Ana Sayfa Blog Sayfa 6334

Akdoğan ”Yoksa yeni kamp yapmıyoruz.”

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Suriyeli sığınmacılara yönelik yeni kampların kurulacağı iddialarına ilişkin, “Mevcut olan kampı, konteyner kente çevirmiş oluyoruz. Yoksa yeni kamp yapmıyoruz. Mevcut kamplarımızda da yerimiz var. YaniYunanistan’dan gelecek olanları da oralara yerleştireceğiz.” dedi.

Akdoğan, Kartaltepe Kent Ormanı’nda “Çanakkale Ruhu Keçiören’de” programının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) mutabakatı temelinde gerçekleşen sığınmacı geri kabulü ve değişimi çerçevesinde Türkiye’ye yarın 200 sığınmacının daha geleceği yönündeki iddialar ile yeni kampların nerede kurulacağına ilişkin sorusu üzerine Akdoğan, Maraş’ta mevcut bir çadır kentin bulunduğunu söyledi.

Yalçın Akdoğan, “Çadır kenti konteyner kente çeviriyoruz. Yani mevcut olan kampı, konteyner kente çevirmiş oluyoruz. Yoksa yeni kamp yapmıyoruz. Mevcut kamplarımızda da yerimiz var. Yani Yunanistan’dan gelecek olanları da oralara yerleştireceğiz.” diye konuştu.

“İhtiyaç olmayacak diyebilir miyiz?” sorusu üzerine Akdoğan, “Şu anda yok. Olursa ona göre planlama yapacağız” ifadesini kullandı.

KENT HALKI RAHATSIZ

Kent merkezine 20 kilometre uzaklıkta bulunan Sivricehöyük Mahallesi’ndeki 37 hektarlık araziye kurulmaya başlanan 25 bin 40 kişilik konteyner kentine karşı çıkanlar geçtiğimiz pazar günü şantiyeye yürümek isteyince jandarmayla karşı karşıya gelmişti. Jandarma, yürüyüşe izin vermediği grubu, biber gazı sıkarak dağıtmış, çok sayıda kişi yaralanmıştı.

Bölge halkı Alevi köylerinin ortasına kurulacak göçmen kampının cihatçı çetelere eleman devşirecek yerler haline geleceğini söyleyerek kampa temkinli yaklaşıyor ve eylemlerini sürdürüyor.

 

Maraş Kürt Alevilerine selefist oyunlar!

ERDOĞAN YALGIN

Osmanlılar; kuruluşundan (1299) beri merkezileşerek, hep coğrafi yayılma politikaları gütmüştü. Bölgenin mazlum halk çocuklarını savaş meydanlarına sürerek, kendi saltanatları için onların yok olmasına neden olmuştu. Ve savaş zoruyla 600 yüz yıldan beri kazandığı toprakları, zaman içinde kaybetmişti. Derken, Osmanlı hayalleri; başından beri sürekli tartışılan önce misakı milli, daha sonra ise bugünkü sınırları içine hapsedildi. Dikkat edilecek olursa; Yavuz’la birlikte, 16. yüzyılda başlayan ve günümüze kadar devam ettirilen bir devlet politikası var! Bu politika; otokton/ yerleşik yaşayan Kürtlerin demografik yapısıyla planlı ve sistematik bir şekilde oynama politikasıdır!

Tarihsel geçişlerde; Kürt aşiretleri ve dahası Kürt Rêya/ Raa Heqî-Alevi inancına mensup topluluklar ana yurtlarından, topraklarından sökülerek başka uzak diyarlara hep sürülmüşlerdir. Kadim topraklarında yerleşik olan Kürt aşiretleri Batıda, Ege kıyılarında, Orta Anadolu’da zorunlu iskana tabi tutulmuştur. Bu devlet siyasetiyle milyonlarca Kürt nüfusu asimile edilerek, Türkleştirilirken; Rêya/ Raa Heqî inancına mensup Kürtler, buna ek olarak zorunlu ve sorunlu bir şekilde Müslüman/ Sünnileştirilmiştir. Göçertilen Kürt aşiretlerinin yerlerine; Balkanlardan, Arap yarımadasından ve Orta Asya steplerinden getirilen Muhacır, Arap, Çerkez, Türkmen, Yörük, Oğuz boylarından aileler yerleştirmiştir. Öncesini saymazsak; örneğin 1980 askeri darbesiyle Afganlar, Kırgız, Ahıska Türkleri getirilip başta Urfa, Muş, Kars, Van ve birçok Kürt merkezlerine yerleştirilmiştir. Bugün mevcut Kürt illerinde, bu etnik kimliklere mensup aileler-köyler bulunmaktadır. Yerleşik Kürtler, bu etnik kökenden ailelere asla dokunmamışlar, tek taraflı da olsa, onlarla dostluk ilişkileri geliştirmişlerdir!

