Ana Sayfa Blog Sayfa 6449

Erdoğan’ın maceraları ve sonuçları

Çocukluğumun bir kesimi ve ortaokul-lise yıllarım Antep şehrinde geçti, Anteplilerin kendilerine özgü ilginç deyimleri var. Bunlardan birisi var ki, Erdoğan iktidarına tam uyuyor. Birileri olmayacak şeyler yaptığında Antepli şöyle der “hele şuna bak boyuna posuna bakmadan b.kuyla gülle oynuyor”. Evet bugünkü AKP iktidarında boyuna posuna bakmadan kendi pisliği ile gülle oynuyor. Bu vasıtayla da pisliğini etrafına da bulaştırıyor.

Erdoğanın ağababaları onu öylesine şımartmışlar ki, kendi evine bakmadan bölgedeki her olaya müdahil olmaya çalışıyor. Türkiye’nin iç sorunları boyunu aşmışken, bunları çözmeye çalışmadan komşularındaki iç çatışmalara müdahil olmaya kalkıyor. Erdoğan bölgenin süper gücü olmaya oynuyor, ancak gerek devlet adamlığı tecrübesi, gereksede bilgi birikimi ve siyasi çapı buna yetecek düzeyde değil. Her ne kadar kendisi ustalık dönemini yaşadığını söylese de, gerçeklikte kendisi de bir çırak olan Fetullahın çıraklığından kurtulabilmiş değil. Fetullah Batılı güç odaklarının çırağı, Erdoğanda dolayısıyla çırağın çırağı daha.

Bakın kendisi Fetullaha dön çağrısı yapınca Hoca hemen açıklama yaptı. Şu an gelmeyi düşünmüyorum, çünkü gelişim kazanımlarımızı tehlikeye sokar dedi. Yani Erdoğandan akıllı olduğunu gösterdi. Aynı zamanda nazik bir şekilde bu dön çağrısını red ederken, Erdoğan’a da haddini aşma senin çağrınla mı döneceğim demek istedi aslında. Fetullah’ın tek görevi Türkiye yi ılımlı İslam çizgisine çekmek değil, bunun yanında aslında bir bütün olarak radikal İslam çizgilerini güçten düşürerek,İslamı batılı güçlerin hizmetini yapacak bir ılımlı çizgiye çekmektir. Bugün Türkiye bu çizgiye gelmiştir. Şimdi sıra diğer İslam ülkelerinde, arap baharıgirişimi de aslında bu amaçla sahneye konmuştur. Ancak batılı güçlerin istediklerinin olup olmayacağı hala belirsizdir.

Arap baharıyalanı çok kısa sürede ortaya çıktı, dikta iktidarlarının yıkıldığı hiçbir ülkede vaad edilen demokratik iktidarlar kurulamadı, İslamcı partiler güçlendi, çoğunda şeriat yasalarıuygulamaya sokuldu. Tabi tüm bunlar belkide radikal İslamcı hareketlerin elindeki silahları almak amaçlı olabilir ve Müslüman Kardeşler hareketleri başını ABD’nin çektiği batılı egemenlerin emrine süreç içinde girebilir. Görünen o ki, batı bu oyunu oynamayısürdürmektedir. Bölgede Şii hareketin etkisini azaltma ve Sünni İslam eksenliılımlı İslam modeli uygulamasında ısrar edilmektedir.

Bugün Erdoğan’ın Suriye yönetimini devirme oyununda aktif rol alması da, Suudi önderlikli bölge Arap ülkelerinin İran ve Suriye’ye tutum almasının altında yatanda bu amaçta gizlidir. Bölgede Şii önderlikli değişim hareketlerinin Sünni iktidarlar tarafından kanla bastırılmasına seyirci kalan ABD önderlikli batılı güç odakları, sıra İran, Lübnan ve Suriye’ye geldiğinde, dün kendileri tarafından kanlı terör örgütü olarak adlandırılan Müslüman Kardeşler örgütlerini desteklemekten geri durmuyorlar.

Batılı güçlerin bölgedeki enerji kaynaklarını denetim altına almak için her yöntemi mübah gören anlayışı bugün alenen ortadayken, hala bölgede yaşanan müdahaleleri ilerici, demokratik değişimler olacak, diktatörler yıkılacak, insan hakları ihlalleri ortadan kalkacak diye destekleyen bazı sol çevrelerin göremediği gerçekler ortada değil mi? Bir yandan Erdoğanın kurmaya çalıştığı sivil diktatörlüğe karşı mücadele ettiğini söyleyeceksin, öte yandan onun bölgemizde desteklediği batı yanlısı oyunlarıgörmezden gelip aynı çizgiden saldırı yapacaksın. Bu büyük bir çelişkidir.

Ancak gerek batılı güçlerin, gerekse de bölgedeki işbirlikçilerinin akıllarından çıkardığıbir şey var. Artık ne kadar medyayı kontrol etseler de, bir iletişim çağı olan günümüzde, uzun süre gizli amaçları gizleyerek halkları aldatmanın olanaklarıortadan kalkmaktadır. Artık her türlü olaydan tek tek her birey anıında haberdar olmakta ve iletişim araçları aracılığıyla tepkisini dile geritebilmektedir. İnternet yoluyla yapılan çağrılarla bile binlerce insan bir araya gelerek tepkilerini anında koyabilmektedir.

