Ana Sayfa Blog Sayfa 6306

Pınar Aydınlar: Halk çadırını teslim etmedi

Terolara yapılan jandarma ve polis saldırısının ardından 17 kişiyle birlikte  gözaltına alınan Pınar Aydınlar karakoldaki bekleyişi sorasında alevigazetesi.com’a açıklamada bulundu.

 

Bugün (7 Mayıs) Dünyanın dört bir yanından Maraş Terolar köyüne desteğe gidenlere polis saldırdı. Dün gece kimseye haber vermeden bildiri yayımlayan valilik Terolar köyüne giriş ve çıkışı yasaklayarak çadırda bulunanlara da müdahale edip apar topar gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında sanatçı Pınar Aydınlar da vardı.

Karakolda bulunan aydınlarla alevigazetesi.com için kısa bir görüşme yaptık.  17 kişinin karakolda olduğunu söyleyen Pınar Aydınlar “hakkında çıkan haberlere ilişkin “bir kaç yerde Pınar Aydınlar çadırları ateşe verdi diyor, nasıl bir haber anlayışıdır. zaten ateşe verilmeden ben gözaltına alındım” diyor.

Aydınlar Terolar saldırısına ilişkin ise “sabah saatlerinde ilk etapta jandarmanın müdahalesiyle karşılaştık. Önce beni gözaltına aldılar ardından diğer yoldaşları. Kimse ne oluyor anlayamadı. Ben gözaltındayken de çadırlar ateşe verilmiş. Çadırları halk kendisi ateşe verdi. Çünkü jandarma ve polis çadırlara zorla müdahale edecekti halk da çadırları jandarmalara teslim etmemek için ateşe verdi.”  diye konuştu.

Dün gece valiliğin “her türlü gösteri, yürüyüş ve toplantı yasak” bildirisinin kanuna da aykırı olduğunu ifade eden Aydınlar, direnmeye devam edeceklerinin altını çizdi.

Karakolda, bekleyişi süren Pınar Aydınlar’la birlikte 17 kişi bulunuyor…

Gülşen İşeri/alevigazetesi.com

 

Ferda Koç yazdı: AKP kontrgerillasının krizi

Ferda Koç Sendika.org köşesinde  “AKP kontrgerillasının krizi”ni kaleme aldı…  Koç “IŞİD Türkiye’yi hem dışarıdan hem içeriden vurmaya başladı. Roketler artık sadece Kilis’e “düşmüyor” diyor. 

 

AKP’nin IŞİD’le bu “zoraki savaşı”nın varacağı yer, “AKP kontrgerillasının krizi”dir. IŞİD’in yeni saldırı dalgası, AKP kontrgerillasının krizini mutlaka derinleştirecek. Kontrgerillanın iktidarını kaybeden, devlet iktidarını da kaybeder. AKP içindeki siyasi kriz belirtilerini bir de bu açıdan görmek gerekiyor

IŞİD Türkiye’yi hem dışarıdan hem içeriden vurmaya başladı. Roketler artık sadece Kilis’e “düşmüyor”, Karkamış’taki IŞİD saldırısını Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne bomba yüklü araç ve silahlarla yapılan saldırı izledi. Daha önce sadece AKP dışı (çoğunlukla sol muhalefete ilişkin) hedefleri vuran ve AKP’nin önünü açan IŞİD ilk defa AKP iktidarını hedef alan bir bombalı-silahlı saldırı düzenledi. Saldırı ve sonrasında yaşananlar, IŞİD’in bir “Türkiye gerçeği” haline gelmekte olduğunu gösteriyor.

Olgular Türkiye ile IŞİD arasındaki “devletler arası” savaşla sınırlı kalmayacağı bir “iç savaş” boyutunun da gelişmekte olduğunu gösteriyor. Ancak bu Kürt savaşı gibi “devletle terör örgütü arasındaki” bir iç savaş değil, AKP-Fethullah mücadelesinde olduğu gibi kontrgerilla içi bir savaş olacak.

IŞİD, Türkiye devleti için “dışsal” bir olgu değil “içsel” bir olgudur.

