Ana Sayfa Blog Sayfa 6429

Aleviler hizmette de eşit olmalı

Alevi diyalog toplantısının açılışında konuşan BDP Eş Başkanı Demirtaş, Başbakan’ın Alevilik ve cemevleriyle ilgili dünkü açıklamalarına yanıt verdi, “Başbakan’a soruyorum, Alevi yurttaşlardan vergi almıyor musunuz? O vergilerin tamamını camiye harcayamazsınız. Alevi yurttaşlar vergi verirken eşitse, kamusal hizmet alırken de eşit davranmak zorundasınız. Tek bir mezhebe para harcayamazsınız, bu anayasal bir suçtur” dedi.

BDP tarafından düzenlenen ve Alevi kanaat önderleri ile cemevi ve dernek başkanlarının katıldığı Alevi diyalog toplantılarının 2.’si başladı.

Açılış konuşmasını yapan BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Berfo Ana’ın ölümünün ardından başsağlığı diledi, “Berfo Ana’nın son 32 yılı ülkenin en acılı 32 yılı. Evladının mezarına kavuşmadan bu dünyaoan göçüp gitmezi omuzlarımıza büyük bir yük bıraktı. bütün acılı anaların acısı ortak acımızdır” dedi.

“Bu çalıştaylara konuşmak için değil dinlemek için geliyoruz” diyen Demirtaş, “Siyasetçilerin bütün toplum adına, bütün inançlar adına tek yetkili olarak kendilerini görüp konuşması yanlıştır, demokrasi ruhuna aykırıdır, inançlara aykırıdır. Sizlerin Alevi inanç temsilcileri olarak kendinizi siyasette nasıl görmek istediğinizi öğrenmek istiyoruz” dedi.

Bütün ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, yok sayılmış bütün kimliklerin mücadelesinin ortak olduğuna dikkat çeken Demirtaş, “Hiçbir ezilenin diğer ezilene rağmen kurtuluşu olamaz” dedi.

Alevi yurttaşların son yıllarda örgütlü olarak yürüttüğü mücadelenin Türkiye’de demokrasi mücadelesine ivme kattığını belirten Demirtaş, şöyle konuştu:
“Alevilerin bu enerjisi iktidarı tedirgin ediyor olmalı ki, Alevi çalıştayları yapıyor. Ama zihniyet değişmiyor. İktidar, diyanet Alevi inancını tanımlamaya çalışıyor. Bir inanç toplumu neye ibadethane diyeceğine kendisi karar verir. Alevi toplumu cemevini ibadethane olarak tanımlıyor. Bu kadar basittir.”

BDP Eş Başkanı Demirtaş, Alevilerin haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiğini belirtti, “Yaşam ve insanı merkeze alan talepleri tartışmak kendine insanım diyenlere yakışmaz” dedi.

Başbakan Erdoğan’ın Alevilik ve cemevleriyle ilgili açıklamalarına dikkat çeken Demirtaş şöyle konuştu:
“Hiçbir inancın diğerine üstünlüğü olamaz, diğerinin inanç sınırlarını tespit etme hakkı asla olamaz. Tekçiliği dayatmak bütün sorunların temelidir. Bu bakış açısı değişmediği sürece, sorunların çözümünde mesafe kaydedemiyoruz. İktidar bir dönem başörtüsü yasağına karşı çıktı. Ancak iktidar olunca ibadetin sınırlarını belirliyor. Aleviler diyanete mi soracak? Diyanet kendini dinin tek sahibi olarak tanımlıyor, kesinlikle kaldırılması gerekiyor. Böyle bir kurum gereksiz. Başbakan’a soruyorum, Alevi yurttaşlardan vergi almıyor musunuz? O vergilerin tamamını camiye harcayamazsınız. Alevi yurttaşlar vergi verirken eşitse, kamusal hizmet alırken de eşit davranmak zorundasınız. Tek bir mezhebe para harcayamazsınız, bu anayasal bir suçtur.”

Alevi toplumunun örgütlülüğüne dikkat çeken Demirtaş, “Alevi toplumunun örgütlülüğü, kendi içindeki dayanışması tek başına demokrasinin öncü gücü haline gelebilecek bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Alevi toplumundan oy istemek için partimizi tanıtmak üzere burada değiliz. Sizin beklenti ve eleştirilerinizi dinlemek için buradayız. Çünkü Alevi toplumu kime oy vereceğini bilecek kadar örgütlü ve bilinçlidir” diye konuştu.

Demirtaş açılış konuşması ardından gazetecilerin İmralı’da yarın yapılacak görüşmeye ilişkin sorularına yanıt verdi.

