Ana Sayfa Blog Sayfa 63

Samandağ’da esnaf, Alevi katliamına karşı kepenk kapattı

Samandağ’da yer alan esnaflar, Suriye’deki Alevi katliamını protesto etmek amacıyla kepenk kapattı. İlçe merkezinde birçok esnaf, 12 dakikalık kepenk kapatma eylemine katılarak, bu zulme karşı seslerini yükseltti.

Protesto sırasında, esnaflar Suriye’deki Alevi katliamının durdurulması için çağrıda bulundu. Eylem sırasında alkışlar ve ıslıklar eşliğinde, yaşanan olaylara dikkat çekildi. Samandağ halkı da bu protestoya destek vererek dayanışma içinde olduklarını gösterdi.

Bu eylem, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin altını çizen bir duruş olarak değerlendiriliyor. Samandağ esnafı, Alevi topluluğuna yönelik yapılan saldırılara karşı durarak, toplumda birlik ve beraberlik mesajı vermeyi amaçladı.

Aleviler Humus ve Lazkiye’de etnik temizlik tehlikesine karşı sokakta

Suriye’nin Humus, Lazkiye, Tartus, Hama ve Şam gibi kentlerinde Alevi yurttaşlara yönelik artan saldırılar, geniş çaplı protestolara yol açtı. Alevi nüfusun yoğun olduğu mahallelerde binlerce kişi, güvenlik endişeleri ve “etnik temizlik” iddiaları nedeniyle sokağa çıkarak tepkilerini dile getirdi. Protestoların ardından birçok bölgede güvenlik güçleri görevlendirilirken, sahada tansiyon yüksek bir seyir izliyor.

Protestoların sebebi, Humus’ta Bani Halid aşiretine bağlı silahlı grupların düzenlediği baskınlar oldu. Al-Abbasiyah ve Al-Sabeel mahallelerinde bir Alevi çift evlerinde öldürüldü ve çiftin duvarlarına mezhepçi sloganlar yazıldığı bildirildi. Aynı gece El-Firdus ve Bab el-Dreyb mahallelerinde çok sayıda ev ve işyeri kundaklandı. Saldırıların ardından Şam yönetimine bağlı güvenlik güçleri bölgeye sevk edildi.

Suriye Alevilerinin dini lideri Gazal Gazal, Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde eş zamanlı protesto çağrısı yaptı. Yüksek Alevi İslam Konseyi, yaşananları “etnik temizlik girişimi” olarak nitelendirirken, uluslararası kamuoyuna iletilmek üzere dört talep açıkladı. Bu talepler arasında federalizm ve siyasi ademi merkeziyetçilik temelinde yeni bir yönetim modeli, Alevilere yönelik saldırıların son bulması ve cezaevlerindeki Alevi tutukluların serbest bırakılması yer alıyor.

Bugün Hama’nın doğu kırsalındaki Alevi köylerine silahlı gruplar tarafından taciz ateşi açıldığı ve Lazkiye’nin kuzeyindeki Ceble ilçesinde bazı evlere taş ve molotof kokteyli atıldığı bildirildi. İnsan hakları aktivistleri, bu saldırıların mezhep temelli ve koordineli olduğunu ifade etti. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, son bir yıl içinde Humus, Hama ve Lazkiye’deki mezhep temelli vakaların sayısını 90 olarak tespit etti.

Başkent Şam’ın Mezze ve Berze bölgelerinde düzenlenen gösterilerde, yüzlerce kişi Alevilere yönelik saldırıları protesto etti. Göstericilerin “Artık sessizlik yok” ve “Halkımız hedefte” sloganları attığı belirtildi. Alevi dini liderleri ve diaspora temsilcileri, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına acil gözlem ve müdahale çağrısında bulundu. Ülkede güvenlik önlemlerinin artırılmasıyla birlikte, saldırıların ve protestoların diğer bölgelere yayılma ihtimali nedeniyle tansiyonun yüksek seyretmesi bekleniyor.

Adana’da Suriye’deki zulme karşı ses yükseldi: Sessiz kalma!

Adana’da Alevi kurumları, Suriye’nin Humus kentinde Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliama karşı tepkilerini dile getirdi. Adana Alevi Platformu, Salman-ı Pak Kültür Merkezi önünde düzenledikleri basın açıklamasında, “Sessiz kalmayın. Ses verin, paylaşın, duyurun” çağrısında bulundu.

