir kaynaklarını da ekonomik açıdan tehlikeye soktular.”

DIŞ HABERLER

#YNKden #KDPli #Mesrur #Barzaniye #ihanet #yanıtı

CENTCOM öldürülen DAİŞ’linin ismini açıkladı

CENTCOM yaptığı açıklamada, dün öldürülen DAİŞ’li ismin Abdulhadi Mahmud El-Hacı Ali olduğunu açıkladı 

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sözcüsü Joe Buccino daha önce  CNN’e yaptığı açıklamada, ABD Özel Harekat Kuvvetleri’nin Suriye’nin kuzeybatısındaki saldırıda bir DAİŞ komutanını öldürdüğünü açıklamıştı.  CENTCOM, dün sabah yaptığı açıklamada operasyon bilgisini vermiş ancak öldürülen DAİŞ’linin adını açıklamamıştı.

Bugün yapılan açıklamada öldürülen DAİŞ’in üst düzey yöneticinin Abdulhadi Mahmud El-Hacı Ali olduğu açıkladı. Sanal medya hesabından dün akşam açıklama yapan CENTCOM, “Bugün sabah saatlerinde, ABD Merkez Kuvvetlere bağlı güçler, Orta Doğu ve Avrupa’da terör saldırıları planlamakla sorumlu olan IŞİD yöneticisi ve operasyon planlayıcısı olan Abdulhadi Mahmud El-Hacı Ali’yi öldürdü” ifadelerini kullandı.

ABD güçlerince helikopter baskınıyla bir operasyon gerçekleştirildiğinin belirtildiği açıklamada, bu saldırının “IŞİD’in yabancı ülke yetkililerini kaçırma komplolarına ilişkin elde edilen istihbaratın değerlendirmesinin ardından” yapıldığı belirtildi.

DIŞ HABERLER

#CENTCOM #öldürülen #DAİŞlinin #ismini #açıkladı

İran’daki eylemcilerden ‘alanlardan ayrılmayın’ çağrısı

İran ve Rojhilat kentlerinde dün akşam sokağa çıkan eylemciler, ‘özgürlüğü kazanana kadar mücadele alanlarından ayrılmayın’ çağrısında bulundu

İran ve Rojhilat’ta devam eden halk ayaklanması 8’inci ayında devam ediyor. Dün gece de farklı şehirlerde eylemler yapıldı. Yayınlanan görüntülere göre Kerman, Tahran, Sarî, Gîlan, Dehloran, Karaj ve daha birçok kentte eylemciler sokaklardaydı.

Amaçlarının mevcut rejimi yıkmak olduğunu belirten eylemciler, hükümete ait bayrakları ve Hamaney, Humeynî ile Qasim Silemanî’nin resimlerini yaktı.

Kadınlar sokaklarda

Öte yandan duvar yazılmaları yapılırken, dağıtılan broşürlerde rejime karşı daha geniş gösteriler yapılmasını isteyen eylemciler, halka özgürlüğü kazanana kadar mücadele alanlarından ayrılmama çağrısında bulundu. Bazı kadınlar da en sevdikleri kıyafetleriyle sokağa çıkarak Elî Hamaney ve Ehmed Riza Radan’ın tehdit dolu sözlerine tepki gösterdi.

HABER MERKEZİ

#İrandaki #eylemcilerden #alanlardan #ayrılmayın #çağrısı

Beştaş bir süre daha hastanede kalacak

Seçim çalışmaları sırasında Trafik kazası geçiren HDP’li Beştaş’ın tedavisi hastanede devem edecek

Seçim çalışmaları için gittiği Erzurum’da 13 Nisan’da trafik kazası geçiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’ın bir süre daha hastanede tedavi göreceği öğrenildi.

Beştaş, seçim çalışmaları kapsamında gittiği Erzurum’da 13 Nisan akşamı trafik kazası geçirmişti. Kazada Beştaş ve şoförü dahil üç kişi yaralanmış, yaralılar hastaneye kaldırılarak tedaviye alınmıştı.