Demirtaş, “Arkadaşlarımız gidip geldikten sonra kapsamlı bir değerlendirme yapacağız. İsim tartışması bizim için uzun süre önce tamamlanmış bir tartışmadır. İktidarın yürüttüğü tartışmayı süreci zorlayan bir tarz olarak değerlendiriyoruz. BDP olarak başından beri sürecin önünü açılması için çaba sarf ediyoruz. Başbakan’ın süreci tıkayan tutumuna rağmen, barış kanallarını genişletmeye çalışıyoruz” dedi.

AKP’nin yaptırdığı bir anketle ilgili soru üzerine ise, “Bu iş anketlerle yürümez. Yüzde 99 barışa karşı ise barışı savunmaktan vaz mı geçeciğiz. Başbakan’a tavsiyemiz şu, barışı sağlayana kadar bu anketlerden vazgeçsin, ilkesel bir duruş sergilesin. Biz insanların yüreğine, gözlerine bakmayı tercih ediyoruz ve insanların barışı istedini görüyoruz” dedi.

Empati, nefret ve Ali’yi sevmek!..

Başbakan meydanlarda “Çılgın” “Proceleri” (Bu sözü Zihni Sinir’den aşırdığımı biliyorsunuz!) açıklaya dursun, Hakkari ve Şırnak’ta halkın kendisine teveccüh edip miting alanına gelmediğini görünce sahiden çıldırdı.

“Çırakken mağdur, kalfa iken mağrur” olan başbakan “Ustalık döneminde” “Çılgın?” oldu.

Kendisini neredeyse Ortadoğu ve Balkanların “En çılgın başbakanı” ilan edecek olan Erdoğan’ın sırtında kaftan, başında kallavi, sarkık hilal bıyıkları ve elinde kılıç kalkan eksik!

Ecdadını taklitten zerrece taviz vermiyor Başbakan. Ecdadı sefere çıkarken elçilerle otağında görüşürdü, o helikopterinde görüşüyor. Ecdadı elçilere “Hilat” verirdi, o memleketin tapusunu veriyor. Ecdadı “Cülus” dağıtırdı, o “Çılgın proje” dağıtıyor. Ecdadı “Gemileri karadan Boğaza indirirdi” o buna zahmet etmeyip “Karadan denize boğaz” açıyor. Ecdadı düşürülmüş Kürtlerden “Hamidiye Alayı” yapardı, o düşürülmüş Kürtten milletvekili yapıyor. Ecdadı, cümle memleketi “Ümmetten” ümmeti de “Ehli Sünnetten” sayardı, o memleketi “Türk, Müslüman ve Sünni” sayıyor.

“Ümmet” ve “Ehli Sünnet” şu iki kavramın Başbakandaki tezahürüdür. “Ümmet” millet kavramının karşılığıdır ve Türk demektir. “Ehli Sünnet” ise milletin “Mezhebi” olan Sünniliktir. Başbakana göre “Türk ve Sünni isen makbulsün!” “Alevi ve Kürt isen mekruhsun, meydanlarda yuhalanman gerekir!” Dilini kimlik ve inançlara karşı yalın kılıç kullanan Başbakan, hızını alamayıp Zerdüşt’e de hakaret etmeyi “İhmal etmedi!”

Başbakana göre “Kürt’ün makbulü Mehmet Metiner, Alevi’nin makbulü Reha Çamuroğlu (Ki o bilem yaranamamış görünüyor!), Türk’ün makbulü ise gizli kamera ile çekim yapıp internet sitelerinde kendisinin rakiplerini teşhir eden” türden olmalı.

Memlekete “Muktedir”, “Cihan şümul” başbakan helikopterdeki görüşmeden aldığı gazla, Kürt Halkı’nın tepesine gaz bombaları yağdırılmasını “Ferman” ederken, Ali’den, Hacı Bektaş Veli’den, Yunus Emre’den sözler söyleyerek “Bunlara ben sahip çıkıyorum!” edaları ile Alevilere hakaret ediyor. Güya “Empati” yapıp “Sempatik” görüneyim derken “Nefret” tohumlarını yeşertiyor.

“Empatiye” bakınız! “Ali’yi sevmek Alevilikse ben de Aleviyim. Ben Ali’yi Alevilerden daha çok seviyorum!”