ABF Genel Başkan Yardımcısı Mikdat Öztürk, yaptığı açıklamada, Humus’un el-Muhacirin Mahallesi başta olmak üzere Alevi sivillere yönelik insanlık dışı saldırılar düzenlendiğini belirtti. Üç genç Alevinin boğazının kesilerek katledildiği, bir çiftin diri diri yakıldığı ve birçok evin mezhepçi ifadelerle işaretlenerek yağmalandığı bilgisini aktaran Öztürk, bu olayların kültürel ve inançsal bir kimliği hedef alan bir yok etme girişimi olduğunu vurguladı.

Öztürk, ulusal ve uluslararası kurumlara çağrıda bulunarak, saldırıların derhal durdurulması ve siviller için güvenli insani koridorların oluşturulması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, bağımsız gözlemci heyetlerin bölgeye gönderilmesi ve sorumlu gruplara uluslararası yaptırımlar uygulanması gerektiğini dile getirdi.

İktidara da seslenen Öztürk, “Bugün susanlar, yarın yaşanacakların ortağı olacaktır” diyerek, toplumun barışçıl protesto ve dayanışma eylemlerini hızla örgütlemesi gerektiğini belirtti. Medya kuruluşlarına da gerçekleri karartmamaları çağrısında bulundu. Öztürk, Humus’ta yaşananların görünür kılınmadığı sürece katliamların büyümeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

Alevi toplumu Humus ve Lazkiye’de etnik temizlik tehlikesine karşı sokakta

Suriye’nin Humus, Lazkiye, Tartus, Hama ve Şam gibi kentlerinde Alevi yurttaşlara yönelik artan saldırılar, toplumda büyük bir infiale yol açtı. Alevi nüfusun yoğun olduğu mahallelerde binlerce kişi, güvenlik endişeleri ve “etnik temizlik” iddiaları nedeniyle sokaklara çıkarak protesto gerçekleştirdi. Yerel kaynaklar, birçok bölgede güvenlik güçlerinin devriye gezdiğini ve tansiyonun yüksek seyrini sürdürdüğünü aktardı.

Protestolar, Humus’ta Bani Halid aşiretine bağlı silahlı grupların düzenlediği baskınlarla başladı. Al-Abbasiyah ve Al-Sabeel mahallelerinde bir Alevi çiftin katledilmesi ve mezhepçi sloganların yazılması, gerilimi tırmandıran olaylar arasında yer aldı. Aynı gece, El-Firdus ve Bab el-Dreyb mahallelerinde birçok ev, işyeri ve araç kundaklandı. Bu olayların ardından güvenlik güçleri kent genelinde konuşlandırıldı ve Humus’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Suriye Alevilerinin dini liderlerinden Gazal Gazal, yaşananları “etnik temizlik girişimi” olarak nitelendirerek, Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde eş zamanlı protesto çağrısında bulundu. Yüksek Alevi İslam Konseyi, uluslararası kamuoyuna iletilmek üzere dört ana talep belirledi: federalizm ve siyasi ademi merkeziyetçilik, Alevilere yönelik saldırıların sona ermesi, cezaevlerindeki Alevi tutukluların serbest bırakılması ve eylemlerin kayıt altına alınarak uluslararası kuruluşlara iletilmesi.

Gerginlik, Hama ve Lazkiye’de de devam ediyor. Bugün öğle saatlerinde Hama’nın doğu kırsalındaki Alevi nüfusun bulunduğu köylere silahlı gruplarca taciz ateşi açıldığı bildirildi. Lazkiye’nin Ceble ilçesinde de bazı evlere taş ve molotof kokteyli atıldığı aktarıldı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, son bir yıl içinde mezhep temelli yaklaşık 90 ölüm, kayıp ve işkence vakası tespit ettiğini duyurdu.

Başkent Şam’da düzenlenen gösterilerde, yüzlerce kişi Alevilere yönelik saldırıları protesto etti. Göstericiler, “Artık sessizlik yok” ve “Halkımız hedefte” sloganları attı. Alevi dini liderleri ve diaspora temsilcileri, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına acil gözlem ve müdahale çağrısı yaptı. Güvenlik önlemlerinin artırıldığı ülkede, saldırıların ve protestoların diğer bölgelere yayılması ihtimali nedeniyle tansiyonun yüksek seyretmesi bekleniyor.

Alevi Soykırımına Dur Deyin: FEDA ve DAKB’den Acil Çağrı!

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Suriye’de Alevilere yönelik artan saldırılar nedeniyle uluslararası topluma ve demokratik kurumlara acil bir çağrıda bulundu. Yazılı açıklamada, Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta Alevi köylerinin sistematik bir şekilde hedef alındığı ve ateşe verildiği ifade edildi. HTŞ ve DAİŞ bağlantılı silahlı grupların köyleri kuşatarak “Alevi misin?” sorusuyla insanları hedef aldığı vurgulandı.

