Ana Sayfa Blog Sayfa 6436

Hozat Belediye Başkanından CHP’li Hamzacebi’ye Anlamlı Yanıt!

CHP Milletvekili Akif Hamzacabi’nin,Atatürk’ün bilgisi dahilinde asılan  Dersim önderlerinden Seyit Rıza hakkındaki çirkin sözleri tepki toplamaya devam ediyor.Dersim’in Hozat ilçesi Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın yanıtı ise günlerce konuşulacak türden.Konak’ın yazısı şöyle:

Gerçek elbet bir gün Dersim’de de yürüyecek

“Seyit Rıza ve arkadaşları bizim önderlerimizdir. Kimsenin itibarlarını iade etmelerine de ihtiyaçları yoktur. Asıl, Dersim katliamını gerçekleştiren kişilerin bu halktan özür dileyerek itibarlarını alma ihtiyaçları vardır”

Dersim topraklarında yetişmiş herkesin bildiği bir gelenektir: “Bir cemaat toplantısında konuşmanız gerekiyorsa sözü en son siz alın. Zira sizden öncekilerin neler düşündüğünü iyice bir dinleyerek bilin ki, lafınızın da bir hükmü olsun.” Dersim soykırımına dair çoğu zamandan beridir devam edegelen tartışmaları şöyle bir zihnimden geçirdiğimde, nedense aklıma hemen bu söz geliverdi. Bizler, yani bu vahşetin bakiyesinden geriye kalan ‘geleceğin talihsiz çocukları olan Dersimliler’, bugün bile hâlâ o döneme dair konuştuğumuzda, vücudumuzu bir ürpertiye teslim etmekten geri duramamaktayız. 1937-38’de meydana gelenleri ‘her dizenin biraz eksik, her şiirinde biraz yalan olduğu’ bir ülkede dile getirmek dahi, cellatlarımızın boyunlarına asılı duran vebali anlatmaya kâfi değildir. Hele ki, kifayetsiz bir dilin sözcükleriyle yıllardır acınızı anlatmanın dahi çok görüldüğü bir ülkede yaşıyorsanız, söyleyeceğiniz her söz muhataplarınızdan ziyade, yine dönüp, dolaşıp sizi yaralayacaktır. Yaşadıklarımızdan öğrendik ve artık biliyoruz ki, yüzleşmeye açılmayan her kapı en çok da mağdurunu incitirmiş. Boşuna mı demişler, yüzleşmeden hiçbir şey geçmiş olmuyor diye!

İtibar oyun(culuğ)unda solan ‘yeni’ perdeler

Daha birkaç dakika önce okudum. Dünden bugüne vatandaşlarına her türlü zulmü reva gören ‘şanlı cumhuriyetin’ kan denizinde vaftiz edilmiş ‘bir partinin’ çocuğu Seyyid Rıza için konuşmuş: “Olmayan itibarın iadesi diye bir konu CHP gündeminde bulunmamaktadır” (CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi). Bu söz, Dersim soykırımını gerçekleştiren CHP’nin dilinden dökülen ne ilk ne de son lakırdıdır. Böylece A. Hamzaçebi, soykırımın sorumlusu olan CHP’nin ayyuka çıkan dehşetini, günaha yeni bir çağrıyla da taçlandırmış oldu.

Bu davetin en ironik yanı, kendi yakınlarını dahi bu soykırıma kurban veren Kılıçdaroğlu’nun koruyucu kanatları arasında yapılmasıdır. Bu yüzden de, yanlışlarıyla yüzleşmekten sakınan bir partinin, doğru bir hayatı telkin eden arka fon müziğinin maestrosu Kılıçdaroğlu, Hamzaçebi ile ne kadar gurur duysa azdır. Yine de Hamzaçebi’ye hatırlatmakta fayda var, “boşuna çabalamayın, Kılıçdaroğlu’nun CHP için ödün verdiği kendi geçmişinin yanında, sizinkiler devede kulak kalır.” Rüştünüzü ispatlayacağınız yer, bu ülkenin Kürt ve Alevileri için manevi bir değeri olan Seyyid Rıza’nın adına dil uzatmak değildir!

İtibar dediniz ya, en çok da bunu ‘dilinize’ yakıştırmadım. Sizden itibar dilenen oldu mu ki, tutturmuşsunuz bir itibardır gidiyor. Siz itibarı en iyisi, cellatlarına diyet borcunu kendi halkına ihanet ederek yanı başınızda yer alanlara ödeyin! Belki o zaman kendi aranızdaki bu itibar oyununda ödeşmiş de olursunuz! Bizim cellatlarımızdan itibar dilenciliği yapacak ne kirli bir geçmişimiz ne de kültürümüz oldu. Bilmeniz lazımdır ki, herkes kendisinde olmayanı ister Hamzaçebi!

Siyasetin kirli oyunlarıyla acılarımızı devlet masalarına servis edenlerin, ‘yeni CHP’ palavralarıyla bunu marifet belleten işkembe edebiyatı ucuzlukları ancak Ankara’da prim bulur. Daha önce de söylemiştim, yine söylüyorum: “Seyit Rıza ve arkadaşları bizim önderlerimizdir. Kimsenin itibarlarını iade etmelerine de ihtiyaçları yoktur. Asıl, Dersim katliamını gerçekleştiren kişilerin (CHP’nin) bu halktan özür dileyerek itibarlarını alma ihtiyaçları vardır” (Zaman, 28 Kasım).