Sanal medya hesabı Twitter üzerinden sağlık durumuna dair bilgi veren HDP’li Beştaş, “Geçirdiğim trafik kazası nedeniyle tedavime bir süre daha hastanede devam edilecek” ifadesini kullandı.

ANKARA

#Beştaş #bir #süre #daha #hastanede #kalacak

Görür’ü vuran asker için heyet üyesi ‘kasıt’ yok dedi!

Erhan Görür’ü  katleden Üsteğmen  Erhan Erkoç’a  6 yıl 8 ay hapis ceza verilirken, mahkeme heyetinden bir üye ise sanığın ‘olası kast ile öldürmek’ suçundan yargılanması gerektiğine dair muhalefet şerhi koydu

Wan’ın Elbak (Başkale) ilçesine bağlı Qaşqol Mahallesi’nde 14 Haziran 2020 ‘de asker kurşunuyla hayatını kaybeden 20 yaşındaki Erhan Görür’ün katledilmesine dair  yargılanan Üsteğmen Yasin Erkoç hakkında “taksirle öldürmek” suçlamasıyla açılan davanın karar duruşması Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

 

Duruşmaya Görür’ün ailesi avukatları Ebru Demirtepe ve Cüneyt Ergün, Wan Baro Başkanı Sinan Özaraz, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Amed Barosu üyeleri katıldı. Sanık duruşmaya katılmadı. Amed Barosu, davaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme, Amed Barosu’ndan avukat Azad Pamuk’un katılma talebini “suçtan doğrudan zarar görmediği” gerekçesiyle reddetti. İddia makamı, sanık asker Erkoç’un “taksirle öldürmek” gerekçesi ile cezalandırılması ancak, suçun “meşru müdafaa” kapsamında değerlendirmesini ve bu nedenle “ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm” kurulmasını istedi.

‘Etkili soruşturma gerçekleşmedi’

Görür’ün ailesi avukatı Ebru Demirtepe de, mütalaayı kabul etmediklerini söyledi. Sanık asker Erkoç’un çelişkili beyanları, olay yeri incelemenin halen yapılmaması, tanık askerlerin halen kendileri tarafından dillenmediği şeklinde birçok eksikliğin olduğuna dikkati çeken Demirtepe, dosyanın karar verebilecek aşamada olmadığını kaydetti. Demirtepe, dosyada etkili soruşturmanın gerçekleşmediğini vurgulayarak, “Sanık kaçakçılık ihbarı üzerine bölgeye gitmesine karşı ölçüsüz bir müdahale ile ateş etmiş ve Görür hayatını kaybetmiştir. Burada bir meşru müdafaa durumu da söz konusu değildir” dedi. Demirtepe, sanık asker Erkoç’un “kasten öldürme” ve “alt sınırdan uzaklaştırılarak” cezalandırılmasını talep etti.

 ‘Silahla saldırı olmadıkça ateş edemezsiniz’

Wan Barosu Başkanı Sinan Özaraz da, yetki belgesi ile savunma gerçekleştirdi. Özaraz, katılma taleplerinin reddedilmesinin kanuna aykırı olduğunu söyleyerek, etkin soruşturma yapılmadığına işaret ederek, delillerin toplanması gerektiğini söyledi.  Özaraz, kaçakçılık kanunu hatırlatarak, “Kanunda, ‘silahla saldırı olmadıkça ateş edemezsiniz’ deniliyor. Sanık asker olay yerine ihbar üzerine gidiyor ancak kişilere ateş ediyor. Burada bir saldırı olmamasına rağmen ateş etme eylemi gerçekleşiyor. Dolayısıyla burada bir ‘kast’ durumu vardır. Aynı şekilde sanık askerin ‘4 el ateş ettim’ demesi ve Görür’ün vücudunda 5 ayrı atış izi bulunması ‘kast’tır. Bu nedenle sanık Erkoç’un ‘kasten öldürmek’ suçlaması ile yargılanması gerekmektedir” dedi.