Açıklamada, Türk devletinin desteklediği DAİŞ çetelerinin bu saldırılarda aktif rol oynadığına dikkat çekildi. Suskun kalan çevrelerin bu suçun ortağı olduğu belirtilerek, “Kadim inancımızın rızalık, adalet ve insanlık değerleriyle; kadınların öncülüğünde ve halkların dayanışmasıyla bu zulme karşı insanlığı savunan herkesi mücadele etmeye çağırıyoruz” denildi.

FEDA ve DAKB, HTŞ ve DAİŞ çetelerine Alevi halka yönelik saldırıların derhâl durdurulması ve Arap Alevilerinin meşru-demokratik taleplerinin tanınması gerektiğini ifade etti. Her halkın eşit olduğu bir düzenin kurulmadıkça yaraların iyileşmeyeceği vurgulandı. “Zulüm büyürken susmak bu yangına ortak olmaktır” denilen açıklamada, tüm demokratik kurumlar ve kamuoyuna çağrı yapıldı.

Alevilere yönelik saldırıların durdurulması için birlikte mücadele edilmesi gerektiğini belirten FEDA ve DAKB, “Bu çağrı yalnızca Alevilerin değil; vicdanı olan herkesin çağrısıdır. Suriye’deki Alevi soykırımına karşı hep birlikte dur diyelim. Alevilik vardır, var olmaya devam edecektir” ifadeleriyle açıklamalarını sonlandırdı.

Alanya’da Alevilere Cem Evi müjdesi!

Alanya’da Alevi toplumu, uzun süredir beklediği Cem Evi’ne kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. Bu önemli yapı, Alevi inancının gerekliliklerini yerine getirebilmek ve toplumsal dayanışmayı artırmak amacıyla inşa edildi.

Cem Evi’nin açılışı, Alevi toplumu için bir milat niteliği taşıyor. İnanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık hakları açısından büyük bir adım olarak değerlendirilen bu gelişme, yerel halkın destekleriyle mümkün oldu. Yeni Cem Evi, Alevilerin ibadetlerinin yanı sıra sosyal etkinlikler ve kültürel faaliyetler için de önemli bir merkez olacak.

Alevi inançlarının tanıtılması ve toplum içindeki yerinin güçlendirilmesi amacıyla Cem Evi’nin açılışı, çeşitli etkinliklerle kutlandı. Topluluk üyeleri, bu yeni mekânda bir araya gelerek, birlik ve beraberliklerini pekiştirdi.

Alanya’daki Cem Evi, Alevi toplumunun haklarının korunması ve inançlarının yaşatılması açısından büyük bir öneme sahip. Bu yeni yapı, Alevi bireylerin kendilerini ifade edebilecekleri bir alan sunarak, toplumsal barışa katkı sağlamayı hedefliyor.

Alevi Toplumunun Bilimsel Işığı, Son Yolculuğuna Çıktı

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Alevi toplumuna önemli katkılarda bulunan saygın bilim insanı Prof. Dr. Ursula Spuler-Stegemann’ın 22 Kasım 2025 tarihinde hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle duyurdu. Spuler-Stegemann, Almanya’da Alevilerin yasal olarak bir inanç toplumu olarak tanınması sürecinde hazırladığı bilirkişi raporu ile bu mücadelenin simgelerinden biri haline gelmiştir.

AABF, Spuler-Stegemann’ın bilimsel birikiminin yanı sıra, Alevi toplumuna olan sarsılmaz desteğinin de altını çizdi. Onun katkıları, akademik alanda kalmayıp, insani ve vicdani bir sorumlulukla örülmüştür. Bu yönüyle, tanınma mücadelesinde Spuler-Stegemann’ın bıraktığı kalıcı izlerin önemi vurgulandı.

Federasyon, Spuler-Stegemann’ın Alevi toplumuna sunduğu eşsiz katkılar ve insani duruşu için saygı duruşunda bulundu. AABF, onun ışığının Alevi toplumunun geleceğini aydınlatmaya devam edeceğini belirterek, bu değerli hocanın anısını yaşatacaklarını ifade etti.

Prof. Dr. Ursula Spuler-Stegemann’ın vefatı, Alevi toplumu için büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor. Onun mücadelesi, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü açısından önemli bir örnek teşkil etmeye devam edecektir.