Yeni CHP demişken, eminim ki bu sözlerinizle, hâlâ sizden medet uman solcu, sosyalist ve sosyal demokratların kulağında oluşturduğunuz ‘küpe koleksiyonuna’ bir yenisini daha eklemişsinizdir! Ama unutmayın sizin o ‘teneke takılarınız’ ancak kendi pazarlarınızda alıcı bulur. Emile Zola’nın da belirttiği gibi “gerçek yürüyor ve onu hiçbir şey durduramayacak.” En çok da siz ve sizin ile aynı fikirde olanların takındığı sahte demokratlık maskesini düşüreceği günler yakındır. Dersim soykırımının inatçı gerçeği daha şimdiden bir sille olarak suratınıza inmişken, sizler hâlâ üç maymun oyunlarıyla kendinizi oyalıyorsunuz. Aynaya bakın diyeceğim ama görmeyen gözler için bu da beyhude bir çaba olacaktır. Kılıçdaroğlu’nda bir katre vicdan kalmışsa eğer “Dersimlilerin, onu kendi ceddi olan Düzgün Baba’ya havale ettiğinin” ne menem büyük bir beddua olduğunu size anlatıversin!

Hamzaçebi’ye bundan sonrası için önerim, Seyyid Rıza’nın onuruna dil uzatmadan önce, onun kim olduğuna dair teferruatlı bir araştırma yapmasıdır. Mustafa Kemal’e hitaben söylediği “senin yalanlarınla, hilelerinle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ben de senin önünde diz çökmedim, bu da sana dert olsun” sözü, bugün her Alevi ve Kürdün ilke edindiği ahlaki bir düstur olmuştur.

Unutmayın ki Hamzaçebi, Seyyid Rıza’yı asmaya gelen İhsan Sabri Çağlayangil dahi onun onurlu duruşuna hayran kalmıştır: “Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti. ‘Evlâdı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir’ dedi. “Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi (…) İhtiyarın bu cesaretini takdir etmekten kendimi alamadım. Asabım çok bozuldu…”

Umarım Akif Hamzaçebi, şimdi neden bir tek ‘onurlu olanların ayakta öldüğünü’ iyice bellemişsinizdir! Çünkü onurlu olmak bir erdem meselesidir.

Diz çökenlere de söyleyecek lafımız yok zaten!

Cevdet KONAK

Dersim-Hozat Belediye Başkanı

Maraş’ı anmak yasak

Maraş Katliamı’nın 34. yılında Maraş’a gitmek için farklı şehirlerden yola çıkan Alevi dernekleri ve siyasi kurumlar polis tarafından engelleniyor. Adana’da gidişin engellenmesi sonucu bir açıklama yapan PSKAD Adana Şube Başkanı Miktad Öztürk, “Bulunduğumuz her yerde Maraş’ı anacağız” dedi.

HABER MERKEZİ- Maraş Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle kente giderek anma yapmak isteyen Alevi kurumları ve siyasi kurumlar engelleniyor. Mersin ve Ankara’da araçlar saatler sonra yola çıkarken, Adana’da araçlar polis engeli sebebiyle yola çıkamadı. Hatay kolunun da gidişine izin verilmedi.

KARAKOLDA BEKLETİLİYORLAR

Malatya’dan yola çıkan otobüsler ise şehir çıkışında durdurularak İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi gerekçe gösterilerek bağlandı. Yola özel araçlarla devam etmeye çalışan kitle tekrar durdurularak Akçalar Jandarma Karakolu’na götürüldü. Karakola götürülen Alevi dernekleri ve siyasi kurum üyelerine GBT ve kimlik kontrolü yapıldı, kitle saatlerdir karakolda bekletiliyor.

ADANA’DA AÇIKLAMA

Anmaya gelmek için Adana İstasyon Meydanı’nda toplanan Alevi dernekleri bileşenleri, KESK ve demokratik kitle örgütleri ise İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi gerekçe gösterilerek yola çıkarılmadı.

Yapılan görüşmelerden sonuç alınamayınca kitle İstasyon Meydanı’ndan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) önüne yürüyüş gerçekleştirerek durumu protesto etti. Yürüyüş boyunca “Maraş’ın hesabı sorulacak”, “Maraş’tan Roboskî’ye adalet istiyoruz”, “Katil devlet hesap verecek” sloganları atıldı.

Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapan PSKAD Adana Şube Başkanı Miktad Öztürk, AKP Hükümeti’nin neden korktuğunu, kitleyi Maraş’a sokmamasının sebebini sordu. Katliama adı karışan kişilerin aklandığını belirten Öztürk, “Maraş Katliamı’ndan sorumlu olanlar bugün AKP’nin vekillerdir” şeklinde konuştu. Öztürk, Maraş’a gidişlerin engellenmesini kınadıklarını belirterek, “Bulunduğumuz heryerde Maraş’ta katledilen yüzlerce canımızı anmaya ve sahiplenmeye devam edeceğiz” dedi.

Antakya’dan yola çıkanlar da Topboğazı mevkiinde jandarma tarafından durduruldu. İki saat kimlik ve GBT kontrolü yapılan kitlenin çıkışına İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi gerekçe gösterilerek izin verilmedi. Alevi Kültür Derneği Antakya Şube Başkanı, burada yaptığı açıklamada, devletin engelini protesto etti, “Maraş’ı bu şekilde unutturamayacaksınız” dedi

Kara Maraş’a Girişler Engelleniyor

Maraş Katliamı’nın 34. yılı dolayısıyla yapılmak istenen anmalar AKP engeliyle karşılaştı.