Yine gelelim Erdoğan’ın yeni maceralarına, düne kadar kadim dost dediği Esad’ı devirmek için uçak dahil her aracı kullanmaya başladı.Ancak ilk uçak denemesi başarısız oldu. Bakalım şimdi ne tür bir maceraya girişecek. Arapların liderliğine oynadı, ancak bu hevesi kursağında kaldı. Dışarda liderlik hevesine kapılan Erdoğan, içeride son hesapsız söylemleri ile irtifa kaybetmeye başladı, düşüşe geçti. Oyları yavaş ta olsa düşüşe geçti. Elini attığı hiç bir iç sorunu çözemedi. Adeta hepsinde başa döndü. İşte Kürt açılımı ve sonuçları, işte Alevi açılımı ve sonuçları, asıl amaç çözüm olmayınca gelinecek nokta burasıdır. Amaç tüm ötekileştirilmiş toplumsal kesimleri asimile ederek tek tipleştirmeye devam etmek olunca sonuçları da bu oluyor. Çünkü dünyanın da, Türkiye’nin de dünküşekliyle yönetilemeyeceği gerçeğini unutuyor Erdoğan, iktidar nimetleri onun gözünü kör ediyor ve bu körlükle gidip beton duvarlara tosluyor.

Anteplilerin deyişiyle artık AKP iktidarı “ kendi b.kuyla gülle oynuyor” ve Kürtlerin deyimi ile de “lıser tırbe xa de lizi”. Yani Türkçesiyle bu iktidar artık “mezarının üstünde oyun oynuyor” öleceğinin farkında değil. Sağa sola saldırmaya başladı. Fetullah Hocasıyla önce bir güç denemesine girişti. İkisi de beceremeyeceğini anlayınca başkaları aramıza fitne-fesat, nifak sokuyorlar diyerek, dışlarındakilerini suçlamaya başladı. Bu gidişle ABD’nin kendisi dikensiz gül bahçesi yapmak istediği ortadoğu da, Erdoğan’ın 2023’e kadar iktidar hesapları da tutmayacağa benziyor. Yaşayan görecek, hızlı yükselenlerin, hak edilmemiş iktidarların, ne kadar kolay kaybedileceğine de şahit olacaktır. Bunun er ya da geç olması tamamen iktidar karşıtı güçlerin örgütlenme düzeyine ve mücadele azmine bağlıdır.

 

2 Temmuz Sivas Katliamı, Alevi İnanç Katliamıdır

BASIN AÇIKLAMASI

2 Temmuz Sivas Katliamı, Alevi İnanç Katliamıdır.

2 Temmuz, Alevi Kültür Katliamıdır.

2 Temmuz, Demokratik İnsanlığın Katliamıdır.

2 Temmuz ,Demokrasiye gönül veren aydın ve sanatçı katliamıdır.

2 Temmuz, gencecik bedenlerini insanlık için dara çekerek ateşde semah dönen mahsumpakların katliamıdır.

2 Temmuz Sivas Katliamı, İnsanlığın Katliamıdır.

İnsanlık suçlarında zaman aşımı olamaz.

Bu katliamda rolu olan herkesin yargılanıp hak ettiği cezayı alıncaya kadar insanlık vicdanı kanayacakdır.

Bunun için bizler, sadece alevi davası olarak değil, tüm insanlık davası olarak gördüğümüz bu katliamın, hesabı sorulana dek her alanda mücadeleye devam edeceğiz.

Sivas Katliamının 19 yıl sonra sonuçlanan mahkeme kararında anlaşılacagı gibi, bu katliam, TC nin derin devlet güçleri ve bu güçlerin cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kulandıkları Topal Osmanların, Hizbulkontraların, Jitemlerin, Genarallerin iyi çocukları ve AKP nin dindar çocuklarının ortak bir suçudur. Bu suç insanlıga karşı işlenmişdir.

Çünkü Sivas da katledilenler sadece Alevi değildır. Türkiyenin Demokratik Vicdanı ve kimliğidir. Aydınlık yüzü ve düşünen beynidir.

Katledilen: Müzikdir, Şiirdir, Romandır, Dansdır, Raksdır, Ozandır, Semahdır, Tiyatrodur.

Sivasda Katledilen İnançdır, İmandır, Sevgi ve Aşkdır.

Sivasda Katledilen Kalemdır, Kitapdır, Düşüncedır.

Tüm bunları katleden karanlık zihniyetin temsilcileridır.

İnkarcılardır, Irkcılardır, Dini kullanan bezirganlardır. Dini kinine alet eden kindar dindarlardır. Bu zihniyetin temsilcilerinı bin yıllık tarihden tanıyoruz ve nefretle lanetliyoruz.

Sivas Katiamı, Ergenekoncuların-Hizbullahcıların el ele birlikte yaptıkları bir katliamdır.

Bu katliamın sorumlularının bir kısmını görüp, diğer kısmını göremiyen Aleviler ve kurum temsilcileri, o dönemin tüm katliam ve saldırılarını birlikte değerlendire- bilirlerse; örneğin Hizbullahın Kürtlere yönelik vahşeti, Trabzondaki Papazın katli, Malatyadaki incil basan yayın evi katliamı, Danıştay saldırısı ve Hrant Dinkin katli gibi tüm bunlar sivas katliamcıların marifetleri arasındadır.

Aleviler, dindar ve kindar çocukların temsilcisi AKP ye karşı söylediklerini, iyi çocukların temsilcisi Ergenekonculara ve derin devletin aklı Ulusalcı Kemalistlere de söylemelidır.  Çünkü bu katliamların tümü aynı merkezden planlanıp farklı figüranlara havale edilmiştır.

