Ana Sayfa Blog Sayfa 6330

Görünen Köy, bilinen gerçek!

Terolar’da direniş sürerken alevigazetesi.com olarak Maraş’taydık. Alevi önderleri ve yöre halkıyla konuştuk. Direnişin önemini, bundan sonra ne olacağını yazı dizisi olarak hazırlarken üç gün boyunca orada bizlerin de orada neler yaşadığını anlatmaya çalıştık.

Haftalardır Maraş’a yapılmak istenen kampı tartışıyoruz… Maraş sadece görünen yüzdü belki, kamp ise bilinen gerçek. Adı Maraş’tı, hani şu çok yara alan Maraş, hani şu günlerce Alevi katliamının yapıldığı Maraş… Kanlı Maraş’tı.

Yine kana bulanmasın diyeydi her şey! Gördüğmüz köy, bildiğimiz gerçekti. Çünkü tarih boyunca ne çok deneyimledik, ne çok öldük, ne çok öldürüldük… Tarih boyunca tarihe de tanıklık ettik.

Bugün Maraş yeniden gündemde, yeniden ölümle sınanmaya çalışılıyor. Yeniden katliama davetiye çıkartılmaya çalışılıyor… İşte bu yüzden “patırtı-gürültü”… Bu yüzden öyle dağların başından bağırmamız, önüne geçmek için, bu katliamlara dur demek için.  Bir daha ölmemek için…

İnsana dair nerede ne varsa, oradaydık ya; bu kez yolumuz Maraş’a düşmüştü. Tv 10’da Gündeme Bakış programını hazırlayıp sunan Şükrü Yıldız, Alevi önderlerinden Servet Demir, Demokratik Alevi Dernekleri eski başkanı İmam Balsever ile  Aşağı Terolar köyüne geldik.  Dağlardan, yollardan yeşil ovalardan geçerken iş makinaları, dozerler, yeşil alanı çöle çeviriyor, kamp için çalışmalar yapılıyordu.

Sanki doğaya saplanmış dozerler ciğerleri delmiş… Öyleydi de. Kampın önünden geçip Terolar köyüne geldiğimizde çadırın önünde onlarca kadın, erkek, çocuk, genç nöbetteydi. Cemevinde yemekler veriliyor, ziyaretler kabul ediliyordu.

Halk basından kimi görse derdini anlatmaya başlıyordu… Tıpkı Emine teyze gibi… Emine teyze terolar köyünden. 65 yaşında. Gözleri doluyor ben soru sorarken, önce derin bir iç çekiyor sonra da “çok çektik be kızım” diye söze giriyor: 78 katliamında hepimizi kırdılar. Öldürdüler, geöç ettik. Sürgün aslında. Pek çoğumuzu köyümüzü bırakıp Almanya’ya gittik. Ama hep içimiz memleketti. Geri döndük . Şimdi de ovamıızın ortasına kamp kuruyorlar. Yeniden mi sürgün edileceğiz? Yeniden mi terk edeceğiz memleketimizi?

Emine teyzenin ve diğer kadınlar hep en önde mücadele ediyor. Nöbetin ilk günüden başlayarak çadırdalar.

Hep söyledikleri gibi yine aynı şeyi yineliyorlar: Biz mültecilere karşı değiliz. Ama buraya 27 bin kişi gelecekmiş, 360 dönümlük yere ve köylerimizin ortasına. Başka bir sürü boş arazi varken en verimli topraklara kamp yapması devletin bizi açıkça göz çıkartması demek. Biz buna karşıyız. Biz ovamıza, meramıza, dağımıza sahip çıkıyoruz. Çıkacağız…

Bölge halkı dertlerini anlatırken biz de nöbete desteğe gelen Alevi önderleri, dernet yöneticileriyle alevigazetesi.com için yazı dizisi başlattık.

Sur’dan Artvin’e, Maraş’a uzanan rant projelerine karşı çözüm ne olmalı, ne yapılmalı? Maraş Terolar köyü yarına nasıl bakıyor?  Daha da yaygınlaştırmak için nasıl bir örgütleme gerek?

14 Nisan itibariyle alevigazetesi.com’da….

Gülşen İşeri/alevigazetesi.com

Maraş’taki kampın koordinatörü Akdoğan

Maraş’taki kampın koordinatörünün Yalçın Akdoğan olduğu ortaya çıktı.  Kültür Bakanı Mahir Ünal, projenin başında Yalçın Akdoğan olduğunu söyledi.

Özgür Politikada Erdal Alıçpınar’ın haberine göre, Alevilerin yaşadığı en verimli toprak olan Pazarcık ovasında AKP’nin yapmak istediği AFAD kampında hukuksuzluk ve rant diz boyu olduğu ortaya çıkıyor. Terolar’a yapılmak istenilen AFAD kampının yapılmasının nedenlerinden bir tanesininden Maraş’ta bulunan Organize Sanayi’nin, Çınarlı (yukarı Terolar) ile Fituşağı mevkiyi arasında yapılacak. 5 bin dönüm arazi üzerine yapılmak istenilen organize sanayinde iş gücünü de düşünen AKP, AFAD kampı ile hem bölgede yaşayan Kızılbaşları denetimine almak istiyor hem de sanayide ucuz işçi çalıştırma planları yapıyor.

Önceki gün Kültür bakanı ile görüşen Maraş Yaşam Platformu, Bakan Ünal’ın, ‘Sorumluluk Yalçın Akdoğan’da’ olduğunu söylese de kendilerine başka bilgilerinin geldiğini belirtiyorlar. Mevcut durumda Maraş merkezde bulunan AFAD kampı Maraş’tan taşınarak Sivrecehöyük köyüne getirilmek isteniliyor.