Cumhuriyet dönemine gelindiğinde; mesela 1925 tarihinde, 27 maddeden oluşan Şark Islahat Planı’yla; Fırat’ın batısı Kürtsüzleştirilmek istenmiştir. Bu eksende; Kürtlerin dilini ve o suretle etnik kimliklerini yoketme politikaları devreye sokulmuştur. Bütün bunlar yaşanmamışcasına, bundan bir kaç ay önce AKP Hükümeti; Rojava’da yaşanılanlar için, oradaki “Kürtlerin; Araplara ve Türkmenlere karşı bir etnik temizlik yaptığına, bölgedeki demografik yapının değiştirilmek istendiğine” dair demagojik söylemler geliştirdiğini biliyoruz! Oysaki Rojava’nın demografik yapısı, özellikle son yüz yıldan beri hep Kürtler aleyhine değiştirilmişti.

Günümüze gelindiğinde, Maraş iline 3 km. uzaklıkta olan Merkez ilçesi Dulkadiroğlu’na bağlı Aşağı Terolar/ Sivricehöyük mahallesinde; Suriye’den gelen 25 bin mülteci için özel kamp yapılmak isteniyor. Akdeniz’deki coğrafi konumuyla Dulkadiroğlu ilçesi, nüfus yoğunluğu bakımdan Maraş’ın 2. büyük ilçesi konumunda. Burada yaklaşık 20 köyde, Kürt Alevileri geleneksel kültürleriyle yaşamakta. Yapılmak istenen kamp ise tam da bu alanda inşa edilmekte. Asırlardan beri burada yerleşik olan Kürt Alevileri bu duruma karşı olduklarını belirterek, günlerden beri eylem halindedirler. Onlara göre burunlarının ucunda kurulmak istenen söz konusu bu kamp, Suriye’den gelecek olan El Nusra, Ahrar El Şam ve IŞİD benzeri teröristlerin merkez üssü yapılacak! Çünkü Maraşlı Kürt Alevileri; 1978 Maraş Katliamının travmasını hala yaşamakta ve nitekim bu kampa sıcak bakmamaktadırlar.

Terolar’da yapılmak istenen kampa; karşı çıkanlar sadece Maraşlı Kürtler‘de değil! Bütün Alevi, Kürt, demokratik kurumlarla birlikte Pirler, aydınlar da karşı çıkmaktalar! Çünkü bu kampın, böylesine stratejik ve siyasi-kozmopolitik yapıya sahip olan bir coğrafyada yapılmasını kaygı verici olarak görüyorlar. Sürekli “vatandaşlık bağını” gündeme getiren hükümet yetkilileri; askere aldığı, vergi topladığı Alevilerin bu taleplerini dikkate bile almamaktadır. Kamp alanında toplanan bölge sakinlerini, asker zoruyla darp ederek dağıtmak ve bir an önce kampı hizmete açmak istiyorlar!

Peki, AKP Hükümeti bu ısrarlı tutumuyla neyi hedeflemektedir? Bilindiği üzere son yapılan seçimlerde, gelişen siyasi bilinçle Maraş ilinde, HDP‘ye azımsanmayacak bir oy kayması yaşandı. Yine ülkede ve gerekse diasporaya dağılan Maraşlı Kürt-Aleviler; siyasi arenada varlığı hissedilir, aktif siyaset yapmakta ve tarihsel geçmişlerini sahiplenmektedirler! Kurmancî anadillerini, geleneksel folklorik-kültürel değerlerini yaşatmaktadırlar. Bundan dolayıdır ki; yapılacak olan bu kampa yerleştirilen Suriyeli mültecilerin arasında yetiştirilecek cihadist-selefist çeteler, bölgedeki Kürt-Alevileri üzerinde en azından psikolojik bir baskı aracı olarak kullanılacaktır. Dolayısıyla, zorunlu göçlerle bölgede etnik-inançsal bir temizliğin yapılması sağlanacaktır. Esas itibariyle Maraş’da; Kürt-Alevilerine karşı bir selef(-eski)ist oyun oynanmaktadır.

