Ana Sayfa Blog Sayfa 6315

Meclis’te AKP’liler HDP’li vekillere saldırdı

Bugün Meclis kavgayla başladı. AKP’li vekiller HDP’li vekillere saldırdı.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda 277 sayılı Kolluk Gözetimi Komisyonu kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinde AK Parti’liler HDP’li vekillere saldırdı. Çıkan arbedede Ferhat Encü, Ayhan Bilgen ve Çağlar Demirel hafif şekilde yaralandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Ferhat Encü’nün ilgili oturum sırasında Roboski’de katledilen 34 kişiyi hatırlatması üzerine ‘Teröristler dışarı, yeriniz hapishane’ diye bağırdığı duyuldu.

HDP’lilerin de kendini savunması üzerine AK Parti’li milletvekilleri ile yerlerinden kalkarak HDP’li vekillere saldırdı.

Mahmut Tanal, yaşanan kavgayı Periscope’dan canlı yayınladı. Tanal canlı yayınında “AKP grubu HDP grubuna saldırdı” ifadelerini kullandı.

ENCÜ: SİZDEN KORKAN SİZDEN DAHA ALÇAK OLSUN

HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Kolluk kuvvetlerinin katlettiği sivilleri andığım için şahsıma linç girişiminde bulundular. Neymiş kolluk kuvvetleri katletmezmiş. Öyle mi? Azıcık onurunuz olsa bunu bana demezsiniz. Zira ben 34 akrabası kolluk kuvvetleri tarafından katledilmiş bir insanım. Hani katletmezdi? Şahsıma linç girişiminde bulunmaya teşebbüs eden AKP milletvekilleri sizden korkan sizden daha alçak olsun” ifadelerini kullandı.

Öte yandan bugün saat 11.00 civarında Meclis’te dokunulmazlık görüşmeleriyle ilgili oturum yapılması bekleniyor.

Yurt, toplumsal sırrı mekandır

İnsan ve toplum, mekanı şekillendirirken, mekan da insan ve toplumu şekillendirir. Tüm Aleviler, özellikle de Kürt Aleviler toplumsal öz değerleriyle; dilleri, inançları, kültürleriyle buluşmak için yönlerini öz mekanlarına, yani yurtlarına çevirmelidirler; zira yurt, toplumsal sırrı mekandır!..

Toplulukların yaşam algıları, iç ve dışa karşı davranış kodları, toplumsal etiği, doğa olaylarına karşı tepkileri ve nesillerini sürdürme refleksleri, yani bir bütünen özgün bir topluluk olarak gelişimleri, üzerinde yaşadıkları ve yurtlaştırdıkları mekandan, yani coğrafyadan bağımsız değildir. Bireyden topluma geçiş süreçlerinin tutkalı olarak işlev gören ve tamamen gerekli ve ihtiyaç duyulan ilişkilerin ürünü algılar sistematiği olan toplumsal etik de, sözkonusu yaşamın geliştiği mekanda yaşamı, sosyal ilişkileri ve topluluk olma bilincini geliştirip anlamdırarak kalıcı kılar.

Yani bir anlamda; insan ve toplum, mekanı şekillendirirken, mekan da insan ve toplumu şekillendirir, kendine özgün yaşamsal davranışların sahibi kılar. Bir topluluğun mekan haline getirdiği coğrafya, o topluluğun moralitesini de şekillendiren sır’ların da mekanıdır. Doğa, özellikle de coğrafya ile insan ilişkisi, birbirini tamamlayan ve zarar vermeyen ölçüde gelişir veya bu ilişkiyi bozucu dış bir faktör devreye girmezse, gerekli bir ilişki olarak her ikisine pozitif katkı sunar ve kalıcı bir ilişki olarak süreklileşir…

Kültür, inanç, etnisite, dil, toplumsal etik gibi moral değerler ile yeme-içmeden, giyim-kuşama kadar özgün toplumsal davranış ve üretimin tamamının yaşam mekanı, yani coğrafya ile belirgin bağı vardır.

İnsan coğrafyayı, coğrafya insanı şekillendirir

Aslında bir kır inancı olarak gelişen Alevilik de özgün mekan ve coğrafik koşulların ürünüdür. Alevi toplulukların ocak ve aşiret sistematiği ve bu sosyal sistemlerin ürünü olarak toplumsal bilinçte gelişip süreklileşen kültür ve algılar, dışsal faktörlerin etkilerinden azade oldukları sürece, kendi kendine yeten bir şekilde yüzyıllar boyunca varlığını sürdürmüştür. Doğu Kürdistan’daki (Rojhilat) Yarsanlar (Ehli Heq) ile Dersim’deki Raa Heq Alevi Kürtlerin sosyal ilişki ve algıları birbirine oldukça benzer. Dersim ile Kirmanşan ve Dalaho bölgesinde yaşayan Alevi Kürtler, doğayı inançlarının merkezine oturturlar. Dersim’de neredeyse her dağ ve taşa kutsaliyet atfedilir.

