Ana Sayfa Blog Sayfa 637

Depremzede kadınlar yaşadıkları zorluğu anlattı: Çocuklarımı battaniyeye sararak ısıtıyorum

Deprem bölgesinde yağışlı hava devam ediyor. Kötü hava koşulları altında çadırda kalan depremzedelerin çadırlarını su basıyor. Çadır kentlerde elektrik kesintisi yaşanıyor ve ısınma sorunu devam ediyor

Mereş merkezli depremin ardından binlerce insanın yaşamını yitirdiği Semsûr’da (Adıyaman) kötü hava koşulları durumu daha da zorlaştırdı.

Sağanak yağış sonrası çadırlar su altında kaldı, fırtına çadırları yıktı.

NuJinha’dan Medine Mamedoğlu’na konuşan yurttaşlar, depremden bu yana neredeyse defalarca mağdur edildiklerini söylerken ne AFAD ne de belediyeden kimseyi görmediklerini ifade etti.

‘Çadırları su bastı’

Depremde evi yıkılan Star Gezer, ‘Her yağmurda bu çadır böyle oluyor. Soğuktan yağmurdan ne suyu boşaltabiliyoruz ne de bir şey yapabiliyoruz’ diyerek duruma isyan etti.

Soğuk havalarda çok zorlandıklarını ifa eden Gezer, “Çocuklarımızla bu soğukta çadırda oturuyoruz. Altımızdan da su geçiyor. Hiçbir sene böyle fırtına olmazdı başımıza gelmeyen şey kalmadı” dedi.

Soğukta yaşam

Depremzedelere küçük çadırlar verildiğini söyleyen Suna Gözek ise “Her yağmurda aynı rezaleti yaşıyoruz. Sabahtan beri bu çadırı temizliyorum çevresini düzeltiyorum ama yine de bir şey değişmiyor. Çadırda iki tane ikizim var bu soğukta orada kalıyorlar” şeklinde konuşarak içinde bulundukları durumu akatardı.

Çocuklarımı battaniyeye sararak ısıtıyorum

Bir başka depremzede Sevda Gezer ise 3 engelli çocuğuyla depremin ardından çadırda yaşam mücadelesi veriyor. “Çok zorlanıyoruz. Akşam çadırı su bastı. Ne yastık ne yorgan ne de bir şey kaldı; hepsi ıslandı. Her yer ıslandı. Zar zor çadıra giriyoruz. Ne kömür kaldı ne de odun” ifadelerini kullanan Gezer, “Çocuklarımı battaniyeye sarıyorum ki ıslanmasınlar. Sadece ben değil bütün komşularım bu halde hepsi bunu yaşıyor. Ne belediye ne devlet kimse uğramadı. Kimsenin uğradığını görmedik” dedi.

SEMSÛR

#Depremzede #kadınlar #yaşadıkları #zorluğu #anlattı #Çocuklarımı #battaniyeye #sararak #ısıtıyorum

Riyad ve Şam’dan ortak açıklama

Suudi Arabistan ile Şam hükümeti, Suriye krizine ve Şam’ın Arap dünyasından diplomatik tecridine son vermek için ‘gerekli tedbirleri’ tartıştıklarını açıkladı

Her iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada hedefin Suriye’de, 2011’de iç savaşın başlamasından bu yana dışlanan Şam’ın Arap dünyasındaki yerini geri kazanmasına yardımcı olacak bir “ulusal uzlaşı” olduğu belirtildi.

Suudi Dışişleri Bakanlığı, iki bakanın “Suriye krizine tam bir siyasi çözüm sağlamak için gerekli adımları” görüştüklerini ifade etti.

Açıklamada hedefin “Suriye’yi yeniden Arap saflarına katmak ve Arap dünyasındaki doğal rolünü sürdürmek için ulusal bir uzlaşıya (…) varmak” olduğu belirtildi.

Şam yönetimi iç savaşın başlaması ardından diplomatik olarak tecrit edildi. Ancak giderek daha fazla Arap ülkesi diplomatik ilişkilerin tesisinden yana.