ABD emperyalizminin Ortadoğu ve eski SSCB ve Yugoslavya coğrafyasında yürüttüğü asimetrik savaş sürecinde Türkiye kontrgerillası yeniden yapılanmıştır. Türkiye kontrgerillası Afganistan savaşından başlayarak “uluslararası kontrgerilla sistemi”ne entegre olurken,“Siyasi İslam” içindeki ağlarını etkin bir biçimde devreye sokmuştur. Fethullah Gülen bu yeni organizasyon şemasının “istihbarat”ayağında, Milli Görüş’le ve sivil faşist hareketle (çoğu BBP’yle) ilişkili irili ufaklı “radikal gruplar” da “savaşçı” ayağında yer almışlardır. AKP ve “geniş çeperi” bu kontrgerilla düzlemi ile yakın ilişki içindedir.[1]

AKP, Suriye iç savaşını yıllar içinde dallanıp budaklanan bu kontrgerilla ağlarını harekete geçirerek çıkarmıştır. AKP ile IŞİD arasındaki ilişki, bu kontrgerilla ağları üzerinden kurulmuştur ve devletle bağlantıları kolay kolay tasfiye edilemez. IŞİD, Türkiye devleti içinde, tıpkı Fethullah Gülen örgütü gibi bir başka “paralel devlet yapılanması”dır.

AKP’nin Suriye iç savaşını çıkarmak için gösterdiği büyük çabanın arkasında, Mısır’dan sonra Suriye’de de iktidara gelecek bir Sünni İslamcı hükümetle “zincir oluşturarak” Türkiye’de kurulacak neoliberal İslam devletinin güvenliğini sağlama hayali bulunuyordu. Esad rejiminin müttefiklerinin de desteğini alarak direnmesi ve Rojava Devrimi ABD’nin Suriye planlarını revize etmesine yol açtı. ABD bölgesel egemenlik stratejisini Sünni İslamcı güçler aleyhine revize etti ve AKP’nin hayali suya düştü.

Tıpkı Afganistan’da olduğu gibi Suriye’de de “kullan-at” siyasetinin bir maliyeti oldu: IŞİD.

ABD, IŞİD’i “baş düşman” ilan etti ve Suriye’deki müttefiklerini ve tabii ki Türkiye’yi de bu yeni çizgiye angaje olmaya çağırdı. Erdoğan, bu çağrıya yanıt veremezdi. Çünkü bu onun uluslararası kontrgerilla zincirindeki ilişkiler ağını tasfiye etmesi anlamına gelecekti. Böyle bir tasfiyenin gürültüsüz patırtısız, bir iç krize yol açmadan yaşanması mümkün değildi. Fethullah’a aylarca “ne istediniz de vermedik” diye yalvaran Erdoğan IŞİD’i düşman olarak tanımlamamak için çok direndi. Ama Suriye iç savaşının siyasi iradesi Erdoğan değil, ABD idi. ABD önce Erdoğan’ı TSK koalisyonuna mecbur etti. Uzun süre “PYD = IŞİD” zırvasını geveleyen Erdoğan’ın IŞİD’le bağları, koalisyon sistemi içinde kademe kademe tasfiye edildi. Ve sonunda IŞİD, AKP için “zorunlu baş düşman” haline geldi.

AKP’nin IŞİD’le bu “zoraki savaşı”nın varacağı yer, “AKP kontrgerillasının krizi”dir. IŞİD’in yeni saldırı dalgası, AKP kontrgerillasının krizini mutlaka derinleştirecek. Şiddetlenen Kürt savaşıyla adım adım EMASYA Protokolü’nü yeniden yürürlüğe sokan (böylece TSK’nın kontrgerilla içi iktidarını kabullenen) AKP’nin Türkiye kontrgerillasındaki son mevzisi de böylece tehdit altına giriyor. Bu “kontrgerilla içi savaş” sonrasında geriye bir “AKP kontrgerillası” kalmayabilir. Kontrgerillanın iktidarını kaybeden, devlet iktidarını da kaybeder. AKP içindeki siyasi kriz belirtilerini bir de bu açıdan görmek gerekiyor.

[1]  Tayyip Erdoğan’ın “cihatçı” bağlantısını vurgulamak için sık sık gündeme getirilen ve Erdoğan tarafından 1985’de çekildiği söylenen “Gülbeddin Hikmetyar” fotoğrafının bu “başlangıç noktası” açısından daha özel bir anlamı bulunmaktadır. Gülbeddin Hikmetyar sıradan bir “radikal islamcı grup lideri” değil, Afganistan iç savaşının “mücahit gruplarını denetim altına almaya” yönelik bir CIA operasyonunun kilit ismidir. Erdoğan’ın Hikmetyar’ın dizinin dibindeki fotoğrafının asıl önemi, içinde yer aldığı kontrgerilla düzlemine ilişkin bir belge olmasındadır.

‘Kiralık İşçi’ yasası meclisten geçti!

Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması, güvencesiz ve esnek çalışma modelini kapsayan yasa tasarısı, sendika ve işçilerin karşı çıkmasına rağmen bu sabah AKP’nin oylarıyla Meclis’te kabul edildi.