#Maraş ‘ta asker gazı can aldı

Pazarcık’a bağlı Terolar‘da yapılması planlanan mülteci kampına karşı 3 Nisan’da düzenlenen eylemde, askerin kullandığı gaz bombasından etkilenerek hastaneye kaldırılan Mor Ali Kabayel (82) adlı yurttaş yaşamını yitirdi.

Maraş’ın Pazarcık ilçesinde Alevilerin yaşadığı Terolar bölgesine yapılacak mülteci kampına karşı 3 Nisan’da düzenlenen direniş nöbetine askerlerin gaz bombaları ile saldırması sonucu gazdan etkilenerek hastaneye kaldırılan 82 yaşındaki Mor Ali Kabayel, yaşamını yitirdi. Müdahale sırasında rahatsızlanarak hemen özel bir hastaneye kaldırılan, ancak doktor olmadığı için Kapıçam Necip Fazıl Kısakürek Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Kabayel, bu sabah saatlerinde yaşamını yitirdi.

Kabayel’in cenazesi otopsi işlemlerinin ardından Terolar’daki morga getirildi. Cenazenin yarın cemevinde düzenlenecek törenden sonra mahalle mezarlığında defnedileceği belirtildi.
(DİHA)

BAF: AKP Alevileri imha etmek istiyor

Bir grup gencin AKP’nin savaş politikalarına karşı başlattığı şiddet içermeyen en etkili kampanyalardan birisi olan ‘Türkiye’de Tatile Boykot’ eylemini eleştirenlere ve bunun üzerinden Alevi karşıtlığı yapanlara Britanya Alevi Federasyonundan çok sert cevap geldi. BAF yaptığı yazılı açıklamada ‘Türkiye’de Tatile Boykot’ eylemine karşı çıkanların AKP’nin cihatçı politikalarına sessiz kaldıklarını ifade ederek, bunun üzerinden Alevilere saldıranlar sert bir dille kınandı.

Britanya’da yaşayan bir grup Türkiyeli ülkede son dönemlerde yaşanan çatışma sürecine tepki olarak ‘Türkiye’de Tatile Boykot’ kampanyası başlatmıştı. Kampanya birçok farklı kesim tarafından destek görmüş ve Britanya’nın tüm kentlerine yayılmıştı. Kampanya büyüyerek devam ediyor.

Britanya Alevi Federasyonu (BAF) kampanyaya karşı çıkanlara ve bunun üzerinden Alevi kurumlarına saldıranlara yaptığı yazılı açıklama ile sert bir cevap verdi. BAF yaptığı yazılı açıklamada, ‘Boykotu bahane ederek doğrudan İakm ve Cemevi başta olmak üzere Alevileri hedef alan ve AKP yandaşlığında sınır tanımayan bu hadsizler, katliamları durdurmak için bugüne kadar ne yaptılar?’ diye sordu.

BAF tarafından yapılan yazılı açıklamanın tam metni;

‘‘AKP hükümeti yıllardır Cihatçı çetelere açıktan yardım ve yataklık ediyor. Çok özel devlet toplantılarında dahi kamuoyuna sızan konuşmalarda istihbaratın başındaki isimler ve şimdiki başbakan ‘’Suriye tarafına dört adam gönderir, Türkiye’ye sekiz füze atarız, savaşı başlatırız’’ diyecek kadar açıktan Suriye’yi parçalama planları yaptılar. Cumhurbaşkanı ‘’Emevi cami’inde namaz kılacağız’’ diyerek Suriye yi hedef gösterdi.

AKP SURİYE’DE ÇETELERİ SİLAHLANDIRDI

AKP yetkilileri Suriye de çeteleri silahlandırarak toplu katliamlar ve tek tek cinayetlerin işlenmesini sağladı. Bu politikalar sonucu Suriye de yüzbinlerce insan katledildi, sakat bırakıldı, tacizler, tecavüzler ve işkencelere maruz kaldılar. Milyonlarca insan göç etti. Gittiği yerlerde ya denizlerde boğuldu ya da sefalet içinde, hastalıklarla, yoksullukla ve yok olma ile karşı karşıya kaldılar.

Suriye de başarısız olan AKP, güney doğuda Kürt halkına karşı bir savaş ilan etti. Onbinlerce asker, polis ve özel harekatçı tarafından binlerce insan katledildi, onbinlerce insan sakat bırakıldı, yüz binlerce insan göç ettirildi, yuvasız ve umutsuz bırakıldı. İnsanlar tanklarla ezildi, akrep tipi araçların arkasında sürüklendi, kadınların cansız bedenleri sokaklarda çıplak teşhir edildi ve daha birçok insanlık dışı uygulamalar yapıldı.