15 ilden çevik kuvvet getirildi
Başta İstanbul, Adana, Kayseri, Gaziantep, Osmaniye ve Şanlıurfa olmak üzere toplam 15 kentten Maraş’a çevik kuvvet ekipleri geldi. Çevik kuvvet ekipleri Maraş merkez ve çıkışında, İl Jandarma Komutanlığı’na bağla ekipler de Narlı beldesinde anma etkinliğini engellemek için görev almış durumda.

Valiliğin engellemesi protesto edildi
Valiliğin gerekçe göstermeden izin vermemesine karşın anma için Maraş’a gitmeye kararlı olan Alevi örgütleri Narlı ve Pazarcık ilçelerinde durduruldu. İlçelerde bunlar olurken dün geceden kente gelen 200 kişilik bir grup, sabah, Belli Otel’in önünde anmaya izin vermeyen Kahramanmaraş Valiliği’ni kınayan bir basın açıklaması yaptı.

Alevi Bektaşi Fedarasyonu’na bağlı kuruluşlar ve Maraş’taki Alevi dernekleri ile Alevi Bektaşi Konfederasyonu aracılığıyla Avrupa’dan gelenlerin oluşturduğu grup, bu açıklamanın ardından çeşitli illerden gelerek Narlı’da bekleyenlerle buluşmak üzere kent merkezinden ayrıldı. Kentin yerlisi Aleviler ise Gar Meydanı’nda bir süre bekledikten sonra Narlı’ya hareket etti.
Otobüsler durduruluyor
Muhalefet.org’da yer alan habere göre anma için otobüsler durdurulmaya devam ediyor. Maraş Katliamı’nın 34. yıldönümü nedeniyle aralarında CHP Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün, BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ve Maraş Milletvekili Durdu Özpolat, Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu kişinin içinde olduğu çok sayıda araç Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Narlı beldesinde polisler tarafından durduruldu. Ankara, Çorum, Mersin, Adana, Malatya, Sivas, İstanbul, Afyon ve İzmir’den gelen konvoylar bekletiliyor.

Maraş’ta 34. yılı geride kalan katliamı protesto etmek ve katliamda yaşamını yitirenleri anmak üzere Ankara’dan Maraş’a gitmek isteyen otobüslere hareket izni verilmedi.

Konuya ilişkin bilgi aldığımız PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül, uyduruk gerekçelerle araçların engellendiğini belirtirken, otobüs firmalarının da araç verilmemesi için tehdit edildiğini ifade etti.

Polisten evrak eksik yalanı
Ankara’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Batıkent Cemevi önünden Kahramanmaraş’ta yapılacak olan ‘Maraş Katliamı’ anma törenlerine katılmak için yola çıkmaya hazırlanan otobüs polis ekipleri tarafından engellendi.

Uygulamanın kanunsuz olduğunu ve vatandaşların seyahat hakkının gasp edildiğini savunan CHP Milletvekili Levent Gök, isimlerini istediği polislere kimlik kontrolü yaptı. Aracın yapılan kontrolde yola çıkmak için belgesinin eksik olduğunu iddia eden trafik polislerinin yanına giden Levent Gök, polislerin sürücüden aldığı evrakları alarak sürücüye teslim etti. Trafik polisinin oradan gitmesini isteyen Gök’e, polisin yanıtı ise “Emirle geldik. Emirle Gideriz. Emri biz sizden almadık.” oldu.

Polis ekipleri CHP Milletvekili Levent Gök’ün ısrarları üzerine otobüsün evraklarını tekrar kontrol ettirdi. Tekrar yapılan kontrollerde aracın sigorta poliçesinin süresinin dolmadığı ve herhangi bir evrakının eksik olmadığı tespit edildi. Yapılan görüşmelerin ardından otobüsün yola çıkmasına izin verildi. Cemevi önünde toplanan vatandaşlar, otobüsü alkışlarla uğurladı.

Suriyeli mülteciler, güvenlik sorunu ve provokasyon…
ANF’nin haberine göre, otobüslerin toplu çıkışlarına izin vermeyen polis, gerekçe olarak İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in “Suriyeli mültecilerin Maraş’ta oluşu, anma için kente gidecekler için ‘güvenlik’ sorunu ve yasadışı örgütlerin provokasyon yapacağı” iddiasıyla valilere yolladığı genelgeyi gösterdi.

PSAKD, Erenler Derneği ve Alevi Kültür Derneği’nin 34. yılı geride kalan Maraş’ta katliamının yıldönümünde gerçekleştireceği anma etkinlikleri yine bahaneler üretilerek engellenmek isteniyor. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in valiliklere yolladığı genelgeyle Maraş’a gidilecek yerler başta olmak üzere tüm kentlerden Maraş’a gidişlere izin verilmiyor. Gerekçe olarak ise “Suriyeli mültecilerin Maraş’ta oluşu, anma için kente gidecekler için ‘güvenlik’ sorunu ve yasadışı örgütlerin provokasyon yapacağı” ileri sürüldü.