Emek örgütlerinin ‘kölelik’ olarak nitelendirdiği kiralık işçilik yasa tasarısı şunları kapsıyor:

>> Geçici iş ilişkisi, ÖİB’ler aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yapılarak kurulabilecek. Türkiye İş Kurumu’ndan geçici iş ilişkisi kurma yetkisi alan ÖİB’ler, işveren ile sözleşme yaparak işçisini geçici olarak işverene devredecek.

>> Doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanan, askerlik hizmetini yapan ve iş sözleşmesi askıya alınan çalışan yerine başka bir işçi ile geçici iş ilişkisi, bu hallerin devamı süresince kurulabilecek.

>> Mevsimlik tarım işlerinde veya temizlik işleri, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde, süre sınırı aranmadan işçi kiralanabilecek.

İŞÇİ KOVANA DA SERBEST

>> İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işlerde, iş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması halinde, işletmenin iş hacminin öngörülemeyen şekilde artması halinde ve mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları halinde, en fazla 4 ay süresince kiralık işçi çalıştırılabilecek.

>>Geçici işçi sağlama, mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları haricinde, toplam 8 ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilecek. Sürenin sonunda aynı iş için 6 ay geçmedikçe geçici işçi çalıştırılamayacak.

>> Grev ve lokavt uygulaması sırasında geçici iş ilişkisi kapsamında işçi çalıştırılamayacak.

>> Kamu kurum ve kuruluşlarında, madenlerde kiralık işçi çalıştırılamayacak. Toplu işçi çıkaran işyerlerinde ise 8 ay sonra işçi kiralanabilecek.

İŞVEREN ÖİB OLACAK

>> İşletmenin iş hacminin öngörülemeyen ölçüde artması halinde kiralanacak işçi sayısı, işletmedeki toplam işçi sayısının dörtte birini geçemeyecek. Ancak 10 ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde, 5 işçiye kadar geçici iş ilişkisi kurulabilecek.

>> İşveren, iş sözleşmesi feshedilen işçisini fesih tarihinden 6 ay sonra geçici iş ilişkisiyle çalıştırabilecek.

>> Geçici iş ilişkisinde işveren, özel istihdam bürosu olacak.

>> Tasarı, “Çağrı üzerine çalışma” başlığına “uzaktan çalışma”yı da ekliyor. Uzaktan çalışma, “işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisi” olarak tanımlanıyor.

SIFIR GÜVENCE SINIRSIZ ESNEKLİK

‘Güvenceli esneklik’ adı altında işçileri güvenceden yoksun hale getiren tasarıda, kiralık işçilerin iş akdinin feshine karşı korumaya yönelik hükümler yer almıyor. İşe iade hakkının nasıl uygulanacağı konusunda da tasarıda bir düzenleme yok.

Kıdem tazminatı için bir yıl, ihbar tazminatı için 6 ay çalışma zorunluluğu bulunduğundan, bu yasa kapsamında kiralık işçi olarak çalıştırılacak işçiler tazminat hakkına da sahip olamayacak.

Yasanın kayıtdışılığı önlemek amacıyla çıkarılacağı iddiasına karşın, tasarıda işçinin istihdamının devam edeceğine ilişkin hiçbir düzenleme bulunmuyor. Kiralama süresi bittiğinde ÖİB’ye dönen işçi ikinci bir işe başlatılmazsa ücret alamayacak ve ÖİB ile iş akdi askıya alınacak.

Tasarı yasalaşırsa emeklilik de hayal olacak. bir yılda geçici olarak dört ay çalışan bir işçinin emekli olabilmek için 60 yıl çalışması gerekecek. Kısmi emeklilik ise 45 yıl çalışılırsa mümkün olacak.

ANF: Terolar’daki direnişe saldırı: Çadır yakıldı, yaralılar var

Maraş Terolar’da, AKP/Saray’ın “AFAD kampı” adı altında çeteler için kamp kurma girişimine karşı başlatılan direnişe saldırıldı.

Devlet güçlerinin TOMA’larla yaptığı saldırı sırasında, 15’e yakın kişi gözaltına alınırken, cem evinin yanında bulunan direniş çadırı zorla kaldırıldı. Çadırda toplananları dağıtan askerlerin, çadırı da yaktığı öğrenildi.

Başına tazyikli su gelen 80 yaşlarında bir kişi ise ağır yaralandı.