Amacı TC nin tekci ideolojisi olan Türk ve İslam kimliğine uymayanların tasfiyesi ve eritilmesidır. Bu sadece islamcıların değil, aynı zamanda Türk ırkcılarınında birlikde yaptıkları katliamlardır. Şimdi gelinen aşamada Türk- İslam projesinin patronları el değiştirmiştir.

ABD nin de desteğiyle Ortadoğuda değişen siyasal konjuktüre uygun olarak, Türkcülerin yerine İslamcı- türkcülük geçmişdir.

Sünni İslamın temsilciğini yapan ve AKP şahsında temsil edilen Cemaat ve Tarikatlar 1980 Askeri darbesinden sonra adım adım hazırlanarak nihayet 2000li yılarda iktidara taşınmış ve başda demokratik Kürt hareketi olamak üzere, Alevilere, demokratlara, sivil toplum kurumlarına, Türkiyin demokrat ve sosyalist kesimlerine karşı vahşet dolu bir katliam ve sindirme politikası uygulanmış ve nihayet dindar çocuklar Türkıyenin yeni siyasi patronları olmuşlardır.

Bütün devlet kurumlarını, yargı, yasama, ordu, basın ve diğer tüm kurumları istediği gibi dizayn ederek, siyasi iktidarın kontrolünü ele geçirerek, zaferlerini ilan etmişlerdir.

Türk- İslam Sentezi olarak bilinen devlet ideolojisi ve siyasi projesini yeniden rutuşlayarak İslami-Türkçülük olarak her alana dayatmaktadırlar. Bu projeye uymayan alevi inanç  felsefesi, kürt kimliği ve diğer etnik ve inanç kültürlerinin asimilasyonu ve eritilmesinden vaz geçilmemiştir.  Hatta türkcülük propandası türkiyenin sınırları dışına taşınarak birçok ülkede türkcülük okuları ile bu politika yurt dışınada Cemaat okuları aracılı ile taşınmıştır.

Ankaradaki uluslararası Türkçe Olimpiyatları yarışması en bariz örnektir.

Alevi toplumu ve temsilcileri şunu iyi görmelidirler. Artık Orta doğuda dini kimlik üzerinden yürütülmek istenen bir savaş ve çatışma sürecinin eşiğine  gelinmişdir. Bu savaşın esas avantajlarını batılı devletler paylaşsada, bunun kısmi avantajlarına ortak olmak ve pay almak isteyen TC de bu yeni politikanın aktif olan bir partneri olmuşdur.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi sünni islam devletlerin başını çektiği güçler ile Şii kimlikli İran, Suriye ve bölgenin diğer şii gruplarıya dinsel kimlik üzerinden belki de onlarca yıl sürecek bir savaşa doğru adım adım yaklaşaktadırlar. Bunun Alevilere getireceği katliamdır.

Bu politikanın en azından, Türkiyede boşa çıkarılması için Alevi toplumu demokratik Kürt hareketi, tüm Türkiyenin demokratik kesim ve kurumları, sosyal demokratlar, Sosyalistler ve Devrimciler güç birliği yapmak zorundadır. Ancak bu güç birliği ile bu gerici yobaz ve emperyalist uşakları geriletilip, bu plan boşa çıkarıla bilinir.

Sivas şehitleri şahsında, tüm insanlık davası şehitlerini saygı ile anıyoruz. Mücadelemizin özgür bir geleceğe vesile olması niyetiyle ;

Yürü bre hızır paşa, seninde çarkın kırılır.

Güvendiğin padişahın, onunda tahtı devrilir.

diyen Pir Sultanların davası için bu Yezid rejiminden hesap soralım.

– Sivas davasında zaman aşımını tanımıyoruz.

– Alevi İnanç kimliğine anayasal güvence istiyoruz.

– Alevi İnanç kurumlarının resmen tanınmasını istiyoruz.

– Mecburi zoraki din derslerine hayır diyoruz.

Bunun için bir olalım,diri olalım,sonuç alalım.

Demokratik Alevi Federasyonu

30.06.2012

Madımak Katliamının 19. Yılı İçin Teşekkürler

TEŞEKKÜR MESAJI;

MADIMAK KATLİAMININ 19. YILINDA, HAK İLE HAK OLAN 33 CANIMIZI VE PİR SULTAN ABDAL’I “EL ELE EL HAKKA” İNACIYLA BİRLİK OLARAK ANAN DOST/MÜSAHİP/YOLDAŞ/PAYDAŞ PİR SULTAN ABDAL DOSTU KURUMLARA TEŞEKKÜR EDİYORUZ. HİZMETİNİZ HAK DİVANINA YAZILSIN!

ŞEHİT AİLELERİMİZE;

Yaşadığınız acıdan insanlığa örnek olacak bir erdem yarattınız! Dirayetiniz ve metanetinizle kitlemize yol gösteren ışık gibi Madımak önüne kadar yürüyerek 19. Yılda bir kere daha 33 Canımızla birlikte katillere karşı ayakta olduğumuzu, bu Yolun ve davanın bir gereği olarak gösterdiniz. Piri Piran Pir Sultan Abdal ve 33 Şehidimizin yürüdüğü Yol aşkına bu yürüyüşünüz erenlerimizin, evliyalarımızın, ulularımızın, velilerimizin divanına yazılsın.