Maraş’a anma etkinliklerine katılmak üzere Ankara’nın Mamak İlçesi’ndeki Tuzluçayır Mahallesi’nde bulunan Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği’nin (AKA-DER) araç kaldırma alanı polislerce ablukaya alındı. AKA-DER’in tek otobüsle Maraş’a hareket edeceği yere gelen Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube ekipleri, İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi olduğu gerekçesiyle otobüsün hareketine izin vermedi.

Polisin, illerden toplu çıkışlara izin verilmeyeceğini bildirmesi üzerine alanda bulunanlar PSAKD’nin kaldıracağı otobüslerle Maraş’a gitmek üzere Yenimahalle ilçesine geldi

Alevilerden CHP’li Cebi’ye Tepki!

CHP Milletvekili Akif Hamza Çebi’nin Seyit Rıza için “CHP nezdinde itibarı yoktur” sözlerine tepki gösteren PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül, “Sen önce politik, tarihi ve kültürel itibar kazan da gel Akif Hamza Çebi” dedi.

ANKARA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kemal Bülbül, CHP Milletvekili Akif Hamza Çebi’in Seyit Rıza için “CHP nezdinde itibarı yoktur” sözlerine tepki gösterdi.

Yazılı açıklama yapan Bülbül, Koçgiri, Dersim, Maraş ve Çorum katliamlarını Cumhuriyetin siyasi iradesinin yaptığını ve Seyit Rıza’yı cumhuriyetin iradesinin idam ettiğini belirtti.

Bülbül, “Biz Alevilerin cumhuriyetin kurucu iradesi olan Türk/İslamcılık ve inkarcılıkla sorunumuz var, bizim onurumuzu ve itibarımızı cumhuriyetin kurucu iradesi bize ihsan etmedi. Aksine onurumuzu, itibarımızı, inancımızı ve temel değerlerimizi elimizden alma politikası yürüttü” dedi.

Bülbül, CHP’li Çebi’ye şöyle seslendi: “Sen önce politik, tarihi ve kültürel itibar kazan da gel Akif Hamza Çebi. Değil Pir Seyit Rıza hakkında yorum yapmak kelam bile edecek durumda değilsin. Türk/İslamcı itibarın senin olsun. Biz katliamcılara inkarcı ve ırkçılara karşı destansı bir mücadele yürütüğümüz için onurluyuz. Sen devşirme aklın, cahil siyasetin ve Türk/İslamcılıktan doğan itibarınla yaşamaya devam et. İtibar devletin olanaklarına sığınarak TBMM kürsüsünde konuşmak değil dar ağacına giderken ‘Ben sizin oyunlarınızla başa çıkamadım bu bana dert oldu. Ben de sizin önünüzde eğilmiyorum bu da size dert olsun!’ demektir.”

CHP Milletvekili Akif Hamza Çebi, TBMM’de yapılan bütçe görüşmeleri sırasında Seyit Rıza için yapılan “İadei itibar” tartışmasında “Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle problemi olanların başkaları nezdinde itibarı olabilir ama CHP nezdinde itibarı yoktur. Olmayan itibarın iadesi diye de bir konu CHP’nin gündeminde bulunmamaktadır” demişti.

Alevi Örgütleri :”Yasağa Rağmen Maraş’ta Anmayı Yapacağız”

MARAŞ- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Derneği, Erenler Kültür Derneği Maraş şubeleri, 23 Aralık’ta yapılacak mitingin yasaklanmasına tepki gösterdi, “Yitirdiklerimizi anmak için saat 13.30’da anmamızı gerçekleştireceğiz” dedi.

Yazılı bir açıklama yapan Alevi örgütleri, “Maraş Katliamı, 12 Eylül darbesine giden sürecin dönüm noktalarından biridir. Madem ki hükümet darbelerle yüzleşmeyi arzu ediyor, o zaman TBMM’de niçin bir araştırma komisyonu kurulmuyor. Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda Maraş Katliamı için özel bir başlık bile açılmaya ihtiyaç duyulmamıştır” diye belirtti.

Her zaman sevgi, barış, hoşgörü ve kardeşlikten yana tavır aldıklarını belirten Alevi örgütleri, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: “Tüm çağrılarımız buna yönelik oldu. Maraş olaylarını anma isteğimizin altında da bu nedenler vardır. Bizim Maraş’ta yaşayan Sünni kardeşlerimizle bir problemimiz yoktur. Biz olaylardan dolayı bu şehrin tüm insanlarını sorumlu görmüyoruz, bizler gerçek suçluların açığa çıkarılarak bu şehrin üzerindeki kara lekenin kaldırılmasını istiyoruz. Bu anlamda yapacağımız basın açıklaması önem taşımaktadır. 23 Aralık’ta bizler gelen misafirlerimizle Maraş’ta gelemeyen kardeşlerimiz bulundukları yerlerde 13.30’da 34 yıl önce kaybettiklerimizi birkez daha anacağız.”

Maraş Katliamı İçin Meclis Araştırılması İstendi

BDP İstanbul Milletvekili Tuncel Maraş Katliamı’nın tüm boyutlarının araştırılması için Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, 19-24 Aralık 1978 tarihlerinde gerçekleşen ve resmi olmayan beyanlara göre 500’e yakın kişinin yaşamını yitirdiği Maraş Katliamı’nın tüm boyutlarının araştırılması için TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

“Katliamların hesabının sorulmamasından bazı çevreler cesaret alıyor”
Önergenin gerekçe özetinde Tuncel, Türkiye tarihinde Maraş, Çorum, Sivas, Roboski gibi pek çok katliamların olmasının daha önce yapılan katliamların hesabının sorulmaması ve bazı çevrelerin bundan cesaret almasından kaynaklandığını belirtti.