Ayrıca, direnişe destek vermek için İstanbul, Ankara, İzmir ve birçok kentten gelenlerin Terolar’a girişi de yine devlet güçlerince engellendi. Aralarında sanatçı Pınar Aydınlar’ın da olduğu çok sayıda kişi de gözaltına alındı.

Çadırlar imha edildi ! Alevi dedesi yanmaktan son anda kurtuldu.

Sivricehöyük olarak geçen Terolar mevkinde bulunan 374 dönümlük alana yapılan AFAD kampına 25040 kişinin yerleştirilmesine karşı protesto ve oturma eyleminin yapıldığı alanda kurulan direniş çadırları yandı.

Bugün bu alanda yapılması planlanan miting ve müzik etkinliğine izin vermeyen emniyet güçlerinin ablukayı daraltması sonucu alanda bulunan halk Cemevi önüne sığındı. Zor anların yaşandığı kuşatmada çadırlar ateşe verilerek imha edildi.

Yangın sırasında çadırların önünde bulunan yaşlılar zor uzaklaşırken Pir Aziz Güler yanmaktan son anda bir başka Pir tarafından kurtarıldı. Kalp hastası olan Pire orada bulunanlar tarafından müdahale edildi. Şuan sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.

Terolar’a giriş yasak bekleyiş devam ediyor

Maraş Teran (Terolar) bölgesine yapılmak istenilen kampa itiraz eden Alevi yurttaşlara destek için çeşitli illerden hareket eden Alevi dernek, kurum üyeleri ve STK temsilcilerinin bulunduğu otobüslerin Terolara ulaşmasına izin verilmiyor.

İstanbul’dan 2, Ankara’dan 1 Adana’dan 1 Mersin’den 1 Antep’ten 2 ve Adıyaman’dan gelen otobüslerin valilik kararı gerekçe gösterilerek durdurulduğu ve köye gitmelerine izin verilmediği bilgisi alındı. Adana’dan gelen Alevilerin terolara yakın bir köyde bulunan ziyarete giderek niyazda bulunmuş ve daha sonrasında yürüyerek Terolar köyüne giriş yaptı.

Aldığımız bilgiye göre Adana kafilesinden başka hiçbir otobüs köye giriş yapamadı. Otobüslerin Maraş girişlerinde bekleyişleri sürüyor. İçlerinde yaşlılarında bulunduğu Alevi canlar çok zor koşullarda ve de susuz kaldıklarını belirtiyorlar.

xece çevik

Terolar’da kadınlara saldırı, Pınar Aydınlar gözaltında

Terolar’da bugün yapılması planlan miting ve konsere katılmak için alanda olan kadınlara jandarma tarafından saldırıldı. Saldırıda HDP PM üyesi Pınar Aydınlar, Döne Sarıkaya ve soyadı bilemeyin Hediye isimli kadın darp edilerek gözaltına alındı.

 

Maraş’ta işbirlikçilerin hedef göstermesiyle gözaltılar başladı

İşbirlikçilerin hedef haline getirdiği 6 kişi gözaltına alınıp Maraş’a götürülüyor!

Maraş’a Alevi Kurumlarının çağrısı üzerine yola çıkanlara önce Ankara’da müdahale edildi, tehdit edildiler, yola devam edenlerin ise Göksun girişinde halen bekletiliyor.

Aralarında HDP Milletvekili Besime Konca’nın olduğu gruba, Gelenlere Jandarma Komutanlığı İl Yardımcı imzalı, Valilikten eylemlerin iptal edilmesi talebini içeren yazı gösterilmiştir.

Jandarma iddiasında bu eylemliğin KCK üst düzey yöneticilerin talebi üzerine yapıldığını iddia etmekte, basında yer alan açıklamaları da bu iddialarına gerekçe olarak sunmaktadır.

Ayrıca, Maraş’da Terolarda gelenleri karşılamak için hazırlık yapan vatandaşlardan 6 kişinin hedef gösterilmesinden dolayı gözaltına alındıkları iddia edildi.

Maraş, Terolar’da devlet ve işbirlikçi oyunu devam ediyor!

Maraş’ı ve Terolar’ı kuşatan asker IŞİD kampının yapılan alana girişi engelliyor.

Teran (Terolar) bölgesine yapılmak istenilen kampa itiraz eden Alevi yurttaşlara destek için Gurgum’a gelen yüzlerce askerlerin engeliyle karşılaştı. Bölgenin etrafını kuşatan askerler, yurttaşların girişine izin vermiyor.