MÜRŞİT, PİR, DEDE VE ANALARIMIZA;

Pir Hasan Kılavuz ve Ana Aysel Kılavuz’a;

Dede Adıgüzel Erbaş’a;

Dede Hüseyin Gazi Metin’e;

Dede Dertli Divani’ye;

Pir Seyit Rıza’nın torunları Rüstem Polat ve Ahmet Tezel’e;

Ve katılım sağlayan tüm Pir, Dede ve Analarımıza, Hak Divanında Aşkı Niyaz olsun.

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ ŞUBELERİNE;

Türkiye genelinde Damal’dan (Ardahan), Çerkezköy’e (Tekirdağ), Samsun’dan, Antalya’ya kadar örgütlü bulunan 70 Şubemizin başkan, yönetici ve üyelerine teşekkür ediyoruz. Şubelerimiz dost/müsahip/paydaş/yoldaş kurumlarla birlikte 19. Yıl anması için etkili bir dayanışma örneği göstermiş yerellerde ve Sivas/Madımak’ta yapılan görkemli anmaya Pir Sultan Abdal ve 33 Şehidimizin inançsal, kültürel mirasına yaraşır bir anma programı gerçekleştirmişlerdir.

SİVAS DEMOKRASİ PLATFORMU ÜYELERİNE;

Sn. Hidayet Yıldırım/ Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sivas Temsilcisi

Sn. Emine İmren/ Alevi Kültür Dernekleri Sivas Şb. Bşk.

Sn. Cahit Albayrak/ Hacıbektaş Veli Anadolu kültür Vakfı Sivas Şb. Bşk.

Sn. Feyzullah Süner/ EĞİTİM-SEN Sivas Şb. Bşk.

Sn. Elif Karadeniz/ SES Sivas Şb. Bşk.

Sn. Adnan Yılmaz/ HALKEVLERİ Sivas Şb. Bşk.

Sn. Mahmut Şahin/ TÜM-BEL-SEN Sivas Temsilcisi

Sn. Kemal Akkaya/ BES Sivas Temsilcisi

Sn. Ali Şimşek/ BTS Sivas Şb. Bşk.

Sn. Önder Doğan/ EĞİTİM- SEN Sivas Şb. (Programımızın sunumunu yapmıştır)

Anma programımızın ve mitingimizin yapılmasında, “Tertip komitesi” oluşumunda gösterdikleri çaba ve emekten dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

TÜRKİYE’DEKİ ALEVİ KURUMLARINA;

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı, Sn. Selahattin Özel, Genel Yönetim Kurulu ve bağlı kurum başkan ve yöneticilerine;

Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı, Sn. Hüsniye Takmaz ve yönetim kurulu ve bağlı kurumlara;

Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Sn. Doğan Bermek ve yönetim kurulu ve bağlı kurumlara;

Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Sn. Engin Gündük, Yönetim Kurulu, Şube Başkanı, şube yönetim kurulu ve üyelerine;

Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Sn. Ercan Geçmez, Yönetim kurulu, Şube Başkanı, yönetici ve üyelerine;

Arap Alevi dost/müsahip kurumlarımızın gerçekleştirdiği 2 Temmuz anmaları için;

Yolumuzun ve erkanımızın bir gereği olarak 33 Madımak Şehidimizi anmak için Pir Sultan Abdal yolunda sağladıkları kitlesel katılım ve maddi, manevi dayanışmaya teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak divanına yazılsın.

AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONUNA;

Avrupa Alevi Birlikleri konfederasyonu Genel Başkanı Sn. Turgut Öker ve bağlı Federasyon, Dernek Başkan, yönetici ve üyelerine;

Almanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı Sn. Hüseyin Mat ve bağlı dernek başkan ve yöneticilerine;

Örgütlü bulunduğu Avrupa’nın ülkelerinden gelerek Yolumuz ve erkanımızın bir gereği olarak 33 Madımak Şehidimizi anmak için Pir Sultan Abdal yolunda sağladıkları kitlesel katılım ve maddi, manevi dayanışmaya teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak divanına yazılsın.

SANATÇI DOSTLARIMIZA;

Sn. Pınar Aydınlar’a;

Sn. Ferhat Tunç’a;

Sn. Tolga Sağ’a;

Sn. Erdal Erzincan’a

Sn. Grup Munzur Üyeleri’ne;

Sn. Rojin’e;

Sanatın insanlığın hakları ve özgürlükleri için yapılan ve yaratılan kıymet biçilmez bir değer olduğunu göstererek 33 Şehidimiz ve Pir Sultan Abdal Yolunda bizimle birlikte oldukları için teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

SİYASİ PARTİLERE;

BDP EŞ GENEL BAŞKANI Sn. Selahattin Demirtaş şahsında;

Muş Milletvekili Sn. Demir Çelik, Urfa Milletvekili Sn. İbrahim Binici, Mersin/Akdeniz Belediye Bşk. Sn. Fazıl Türk’e;

BDP yönetici ve üyelerine; 33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

CHP GRUP BAŞKAN VEKİLİ Sn. Muharrem İnce şahsında;

Sn. Sivas Milletvekili Malik Ejder Özdemir’e;

Sn. İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’na;

Sn. Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’e;

Sn. Maraş Milletvekili Durdu Özpolat’a;

Sn. Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün ve Kamer Genç’e;

CHP Sivas İl Başkanı’na;

CHP Yönetici ve üyelerine; 33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

EMEK PARTİSİ Genel Başkanı Sn. Selma Gürkan şahsında,

Emek Partisi yönetici ve üyelerine;