ÇOCUKLARIMIZI KATLETTİLER

Aynı zihniyet tarafından, Okmeydanı, Gazi mahallesi, Küçük Armutlu, Gülsuyu başta olmak üzere Adıyaman, Antep ve birçok bölgede Aleviler hedef alındı. Gezi direnişinde ve sonraki saldırılarda Alevi halkı, çocukları sokaklarda, evlerde ve Cemevlerinde katledildi.

Suruç, Ankara ve İstanbul gibi şehirlerde, masum canlar yok ediliyor, sakat bırakılıyor ve ocaklar söndürülüyor. Paris ve Brüksel gibi avrupa başkentlerinde sivillerin hedef alındığı katliamlar yaşanmaya devam ediyor.

DİYANET İŞLERİ ALEVİLERE HAKARET ETMEYE DEVAM EDİYOR

Diyanet işleri başkanlığı ve eğitim sistemi aracılığı ile Alevilere en ağır hakaretler yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Alevilerin hakları dünya ülkeleri tarafından verilirken, Türkiye devleti ve AKP, Alevileri inkar ve imha etmeye, Aleviliği ortadan kaldırmak için yeniden uydurmasyon bir tanımlama yapmaya, kendi Aleviliğini oluşturmak gibi ahlaki ve etik olmayan çalışmalar yürütmeye devam ediyor.

Britanya ve dünyadaki Alevi örgütleri olarak, defalarca protestolar, yürüyüşler, mitingler, siyah çelenk eylemleri ve basın açıklamaları ile bu vahşetleri kınadık.

Sivil, masum ve mazlum insanların ölümüne, yaralanmasına ya da her hangi bir zarar görmesine neden olan şiddet eylemlerini kınıyoruz ve kınamaya devam edeceğiz.

HAKSIZLIK KARŞISINDA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Bugüne kadar hiçbir şiddet eylemine başvurmamış olan Aleviler olarak şiddet içermeyen eylemlerimize ve haksızlık karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz.

Tatil’i Boykot Eylemini Bahane Ederek Alevi Düşmanlığı Yapanlara Gelince;

Bilindiği kadarı ile şiddet karşıtları ve daha çok gençlerin sahiplendiği Türkiye boykot eylemi, AKP ve Türkiye devletinin dikkatini çekecek ve azda olsa maddi olarak devletin canını acıtacak bir tavır olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Bu eylem daha çok yakın geçmişte uygulanan ‘’sonsuz aydınlık için bir dakika karanlık’’ eylemi ile çok benzerlik içermekte. ‘’ülkemizde demokrasi ve barış sonsuz olsun diye, bu yıl tatile gitme’’ anlamını içerdiği görülmekte. Boykot broşürlerinde yapılan açıklama ‘’Türkiye’ye bu yaz tatile gitmeyin’’ ifadelerinde de bu anlaşılmaktadır.

Boykot eylemi şiddet içermediği, tatil kapsamında yapılacak olan ziyaretlerin bu yıl yapılmaması ve tüm çevrelerin AKP zulmüne karşı duyarlılık göstermesi için bir çok kurum ve kişiler tarafından desteklendi ve halen devam ediyor.

TATİL BOYKOTUNU ELEŞTİRENLERE SORULAR

Boykotu bahane ederek doğrudan İakm ve Cemevi başta olmak üzere Alevileri hedef alan ve AKP yandaşlığında sınır tanımayan bu hadsizler, yukarıdaki katliamları durdurmak için bugüne kadar ne yaptılar?

Bugüne kadar cihatçı çetelerin hangi insanlık dışı eylemini eleştirdiler?

Vatan, millet kavramlarını sadece ırkçı anlayışlarına kılıf olarak kullananlar ve vatan, millet felsefesi ile Alevileri hedef gösterenler vatanı, milleti soyanlara karşı hangi tepkiyi gösterdiler?

Alevileri vatan haini diye suçlayan bu yetersizlerin Kürecik, Maraş ve Adana da yerleştirilen Alman, Amerikan füze ve asker yerleşkelerine karşı ne yaptılar?

‘Hukuk tanımayın, Anayasayı boşverin gerekirse seçilmiş belediyelere el koyun’ diyen Cumhurbaşkanı ve AKP anlayışına karşı ne yaptılar?