Sayın Başbakan, Alevilerin sevdiği Ali ile senin “Sevdiğin Ali” “Ümmetin peygamberine değil, Hadem-ül Fukara’ya” yoldaşlık eder. Alevilerin Ali’si Kur’an’ı parçalayıp mızrakların ucuna taktırarak hile yapan Muaviye saltanatına karşı mücadele eden Ali’dir. Alevilerin Ali’si Fatma’nın yarenidir. Kerbela’da Muaviye’nin oğlu Yezit tarafından katledilen Hüseyin’in babasıdır. Alevilerin Ali’si, “Hadem-ül Fukara” Hakka yürüdüğünde saltanat ve hilafet kavgasına düşen değil, dostunu, habibini Hakka uğurlayan Ali’dir. Alevilerin Ali’si “Zalimin zulmüne boyun eğmeyin, kişiliğinizle birlikte şerefinizi de yitirirsiniz!” diyen Ali’dir…Ve Aleviler bütün bu tasvirler dışında “Ali çoktur Şahı Merdan bulunmaz!” derler. Alevilerin Ali’si “Uhrevi” değil, insanidir, insandır!… İnsan ise, halkın ferdi, Hakkın sureti, kainatın resmidir. Daha da ötesi Pirim Pir Sultan Abdal der ki;

Pir Sultanım bu dünyaya
Dolu geldim dolu benim
Bilmeyenler bilsin beni
Ben Ali’yim, Ali benim.

Sayın Başbakan, sizin “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınız” döneminde “Kepçe ve dozerle yıkmakla tehdit” ettiğiniz dergahlardan birinin Mürşidi Hilmi Dede Baba bakınız Ali’yi nasıl tarif ediyor:

Ayine tuttum yüzüme
Ali göründü gözüme.
Nazar eyledim özüme
Ali göründü gözüme.

Ali evvel, Ali ahir
Ali batın, Ali zahir
Ali tayyip, Ali tahir
Ali göründü gözüme…

Bu dörtlükte Hilmi Dede Babanın söylediği “Tayyip” bilge, adalet ve merhamet sahibi, yumuşak huylu, hoş, sevilesi demektir. Siz, “Recep Erdoğan” olabilirsiniz ama “Tayyip” olmak için Alevilerin Ali’sini Aleviler gibi tanımanız ve bilmeniz gerekir! Ve “Tayyip Ali” için “Hadem-ül Fukara”, “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. İlmin şehrine gelmek isteyenler o kapıdan geçmeli!” derdi. Siz “İlmin Şehrine” bacadan girmeye çalışıyorsunuz. Demedi demeyin, ocakta Ali’nin narı yanıyor!…

Alevi vergisiyle cami yapamazsın

2. Alevi Diyalog Toplantısı’nda konuşan BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın “Cemevi ibadethane değildir” yorumunu eleştirdi. Demirtaş; “Alevilerden vergi almıyor musunuz? Vergide eşitse bu vatandaşlar kamusal hizmet yaparken tek bir mezhebe para harcayamasın. Onların parasıyla sadece cami yapamazsın” diye konuştu. Barış süreci ile ilgili olarak da konuşan Demirtaş, “Başbakan barış olana kadar anketlere değil insanların yüzlerine bakmasını tavsiye ediyorum” dedi.
2. Alevi Diyalog Toplantısı’na katılan BDP Eş Başkanı Selahatin Demirtaş önce isim tartışmalarını değerlendirdi. “Barış kanallarını genişletmeye çalışıyoruz” diyen Demirtaş yaşanan isim tartışmalarını da “son derece ilkel” gördüklerini söyledi. “Eş başkanlarımız ya da milletvekillerimiz arasında bir ayrım yoktur, her bir vekilimiz Öcalan’la süreci tartışmak, sürecin kendisiyle ilgili yüzyüze görüşmek ister” diyen Demirtaş anket tartışmalarıyla ilgili de Başbakan’a çağrıda bulundu: “Bu iş anketlerle yürümez. Barış olana kadar anketlere bakmamasını, insanların yüzlerine bakmasını tavsiye ediyorum” dedi.