“Katliamın sorumluları 34 yıldır bulunamıyor”
Maraş Katliamı üzerinden 34 yıl geçmiş olmasına rağmen sorumluluğu bulunanların ya hiç yargılanmadıkları ya da göstermelik davalarla beraat ettiklerini hatırlatan Tuncel, Maraş Katliamının unutulması halinde farklı kimlik ve inançtaki insanın yönelik tehditlerin artarak devam edeceğinin Roboski Katliamı’nda ve Alevi evlerinin işaretlenmesinde görüldüğünün altını çizdi.

Tuncel, “Maraş Katliamı’nı kimlerin planladığının ve hazırladığının ortaya çıkarılması, hedef olarak Alevilerin seçilmesinin nedenleri, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın öldürüldüğü ve zarar gördüğünü ve sonrasında göç etmek zorunda kaldığının araştırılması, bu katliamın arkasındaki gerçek zihniyetin ortaya çıkarılması” gerekçeleriyle Meclis Araştırması açılmasını istedi

Maraş Katliamında Devlet Safını Belirledi, Anma Yasak

Maraş Katliamının 34’üncü yıldönümünde olayın halen aydınlatılmamış olmasını ve Maraş’ta yapılacak olan anmanın valilik tarafından yasaklanmasını CHP Maraş Milletvekili Durdu Özpolat yaptığı bir basın toplantısıyla protesto etti.

Meclis’te yapılan basın toplantısına Alevi ve Bektaşi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel, Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Kemal Bülbül ve Alevi Kültür Derneği Genel Başkanı Engin Gündük de katıldı.

MARAŞ KATLİAMI DEVAM EDİYOR
Özpolat resmi kayıtlara göre 100’ün üzerinde ölü, 200’ün üzerinde yaralının olduğu ancak gerçek kayıtlarda bu sayının binleri bulduğunu ifade ederken, asıl katliamın faillerin yargının önüne getirilememesi olduğunu dile getirdi. Katliam sırasında kendisinin de orada olduğunu belirten Özpolat, dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in “sıkıyönetim ilan edilmesi için üzerimde çok baskı var” dediğini de aktardı. Konuya ilişkin çok sayıda soru önergesi ve araştırma önergesi sunduklarını ancak hiçbirine yanıt alamadıklarını söyleyen Özpolat, “34 yıl önce orada bir katliam yaşandı, şimdi de bu katliam hükümetin anmaya izin vermemesiyle sürüyor. Anmaya bile tahammül edemeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız” dedi.

Devletin olayı üzerini örttüğüne değinen Özpolat, yıllardır aynı senaryonun Madımak’ta, Malatya’da, Çorum’da devam ettiğini, buralarda da var olan sis perdesinin tıpkı Maraş’ta olduğu gibi aralanmadığını belirtti.

Açıklamada konuşan Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Kemal Bülbül devletin cemevlerini ibadethane olmaktan çıkaran açıklamasını hatırlatarak hem AKP hükümetine hem de Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e “siz yalnızca Hanefilerin hükümeti ve meclis başkanı mısınız, aksi ise nasıl Alevileri yok sayan açıklamalarda bulunursunuz” diyerek seslendi.

KATLİAM ÖRTBAS EDİLİYOR
Maraş anmasının yasaklanmasına tepki gösteren Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel, katliamın örtbas edilmeye ve Maraş’ın Alevilere yasaklı şehir haline getirilmeye çalışıldığını söyledi. Özel, hükümetin Maraş katliamı arşivini açmasını, Maraş, Çorum, Sivas ve Dersim katliamları için Meclis komisyonları kurmasını istedi.

Alevi Bektaşi Federasyonu, 23 Aralık’ta Maraş’ta yapılması planlanan anma programına izin verilmemesini, Meclis Dikmen Kapısı önünde protesto etti. Yapılan basın açıklamasına birçok CHP’li ve BDP’li vekil de destek verdi.

Eylemde basın açıklaması yapan Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel, Maraş katliamının üzerinden 34 yıl geçtiğini hatırlatarak, hala sorumluların cezalandırılmadığını anımsattı.

Katliamda kaybedilenlerin anılmasına dahi izin verilmediğini ifade eden Özel, böylece Maraş katliamın üstünün örtülmeye çalışıldığını söyledi.

Özel, Maraş Valiliği’nin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Alevi Bektaşi Federasyonu’nun anmaya ilişkin başvurusunu reddettiğini belirterek, “Maraş’ın acısı Çorum, Sivas, Dersim gibi olanca tazeliğiyle kanıyor. AKP hükümeti de tıpkı valileri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi, Alevilere nefretle bakıyor ve katliamlarda kaybettiğimiz canlarımızı anmamızdan rahatsız oluyor. Bir kente giriş tümden yasaklanıyor. Geçen yıl Sivas’ta ve Maraş’ta katılıcıların üzerine biber gazı sıkan, madımak Oteli’nin önünü anmalara kapatarak katliamın arka planını gözlerden kaçırmaya çalışan hükümetin, anma hakkımızı engellemesi, hak ve özgürlük ilkeleriyle çelişiyor” diye konuştu.