Emek Partisi Sivas İl Bşk. Cevat Aktaş’a;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi)

ESP’ye (Ezilenlerin Sosyalist Partisi)

EDP (Eşitlik ve Demokrasi Partisi)

SDP (Sosyalist Demokrasi Partisi)

TKP (Türkiye Komünist Partisi)

Yönetici ve üyelerine;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

EMEK ÖRGÜTLERİNE;

DİSK ve Bağlı Sendikalara;

KESK ve bağlı sendikalardan;

EĞİTİM-SEN;

SES;

BES;

TÜM-BEL-SEN Yönetici ve üyelerine;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNE;

İHD

TMMOB

HALKEVLERİ

OZAN-DER

78’LİLER GİRİŞİMİ

EĞİT-DER

DEDEF/DERSİM DERNEKLERİ

İM-DER

KIZILIRMAK YEREL DERNEKLER FEDERASYONU

KOÇGİRİ PLATFORMU

Yönetici ve üyelerine;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

Ayrıca adını kurumsal olarak ifade etmekte eksik kaldığımız dost ve müsahip kurum ve Pir Sultan Abdal dostu bireylere;

33 Şehidimizi anmak ve Pir Sultan Abdal Yolunda birlik olmak için gösterdikleri dayanışma örneğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Hizmetiniz Hak Divanına yazılsın.

SAYGILARIMLA…

Kemal BÜLBÜL

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL BAŞKANI

Sivas Katliamı 19. yılında ülkenin dört bir yanında lanetlendi

Sivas Katliamı, 19. yılında Türkiye’nin dört bir yanında kitlesel gösterilerle protesto edildi.

19. yılında, 33 insanımızın yakıldığı Sivas Katliamı lanetlendi. Ülkenin dört bir yanında binlerce insan gösterilere katılırken, AKP’nin Sivas’ta yakanların devamcısı olduğu düşüncesi eylemlere damgasını vurdu.

İstanbul Sivas Katliamı’nın 19. yılı dolayısıyla Halkevleri, ÖDP ve TKP Kartal’da binlerce kişinin katıldığı bir miting düzenledi.

Binlerce kişinin katıldığı mitingde, TKP Merkez Komite Üyesi Aydemir Güler, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi İstanbul İl Başkanı Avni Gündoğan konuşma yaptılar. Konuşmalarda AKP’ye karşı mücadele vurgusu ön plana çıktı.

Konuşmaların ardından mitinge destek sunan sanatçılardan, Nevzat Karakış, Ender Yiğit, Mercan Erzincan, Ufuk Karakoç ve Hilmi Yarayıcı türküleriyle ve şiirleriyle sahne aldılar.

Sivas’ta on binler yürüdü Sivas katliamı anması 19. yılında katliamın yapıldığı Madımak Oteli önünde yapıldı. Anma için Alevi örgütleri tarafından günler öncesinden Seyrantepe Cemevi önünden Madımak Oteli önüne yürüyüş düzenleneceği duyurulmuş ancak Sivas Valisinin Madımak Oteli önüne yürüyüşe izin vermeyeceği haberi basına yansımıştı.

Saat 10.00’da Alevi örgütleri, siyasi partiler ve bazı sendikaların katıldığı miting yürüme kararlığı gösterilmesi sonrası polisin geri çekilmesi ile Madımak Oteli önüne yürüyüş ile başladı.Geçtiğimiz yıla göre daha kalabalık olduğu gözlenen mitinge on binlerce kişi katıldı.

Mitingde sıkça Madımak Otelinin utanç müzesi olması ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının kaldırılması talepleri dile getirildi.

Sivas’ta katledilen 35 aydın ve sanatçının aileleri en önde yürürken yürüyüşe, Alevi örgütlerinin yanı sıra CHP, BDP, ESP, EMEP, ÖDP, Halkevleri ve TKP katıldı.

Ankara Dikmen’de kitlesel 2 Temmuz anması Dikmen’de, Sivas’ta yakılarak katledilen 35 kişiyi anmak ve Sivas Davası olarak adlandırılan davanın AKP’nin tarafından “zaman aşımına” uğratılmasını protesto etmek amacıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Türkiye Komünist Partisi ve Halkevleri tarafından ortak bir etkinlik düzenlendi.

Dikmen halkı, önce Aşık Mahzuni Şerif parkında toplandı. İçinde Sivas’ta çocuklarını ve yakınlarını kaybeden ailelerin de olduğu kalabalık, meşalelerle Ahmet Arif parkına doğru yürüyüşe geçti. Yol güzergahı boyunca “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Sivasta yakanlar AKP’yi kuranlar”, “Dikmen’de yobaz istemiyoruz”, “ Dikmen sokağa hesap sormaya” sloganları atıldı. Çevredeki binaların pencerelerindeki ve yoldan geçen insanların yoğun destek, alkış ve katılımlarıyla yürüyüş korteji bin kişiyi aştı.

Çerkezköy’de Sivas anması 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 19. yılı dolayısıyla TKP Çerkezköy İlçe Örgütü ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çerkezköy Şubesi tarafından ortak bir anma düzenlendi. Anmada bundan 19 yıl önce Sivas’ta yakanların bugün iktidarda olduğu vurgulanarak, “katliamın hesabı AKP’den sorulacak” denildi.