ALEVİ VERGİSİYLE CAMİ YAPILMAZ

Toplantıya dün hayatını kaybeden Berfo Ana için Galatasaray Lisesi önünde gerçekleştirilen buluşmadan gelerek katılan Demirtaş sözlerine, “Berfo ananın şahsında bütün acı çeken analara başsağlığı diliyorum. Bütün acılı anaların evladını siyasi kimliği ne olursa olsun acısı acımızdır” diyerek başladı.
Alevi Diyalog toplantılarında dinleyici olmak istediklerini söyleyen Demirtaş, “Dinledikçe sorunları çözmek mümkün. Tek yetkili kimlik olarak kendini görmek demokrasinin ruhuna aykırıdır” dedi.
Başbakan’ın ve Diyanet İşleri’nin Alevileri sınırlama gayretinde olduğunu ifade eden Demirtaş şöyle konuştu, “Aleviler eşit yurtaşlık temelinde yürüttükleri mücadelede o kadar haklıdır ki buna karşı hiçbir meşru argüman yoktur. Biz BDP olarak Aleviler’in inançlarını tartışamayız. Başbakan’a soruyorum, Aleviler’den vergi almıyor musunuz? Vergi de eşitse bu vatandaşlar kamusal hizmet yaparken tek bir mezhebe para harcayamazsın. Onların parasıyla sadece cami yapamazsın. Göstermelik uyduruk çalıştaylar yapmak yerine muhalefet nasıl anlayabiliriz diye düşünmeliyiz. ”
Demirtaş Hızır ayı vesilesiyle de Alevi yurttaşlara seslendi: “Hızır ayındayız. Hepimiz birbirimize bu kritik süreçten çıkmak için dua edelim.”

Haber: AYÇA ÖRER – ayca.orer@radikal.com.tr

Erdoğan’ın bu sözleri Alevileri kızdıracak

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘ın AK Parti ’li İç Anadolu milletvekilleriyle kahvaltısında gündem sürpriz şekilde Aleviler ve cemevi konusuna odaklandı.

AK Parti Ankara Milletvekili Haluk Özdalga “Devletin cemevlerini ibadet yeri olarak tanımasını” istedi. Başbakan Erdoğan ise ” İslam ‘da ibadet yeri camidir. Cemevleri kültürel mekanlardır” diye yanıt verdi.

NTV’nin haberine göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘ın AK Parti’nin İç Anadolu Bölgesi milletvekilleri, belediye ve il başkalarıyla yaptığı kahvaltıda gündem Alevilerin sorunlarına odaklandı.AK Parti Ankara Milletvekili Haluk Özdalga, devletin cemevlerini ibadet yeri olarak tanımasını istedi. Özdalga “Köyden kente geçen Alevilerin sorunları var. Bunlar farklı grupların kontrolüne girebiliyor ve etkilenebiliyorlar. Onların İslam’dan kopuş riski var. Bunun önüne geçmek için cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınması gerekir” dedi.

İSLAM’DA MESCİT CAMİDİR

Başbakan Erdoğan’ın ise Özdalga’nın sözlerine “Cemevleri kültürel mekanlardır. İslam’da mescit camidir. Siz hiç Hıristiyanlık’ta kilise dışında bir ibadet yeri duydunuz mu? Alevi kardeşlerimiz de bizim gibi Müslüman’dır ve İslam’ın farklı bir yorumunu yapmaktadırlar” diye Özdalga’ya yanıt verdiği öğrenildi.

AK Parti’li Özdalgan’ın “Tarihi gerçekler İslam’da birden fazla ibadet yerini zorunlu kılıyor” sözlerine de Başbakan Erdoğan “Bu diğer dinlerde de geçerli. Kültürel mekanlar ve ibadet yerlerini karıştırmamak gerekir” diye yanıt verdi. Ankara Milletvekili Haluk Özdalga’nın, Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun kaldırılmasını da istediği öğrenildi.

internethaber

Sürgü’de Alevi Ailenin Saldırı Davasına Devam Edildi

Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü beldesinde Ramazan ayında Alevi ailenin saldırıya uğramasıyla ilgili davanın bugünkü duruşmasında, müdahil avukatlar reddi hakim talebinde bulundu.

Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü beldesinde Ramazan ayında Alevi ailenin saldırıya uğramasıyla  ilgili davanın bugünkü duruşmasında, müdahil avukatlar reddi hakim talebinde bulundu.

Duruşma, tarafların kalabalık olması nedeniyle Doğanşehir Belediyesi’ne ait düğün salonunda görüldü. Duruşma dolayısıyla ilçe girişi ve düğün salonu çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Sanık ve mağdurlarla yakınlarının katıldığı duruşmada, Mahkeme Hakimi Meltem Caner, müdahil ve sanık avukatlarının taleplerini aldı. Mahkemenin isteği üzerine duruşmanın zabıtları Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden görevlendirilen katip tarafından tutuldu.

Müdahil avukatlardan Ali Hamamcı, Hakim Caner’in davadaki tarafsızlığını yitirdiğini, bu aşamadan sonra tarafsız bir yargılama yapmasını beklemediklerini savundu. Hamamcı, “Bir önceki celse alınan sanık ifadeleri silinmişti. Biz bu ifadelerin kasten mi yoksa sehven mi silindiğine dair bilgi istemiştik. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’ndan gelen yazıda, ‘yapılan tüm incelemeler sonucunda kayıtların silindiği tespit edilmiştir’ yazılmaktadır. Bu nedenle daha önce siz ve mahkeme katibi hakkında suç duyurusunda bulunduğumuzu da hatırlatarak, dava üzerindeki tarafsızlığınızı yitirdiğinizi belirtiyor ve reddi hakim talebinde bulunuyoruz” diye konuştu.

