Ana Sayfa Blog Sayfa 6311

Beyaz Saray önünde #Maraş’a Semah

Maraş Terolar’da inşaası devam eden konteyner kampa karşı halkın direnişi sürerken Dünyanın her tarafına dağılmış Maraşlı Aleviler de seslerini yükseltmeye devam ediyor. Kuzey Amerika Alevi Kurumları Maraş Pazarcık ovasındaki bu zoraki ve dayatmacı kamp projesine karşı yürütülen direnişe katkı amacıyla bir araya geldiler.   Maraş’taki Alevilere yapılan adaletsizliği Kuzey Amerika’daki yaşayan çoğunluğunu Alev’i akademisyenlerin oluşturduğu ve bir kaç derneğin bir araya gelerek oluşturduğu platform, 1 Mayıs 2016 günü Beyaz Saray önünde ilk defa Alevilerin sesini haykırarak, Maraşlı Alevilerin mücadelesini görünür kılmaya çalıştı. Aleviler Maraş’a Semah döndüler.
Ali Yapıcı: ‘1 Mayis Pazar günü Kuzey Amerika’daki Alevi Dernekleri (New York, Toronto, Chicago, ve DC) AKP’nin mültecileri Alevilere karşı bir silah olarak kullanmasını protesto ettik ‘ dedi.
Protesto saat 15:00 – 17:00 saatleri arasında Beyaz Saray önünde gerçekleşen protesto eylemi basın açıklamasının ardından Kuzey Amerikadaki Alevilerin Semah dönmeleriyle devam etti.

Kuzey Amerika Alevi derneklerinden açıklama:
‘AKP’nin mültecileri Alevilere karşı silah olarak kullanmasını kınıyoruz’

Kuzey Amerika’daki Alevi dernekleri, AKP’nin mültecileri Alevilere karşı demografik bir silah olarak kullanmasını kınadıklarını belirten bir açıklama yaptı. Açıklamada “Alevi yerleşim yerlerinde Suriyeli mülteciler için konteynır kentler kurma planlarından endişe duymaktayız” ifadeleri kullanıldı.

Amerika Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Orta Batı Amerika Alevi Kültür Merkezi, Kanada Alevi Kültür Merkezi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Washington D.C. Şubesi tarafından ortak hazırlanan açıklama metni şöyle:
“Kuzey Amerika’daki Alevi derneklerinden kamuoyuna açıklama: AKP Hükümeti’nin, Suriyeli mültecilerin dramını Alevilere karşı demografik bir silah olarak kullanmasını şiddetle kınıyoruz!

Aşağıda biz imzası olan dernek ve grupların Kuzey Amerika’nın çeşitli yerlerinde yaşayan üyeleri olarak, AKP hükümetinin Anadolu’da sayıları zaten azalmış Alevi yerleşim yerlerinde Suriyeli mülteciler için konteynır kentler kurma planlarından derin endişe duymaktayız. Mezhepçi bir art niyet taşıdığına inandığımız bu projeler, ilgili bölgelerde demografik ve kültürel bir dönüşümün önünü açmak suretiyle orta-uzun vadede Anadolu kırsalındaki Alevileri yerlerinden edecek ve kutsal mekanlarını içeren tarihsel coğrafyalarından koparacaktır.

AKP’nin Suriyeli mültecileri menfur mezhepçi politikalarına malzeme etmeye yönelik niyetleri, önemli Alevi ocaklarından Sinemilli ocağının merkezi Maraş-Pazarcık’ta, yaklaşık 4.000 kişilik nüfusunun kahir ekseriyeti Alevilerden oluşan 16 köyün ortasına, Suriyeli mülteciler için 27.000 kişi kapasiteli bir konteynır kentin inşaatına başlanmasıyla su yüzüne çıkmıştır. Kamuoyu konuyla ilgili hiçbir şekilde bilgilendirilmeden ve bölgede yaşayan insanların onayı alınmadan geçtiğimiz Mart ayında başlayan konteynır kent inşaatı, barışçıl kitlesel protestolara ve yerelde halen sürmekte olan çadır nöbetine ragmen sıkı jandarma koruması altında devam etmektedir. İnşaatı protesto eden halka jandarmanın gaz bombası ve tazyikli suyla müdahelesi sonucu, gazdan etkilenen 82 yaşındaki Mor Ali Kabayel hayatını kaybetmiştir. Yöre halkı projeye hayvanlarını otlattıkları meralarına hukusuzca el konulmasından dolayı ve güvenlik kaygıları nedeniyle itiraz etmektedir. En büyük korkuları, Alevilere ve benzeri gruplara karşı duydukları fanatik nefret ve vahşi katliamlarla ünlenmiş cihatçı çetelerin mültecilik kisvesi altında bölgeye sızmasıdır. Bu tür korkuların ne yazık ki coğrafyamızda sağlam tarihsel dayanakları vardır, zira Maraş, 1970’lerin sonlarında aşırı sağcı Sünni grupların faili olduğu bir dizi Alevi katliamından en kanlısına sahne olan ilimizdir. Yaşanan bu katliam bölgeden büyük şehirlere ve Batı ülkelerine doğru bir Alevi göç dalgası tetiklemiş ve geride ciddi oranda azalmış bir Maraşlı Alevi nüfus bırakmıştır. Böylesine yüksek sayıda Suriyelinin köylerinin yakınlarına yerleştirilmesi ile zaten dar bir bölgeye sıkışmış olan Maraşlı Aleviler kendi yurtlarında azınlık durumuna düşecektir. Bu proje Maraş’ta yeni mezhepsel çatışmalara ve yeni Alevi göçlerine de zemin hazırlayacaktır. AKP hükümetinin de öngördüğünden emin olduğumuz bütün bu muhtemel sonuçları nedeniyle biz de yöre halkı gibi bu projenin Maraş ve çevresindeki Alevi varlığına son darbeyi vurma kastı taşıdığına inanıyoruz.

Bu şüphelere gerçeklik kazandıran ve durumun ciddiyetini arttıran, Pazarcık’taki konteynır kent projesinin aslında çok daha geniş ve sistemli, Anadolu’daki Alevi yerleşimlerini tümüyle ortadan kaldırma nihai amacını taşıyan bir politikanın parçası olduğuna işaret eden pek çok emare var. Her ne kadar hükümetin yoğun baskısı altında bulunan Türkiye’deki ana akım medya konuya pek değinmese de, sosyal ve alternatif medya üzerinden paylaşılan haberlere göre önümüzdeki aylarda Sivas’ın Divriği, İmranlı, Zara ve Yıldızeli ve Malatya’nın Akçadağ ilçeleri için de benzer projelerin hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Anadolu’nun demografik haritasına aşine olan herkesin kolaylıkla fark edeceği gibi, mülteci kampları kurmak için seçilen bu yerlerin tek ortak özelliği Anadolu’da bugüne kadar varlıklarını sürdürmeyi başarmış ve Alevi kültürüyle adeta özdeşleşmiş az sayıdaki Alevi adacıkları olmalarıdır. Nitekim, mülteci kampları kurmak üzere seçilen yerlerin tam bir listesinin verilmesi talebiyle ve bu yerlerin hangi ölçülere göre seçildiğine dair muhalefet partilerinin hükümete verdiği iki soru önergesine halen yanıt verilmemiş olması da konuyla ilgili mezhepçi art niyet şüphelerini güçlendiren, manidar bir sessizliktir.