Asimilasyonda ısrar

TBMM Başkanlığı asimilasyonda ısrar ediyor

Hacı BektaşKülliyesindeki Camiyi asimilasyoncu ecdadınız yaptırttı

Tunceli (Dersim) Milletvekili Hüseyin Aygün tarafından 07.05.2012 tarihinde Meclis Başkanlığından Meclis bünyesinde Alevi inancına mensup insanların ibadetini yapabilmesi amacıyla bir Cemevi yapılmasını talep etmiş ve talep Meclis Başkanlığınca ret edilmiştir. Bu ret cevabının iptali için Hüseyin Aygün Ankara 6.idare Mahkemesinde dava açmıştır. TBMM Başkanlığı bu davaya ilişkin cevaplarını göndererek davanın reddini talep etmiştir.

TBMM Başkanlığı cevabında;

1-   Diyanet İşleri Başkanlığının sadece Sünni-Hanefiİslam inancına değil bütün İslam inancına hizmet ettiğini,

2-   Aleviliğin müstakil bir Din olmadığı ve İslam’ın bir yorumu olduğu, İzmir 11.Asliye Hukuk mahkemesine Sinan ışık tarafından açılan ve nüfus cüzdanının din hanesine Alevi yazılması talebinin benzer nedenle ret edildiğini,

3-   İslam’ın tek bir ibadethanesinin bulunduğu bununda Cami-mescit olduğu, Tekke ve Zaviyeler kanunu nedeniyle de Cem evlerinde ibadet etmenin yasak olduğunu,

4-   Zaten Alevilerin ibadetini camide yaptığını bu nedenle de Hacı Bektaş Veli külliyesinde cami bulunduğunu,

Bu nedenlerle de Cemevi diye bir ibadethane olmadığı, Alevilerin de ibadethanesinin Cami olduğunu söylemektedir.

TBMM Başkanlığı yalan söylemektedir.

1-   Alevilerin Diyanet İşleri Başkanlığından hizmet almadığını, almak istemediğini, çünkü Diyanetin sunduğu dini hizmetlerin Alevi inancına uygun olmadığı cümle alem tarafından bilinmektedir.

2-   İzmir 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin Nüfus Cüzdanlarındaki Din hanesi kararı AİHM tarafından davacı lehinde sonuçlanmıştır. Sizin asimilasyoncu adaletiniz AİHM de mahkum olmuştur.  TBMM Meclis Başkanlığı AİHM kararlarınıtanımadığını ilan etti de biz mi duymadık.

3-   Cem evlerinin ibadethane tanımı dışında tutulması Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile değil Bülent Ecevit Başbakanlığında Bakanlar Kurulu kararıyla olmuştur.

4-   Hacı Bektaş Külliyesindeki Cami, Alevi –Bektaşiler üzerindeki asimilasyon politikalarının başladığı ve Alevi-Bektaşi köylerine zorla cami yaptırma politikasının ilk uygulanmaya başladığı ecdadınız II.Mahmut döneminde yapılmıştır. Caminin yapım tarihi 1834 tür.

Siz ecdadınızın asimilasyon politikalarınıaynen uygulamayı kendinize misyon olarak görseniz de biz de ecdatlarımız gibi o caminin ve onun gibi Alevi köylerindeki Camilerin asimilasyon amaçlı zoraki yapıldığını unutmayacağız.  Zira HacıBektaş anma etkinliklerine on binler katılırken, on binler pirlerine niyaz etmek için uzun kuyruklar oluştururken o esnada vakit namazlarını kılmak isteyenlerin girdiği o asimilasyon camisinde sadece 3-5 kişinin olduğunu da görebilirsiniz. Gözünüz ve gönlünüz kör, vicdanınız sağır değilse…

Kamuoyuna saygıyla duyurulur

Saygılarımızla

Ali Kenanoğlu

Başkan

Sürgü’de Alevilere Türban Baskısı

Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü Beldesinde bulunan Çok Programlı Lisede okul müdürlüğünün kız öğrencilere ücretsiz türban dağıtarak, başı açık kız öğrencilere de türban takmaları konusunda baskı uyguladığı iddia edildi.

Geçtiğimiz Ramazan ayında Alevi bir aile ile davulcu arasında davul çalma konusunda çıkan gerginliğin uzun süre devam ettiği Sürgü beldesinde bu kez de lise öğrencilerine ücretsiz dağıtılan türbanın tüm kız öğrencilere zorla taktırılmaya çalışıldığı ileri sürüldü.Konuyla ilgili bir açıklama yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Malatya Şube Başkanı Ali Ekber Baytemur, geçtiğimiz günlerde sendikal bir çalışma için beldeye gittiklerini ve bu durumun dikkatlerini çektiğini belirterek, “kız öğrencilerin büyük bir bölümünün lacivert renk başörtüsüyle (türban) derslere girdiğini tespit ettik. Yapılan öğretmen, öğrenci ve veli görüşmeleri sonucunda okul müdürlüğü tarafından bu başörtülerinin öğrencilere ücretsiz dağıtıldığı, öğrencilerin başörtüsüyle derse girmesini özendirici çalışmalar yapıldığı tespit edildiBaytemur, bazı öğretmen ve yöneticilerin bu konuda itiraz ve eleştirileri yapmalarına rağmen Okul Müdürünün bu uygulamayı ısrarla devam ettirdiğini ve öğrencilere siyah, bordo, lacivert renk seçenekleri sunarak bunlar arasından lacivert renk başörtüsünün derslerde takılmasına karar verdiğini ileri sürdü. Baytemur’un bir iddiası da öğrencilere alınan başörtülerinin paralarının erke öğretmenlerden toplandığı. İddiaya göre Okul Müdürü okuldaki erkek öğretmenlerden 50 lira bağış topladı be bağışın nerede kullanılacağını soran öğretmenlere ise ‘Yakında görürsünüz’ şeklinde yanıt verdi ifade edildi.
“BAŞI AÇIKLAR OLANLAR, TÜRBANA ZORLANIYOR”