Ayrıca duruşmaya katılan bazı Alevi derneklerinin avukatları da yapılan saldırının Alevilere yönelik olduğunu iddia ederek, davaya müdahil olma talebinde bulundu. Hakim Caner, avukatların müdahillik taleplerini reddetti.

Reddi hakim talebinin hakim görüşü eklenerek Malatya Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini kararlaştıran Caner, mahkemenin vereceği karar doğrultusunda sanık ifadelerinin yeniden alınmasına, bu aşamada duruşmaya devam edilemeyeceğine karar verdi.

Duruşma tarihi Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı sonrasında belirlenecek.

Sürgü beldesinde Ramazan ayında Alevi ailenin saldırıya uğradığı iddiasına ilişkin açılan dava kapsamında, 58 sanığın yargılanmasına 10 Aralık 2012 tarihinde başlanmıştı. Duruşmada, sanıkların ifadeleri alınırken, bilgisayardaki kayıtlar silinmiş, mahkeme hakimi Meltem Caner, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) üzerinden yapılan kayıtların kasıtlı mı, sehven mi silindiğinin incelenmesine karar vererek, duruşmayı ertelemişti

Berfo Ana gözleri açık öldü!

12 Eylül davasının sembol ismi haline gelen 105 yaşındaki Berfo ana yaşamını yitirdi. Berfo ananın en büyük dileği Kenan Evren’in yargılanıp ceza aldığını görmekti.

Kayıp ailelerin sembol ismi haline gelen Berfo Ana, gözleri açık gitti. İki dileği vardı; biri Kenan Evren’in yargılanıp ceza aldığını görmek diğeri kayıp oğlu Cemil Karabayır’ın mezarını bulmak.

Berfo Ana’nın oğlu Cemil Karabayır, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında askerler tarafından götürülmüş ancak bir daha haber alınamamıştı. Berfo Ana, ilerleyen yaşına rağmen, kayıp annelerin verdiği bütün mücadelelere katılmıştı.

105 yaşındaki Berfo Karabayır, kayıp yakınları ile birlikte Başbakan Erdoğan’la da görüşmüş ve “tek dileğim ölmeden oğlumun mezarını görebilmek” demişti.
KENAN EVREN’E MEYDAN OKUMUŞTU:
“Oğlumun kemiklerini alana kadar ölmeyeceğim”

32 yıl boyunca oğlu ‘Cemil gelir dışarıda kalır” diye kapısını kapatmayan Berfo Ana, tanımaz diye evini dahi boyamamıştı.

105 yaşına rağmen 12 Eylül Davası başladığında Kenan Evren’in karşısına ilk o dikilmişti. Sözünü hiç sakınmamış ve Evren’e şöyle beddua etmişti;

“‘Ben O’na oğlumu sağlam teslim ettim. Çıksın karşıma neden çıkmıyor. O’nun ocağı söne boynu devrile evi yıkıla! Tuhh lanet ola! Bana cevap verecek..Çocuğum kaçmış diyor nasıl kaçabilir? Allah’ından bula.Bana oğlumun mezarını versinler, kemiklerini versinler…Allah affetsin onları ben etmem.”

BU VASİYET NASIL GERÇEKLEŞİR Kİ…

Berfo Ana’nın ölmeden önce verdiği bir de vasiyeti vardı. Demişti ki; “Ben başımı taşın üzerine koydum. Çocuğumun cenazesi gelene kadar beni gömmeyecekler. Çocuğumun cenazesi gelecek, ben göreceğim, beraber mezara gideceğim.”

Oğlu Cemil’in kemikleri de mezarı da bulunamadan Berfo Ana göçüp gitti. Şimdi diğer oğlu Mikail, Berfo Ana’nın bu vasiyeti ile başbaşa… Daha önce bu vasiyet için de şunları söylemişti;

* “Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Devlet onların nerede olduğunu biliyor. Bu vebal devletin, üzerimizde bırakmasınlar. Biz annemizin cenazesini kaldırmayacağız. Vasiyeti bu. Evlatları, kayıp yakınları olarak, isteği yerine gelene kadar onu gömmeyeceğiz. Zaten 32 yıldır omuzlarımızda bir yük var. Bir an önce kemikler bulunsun ki, bu yükü de omuzlarımıza yüklemesinler.”

internethaber

Hızır Orucu teklifi!