Tezgah kılıfına uydurulmuş

Kamp olarak yapılmak istenilen yerin eskiden mera vakfına ait olup köylünün fikri alınmadan hazineye devredilmesinin hukuksuz bir durum olduğunu söyleyen Av. Mehmet Çarman, her şeyi istedikleri gibi götürmeye çalıştıklarını söyledi.

Çarman “Buralar eskiden mera vasfına sahipti. Sivrecehöyük köy tüzel kişiliği vardı. Daha önceden Bunlar mal edinebiliyordu. Tüzel kişiliğinin olduğu dönemde bu mera köye aitti. Şimdi Büyükşehir yasası ile birlikte köyler kaldırılıp mahalle olunca tüzel kişilikleri de kalktı. Bu mera her ne kadar köye ait olsada şöyle bir durum var; bu meralar ile ilgili işlem yapma ve değiştirme İl Tarım Müdürlüğüne ait. Burası için Maraş Valiliği İl Tarım Müdürlüğü’ne başvuruyor. Diyor ki; ‘Biz buraya geçici barınma merkezi yapacağız, bir kamu yararı var. Siz buranın mera vasfını değiştirin’ diyor. Bunu İl Tarım  onaylıyor. Buranın mera vasfını değiştiriyor, hazine adına kaydoluyor (milli emlak) tabusuz mal oluyor.’’ Çarman asıl hukuksuzluğun bundan sonra başladığını belirterek şunları söyledi: “Maraş Valiliği yapılacak kampa ilişkin ihaleyi TOKİ’ye devrediyor, TOKİ’de Kalyon şirketine veriyor. Yapılan ihale ile ilgili bütün masrafları AFAD üstleniyor. Normalde şudur; sen bunun ihalesini yapıyorsan, böyle bir ihale süresinin 4 ay gibi bir zamanı bulması lazım. Ama burdaki ihale süresi toplasan bir ay bile olmuyor ayrıca bir hukuksuzluk daha var normalde yapılan sözleşme tarihi 17 mart. Ama mera vasfından çıkarılan tarih 18. Mart. Normalde önceden mera vasfından çıkartılır. Ondan sonra ihale prosedürü başlatılır. Yani her şeyi önceden planlamışlar, eğer hukuk işlese nerden bilecekler İl Tarım Müdürlüğü’nün Sivricehöyük mıntıkasında bulunan alanın mera vasfından çıkarılacağını belki il tarım izin vermiyecek. yani her şey önceden planlanıyor ve tezgah, oyun hazır ve hayata geçiriliyor” dedi.

Av. Torun: AKP Bakan’ı üç maymunları oynuyor

Önceki gün Maraş’a gelen AKP Kültür Bakanı Mahir Ünal ile görüşen Maraş Yaşam Platformu’dan Av. Mustafa Torun Bakan Ünal’ın konuyu Başbakanlık ve Yalçın Akdoğan’a havele ederek işin içinden çıkmaya çalıştığını belirtti.

Torun, Kültür Bakanı’nın Maraş Yaşam Platformu ve köy muhtarları ile görüştüğünü ve bakanın ‘Elimden bir şey gelmez’ dediğini söyledi. Av. Torun, Bakan Ünal’ın toplantıda “Buraya ciddi yatırım yapıldı. Hükümet bu konuda kararlı. Yalçın Akdoğan ve AFAD’dan edindiğim izlenim bu. Kültür bakanı olarak bu konuda köprü olmaya çalışacağım. Bakanlara bu konuda bilgi vereceğim’ ifadelerinde bulunduğunu söyledi.

Muhtar Caner: Asıl mülteci biz olacağız

Burdaki köylerinin nüfusunu toplasan 27 bin kişi etmeyeceğini ifade eden Terolar köyünün Muhtarı Mehmet Caner asıl tehlikenin oluşacak kampdan sonra kendilerini beklediğini söyledi. “Biz burda mülteci konumuna düşeceğiz, köylerimizdeki yaşam huzurumuz kalmayacak. Bizler Maraş katliamını yaşayan bir toplumuz. Bugün bu kamplara ilişkin basına yansıyanları herkes biliyor. Aslında toplum olarak çok fazla bir tepki vermedik” diyen Caner, “Yaşadığımız alanlarda mülteci durumuna gelmemek için başta Avrupa’da yaşayan insanlarımız olmak şartıyla herkes bölgesine sahip çıkmalı” dedi.

 Dağdelen: Sunnileştirme politikası

Almanya Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen AKP hükümetinin Suriye’deki mülteci politikasını kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını belirterek, “Kürtlerin ve Alevilerin yaşadığı yere böylesi bir kampın yapılmasının Kürtler ve Alevilere yönelik baskı politikalarının bir devamı olduğunu ifade etti. Kürtlere ve Alevilere karşı Sunnileştirme ve Araplaştırma politikası giderek, Alevilerin yaşadığı bölgelerde Sunni ve Arap gücümü oluşturmak istediği doğrultusunda kaygılarımız var. Maraş’ta yapılmak istenileni kabul etmeyeceğiz” dedi.

Emekçi: Yöre halkı geçmişi ile yüzleşmeli

Yöre halkına tepki gösteren ozan Emekçi ise şunları söyledi: “Bu kadar zamandır Maraş Katliamı’na yönelik protestolara yöre halkı çok az katılım gösterdi. Bundan kaynaklı devletin eli güçlendi. ‘Nasıl olsa bunlar geçmişlerine sahip çıkmıyorlar diye, etkinliklere de katılmıyorlar’ diyerek böyle bir proje başlattılar. İnsan geçmişi ile yüzleşmeden geleceğini yaratamaz. Yöre halkı katliamı kınamak için oraya gidenlere bir de tepki gösteriyorlardı huzurları bozuluyor diye.”