Bu toplulukların Türkmen veya Arap Alevi olarak tanımlanan topluluklarla, özellikle de doğa ve coğrafyayla olan ilişkilerde farklılıklara sahip oldukları görülebilir. Şüphesiz bunun gelişiminde coğrafik etkilerin yanısıra, iktidar olgusuyla olan ilişkilerin, iktidarların doğal yaşamı bozucu ve kendi algılarını zorla dayatıcı gerici zorununun da belirgin etkisi ve alakası var.Türkmen ve Arap Aleviler, Kürt Alevilere göre daha erken ve daha fazla iktidarların etki alanlarına girmiş ve onların dayattıkları yabancılaştırıcı değerlerle tanışmış ve donanmışlardır. Bu da onları kendi inançlarını, uzun bir zaman dilimi dahilinde, iktidarların din adına zorla dayattıkları algı, ritüel, hikaye ve söylemlerle sentezleme zorunda bırakmış, inançlarının doğallığını aşındırmıştır. Bugün bile iktidar olgusunun fazla çeperine girmemiş Kürt ve Türkmen Alevilerin sosyal davranış ve kültürlerindeki doğallık açıkça görülebilir…

Coğrafya ile insan ve toplum ilişkisi karşılıklı gereklilik ve ihtiyaçlar üzerinden gelişirken, sınıflı toplum, iktidar ve ardından günümüzdeki modern devlet gibi sistemler, insan ve doğa ilişkisindeki sözkonusu doğal gelişim seyrini baltalamıştır. İktidar olgusu, toplumsal dayanışmayı ortadan kaldırıp, her tür müdahaleye açık, yönetilebilir bir toplumsallık ortaya çıkarmak adına, doğal ilişkilerin ürünü tüm değerleri savaş ve zor politikalarıyla dejenere etmiş, yozlaştırmış ve anlamsızlaştırmaya çalışmıştır.

Alevilik ve Aleviler öz mekanlarından koparıldı

Günümüzde her etnisiteden Alevilerin yaşadığı asimilasyon ve sosyal ilişkilerdeki dejenerasyonun en önemli sebeplerinden biri bu toplulukların, özgün sosyal ekolojilerini var eden coğrafyalarından kopmaları, koparılmalarıdır. Alevilik olarak tanımlanan tüm toplumsal dayanışmacı, paylaşımcı ve rızalığa dayalı değerlerin şekillendiği mekan, yurt ve coğrafyadan kopuş, Alevileri iktidarların hakim olduğu kentlerde, üstten dayatılan bireyci değerler karşısında savunmasız bırakmış ve algılarında musahiplik, kirvelik, rızalık, cem olma, dayanışma ve paylaşım gibi değerleri muğlaklaştırmıştır.

Yurdundan, mekanından ve coğrafyasından koparılan Aleviler, kendilerine var eden tüm öz değerlerinden; dillerinden, kültürlerinden, sosyal ilişkilerinden, inançsal algılarından ve toplumsal ahlaklarından da kopmuşlardır, koparılmışlardır. Özellikle Kürt Aleviler, yurtlarından göçertilip dünyanın dört bir yanına savrulmuş; dillerini ve kültürlerini tamamen unutmayla yüz yüze bırakılmışlardır…

Türkiye Cumhuriyeti tarihi, aynı zamanda Kürt Alevileri; Erzurum’dan Dersim, Erzingan, Sivas, Malatya, Semsur (Adıyaman), Maraş, Dîlok (Antep) ve Kayseri Sarız’a kadar uzanan doğal mekanlarından, yurtlarından, coğrafyalarından ve dolayısıyla inançlarından, dillerinden ve kültürel kimliklerinden koparma tarihidir.

Terolar: Yurda sahip çıkma,
varlığına sahip çıkmadır

Koçgiri, Dersim, Maraş ve Sivas katliamları bu siyasetin pratik belirgin pratik uygulamalarıdır. Bu gün Maraş’ın Terolar Köyü (Teronê Jêr) yakınlarına Suriyeli Arap mülteciler için kurulmak istenen kampla yapılmak istenen de, tüm zorba politikalara rağmen doğal mekanlarını, yurtlarını terk etmeyen az sayıdaki Kürt Aleviyi de yurtlarından kaçırtmaktır.
Egemenler Alevilerin tüm sosyal, inançsal ve kültürel değerlerinin şekillendiği coğrafyayla bağını koparmadan, yani onları savunmasız bırakmadan yönetilebilir hale getiremeyeceklerini biliyor ve bunun için onları öz mekanlarından kopmaya zorluyor…
Ama artık direnişte karar kılan Kürt Aleviler de ne yaptıklarını biliyorlar. Öz mekana, coğrafyaya, yurda sahip çıkılmazsa inançsal, kültürel ve sosyal tüm değerlerin yok olacağını görüyorlar. Direnişe öncülük eden analardan Elif Caner’in, “anılarımıza ve köyümüzü bırakmayacağız“ sözleri, tam da bu bilinci ifade ediyor…
Tüm Aleviler, özellikle de Kürt Aleviler yeniden kendilerini var eden toplumsal öz değerleriyle; dilleri, inançları, kültürleriyle buluşmak için yönlerini öz mekanlarına, yani yurtlarına çevirmelidirler; zira yurt, toplumsal sırrı mekandır!..

‘’Aşk ile” diye başlardı söze!

Yolumuz, ‘’Kürdistan Aleviler Birliğinin’’  24 Kasım 1992 deki, Köln Kuruluş toplantısında kesişti.  Tam 24 yıldır, o gün birlikte verdiğimiz ikrara bağlı kalarak, birlikte yürüyoruz. Bazen önde, bazen arkada, bazen yan yana, ama hep beraber inançla ve inatla, zorluklara direne direne yürüyoruz.