 6 yıl 8 ay hapis cezası

Mahkeme, kısa bir aranın ardından, sanık Erkoç’a “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçlamasıyla 6 yıl 8 ay hapis ceza verildiğini açıkladı. Karar oy çokluğuyla alındı. Mahkeme heyetinden bir üye ise sanık Erkoç’un “olası kast ile öldürmek” suçundan yargılanması gerektiğine dair muhalefet şerhi koydu.

WAN

#Görürüvuran #asker #için #heyet #üyesi #kasıt #yok #dedi

Koçyiğit: Kadınların eşit ve özgür yaşaması temel önceliğimiz

Kadınların eşit ve özgür yaşaması temel önceliğimiz diyen Yeşil Sol Parti Qers milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit şiddettin nedeninin savaş politikaları olduğunu söyledi

Seçim çalışmaları kapsamında birçok kentte “Kadın seçim irtibat bürosu” açarak kadına dair çıtayı yükselten Yeşil Sol Parti, Qers’te (Kars) ikisi kadın üç adayla kentte bir ilke imza atıyor. Qers’te ilk kez kadın adaylar gösterilirken, seçim çalışmaları da oldukça coşkulu geçiyor.

Yeşil Sol Parti Qers Milletvekili Adayı Gülistan Kılıç Koçyiğit, 14 Mayıs seçimlerini ve Yeşil Sol Parti’nin kadınlara dair vaatlerini JİNNEWS’e değerlendirdi.

‘AKP kadın düşmanı’

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin artarak sürdüğünü belirten Koçyiğit, “özellikle AKP’nin kadın düşmanı bir iktidar olması bu şiddette çok belirleyici bir noktadır. Tabi bununla beraber; bölgedeki şiddet sarmalı, yanı başımızdaki Suriye savaşı, Türkiye’nin sürekli Güney Kurdistan’a operasyonlar düzenlemesi, Kürt sorununu demokratik yollardan çözmek yerine güvenlikçi ve savaş politikalarını eksen alması toplumdaki şiddeti de arttıran bir durum. Bunun yanı sıra kadına yönelik şiddetin cezasız bırakılması, sürekli indirimlerin yapılması, kadına yönelik şiddete karşı özel bir önlemin alınmaması ve İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması bugün Türkiye’deki şiddetin temel nedenlerinden biridir” şeklinde konuştu.

‘Kadına çalışma yaşamında taciz ve mobbing uygulanıyor’

Kadına yönelik şiddetin yaşamın her alanına etki ettiğini ifade eden Koçyiğit, bu şiddetin çalışma hayatına yansımalarına dair Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) sözleşmesine dikkat çekti. Koçyiğit, “Çalışma hayatında da çok ciddi bir şiddet, mobbing ve taciz var. Bu anlamıyla biz ILO 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’ni çok önemli buluyoruz. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki kadınlar çalışma yaşamında da sürekli ikincil pozisyondalar. Sürekli orada erkekler tarafından tacize ve mobbinge maruz kalıyorlar. ILO 190 sayılı sözleşmenin Türkiye tarafından onaylanması ve buna yönelik tedbirlerin alınması, iç hukukta uygulanmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü birçok kadın iş yerinde maruz kaldığı şiddet nedeniyle çalışma yaşamından vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu anlamıyla çalışma alanlarının birçoğu erkek egemen çalışma alanları yani erkeklerin muktedir olduğu,  kadının ikincil kılındığı, orada çalışma hakkının tanınmadığı bir pozisyondadır” dedi. Koçyiğit, “biz yeni dönem açısından şunu söyleyebiliriz; hem İstanbul Sözleşmesi’ni hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz hem de ILO 190’ın imzalanması, Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olması için elimizden geleni yapacağız. Yaşamın her alanında kadınların güvenli eşit ve özgür yaşaması bizim temel önceliklerimizden birisi” ifadelerini kullandı.