Alevilere yönelik açıktan hakaret eden Diyanet işleri başkanlığına karşı bir tepkileri oldu mu?

Alevilere yönelik açıktan hakaret eden Cumhurbaşkanına karşı bir tepkileri oldu mu?

Alevilere yönelik açıktan hakaret eden eğitimci, din dersi hocalarına karşı bir tepkileri oldu mu?

AKP’nin desteklediği Ensar Vakfı’na tepkileri ne oldu?

Alevilerin yaşam alanlarına ‘Nusra Kampı’ yapılmasına karşı ne yaptılar?

Alevileri tanımayanlar, Alevilerin tarihsel bir direniş geleneği olduğunu bilmeyenler, Alevileri anlayamaz ve ancak sosyal medya üzerinde zavallı bir pozisyonda yaptıkları cahilliğin utancı ile kalırlar.

Alevilere yönelik yapılan haksız ve hadsiz eleştirileri nefretle kınıyoruz!’’

‘AKP hiçbir değere saygı duymuyor’

Malatya PSKAD Maraş Sivricehöyük’te inceleme yaptı: AKP hiçbir değere saygı duymuyor;

Maraş’ta, Suriyeli sığınmacılar için yapılması planlanan konteyner kente ilişkin incelemelrde bulunmak üzere Sivricehöyük’e giden PSAKD Malatya Şubesi heyeti engellemelere rağmen bölgeye giderek, incelemelerini tamamlayıp döndü.

Dernek binasında yapılan basın açıklamasında konuşan PSAKD Malatya Şube Başkanı Songül Tunçdemir, yeni bir Maraş katliamı istemediklerini belirterek, “Emperyalist ülkelerin şekillendirdiği Ortadoğu haritası, en başından beri sorunluydu. Bu nedenle bu bölgede ne savaşlar eksik oldu, ne katliamlar, ne de sürgünler ve göçler. AKP iktidarı Ortadoğu’da ve iç politikada savaş, katliam ve ölümler üzerine kurulu bir hat izliyor. Ve bunu da halklarımızın çıkarınaymış gibi sunuyor” dedi.

Sivricehöyük’te (Aşağı Terolar) yapılmak istenen kampın da bu siyasetin bir parçası olduğunu söyleyen Tunçdemir, “Etnik temizlik için savaş mağdurları kullanılıyor. Sahiplenme adı altında iç siyasetin malzemesi yapılarak Suriye’de savaşı bitirecek adımların atılması engelleniyor. AKP göç üzerinden, girdiği çıkmazı aşmak istiyor. Avrupa ile insan pazarlığı yaparak maddi çıkar sağlıyor. Bunu yaparken de hiçbir değere saygı duymuyor dedi.
(/EVRENSEL)