Suriye heyeti ile görüşmelerin yapıldığı sırada Riyadlı yöneticiler İranlı bir heyeti de kabul etti. İranlı heyet, Suudi Krallığı’ndaki diplomatik misyonlarını yeniden açmak için Riyad’da bulunuyor.

Birkaç gün önce İran ve Suudi dışişleri bakanları Pekin’de tarihi bir görüşme gerçekleştirmişlerdi. İki ülkenin diplomatik ilişkileri 2016’da kesilmişti. Pekin’deki görüşmede iki ülke ilişkilerinin yeniden başlaması için Çin’in müzakere ettiği bir anlaşmaya varıldı. Her iki ülkenin mayıs ayına kadar karşılıklı olarak büyükelçiliklerini yeniden açması, 20 yılı aşkın bir süre önce imzalanan ekonomik ve güvenlik anlaşmalarının hayata geçirilmesi gerekecek.

Öte yandan bölgenin dokuz ülkesi cuma günü Suriye’nin yeniden Arap Birliği’ne katılımını tartışmak için bir araya gelecek. 19 Mayıs’ta ile Suudi Krallığı’nda Arap Birliği’nin olağan zirvesi yapılacak.

DIŞ HABERLER

#Riyad #Şamdan #ortak #açıklama

Kubat Talabani: Süleymaniye Havalimanı uçuş sorunlarını çözmeye çalışıyoruz

Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, İngiltere Kürdistan Bölgesi Başkonsolosu Rosy Cave ile bir araya geldi

Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, İngiltere Kürdistan Bölgesi Başkonsolosu Rose Cave ile bir araya geldi. Görüşmede Süleymaniye Uluslararası Havalimanındaki bazı uçuşların askıya alınmasına ilişkin sorunlar ele alındı.

Görüşmede ayrıca Kürdistan Bölgesi ile Bağdat arasında gerçekleştirilen anlaşmanın tartışıldığını belirten Kubat Talabani, her iki tarafın da anlaşmanın içeriğine uymasının gerekli olduğunu ifade etti.

Kubat Talabani ayrıca, anlaşmaya uyulmadığı takdirde asıl kaybedenin Federe Kürdistan yurttaşları olacağını vurguladı.

DIŞ HABERLER

#Kubat #Talabani #Süleymaniye #Havalimanı #uçuş #sorunlarını #çözmeye #çalışıyoruz

Êlih’te 15 bin ton petrol atığı!

Üç hafta önce petrol boru hattında yaşanan kaçak sonucu büyük bir kirlilik ortaya çıkmış, ancak kaçağın ufak bir sızıntı olduğu bildirilmişti. Yapılan bir duyuruda, 15 bin ton petrol atığının temizliği için ihaleye çıkılması dikkat çekti

Êlih coğrafyası uzun yıllardır petrol kirliliğine maruz kalıyor. En son 3 hafta önce BOTAŞ’ın Batman Çayı üzerinden geçen Batman-Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı’nda ‘sızıntı’ meydana geldiği duyurulmuştu. Sızıntının ardından bölgeyi besleyen vanaların kapatıldığı ve 3 farklı noktada bariyer sistemleri oluşturularak petrolün yayılımının önlendiği iddia edilmişti. Petrol ‘sızıntısı’ nedeniyle Batman Çayı simsiyah akmaya başladı. Sızıntı diye iddia edilen petrol kaçağının 15 bin olabileceği ortaya çıktı. Batman Çayı’na karışan kirlilik, Dicle Nehri’ne kadar taşındı.

15 bin ton ölüm demek!

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), Batman Bölge Müdürlüğüne bağlı sahalarda bulunan ‘tehlikeli atıkların’ bertarafı ve geri kazanımı için düzenleyeceği ihale Resmi Gazete’de yayımlandı. TPAO Genel Müdürlüğü’nün konuya ilişkin Resmi Gazete ilanına göre, TPAO Batman Bölge Müdürlüğüne bağlı sahalarda bulunan tehlikeli maddeler içeren toprak ve taşların, tehlikeli maddeler içeren sondaj çamurları ve diğer sondaj atıklarının ve tank dibi çamurların oluşturduğu yaklaşık 15 bin ton tehlikeli atığın bertarafı ve geri kazanımı işi için ihaleye çıkılacağı ve ihalenin 25 Nisan Salı günü saat 14.00’te TPAO Genel Müdürlüğü’nde yapılacağı belirtildi. Bu miktarda bir kirlilik bölgeyi ekolojik bir yıkıma uğrattığı bir gerçek ve bugüne kadar atık suların yeraltına enjekte edilmesiyle bölge yeraltı ve yerüstüyle adeta katliama uğratıldı.