‘Kürdisatan’da özel savaş politikaları’

Öte yandan Türkiye’de çok uzun zamandan beri iktidar eli ile yürütülen bir özel savaşın olduğunu kaydeden Koçyiğit, Kürt sorununun demokratik çözümünden uzaklaşan devletin, sorunu farklı boyutlarda derinleştirmek istediğini sözlerine ekledi. Koçyiğit,“Bu anlamda özellikle kadınların özel savaşın temel hedefi olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bunu İpek Er, Gülistan Doku, Keziban Kunt olayında ve buna benzer birçok olayda gördük. Yani birçok olayda aslında Kürdistan’da özel savaşın nasıl bir tahribat yarattığını, nasıl kadınların yaşamı dahil her şeyini hedef aldığını görüyoruz.Türkiye metropollerinde de özellikle Kürt gençleri ve kadınlara yönelik çok özel politikalar olduğunu görüyoruz. Gerçek anlamıyla Kürt sorununu demokratik yollardan çözmek ve kadınların haklarını tanımak yerine böyle insanlık dışı uygulamalara tenezzül eden bir iktidarla karşı karşıyayız” dedi.

‘Özel savaşa karşı kadın özgürlük değerleri’

Koçyiğit, “Kadının halkını, kimliğini, kendi öz değerlerini bilmesi bütün bu özel savaş politikalarına karşı duruşunu da netleştirecektir. Bu anlamda toplumu öz değerleri ile buluşturan kadınların, kadın özgürlük çizgisinde buluşmasını sağlayan bir yaklaşıma ihtiyacımız var” sözlerine yer verdi. Bahsi geçen yaklaşımın toplumsallaşmasına ihtiyaç olduğu vurgulayan Koçyiğit, “Bir kadın kendi özgürlük değerleri ile buluşursa biz onları buluşturabilirsek o zaman hiçbir özel savaş aygıtının, özel savaş politikasına geçit vermeyecektir. Biz toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin yaygınlaşması ve temel eğitim olarak bütün okullarda ve her seviyede verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Onun dışında mahallelerde kadınlarla bir araya gelebileceğimiz ve kadın özgürlük ideolojisini anlatacağımız çok yaygın bir mücadele hattına ihtiyacımız var” belirlemesinde bulundu.

‘Kadın şahsında hedeflenen Kürt halkının değerleridir’

Yürütülen politikaların geçmişten bu yana devam ettiğini ancak şekil değiştirdiğini dile getiren Koçyiğit, “Eskiden işkence ile gözaltına alarak, kadınları taciz ve tecavüzle yıldırmaya, iradelerini kırmaya çalışıyorlardı. Şimdi daha farklı yöntemler, daha özel yöntemlerle Kurdistan’da ve metropollerde kadınları düşürmeye çalışıyorlar. Bunun en temelde kadın özgürlük çizgimize, Kurdistan özgürlük mücadelemize ve Kürt halkının değerlerine bir saldırı olduğunu ifade etmek gerekiyor. Aslında kadın şahsında düşürülmeye çalışılanın Kürt halkı olduğunu, Kürt halkının öz değerleri olduğunu ifade etmek gerekiyor. Eğer bunu başarabilirsek, çok yaygın bir şekilde anlatabilirsek o zaman bu özel savaş politikaları da anlam bulmayacaktır.”