 

Almanya, Maraş’taki soykırıma karşı yürüyecek

Almanya’nın tüm kentlerinde, Maraş’taki Alevilere dönük soykırım planına karşı 15-16 Nisan günlerinde yürüyüşler düzenlenecek.

Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM), AKP’nin Maraş’taki Alevileri hedef alan soykırımcı planına ilişkin açıklama yaptı.

Yazılı açıklama yapan NAV-DEM, AKP’nin Şengal ile Rojava’da ve seçimlerde aldığı yenilginin ardından özel savaş konseptini devreye koyduğuna dikkati çekti. Kuzey Kürdistan’daki savaş ve çökertme politikalarının boşa çıkarıldığına vurgu yapılan açıklamada, AKP ve Saray’ın ülkedeki hak ihlallerine de atıfta bulunuldu

‘ALEVİLER KÜRDİSTAN’DAKİ KATLİAMLARA SESSİZ KALMADI’

Alevilerin, Kürdistan’daki katliamlara ilk çıkan kesim olarak açlık grevine başladığına değinilen açıklamada, buna karşılık olarak kirli bir politikanın devreye konulduğuna işaret edildi. “Maraş’taki DAİŞ çetelerinin yerleştirileceği AFAD kampları büyük planın küçük parçasıdır” denilen açıklamada, şunlar belirtildi:

‘ALEVİLER SOYKIRIMA TABİ TUTULMAK İSTENİYOR’

“Asıl amaç, Urfa’dan Antep’e kadar Kürt Kızılbaş Alevileri Koçgiri’de, Dersim’de, yine Maraş’ta olduğu gibi katliamdan geçirmektir. Demokratik yapı bozulmak ve Aleviler soykırıma tabi tutulmak isteniyor. Hem Alevileri bertaraf etme, hem Rojava’nın özgürlükçü sistemini tehdit etme, hem de Ortadou’da kendi güdümündeki çeteleri Halep’te olduğu gibi Kürtlere ve diğer halklara karşı kullanmak isteniyor.

Bizler savaş mağduru tüm insanlarla ekmeğimizi ve evimizi paylaşmayı bir insanlık görevi olarak biliyoruz. Ancak Maraş’ta DAİŞ için diğer yerlerde kurulan kamplar gibi bir kamp oluşturulmak istenmektedir.”

YÜRÜYÜŞ VE MİTİNGLERE KATILIM ÇAĞRISI

Maraş’taki işgal planına karşı çıkılmasının insanlık görevi olduğuna vurgu yapılan açıklamada, şunlar ifade edildi:

“NAV-DEM olarak, başta Avrupa Maraş Girişimi, Güç Birliği ve ABDEM bileşenleri ile ‘Ovamıza, Onurumuza Dokunma’ şiarıyla Almanya’da 15-16 Nisan’da tüm şehirlerde yürüyüş ve mitingler yapacağız. Tüm toplum merkezlerimize ve bileşenlerimize çağrımız; Maraş’ı sahiplenme yürüyüş ve mitinglerini güçlü organize etmeleridir.”

DUSSELDORF – ANF

Maraş Girişimi: Kirli ellerinizi bölgemizden çekin

Maraş Girişimi Maraş’ta yapılmak istenen kampla ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Maraş Girişimi Türkiye Sõzcüsü Şükrü Yıldız, açıklamada; “Bilineni biliyoruz. Yapılmak istenileni biliyoruz. Kirli ellerinizi bölgemizden çekin….” dedi.

 

Açıklamanın tam metni şöyle:

Gençliğimize yönelik saldırılar, bize duyulan kin ve nefretin göstergesidir!

Terolarda 20. Gününe giren direniş, gençlerimizin özverili çabaları, halkımızın derin inancı ile devam etmektedir. Her gün artarak devam eden bu kararlı duruş, dünyanın dört bir yanına dağıtılmış, göçertilmiş, topraklarından edilmiş Maraşlıları da kapsayarak uluslararası bir sorunsallığa doğru ilerlemektedir. Hakkın ve haklının duruşu her yerde karşılığını bulmakta, demokrasi güçlerinin desteğini arkasına almaya devam etmektedir.

Bu durum, varlığını selefist, cihatist güçlerin varlığıyla devam ettirmek, onların varlığı üzerinden şahsi geleceğini örgütlemek isteyen kesimleri ürkütmektedir. Korkakların saldırganlığı ve kiniyle saldırmaktadır.

Terolarda iki hafta önce yapılan, halkımızın büyük bir özveriyle katıldığı yürüyüşte, halkımızın güvenliğini, yürüyüşe katılanların düzenli bir şekilde demokratik taleplerini dile getirmelerini sağlayan, bu konuda kendisini sorumlu hisseden Maraş’ın güzel çocukları, gençlerimizden 6 tanesi gözaltına alınmıştır.

O gün medyaya yansıdığı gibi, halkımıza, gençlerimize, kadın ve çocuklarımıza karşı, kin ve nefretle hareket edildiği görülmüştür. Gandi gibi alanda yatan, hiç bir durumda mukavemet göstermeyen gençlerimiz elleri kolları tutulup, yumruklanmışlardır. BU yumruklar medyaya yansıdığı gibi, görüldüğü gibi halkımıza, insanımıza bakış açısını ortaya koymaktadır.

1978’de mazlum masum insanlarımızı hangi zihniyetin hedef aldığını gösteren bu kareler karşısında, halkımızın derinden gelen, geleneğinde var olan, pasif direniş devam edecektir. Bu anlaşılmalı bilinmelidir.

İktidar güçleri 6 kişiyi gözaltına almak suretiyle, bizleri sindirmek, korkutmak ve teslim almak istemektedirler.