#Maraş- Kadınların Direnişi Devam Ediyor

İnançları nedeniyle katliam ve sürgünlerle karşı karşıya kalan Aleviler şimdi Maraş‘ta Terolar köyünde yapılmak istenen mülteci kampının kasıtlı şekilde köylerine yapılmak istendiğini belirterek, bir kez daha kendi topraklarından göç etmek istemediklerini söylüyor. Maraş merkez Dulkadir ilçesine bağlı Sivrice Höyük (Terolar) Mahallesi’nde kadınlar öncülüğünde başlatılan direniş 12 günü geride bıraktı. Alevilerin yaşadığı bölgede halk, yapılması planlanan mülteci kampının yaşam alanlarını daraltacağını, kampın özellikle kendi bölgelerine yapılmak istendiğini belirterek, yardıma ihtiyacı olanların değil çetecilerin yerleştirileceğini ve bölgenin Araplaştırılarak asimilasyon politikası uygulanmak istendiğini söylüyor. Halkın tüm karşı çıkışlarına rağmen bölgeye iş makineleri getirilirken, dün alana gitmek isteyen halka askerler biber gazı ve tazyikli suyla saldırdı. Bu engellemenin ardından yurttaşlar eylemlerinin cemevinde sürdürmeye başladı. 25 yıl Terolar köyünde yaşayan ve kampı neden istemediklerini anlatan kadınlardan Elif Bünül, yıllarca inançlarının asimile edilmeye çalışıldığını, burada kendilerine bir hayat kurduklarını söyledi. Asimilasyona karşı direnişte olduklarına dikkat çeken Elif, “Eğer buraya çadır kent kurulursa düzenimiz bozulur. Burası bizim tek toprağımız eğer onlar gelirse biz burada yaşayamayız” dedi. ‘Neden özellikle ve inatla burası’ Terolar köyünde direniş çadırını ilk kuran kadın Döne Göksungur da, sadece köy halkının değil yöre halkının da huzurunun bozulmaması için kampı istemedikleri ifade etti. Döne, “Ben 30 seneden fazladır bu köyde yaşıyorum. Köydeki her karış toprakta emeğimiz var” dedi. Maraş katliamı döneminde zorla Avrupa ülkelerine göç ettirildiklerini, bunu bir daha yaşamak istemediklerini vurgulayan Döne, “Pek çoğu gitti bir daha gelmedi. Baskılardan kaçtılar, biz mülteciliğin ne olduğunu biliyoruz. Ama buraya getirilecek olanlar kim? Neden özellikle bu köy? Biz Alevi, Sünni, Kürt ve Türk ayrımı yapmadan yaşayabiliyoruz biz güven içinde yaşadık yaşamaya devam etmek istiyoruz” dedi. ‘Devlet iş imkanı sağlamadan getiriyor’ Kampa yerleştirileceklere iş imkanı sağlanmadığını ifade eden Döne Güneş ise “Devlet iş vermiyor bu insanlara ve insanlar da çaresizlikten farklı yollara başvuracak. Burada biz geceleri rahatça evimizden çıkar dolaşırız, kadınlar burada baskı altında yaşamazlar. Şimdi düşünüyorum geceleri nasıl dışarıya çakacağız” diye konuştu.

Zırığ/JINHA MEREŞ

KKTC AKM: Aleviler tehdit altında

KKTC Alevi Kültür Merkezi Maraş Sivrice Höyük Mahallesi’ne yapılması planlanan Suriyelilere yönelik konteynır mülteci kampının yapılmaması için bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Kampın getireceği negatif sonuçlar ve kamp içerisinde bulunan radikal gruplar bölgede yaşayan halka kültürel ve mezhepsel, olarak tehdit edeceği geçmişte yaşanan acı örneklerle belirgindir”  denildi.

Açıklamanın tam metni şöyle:

“Maraş Sivrice Höyük Mahallesi’ne yapılması planlanan Suriyelilere yönelik konteynır mülteci kampının yapılmaması için direnen canlarımızı destekliyor ve bu projeyi şiddetle kınıyoruz. Tepkimiz yurtlarında yaşanan savaştan kaçan mazlum Suriye Halkına değildir.Kampın getireceği negatif sonuçlar ve kamp içerisinde bulunan radikal gruplar bölgede yaşayan halka kültürel ve mezhepsel, olarak tehdit edeceği geçmişte yaşanan acı örneklerle belirgindir. Alevilerin yoğunlukta yaşadığı bölgenin tam da ortasına yapılacak olan bu kamp, Alevileri ve bölgede yaşayan Sünni mezhepteki insanları da rahatsız etmektedir.

Gerekli sosyokültürel,fizibilite çalışmalarının tekrar başlatılıp,gerek Suriyeli halkın mağdur edilmemesi gerekse bölge halkının huzurunu bozmaması gereken haklı çekincelerin giderilmesi adına verilen bu kararın bir an önce iptalini arzu etmekteyiz.Aksi takdirde çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalınması kaçınılmaz olacaktır.”

Alî Matur û Sê Klamên Xwe

Aşiq û hunermendên Elewî bi piranî di nav civakê û tekoşînê de ne. Wek mîna Alî Matur. Matur, endamê KNK û saziyên Kurd yên li Swisrêyê ne.

Ew di sala 1958an de zozanê Qandîlê hate rû dine. Ji xwe gundê Markazê (Pazarcık) Maxson e û lawikê Momikî Tule û Aşkê Huse ye.

Alî Matur 15 saliya xwe ferî tembûrê dibe. Ceman dibîne û maqamên pîr û zakîran wî tesîr dike.

Albûmên Matur

Matur di sala 2007an de bi Alî Dedeoglu re albûmekê derdixe. Di vê albûmê de beytên Elewîtiyê dibêjin. Di sala 2012an de jî albûma xwe yê solo “Aşk û Îman” diweşîne. Matur, hetanî îro li ser 20 klamên kurdî bi devok a Mereşê çêdike.

Pismamê xwe Hüseyin Matur (Kendal) û birayê xwe Oruç Matur şehîdên Kurdistanê ne.