İkitelli Aydınlarımızın katledildiği Sivas Katliamı’nın 19. yıldönümünde İkitelli’de etkinlik gerçekleştirildi. TKP, Halkevleri, HDK, Küçükçekmece Alevi Meclisi, Toplumsal Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen 2 Temmuz anmasında, “Uludere’de köylüleri savaş uçaklarıyla bombalayan AKP hükümeti, Sivas’ta aydınlarımızın, canlarımızın katledilmesinin baş aktörlerinden biridir” denildi.

Çiğli Katliamın protesto edildiği yerlerden bir tanesi de İzmir’in Çiğli İlçesiydi. PSAKD, ALEVİ-YOL, ÖDP, HALKEVLERİ ve TKP’nin katıldığı eyleme ilgi oldukça yoğundu.

Akşam saatlerinde Güzeltepe semti Uğur Mumcu Parkı’ndan başlayan meşaleli yürüyüş “Devletin Alevisi Olmayacağız” , “Gerici Faşist Halk Düşmanı AKP” , “Sivas’ın Işığı Sönmeyecek” , “Sivas’ta Yakanlar AKP’yi Kuranlar” sloganlarıyla yol boyunca semt sakinlerinin katılımı ve desteğiyle Çiğli Kasaplar Meydanına dek sürdü.

Çiğli Kasaplar Meydanı’nda kurulan kürsüden ortak basın metni okundu. Hep birlikte söylenen türküler ve deyişlerin ardından,Sivas Katliamı’nı anlatan bir tiyatro gösterisi yapıldı. Sahneye semah ekibinin çıkmasının ardından protesto sona erdi.

Torbalı karanlığın üzerine yürüdü Sivas Katliamı, 19. yıldönümünde Torbalı’da da anıldı. Türkiye Komünist Partisi Torbalı İlçe Örgütü, Sivas için “Karanlığa Karşı Aydınlık Yürüyüşü” düzenledi. Torbalı Belediyesi önünde toplanan partililere halktan yoğun destek geldi. Tire ve İzmir’den gelen partililerin yanı sıra, Anadolu Alevi Derneği de yapılan etkinliğe destek verdi.

Saat 21.00’de belediye önünde harekete geçen partililer, meşaleler eşliğinde çamlık alanına doğru “Karanlığa karşı aydınlık” sloganlarıyla yürüyüşe geçti. Düzenlenen yürüyüşe balkonlara çıkan çok sayıda vatandaş alkışlar eşliğinde destek verdi. Alanda toplananlara seslenen TKP Torbalı İlçe Başkanı Erkan Altuner, “Sivas’ta o tarihte, milletin, devletin, polisin, askerin gözü önünde 37 canımız yanıyordu ama bütün dünya buna seyirci kaldı. Bundan dersler çıkartacağız dostlar. Bu ve buna benzer katliamlardan dersler çıkartacağız. Bu ve buna benzer katliamlar aydınlığa, ilericilere, solculara yapılan katliamlardır. Bu mesele basit bir basın açıklamasıyla geçiştirilemez. Bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmamız gerekir ki, unutulmasın bu katliamlar” dedi.

Konuşmanın ardından katılımcılar Çamlık alanında sinevizyonla Sivas Katliamı belgeselini izledi.

Sivas Katliamı protestosuna tekbirli saldırı Sivas Katliamı’nın 19. yıl dönümü dolayısıyla Gebze’de düzenlenen yürüyüşe, bir grup tekbir getirerek tepki gösterdi. CHP Gebze ilçe örgütünce Sivas katliamının yıl dönümü dolayısıyla Atatürk Caddesi’nde düzenlenen yürüyüş sırasında grubun yanından geçen yaklaşık 10 kişilik bir başka grup, tekbir getirerek tepki gösterdi.

CHP’li grubun arasında bulunan bazı kişilerin kendilerine tepki gösteren gruptakilere yönelmesi üzerine yaşanan kısa süreli gerginlik, çevrede güvenlik önlemi alan çevik kuvvet ekiplerince biber gazı sıkılarak engellendi.

Aralarında CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş’in de bulunduğu bazı kişiler, sıkılan biber gazından etkilendi. Yaşanan gerginliğin ardından yürüyüşe devam eden CHP’li grup, basın açıklaması yaptıktan sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

(soL – Haber Merkezi)

“Çorum Olaylarının Dosyası Yeniden Açılsın”

Çorum‘da 1980 yılında yaşanılan ‘Çorum Olayları’nda hayatını kaybeden 57 kişi için olayların 32′inci yılında anma töreni düzenlendi. Sevgi ve Kardeşlik adı verilen yürüyüşe onlarca vatandaş katıldı. Sloganlar daÇorum olaylarının dosyasının yeniden açılması gerektiği belirtildi.

