Ana Sayfa Blog Sayfa 6306

Erbil: Devlet Alevi toplumunun gücünü ve sabrını deniyor

Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil Terolar’da yaşanılan saldıları eleştirdi. Erbil, “Terolar Alevi toplumunun 21. Yüzyıl sınavıdır, Devlet Alevi toplumunun gücünü ve sabrını deniyor” dedi. 

 

Bugün Maraş Terolar’da polis ve jandarma müdahalesi Alevi kurumları ve Alevi toplumunun tepkisine neden oldu. tazikli su ve biber gazıyla çadırın direnişini kırmaya çalışan devlete karşı ise büyük bir öfke vardı. Konuya ilişkin alevigazetesi.com’a konuşan Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanıİsrafil Erbil; Devlet Alevi toplumunun gücünü ve sabrını deniyor. Ya bu sınavı yapanları yaptıklarına pişman edeceğiz ya da sınıfta kalacağız. Toplumsal direniş konusunda tarihsel başarıları olan biz Aleviler Terolarda da aynı başarıyı göstermek ve bu mücadeleyi büyüterek sürdürmek zorundayız. Terolar’da Faşizm uygulayan AKP ve Devleti nefretle kınıyorum. Direnen Canlara bin Selam Olsun. Direnenler yalnız değildir!” diye konuşu.

Alibeyköy’de Pir Sultan Abdal Heykeli’nin açılışı yapıldı

Alibeyköy’de Pir Sultan Abdal Heykeli’nin açılışı yapıldı… Açılışa pek çok Alevi kurumunun yanı sıra Baki Düzgün, Dilek Güneş, Hüseyin Doğan, Gani Kaplan ve Erdal Yıldırım  da katıldı.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesince Cemevi binası girişine yaptırılan PİR SULTAN ABDAL Heykeli açılışı çok büyük bir kitlenin katılımıyla gerçekleştirildi. Pir Sultan Abdal Heykelinin sağ tarafındaki kaidede 2 Temmuz 1993 de Madımak’ta yitirilen 33 canın isimleri, heykelin sol tarafında ise Dersim Düzgün Baba’dan getirilen bir kaya yer alıyor… Heykelin uzak sol tarafına Alevilik açısından son derece önemli olan Karadut ağacı dikildi. Heykelin ön kısmında küçük bir havuz ve 3 adet Çerağı da kondu..

Açılış semahlar ve konuşmalarla yapılırken yüzlerce kişi de açılışa büyük ilgi gösterdi.

Yine geleceğiz ! Maraş’ta İŞİD Kampı istemiyoruz !

Teran (Terolar) ’da konteynır kentin yapılmasına karşı çıkan köylülerle dayanışmak amacıyla Maraş girişine kadar gelen Ankara ve İstanbul’dan 15 Alevi kurumu Maraş’a 70 km kala engellendi. Emniyet güçleri tarafından uzun süre Göksun’da bekletildiler. 5 saatlik bekleyişin ardından burada basın açıklaması yapmak isteyen kitle ile emniyet güçleri arasında bir arbede yaşandı. Açıklama yapmaya izin vermeyen ve pankartları almak isteyen Emmiyet güçleri Kitlenin kararlığı karşısında geri çekildi.

Açıklamayı kitle adına Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul şubesi Eşbaşkanı Bülent Felekoğlu gerçekleştirdi.

HALKI-HAKKIMIZ YALNIZ DEĞİLDİR

Felekoğlu açıklamasında; ‘’ Maraş Terolar halkının yanındayız.Yalnız değiller her zaman dayanışma içinde olacağız. Bizler burada yapılmak istenen köle kampına karşıyız. Mültecilerin köleleştrilmesine karşıyız. İŞİD militanlarının yer almasına karşıyız. Mültecilerle komşu olmaya karşı değiliz. Mazlum Suriye halkını mihman ederiz ama bu kampın kurulma amacı köleleştirmedir. Bu kampın Alevi yerleşim alanına kurulması nedeniyle burada tekrar bir alevi katliamı yaşanabilir. Kaygılarımız yersiz değildir.’’