Di klamên Alî Matur de pîvanên yekejimariyê û asanbûna helbestan baldikşîne. Sê klamên Matur bi devok a Mereşê ev in:

Xa La Bo Kir Hota Ove
Gotin û Muzîk: Alî Matur

Xa la bo kir hota ove
La hinde rûnîştim gove
Dilê, soza ka ta hawû
Waxtok tê la molo bove

Ja bîr nokim ja bîr nokim
Az von riyon ja bîr nokim
Têlak porî xa bişîna
Kaz ba sar dilî xa dokim

Ta av rona bîrkirin
O ki ba min û ta kirin
Min ba tavo sond xoribû
Ame sawê hav bimirin

Az la wî dardî da nolim
Çaresizê bê macolim
Tu dasmolê xa bişîna
Kaz hestire xa bimolim

 

Gûlo Min

Gotin û Muzîk: Alî Matur

Rûna k’az porî ta şa kim
Dilî xa ja taro va kim
Wara ba min vo mivon ba
K’az ta rû conî xa vo kim

Gûlê Gûlê tu yoro min
Bibîna întîzoro min

Dîso la xakîre fîston
Porî raş tari la yon
Gûlê az ja ta têr nowim
La ta mezkim 12 solon

Gûlê Gûlê tu gûl a min
Bê ta namo macola min

Gûla min çû az nageştim
Ba dard û kulon do hiştim
Lê lê la ta wîcdon tuni
Ta azî ba goni kuştim

Gûlê Gûlê azî bê holim
Mîno Mecnûn î Abdalim

Ê Runîşte La Bin Dor e
Gotin û Muzîk: Ali Matur

Ê runîşte la bin dor e
Mîno çîçego bihor e
Qarazo ta la min çi ya
Têk min bikuja ve cor e

Dard û kule xa wa ke dim
Rowim barî xa re dim
La rindo xavo mivon bim
Sarî xa wa sar singê we dim

Dinê ta az kû do birim
Bi aşqa xa az din kirim
Min bîhist ku tu nixoş bû
Şîrîna min az bimirim

Dilê min bûye kanî ye
Goçara min lê daniye
Kam dilê hav mêşînin
Avo dinya ko fanî ye

Alevi liderlerden Esad’a uyarı

Suriye’de Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın da bağlı bulunduğu Alev- Nusayri mezhebine mensup din adamları bir bildiri yayınladı. BBC’nin haberine göre, o bildiride Alevi liderler Esad rejimiyle arasına mesafe koydu.
Sekiz sayfalık belge, kimlik reformu deklarasyonu olarak adlandırıldı. Bildiride imzası bulunanlar Alevilerin İslam’da Şii mezhebinin mensubu olmadıklarını savundu.

Metinde, eşitlik, özgürlük ve vatandaşlık, Suriye’nin geleceği için de sekülerlik vurgusu yapıldı.

Esad rejiminin meşruiyetinin demokrasi ve temel hakları kritlerine göre değerlendirilebileceği mesajı verildi.

Suriye’de tüm İslami mezheplerin kardeş olduğu, Alevilerin de rejimin işlediği suçlarla bağdaştırılmaması gerektiği ifade edildi.

Alevi liderler Suriye’nin geleceğinin uluslararası toplumun ellerinde olduğunu vurguladı.

Bildiride imzası olanlar, bu kimlik deklarasyonunun Aleviler ve Esad rejimi arasındaki göbek bağını keseceği görüşünde.

Maraş’ta tarih tekerrür mu ediyor?

Ali ERDOĞAN

Sevgili okurlar, 30.06.2015 tarihinde “Türkiye Irak olabilir mı?” başlıklı bir yazı yazmıştım. O günden buyana dokuz ay geçti. Kürdistan bölgesindeki il, ilçe ve köyler ile Ankara, İstabul’da atılan bombalarla ölen insanların sayısında ve oturulamaz hala gelen meskenler Irak’ı aşmış durumda. Şimdi ise, Türkiye Suriye olma yolunda hızla ilerliyor. İnşallah yanılırım.