Suriyeli mültecilerin acılarını araçsallaştırmak suretiyle AKP hükümetinin başlattığı bu demografik sosyal mühendislik projesi hiç şüphesiz, tarihsel arka planında devletin Alevilere karşı yıllardır sürdürdüğü baskıcı ve asimilasyoncu politikalar olan daha geniş bir bağlamda düşünülmelidir. Türkiye dışında şaşırtıcı derecede az tanınan Aleviler ve onlarla içi içe geçmiş Bektaşiler, %15 civarındaki nüfuslarıyla Türkiye’deki ikinci en büyük inanç grubudur. Sufizm ve İslam öncesi mistik gelenekler ile bağlantılı, batıni yapıdaki öğretileriyle Aleviler ana akım Müslümanlardan net olarak ayrışır. Şeri ibadetlere ve kurallara bağlı olmamaları ve kadınlarla erkeklerin birlikte katıldığı “cem” adı verilen toplu ibadetleri, Alevileri hem Sünnilerden hem de Şiilerden ayıran diğer belirgin özellikleridir. Geleneksel olarak cem ritüellerinde bağlama müziği eşliğinde icra edilen Alevi deyişleri Alevi kimliğinin önemli bir unsuru olmaya devam etse de, çoğu Alevi günümüzde seküler bir hayat sürmekte ve kendilerini ilerici siyasi tavır ve fikirlerle ilişkilendirmektedir.

Yakın zamanlara kadar Aleviler, devletin ve Sünni komşularının baskısı nedeniyle inançsal kimliklerini saklamak ve ibadetlerini gizli yapmak zorunda kalmışlardır. Aleviler bugün bile, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki laiklik ilkesine ve 1990’lardan beri ısrarla ve barışçıl bir şekilde sürdürdükleri eşit yurttaşlık mücadelelerine rağmen temel inanç ve ibadet özgürlüklerinden yoksundur ve rutin olarak hem resmi kurumlarda ve hem de sosyal hayatta ciddi ayrımcılıklara maruz kalmaktadır. İbadethaneleri olan cemevleri halen yasal olarak kabul edilmemekte ve Alevi çocukları ilkokuldan lisenin sonuna kadar verilen zorunlu din derslerinde Sünni İslam’ın gereklerine göre eğitilmektedir; her iki konuda da hükümet, sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın laiklik ilkesini çiğnemekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorunlu din derslerinin kaldırılması ve cami, kilise ve havralara tanınan ibadethane statüsünün ve ayrıcalıkların cemevlerine de tanınması gerektiği yönündeki bağlayıcı kararlarını ısrarla ihlal ediyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, AKP hükümetinin son beş yıldır iyiden iyiye hızlanan Türkiye toplumunun yukarıdan aşağıya İslamlaştırma/muhafazakarlaştırma amaçlı politikaları ve hem içerde hem dışarda keskinleşen mezhepçi söylemi Alevilere yönelik hak ihlallerini daha da derinleştirmiştir. Suriyeli mültecileri barındıracak konteynır kentlerin inşası için Alevi köylerinin özellikle seçilmiş olması, esas olarak AKP’nin agresif ve kabul edilemez mezhepçi sosyal-mühendislik çabalarının bir parçası ve bugüne kadarki en kaba ve provokatif uygulamasıdır.

Aşağıda imzası olan bizler, AKP hükümetinin, gerek sinsi yöntemlerle yeni göç dalgaları tetikleyerek, gerek tepeden inme İslamlaştırma/muhafazakarlaştırma politikalarıyla açıktan asimile ederek Anadolu’yu Alevisizleştirme çabalarını kabul edilemez buluyor ve şiddetle kınıyoruz. Bu yüzden AKP hükümetine, Maraş-Pazarcık’taki konteynır kent inşaatını derhal durdurması ve diğer Alevi yerleşim bölgeleri için yapılan benzer planları iptal etmesi çağrısında bulunuyor ve hükümetten Alevileri hedef alan tüm mezhepçi ve asimilasyoncu politikalarına bir an önce son vermesini istiyoruz. Ayrıca hem siz basın mensuplarını, hem de demokratik değerleri ve insan haklarını savunan Türkiye’deki ve dünyadaki tüm sivil toplum örgütlerini Alevi toplumunun sorunlarına karşı daha duyarlı olmaya davet ediyor ve Alevilere karşı uygulanan bu ayrımcı politikalar terk edilene ve Alevilerin inançsal ve kültürel hakları tümüyle verilene kadar Türk hükümet nezdinde bizlerle birlikte konunun takipçisi olmanızı bekliyoruz.

PIR SULTAN ABDAL CULTURAL ASSOCIATES USA – AMERİKA PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ, New York, 2010

MIDWEST ALEVI CULTURAL CENTER – ORTA BATI AMERİKA ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ, Chicago, 2013

CANADIAN ALEVI CULTURE CENTER – KANADA ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ, Toronto, 1996

PIR SULTAN ABDAL CULTURAL ASSOCIATES IN WASHINGTON, D.C. – PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ WASHINGTON, D.C. ŞUBESİ, 2015”
**************

 

Oscar Wilde Kim mi?

Dünkü olaylı Anayasa komisyonu görüşmeleri sırasında AKP’li ve HDP’li vekiller arasında trajikomik bir ‘Oscar Wilde’ tartışması yaşandığı ortaya çıktı.  HDP’li Mithat Sancar Oscar Wilde’ın sözünü aktarmak isterken AKP’lilerden “kim o” sorusu gelince trajik komik sahneler yaşandı…

TBMM Anayasa Komisyonu görüşmelerinde AKP’li milletvekillerinin kendisine laf atması üzerine HDP’li Mithat Sancar’ın, ‘Oscar Wilde’ın bir sözünü aktarayım’ demesi üzerine de bu sefer AKP’li vekillerden “Kim o? Ondan mı öğreneceğiz? Milli mi?” soruları geldi. Sancar ise, “Araştırın, hepsini size burada aktaramam. Ama isterseniz Meclis’te 30 yıllık hocalığımı da aktarırım” dedi.

“Oscar ödüllerinden mi bahsediyorsunuz?”

İşte tam o sırada  AKP Trabzon Milletvekili Adnan Günnar’ın, “Oscar ödüllerinden bahsediyorsunuz” sözlerine karşılık ise HDP’li Burcu Çelik Özkan, “Ödül değil, adam yazar” yanıtını verdi.

Sonrasında Sancar, Wilde’in sözünü komisyona okudu: “Kaba güce karşı koyabilirim ama kaba bir mantığa katlanamam. Kaba mantık yürütmede adil olmayan birşeyler vardır. Kaba bir mantık zekaya da bel altı vurmaktır.”

Oscar Wilde kimdir?

Oscar Fingal O’Flahertie Wills Wilde (16 Ekim 1854, Dublin – 30 Kasım 1900, Paris), İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair.

İğneli uslubu ile geç Victoria dönemi Britanya’sının en başarılı ve ünlü yazarları arasına girdi. Bir dava sonucu fiili livata ve ahlaksızlıktan suçlu bulununca büyük bir düşüş yaşadı ve doğduğu ortamla tam bir zıtlık içinde Paris’de fakir bir otel odasında öldü.