Okul müdürünün yaptığı uygulamalarla yetinmediğini, başı açık olan kız öğrencilere baskı yaparak, başörtüsü takmalarını istediğinin de veliler tarafından ifade edildiğine dikkat çeken Baytemur, bu baskılar sonucu bazı kız öğrencilerin başlarını örttüğü yönündeki ifadelerin dikkatlerden kaçınılmaması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

“SÜRGÜ OLAYLARINDAN DERS ALINMAMIŞ”

“Veliler ve öğrenciler sene başında seçmeli derslerin tercihi sırasında okul müdürlüğü tarafından belirlenen seçmeli dersleri seçmeye zorlandıkları ve seçmek zorunda kaldıklarını söylemeleri 4+4+4 eğitim sistemine yönelik eleştirilerin haklılığını bir kez daha kanıtladı. Ayrıca hatırlanacağı gibi bu yıl ramazan ayında Sürgü’de oruç tutmadığı gerekçesiyle bir ailenin evi saldırıya uğramış, Sürgü’de uzun süre ve hala süren bir gerginlik yaşanmıştı. Bu konuda başta İl Milli Eğitim Müdürü, Doğanşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yaşanan bu gerginlikleri gidermek için okullarda gerekli önlemleri almaları noktasında Eğitim Sen tarafından uyarılmışlardı. Ancak yaşananlar gösteriyor ki bu uyarılar da kulak ardı edilmiştir. Sürgü’de yaşananların tesadüfi olmadığı, bu ve benzeri uygulamalardan cesaret alan yönetici ve insanların bilinçli çabalarının bir sonucu olduğunu o gün birçok kurum açıklamıştı. Bugün bunun doğruluğunu Sürgü Çok Programlı Lise’ de görmekteyiz.”

“HER YERDE TÜRBAN TEŞVİK EDİLİYOR”

Türban konusunun sadece Sürgü Beldesinde olmadığını Malatya’daki bütün okullarda görmezden gelindiğini iddia eden Baytemur, “Kılık kıyafet serbestliği gibi olumlu bulduğumuz düzenlemelerin arkasında, AKP hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim kurumlarına dini sembollerin girmesini sağlayan uygulamaları hedeflediği açıkça ortadadır. Sürgü Çok Programlı Lise’de yaşananlar istisna değildir” şeklinde konuştu.

“CHP Alevi Partisi oldu” yaygarası ve gerçekler.

Binali EFE 

CHP’de Alevilerin sayısı hangi kriterlere göre belirlenir…

CHP’nin Genel Başkanlık dönemlerini kıyaslayacak olursak Deniz Baykal dönemi Alevilerin Milletvekili, MYK ve Parti yönetiminde en fazla temsil edildiği gün gibi aşikâr. Buna göre Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nundöneminde CHP Alevi partisi oluyor demek mertlik değildir…

Hayretler içindeyim!

Ülkemizde bunca dert ve problem varken,

Komşularımızla savaşa girmemize ramak kalmışken,

Hapishaneler ilim ve bilimcilerle dolup taşarken,

Dünya ülkeleri vatanımız üzerinde sinsi emellerini gerçekleştirmek için Türk-Kürt savaşını sürdürürlerken,

Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmanın keyfini yaşarlarken,

Alevi Sünni,Kürt Türk gerginliği için çaba harcanırken,

Cumhuriyet ilkeleri tarihinin en tehlikeli dönemecine gelmişken,

CHP’de Aleviliği kaşımak, gelecekte ümmetçi özleminde olanların emellerine hizmet etmek değil midir?

‘Ağacın kurdu içinde olur’ deyimi tamda solcu geçinenler için söylenmiş gibi.

Bir asra yakın geçmişi olan partinin başına ilk defa bir Alevi ‘Genel Başkan’ oluyor, bu en çok da CHP’li geçinenleri yoruyor…

“CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu “Alevi” ya, Antalya’da atanması düşünülen belediye başkan adayları da hep “Alevi” mi olacak diye düşünüyorum” diye yazıp sonra da “Şaka…” diye yazının sonunu getirmek sanki bilinçaltı bir kompleksin dışa vurumu gibi…

Bu yazıyı önemseyip yazıya dökmeye bile utanıyorum ama bu yerel ve ulusal bir çok gazete yazarının ucundan kıyısından değindiği bir konu…

Alevilere aba altında sopa gösterdikten sonra “şaka yaptım” demek hiç de inandırıcı ve samimi değil.

Aleviler içinde de son derece donanımlı ve tecrübeli, görgülü, bilinen, tanınan, belediye başkanlığı veya başka mevkilerde görev yapabilecek birçok kişi vardır, bunlar şimdiye kadar CHP’de vazife almışsa CHP’de bu mevkilere gelmelerinde ne sakınca olabilir.

CHP’de seçme kadar seçilmekte bir haktır.