ZULME BOYUN EĞMİYECEYİZ

Savaşa dikkat çeken Felekoğlu; ‘’Bizler mültecilerin sosyal haklarının verilmesini insani koşullarda yaşamalarını istiyoruz. Ancak bu bahane ile Kilis Antep ve Maraş boşaltılarak Arap kemeri kurulmak isteniyor. Bizler buna izin vermeyeceğiz. Suriye’de savaş bitmeden bu yapılan zulümlerin de bitmeyeceğini biliyoruz. Savaşın bitmesini istiyoruz. Biz Anadolu ve Mezopotamya halkları zorda olana darda kalana yardım etmeye ve dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.

TEKRAR GELECEĞİZ

Maraş’ta İŞİD kampı istemiyoruz diyen Felekoğlu açıklamasının sonunda Terolar’a tekrar geleceğiz. Haftaya yine burada olacağız diyerek son verdi.

Açıklamada ‘Yaşamıma, Maraşıma, Ovama Dokunma yazılı pankart açıldı. Açıklamanın ardından otobüsler Ankara ve İstanbul’a hareket etti.

AABF Başkanı: Terolar’a saldırıyı nefretle kınıyorum

Avrupa Alevi  Birlikleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Mat, bugün Terolar’a yapılan saldırıyı sosyal medya hesabından nefretle kınadığını duyurdu. 

Maraş Terolar köyünde yapılmak istenen Afad kampına karşı ayrlardır süren direnişe bugün polis ve jandarma müdahale etti. Müdahale sırasında çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltı sırasında çadırlara da müdahale etmek isteyen jandarmaya halk karşı çıkarak çadırlarını ateşe verdi.

Bu yaşanılan süreçlere ilişkin ise Alevi kurumları bir bir açıklama yapmaya başladı. AABF Başkanı Hüseyin Mat sosyal medya hesabından “Maraş Terolar’daki eylem çadırlarına bugün güvenlik güçleri saldırdı.

Kolluk güçleri Ovama ve Yaşam Alanıma Dokunma şiarıyla düzenledikleri çadır eylemine Maraş Vali’sinin emriyle müdahale etti. Müdahale emrini vereni de, bu emiri uygulayanları da nefretle kınıyorum. Terolar halkı yalnız değildir…” dedi.

Gerginlik ve bekleyiş devam ediyor.

Yasaklara inat 14 Mayıs’ta yine Terolar’dayız

Dünyanın dört bir yanından Terolar’daki direnişe destek için yola çıkanlara izin verilmezken 17 kişi de gözaltına alındı. Buna karşı tepkilerini dile getiren Alevi kurumları yasaklara inat 14 Mayıs’ta yine Maraş’tayız dedi.

Alevinet.com’a konuşan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan, Maraş’ta yaşanılan saldırılara ilişkin devletin tutumunu eleştirdi.  “Bu saldırı sadece Alevilere yönelik değil değil, kendisine karşı olan herkesi karşına alma girişimidir diyen Kaplan; “Oradaki polis ya da devletin Alevilere değil, karşı çıkan herkesi karşısına alma gibi bir durum söz konusu. Valiliğin aldığı bir karar var gösteri ve yürüyüşlere izin vermiyor. Yasakladı. Bu yasak hukuksuzluktur. Dolayısıyla da biz de Hacı Bektaş Kültür Vakfı, Alevi Federasyonları ve tüm kurumlar olarak 14 Mayıs’ta Terolar’da olacağız… Biz de aynı saldırıya marız kalabiliriz ama bu direnci göstermezsek yasaklar artacaktır.” Diye konuştu.

 

Maraş Girişimi: Devlet direnişi kırmak istedi!

Maraş Terolar’a yapılan saldırının ve gözaltının ardından pek çok kurum yaşanılan olaylara karşı tepkisini dile getirdi. Bu tepkiyi dile getirenler arasında Maraş Girişimi vardı. Devletin direnişi kırmak istedğini ifade eden Maraş Girişiminin açıklaması şöyle:

“Maraş’ın Aşağı Terolar olarak bilinen Sivricehöyük Mahallesi sınırları içerisinde, 27 bin mültecinin barındırılmasına yönelik yapılan AFAD mülteci kampına yönelik itiraz direnişleri devam ediyor.