Alanya’da Alevi Toplumu Cem Evi’ne Kavuşmanın Sevincini Yaşadı

Alanya’da Alevi toplumunun uzun zamandır beklediği Cem Evi, nihayet hizmete açıldı. Açılış törenine Alevi vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Bu önemli yapının, Alevi inancının öğretilerinin yaşatılması ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesi açısından büyük bir katkı sağlaması bekleniyor.

Cem Evi, Alevi bireylerin ibadetlerini gerçekleştirebileceği, kültürel etkinlikler düzenleyebileceği ve toplumsal meselelerde bir araya gelebileceği bir mekan olarak tasarlandı. Alevi inancının temel prensiplerini yaşatmak ve bu değerleri gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulan Cem Evi, inanç özgürlüğünün bir yansıması olarak da büyük önem taşıyor.

Açılışta konuşan yetkililer, bu tür yapıların Alevi toplumu açısından hayati olduğunu vurgulayarak, inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Cem Evi’nin, farklı inanç ve kültürlerden insanların bir araya gelerek hoşgörü içerisinde yaşamasına katkı sunacağı ifade edildi.

Alevi toplumunun temsilcileri, Cem Evi’nin açılışının kendilerine bir umut ve yeni bir başlangıç olduğunu dile getirerek, bu tür yerlerin toplumsal barış ve eşit yurttaşlık anlayışının pekişmesine yardımcı olacağına inanıyorlar.

İABF Tüzük Kurultayı, Alevi Birliği için önemli bir adım atıldı

İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu (İABF), dün Aargau Alevi Kültür Merkezi’nde geniş katılımla tüzük kurultayını gerçekleştirdi. Kurultayda, federasyonun gelecek dönemine dair önemli yapısal düzenlemeler ele alındı ve tüzükte çeşitli güncellemeler yapıldı.

Açılış konuşmasını İABF Genel Başkanı Esmender Çöçelli yaptı. Çöçelli, bu kurultayın sadece teknik bir güncelleme değil, aynı zamanda örgütsel birlikteliğin ve Alevi kurumlaşmasının güçlendirilmesi açısından kritik bir adım olduğunu vurguladı.

Kurultayın divan başkanlığını Yol TV Genel Müdürü ve Alevi Bektaşi Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Lafatan üstlendi. Divan heyetinin diğer üyeleri ise Aargau Alevi Kültür Merkezi’nden Sehriban Çiftçi ile Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nden Özlem Karakaya oldu. Divan, kurultayın tüm aşamalarını düzenli ve şeffaf bir şekilde yürüttü.

İABF, kurultaya ev sahipliği yapan Aargau Alevi Kültür Merkezi’ne teşekkürlerini sunarak, emeği geçen herkese minnettar olduklarını belirtti. Kurultayın, İsviçre Alevi örgütlülüğünün kurumsal yapısını güçlendirmesi ve yeni dönemde daha etkili bir yol haritası oluşturulması açısından önemli bir adım olduğu ifade edildi.

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu’ndan Humus’taki duruma sert tepki!

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Humus’ta Alevi sivillere yönelik artan saldırılara karşı uluslararası topluma sert bir çağrıda bulundu. Federasyon, bu saldırıların uluslararası hukuka göre insanlığa karşı suç teşkil ettiğini belirterek, uluslararası toplumun süregelen sessizliğinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Saldırıların, Suriye’deki uzun süreli Alevi karşıtı nefret kampanyasının bir devamı olduğunu ifade eden federasyon, son 48 saat içinde Humus’un Hamah, Karam ve al-Qussur mahallelerinde meydana gelen olayların planlı ve örgütlü bir şiddet dalgasının parçası olduğunu açıkladı.

Federasyonun açıklamasında, “Bu sessizlik ahlaki bir çöküş, hukuki bir sorumluluk ihlali ve siyasi bir tercihtir” denildi. Alevilere yönelik saldırıların, kaçırma, işkence, toplu infaz ve zorla yerinden etme gibi ağır insan hakları ihlalleriyle sonuçlandığına dikkat çekildi. Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, uluslararası kuruluşların bu durumu görmezden gelmesini eleştirerek, Alevi halkının yok sayılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Federasyon ayrıca, Birleşmiş Milletler’in bağımsız bir soruşturma mekanizması kurmasını, Avrupa Birliği’nin Alevi toplumunu “yüksek risk altındaki savunmasız topluluklar” kategorisine dahil etmesini ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının saldırıları görünür kılmasını talep etti. Alevi toplumunun yaşananlara karşı sesini yükselteceğini belirten federasyon, “Bu halk yok olmayı beklemeyecek; kendi varlığını, kültürünü ve insan onurunu savunacaktır” dedi.