Evet, bir yaygaradır gidiyor, ‘CHP Alevilerin partisi oldu’ diye…

Nedeni de, Genel Başkanın Alevi oluşu.

Soralım böyle düşünen densizlere?

Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Deniz Baykal ve diğer Genel Başkanlar Alevi miydi?

O zaman Aleviler bu partiye ‘Sünni Partisi’ yaftası mı yapıştırdılar?

Hayır.

Sandık önlerine konduğu zaman Atatürk ilke ve inkılaplarına, demokrasiye ve Cumhuriyet’e sevdalarından gidip gönül rızasıyla oylarını CHP’ye verdiler.

Birileri ne derse desin, nasıl işlerine geliyorsa öyle isim taksın, hatta rakip partilerin ekmeğine yağ sürecek yazılar düzsün, CHP demokrasiye inananların kitle parti olmaya devam edecektir.

Aksisini düşünmek dahi sol görüşe ihanet, Alevilere hakaret sayılır.

CHP’ye güvenen demokrasiye inanan hiçbir Sünni partilinin böyle sapık düşüncesi olamaz olmamalıdır. Yarası olan gocunsun…

Ülkemiz hiçbir ayrım yapmadan ve ayrıştırmadan demokrasiye inanan tüm insanların omuzlarında yükselerek ilelebet yaşayacaktır.

Şimdi şu rakamlara dikkat edin…

Erdal İnönü’nün Genel Başkanlığı döneminde 1987 yılında önseçim ile genel seçime giden SHP’de, 99 milletvekilinin içinde 33 milletvekili Alevi’dir.

 

Erdal İnönü’nün Başbakanlığında 1991 genel seçiminde SHP’den seçilen 88 milletvekilinin 27’si Alevi’dir.

Deniz Baykal’ın Genel Başkanlığında 1995 seçimlerinde seçilen 49 milletvekilinin 22’si

Alevidir.

PM nin 60 kişinin en az yarısı Alevi’dir.

14 kişilik MYK’nın en az yarısı Alevi’dir.

Deniz Baykal’ın Genel Başkanlığında 2002’de yapılan genel seçimde CHP’den seçilen 177 milletvekilinin 22’si Alevi’dir.

Deniz Baykal’ın Genel Başkanlığında 2007 de yapılan genel seçimde 112 milletvekilinin 21 tanesi Alevi’dir. (DSP’li Milletvekilleri ayrıldıktan sonra) CHP’de kalan 98 vekilin içinde seçilen 14 kişilik MYK içinde 6 Alevi görev aldı.

Dikkatle incelendiğinde 1987 ve 1991 seçimlerinde Milletvekillerinin üçte biri,1995 seçiminde nerdeyse Milletvekillerinin yarısı alevidir.

Şimdi Alevi Genel Başkan’ın dönemine bakalım.

Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığında 22 Mayıs 2010 kurultayında oluşan 80 kişilik PM içinde sadece 11 Alevi vardır.

Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığında 12 Haziran 2011 yılında yapılan genel seçimde seçilen 135 milletvekilin yalnız 21 i Alevi’dir.

Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığında 17 Temmuz 2012 Kurultay sonrası parti meclisindeki 60 kişilik listesinde 5 Alevi var olmasına karşın Durdu Özpolat ve İlhan Cihan Er listeyi delerek girme başarısı göstermiş ve Alevi sayısı 7 ye yükselmiştir.

Dikkat!

Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığında MYK da bulunan 19 kişinin sadece 2 si Alevi’dir.

Görüldüğü gibi Kıçdaroğlu parti yönetimlerinde ve milletvekili sıralamalarında Alevilere değil Sünnilere daha fazla seçilme imkânı vermektedir.

Kılıçdaroğlu CHP’yi Alevileştiriyor demek insafsızlıktır.

Kılıçdaroğlu’nun tek derdi vardır, o da CHP ile Türkiye demokrasini güçlendirmek, iktidara yürümek, bu aynı zamanda Türkiye’deki Alevilerin ve Aleviler gibi düşünen demokrasi âşıklarının da tek derdidir…

CHP’nin Genel Başkalık dönemlerini kıyaslayacak olursak Erdal İnönü ve Deniz Baykal dönemi Alevilerin Milletvekili, MYK ve Parti yönetiminde en fazla temsil edildiği gün gibi aşikâr.

Buna göre Partinin Baykal döneminde Aleviler daha çok şanslı olduklarını gün gibi aşikar değil mi?.

12 Haziranda 2011 yılında genel seçimlerde almış olduğu 11 Milyon oyun 8,5 milyonunu Alevilerin verdiğini biliniyor.

Bu aritmetiğe göre;

Alevilerin CHP’nin her kademesinin en az dörtte üçünde temsil edilmesi gerekmez mi?

Buna rağmen Aleviler ses çıkarmazken, CHP içinde solcu görünen ama aslında şoven ve ihanetçi olan bir takım kişilerin yıkıcılık faaliyetleri parti içindeki gönüllü demokratları asla yıldırmayacak.

Aleviler daha önce de bu partiye oy veriyorlardı, yine vermeye devam edecekler,

Ve CHP, bölüneceği umudunun tam tersine, güçlenerek büyüyecektir.

Önemli olan CHP Genel başkanının Alevi veya Sünni olması değil önemli olan partiyi güçlendirerek iktidara taşımasıdır.

Bu böyle biline,

Herkes haddini bile…