Açıklama yok ihale var!

Êlih’in Girêsîra (Balpınar) beldesinde ‘sızıntı’ yeraltı sularına sızdığı ve beldede bulunan su kuyularından su içilmemesi yönünde uyarılar yapıldı. BOTAŞ’tan yapılan açıklamada ise temizleme ve onarım çalışmalarının ardından boru hattının tekrar devreye alınacağı ifade edilerek, “Batman- Dörtyol ham petrol boru hattının yaklaşık 507’nci kilometresinde meydana gelmiştir. BOTAŞ acil müdahale ekiplerimiz olay yerine sevk edilmiş olup, ekiplerimiz tarafından gerekli çevre tedbirleri alınarak müdahale çalışmalarına ivedilikle başlanmıştır. Çalışmaların tamamlanmasına müteakip petrol boru hattı en kısa sürede devreye alınacaktır” ifadelerine yer alırken bu konuda yeni bir açıklama yapılmazken, duyurulan ihalenin bu kirlilikle olduğu belirtiliyor.

Qubîn ve Hezo yıllarca zehirlendi

Geçmiş yıllarda petrol kirliliği sürekli olarak yaşanırken, 2019 yılında Beşiri ve Kozluk’ta büyük bir kirlilik daha yaşanmıştı. TPAO Batman Bölge Müdürlüğü, Êlih’in Qubîn (Beşiri) ilçesine bağlı Barinç (Bahçeli) köyü yakınlarında bulunan TPAO’ya bağlı Silivanka Üretim Sahası ile Hezo’ya (Kozluk) bağlı Dırşane (Ünsaldı) köyü sınırlarında bulunan TPAO’ya ait petrol sahası bölgede yeraltı sularını ve toprakları kirlettiği ortaya çıkmıştı. TPAO tarafından yapılan açıklamada, “4 adedi (Silivanka 1,3,5 ve 9) Silivanka üretim istasyonunda petrolden ayrıştırılan atık suyun basılması için kullanılmaktadır. Silivanka sahası içinde bulunan Silivanka 1,3,5 ve 9 nolu kuyuların kapasiteleri yeterli gelmediği için sahadan yaklaşık 4 kilometre mesafede bulunan Güzeldere-6 kuyusuna da atık su basma zorunluluğu hâsıl olmuştur. Bu kuyu da TPAO’nun ruhsat sınırları içinde bulunan Güzeldere petrol üretim sahası içinde bulunmakta olup, atık su enjeksiyonu için Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden enjeksiyon izni alınmıştır” denildi.

Garzan Çayı zehirlendi

Yine 2015 yılı ocak ayında, Êlih’te TPAO ve TPİC’e ait kuyuların etrafında petrol kirliliği tespit edilmişti. Hezo ilçesi yakınlarında bulunan petrol sahasında yıllarca toprağa gömülen zehirli kimyasal atıklar ortaya çıkarken, atıklar Garzan çayına bırakıldı. Hezo ilçesi yakınlarında bulunan Kuzey Arıkaya 2 petrol sahasında yapılan sondajların ardından ortaya çıkan zehirli kimyasal atıklar, kazılan çukurlara doldurularak üzeri toprakla örtüldü. Aradan geçen uzun yıllar sonra toprak örtüsünün bozulması sonrası atıklar gün yüzüne çıktı. Garzan Çayı’nda zaman zaman balık ölümlerinin yaşandığını belirten çevredeki köylüler, zehirli atıkların çocukları ve hayvanlar için büyük tehlike yarattığını belirterek isyan ediyorlardı.