Doğumu ve gençliği

Oscar Wilde İrlanda’nın tanınmış göz cerrahlarından olan Sir William Wilde ve başarılı bir yazar, genç İrlandalı devrimcilere örnek bir şair olan Jane Francesca Wilde’ın ikinci çocuğu olarak Dublin’de doğdu. Babası 1864’te tıp bilimine hizmetleri nedeniyle şövalyeunvanı almıştı.

Haziran 1855’te aile lüks bir bölgeye taşındı. Wilde’ın kardeşi Isola burada doğdu. Jane Wilde burada cumartesi akşamları Sheridan le Fanu, Samuel Lever, George Petrie, Isaac Butt ve Samuel Ferguson gibi isimleri davet ettiği partiler düzenlerdi. Wilde 9 yaşına kadar evde eğitim gördükten sonra Portora Kraliyet Okulu’na kaydoldu. Yazları aileyle geçiren Wilde kardeşler George Moore’la oyunlar oynardı.

Portora’dan mezun olduktan sonra Dublin’deki Trinity Kolejinde 1871’den 1874’e kadar eğitim gördü. Sıradışı bir öğrenciydi, Trinity öğrencileri için en büyük ödül olan Berkeley altın madalyasını, ve aynı zamanda Oxford Üniversitesi Magdalen Koleji’nden bir burs kazandı. Burada 1874’den 1878’e kadar eğitimine devam etti ve en önemli ilkelerinden biri hayatı sanata yaklaştırmak olan estetik akımının bir parçası oldu. Magdalen’deyken 1878 Newdigate Ödülü’nü Ravenna şiiriyle kazandı. Bu şiiri Encaenia’da okuyup kaybetmiş, fakat ödülü daha sonra Tarihsel Eleştirinin Yükselişi makalesiyle almıştı.

Estetizmi ve felsefesi

Magdalen Koleji’ndeyken Wilde estetizm hareketindeki fikirleriyle tanındı. Saçlarını uzattı, “eril” sporlara karşı küçümsemesini her fırsatta dile getirdi ve odasını papatya, lale ve benzeri objelerle dekore etti.

Söylentilere göre bu hareketi ona River Cherwell’de bir boğma girişimine ve odasının dağıtılmasına yol açtı, fakat estetizm fikri halk arasında daha tanıdık ve olağan bir hale geldi. Springfield Republican gibi bazı yayınlar, Wilde’ın Boston gezisi sırasındaki estetizm ile ilgili konuşmalarından sonra onun anlayışının, güzelliğe ve estetiğe övgüden çok şöhret amacıyla yapılan bir hareket olduğuna karar verdi. Ayrıca Wilde’ın giyim tarzı da Higginson gibi eleştirmenlerin odak noktası haline geldi. Higginson, Unmanly Manhood gazetesine yazdığı mektupta Wilde’ın dişiliğinin erkek ve kadınların davranışlarını etkileyeceğinden ve şiirinin erkekleri dişil züppeliğe yaklaştıracağından endişe duyduğunu belirtti. Ek olarak Wilde’ın edebiyatı, eşcinselliği ve kişisel imajını inceleyerek onun hayat tarzını ve eserlerini ahlaksız bulduğunu açıkladı.

Wilde, John Ruskin ve Walter Pater’dan derin anlamda etkilenmişti. Bu iki edebiyatçı sanatın hayattaki yeri üzerine makaleler yayımlamışlardı. Wilde daha sonra ironik bir biçimde Pater’in depresif duyguları hakkında yorum yapacaktı: Pater’in ölüm haberi üzerine “O hiç yaşamış mıydı ki?” demişti. Pater’in üslubuyla Dorian Gray’in Portresi’nde “Bütün sanatlar aslında kullanışsızdır.” demişti. Bu yorum edebi anlamda okunmalıydı çünkü filozof Victor Cousin tarafından oluşturulan “Sanat sanat içindir.” ideolojisini içinde barındırıyordu. 1879’da Wilde, Londra’da estetizm dersleri vermeye başladı.

William Morris ve Dante Gabriel Rosetti’nin okulunun tanıttığı estetizm, İngiliz mimarisinde büyük yer edinmişti. İngiltere’nin önde gelen estetik sanatçısı Wilde zamanının en göze çarpan simalarından biri oldu. Yine de zaman zaman paradoksları ve esprili sözleri nedeniyle garipsendiği de oluyordu.

Estetizm, genel olarak Gilbert ve Sullivan’ın operası Patience (1881)’ta karikatürize edilmişti. Patience, New York’ta büyük başarı sağlamışken; Estetizm, Amerika’nın kalan kısımları için hala anlamsız bir isimdi. Bu nedenle Richard D’Oyly Carte, Wilde’ı Amerika’da yapılacak bir konferanslar serisine davet etti. D’Oyly Carte bu gezinin Patience’ın başarısını daha da artıracağına inanıyordu. Bu gezi Wilde’ın 3 Ocak 1882’de SS Arizona gemisiyle Amerika’ya varmasıyla başladı. Bu olaya ait bir kanıt olmamasına rağmen, Wilde’ın bir gümrük memuruna “Deham dışında beyan edecek hiçbir şeyim yok.” dediği rivayet edilir.

Amerika ve Kanada’ya yaptığı tur sırasında Wilde birçok kasaba eleştirmeni tarafından ayıplandı. The Wasp Wilde, estetizmi küçümseyen bir karikatüre gazetesinde yer verdi.

İngiltere’ye döndükten sonra Wilde, Pall Mall Gazette’de 1887’den 1889’a kadar köşe yazarlığı yaptı. Daha sonra Woman’s World dergisinin editörü oldu.

Siyasi Fikirleri

Wilde hayatının büyük bir bölümü boyunca sosyalizmi destekledi. Ayrıca özgürlükçü yanını da Sonnet to Liberty şiiriyle gösterdi. Wilde ayrıca bir pasifistti. Ve “Özgürlük kanlı elleriyle geldiğinde onunla el sıkışmak zor olacak.” demişti. Politika hakkındaki ana yazısı “Sosyalizmin Etkisindeki İnsan Ruhu” dışında Daily Chronicles’a hapishane reformunu destekleyen yazılar yazmıştı.

Lady Florence Dixie’nin 1890’da yazdığı Gloriana ya da 1900 Devrimi adlı romanda Hector l’Estrange kılığındaki Gloriana’nın Avam Kamarası’na seçilmesiyle kadınlar oy hakkı kazanıyordu. Dixie’nin l’Estrange karakterini yaratırken Wilde’ı temel aldığı açıktır.

  Bir ölünün söyledikleridir

Do Yayınları’ndan çıkan Newaf Miro’nun ‘’Gava Miri Bıaxife’ (Bir ölünün söyledikleridir) kitabını Mehmet Söğüt değerlendirdi.

 

 

Bir hüzün atmosferi yaşanıyor ülkemizde. Soluk alıp vermek bile eziyete çevrilmek isteniyor. İstiyorlar ki insanlarımız yaşarken ölsün. Gayelerine de sıkı sıkı bağlılar. Yakıp yıkıyorlar. Sürüyorlar bizi uzaklara.