Bölge insanının izni dışında yapılan kamp, itirazlara rağmen oldu- bittiye getirilerek bölgedeki demografik yapının değiştirilmesi planları hızlandırılıyor. Son olarak HDK bileşenleri, çok sayıda Alevi kurumlarının Maraş Terrolar köyünde 7-8 Mayıs tarihleri arasında yapmak istedikleri nöbet eylemine devlet güçleri tarafından müdahale gerçekleştirilmiştir. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerden yola çıkan otobüslerin Maraş’a hareket etmeleri engellenirken, aralarında sanatçı Pınar Aydınlar’ın da bulunduğu bir çok kişi  alana yakın bölgelerde gözaltına alınmıştır. Öte yandan jandarmalar köye girerek alana müdahale etmiştir. Alanda kadınların direnişine müdahale edilerek kadınlar gözaltına alınmıştır.  Miting konuşmalarının yapılacağı platform ise talimatla  kaldırılmıştır. Görünen o ki; Maraş’ın dışına taşan direnişin tüm Türkiye’de sahiplenilmesi sindirilememiştir.

Maraş Girişimi olarak bir halkın iradesine yapılan bu müdahaleyi kınıyoruz.  Amaç Terrolar’daki direnişin yalnızlaştırılmasıdır. Maraş’ta gergin bir ortam yaratılarak direniş kırılmaya çalışılıyor.  Terrolar’a yapılacak AFAD Kampı sadece mültecileri barındırmak maksadı ile yapılmıyor, bilakis, Antep ve Suriye üzerinden oluşturulacak hat ile IŞİD çetelerinin desteklenmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan Osmanlı’dan devralınan etnik arındırma projesi ile Alevi-Kürt coğrafyasında demografik yapı ile oynanmak isteniyor.  Asimilasyonu hızlandırmak maksadıyla bölge halkı göçe zorlanıyor. Nitekim Maraş katliamının ardından halkın göçe teşvik edildiği artık bilinen gerçeklerdir. Şu an Maraş’ta kampın kurulması ve itirazlara yapılan müdahale şekli ile yeni Maraş katliamlarına kapı aralanıyor.

Bugün Terrolar’da yapılacak miting ve nöbet eyleminin engellenmesi halkı yıldırmamalıdır. Bu minvalde  bütün demokrasi güçlerini, Avrupa’da yaşayan halkımızı bu eylemliliğe destek olmaya çağırıyoruz. Maraş Katliamının ardından büyük bir kısmı Avrupa’ya göç eden Maraşlıların, kendi coğrafyalarına sahip çıkmaları gerekiyor. Unutulmalıdır ki;  İnsanları coğrafyasından ve bağlarından koparmak, duyarsızlaştırmak, jenerasyonlar arasında kapatılamayacak boşluklar açarak, bir halkın kültürel hafızası yok edilmek isteniyor.

Kendini bu sorunun parçası hisseden bütün kurumları ve halkımızı alana davet ediyoruz.”

 

Pınar Aydınlar: Halk çadırını teslim etmedi

Terolara yapılan jandarma ve polis saldırısının ardından 17 kişiyle birlikte  gözaltına alınan Pınar Aydınlar karakoldaki bekleyişi sorasında alevigazetesi.com’a açıklamada bulundu.

 

Bugün (7 Mayıs) Dünyanın dört bir yanından Maraş Terolar köyüne desteğe gidenlere polis saldırdı. Dün gece kimseye haber vermeden bildiri yayımlayan valilik Terolar köyüne giriş ve çıkışı yasaklayarak çadırda bulunanlara da müdahale edip apar topar gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında sanatçı Pınar Aydınlar da vardı.

Karakolda bulunan aydınlarla alevigazetesi.com için kısa bir görüşme yaptık.  17 kişinin karakolda olduğunu söyleyen Pınar Aydınlar “hakkında çıkan haberlere ilişkin “bir kaç yerde Pınar Aydınlar çadırları ateşe verdi diyor, nasıl bir haber anlayışıdır. zaten ateşe verilmeden ben gözaltına alındım” diyor.