Mayıs-Temmuz ayları arasında meydana gelen olaylarda 57 kişi hayatını kaybetmiş onlarca vatandaş da yaralanmıştı. Çorum olaylarının ardından 32 yıl geçti. Onlarca vatandaş sokaklarda Alevi-Sünni kardeşliğine vurgu yaparken kentte bulunan sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra çok sayıda siyasi partide anma törenine katıldı. Bahabey caddesinden, Hürriyet meydanına kadar yürüyen onlarca vatandaşlar 1980 darbesini yapanlara lanet yağdırdı. Cumhuriyet meydanın da ‘Çorum Olayları’ Komitesi Başkanı Arslan Erkan yaptığı açıklama da olayların yaşandığı dönemde okullara, fabrikalara saldırıldığını belirtti. Yaşanan acı olayların ardından 1980 darbesi yapıldığını hatırlatan Erkan Maraş ve Sivas’ta yaşanan olayların son halkasının Çorum olduğunu aktardı. Çorum‘da yaşanan olayların darbeye zemin hazırlamak amacı için yaşanmış bir devlet terörü olduğunu savundu. İlk olaylarda amaçlarına ulaşamayan güçlerin halkın dini duyguları ile oynamaya çalıştığının altını çizen Arslan Erkan baş vurulan yalan haberlerle işi Alevi-Sünni çatışmasına yorduğunu söyledi. Arslan “Katliamlarla yüzleşilmeden yenileri engellenemez. Maraş ve Sivas’ta yaşana olayların ardından yaşanan Çorumolayları insanların hafızalarından silinmemesi ve tekrarlanması insanlık açısından son derece önemlidir. Mahkeme görülmüş bazı kişiler mahkum olmuş ancak Çorum katliamı tam olarak aydınlatılamamıştır. Asıl sorgulanması gereken derin devletin oynadığı oyunlardır. Yapılması gereken bir diğer konu da kamu görevlilerinin ihmal ve katkısı araştırılmalı ve oyun ortaya çıkartılmalıdır. Olaylar da bugün nasıl kardeşi kardeşe kırdırıldığı açık bir şekilde görülmektedir. Çok şey istemiyoruz, barış ve demokrasi istiyoruz. İktidardan isteğimiz Çorum olaylarının dosyasının yeniden açılmasıdır. “dedi. Olaylarda hayatlarını kaybedenler, ev ve iş yerlerini kaybedenler için onarıcı adalet mekanizmalarının olması gerektiğine vurgu yapan Erkan, Alevi-Sünni sanki farklıymış gibi yaşamaması gerektiğini ve yeni düzenlemelerin hayata geçmesi gerektiğini dile getirdi. Birlikte yaşama kültürünün oluşması gerektiğine değinen Arslan Çorum‘un ortasına barış ve kardeşlik anıtı yapılmasını istedi. Yapılan yürüyüşün Sevgi ve Barış yürüyüşü olduğunu aktaran Arslan olayların bir daha tekrarlanmaması temennisinde bulundu.

Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül de duyarlı olunduğu sürece barışın ve kardeşliğin karanlık odaklara gösterilebileceğini dile getirdi. Olayları en düzgün bir şekilde değerlendirmenin geleceğe gölge düşürülmeyeceğini söyleyen Bülbül barış ve kardeşlikten yana olan halkların kardeşliğini savunan insanlarla omuz omuza olunması gerektiğini kaydetti.

3 Temmuz 2012

Sivas katliamında yitirilenler yaklaşık 40 bin kişi ile anıldı

Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın ve sanatçı ile iki otel görevlisi Madımak önünde düzenlenen törenlerle anıldı. Valilik sabah ayrı tören yaparken etkinliğe katılanlar Cumhuriyet Meydanı’nda durduruldu. Yapılan görüşmelerin ardından etkinliğe izin verildi. Törenlere yaklaşık 40 bin kişi katıldı.

Avrupa ve Türkiye’nin dört bir yanından anma için gelenler saat 09.00’da Seyrantepe’deki Hacı Baktaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cem evinde toplandı. KESK ise Afyon Sokaktan yürüyüşe geçti. Yürüyüşe,  BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, CHP milletvekilleri Malik Ecder Özdemir, Ramis Topal, Sabahat Akkiraz, Hüseyin Aygün, Orhan Düzgün, Muharrem Işık, Kamer Genç, Erdal Aksungur, Sezgin Tanrıkulu, Veli Ağbaba, Durdu Özpolat, sanatçılar Ferhat Tunç, Pınar Aydınlar (Sağ), Tolga Sağ, Erdal Erzincan, Grup Munzur üyeleri destek verdi. “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Türkiye laiktir laik kalacak”, “Madımak müze olacak”, “Ne şeriat ne darbe, demokratik Türkiye”, “Gelin canlar bir olalım”, “Madımak’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” sloganı atan eylemciler Ethem Bey Parkı’na yürüyürek Madımak’ta yaşamını yitirenlerin aileleriyle kortej oluşturdu. “Madımak Hala yanıyor” pankartı taşıyan 40 bin kişinin yer aldığı kalabalık sloganlarla Cumhuriyet Meydanı girişine kadar yürüdü.

Yine barikat

Meydanın girişine güvenlik güçlerinin barikat kurması üzerine 1 saat süren görüşmeler üzerine Madımak Oteli’nin önüne kadar yürüyüşe izin verildi. Görevli il Emniyet Müdür Yardımcısı Emin Mergen, üç kez yapatığı anonsta yürüyüşün Madımak önüne kadar sürdürülmesinin “2911 sayılı yaysa aykırı olduğunu, gerekirse zor kullanılacağını” ifade ederek uyarı yaptı. ABF Genel Başkanı Selahattin Özel güvenlik güçlerine “yürümek yasa dışı ise tutun zabıtınızı, açın davanızı. Geçen yıl öyle yaptınız, bu yıl da yapın. Yasaklamak niye? Biz Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarıyız. 33 canı yakarken niye görevinizi yapmadınız? Şimdi mi aklınız başınıza geldi” diye tepki gösterdi.