Bazen de dünyaya gelmeden veda eder halkımın çocukları. Geride hiçbir şey bırakmadan çekip gitmek hazin bir durumdur. Kürt olmanın dayanılmaz ağırlığındandır tüm bunlar. Daha parmak kadarken, on üç kurşun yemektir bazen. Bazen de yetmiş yaşındayken sokak ortasında vurulmak…

Evet, payımıza işkence, sürgün ve ölümler düşüyor. Eğer Kürt isen bu saydığım zalimliklerin, en azından birini yaşamışsınızdır. En zoru da sürgündür. Sürgünün manasıysa, gözlerimizi açtığımız anayurdumuzdan, binlerce kilometre uzak diyarlarda dirhem dirhem ölmektir. Hele bir de ruhun teslim alınmışsa. İnsandan başka her şeye benzetilmişsen…

Romanda da denildiği gibi, ‘’Gitmek ölmektir. Ölmek de gitmek.’’ Zorunlu gidişler özünde ölümü barındırır. Newaf Miro’nun ‘’Gava Miri Bıaxife’’ adlı romanını okuyorum. Kitap Do Yayınları’ndan çıkmış.

Yazar odasında otururken, bir ölü kendisiyle konuşmaya başlar. Daha doğrusu ölü, kendisinin ve ailesinin başında geçenleri anlatır. Çünkü yaşamları öylesine trajiktir ki. Yaşamının dönüm noktalarında karar sahibi olamamıştır. Zorla evlendirilmiştir mesela. Her Kürt gibi sonradan karısını çok sevmiştir. Belki de karşılıklı zorlanmak, bir duygudaşlığa yol açıyordur.

Otobüs kazası sonucu ölmeden önce üç kız çocuğu da yapmıştır. Kendinde kalan bir saç aracılığıyla dile gelmektedir. Sesi boğuk ve kesik kesiktir. Anlatır durmadan. Ve Yazar NewafMiro öylesine güzel aksettirir ki, bizi alıp başka diyarlara götürür.

Ölü bir zamanlar, Kürt direnişçileriyle tanışmıştır. Öldükten sonra evine baskın yapılır. Durumları oldukça iyi olmasına rağmen ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar. En büyük kızı Ferha’yı takibe alır adeta.

Gördükleri her şeyi büyük bir hayretle izlerler. Dünyaları köylerinden ibarettir. Köyde bulunan her şey onların bir parçası gibidir.

Ferha’nın ölü babası ise asıl cehennemi yaşamaktadır. Çünkü her şeyi görmesine rağmen müdahil olamamaktır. Çaresizdir. Ailesi göç yollarındadır. İstanbul ve Balkan ülkeleri derken, soluğu Almanya’da alırlar.  Ezdi Kürt olarak iltica başvurusundan bulunurlar. Kitabın en can alıcı bölümü de burasıdır. Aynı bölümü birkaç sefer okudum. Okudukça empati kurdum. Anlatılanların hüznü ruhuma sindi. Dili oldukça şiirseldir NewafMiro’nun. Bir o kadar da etkileyici.

Tekrar aileye dönelim. Aile gün geçtikçe çirkinleşmektedir. Dışarda oldukça normal görünmelerine rağmen, hâlbuki basbayağı aykırılar. Bunun farkında bile değillerdir. Evde kullandıkları dil oldukça karışık. Kürtçe, Türkçe ve Arapçanın karışımı bir şey… Çünkü Viranşehir’de Araplar da vardır Ezdiler de.

Ezdiliğin ne olduğunu bile bilmezler. Kendilerini Kürt olarak da görmüyorlardır. İçe kapanırlar. İslam’a sarılırlar. Kaybolma korkusu vardır yüreklerinde. Dedikodudan oldukça çekinirler. Akrabaları kazıklar onları.

Amcaları da gelir Almanya’ya.  Ferha büyümüştür artık. Bir gençle tanışır ve ona âşık olur. Zorla amcasının oğluyla evlendirilir. Boşanmak zorunda kalırlar. Eski sevgilisiyle görüşür. Sakallı, sarıklı bir hal almıştır sevgilisi.

Evet, kitabın bazı satırbaşlarında söz ettim. Romanın konusu sadece bu anlattıklarımdan ibaret değil. Kitabı okuduğunuz da daha çarpıcı olayların olduğunu göreceksiniz. Felsefi boyutu ise yaşamınıza renk katacaktır.

Özellikle kaldıkları şehrin tarihi dokusunu anlatması, romana büyük bir zenginlik katmış.

Bazı kitaplar okunduktan sonra içeriği unutulur. Bu öylesi kitaplardan değil. Çünkü kitap bittikten sonra, konunun yüreğinize işlediğini göreceksiniz. Ve Kürtçeniz gelişecektir…

Yazar NewafMiro’nun kitabı bitmek üzereyken Ferha’nın babasının sesi de kesilir. Yazar tekrar devreye girer ve sonlandırır.

Mehmet Söğüt

Hull Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi  açıldı

Geçtiğimiz Pazar günü Hull AKM ve Cemevi 2. Olağan Genel kurulu yapıldı. Yoğun ilgi duyulan Genel kurul ve açılış etkinliği 1 Mayıs’ta hayatını kaybedenlerin anısına saygı duruşuyla başladı.

 

Yoğun katılımın olduğu açılışta, Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil, Mehmet Yüksel Dede, BAF Başkan yardımcıları İsmail Arslan ve Zeynep Demir, Britanya Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Özlem Şahin, Doncaster AKM ve Cemevi eş başkanı Gülay Dalkılıç, York AKM ve Cemevi Başkanı Doğan Erdoğan, Newcastle AKM ve Cemevi başkanı Gürdal Gülsünoğlu, East Midland AKM ve Cemevi başkanı Mehmet Durna’da yer aldı.

Pazar günü yapılan etkinlik, Mehmet Yüksel Dede’nin açılış gülbangı ile başladı. Etkinlikte birer konuşma yapan katılımcılar birlik ve beraberlik mesajı verdiler.

Erbil ‘mekanların kurumsallaşmakta önemli bir yeri vardır. Cemevlerimiz aynı zamanda eğitim merkezlerimizdir. Yeni yöneticilerimize hayırlı olmasını diliyorum, yapılan tüm hizmetlerde Hızır yardımcınız olsun. Britanya Alevi Federasyonu olarak birlikte daha güçlüyüz’ diye konuştu.

Aynı gün yeni binasına taşınan Hull AKM ve Cemevi üyeleri ve yöneticileri çok sayıda davetliye ev sahipliği yaptı.

Yönetim, denetleme ve disiplin olmak üzere üç ayrı kurula toplam 28 kişi seçildi. Yeliz Pirdoğan ve Ali Ekber Aktepe Yönetim kurulu eş başkanlıklarına seçildiler.

Yeni bina,724 Anlaby Road, Hull, HU4 6BPadresinde bulunuyor.

Hıdırellez Bayramı ve Aleviler

6 Mayıs’ta başlayan Hıdırellez Bayramı’na az bir zaman kaldı.  Alevilerde bu bayram, Hızır ile Hızır İlyas’ın karada buluştukları gün olarak bilinir ve kutlanır.

 

Hızır sözcüğü Arapca’da Al Hazır,Al-Hızır’ olarak geçmekte ve yeşilik anlamına gelmektedir. Ayrıca ab-ı hayat (bengisu, yaşamsuyu) içmiş ölümsüz olduğuna, darda kalanların imdadına yetişmekle ünlü olan Peygamber Hızır Aleyhisselam, yada Hızır Nebi olarak kabul görmektedir. Hızır ölümsüz sayılmaktadır.Yine ölümsüz sayılan Hızır İlyas’da ab-ı hayat içerek ölümsüzleştiğine inanılmaktadır.