‘’Ayağa kalkacaksan hizmet için kalk’’ diyen, YOL ulularımızın ilkelerine göre yürüyoruz.  ‘’Aslını inkâr eden haramzadedir’’ diyen Pirlerin gösterdiği hakikate göre yürüyoruz. ‘’Her ne arar isen, kendin de ara’’ düsturuna göre yürüyoruz. YOL’ da Sevgiyi, Rızayı, İkrarı ilke edinerek yürüyoruz. Hakkı İnsanda, Muhabbeti Pirde, Hakikati Mürşit-i Kâmilin izinde arayarak yürüyoruz. ‘’Yol bir, Sürek bin bir’’ diyen Pir’in, 72 millete bir nazardan bakma hoşgörüsü ile yürüyoruz. Öğrenerek, Öğreterek,  bildiğinin Piri, Yol ’un talibi olarak yürüyoruz. Kızarak, küserek, DAR da barışarak yürüyoruz. Alevi Yol ve Erkânını saptıranlara, Asimilasyonu dayatanlara, Irkçılığa peşkeş çekenlere, menfaat kapısı olarak pazarlayanlara karşı amansız mücadele ederek yürüyoruz.

KAB’dan (Kürdistan Aleviler Birliğinden), FEK’e (Kürdistan Aleviler Federasyonuna), oradan FEDA –Demokratik Alevi Federasyonuna, Yöneterek, Yürüterek, Demokratik Alevi hareketine hizmet vererek yürüyoruz.  ZÜLFÜKAR dan SEMAH’a Alevi toplumunun sorunlarını, tarihini, felsefesini, inanç hizmetlerini, yol ve Erkanlarını yazarak, basın alanında alternatif yayıncılık ile yürüyoruz.

Ama bu yürüyüşte, Haşim KUTLU Can, hep bir adım önde yürüyen, üreten, direten, bir rehber olarak, onlarca KİTAP, yüzlerce makale ile Yazarlıkta,  Tuvale nakşettiği onlarca felsefe efsanesi ve kahramanı ile RESAM olarak, kendine has, düalizmi ile Pir olarak, Söze kattığı ahenk ile Şair olarak, bizlere çok şey öğretti. Alevi hareketine büyük bir arşivsel miras kazandırdı.

Onun Dersimden, Maraş’a devam eden serüveninde, yaşadıkları, devrimcilik yılları, zindan anıları,  Nihayet Avrupa süreci ve Alevi İnancındaki kominal toplumcu öz’ ün açığa çıkarılmasındaki katkı ve geliştirdiği vizyon, bugün tüm alevi kurum ve kadrolarına perspektif oluşturmuştur. Artık o sadece FEDA’nın bir kadrosu değil, tüm alevi hareketinin görüş ve perspektiflerinden yararlandığı bir ALEVİ YOL rehberidir. Alevi inanç hareketinin ARİF’lik makamını hakkıyla temsil eden bir dönemde, yaratıcılığının en verimli bir zamanın da, beklenmedik bu hakikate göçü, hem kurumsal olarak FEDA için, Yoldaş olarak bizler için ve de tüm alevi hareketi için yerini dolduramayacağımız büyük bir kayıp olmuştur.

Ne zaman, böyle ansızın gelen süpriz ayrılıklar yaşansa, hep daha derinden yaşanan bir hüzün ile çarpar yüreğimiz. Gidenlerin ardından söz söylemek bir vefa olsa da, Gitmeden, değer ve takdiri esirgememek, her zaman daha bereketlidir.  Yoksa nasıl çoğala biliriz.

Yan yana, can cana olunca, kuvvet de kudret de bizimledir. Ulular boşuna mı der, ‘’ Bir olalım, İri olalım, Diri olalım’’.  Her Can ve canlı, hatta cansız, bu kâinatın kanununa uyacak, inancımızın da DEVRİYE ile dile getirdiği, Dondan, Don a girecek, bitmeyen yolculuk hep devam edecek.

Ne mutlu, bu âlemde, Can olarak zuhur edip, etrafını aydınlatan Nur-u Nebilere, Arif-i Kamillere. Rehber-i Mürşitlere.

Haşim Kutlu hizmeti ve himmetiyle bu makamlara aday olarak bu dünya durağında ışık oldu, dolu gitti.  İnancımıza göre, eksiklik doğamızın bir kanunudur. Her gün eksiklerimizle kavgamız sürecektir.  Kendimizi ancak böyle arındırabiliriz.

Umuyoruz ve diliyoruz ki eksiği az, fazlası çok olsun.

Haktan gelen, Hakka döner, Işık olup, Nur’a evrilir.

Haşim Can’a Xızır Yoldaş ola.

İnancımıza olan ikrarı ona rehber ola.

Hizmetleri şahidi ola.

Sevgi ve saygı ile anacağız.

27.04. 2016

Ana’lar, Çocuklar, Can’lar Cambridge Üniversitesinde Semah döndü

 

Britanya Alevi Federasyonu’nun her yıl geleneksel olarak düzenlediği Alevi festivali’nin bu yıl altıncısı gerçekleştiriliyor. Britanya Alevi Federasyonu‘nun organize ettiği 6. Alevi festivali açılış resepsiyonuna bu yıl İngiltere’nin ünlü üniversitelerinden Cambridge Üniversitesi ev sahipliği yaptı.