EKOLOJİ SERVİSİ

 

#Êlihte #bin #ton #petrol #atığı

Girê Spî’ye 21 bin kişi dışardan getirildi demografisi değiştiriliyor

Türkiye’nin denetimindeki Girê Spî’nin demografik yapısı değiştiriliyor, göç etmek zorunda kalanlar yerine paramiliter gruplar ve aileleri yerleştiriliyor

Türkiye’nin paramiliter güçlerle birlikte 2019’da başlattığı saldırılar ardından denetimine aldığı kentlerden olan Girê Spî’nin demografik yapısı değiştiriliyor. Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) geçtiği habere göre Türkiye, Girê Spî’ye Nisan 2022’den bu yana 21 bin kişi, son 3 ayda da 9 bin 181 kişi yerleştirildi.

Kente yerleştirilen kişilerin ise paramiliter gruplar ve onların aileleri olduğu belirtildi. Nisan 2022’de Halep, İdlib, Humus ve Doğu Guta’dan gelen 12 bin 757 kişinin Girê Spî sınır kapısından geçirilerek buraya yerleştirildiği aktarılmıştı.

Haberde, Türkiye’nin Katar, Pakistan ve Afganistan’daki derneklerin finansmanıyla Girê Spî’nin batı yakası ile Eyn Eros beldesine evler inşa ettiği yer aldı.

Girê Spî Kantonu Meclisi’nin verilerine göre kentin Türkiye’nin denetimine girmesinin ardından 100 binden fazla insan kentten göç etmek zorunda kaldı.

DIŞ HABERLER

 

#Girê #Spîye #bin #kişi #dışardan #getirildi #demografisi #değiştiriliyor

DFG Eşbaşkanı Altan’ın iddianamasi: Musa Anter anması suç sayıldı

Tutuklu DFG Eşbaşkanı Serdar Altan’ın iddianamesinde, katledilen Musa Anter anması ‘örgütsel açıklama’ sayıldı

Diyarbakır’da 8 Haziran 2022’de gözaltına alındıktan 8 gün sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklanan gazeteciler Abdurrahman Öncü, Aziz Oruç, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Lezgin Akdeniz, Mazlum Güler, Mehmet Ali Ertaş, Neşe Toprak, Ömer Çelik, Ramazan Geciken, Remziye Temel, Serdar Altan, Suat Doğuhan, Zeynel Abidin Bulut ve Mehmet Şahin ile serbest bırakılan Kadir Bayram, Esmer Tunç ve Mehmet Yalçin hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.

MA’dan Azad Altay’ın haberine göre 728 sayfadan oluşan iddianamede Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan’a ayrılan bölümde Musa Anter anması ‘örgütsel açıklama’ sayıldı.

Çıktığı programlar suç sayıldı

İddianamede Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan’a dair bölümde dikkat çekici iddialara yer verildi. Altan’a dair suçlamaların yer aldığı bölümde, polislerin 32 gün boyunca “arama” yaptığı Ari Yapım Prodüksiyon şirketinden Sterk TV ve Medya Haber TV’nin uzak masa üstü serverlarına giriş yaparak indirdiği yayın dökümlerine yer verildi. Söz konusu dökümlerin Altan’a ve diğer meslektaşlarına aitmiş gibi gösterildiği iddianamede, Altan’ın her hafta sunduğu ve güncel gelişmelerin tartışıldığı “Nêrîn” programı en büyük suçlama oldu.

Söylemler cımbızlandı

İddianamede, Altan’ın söz konusu TV’lerden talimat aldığı ve TV’lerin de “örgüt propagandası” yaptığı iddia edildi. Özellikle 2021 yılında yapılan programlara yer verilen iddianamede, Altan’ın Newroz’a dair “Diyarbakır halkı dünya halkı Kürdistan halkı Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarına sabah erkenden başladı” sözleri, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Misakı milli sınırları içerisinde kalan bölgeden Kürdistan olarak bahsetti” şeklinde değerlendirildi.

Altan’ın “Gerçekten Kürdistan’ın dört bir yanından… Devletlerden misafirlerimiz vardı bugünkü Newroz’da” sözleri ile “PKK’nin konfedaral stratejisi” doğrultusunda hareket ettiğine işaret ettiği ileri sürüldü.