Hızır günü olarak adlandırılan Hıdırellez Bayramı Hızır ile Hızır İlyas’ın karada buluştukları gün olarak kutlanır.(Lütfü Kaleli mitolojide ve inanç Peygamberler S.241)

Anadolu’nun birçok yöresinde Hıdırellez gecesi dilenen dileklerin gerçekleşeceğine,hastaların iyileşeceğine,uğursuzlukların sona ereceğine,sorunlara çözüm bulunacağına,kısmetlerin açılacağına ve bereketin artacağına ilişkin yaygınbir inanış vardır.

Anadolu Alevi Bektaşilerine göre Hızır kimi zaman yoksul ve fakir kılığında gelir, kimi zaman sıcak bir dost suretinde görünür. Hızır bazen Şah MerdanAli’yel Mürteza gözüyle görünmüş, kimi zaman Hallacı Mansur, Nesimi, kimi zaman Hünkar gözüyle görmüşler. Bazen Pirsultan olmuş ve daha nice ismini sayamadığımız değerlerimizle hep özdeşleştirmişiz, hatta bütün Peygamberlere kılavuzluk yaptığını dahi söyleyebilmişiz.Nuhu tufandan,Yusufu kuyudan,Yunusu balığın karnından kurtaran Hızırdır. Musa’ya kılavuzluk eden ,cansız balığı canlandıran, İsa’yı göğe ağdıran, Halil İbrahimi ateşten, Hz . Muhammedi miraca götüren, Hızırdır. İtikat ve inancın doğruluğun olduğu her yerde Hızır var olmuştur.

 

Hızır ve İlyas söylencelerde iki kardeş yada arkadaş olduğu, Hızır’ın karada insanlara yardım eden, Hızır İlyas’ın ise derya ve denizlerde darda, zorda kalanların imdadına yetişen ulu bir zat olduğuna inanılır. Halk arasında bu iki isim birleştirilerek Hıdırellez şeklinde telaffuz edilir. Genel inanca göre iki kardeşin karada buluştukları gün olan 6 Mayıs’ta,da Hıdırellez Bayramı yapılır.

Köylerde Hıdırellez günü lokmalar yapılır, kurbanlar kesilir, Cem’ler tutulur, ziyaretlere lokmalar yapılarak gidilir. Hıdırellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır.

Gençler dileklerini kağıtlara yazarak suya atarlar. Kırlardan toplanan kırk tür bitkiden kaynatılarak elde edilen suyun, tüm hastalıklara iyi geleceği inancı da yaygındır. Veya çicekleri kurutup evlerinde asanlar , dileklerin kabul olması için dualar yaparlar.

Anadolu Alevileri Hızırı boz atıyla aksakalıyla her zaman darda olduklarında beklerler. Hallacı Mansurun Enel Hak deyimi,ulu ozanlardan Yunus Emre’nin etidim kemiğe büründüm Yunus diye göründüm demesi Tanrı’nın bir cemali’nin insanda görünüme taşınmasıdır.

Yöresel farklılıklar olsa da Hıdırellez Bayramı özünde aynı değerleri taşımış insanların medet umduğu vede umut bağladığı karada ve deryalarda zorda kalanlara yardım eden iki ulu zat olarak bilinmektedir.

 

 

1 Mayıs’ta Alevi katliamları protesto edildi

1 Mayıs İşçi Bayramı Almanya’da coşkuyla kutlandı. Alman Sendikalar Birliği (DGB) öncülüğünde gerçekleştirilen mitinge siyasi parti temsilcileri, sendika örgütleri ve göçmen kuruluşları destek verdi.

 

Almanya’nın Hamburg kentinde de 1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle bir miting düzenlendi. Rödingsmarkt meydanından Fischmarkt meydanına kortejler eşliğinde yürünürken mitinge eyalet Başbakanı Olaf Scholz, eyalet Başbakan yardımcısı Katharine Fegebank ( Yeşiller) , DGB Hamburg Başkanı Katja Kager’in yanı sıra  Fransa ve Yunanistan’dan sendika temsilcileri de destek verdi. Almanya’da bu yıl düzenlenen 1 Mayıs mitinginin temel sloganı “Geleceğimizi Hep birlikte Şekillendirelim…”

ALEVİLER 1 MAYIS MİTİNGİNE DESTEK VERDİ

Suriye’de İştebrak Köyü’nde İŞİD terör örgütü tarafından Alevilere yönelik katliam Hamburg’daki Alevi örgütleri tarafından protesto edildi.

Alevi örgütleri adına konuşma yapan Hamburg Alevi Kültür Merkezi Başkanı Nurali Demir, Alevilere yönelik katliama sessiz kalmayacaklarını ifade ederek, “AKP hükümetinin silah ve lojistik yardım yaptığı selefist, cihadist çeteler Türkiye sınırlarını ellerini kollarını sallayarak geçiyorlar. Sınırlarını selefist, cihadist çetelere açıp yeni bir Maraş, Dersim, Sivas yaratmak istercesine çetelere davetiye çıkaran Alevifobik AKP’ye dur demek gerekiyor. AKP’ye ve kirli oyunlarına dur deme her bireyin insanlık görevidir” dedi.

“ERDOĞAN DEMOKRASİ DERSİ VERMEDEN ÖNCE KENDİ ÜLKESİNE BAKSIN”

Yeşiller Partisi Milletvekili Filiz Demirel de, Suriye’de Alevilere yapılan katliamı şiddetle kınadığını belirterek şöyle konuştu.

“Bu katliamda AKP hükümeti de sorumludur. Şengal, Kobani ve Rojava’da İŞİD’çilerin eğitimine destek veren Türkiye, yaralı cihadistlerin hastanelerde tedavi edilmesine de izin vermektedir. Suriye’de, Kuzey Irak’da kanların dökülmesinde Türkiye’nin de rolü var. Bugün Erdoğan bir başka ülkeye demokrasi dersi vermeden önce kendi ülkesindeki demokrasiyi gözden geçirmeli.”

“ERDOĞAN ÖNCE KENDİ ÜLKESİNDEKİ DEMOKRASİSİNİ GÖZDEN GEÇİRSİN”

1 Mayıs’da Taksim meydanının kapatılmasını da eleştiren Demirel, ‘’Türkiye’de çocuklar sokaklarda öldürülüyor. Gazetecilere, aydınlara, sivil örgütlere yönelik baskılar hala devam etmekte. Erdoğan demokrasi konusunda önce kendine düşen görevleri yerine getirmeli. Suriye’de yapılan katliamlara ve halklar üzerinde oynanan oyunlara karşı sesiz kalmayacağız. Bugün Suriye’deki Alevi kardeşlerimizle dayanışma içerisindeyiz’ dedi.

Öte yandan Hamburg’da otonom gruplar olarak bilinen göstericiler ‘uluslararası dayanışma’ adı altında yürüyüşlerine devam etti.

Süheyla Kaplan/Odatv

Fadime ana: Herkes benim için birer Metin

Metin Göktepe’nin annesi Fadime Ana Evrensel’den Faruk Ayyıldız’ın sorularını yanıtladı.