‘Kadınların güvende hissedeceği kentler’

Günümüzde kentlerin yapısının dahi kadınlar için sorun teşkil ettiğine değinen Koçyiğit, “Kentlerin toplumsal özelliklerinin kaybolması, buraları aynı zamanda kadınlar için güvenli yerler olmaktan da çıkarıyor. Çünkü birincisi siz insanların sosyal hayatını yok edecek kentler inşa ediyorsunuz. Mahalle kültürünü yok ediyorsunuz, dayanışmayı yok ediyorsunuz. Çok katlı binalarda her bir bireyi yalnızlığa mahkum eden bir anlayış var. Bu anlamıyla bunun çok büyük bir sorun olduğunu ifade edelim” sözlerini kullandı. Koçyiğit, “kentlerin özellikle park ve sokaklarında yeterince ışıklandırma yapılmamasının bu mekanlarda kadınların güvende hissetmemelerine neden olduğunu ifade etti. Gelecek dönem açısından kentlerin öncelikle kadınların, çocukların, yaşlıların ve mültecilerin kendilerini güvende hissedebilecekleri şekilde dizayn edilmesinin Yeşil Sol Parti için önemli olduğunun altını çizdi. Koçyiğit “Mahalle hayatını, toplumsal hayatı bozacak rantsal dönüşüm projelerinin kesinlikle onaylanmaması, mahallelinin rızasını esas alan bir dönüşümün hayata geçirilmesi ve tabii ki kadınların içerisinde olduğu bir kent planlamasının esas alınması gerekiyor.

‘Eşit kadın temsiliyeti’

Son olarak siyasi parti listelerindeki kadın temsil oranına değinen Koçyiğit, Yeşil Sol Parti’nin yüzde 45’le en yüksek kadın temsil oranına sahip parti olduğunun altını çizdi. Bu durumun diğer siyasi parti kadın temsil oranlarına bakıldığında çok önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Koçyiğit, “Gelecek dönemde tabi ki bunu eşit temsiliyete taşıyacağız. Bunu bizim kadın özgürlük mücadelemizin, kadınların siyasetteki yerinin bir yansıması olarak görmek gerekiyor”  diye ekledi. Bu tarihi seçim döneminde kadınlara, haklarına, yaşamlarına, İstanbul Sözleşmesi’ne, eşbaşkanlığa, eşit temsiliyete sahip çıkma noktasında duyarlı olma çağrısında bulunan Gülistan, “Bütün kadınları bizimle yan yana durup mücadeleyi büyütmeye davet ediyorum. Birlikte çalışıp birlikte özgürleşeceğiz. Birlikte kazanacağız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Koçyiğit #Kadınların #eşit #özgür #yaşaması #temel #önceliğimiz

Özerk Yönetim’den deklarasyon: Suriye krizinin çözümü diyalogla olur

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi açıkladığı deklarasyonla, Suriye’de kalıcı çözüm için hükümete çağrı yapılırken, Özerk Yönetim’in sorumluluk almaya hazır olduğu vurgulandı

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Suriye krizinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümü için deklarasyon yayınladı. Konuya ilişkin Reqa’daki Özerk Yönetim Yürütme Meclisi binası önünde yapılan basın açıklamasında deklarasyonu Özerk Yönetim Eş Başkanı Hamid El Mihbaş okudu.

Suriye’de 2011’de başlayan siyasi krizin hala devam ettiği vurgulanan deklarasyonda, amaçlarının 2023 yılı içerisinde barışçıl ve demokratik çözüm yönünde gelişmeler yaratmak olduğu vurgulandı.

Çözüm için adım atılmalı

Yaşanan krizlerin yüzbinlerce insanı etkilediği vurgulanan açıklamada, “Efrîn, Serêkaniyê, İdlip, Ezaz, Bab, Cerablus, Girê Spî ve Suriye’nin başka alanlarından milyonlarca insanımız ülke içinde ve ülke dışına göç etmek zorunda kaldı. Milyonlarca insanımız göç ettiği yerlerde insanlık dışı muameleyle karşı karşıya kalmaktadır. Türkiye’de gerçekleşen depremden en fazla zarar gören bir kesim de Suriye’den giden mülteciler olmuştur. AKP-MHP yönetimindeki Türkiye’de deprem sırasında Suriyeli mültecilere her türlü saldırı, hakaret ve işkence yapılmıştır. Bugün Suriye’nin tamamında ciddi anlamda açlık, yoksulluk, işsizlik, güvenlik ve sağlık sorunları yaşanmaktadır. Mevcut yaşananlar karşısında Suriye’nin bir an önce barışçıl ve demokratik bir geleceğe kavuşması için tüm sorumlu siyasi güçlerin diyalog, tartışma ve uzlaşmaya dayalı ortak çözüm yaratmak amacıyla adım atması gerekmektedir” denildi.