Aydınlar Terolar saldırısına ilişkin ise “sabah saatlerinde ilk etapta jandarmanın müdahalesiyle karşılaştık. Önce beni gözaltına aldılar ardından diğer yoldaşları. Kimse ne oluyor anlayamadı. Ben gözaltındayken de çadırlar ateşe verilmiş. Çadırları halk kendisi ateşe verdi. Çünkü jandarma ve polis çadırlara zorla müdahale edecekti halk da çadırları jandarmalara teslim etmemek için ateşe verdi.”  diye konuştu.

Dün gece valiliğin “her türlü gösteri, yürüyüş ve toplantı yasak” bildirisinin kanuna da aykırı olduğunu ifade eden Aydınlar, direnmeye devam edeceklerinin altını çizdi.

Karakolda, bekleyişi süren Pınar Aydınlar’la birlikte 17 kişi bulunuyor…

Gülşen İşeri/alevigazetesi.com

 

Ferda Koç yazdı: AKP kontrgerillasının krizi

Ferda Koç Sendika.org köşesinde  “AKP kontrgerillasının krizi”ni kaleme aldı…  Koç “IŞİD Türkiye’yi hem dışarıdan hem içeriden vurmaya başladı. Roketler artık sadece Kilis’e “düşmüyor” diyor. 

 

AKP’nin IŞİD’le bu “zoraki savaşı”nın varacağı yer, “AKP kontrgerillasının krizi”dir. IŞİD’in yeni saldırı dalgası, AKP kontrgerillasının krizini mutlaka derinleştirecek. Kontrgerillanın iktidarını kaybeden, devlet iktidarını da kaybeder. AKP içindeki siyasi kriz belirtilerini bir de bu açıdan görmek gerekiyor

IŞİD Türkiye’yi hem dışarıdan hem içeriden vurmaya başladı. Roketler artık sadece Kilis’e “düşmüyor”, Karkamış’taki IŞİD saldırısını Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne bomba yüklü araç ve silahlarla yapılan saldırı izledi. Daha önce sadece AKP dışı (çoğunlukla sol muhalefete ilişkin) hedefleri vuran ve AKP’nin önünü açan IŞİD ilk defa AKP iktidarını hedef alan bir bombalı-silahlı saldırı düzenledi. Saldırı ve sonrasında yaşananlar, IŞİD’in bir “Türkiye gerçeği” haline gelmekte olduğunu gösteriyor.

Olgular Türkiye ile IŞİD arasındaki “devletler arası” savaşla sınırlı kalmayacağı bir “iç savaş” boyutunun da gelişmekte olduğunu gösteriyor. Ancak bu Kürt savaşı gibi “devletle terör örgütü arasındaki” bir iç savaş değil, AKP-Fethullah mücadelesinde olduğu gibi kontrgerilla içi bir savaş olacak.

IŞİD, Türkiye devleti için “dışsal” bir olgu değil “içsel” bir olgudur.

ABD emperyalizminin Ortadoğu ve eski SSCB ve Yugoslavya coğrafyasında yürüttüğü asimetrik savaş sürecinde Türkiye kontrgerillası yeniden yapılanmıştır. Türkiye kontrgerillası Afganistan savaşından başlayarak “uluslararası kontrgerilla sistemi”ne entegre olurken,“Siyasi İslam” içindeki ağlarını etkin bir biçimde devreye sokmuştur. Fethullah Gülen bu yeni organizasyon şemasının “istihbarat”ayağında, Milli Görüş’le ve sivil faşist hareketle (çoğu BBP’yle) ilişkili irili ufaklı “radikal gruplar” da “savaşçı” ayağında yer almışlardır. AKP ve “geniş çeperi” bu kontrgerilla düzlemi ile yakın ilişki içindedir.[1]

AKP, Suriye iç savaşını yıllar içinde dallanıp budaklanan bu kontrgerilla ağlarını harekete geçirerek çıkarmıştır. AKP ile IŞİD arasındaki ilişki, bu kontrgerilla ağları üzerinden kurulmuştur ve devletle bağlantıları kolay kolay tasfiye edilemez. IŞİD, Türkiye devleti içinde, tıpkı Fethullah Gülen örgütü gibi bir başka “paralel devlet yapılanması”dır.