 

“Evladından doğan ana” Fadime Göktepe, 80. yaşına bastı. Hâlâ dinç, hâlâ evladını çok özlüyor. Fadime Ana ile röportaj fikri doğduğunda, “Ne sorabilirim, sorulmadık ne kalmıştır” diye günlerce düşündüm ama bir sonuca varabilmem pek mümkün olmadı. Röportaj günü, “Nasıl olsa sohbet edeceğiz” fikrine inançla Fadime Ana’nın bulunduğu evin yolunu tuttum. Metin Göktepe Ödül Törenlerinden anımsasa da, nereli olduğum sorusuyla başladık. Diyarbakır’ı duyunca, Fadime Ana anlatmaya başladı: “3 defa geldim Diyarbekir’e, Metin için. Ama orası çok sıcaktı, artık ayaklarım yanmıştı.” Güldük, sonra doğum gününü sordum. Fadime Ana anlatmaya devam etti:

BENİ ÇOK SEVDİLER, BEN DE ONLARI ÇOK SEVDİM…

“Doğum günüm çok güzeldi. Doğum günümü yaptılar ama bana, ‘doğum günündür’ demediler. Ben bir yerlere gidecektim, ‘Nazım’ın (Alpman) doğum günü var’ deyip çağırdılar. Nazım beni çok sever, çok iyi adam. Ben de onu çok seviyorum. Kalktım, gittim ki benim doğum günümmüş. Ben de şaştım. Birdal da (Akın) gelmişti. Doğum gününde de pasta kestik, mum bile üfürdük. Bir gazeteci arkadaş var. Diyor ki, “Nazım seni çok seviyor, bu kadar sevgi olur mu?” Ben de herkesi çok seviyorum, herkes benim için birer Metin, ayrım yok. O kadar insanla görüştük, beni Metin için tanıdılar ama çok sevdiler, ben de onları çok sevdim.”

“Bak bazen düşünüyorum; Metin, ne kadar iyi insanları seçiyordu, arkadaşları çok iyi insanlar. O biliyordu, anlıyordu. Çevresinde hep iyi insanlar vardı.”

“Bir gün Metin geldi, bana söylüyor ki, ‘Anne, benim arkadaşlarım geldi. Gazi mahallesindeler, hiçbir şeyleri yok. Ne yapacaklar? Ağabeyime söyle, yardım edelim.’ Abisinin bakkalı vardı, tamam dedim söylerim. Gittim ağabeyine söyledim, ‘Metin’in arkadaşları gelmiş, gecekondudalar, polis dışarıya da bırakmıyor’ dedim. Ağabeyi, ‘Tamam, Metin ne istiyorsa gelip alsın’ dedi. Pirinç, ekmek, battaniye, çarşaf, perde… Hepsini ayarladık. Metin bir sevindi bir sevindi, hepsini aldı, koşarak gitti. O arkadaşları Metin’e demişler ki, “Senin ne kadar iyi annen varmış” Dedim ki, “Metin sen neysen, onlar da odur. İyi anneler, kendimiz gibi yoksula yardım eder” dedim. Metin çok mutlu olmuştu, ‘Çok sevindiler’ dedi.”

METİN’İN MUTLULUĞUNU HİÇBİR ŞEYE DEĞİŞMEZDİM…

“Metin’in arkadaşları evimize çok gelirdi. Bazıları çok yoksuldu, yemek yemeye gelirlerdi. Metinim paylaşmayı öğrenmişti. Metin’in çalıştığı bir yer vardı. Orada demiş ki ‘Annem çok güzel patates yemeği yapıyor.’ Sonra akşam eve geldi, ‘Anne, yarın arkadaşlarımı getireceğim’ diye söyledi. Koca tepsiyi fırına gönderdim. Geldiler, yediler. Metin, “Anne o kadar sevindiler ki. Sen söylemişsin, annen de hemen yapmış” demişler. Metin’in mutluluğunu hiçbir şeye değişmezdim. Çok düşkündü bana çok.”

“Ben köye gittim, bir ay kaldım. Metin her gün telefon ediyor: ‘Sen ne zaman geliyorsun, sen ne zaman geliyorsun.’ Ben daha gideli bir ay olmuş ama duramadım, onun için geri geldim. Yine arkadaşlarını getirdi bize. Bak gerçekten Metin’in arkadaşlarını çok severdim, her yerde de arkadaşları vardı. Metin hiç kötülük istemezdi ama polisler anladılar, duymuşlar Metin’i. Kamerasını kırmasalar işte… Oğlum çok çalışıyordu, o Gazi mahallesinde nasıl çalıştı çocuk..”

BAŞKALARININ ÇOCUKLARI ÖLÜRKEN BUNLAR İZLİYOR

“O zamanlar bir madenin altında insanlar kalmıştı. Bu gitti. Günlerce yoktu. Geldi ki ayakları hep yara olmuş. Çok gezmiş. Arkadaşı diyor ki, ‘Metin hiç oturmadı, hep fotoğraf çekti. Biz oturuyorduk, o hiç yanımızda yoktu.’ Öyle çalışıyordu. Ama öldürdüler Metin’i. Şimdi de Tayyip Erdoğan askeri, polisi kendi tarafına almış. Aha, 1 Mayıs geliyor. Kim bilir insanlara ne yapacaklar? Onu çok düşünüyorum. Dur bakalım ne olacak, bilmiyorum. Allah çoluk çocuğa yardım etsin.”

“O Diyarbekir’deki, Cizre’deki insanlar. Bu Tayyip Erdoğan hiç insanlara acımıyor, ben anlamıyorum. Bir yere gitmiştim, bu olanları sormuşlardı. Dedim ki, ‘Savaş bu kadar güzelse Tayyip kendi karısını, çocuklarını, akrabalarını alsın savaşsın, ben de onlarla beraber gideceğim.’ Başkalarının çocukları ölürken, bunlar izliyor. Tayyip fena.”

ÖLDÜRÜLEN İNSANLARIN HEPSİ BENİM ÇOCUĞUM…

“Metin’i öldürdüler. Sonra hiç evde oturmadım. Gece, gündüz hep dışarıdaydım. Bu zamanda bir sürü insanla tanıştım, gerçek hepsi Metindir benim için. İnsanlar beni, anneleri gibi seviyor ama ben de hiç durmadım. Kimin cenazesi, yası, kaybı varsa gittim. Yerimde durmadım ama yalnız Metin için değildi. O Sivas’a gittim, Fransa’ya, Ankara’ya hepsine gittim. Öldürülen insanların hepsi benim çocuğum. Bizim çocuklarımızdır. O Diyarbekir’deki insanlara da dedim, hepsi benim çocuğumdur. Ayrım yapmam.”

‘Etnik Arındırma’ paneli – Moers

Moers Maraş’ta Etnik Arındırma paneli başladı…
Maraş’ta Alevilerin yaşam alanlarının ortasına kurulmak istenen ve çalışmaları hızla sürdürülen konteyner kampa karşı yürütülen mücadeleye dikkat çekmek için, Maraş Girişimi öncülüğünde  Avrupadaki Alevi dergahlarında bir dizi panel gerçekleştiriliyor. 1 Mayıs 2016 tarihinde Almanya’nın Moers kentinde Moers Alevi Kültür Merkezi’nde yapılan ‘Maraş’ta Etnik arındırma‘ konulu panele  Av.Mehmet Çarman ve Şükrü Yıldız konuşmacı olarak katıldılar.