Cambridge Üniversitesinin ev sahipliğinde, Cambridge Union Society salonunda gerçekleşen resepsiyon etkinliği, Pir Mehmet Yüksel dedenin çerağı uyandırması ile başladı.

Britanya Alevi festivaline, Britanya’nın tüm bölgelerindeki Aleviler katılımları ile destek verirken, Londra’dan festivale katılanlar için Londra Alevi Kültür Merkezi tarafından otobüs seferleri düzenlendi.

Britanya Alevi Federasyonu çatısı altında semah eğitmenleri; Saffet Yörükel, Seher Ağbaba, Mehmet Aydoğmuş, Kerim Hakko tarafından yetiştirilen aralarında çocuklarında bulunduğu 250‘den fazla kişinin oluştuğu semah grupları sahne aldı. Amasya Semahı, Turnalar Semahı, Sofra (Koç Baba) Semahı, Ali Nur Semahı, Ey Şahin Bakışlım, Burdur Kırtıl Semahı, Malatya Kırat Semahı, Urfa Kısas Semahı, Kayseri Sarız Semahı, Malatya Bozok Semahı, Yaradan Aşkına, Erzincan Kırklar Semahılarına; Mustafa Kılçık, Barış Baran, Dursun Can Çakın, Yılmaz Çakmak, Ali Polat, İsmail Eren, tarafından Britanya Alevi Federasyonu bünyesinde bağlama eğitimi alan 90‘dan fazla kişi eşlik etti.

Ali Sizer ve Erol Parlak, Cambridge Üniversitesindeki açılış resepsiyonuna ezgileri ve yürekleri ile eşlik ederken Altıncı Alevi Festivali‘nin açılış resepsiyonunda Ana’lar, Çocuklar, Can’lar etkinliğe katılanlar ile birlikte Cambridge Üniversitesinde semah döndüler.

Biritanya Alevi federasyonu başkanı İsrafil Erbil yaptığı açıklamada şunları ifade etti.

Bugün Britanya‘da altıncı Alevi Festivali‘nin açılış resepsiyonu Zakirlerimiz ve semahlarımızla birlikte Cambridge Üniversitesi‘nin Union Society Debate salonunda yapıyoruz. Bir öncekini geçen yıl Oxford Üniversitesi‘nde yapmıştık. Altı yıldır yapılan festivallerimizin açılışlarında özellikle Semahlarımız, Zakirlerimiz, Deyişlerimiz, Gülbanklarımızın, Üniversiteler ülkesi olan İngiltere‘nin önemli üniversitelere çatısı altında buluşması özellikle gençlerimizin sitelere yönlendirilmesi oraları hedef alarak kendilerine belirlemeleri önemli diye düşünüyoruz. Aslında zakirlerimizin ve semahlarımızın açılışları yada değişlerin burada; bu Avazların bu salonlarda duyulmasının bizim için en önemli tarafı Aleviliğin alevi geleneği göreneği Alevi inancı ritüellerinin “bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” ilkesi ile buluştuğunu, asla hurafeler gibi, bir takım dogmalar gibi bazı ritüellerle yada söylemlerle Aleviliğin tarif edilemeyeceğini aleviliğin bilim ve ilim dışında asla tarif edilemeyeceğini, bu nedenle bilim ve ilim merkezlerinde Aleviliğin buluşmasının önemli olduğunu düşündüğümüz için buraları seçtik bu nedenle bugün burdayız.”

İngiltere‘nin başkenti Londra’da Harringey belediye başkan yardımcısı Aligül Özbek; Cambridge Üniversitesi’nde Alevilerin semah dönmesinin bir tarih olduğunu söyledi.

Bugün burada dünyanın en eski ve yerleşik üniversitelerinden birisi olan Cambridge Üniversitesi’nde Alevilerin semah dönmesi bir tarihtir. Bizim için çok önemlidir. Alevi kurumları yurtdışında İngiltere parlamentosu ‘na aleviliği taşıyabiliyorlarsa bu bizler için bir başarıdır önünde eğiliyorum. Kendi ülkelerinde Alevi olduklarını ifade edemiyorlar fakat bugün Aleviliğin tanınması için uluslararası düzeyde parlementolara buralara taşıyorlarsa yine bunun önünde eğilir saygı sunarım.”

Britanya Alevi federasyonu başkan yardımcısı Haydar Ulus; yaptığı açıklamada Alevi festivallerinde akademinin beşiğinde, üniversitelerde, aleviliği anlatmaya devam edeceklerini söyledi.

Resim öğretmeni Hasan Bölücek; Britanya’da yaşayan Alevilerin kültürünü ve değerlerini yaşatmaya çalışan insanlar olarak Alev’i Festivallerinin sadece kendileri için değil içinde yaşadığımız İngiliz toplumu için de büyük bir önem taşıdığını ifade etti.

Semah öğretmeni Mehmet Aydoğmuş; 200’den fazla semahçının bulunduğu festivale yoğun bir ilginin olduğunu belirterek duygularını “Yerimiz dar ama, Gönül’lerimiz geniş” sözleri ile aktardı.