AKP’nin Suriye iç savaşını çıkarmak için gösterdiği büyük çabanın arkasında, Mısır’dan sonra Suriye’de de iktidara gelecek bir Sünni İslamcı hükümetle “zincir oluşturarak” Türkiye’de kurulacak neoliberal İslam devletinin güvenliğini sağlama hayali bulunuyordu. Esad rejiminin müttefiklerinin de desteğini alarak direnmesi ve Rojava Devrimi ABD’nin Suriye planlarını revize etmesine yol açtı. ABD bölgesel egemenlik stratejisini Sünni İslamcı güçler aleyhine revize etti ve AKP’nin hayali suya düştü.

Tıpkı Afganistan’da olduğu gibi Suriye’de de “kullan-at” siyasetinin bir maliyeti oldu: IŞİD.

ABD, IŞİD’i “baş düşman” ilan etti ve Suriye’deki müttefiklerini ve tabii ki Türkiye’yi de bu yeni çizgiye angaje olmaya çağırdı. Erdoğan, bu çağrıya yanıt veremezdi. Çünkü bu onun uluslararası kontrgerilla zincirindeki ilişkiler ağını tasfiye etmesi anlamına gelecekti. Böyle bir tasfiyenin gürültüsüz patırtısız, bir iç krize yol açmadan yaşanması mümkün değildi. Fethullah’a aylarca “ne istediniz de vermedik” diye yalvaran Erdoğan IŞİD’i düşman olarak tanımlamamak için çok direndi. Ama Suriye iç savaşının siyasi iradesi Erdoğan değil, ABD idi. ABD önce Erdoğan’ı TSK koalisyonuna mecbur etti. Uzun süre “PYD = IŞİD” zırvasını geveleyen Erdoğan’ın IŞİD’le bağları, koalisyon sistemi içinde kademe kademe tasfiye edildi. Ve sonunda IŞİD, AKP için “zorunlu baş düşman” haline geldi.

AKP’nin IŞİD’le bu “zoraki savaşı”nın varacağı yer, “AKP kontrgerillasının krizi”dir. IŞİD’in yeni saldırı dalgası, AKP kontrgerillasının krizini mutlaka derinleştirecek. Şiddetlenen Kürt savaşıyla adım adım EMASYA Protokolü’nü yeniden yürürlüğe sokan (böylece TSK’nın kontrgerilla içi iktidarını kabullenen) AKP’nin Türkiye kontrgerillasındaki son mevzisi de böylece tehdit altına giriyor. Bu “kontrgerilla içi savaş” sonrasında geriye bir “AKP kontrgerillası” kalmayabilir. Kontrgerillanın iktidarını kaybeden, devlet iktidarını da kaybeder. AKP içindeki siyasi kriz belirtilerini bir de bu açıdan görmek gerekiyor.

[1]  Tayyip Erdoğan’ın “cihatçı” bağlantısını vurgulamak için sık sık gündeme getirilen ve Erdoğan tarafından 1985’de çekildiği söylenen “Gülbeddin Hikmetyar” fotoğrafının bu “başlangıç noktası” açısından daha özel bir anlamı bulunmaktadır. Gülbeddin Hikmetyar sıradan bir “radikal islamcı grup lideri” değil, Afganistan iç savaşının “mücahit gruplarını denetim altına almaya” yönelik bir CIA operasyonunun kilit ismidir. Erdoğan’ın Hikmetyar’ın dizinin dibindeki fotoğrafının asıl önemi, içinde yer aldığı kontrgerilla düzlemine ilişkin bir belge olmasındadır.

‘Kiralık İşçi’ yasası meclisten geçti!

Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması, güvencesiz ve esnek çalışma modelini kapsayan yasa tasarısı, sendika ve işçilerin karşı çıkmasına rağmen bu sabah AKP’nin oylarıyla Meclis’te kabul edildi.

Emek örgütlerinin ‘kölelik’ olarak nitelendirdiği kiralık işçilik yasa tasarısı şunları kapsıyor:

>> Geçici iş ilişkisi, ÖİB’ler aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yapılarak kurulabilecek. Türkiye İş Kurumu’ndan geçici iş ilişkisi kurma yetkisi alan ÖİB’ler, işveren ile sözleşme yaparak işçisini geçici olarak işverene devredecek.

>> Doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanan, askerlik hizmetini yapan ve iş sözleşmesi askıya alınan çalışan yerine başka bir işçi ile geçici iş ilişkisi, bu hallerin devamı süresince kurulabilecek.

>> Mevsimlik tarım işlerinde veya temizlik işleri, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde, süre sınırı aranmadan işçi kiralanabilecek.

İŞÇİ KOVANA DA SERBEST

>> İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işlerde, iş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması halinde, işletmenin iş hacminin öngörülemeyen şekilde artması halinde ve mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları halinde, en fazla 4 ay süresince kiralık işçi çalıştırılabilecek.

>>Geçici işçi sağlama, mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları haricinde, toplam 8 ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilecek. Sürenin sonunda aynı iş için 6 ay geçmedikçe geçici işçi çalıştırılamayacak.

>> Grev ve lokavt uygulaması sırasında geçici iş ilişkisi kapsamında işçi çalıştırılamayacak.

>> Kamu kurum ve kuruluşlarında, madenlerde kiralık işçi çalıştırılamayacak. Toplu işçi çıkaran işyerlerinde ise 8 ay sonra işçi kiralanabilecek.

İŞVEREN ÖİB OLACAK

>> İşletmenin iş hacminin öngörülemeyen ölçüde artması halinde kiralanacak işçi sayısı, işletmedeki toplam işçi sayısının dörtte birini geçemeyecek. Ancak 10 ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde, 5 işçiye kadar geçici iş ilişkisi kurulabilecek.

>> İşveren, iş sözleşmesi feshedilen işçisini fesih tarihinden 6 ay sonra geçici iş ilişkisiyle çalıştırabilecek.

>> Geçici iş ilişkisinde işveren, özel istihdam bürosu olacak.

>> Tasarı, “Çağrı üzerine çalışma” başlığına “uzaktan çalışma”yı da ekliyor. Uzaktan çalışma, “işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisi” olarak tanımlanıyor.

SIFIR GÜVENCE SINIRSIZ ESNEKLİK

‘Güvenceli esneklik’ adı altında işçileri güvenceden yoksun hale getiren tasarıda, kiralık işçilerin iş akdinin feshine karşı korumaya yönelik hükümler yer almıyor. İşe iade hakkının nasıl uygulanacağı konusunda da tasarıda bir düzenleme yok.

Kıdem tazminatı için bir yıl, ihbar tazminatı için 6 ay çalışma zorunluluğu bulunduğundan, bu yasa kapsamında kiralık işçi olarak çalıştırılacak işçiler tazminat hakkına da sahip olamayacak.

Yasanın kayıtdışılığı önlemek amacıyla çıkarılacağı iddiasına karşın, tasarıda işçinin istihdamının devam edeceğine ilişkin hiçbir düzenleme bulunmuyor. Kiralama süresi bittiğinde ÖİB’ye dönen işçi ikinci bir işe başlatılmazsa ücret alamayacak ve ÖİB ile iş akdi askıya alınacak.

Tasarı yasalaşırsa emeklilik de hayal olacak. bir yılda geçici olarak dört ay çalışan bir işçinin emekli olabilmek için 60 yıl çalışması gerekecek. Kısmi emeklilik ise 45 yıl çalışılırsa mümkün olacak.

ANF: Terolar’daki direnişe saldırı: Çadır yakıldı, yaralılar var

Maraş Terolar’da, AKP/Saray’ın “AFAD kampı” adı altında çeteler için kamp kurma girişimine karşı başlatılan direnişe saldırıldı.

Devlet güçlerinin TOMA’larla yaptığı saldırı sırasında, 15’e yakın kişi gözaltına alınırken, cem evinin yanında bulunan direniş çadırı zorla kaldırıldı. Çadırda toplananları dağıtan askerlerin, çadırı da yaktığı öğrenildi.

Başına tazyikli su gelen 80 yaşlarında bir kişi ise ağır yaralandı.

Ayrıca, direnişe destek vermek için İstanbul, Ankara, İzmir ve birçok kentten gelenlerin Terolar’a girişi de yine devlet güçlerince engellendi. Aralarında sanatçı Pınar Aydınlar’ın da olduğu çok sayıda kişi de gözaltına alındı.