Tüm güçler dahil edilmeli

Suriye sorunun çözümü kapsamında bugüne kadar ortaya konan ulusal ve uluslararası (Cenevre, Astana süreci vb.) çabaların henüz sonuç vermediği belirtilen açıklamada, “Günümüz itibariyle sonuç üretmiş değildir. Bunun temel nedeni, Suriye sorununun doğru tahlil edilmemesi, barışçıl ve demokratik bir çözüm programı ortaya konulmaması, Suriye’de yaşayan tüm dinamiklerin sürece dahil edilmemesi ve çözümünün dışarıda aranmasıdır. Öte yandan Suriye’de siyasi çözümde önemli rol oynaması gereken Suriye devletinin de mevcut sorunları çözecek ve krizi aşacak bir politika ve tutum içinde olmaması da çözümsüzlüğün sürmesine yol açmaktadır” denildi.

Talepler sıralandı

Açıklamada bütün grupların çözüm konusunda aktif rol alması gerektiği vurgulanarak, çağırılarını ve taleplerini sıraladı. Çağrı şu şekilde devam etti:

1-Bizler, Kuzey ve Doğu Suriye güçleri olarak Suriye’nin bütünlüğünden yanayız. Suriye’de yaşanan sorunlara sadece ülke bütünlüğü çerçevesinde çözüm bulunabilir. Bu çerçevede çözümü geliştirme amacıyla ortak bir program, proje ve çözüm perspektiflerini müzakere etme kapsamında mevcut Suriye devlet yönetimi ve Suriye’de var olan tüm toplumsal, siyasi, sivil yapılar ile görüşmeye ve diyaloga açık olduğumuzu beyan ediyoruz.

2-Suriye sorununun temelinde, siyasi ve toplumsal demokrasi yoksunluğu vardır. Etnik, inançsal topluluklar dahil tüm toplumsal kesimlerin her konuda eşit haklara sahip olma, özgür ve demokratik şekilde yaşama sorunu vardır. Bu nedenle tüm toplulukların katılacağı demokratik bir çözümü sağlamak gerekmektedir. Suriye’yi oluşturan Arap, Kürd, Suryani dahil tüm etnik ve inanç toplulukların Suriye’nin ana unsuru olarak kabul etmek, kollektif haklarını güvence altına almak, demokratik değerlerle demokratik ulus haline gelmek, merkeziyetçi olmayan yerel yönetimlere dayalı demokratik bir siyasi-idari sistem kurmak gerektiğine inanıyoruz

3-Suriye’nin Rojava Kuzey ve Doğu Bölgelerinde uyguladığımız demokratik, çoğulcu ve yerel demokrasiye dayalı sistem deneyimimiz; tüm kesimlerin öz iradesiyle ve özgür bir şekilde aynı haklara sahip olarak barış ve öz güven içinde yaşayabileceğini, yerel idareler yoluyla sorunlarını yerinde ve daha hızlı çözülebildiğini açığa çıkarmıştır. Siyasi, kültürel ve sosyal yapılara genel ve yerel yönetimlerde yer alma olanağı sağlanarak demokratik toplumsal bir uyum ve istikrarın yaratıldığı gösterilmiştir. Bölgemizde uyguladığımız ve deneyimlediğimiz Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Toplum modelinin; Suriye gibi çoğul etnik, inanç, kültür, sosyal ve politik yapıdaki bir ülke için çözüm referansı oluşturacağı kanaatindeyiz.