Musa Anter anması iddianameye girdi

Altan’ın dernek başkanı olarak katıldığı basın açıklamaları ve verdiği röportajlar suç sayıldı. Altan’ın 20 Eylül 2020 tarihinde Kürt Bilge Musa Anter’in 28’inci ölüm yıl dönümünde yapılan anma etkinliğindeki konuşması iddianamede “örgütsel basın açıklaması” sayıldı.

Gazeteciler günü kutlaması

Altan’ın 20 Haziran 2021’de Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan “320’yi aşkın gazeteci işgale karşı Kürt birliğine çağırdı” başlıklı haberde imzacılar arasında bulunması; 24 Şubat 2022 tarihinde katledilen gazeteci Cengiz Altun’un ölüm yıl dönümünde yaptığı açıklama; 22 Nisan 2022’de Kürt Gazeteciler Günü dolayısıyla yapılan kutlamadaki konuşması; 14 Nisan 2022 tarihli “Kürt gazeteciler: KDP, bu tutumundan derhal vazgeçmeli” başlığıyla yayınlanan haberdeki röportajı da suçlamalar arasında yer aldı.

Gizli tanık ifadeleri

Dosyada “CV23TY45UP78” adlı gizli tanığın, gazetecilerin program yaptığına ve prodüksiyon şirketlerinin çalışmalarına dair beyanları hakkında dava açılan gazetecilerin suçlamalarına dayanak yapıldı. Aynı gizli tanığın Altan’ın her hafta yaptığı programa dair “program yapıyordu” şeklindeki beyanları iddianamede yer aldı.

İddianamenin “delil değerlendirmesi” bölümünde Altan’a dair benzer suçlamalara yer verildi. Şirketlere dair bilgilerin yer aldığı bölümde, Altan’ın “Nêrîn” programı yaptığı, “Komisyona Siyasi” başlıklı uzaktan elde edilen bir dokümanda programına dair bilgilerin yer aldığı, “örgüt propagandası ve örgütün hiyerarşisine dahil olduğu, örgütün amacı doğrultusunda bilerek ve isteyerek hareket ettiği” iddia edildi.

AMED

 

#DFG #Eşbaşkanı #Altanın #iddianamasi #Musa #Anter #anması #suç #sayıldı

Karataş: Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit insanlık suçudur

İHD Wan Şube Başkanı Mehmet Karataş, PKK Lideri Abdullah Öcalan hakkındaki infazın tecritle sürdürülmesinin hukuka aykırı olduğunu söyledi

Uluslararası komployla 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilen ve 24 yıldır İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 25 Mart 2021’den bu yana haber alınamıyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şube Başkanı Mehmet Karataş, tecrit ile ilgili bugüne kadar birçok kişi, kurum veya sivil toplum örgütünün görüş belirtmesine rağmen, halen devlet tarafından tecritte ısrar edilmesinin kabul edilemez bir uygulama olduğunu söyledi.

‘Keyfi cezalandırma mekanlarına dönüştü’

Türkiye cezaevlerinin, 1980 darbesinden bugüne yoğun bir şekilde hak ihlalleriyle anıldığını belirten Karataş, “Muhaliflerin keyfi cezalandırılma mekanlarına dönüştürülen cezaevleri, katledilme, işkence, kötü muamele ve insanlık onuruna aykırı müdahalelerin olduğu yerler oldu. Bu uygulama devlet politikasının sistematik hali oldu. Cezaevlerinin insanlık onur ve haysiyetine aykırı mekanlar haline getirilmesi bir devlet politikası çerçevesinde oldu” dedi.

 

Tüm ihlallerin bu sürecin bir parçası olarak özel olarak PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulandığını belirten Karataş, “Bu uygulama ulusal ve uluslararası tüm hükümlere aykırı bir durumdur. Ceza infaz kanununun giriş maddelerinde ‘cezanın infazı, insanlık onur ve haysiyetine aykırı olamayacağı’ hükmedilmekte” diye belirtti.