Av.Mehmet Çarman konuşmasında; ‘Sorunun hukusal olarak çözüleceğini beklemiyoruz. Fakat süreci sonuna kadar devam ettirecegiz. Halkın direnişi bu sorunu çözecektir. Kamuoyu mücadeleyi tanıyor. Bu direnişe yurdışındaki Maraşlıların ciddi bir desteği var. Ama bu desteğin alanda karşılığı yok. Pasif bir direniş var.‘ dedi.
Konuşmasında göç ve diasporaya vurgu yapan Kürt Toplum Merkezi eşbaşkanı Mehmet Yenialtun ; ‘Göç bitmektir’. dedi. ‘Maraş, göçle bitirilmek isteniyor. Bu bir siyasal göç kararıdır.’ dedi.
Maraş Girişimi sözcüsü gazeteci Şükrü Yıldız ise; ‘Yaşam alanımız ortadan kaldırılıyor. Evliyaların, dervişlerin mezarları yıkılacaktır. Bugün bir tek Ermeni mezarı kalmadı coğrafyamızda. Bu siyasi bir karar dahası bir etnik arındırma operasyonudur. konteyner kampın ısrarla buraya kuruluşu, 700 yıllık politikanın devamıdır.’ dedi.

2016 İşçi Bayramı Bakırköy’de başladı…

Bakırköy’deki 1 Mayıs mitingi için kortejler alana giridi, marşlar söylendi. Sendikaların kutlamasına HDP, ÖDP, KP, HTKP, TKH, TSİP, TKP 1920, Fikir Kulüpleri Federasyonu destek verdi.
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla Bakırköy Salı Pazarı alanında 1 Mayıs mitingi gerçekleşiyor.
İstanbul’da her yıl Taksim’de yapılan 1 Mayıs kutlamasını bu yıl Bakırköy Halk Pazarı’nda kutlama kararı aldı.

Halkların Demokrasi Partisi (HDP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Komünist Parti (KP), Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP), Türkiye Komünist Hareketi (TKH), Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP), TKP 1920, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) Bakırköy’deki kutlamalara katıllma kararı almıştı.

Emek ve demokrasi güçlerinin çağrısıyla, Bakırköy Halk Pazarı’nda yapılacak kutlama için iki ayrı koldan yürüyüş kortejleri oluştu. İşçi ve emekçiler saat 11.00’de Marmara Forum ve E-5 İncirli yönünden iki koldan Bakırköy Halk Pazarı’na yürüyüşe başladı.
Alana girmek isteyenler için polisin üç noktada arama noktası var. İncirli metobüs durağı çıkışında ve kortejlerin girişinde polis üst ve çanta araması yapan polis miting alanı girişinde de arama noktası oluşturmuş durumda.
Saat 11.30’da kortejler alana yerleşmeye başladı.
CHP’den Ali Şeker, İlhan Cihaner, Eren Erdem, HDP’den Figen Yüksekdağ ve Filiz Kerestecioğlu da Bakırköy’de.

Saat 12:30 civarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) korteji arama noktasındayken polis müdahale etti.

HDP’ye ilk arama noktasında AmedSpor, ikinci arama noktasında pankartları gerekçe gösteren polis saldırdı. Biber gazı sıktı.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ olay sonrası şu açıklamayı yaptı:

“Bu müdahaleyle, burası Türkiye bayram kutlayamazsınız mesajı verdiler. Hiçbir müdahale halklarımızın yan yana gelmesini engelleyemeyecek. Kitle soğukkanlılığını korudu. İyiniyetimize rağmen bu müdahale kabul edilemez.”

Bakırköy’deki kutlama programı 1 Mayıs Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Ortak bildiri okundu

Mitingde kürsü konuşmalarını sırasıyla DİSK Genel Başkanı Beko, KESK Genel Başkanı Özgen, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ve TTB İkinci Başkanı Raşit Tükel  yaptı.

Raşit Tükel’in konuşmasının ardından 1 Mayıs düzenleme komitesindeki kurumların ortak bildirisi okundu. Metnin Kürtçesini Yılmaz Dağlar, Türkçesini Nida Karabağ okudu.

TIKLAYIN – 1 MAYIS’TA ORTAK BİLDİRİ

Ortak metnin okunmasının ardından Gezi Direnişi’nde öldürülenler anıldı. Daha sonra Mezopotamya Kültür Merkezi sanatçıları ve Yasemin Göksu sahneye çıktı… (BK/AS-HK)

Fotoğraf ve videolar: Beyza Kural
/bianet

Taksim’e çıkmak isteyen gruba polis saldırdı

İstanbul’da ilk müdahale Divan Oteli kavşağında toplanan 40 kişilik bir gruba oldu. “Halkevleri” pankartı taşıyan grubu dağıtmak için polis tazyikli su kulandı. Taksim’e yürümek isteyen eylemciler polisin müdahalesi üzerine dağıldı. Beşiktaş, Şişli’de de müdahaleler ve gözaltılar vardı.

 

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinliklerinin yapılmasına izin verilmeyen Taksim Meydanı’na gitmek isteyen gruba, polis müdahale etti.

Divan Oteli Kavşağı’nda toplanan Halkevleri’ne üye bir grup, meydana yürümek istedi. Polis, “Yaşasın 1 Mayıs”, “1 Mayıs alanı Taksim Meydanı”, “1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanındayız” sloganları atan grubu, sözlü olarak uyardı ve dağılmalarını istedi.

Uyarılara rağmen buradan ayrılmayan gruba, TOMA’dan tazyikli su sıkıldı.

Bunun üzerine polisle göstericiler arasında kısa bir kovalamaca yaşandı. Göstericiler, slogan atarak ara sokaklara dağıldı.

Mecidiyeköy’de şüpheli çanta

Mecidiyeköy’den Taksim’e yürümek isteyen eylemcilere polis müdahale etti. Müdahelenin ardından eylemcilerin bıraktığı şüpheli çanta polisi alarma geçirdi. Bomba imha uzmanlarınca incelenen çantadan havai fişek çıktı. Bir banka şubesinin önüne bırakılan çanta nedeniyle polis geniş güvenlik önlemleri alındı. Çevredeki şüpheli şahısların çantalarını da kontrol edildi. Olay yerine gelen uzman ekip, özel kıyafetlerini giyerek çantayı inceledi. Çantanın içinden havai fişekler çıktı.

Mecidiyeköy’de sert müdahele

Mecidiyeköy’den Taksim’e yürümek isteyen bir gruba ise polis biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Zincirlikuyu metrobüs istasyonu girişinde toplanan yaklaşık 150 kişi, Büyükdere Caddesi üzerinden yürüyüşe geçti. Taksim’e doğru yürümek isteyen eylemciler, Mecidiyeköy’de polis engeline takıldı. Mecidiyeköy viyadüğü altında güvenlik önlemi alan çevik kuvvet ekipleri, eylemcilere biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Polisle eylemciler arasında yaşanan kovalamcanın ardından grup ara sokaklarda dağıldı.

Taksim’de 7 gözaltı

Atatürk Kültür Merkezi önünden Taksim Meydanı’na girmek isteyen İnşaat İşçileri Sendikası üyesi 4 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 4 kişi, çevik kuvvet minibüsüne alınarak emniyete götürüldü.

Devrimci Gençlik Birliği adlı gruptan biri kadın 3 kişi, Taksim Bekar Sokak’ta polis bariyerlerinden atlayıp İstiklal Caddesi’ne geçti ve “Yaşasın 1 Mayıs” sloganı attı. Gözaltına alınarak yere yatırılan 3 eylemci polis merkezine götürüldü.