4-2011 yılından bu yana devam eden sürecin yarattığı ağır ekonomik ve yaşamsal sorunları hafifletmek amacıyla, mevcut ekonomik imkânların tüm Suriye’de adil temelde paylaşılmasının gerekli olduğuna inanıyoruz. Kuzey/doğu Suriye bölgemizde var olan (petrol, gaz, buğday, gıda gibi) ürünler tüm Suriye’de var olan ekonomik imkanlar gibi tüm Suriyelilere aittir. Bu kaynakları mevcut Suriye yönetimi ve ilgili siyasi ve toplumsal çevrelerle görüşme ve mutabakat çerçevesinde paylaşmaya hazır olduğumuzu bir daha vurguluyoruz.

Til Koçer ve diğer gümrük kapılarının açılması, insani ihtiyaçların temini ve tüm bölgelere ulaştırılması bakımından oldukça önemlidir. Bu konuda en başta da sorumluluk mevcut Suriye devlet yönetimine aittir. Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi olarak devlet kontrolünde olacak gümrük kapısı konusunda en makul bir uzlaşma ile bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz.

5-Ülke içinde veya ülke dışına göç etme durumunda kalan her etnik ve inanç topluluğundan halkımızın yaşadığı sorunları hafifletmek ve insanlık dışı muameleye maruz kalmalarını ortadan kaldırmak amacıyla, bölgemizin imkanları dahilinde kucak açmaya ve adım atmaya hazırız.

6-DAİŞ ve benzeri çete gurupları Suriye içinde, bölgede ve dünyada tehdit oluşturmasını önlemek amacıyla bugüne kadar verdiğimiz mücadele ve ortaya koyduğumuz çabaları bundan sonra da etkili ve aktif bir şekilde sürdüreceğimizi belirtiyoruz.

7-Türkiye hükümeti, izlediği politikalar ile Suriye’de sorunların derinleşmesine, Suriye’nin bütünlüğünün parçalanmasına ve DAİŞ türü gurupların çoğalıp, gelişmesine yol açmaktadır. Türkiye hükümeti, dikkatleri kendi iç sorunlarından dışa yöneltmek için Suriye içine müdahale ederek, işgal ve saldırılarda bulunarak DAİŞ türü gurupları kendi amaçları doğrultusunda kullanmaktadır.

Açıklamada ayrıca Türkiye’nin saldırılarının demografik yapıya zarar verdiği vurgulanarak; Bizim Türkiye’ye ve Türkiye halklarına yönelik bir düşmanlığımız yoktur ancak Türkiye devleti işgalci durumuna son vermelidir. Türkiye dahil diğer komşu ülkeler ve halklar ile barış içinde yaşamayı benimsiyoruz. Ancak Türk devleti tarafından halkımıza ve alanlarımıza dönük yapılacak olası saldırılara karşı meşru savunma hakkımızı kullanacağımızı bir kez daha belirtiyoruz.

8-Suriye’de demokratik ve barışçıl bir çözümün gelişmesi için başta Arap ülkeleri ve bu ülkelerdeki siyasi güçler, Aydınlar, Demokratik çevreler olmak üzere Birleşmiş Milletler ve ayrımsız tüm Uluslararası güçlerden kolaylaştırıcı rol oynamalarını; Suriye devleti ve çözümde rol oynayacak diğer Suriyeli güçlerle ortak çözüm arayışımıza destek ve katkıda bulunmalarını talep ediyoruz.

Son olarak deklarasyonda bütün çözüm önerilerine açık olunduğu ve sorumluluk alınmaya hazır olunduğu vurgulandı.

HABER MERKEZİ

 

#Özerk #Yönetimden #deklarasyon #Suriye #krizinin #çözümü #diyalogla #olur