 ‘Öcalan’ın infazının bitirilmesi gerekir’

Tecridin insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu belirten Karataş, “Bu tür uygulamalar, ne insan hukuku, ne de ceza hukuku bakımından bir karşılığı bulunmayan, ağır insan hakkı ihlalidir. Hem ceza infaz kanununda, hem bu kanuna bağlı yönetmelik çerçevesinde her hükümlü mahpusun avukat görüş hakkı vardır. Ancak Abdullah Öcalan ve diğer mahpuslar üzerinde 2 yıllık kesintisiz tecrit sistematik bir uygulama ile hak ihlallerine sebep olunca ‘bu hak ihlalleri nasıl örtebiliriz’ mantığı ile sözde avukat görüş yasağı uygulamasına geçilmiştir. Bu kararların hukuk dünyasında hiçbir kabul edilirliği bulunmamaktadır. Zira bu kararlar, ne kamuoyu ile ne avukatlar ile ne de aile-vasi ile paylaşılmamaktadır. Böylelikle itiraz hakkı tanınmadan, kanun yoluna gitme hakkı engellenerek, aynı zamanda mahkemeye erişim hakkı da ihlal edilmektedir. Bu uygulama yasa yoluyla tecridin sistematik uygulandığının kanıtıdır. Öcalan hakkındaki ceza infazının bitirilmesi gerekirken, infazın cezalandırma boyutunda tecritle sürdürülmesi insan onur ve haysiyetine aykırıdır” diye konuştu.

WAN

#Karataş #Abdullah #Öcalan #üzerindeki #tecrit #insanlık #suçudur

Cizîr’de ev baskınında bir çocuk gözaltına alındı

Cizîr’de sabah saatlerinde yapılan ev baskınında bir çocuk gözaltına alındı

Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesine bağlı Nur Mahallesi’nde sabah saatlerinde özel harekat polisleri tarafından bir eve yapılan baskında 17 yaşındaki A.İ. isimli çocuk gözaltına alındı. Evde yapılan aramanın ardından A.İ.’nin İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

İlçede 2 gün önce Cudi ve Nur mahallelerinde yapılan ev baskınlarında F.İ., 15 yaşındaki A.K. ile soy ismi öğrenilemeyen Diyar adlı çocuklar gözaltına alınmıştı.

ŞIRNEX

#Cizîrde #baskınında #bir #çocuk #gözaltına #alındı

HÜDA PAR’ın vizyon belgesi: Karma eğitim kalkacak, evlilik dışı ilişki suç sayılacak

Hizbullah’ın yasal alandaki temsilcisi olarak anılan Cumhur İttifakı ortağı HÜDA PAR seçim beyannamesini açıkladı: Karma eğitim kalkacak, nikahsız birliktelik suç sayılacak

Hizbullah’ın yasal partisi olarak anılan ve Cumhur İttifakı’nın yeni ortağı Hüda-Par Ankara’daki Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla seçimlere ilişkin ‘vizyon belgesini’ paylaştı. HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Şahin’in okuduğu vizyon belgesinde 6284 sayılı kanun, nafaka ve karma eğitim hedef alındı.

HÜDA PAR’ın metninde geçen ifadeler şöyle:

“Yeni nesillere bilgi ve becerinin yanında ahlak eğitiminin de verilmesi için, dinamik ve üretken bir mesleki eğitim sistemine geçilmesi için, karma eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılması için, öğrencilerimize servis ve yemek desteği verilmesi için HÜDA PAR Meclis’te olmalıdır.

Zina, sapkınlık..

Kadına yönelik her türlü şiddetin ve istismarın önlenmesi için, şiddet ve istismar vakalarının sadece sonuçları ile değil, sebepleri ile de mücadele etmek için, kadının çalışma şartlarının fıtratına ve insan haysiyetine uygun hale getirilmesi için, aile kurumunun nesli ifsat eden zararlı akımlara karşı korunması ve güçlendirilmesi için, yuvaları dağıtan evlilik dışı ilişkilerin, nikâhsız birlikteliklerin ve zinanın yeniden suç sayılması için, sapıklığın propagandasının suç kapsamına alınarak yeni nesillerin zararlı akımlardan korunması için, 6284 Sayılı Kanun’un değiştirilmesi ve süresiz nafaka uygulamasına son verilmesi için, evlilikte 25 yılını tamamlayan kadınlara emekli maaşı bağlanması için HÜDA PAR Meclis’te olmalıdır.”