Bilineni biliyoruz. Yapılmak istenileni biliyoruz. Şark ıslahat planını ve sahiplerini tanıyoruz.

Buna karşı halkımızın direniş devam edecektir. Halkımızı, gençlerimizi, annelerimizi provoke etmekten vazgeçin diyoruz. Kirli ellerinizi bölgemizden çekin….

 

Alevi köyüne Sünni mülteci kampı mı?

MEHMET ALTAN

Suriye’deki rejimi Sünnileştirerek devirmeye kalkan siyasal iktidar, bunu beceremeyince galiba Türkiye’yi Suriye’ye çevirme peşine düştü.

Çok ürkütücü ve kışkırtıcı işler yapıyor.

Kıyısından köşesinden haber aralarına sıkıştırılan ama dehşet verici bir belaya dönme potansiyeli taşıyan Kahramanmaraş’taki gelişmelerden söz ediyorum…

***

Halil Poyrazlı yazıyor:

“Hocam, kampın yapılmak istendiği alan Maraş ile Pazarcık ilçesi arasında bir alan ve Kürt-Alevi köylerinin tam ortasında, köylerle iç içe…

Kamp ‘Terolar’ isimli köyde yapılmak isteniyor.

Yaklaşık 30 bin kişilik kampa yerleştirilecek olan Suriyelilerin büyük bir bölümü cihatçı zihniyetli El Nusra-IŞİD gibi terör örgütlerine sempati duyan bir kesim.

Hocam, Maraş’ın Kürt-Alevi halkı katliamlarla çok karşılaşmış bir halk ve bu konuda çok tedirgin. Zaten bu yüzden 80’lerden beri Avrupa’ya göç etti bu halk.

Ben Pazarcıklıyım. Pazarcık’ın normal nüfusu aslında 150-200 bin arası olması gerekirken kala kala 30 bin kaldı. Şahsen ben dâhil benim sülalemin yüzde 80’i Avrupa’da…

Hocam ben memleketimi çok seviyorum, çok misafirperver insanlar…

Pazarcık üzerinde yerel seçimler döneminde de çok oyunlar oynandı ve sonuç alındı, AKP tarafından…

Şimdi AKP’nin oyunu devam ediyor.

Kendinden olmayan herkese savaş açan AKP-Erdoğan, kendi politik yanlışları sonucu ülkenin başına ‘bela’ ettiği mültecileri, Kürtlerin, Alevilerin yaşadığı alanlara yerleştirmeye çalışıyor, bölgelerin kültürel dokusunu bozup, insansızlaştırmak istiyor.

Hocam konu gerçekten çok önemli, medyada fazla yer bulmadı ama mültecilerin yerleştirilmesi ile beraber yakın gelecekte ‘mezhep çatışmaları’ çıkabilir orada.

Çok saygılarımla…”

***

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şube Başkanı Salman Akdeniz de günlerdir süren direnişi ve amaçlarını şu sözlerle anlatıyor:

“Bizim derdimiz mültecilerle değil. Oradaki savaşta mağdur edilerek, yerlerinden yurtlarından edilmiş o mazlum halklarla bir sorunumuz yok. Mülteci olmanın ne demek olduğunu bu coğrafyada Pazarcık, Elbistan, Nurhak’taki Alevi Kürt yurttaşlar iyi bilirler. Yıllarca mülteci olduk başka ülkelerde. Biz yer seçiminin yanlış olduğunu düşünüyoruz, bunca itiraza rağmen bu ısrara karşı da mücadele etmeye devam edeceğimizi söylüyoruz.”

Alevi köylerinden biri olan Yeniköy’ün Muhtarı Kenan Yılmaz da endişelerini şöyle dile getiriyor:

“Şikâyetlerimizi vali ve kaymakama aktarıyoruz, ancak bizi dikkate almıyorlar. İş makineleri çalışıyor. Engel olmaya çalışıyoruz. Bizler Maraş’ı yaşadık. İleride bir etnik çatışma çıkmasından korkuyoruz. Elbette mağdur durumdaki sığınmacılara karşı değiliz. Ancak buraya cihatçı çetelerinin IŞİD’in, El Nusra militanlarının yerleştirileceği bir üs kurulacağını düşünüyoruz. Kaygımız bu. Bizi cihatçıları kullanarak göçe zorlayacaklar. Burası dağın başı, cihatçıların eğitim kampı yapacaklar. Başka yer mi kalmadı? Maraş merkeze yapsınlar. Ama yapamazlar çünkü varlıklı aileler karşı çıkıyor.”

***

Siyasal iktidarın oradaki tedirginliğe rağmen bölge halkıyla hiç bir şekilde iletişim kurmaması, bölgenin kültürel dokusunu değiştirecek bir dengesizlik üzerinden hareket etmesi, çok verimli mera alanlarını yok sayması ve bütün uyarılara rağmen inadından vazgeçmemesi insanı şüpheye düşürüyor…

‘Bela çıkarmadan yargılanmaktan kurtulamayız’ diye düşünen hastalıklı bir zihniyetin planlarının parçası mı Maraş?

Neden böylesine hassas bir bölgeyi seçiyor AKP Suriyeli mültecileri yerleştirmek için?

Bu sorunun cevabı ne?

Şükrü Yıldız: Maraş’ta sonuna kadar direneceğiz

Maraş kampa karşı yaklaşık 20 gündür direniyor. Maraş Girişimi Türkiye Sözcüsü Şükrü Yıldız  bu direnişle ilgili yaptığı açıklamada, “Burada yapılmak istenen etnik bir arındırmadır. Biz yapılanlara karşı sonuna kadar direneceğiz” diye konuştu.