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün , Hızır Orucu ‘nun üçüncü gününün resmi tatil ilan edilmesi için kanun teklifi verdi.

Aygün’ün TBMM Başkanlığı’na sunduğu teklif, Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da değişikliği içeriyor.

Teklif, Alevilerin Hızır Orucu’nun üçüncü gününe denk gelen her yıl Şubat ayının ikinci haftası perşembe gününün resmi tatil olarak kabul edilmesini öngörüyor.

Önergenin gerekçesinde, Alevi inancında Hızır olgusunun önemli bir yer kapladığı ifade edildi.

Hızır Orucu’nun üçüncü gününde lokmalar, niyazlar pişirilip dağıtıldığı, kurbanlar adandığı ve Hızır Cemi yapıldığı belirtilerek, ”Bu paylaşım, insanlar arasındaki birlik, beraberlik ve dayanışmayı artırır” denildi.

internethaber

AKD 10. Olağan Genel Kurulu 16-17 Martta

Alevi Kültür Dernekleri’nde kongre maratonu sona erdi. Türkiye’nin en çok şubesi bulunan Alevi örgütü olan AKD’de Genel Merkez Kongresi Mart ayında Ankara’da toplanacak.

AKD Genel Başkanı Engin Gündük, kongre maratonunun sona erdiğini, bazı şubelerde 2-3 listeli seçimlere tanıklık ettiklerini belirterek “ Her kongrede Alevi duruşu gösterildi . Kazanan kaybeden seçim sonrasında bir oldu. Yeni dönemde kadınlarımız, gençlerimiz listelerde yer buldu. Bu sevindirici ama, gelecek kongrelerde bu sayının yükseltilmesi, tüzüksel yaptırıma bağlanması gerek.Bunun çalışmasını yapacağız, kadın ve gençler olmadan yönetim olmayacak. Örgütümüz güçlendi, yeni dönemde hedef büyüttü.’dedi.

2 GÜN KONGRE

Tamamlanan kongrelerimizin ardından AKD GYK, tarihinde ilk kez 2 günlük kongre yapacak. Kongreye ilişkin çalışmalar devam ediyor. Bugüne dek en görkemli kongre gerçekleşecek. Kongre 16-17 Mart tarihlerinde Ankara’da 2 bin 500 oturma kapasiteli Ahmet Taner Kışlalı salonunda yapılacak.

Kongreye Alevi inanç önderleri, Bilim adamları, Büyükelçiler, Sanatçılar, Sendika ve Sivil Toplum Örgütleri, Siyasi partilerin temsilci ve Milletvekilleri, Avrupa Alevi örgütleri, Türkiye’deki Alevi örgütleri, Belediye Başkanları, İl Genel ve Belediye Meclis üyeleri çağrılacak.

ŞUBE BAŞKANLARI
Alevi Kültür Derneklerinin kongreleri sonrasında şube başkanlıklarına şu isimler seçildi:

Adana: Murtaza Moroğlu , Adıyaman: Rıza Tanrıverdi, Afyon: Mustafa Güllü, Akhisar: Hakkı Çamkıran, Aktepe/Tokat: Kemal Çopur , Akpazar/Tunceli:: Hasan Çiçek, Aliağa:Hüseyin Alça, Altındağ:Mehmet Yenisoy, Altınoluk:Hüseyin Altay, Ankara :N.Bülent Gültekin Amasya:A.Ekber Doğan, Antakya:Cemal Ercan, Aydın:Erdal Demir, Bagarası/İzmir:Munzur Küçük, Bandırma: Sevim Dektaş, Bursa:Ali Akça, Erdek:Mahmut Akarca, Bornova:Hüseyin Gül, Buca: Hüseyin Akçay, Burhaniye: Durmuş Türkmen, Mudanya: Recep Aslıkara, Çankaya/Ankara: A.Rıza Yıldırım, Çepnidere/Manisa: Hazma Karayel, Denizli:Erkan Aras, Dikili: İsmail Canpolat, Doganşehir:M.Nedim Yılmaz, Esenyurt:Hüseyin Çam, Gaziantep:Yılmaz Demirdelen,: Göksun/Maraş : Ahmet Aydın, Gölbaşı/Adıyaman: Cafer Koca, Isparta:Sadık Külcü, İnegöl:Zeynep Baltürk, İskenderun:Kemal Soysüren, İslahiye:Gaziantep: Ethem Yılmaz, Eregli/Konya: Kemal Eser, Eregli/Karadeniz: D.Ali Kansu, Maraş:Ünal Ateş, Kadirli:İbrahim Tunç, Karabaglar/İzmir:Duran Özçelik, Kars:A.Haşim Özkıran, Karşıyaka/İzmir:Mehmet Aydın, Keçiören:Gürbüz Demir, Kepez/Antalya:Ağabeydin Özkan, Kemah:Zeynal Karakoç, Kemer/Antalya:Kamer Bilici, Kınık: Serdar Aydoğdu, Kırıkkale:Naci Çelik, Kocaeli:Doğan Demir, Konak/İzmir:Hüseyin Çiçek, Konyaaltı/Antalya:Tahsin Akpınar, Kömür/Adıyaman:Fethi Yuka, Köşk/Aydın:Sırrı Cihan, Kuşadası: Ali Karpuz, Manisa: Sevim Savunmaz, Manavgat:Rahmi Aslan, Mecitözü/Çorum:Muharrem Üçüncü, Menderes/İzmir: İbrahim İbreşoğlu, Mersin:Suat Yıldız, Mezitli/Mersin :Ferdi Koç, Mustafa Kemalpaşa: Servet Yoldaş, Mollaköy/Erzincan:Hasan Boğa, Narlı/Maraş: İsa Keklik, Nazilli:A.Haydar Yetim, Ordu:Tuncay Özenç, Osmaniye:Bektaş Yıldırım, Osmancık/Çorum:Ali Görmez, Özgürler/Konya: Ali Gültekin, Pazarcık/Maraş:Ali Görmez, Salihli:H.Duran Öztaş, Sarıyer:Rıza Çıplak, Seferihisar/İzmir: Ali Bulut, Selçuk/İzmir: Düzgün Çelik, Silifke:C.Necati Üçyıldız, Silivri: Coşkun Aksoy, Sivas:Emine İmren, Soma/Manisa:Aysun Gökçe, Söke:Hasan Çevik, Suluova/Amasya: Satılmış Erkut, Urfa:Yusuf Üçkök, Tekeliören/Tarsus: Niyazi Kaygusuz, Tarsus: Nasır Şerbet, Toroslar/Mersin:Hüseyin Değerli, Kocacık/Tokat:Rafet Salman, Pülümür7Tunceli : Nuri Derin, Urla:Hüseyin Kaymaz, Yaylakonak/Adıyaman:Halil Arslan, Yenice/Mersin:Gazi Kemal Uymaz, Yuvalı/Finike:Hakkı Bulut, Yozgat:Ali Adaş, Zile/Tokat: Selahattin Elden, Zonguldak:Mehmet Kaplan

YENİ ŞUBELER

Geride kalan süreçte AKD ailesine 4 yöreden katılım oldu. AKD örgütlülüğü Konya’da tamamlandı ve Konya şube kuruldu. Yine Konya Ereğli Özgürler’de örgütlenme gerçekleşti ve Özgürler şubesi kuruldu. Aynı şekilde AKD ailesine Tarsus katıldı ve kısa sürede Tarsus örgütlenmesi yapıldı, şube açıldı. AKD, Dersim’de de örgütlendi ve Pülümür’de şube açılışı gerçekleşti.

Savaştırırken eşit, cenazede Sünni!

Kayseri’de Kayseri Alevi Kültür Merkezi Derneği tarafından Hızır Cemi gerçekleştirildi. İl Kültür Müdürlüğü Konferans Salonu’nda yapılan cem öncesinde, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) eski GYK üyesi Rüstem Gümüş ve ABF eski Genel Başkan Yardımcısı Abbas Tan, “Aleviler ve Hızır” konulu söyleşide konuştu.

Rüstem Gümüş, Alevi toplumunun süreç ile ilgili özeleştiri yapması gerektiğini ifade ederek, “Aleviler, Osmanlılardan, Selçuklulardan itibaren, Cumhuriyet tarihi boyunca da asimilasyona uğramıştır. Biz inancımızı özgürce yaşamak istesek de, gizlenmek-saklanmak zorunda kaldık. ‘Okula gidince Alevi olduğunu gizle’ telkinleriyle büyüdük. Bunun sebebi, sistemin ağır baskılarıdır. Süreç şunu gösterdi ki, biz kendimizi gizledikçe, en büyük kötülüğü kendimize yapıyoruz. Eksikliklerimizi kabul etmeliyiz” dedi.

Yunus’un “Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil” sözüne atıfta bulunan Rüstem Gümüş,  “Cenaze törenlerimiz, Alevi inançlarına göre yapılmıyor. Bir Alevi’nin cenazesinin camiden kalkması çok acıdır. Şehit olan Alevilerin cenazeleri bile resmi törenlerle, zorla cemevinden alınıp, camiye götürülmektedir. Laik olduğumuzu iddia ediyorsak; askere alırken, savaştırırken mezhebini sormayan ama cenazesinde mezhepsel ayrımcılık yapan kurumları da sorgulamalıyız” dedi. Gümüş, laik bir devlette olmaması gereken Diyanet İşlerinin kaldırılmasının Alevilerin en önemli talebi olduğunu kaydetti.