HABER MERKEZİ

#HÜDA #PARın #vizyon #belgesi #Karma #eğitim #kalkacak #evlilik #dışı #ilişki #suç #sayılacak

Görün ve Kahraman’ı kontralar mı infaz etti?

Mêrdîn’de geçtiğimiz hafta Soylu’nun PKK’liler diyerek ölümlerini doğruladığı 8 çocuk babası Lokman Görgün ve HPG’li Musa Kahraman’ın kontralar tarafından infaz edilmiş olabileceğini belirten yakınları, Görgün’ün kullandığı motosikletin ise kayıp olduğunu belirtti

Seçim sürecinin hızlanmasıyla birlikte yaşanan birçok hak ihlali gölgede kalırken, onlardan biri de geçtiğimiz hafta Mêrdîn’de yaşandı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sanal medya hesabından PKK’li diyerek ölümlerini duyurduğu iki kişiden birinin 8 çocuk babası Lokman Görgün olduğu ortaya çıkarken, hayatını kaybeden diğer kişinin de HPG’li Musa Kahraman olduğu öğrenilmişti. Görün ve Kahraman’ın yakınları 2 ismin kontralar tarafından infaz edildiğinden şüphe ediyor.

İnfaz mı edildiler?

Mêrdîn’in Omeriya (Ömeryan) bölgesinde bulunan Cinata kırsal mahallesinde 8 Nisan’da Kahraman (Xebatkar/Çiyager) ile Görgün öldürülürken, olayı sanal medya hesabından duyuran Soylu, iki ismin “operasyon” sonucu öldürüldüğünü iddia ederek, sanal medya hesabından, “2 terörist, PÖH ve Emniyet İstihbarat Operasyonu ile Mardin Ömeryan’da ölü ele geçirildi” açıklaması yaptı. Ancak bölge sakinleri ile aileler, 2 ismin infaz edildiğini belirtiyor.

Çapraz ateşe tutuldular

Ancak aile ve bölge sakinlerinden edinilen bilgi hiç de Soylu’nun iddia ettiği gibi değil. Bilgilere göre; Olay günü bölgede herhangi bir çatışma yaşanmadı. İddiaya göre Görgün, olay günü bölgede yalnız kalan Kahraman’ı almak için motosikleti ile köyün kırsal alanına gitti. 2 isim, motosikletle köye dönerken ıssız bir alanda kimliği belirsiz kişiler tarafından kurulan pusu sonucu çapraz ateşe alındı ve öldürüldü.

Cenazelerin başında poz verdiler

Silah seslerinin yükselmesi üzerine bazı köylüler, bölgede bulunan karakoldaki askerler tarafından aranırken, bunun üzerine silah seslerinin geldiği yere hareket eden köylüler, sivil bir aracın bölgeden uzaklaştıklarını gördü. Kahraman ve Görgün’ün cansız bedenlerini gören köylülerin haber vermesi üzerine olay yerine askerler geldi. Askerler, cenazeleri torbalara bırakarak, başında silahlarla poz verdi. Söz konusu fotoğraflardan birisi Soylu tarafından da paylaşılmıştı.

Motosiklet kayıp

Olaya dair dikkat çeken bir başka ayrıntı ise, Görgün ve Kahraman’ın kullandıkları motosikletin akıbeti. Aileler ve köylüler, olaydan sonra motosikletin kaybolduğunu belirtti. 2 ismin kimler tarafından öldürüldüğü belirsizliğini korurken, aileler ve köylüler, bölgede 1990’lı yıllarda insan kaçırma, gasp, cinayet, işkence, cinsel saldırı ve çeşitli suçlara adları karışan “Hançer/Bıçak Timi” gibi kontrgerilla gruplarının 2 ismin öldürülmesinden sorumlu olduğunu belirtti.

Kaynak: MA

#Görün #Kahramanı #kontralar #mı #infaz #etti