Emek sahnesi oyuncularından tiyatro sanatçısı Seray Karakuş; Cambridge Üniversitesi’nde gerçekleştirilen festivalin çok etkileyici ve kalıcı izler bırakırcağını söyledi.

Festivali izleyenler arasında yer alan İsmail Arslan; alevilerin kendi bağlamaları kendi semahlarıyla burada olmaları önemli olduğunu ifade etti.

Semah öğretmeni Kerim Hakko; 10 213 saat otobüs yolculuğu yaparak Cambridge Üniversitesine gelenlerin olduğunu söyleyerek resepsiyondaki coşkunun gerçekten heyecan verici olduğunu, burdan başlayarak daha iyilerini Türkiyede’de yapmayı ümit ettiklerini söyledi.

Doncaster Alevi Kültür merkezi ve Cemevi Yöneticilerinden Müslüm Dalkılıç; bilimin, teknolojinin ve insanlığın. Çok büyük bir değer verdiği bir yerde bu açılışı yapmanın çok önemli olduğunu belirtti.

Bozca-der Başkan’ı İrfan Sağar Britanya’da yaşayan gençlere ve gelecek nesillere Aleviliğin aktarılmasının büyük önem taşıdığını belirterek festivale gösterilen ilginin kendisini de heyecanlandırdığını söyledi.

Halk Sanatçısı Ali Sizer; Britanya’da Alevilerin elde ettiği kazanımların gurur verici olduğunu söyleyerek, Alevilerin kendi ülkelerinde; önce insansızlaştırıldığını, şimdi ise AKP hükümeti tarafından topraksızlaştırılmaya çalışıldığını sözlerine ekledi.

Semah öğretmeni Saffet Yörükel yaptığı açıklamada; Alevilerin sadece Gönül’lere değil mekanlara da sığmadığını söyledi.

Britanya’da gerçekleştirilen Alevi Festivali haziran ayının sonuna kadar devam ederken, Alevi Federasyonu bünyesinde faaliyet yürütmekte olan tüm şehirlerde etkinlikler düzenlenmekte.

Britanya Alevi Federasyonu Başkan Yardımcısı Savaş Hurman ise Londra’da düzenlenen festival etkinliğinin 12 Haziran 2016 tarihinde Park Festivali ile onbinlerin katılımı ile gerçekleşmekte olduğunu ve  tüm Can’ları beklediklerini söyledi.

Sizehaber.com
Şükrü Bolat
Cambridge

Alevi hareketi bir öncüsünü, Haşim Kutlu’yu kaybetti

Kürdistan Aleviler Birliği sürecinden bu yana Demokratik Alevi Hareketi içinde yer alan, ömrünün 16 yılını cezaevlerinde geçiren, Yazar, Ressam, Şair olan, Alevilerin Ariflerinden Haşim Kutlu bir kalp krizi sonrası 26 Nisan’da hakka yürüdü.

O Alevi hareketinin belli başlı fikir emekçilerinden biriydi. Aleviliğin özgün yanlarının ortaya çıkarılmasında büyük emek sahibi idi….

Onun tek arzusu rızalık toplumu olarak, Alevilerin kimlik mücadelesini başarıya ulaştırmasıydı.

Onunla aynı hareket içinde, Kürdistan Aleviler Birliği ve Kürdistanlı Aleviler Federasyonu yönetimlerinde yer aldım.

Kendine özgü cesur belirlemeleri olan, inandığını sonuna kadar savunan Haşim can ile zaman zaman fikir ayrılığı yaşamış olsam da Aleviliğe bakışımın şekillenmesinde payı olan ender insanlardan biriydi. Yazdığı kitaplarla Alevi camiasında ezber bozan çıkışlar yaptı. Özellikle Alevilikte Kadın adlı çalışmasıyla özünden uzaklaştırılmış, bir erkek egemen inanç haline getirilmiş Aleviliği yeniden ayaklar üzerine dikmede katkı yaptı.

O bir derviş misali bu yola hizmet etti. Son yıllarda yukarda saydığımız özelliklerinin yanına bir de Pir’liği ekledi, erkanlar kurdu, erkanlar yürüttü. Her cümlesinin sonu aşk ile biterdi. biz de ona Aşk olsun Haşim Hoca niye acele ettin, daha bu yola yapacağın hizmetlerin bitmedi diyoruz. Yine de aşk ile Haşim can, uğurlar ola, devrin daim ola diyoruz. çünkü biliyoruz ki “ölen tendir bedendir. Canlar ölesi değil.”

Bize çokça anlattığın gibi bizim inancımızda ölüm yok, don değiştirme var. Her ölüm yeni bir yaşamdır, yeni bir başlangıçtır aslında.

İnanıyor ve biliyoruz ki, onun ardılları onun fikirlerinin ve ideallerinin takipçisi olacaktır. Tüm Alevi camiasının başı sağ olsun, ışıklar içinde uyusun, devri daim olsun.

HAŞİM KUTLU KİMDİR?

Haşim Kutlu, 10.05.1943’te Maraş’ın Afşin ilçesinin Ağcaşar köyünde doğdu ama Hacıbektaş da büyüdü. İlk ve orta öğrenimini de orada yaptı. Annesi Kumru Anayı küçük yaşta kaybetti. Derviş süreğinin son halkası olarak kabul ettiği Kurban Baba’yı ise 1962 yılında kaybetti. Lise öğrenimini Ankara’da tamamladı.