‘KÜRT MESELESİNDE DE TARAF OLMALIYIZ’

Alevilerin, ülkede yaşanan sorunlara duyarsız olmaması gerektiğine değinen Rüstem Gümüş, “Türkiye’nin en can yakıcı sorunlarına taraf olamıyoruz. Bunlardan biri de Kürt meselesidir. 72 millete bir bakmaktan söz eden bir felsefemiz ve inancımız var. Ancak, sıra Kürtlere gelince, tutumumuz ve söylediklerimiz engin düşüncemize uymamaktadır. İnancımız, kültürümüz; demokrasiden, barıştan, özgürlüklerden ayrı tutulamaz. Bunlardan bağımsız bir Alevilik mistisizmin içine hapsedilmiş olur ve yok olur” diye konuştu.

Yazar Abbas Tan ise Hızır ve Alevilik üzerine detaylı bir sunum yaptı. “Hızır’ın ne olduğunu, bayramın ne şekilde yapıldığını ne için yapıldığını, Aleviler olarak da tam olarak bilmiyoruz” diyen Tan,  Alevilikte 4 kapının önemini ve Hızır Cem’ini özetledi.  Tan, Alevilikteki ortak üretim-eşit paylaşımın ‘sosyalizm’de de olduğunu ifade etti. Kayseri Alevi Kültür Merkezi’nin düzenlediği panel ve Cem’e, Kayseri Hacı Bektaş-i Veli Derneği Başkanı Kenan Akpınar, CHP Kayseri İl Başkanı Sadık Atila ve Emek Partisi İl yöneticileri de katıldı.

Din dersi zorunlu olamaz

Çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulmasını isteyen ailenin açtığı davada mahkeme E.S.N’nin zorunlu din dersinden muaf tutulmasına karar verdi

Samsun 1. İdare Mahkemesi Alevi Nüzket ailesinin açtığı dava üzerine kızları E.S.N’nin zorunlu din dersinden muaf tutulmasına karar verdi. Mahkeme, zorunlu din dersinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), AİHM kararlarına ile din ve vicdan hürriyetine aykırı olduğunu vurgulayarak “Din dersi zorunlu olamaz” dedi.

Amasya’da yaşayan Erol Nüzket ve Özlem Nüzket, Gümüşhacıköy Anadolu Lisesi 9. sınıfında okuyan Kızları E.S.N’nin zorunlu din dersinden muaf tutulması istemiyle 20 Ekim 2011’de MEB ve Gümüşhacıköy Kaymakamlığı aleyhinde Samsun 1. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

Davayı avukat Kâzım Genç, ücretsiz olarak üstlenerek hukuk mücadelesi başlattı. Milli Eğitim Bakanlığı, mahkemeye gönderdiği savunmada din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin milli eğitimin temel amaç ve genel ilkeleri doğrultusunda revize edildiğini, dinsel eğitim verilmediğini, kişilerin vicdan ve inanç özgürlüğüne müdahale etmediğini savundu.

Mahkeme, 2 yıl süren yargılamasının ardından AİHS, AİHM kararlarına ile din ve vicdan hürriyetine aykırı olduğununa vurgu yaparak E.S.N’nin din dersinden muaf tutulmasına hükmetti.

Kararda, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 12. maddesinde “Türk milli eğitiminde laiklik esastır” ilkesi anımsatılarak “Türkiye’de hâkim olan dinsel çeşitliliğin din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde dikkate alınmadığı, özellikle Alevi inancına sahip topluluğun Türk nüfusundaki oranının çok büyük olmasına rağmen, öğrencilerin Alevi inancının itikat veya ibadet unsurları hakkında eğitim almadığı, 9. sınıfta bu inancın ortaya çıkışında en büyük etkisi olan iki şahsiyetin yaşam felsefesinin öğretilmesinin, bu öğretimdeki gidermekte yetersiz kaldığı değerlendirilmesi yapılmıştır” denildi.

‘Karar örnek olsun’

Baba Erol Nüzket, “Son derece olumlu, istediğimiz yönde ve bizi çok mutlu eden bir karar. Ülkede yaşanan dini baskı ve dayatmalara yönelik ders gibi bir karar. Alevi ailelere önerim, yılmasınlar, haklarını arasınlar” dedi.