 

Maraş Aşağı Terolar köyünde yapılmak istenen kampa karşı yaklaşık 20 gündür nöbet tutulan çadırdaydık. Çadır nöbetine destek gün geçtikçe artıyor… Bu destekleri, Maraş’ta yaşanılanları Maraş Girişimi Türkiye Sözcüsü Şükrü Yıldız alevigazetesi.com’a anlattı.

Yıldız sitemize yaptığı açıklamada 78 Maraş katliamına da değinerek; “burası göçe yabancı bir yer değil. Daha önceden de topraklarından göç ettirilmiş bir toplum. Burası eskiden bataklıktı, bu bataklığı kurutup verimli topraklar haline dönüştürdü bu halk ve burada bir yaşam alanı yarattılar….” diye konuştu.

1500’lü yıllarda Osmanlı devletinin Yavuz Sultan Selim katliamından kaçarak halkın o alanlara sığındığını anlatan Yıldız, Alevilerin mültecilere karşı olmadığını aksine mültecileri sahiplenen bir pozisyonda olduğunu, onları siyasal ve politik amaç için kullanıp toplumları bir birine çakıştıran bir zihniyete karşı direndiklerini ifade etti.

Bu karşı koyuşa devrimci, sosyalist tüm kesimler, hem Türkiye’de hem de Avrupa’da kendi tavırlarını ortaya koyuyorlar diyen Yıldız şu şekilde konuştu:  Geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın pek çok şehrinde, Maraş Girişimi’nin de çağrısıyla devrimci demokratik çevrenin de desteğiyle eylemlikler yapıldı ve bu eylemlikler Maraş’ta da Maraş esnafından da  Maraş toplumundan da ciddi bir moral ve desteğe de vesile oldu.

Maraş’ta bulunan Alevi köylerinin aynı zamanda kutsal olduğuna değinen Yıldız; Büyükşehir yasasıyla zaten Alevilerin elindeki toprakların büyük bir bölümü Büyükşehir  belediyesine devredildi ve Büyükşehir Belediyesi tarafından da buralar kiraya verildi,  gelir elde edilen alanlar haline getirildi.  Ovaya bakarsak, bu ovada evliyalar yaşıyor… Buralar kutsal topraklardır. Bu kutsalların kuşatıldığı operasyonel bir durumdur.” Diyor.

Maraş’ın Suriye’yele de ilişkisini anlatan Yıldız, “AKP Suriye’de kendi gruplarıyla Arap kemeri ve koridoru oluşturuluyor. Bu koridorda Maraş’ta var.  Bir Maraşlı olarak şunu da söyleyebilirim… Elbistan’da boş ova çok, vadiler var ama burası bir koridor değil. Pazarcık koridor için katkı sunan bir bölge… Politik bir manevra, etnik bir arındırma. 1915 yılında yaşatılanlar Kürt Alevilere yaşatılmak isteniyor. Buna karşı olarak tüm bölgelerde sonuna kadar bu direnişi destekleyeceğiz… Halkımızın isteği ve talebi doğrultusunda bu direniş devam edecek.

Gülşen İşeri/alevigazetesi.com

Köyleri Yakıldı Onlar da Mağarada “Ware Ma” Adında Yeni Bir Yaşam Yarattı!

1994 yılında köyü yakılan, sürgün edilen, köyüne dönmek istendiğinde engelle karşılaşan Sünger Ailesi, topraklarını terk etmeyerek köylerine yakın bir mağarada yaşamlarını yeniden inşa etti.

Üç yıl boyunca karanlıkta kalan ancak daha sonra kendi elektriğini üreten, organik tarıma başlayan, arıcılık yapan aile, bütün ihtiyaçlarını da “takas” usulü ile karşılıyor. Dersim ‘de 90’larda köyleri boşaltılan yüzlerce yerden biri olan Qısle’ye (Nazimiye) bağlı Dizik köyünde yaşanan bir hikaye, devletin yıkımı ve insanların kendi topraklarında yaşama ısrarını gözler önüne seriyor. 94’te yakılarak boşaltılan köyünden zorla göçe tabi tutulan ve geri dönüşlerine izin verilmeyen Sünger Ailesi’nden Munzur Sünger ve eşi Emine Sünger, kopamadıkları topraklarında alternatif yaşamı inşa ederek ayakta tutunmaya başladı. Topraklarını terk etmedi Sonraki yıllarda köye dönmek isteyen aile, devletin “Hane ve nüfus yetersiz. Yol ve hizmet götürmeyeceğiz” sözleriyle engelline takıldı. Dizik köyüne kavuşamayan Sünger Ailesi daha sonra ise topraklarının yakınında olan mağaraya sığınarak, devletin göç politikalarına karşı alternatif yaşamını inşa etti.Mağara oyuğunda barınak Pülümür Çayı kenarında bulunan bir mağaranın etrafını kerpiç taşlarla örerek ilk olarak barınak yaptığını söyleyen Munzur Sünger, “Ware Ma” adını verdiği barınakta eşiyle birlikte ikamet ediyor. Sünger, zorluklara rağmen yaşamlarını burada baştan inşa ettiklerini söyledi. 2011’den sonra tamamen yerleşti 2004 yılında arıcılık yaparken geldiği “Ware Ma”ya 2011 yılında eşi ile birlikte tamamen yerleştiğini dile getiren Sünger çifti, çocuklarını ise Dersim şehir merkezine bıraktıklarını söyledi. Eve çevirdiği mağaraya ilk olarak elektrik çekemedikleri için 3 yıl boyunca gaz lambası ve mum yakarak yaşamı sürdürdüğünü söyleyen Sünger, daha sonraları ise Güneş paneli alarak kendi elektriğini doğadan karşıladığını dile getirdi. Bulunduğu yerin 300 metre ilerisine hortum çekerek su ihtiyacını da doğadan karşıladığını dile getiren Sünger, bütün zorluklara karşı kendi alternatif modelleri ile yaşama dönüşün örneklerini hayata geçirdiklerini söyledi.