68 devrimci gençlik hareketinin içinde yer aldı. 1974 Kasımı’nda, yer aldığı THKO örgütlülüğü çerçevesinde gerçekleştirdiği eylemlere bağlı olarak yakalandı ve 12 Mart’tan sonra ilk kurulan DGM mahkemelerinden Adana DGM’sinde yargılanarak müebbet hapse mahkum oldu.

1990 sonunda, Antep Özel Tip Cezaevinden tahliye oldu.

Maraş Girişimi: Hak ve Hakikat mücadelemizde yaşatacağız

Kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Haşim Kutlu için Maraş Girişimi taziye mesajı yayınladı. Mesajda “Hakikat yoluna, Araştırmacı, yazar, Ressam, örgütçü ve Eğitimci olarak yaptıkları hizmetler ve bıraktığı eserler, onun bu dünya durağındaki ispatı olarak baki kalacaktır.” denildi.

Haşim Kutlu için pek çok kurum ve kuruluş taziye mesajlarıyla üzüntülerini dile getirirken Maraş Girişimi de Kutlu için bir taziye mesajı yayınladı. Mesajda şu ifadelere yer verildi:

“Dersimden 1894 , Maraş’a uzanan bir destanın, yorulmaz bir kahramanı olarak, atalarının mirası olan tüm tarihsel değerleri savunmak için, 73 yıllık ömrünü onun deyimiyle ‘’Zulumat deryasına’’ (dünyasına) karşı mücadele ile geçiren ‘’Aslını inkar eden Haramzadedir’’ özdeyişini yaşamında ilkeselleştiren, 1970 li yılların militan devrimcisi, 1990 lı yılların KAB ile başlayan militan Aleviliğine yaptığı katkılar ile hep yaşayacaktır.

Hakikat yoluna ,Araştırmacı,yazar ,Ressam, örgütçü ve Eğitimci olarak yaptıkları hizmetler ve bıraktığı eserler, onun bu dünya durağındaki ispatı olarak baki kalacaktır.

Haşim Kutlu Can’ımızın bu beklenmedik ayrılığından dolayı,tüm ailesine,dostlarına, mücadele arkadaşlarına, Alevi hareketindeki çalışma arkadaşlarına, FEDA kurumsallığına, başta Maraşlılar olmak üzere, onu tanıyan tüm yurtsever ve devrimci canlara başsağlığı diliyoruz.
Hizmetlerini ve emeğini ,Hak ve Hakikat mücadelemizde yaşatacağız.

DEVR’İN DAİM OLSUN HAŞİM CAN, MEKANIN NUR DERYASI OLSUN.

AŞK ile Çağırdığın Xızır yoldaşın olsun.
Maraş Girişimi”

Haşim Kutlu Dersim’de son yolculuğuna uğurlanacak

Alevilik üzerine yazdığı kitaplarla bilinen yazar Haşim Kutlu’nun cenazesi Cuma saat 18:00’de Ludwigsburg  Alevi Kültür Merkezi’nde yapılacak anmadan sonra memleketi Dersim’e uğurlanacak.

Kalp krizi sonucu yaşamını yitiren yazar, şair, ressam Haşim Kutlu’nun cenaze töreni Perşembe günü saat 15.00’den itibaren Ludwigsburg  Alevi Kültür Merkezi’nde taziye için aile ziyareti yapılacağı duyuruldu.

Cuma saat 14:00 ise Ludwigsburb Alevi Kültür Merkezi’nde helallik alınacağı, saat 18.00’de de Cenazenin Dersim’e uğurlanacağı ifade edildi.

Adres;Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi.

OSTERNHOLZALLEE 143/1 Ludwigsburb

Tel; 07141-490860

Sûr, Cizîr, Nisêbin ve Silopiya’da nasıl direndiysek Terolar’da da öyle direneceğiz

Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Terolar bölgesine yapılmak istenen kampa karşı direnen yurttaşlara Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eşbaşkanları destek ziyaretinde bulundu. “Zamana yayılmış etnik temizlik hareketi ile karşı karşıya” olduklarını belirten Hatip Dicle, “Biliniyor ki, burada kurulan bir kamp buraların tümüyle boşaltılması yolunda belki ilk sinsi adımdır” dedi. Leyla Güven ise, Sur’da, Cizre’de, Nisêbîn’de, Silopi’de nasıl direndiysek; Terolar’da da direnmeye devam edeceğiz ifadelerinde bulundu.