AKP hükümeti, parayla satın aldıkları Suriye nültecilerini Maraş bölgesinde Alevilerin yaşadığı Terolar köyü çevresine 28 bin Suriye’li IŞİD’ı yerleştirmek için konteynır kampı hazırlıyor. Çevre köylerde yaşayan Aleviler tedirgin. Daha 1978’deki katliamın yarasını sarmış değiller. Nasıl sarsınlar ki? Katliamdan ölen yakınlarını anmak ve mezarlarına birer çiçek koymak için, hiç kimseyi mezarlara bırakmıyorlar. Katliamın yıl dönümlerinde, Maraş’ın dört bir yanını polis ve askerlerle çevrılıyor. Bu yara halen kanamaya devam ederken, yeni olayların oluşması için devletçe zemin hazırlanıyor. Günlerdır köylüler ayaktalar… Devletin yaklaşımı hep aynı: Gaz, cop, ezme politikası ve gözaltı. Bunun sonu nereye varacak?

Devletin ajandasında: Suriye’lileri oraya yerleştirip, en azında hır-gür çıkartıp, Alevi halkını oradan göçe zorlamak. Orayıda Suriye’lilere vermek. Karşılığında “bir taşla iki kuşu öldürmek”. Bir: Orayı hükümetin oy deposu haline getirmek. İki: Aleviler önce olduğu gibi “darı misali” ya yurt dışına gidecekler, ya da meropollara dağılıp asimile olup yok olacaklar. Devletin de istediği zaten bu.

Tarihlerini bilmeyen – öğrenmeyen, o günün olaylarını irdeleyip, günün koşullarına göre dersler çıkarmayan toplumlar yok olmaya ve ya en azından füguran olmaya mahkümdürler.

Tarih sayfalarını karıştırırsak: Osmanlı İmparatorluğu, 1860-65 yıllarında Alevi Kürtleri imha etmek ve sıtma merkezi olan Maraş bölgesindeki bataklıkları kurutmak için oraya zorunlu meskene tabi tutmuşlar.

Osmanlı ve yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bu gerçekleri inkar etse bile; yabancı gezginci bilim adamları seyahatnamelerinde bu gerçekleri dile getirmişler. Örneğin: Alman gezginci Dr. Hugo Grothe’in “Önasya Seyahatnamesi”ndeki gerçekleri, Araştırmacı yazar kardeşimiz Mehmet Bayrak’ın “İç Toroslar’da Alevi Kürt Aşiretler” adlı araştırmasının Sf.158-173’da gerçekleri tüm çıplaklığıyla açıklamakradır.

Anadolu ve Mezopotamya’yı, Osmanlı’dan devralan Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın yarım bıraktığı imha ve asimilasyon planlarına 1925’te çıkardıkları “Şark Islahat Planı’ adıyla halen devam etymektedirler. Dersim, Koçgiri, Ağrı, Maraş, Sivas, Malatya, Çorum, ….ve Gazimahallesi katliamları bu planın devamıdır. Şimdi de, Maraş’ın çevresı gündem de. Osmanlı’nın torunlarından “Alicengiz oyunları” bitmez.

Bundan 20 gün önce Londra’nın merkez Cemevi’ne CHP’nın iki milletvekili gelmişti. Halkla yaptıkları toplantıda, vekillere iki soru sordum. Daha önce Maraş’ta yapılacak IŞİD kampın duyumunu almıştım. İlk sorum: sayın milletvekilim Maraş’ta Alevi köylerin yanıbaşında bir IŞİD kampı yapılacakmış. Yeni Maraş katliamlarına zemin hazırlamaz mı? Parti olarak bir girişiminiz olacak mı? İkinci sorum: Kürdistan bölgesinde devletçe kimyasal silahlarla insanlar öldürülüyor. Parti olarak bunu meclise taşıyacak mısınız? Diye sormuştum. Hiç bir cevap alamadım. Bizlerde biliyoruz ki: Kürt ve Alevi konusu olunca, AKP, CHP ve MHP tek vucut oluyorlar.

İlerde keşke dermak istemiyorsanız!

Kampın yapılacağı yakınındaki Sunni Türk köylülerine bir çağrım var: Sizler yıllardır bu Alevi komşularınızla yan yana yaşıyordunuz. Aranızda hiç bir sorun yoktu. Bu kamp yapılıp Suriye’liler yerleşirse, sizlerinde huzuru ister istemez bozulacaktır. Sizlerden beklenen: tümünüz Alevi komşularınızın yanında yer alın. Demokratik kurallar içerisinde hep birelikte kampın oluşmasına mani olun. İlerde keşke …demek istemiyorsanız şimdiden görevinizi yapın derim.

Kanların akmadığı, barışın hüküm sürdüğü bir ortamda hep birlikte halayda durmak umuduyla kalın sağlıcakla….