Takas usulüyle ihtiyaçlarını gideriyor Büyükçe bir kayanın eteğindeki evinin bulunduğu yere kayanın oyuklarında akan su sayesinde oluşturduğu ark yolu ile ektiği bostanların sulama ihtiyacını da sağladıklarını anlatan Sünger, çifti elde ettiği organik ürünler, beslediği tavuklar ve 50 kovan arıdan elde ettiği bal gelirleriyle de geçimini sağladıklarını söyledi. Kendi elleriyle zor doğa koşullarında kurduğu bahçeli ve tek odalı “Ware Ma”da hiçbir güce ihtiyaç duymadan yaşandığını ifade eden Sürgen, çifti, diktikleri bostanlar ve arıcılıktan elde ettiği ürünleri de takas usulü değiştirdiklerini ve ihtiyaçlarını karşıladıklarını anlattı. Sürgen, Dersim-Erzincan yolu üzerinde geçen çoğu araçlar yaz aylarıyla bulundukları yere gelerek bostanda ürettikleri organik sebzeleri alırken kendilerine ise ihtiyaçları olan malzemeleri vererek dış merkeze bağlı kalmadan da yaşamlarını sürdürdüklerini anlattı.

Alevi sanatçılar: Aleviler örgütlenmezse ‘Ali’ demek bile suç sayılacak

Kızılbaş Kürt Alevileri‘nin yaşadığı alanda yapılmak istenen kampın yapılmaması için Maraş’a gelen Alevi Kürt sanatçılar, Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen katliamın daha acımasızı Alevi toplumuna yapılacağına dikkat çekiyor.
Maraş’ta Alevilerin yaşadığı Terolar bölgesindeki Sivricehöyük Mahallesi’ne AKP iktidarı AFAD eliyle kamp yaparak Suriye’den getirilen çeteleri yerleştirmek istiyor. Kızılbaş Kürt Alevileri’nin yaşadığı alanda yapılmak istenen kampın yapılmaması için Maraş’a gelen Alevi Kürt sanatçılar, Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen katliamın daha acımasızı Alevi toplumuna yapılacağına dikkat çekiyor.

AKP hükümetinin Ortadoğu Sünni politikası nedeniyle ülke içerisinde tüm inanç ve kimliklere karşı cephe olurken, devletin örgütlü yapısı olan Türk faşist dernekleri harekete geçirerek Maraş Katliamını gerçekleştirmişti. Ortadoğu halkları başına bela olan DAIŞ çetelerinin konumlandırılacağı söylentileri üzerine Maraş’ta yaşayan Kürt Alevilerin tepkisi de çığ gibi büyüyor. Devletin Maraş’ta yapmak istediği proje ve politikası ile ilgili ANF’ye konuşan Alevi Kürt sanatçılar, halkı duyarlı olmaya çağırdı.

Sanatçı Pınar Aydınlar: Maraş’ta kendim eylem alanında yer aldım ancak eleştirdiğim noktalar da var; aslında Maraş Katliamı’ndan bu yana ilk kez böylesi kapsamlı halk ayaklanması, direniş canlandığını söyleyebilirim. Dolayısıyla bugün Kürdistan coğrafyasında, Şırnak, Nusaybin, Sur, Cizre, Silopi, Gever gibi kentlerde zulme karşı verilen direniş ruhunun ne kadar gerisinde kaldığını gözlemlemiş oldum. Çok zoruma giden detay ise; kamp çok hızlı bir şekilde yapılıyor ve oradaki halk, askerin müsaadesi ile bir köyün içine sıkıştırılıp beklemeye zorlanmaktadır. Bu konuda özeleştiri vermek durumundayız. Orada bize dayatılan; oyalama, zaman geçirmedir.

Ben artık böyle inanıyorum orada kamp yapılacaktır. Çünkü orada direniş ruhunun, Pir Abdal duruşunun tam anlamıyla orada ne acı ki gösterilmiyor. Bugün baktığınız da Kürdistan’da eşi benzeri olmayan 200 insanın tüm dünyanın gözü önünde canlı yayınlar ile hepimiz diri diri yanmalarına tanıklık ettik. Bundan sonra da Maraş katliamının çok daha büyük katliamların yapılacağı tüm Alevilerin de bilmeleri gerekiyor. Bugün devlet kendi Kürt ve Alevisini yaratmaya çalışırken bir nebze de olsa direniş ruhunun ortaya konulması gerekiyor. Bir devrimcinin asla ve asla bu duruma alışık olmaması gerekiyor. Biz de Maraş’ta halkımızla saf tutarken oradaki gerçekliğin altını da çizmek gerekiyor. Biz daha düne kadar İbrahim Kaypakkaya, Mazlum Doğan, Mahir Çayan dediğimiz için hakkımızda açılan davalar halen sürüyor. Ancak yarın İmam Hüseyin dediğimiz için, Pir Sultan, Ali dediğimiz için belki yargılanacağız. Ve çok büyük yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliriz. İnsanlar bunun karşılığını çok hesaplayamamıştı. Ancak bugün o boyuta doğru hızlı ilerleniyor. Bugün Cemevlerinde Kuran kurslarının açılması asimile politikasının bir parçası olduğunu nasıl fark ediyorsak, Maraş’ta da bugün yapılmak istenen aslında devlete karşı en büyük mücadele gücü olarak duran Kürtleri hedef alması ve ardından Alevilere yönelik büyük katliamlarla saldıracağını göstermektedir. Ben şahsi fikrim; artık bir halkın kendisine ait bir ordusu yoksa o halk yapa yalnızdır ve katliama maruz kalma tehlikesi de olacaktır.