Maraş’ta Alevi topluluğunun yoğun olarak yaşadığı Terolar bölgesine AKP tarafından demografik yapıyı değiştirmek, Alevilere göç ve soykırımı dayatma amacıyla AFAD eliyle yapılmak istenen ve çetelerin yerleştirileceği iddia edilen kampa karşı başlatılan direniş 34’üncü gününde devam ediyor. Direnişte olan Aleviler, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eşbaşkanları, KJA üyeleri, HDP-DBP Antep eşbaşkanları ve Maraş Yaşam Platformu üyeleri tarafından ziyaret edildi. Diz çöktürmeye ve biat ettirmeye dönük yapılan saldırı anlayışına Kürtlerin hiçbir zaman boyun eğmediğini ifade eden Hatip Dicle, Terolar’da bir ayı aşkın süredir devam eden direnişin bunun en bariz örneği olduğunu söyledi. Devlet güçlerinin Kürdistan halkının topraklarını boşaltmak için komplo teorileri devreye koyduğunu belirten Dicle, “Zamana yayılmış etnik temizlik hareketi ile karşı karşıyayız. AKP’nin DAİŞ, El-Nusra gibi barbar terör çeteler ile nasıl bir ittifak yaptığı bugün dünyanın da gözü önünde yaşanan bir olaydır. Bu nedenle halkımızın buradaki duyarlılığını herkesin anlaması gerekiyor. Biliniyor ki, burada kurulan bir kamp buraların tümüyle boşaltılması yolunda belki ilk sinsi adımdır. Bir de bunu insanı bir maske altında saklamaya çalışıyorlar” dedi.

Tepkimiz Suriye’den gelen halka değil…

Ezilen ve sömürülen bir halk olarak hiçbir halka düşman olamayacaklarını dile getiren Dicle, ‘Suriye’den gelen halk o anlamda tepkimizi çekemez. Ama buradaki sinsi plan Dersim ve 78 Maraş Katliamı’na bakıldığında çok iyi niyetli insani bir çabanın ürünü olarak gerçekleştirilmeyeceğini, bilakis o baştan beri köyleri boşaltan, bölgelerin nüfusunu değiştirmeye yönelik güdülmüş bir çabanın parçası olduğu anlaşılıyor” dedi. Terolar bölgesindeki direnişe dikkat çeken Dicle, “Bu direnişi selamlıyoruz ve diyoruz ki, başaramayacaklar. DAİŞ çetelerinin gelip bizi bu topraklarda bizleri sökemeyeceklerini kamplarını kursalar dahi binlerce yıldır kök saldığımız bu topraklardan bizleri sökemeyeceği gerçeğini onlara kavratacağız. Alevi toplumun direnişi ile biz bu oyunu bozacağız, bozmak zorundayız. Aksi takdirde dedelerimizin, nenelerimizin kemikleri bile bizden hesap soracakları. Bu nedenle tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Bizler ezilenler birlik ve beraberliğimiz sürdükçe bizler bu tür sinsi planları boşa çıkartacağız. Irkçıların kafalarında sinsi projeler olduğu ve istedikleri gibi at oynattıkları bir meydan olmaktan çıkartacağız” şeklinde konuştu.

 Yaptırmayacağız…

Dicle’nin ardından konuşan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven de, kadınların öncülük ettiği direnişi selamlayarak, “Topraklarımızı terk etmeyeceğiz, inadına burda kalmaya devam edeceğiz” dedi. Burada yapılacak bir kampın Kürdistan’da yapılan katliamlardan ve 78 Maraş Katliamı’ndan farksız olmadığını dile getiren Güven, “Sur’da, Cizre’de, Nisêbîn’de, Silopi’de nasıl direndiysek; Terolar’da da direnmeye devam edeceğiz. Sizler yalnız değilsiniz. Sizin sesiniz dünyanın her yanına ulaştı. Özgür basın ile tüm sesinizi duyurdunuz. Herkesin yüreği burada atıyor. Bu güne kadar ne elde ettiysek bedel ödeyerek elde ettik. Eğer tekrar bedel ödemek gerekirse tekrar bedeli ödemeye hazırız. AKP’nin DAİŞ zihniyetinden farklı olmadığını iyi biliyoruz. DAİŞ Ortadoğu’da nasıl bir sistem kurmaya çalışıyorsa AKP’de aynı sistemi kurmaya çalışıyor. Meclis başkanı bizzat kendi ağzıyla itiraf etti. Bunu onlara yaptırmayacağız. AKP düştü düşecek” dedi.

(ANF)

FEDA: Haşim Kutlu, Rıza Şehrinin sadık bir evladıydı

Demokratik Alevi Federasyonu, Gazeteci Yazar Haşim Kutlu’nun hakka yürümesiyle ilgili  yazılı bir açıklama yaptı. FEDA açıklamasında, “acımız büyüktür, Haşim Kutlu, Rıza Şehrinin sadık bir evladıydı” dedi. İşte FEDA!nın açıklaması;

Basına ve Alevi Canlarımıza duyurulur!

Araştırmacı, yazar, şair ve ressam Haşim Kutlu’nun yaşamını yitirmesine ilişkin bir açıklama yapan FEDA, “Zulmat dünyasıyla kavgası olan Haşim Kutlu Hocamızı; yine tüm sohbet ve yazılarında son söz olarak kullandığı ‘Aşk ile’, nurlar deryasına uğurlamanın acısını içimizde yaşamaktayız” dedi.

Yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), rıza şehrinin bir sadık evladı olan Haşim Kutlu’nun ani bir kalp krizi sonucu hakka yürüdüğünü belirterek, “Acımız büyüktür” dedi.