Maraş Merkez Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Teran (Terolar) bölgesine yapılmak istenen kampa itiraz eden Alevi yurttaşlara destek olmak için bölgeye gelen HDK bileşenleri, Alevi dernekleri ve sanatçıların olduğu yüzlerce kişi askerlerin engeliyle karşılaştı. Türkiye ve Kürdistan’ın birçok noktasından kente gelen yurttaşların önü Maraş girişinden itibaren, alana girmek isteyenlerinse Terolar girişinde bölgeyi ablukaya alan askerler tarafından kesildi. Aralarında HDP Siirt Milletvekili Besime Konca, HDP PM Üyesi Pınar Aydınlar ve onlarca Alevi kuruluş temsilcisinin yer aldığı yüzlerce kişinin bulunduğu otobüslerin bölgeye girmesine izin verilmiyor.

Öte yandan bölgede kurulan platform valinin talimatı ve açıklaması üzerine, işbirlikçilerinin saldırılarıyla kaldırılmıştı.

Üç fidanın idamına onay veren Alevi vekiller

ALİ KENANOĞLU

6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edildiler. İdamları ve gerekçeleri yıllardır yazılıp çiziliyor. Aleviler de her yıl, içerisinde bir dede çocuğu olan ve arkadaşları arasında “Dede” diye adlandırılan Hüseyin İnan’ın da olduğu üç fidanın idamını lanetleyip, üç fidan için anmalar yapmaktadırlar.

Peki bu üç fidanı idama götüren Meclis oylamasında o dönemde TBMM’de yedi vekili bulunan ve Alevi partisi olarak anılan Birlik Partisi ne oy vermiştir? O dönemde Mecliste Birlik Partisinin yedi vekilinden üçü Hacı Bektaş Veli evlatlarından “Ulusoy” ailesindendir. Birlik Partisinin başında ise daha sonra CHP’de siyaset yapan ve Alevi kamuoyunun da yakından tanıdığı Mustafa Timisi bulunmaktadır.
24 Nisan 1972’de Mecliste yapılan oylama şu şekilde gerçekleşiyor: (Kaynak: Bianet’in ilgili haberi)

Üye sayısı: 450,

Oy verenler: 323,

Kabul edenler: 273,

Reddedenler: 48,

Çekimserler: 2,

Oya katılmayanlar: 118,

Açık üyelikler: 9

Yani üç fidanın oylamasında ‘hayır’ diyenlerin sayısı sadece 48 vekilden oluşmaktadır. Bu dönemde Mecliste CHP’nin 144 vekili bulunmaktadır. Bu 144 vekilden sadece 47’si red oyu verirken geriye kalan 97 vekil, ya evet demiş ya da oylamaya katılmayarak idam kararının çıkmasına destek olmuştur.

O dönemde Mecliste Adalet Partisi (AP), Bağımsız (Bğz.), Birlik Partisi (BP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Güven Partisi (GP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Millet Partisi (MP) Türkiye İşçi Partisi (TİP), Yeni Türkiye Partisi (YTP) bulunmaktadır.

Hayır oyu verenlerin 47’si CHP’den olurken 1 vekil de TİP’li Mehmet Ali Aybar’dır. Diğer TİP’li vekil ise oylamaya katılmayanlar arasındadır. O dönemde Mecliste Alevi olarak bilinen Birlik Partisinden de üç fidanın idamına hayır diyen olmamıştır. Hacı Bektaş evlatlarından Yusuf Ulusoy evet oyu verirken, Mustafa Timisi dahil diğer 6 vekil oylamaya katılmayarak idam kararı çıkmasına destek vermişlerdir. Çünkü oylamaya katılmamak “Ben görmeyeyim ama siz gidin asın” demekten başka bir şey değildir.

Aleviler tarihteki bu yüz karası durumlarını hiç irdelemedikleri gibi bu oylamada hayır demeyen Alevi vekillerin ne dedikleri de bilinmemektedir.

Bu yazıyı yazarken Birlik Partisi ile ilgili kitap yazan yazar Kelime Ata’yı arayıp tekrar teyit ettirdim. Bu yedi vekilden hayatta sadece Mustafa Timisi vardır, ancak Kelime Ata, Mustafa Timisi’nin de bu konuda konuşmayı reddettiğini söyledi.

Bu yedi vekil dışında CHP ve diğer partilerde Alevi olan bir vekil var mıydı bilmiyorum, ama Birlik Partisinin tavrı başlı başına Aleviler açısından utanç vericidir. Üç fidanın idamı ile ilgili olarak ona idam kararı verenleri sistemi eleştirdiğimiz gibi bu idamlara onay veren CHP ve Birlik Partilileri de unutmamalıyız.

09 Mayıs 2014 / Evrensel