Sanatçı Cemo Doğan: Son 50 yıla kadar tüm yaşamlarını doğayla iç içe, kıl çadırlarda sürdürmüş, hayvan besleyerek ve temel gıdalarını toprak işleyerek sağlamış halklar için Dersim’den Adıyaman’a Kayseri’den Elazığ’a uzanan coğrafik hat bir ‘sığınma’ ve saklanma kaderini de birlikte getirmiş görünüyor. Tarih boyunca birçok isyan, direniş ve halk ayaklanmasına tanıklık etmiş bu coğrafya ‘politik’ bir kaderi ve bu kaderi değiştirmeye çalışan ‘hakikat’i de birlikte doğuruyor.

Henüz 20. yy başlarında aynı zamanda bir Ermeni yurdu da olan Maraş; son yüzyılda, Türkiye Cumhuriyeti sürecinin ıslahı tamamlanamamış bir coğrafyası olarak direnmeyi ve var olmayı sürdürüyor. Son dönem tarihçilerinin Aleviler, Kürtler ve Ermeniler ile Türkü, klam, saz, söz, deyiş ve ‘kelam’ bakıp araştırdıklarında uğramakla ‘kader’lendikleri bir yaşam alanı.

Üzerinde yaşayanları, 1920-30- ve 40’lı yılların belgelerinde, kitap, gazete, dergi vb. matbularında ‘ıslah’ edilmeye uğraşılına gelinen ‘vahşi’ dağ toplulukları; Şark Islahat Planı ile ‘entegre‘ ye, zorla dönüştürmeye kaderlenmiş bir coğrafik merkez Maraş.

Tarih 1978 Aralık ayını gösterdiğinde; dağların devrimcileştiği ve kentlerin yüzünü kırlara döndüğü bir zamanda; kıl çadırdan toprak damlara kışladıkları bir soğukta; en vahşi şehir deneyimini yaşamış insanların hâlâ ‘Memleketim’ dediği bir coğrafya; Maraş.

Kentin kıyısına sığınmış yoksul Kürt-Kızılbaş aşiret topluluklarıyla, kente daha evvel sığındırılmış ‘mühacirler’ ile Abdallarla ve demokrat, aydın solcu insanlarla ölümü; Miti-iti çarkı-düzeniyle de zulmü sınamış bir kendi kaderli Maraş.

Maraş: Katliamlarla boşaltılmış bir coğrafya; başka katliamlardan kaçan insanlara ‘güvenli yurt’ olmaz.

2 yıl kadar evvel Maraş’ın ‘vatanperver’ ruhunun hortladığı bir iğrenç tepki haberi vardı; naylon çadırlara sığınmış Suriyelileri polis eşliğinde döverek kovar Maraşlılar!

Şimdi Aylardır Narlı Ovasından Terolardan bir ses yükseliyor; ‘Yaşam Alanıma Dokunma!’ ‘Ovama Dokunma’. Biz mültecilere karşı değiliz; ‘planlı-plansız’ kapımıza diktiğiniz ‘kamp‘ a karşıyız diyorlar. ‘Coğrafyamızı politik olarak boşalttınız; şimdi de dolduruyorsunuz ve biz buna izin vermeyeceğiz’ diyorlar. Giderek seslerini yükseltiyor Maraşlılar; Maraşlı bir ruhla, sivil kurumlar, Maraş inisiyatifi, CHP ve HDP vekillerinin de desteğiyle görünürleşen bir direniş başlamış durumda. Maraşlılar Narlı ovasına, Kızılbaş köylerinin göbeğine dikilmeye çalışılan bu kampı bir ‘Truva Atı’ olarak görüyor ve sosyal sonuçları açısında Maraşlı Alevilere yapılmış bilinçli ve planlı bir politik ve stratejik saldırı olarak algılıyorlar. Kaybolmak, asimile olmak ve yok olmak sürecini tartışan Maraş; kendi halklarına karşı bu kadar saldıran bir yönetim anlayışına karşı direnecektir. ‘Kader’li yalnızlığında…
Diaspora: Maraşlılar ‘kurbet’ der; evinden, köyünden uzak herkes gurbettedir. Elbistan bile evden uzak bir ‘bajar’ dır. Sosyal travmalarla yürümüş Maraş zamanı; 20 yılda yarım milyon ‘Kızılbaş Maraşlıyı coğrafyanın dışına sürükledi. Dünyanın her yerinde bir Maraşlıya rastlamak çok normal.

Suriyeli mültecilerin hukuki statüsü ve Maraş coğrafyası öznelinde doğuracağı olası sosyal-siyasal sorunlar:
Meclisten içeri; HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul’un Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplandırması istemiyle, AFAD kampı konusunda Başkanlığı’na soru önergesi verdi. “Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin yüzde 50’den fazlasını kadınlar ve kız çocuklarının oluşturduğunu belirten Toğrul, bunun yanı sıra kadınlar ve kız çocuklarının mülteci toplulukları arasında dezavantaj grup olarak nitelendiğini ifade etti.” Bu soru önergesinde en çarpıcı noktalar; savaşın doğurduğu korkunç sonuçlardan sadece biri olan ‘kadın ve çocuklar’ ile yürüyen kısmında tabii ki; önümüzdeki süreçlerde yaşanabilecek olası durumları görmeye yeterli gibi görünüyor.