1943 yılında Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Ağcaşar köyü doğumlu, bir Dersim sürgünü ailenin çocuğu olan Kutlu’nun, küçük yaşlarda kaybettiği annesi Kumra Ana’dan sonra Hacı Bektaş’ta “Kürt Hüseyin” olarak bilinen Kurban Babası’nın da 1962’de hakka yürüttüğünü hatırlatarak, “Şıx Delil-i Berxêcan ocağının Pirlerinden olan ve 1893 yılında hakka yürüyen Mele Veli’nin torunuydu. İki kız çocuğu olan Haşim Kutlu, 68 devrimci gençlik hareketinin içinde bulundu. 1974 Kasım’ında, yer aldığı THKO örgütlülüğü çerçevesinde gerçekleştirdiği eylemlere bağlı olarak yakalandı ve 12 Mart’tan sonra ilk kurulan DGM mahkemelerinden Adana DGM‘sinde yargılanarak müebbet hapse mahkum oldu. 1990 sonunda, Antep Özel Tip Cezaevinden tahliye oldu. ‘Dünyamı akşam yıkar, her sabah yeniden yaparım!’ diyen Kutlu; 90’lı yılların başında gelip-yerleştiği Almanya’da; yazın hayatını Alevilik üzerine yoğunlaştırdı. ‘Kürdistan Alevi Birliği’ hareketi öncüleri arasında yer aldı. Zülfikar ve Semah dergilerimizin kurucusu ve yöneticiliğini yaptı. Almanya’da, bölge bölge gezerek Alevi gençlerine eğitim seminerleri veren Kutlu, ‘kadim ortaklık toplumu süregini sil baştan yeni baştan tanımak, bilmek ve yaşatmak’ disturuyla hareket etmekteydi. Haşim Kutlu Hocamızın, birçok dergi, gazete ve internet sitelerinde Alevilik ve Kürt tarihi, felsefesi üzerine yazılı çalışmaları vardır.

Ayrıca Kutlu’nun ‘Talibin El Kitabı, Alawiydiler Hem de Kızılbaş, Temel Özellikleriyle Kızılbaş Alevilik, Ateşin ve Güneşin Yeryüzündeki Tezahürü Olarak Bozatlı Hızır, Kızılbaş Kadın, Kızılbaş Alevilikte Yol Erkan Meydan’ başlıklı kitapları bulunmaktadır. Yine ‘12 Eylül’ün Cezaevleri’ adlı bir kitabı ise daha önceleri yayınlanmıştı. Şiir ve resim çalışmaları da bulunan Kutlu’nun, cezaevinde yayına hazırladığı ‘Duvarların Dili Olsa’ adlı şiir defterine ise polis el koyduğundan dolayı, bu şiirlerini mâlesef yayınlayamamıştı. Yeni şiirlerini, ‘Sürgün Yıllar’ adı altında hazırlamıştı! Rıza şehrinin bir sadık evladı olan Haşim Kutlu Hocamız; bugün itibariyle ani bir kalp krizi sonucu hakka yürümüştür.

Acımız büyüktür! Zulmat dünyasıyla kavgası olan Haşim Kutlu Hocamızı; yine tüm sohbet ve yazılarında son söz olarak kullandığı ‘Aşk ile’, nurlar deryasına uğurlamanın acısını içimizde yaşamaktayız! Biliyoruz, yeri doldurulamaz bir hoca, bir dost, bir eylemci ve büyük bir insandı. Devri daim olsun! Nur içinde yatsın! Başta ailesi olmak üzere tüm Alevi canlarımızın başı sağ olsun! Bu etaptan sonra, Onun anılarına ve değerli görüşlerine sahip çıkarak yaşatmak, bizlerin ulvi görevleri arasında olacaktır.”

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)

Alevi hareketi bir emekçisini daha kaybetti

Alevilik üzerine yazdığı kitaplar ve makalelerle bilinen Haşim Kutlu Almanya’nın Stuttgart kentinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Kutlu Kızılbaş Alevilikte Yol ve Erkan gibi pek çok önemli kitaba imza atmıştı.

68 kuşağının önde gelenlerinden ve THKO davasında en uzun süre yargılanan ve yatan Haşim Kutlu hayatını kaybetti.

Alevilik üzerine pek çok kitabı ve makaleleri bulunan Kutlu’nun Almanya’nın Stuttgart kentinde bisikletiyle gezerken kalp krizi sonucu öldüğü belirtildi.

74 yaşında ölen Kutlu için Tv 10’un Gündeme Bakış programını hazırlayan ve sunan, aynı zamanda Zülfükar Dergisinde 4 yıl birlikte çalışan Şükrü Yıldız bir taziye mesajı paylaştı. Yıldız mesajında, “Alevi hareketine yıllarını katmış, 68 kuşağının temsilcilerinden Haşim Kutlu’nun dün geçirdiği kalp krizi sonrası hakka yürüdüğünü öğrendik. Alevi hareketi bir emekçisini daha kaybetti. Fikirlerindeki inatçılığı, heyecanı ve Aleviliğe olan sevgisiyle hatırlayacağız.

Fırçasındaki renklerin, Aleviliğe miras bıraktığı tablolarıyla, kitapları, makaleleri ile mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak aramızda olmaya devam edecektir.

Sevdiğin gibi, istediğin gibi, bildiğin gibi ışıklar içinde kal, emeklerin hak ile hakikattir. Devrin daimdir… Uğurlar ola, Haşim Hoca…” ifadelerine yer verdi.

Haşim Kutlu’nun cenaze törenin saati henüz belirlenmedi. Yarın (28 Nisan) yapılacak otopsinin ardından törenin yeri ve saati sitemizden duyurulacaktır.

alevigazetesi.com