Öte yandan ziyaretçi sayısı gün içerisinde yüz binleri bulan İstiklal Caddesi’nde birkaç işyerinin dışında tüm işyerlerinin kapalı olduğu görüldü. Caddeye çıkan tüm sokak başları polis bariyerleriyle çevrili olan caddede polis ve temizlik görevlileri bekliyor.

Beyoğlu’nda gözaltı

Beyoğlu’nda bir kafede oturan grup, çantasından pankart çıkınca gözaltına alındı.1 Mayıs’ta Taksim’e gelen ESP’li bir grup, polis tarafından gözaltına alındı. Beyoğlu’nun ara sokaklarında şüphelileri sorgulayan emniyet güçleri, İstiklal Caddesi’nde bir kafede oturan şahıslarda arama yaptı. Şüphelilerin kimliklerini sorgulayan polis, sırt çantasının içerisinde ESP logolu slogan yazan bir pankart buldu. Eylem hazırlığında olduğu değerlendirilen grup polisler tarafından gözaltına alındı.

Şişli’de gözaltılar sürüyor

Taksim Meydanı’na gitmek isteyen gruplara polisin müdahalesi devam ederken, Şişli’de polisin TOMA ile gruplara müdahalesi havadan görüntülendi.Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi üzerinden Taksim Meydanı’na gitmek isteyen bir  grup gözaltına alındı.

Polis TOMA ile tazyikli su ve biber gazı sıkarak gruba müdahale etti. Müdahale anı İHA tarafından havadan görüntülendi. Görüntülerde çevik kuvvet ekiplerinin biber gazı ve tazyikli su sıkarak gruba müdahele ettiği görüldü.

Yoldan geçen araçlarda ve otobüslerde arama yapan polis ekipleri şüpheli gördükleri kişilerin çantalarına baktı. Araçların bagajlarını da arayan polis ekplerinin güvenlik önlemleri sürerken, şüphe üzerine durdurulan bir taksideki 3 kişi arama sırasında slogan atınca gözaltına alındı. 3 kişi, polis aracına bindirilerek emniyet müdürlüğüne götürüldü. Öte yandan bir kişi polis ekiplerini görüp kaçtı. Polis arkasından giderken kaçan şüpheli yakalanamadı.

Beşiktaş’ta müdahale

Beşiktaş’ta  Taksim’e doğru yürüyüşe geçen Halkın Kurtuluşu Partisi (HKP) üyesi ikinci gruba polis yine müdahale etti. Sabah saatlerinde 20 kişilik bir HKP’li grubun yürüyüşü, polisin biber gazı sıkması ve gözaltı yapmasıyla son bulmuştu. Bu kez saat 12.00 sıralarında yine ellerinde HKP bayrakları olan 20 kişilik bir grup, ‘Taksim’de 1 Mayıs Engellenemez’ sloganıyla Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Polis, Barbaros Bulvarı’ndan gelen  bu grubun yürüyüşüne de izin vermedi. Grubun önünü kesen polis, HKP’lileri etrafını çevirdi. “Dağılmadığınız takdirde müdahale edilecek” şeklinde polis uyarısının karşılık bulmaması üzerine  polis gruptakileri gözaltına almaya başladı. Bu sırada direnen eylemcilerle polis arasında arbede yaşandı. Arbede sırasında bir çevik kuvvet polisinin eylemcilerden birini yumrukladığı görüldü. Grup üyeleri yaka paça gözaltına alındı. Polis grubun dışında olup gazeteci olduğunu söyleyen bir kişiye de gözaltına alıdı. Gözaltına alınıp polis minibüsüne bindirilen gruptakiler burada slogan attı.

Beşiktaş Meydanı’ndan Taksim’e yürümek isteyen yaklaşık 25 kişilik grup, polis tarafından gözaltına alındı.Beşiktaş Barbaros Bulvarı’ndan aşağı inen yaklaşık 25 kişilik eylemci grubu, ellerinde mahkeme kararı olduğunu ve Taksim’e yürüyeceklerini söyledi. Grubun önünü kesen polis, dağılmaları yönünde uyarılarda bulundu. Taksim’e yürümekte ısrar eden eylemciler, polis tarafından gözaltına alındı. Bu sırada polisle eylemciler arasında arbede yaşandı. Polise direnen bazı eylemcilerin slogan attıkları görüldü.Gözaltı işlemi sırasında trafiğe kapatılan Barbaros Bulvarı, yeniden trafiğe açıldı

 

Beşiktaş’ta Taksim’e doğru yürüyüşe geçen Halkın Kurtuluşu Partisi(HKP) üyesi bir gruba polis müdahale etti. Ellerinde büyük bir HKP  pankartı ile bayrakları bulunan yaklaşık 20 kişilik grubu polis, Barbaros Bulvarı’nda durdurdu.  Polis, çevrelediği gruptakileri tek tek gözaltına aldı. Gözaltı sırasında eylemcilerin direnmesi üzerine polisle aralarında arbede çıktı. Bunun üzerine polis, biber gazı kullandı.  HKP üyeleri yaka paça gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar gözaltı için hazır tutulan polis minibüsüne üst araması yapılarak bindirildi. Gözaltı aracı daha sonra emnniyete hareket etti

Piyalepaşa’dan Taksim’e çıkmaya çalışan 6 kişi gözaltına alındı

Beyoğlu Piyalepaşa Bulvarında otobüs durağında bekleyen 3’ü kadın 6 kişiden şüphelenerek arama yapan polis ekipleri kadınların çantasında üzerinde halk cephesi yazan 2 adet yelek çıktı. Polis ekipleri bunun üzerine şüpheli 4 kişiyi göz altına almak istedi. Gözaltına alınan kişiler “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” şeklinde sloganlar atarak polise direndi. Ekipler polis aracına binmekte zorluk çıkaran şüphelilere ters kelepçe taktı. Göz altına alınan şüphelilerin Taksim Meydanı’na çıkmaya çalıştıkları öğrenildi. Şüpheliler sorgulanmak üzere Vatan Emniyet Müdürlüğü binasına götürüldü.

Grubun üzerinde ve çantalarında yapılan aramada molotofkokteylleri, havai fişek, pankart ve soda şişesi ele geçirildi.

Türk-İş Kazancı Yokuşu’na karanfil bıraktı

Türk-İş heyeti, 1 Mayıs 1977 katliamında hayatını kaybedenleri anmak için Kazancı Yokuşu’na karanfil, Cumhuriyet Anıtı’na ise çelenk bıraktı.

Türk-İş Genel Sekreteri Pevrul Kavlak, yaptığı açıklamada, “Aradan geçen bunca yıla rağmen bu cinayetin failleri bulunmadığı gibi, ülkemizde onlarca, yüzlerce cinayet işlendi. Ülkemizi karıştırmak, kardeş kavgasını körüklemek için o karanlık güçler boş durmuyor. Her gün birçok şehit veriyoruz. Ülkemizin birliği ve bütünlüğü için, şanlı bayrağımız için toprağa düşenleri de bu vesileyle saygıyla, rahmetle anıyorum.”

Kavlak, Türkiye’de alçakça işlenen cinayetlerin aydınlatılmasını, Türkiye’nin aydınlık geleceğine sıkılmış kurşunların, patlayan bombaların son bulmasını istediklerini ifade ederek, “Haklarımızı özgürce kullandığımız, bayramımızı özgürce kutladığımız bir ülkede yaşamak istiyoruz. İnsan gibi çalışıp, insanca yaşamak istiyoruz.” dedi.