Suriye’de 2011 yılından bu yana yaşanan savaşın bir ürünü olan ‘Suriyeli mülteciler krizi’ küreselleşmeye devam ederken, 2.5 milyondan fazla sığınmacının bulunduğu Türkiye’ye de, çok boyutlu sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlarla ilerleyerek daha uzun süre, bu sürecin devam edeceği görülmektedir. AB ile varılan ‘Suriyeli mültecileri bize gönderme‘ anlaşması ile birlikte önümüzdeki süreçlerde daha da derin sosyal ve siyasal sorunlara evrileceğini görmek işten değil. Yani Türkiye’deki mülteci sayısı daha da artacak ve Türkiye hükümetinin, Suriyelilerin büyük oranda ülkede kalıcı olacaklarını kabullenmemesi ve halklardan, insandan yana; akli ve kapsamlı politikalar geliştirememesi, yaklaşık 4,5 yıllık süreç içerisinde bir sistemli planlama yürütmemesi krizin derinleşmesinin temel nedeni olarak görünmektedir.
Türkiye, 2011 Mart ayında Suriye’de başlayan çatışma ve savaş ortamından kaçan Suriyelileri başından beri “açık kapı politikası” izleyerek geri çevirmiyor. Ve “geçici koruma” sağlayarak ülkeye kabul ediyor. Avrupa dışından geldikleri için “geçici koruma” başlığı altında “sığınmacı” statüsüne sahip olabiliyorlar. Sığınmacı statüsü de, mültecilerin sahip olacakları doğal hakları içermiyor. Bu durum, Türkiye’de kalan Suriyelilerin statüsüz bir hale dönüşmelerine yol açıyor.
ANF/ FERHAT ARSLAN

Köylerine mülteci kampı yapılmak istenen Sivaslı Aleviler: Cihatçılarla birlikte yaşayamayız

Maraş’ın Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Teroler köyüne yapılmak istenen mülteci kampından sonra yine Sivas’ta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı köylere mülteci kampı yapılmak isteniyor. Sivas’taki Alevi kurumları ve halk ise “Cihatçılarla birlikte yaşayamayız” diyerek AKP’nin politikalarına tepki gösteriyor.
Maraş’ta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı köylerin yakınına kurulmak istenen mülteci kampının bir benzerinin de Sivas’taki Alevilerin yaşadığı yerlere yapılacağı geçtiğimiz günlerde duyurulmuştu.

Hükümetin Sivas’ta da kamp yapılacağını duyurmasının ardından hareket geçildi. Kaymakamlar, muhtarlardan “köyünüzde kaç boş ev var”, “Yaz ve kış nüfus nedir” gibi sorularla köylerdeki boş evlerin listesini istedi.

Sivas’ta bulunan Alevi kurumları ve Alevi köy muhtarları tarafından alınan bilgilere göre Divriği, İmranlı, Dara, Zara, Hafik ve Yıldızeli ilçelerine bağlı yoğun olarak Alevilerin yaşadığı köylere mültecilerin yerleştirilmesi planlanıyor.

“Cihatçılarla aynı köyde yaşayamayız”

Konuya ilişkin bilgi veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise hükümetin Alevilere yönelik ‘eritme politikası’ izlediğini, Terolar bölgesinde kurulmak istenen kampın da bunun en iyi örneği olduğunu söyledi. Kaplan, Sivas’ın Alevi köylerine de mültecilerin yerleştirileceği duyumların yerel kaynaklardan aldıklarını söyledi. Kaplan, “Bu tamamen Alevileri göçe zorlama, nüfusu eritme politikasıdır. Biz göçmenlere karşı değiliz ancak bizim cihatçılarla aynı köyde yaşamamız mümkün değil” dedi.

Daha önce de Afganistanlıları yerleştirmişlerdi

Tokat’ın Alevi köylerine 80’li yıllarda Afganistanlı göçmenlerin yerleştirildiğini hatırlatan Kaplan, “Bu gün orada Alevi nüfusu kalmadı. Devletin Alevilere yönelik politikası değişmiyor” sözleriyle tepki gösterdi.

Kaynak: DİHA

TV10’da Gündeme Bakış Terolar köyünde

Şükrü Yıldız’ın hazırlayıp sunduğu Gündeme Bakış programı bu akşam TS ile 19:30’da geniş katılımla Maraş Terolar köyünden yayın yapacak. Avrupa ve İstanbul’dan pek çok Alevi önderi ve gazetecilerin katılımıyla gerçekleşecek programda Maraş’ta yapılması planlanan kampın dünü bugünü ve Alevilerin süreci konuşulacak.

 

Maraş’ta yapılması planlanan kampla ilgili tepkiler devam ederken Tv10 Gündeme Bakış programını Terolar köyünde gerçekleştirecek.  Şükrü Yıldız’ın hazırlayıp sunduğu programda ABF Eski  Genel Sekreteri ve Gazeteci Recai Aksu, Gazeteci-yazar Gülşen İşeri,  yazar  Aziz Tunç, Fransa Federasyonu Eski Başkanı Servet Demir, Demokratik Alevi Dernekleri Eski Başkanı İmam Balsever,  Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat ve Maraş Girişimi sözcüleri, temsilcileri, köy dernekleri ve muhtarlarının katılımıyla gerçekleşecek.

Program TS ile saat 19:30’da gerçekleşecek. Avrupa ve İstanbul’dan pek çok Alevi önderi ve gazetecilerin katılımıyla gerçekleşecek programda Maraş’ta yapılması planlanan kampın dünü bugünü ve Alevilerin süreci konuşulacak.

Programa katılacak konuklar arasında yer alan, Recai Aksu, Servet Demir, İmam Balsever ve programın sunucusu Şükrü Yıldız önce Hacıbektaş türbesini ziyaret ederek türbeye yüz sürdüler…