Gözyaşları ve karanfiller

Kalabalık Madımak Oteli’nin önüne vardığında, yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu ve otelin önüne karanfil bırakıldı.  Katliamda yaşamını yitirenlerin isimleri tek tek okundu ve anma etkinliğine katılanlar “burada” diye bağırdı. Madımak’ta yaşamını yitiren 33 kişinin aileleri adına konuşan Hüseyin Karababa, “Bizi Neden yakılar? Bizi bu topraklardan silmek, yok etmek, sürgün etmek istiyorlar. Ancak bunu asla başaramayacaklar. Sizlerin desteği ile davamızı bu günlere taşıdık, yine sizlerin desteği ile sonsuza kadar sürdüeceğiz, asla baş bırakmayacağız” dedi Biz bitmeden bu dava bitmez

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı (ABF) Selahattin Özel, “Ne söylesek acılarımızı hafifletmeye yetmiyor. Madımak davası biz bitti demeden bitmeyecektir” derken  Pir Sultan Abdal Kültür derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül ise “Zaman aşımı kararını tanımıyoruz. Burası kırklar meydanıdır. Cesaretimizi Seyit Rıza’dan, Pir Sultan Abdal’dan aldık. Sadece 33 canı değil Deniz’leri, İbrahim’leri, Mahirleri’de anıyoruz. Alevi toplumu sahipsiz değildir. Katiler ve AKP bu meydanda bulunan canların vicdanında mahkum oldular” diye konuştu. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Engin Gündük de, “Biz güçten korkan bir toplum değiliz. Kerbela’da olduğu gibi 70 kişi ile 70 bin kişiye karşı duracak güç, inanç, cesaret var bizde. Asla korkmayacak, yılmayacağız. Canımızdan vazgeçeriz hak yolumuzdan asla vazgeçmeyiz” dedi. Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker ise “Katil devlet halka hesap verecek. Madımak’ta 33 canı yakan katilleri Avrupa’ya taşıyan dün Milli görüşün içinde olan bu günün yezidi Tayyip Erdoğan’dır” diye konuştu. Alman Milletvekili: Skandal ve provakasyon

Sol Parti Federal Milletvekili Andrej Hunko başkanlığında Alman siyasetçiler ve gazetecilerden oluşan 20 kişilik bir heyet de Sivas’a geldi. Hunko, Alman Parlementosu’nun resmi görevlisi olarak Sivas’a geldiğini bugün de Çorum katliamı anma törenlerine katılacağını belirterek, olayı takip ettiğini ve katillerin 19 yıl sonra zaman aşımından affedilmiş olmasını “skandal” olarak niteledi. Yürüyüşün engellenmeye çalışılmasına tepki gösteren Hunko, “Bu bir devlet prokovasyonudur. Ortada hiçbir şey yokken, yürüyüşün engellenmesi, durdurulması çok anlamsız” diye konuştu.

Mehmet Menekşe / Cumhuriyet

Pir Sultan Abdal Doğduğu Köyde Anıldı

Pir Sultan Abdal Kültür ve anma etkinliklerinin 23′üncüsü Sivas’ın Yıldızeli İlçesi, Banaz köyünde yapıldı. Etkinliğe katılan CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, “Madımak oteli aydınlanma müzesi olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” derken Alevi sivil toplum temsilcileri 2 Temmuz Madımak katliamın 19. yılı nedeniyle Sivas’ta yapılacak anma için çağrı yaptı.

Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, İstanbul Banaz Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği ve Ankara Banaz Köylüleri Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği’nin işbirliği ile gerçekleştirilen anma etkinliğine İstanbul, Ankara, Tokat, Çorum, Sivas ve ilçelerinden, çevre köylerden katılımın yoğun olduğu gözlendi. Etkinliğine Hacıbektaş Veli Postnişin Veliyettin Hürrem Ulusoy, CHP Sivas Millet Vekili Malik Ecder Özdemir, ABF Genel Başkanı Selahattin Özel, PSAKD Kemal Bülbül, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı Emel Sungur ve çok sayıda Alevi sivil toplum örgüt temsilcisi ve yurttaşlar katıldı.

Topuzlu Baba mevkiinde kurbanlar kesilip, cem töreni yapıldı, deyişler eşliğinde semah dönüldü. Ayrıca Pir Sultan Abdal Tiyatrosu, PSAKD Tokat Şubesi Semah Ekibi gösteri yaptı. Aşık Deryani Şiir yarışmasının üçüncüsü gerçekleştirildi. Bu yılki anma etkinliğine Dertli Divani, Ali Ekber Eren, Berrin Sulari, Mercan Erzincan, Musa Eroğlu, Erkan Çanakçı, Gökhan Kılıç ile birlikte yirmi beş düzeyinde yöre da sanatçı katıldı.

Hacıbektaş Veli Postnişin Veliyettin Hürrem Ulusoy Aleviliğin yaşamasında ve yaşatılmasında Pir Sultan Abdal’ın anmasının önemli olduğunu, sahip çıkılması gerektiğini belirterek birlik beraberlik vurgusu yaptı. Son dönemlerde Aleviliğin yoğun bir asimilasyon sürecine ve saldırılara maruz kaldığının altını çizen Ulusoy 2 Temmuz Madımak katliamı anmasına katılım çağrısı yaparak “2 Temmuz Alevilerin bir vücut olması gereken önemli günlerden biridir” dedi.

Pir Sultan Abdal’ın kurulu düzene, haksızlığa, adaletsizliğe karşı baş kaldırışın, halk muhalefetinin önderi olduğunu belirten CHP Sivas Millet Vekili Malik Ecder Özdemir Madımak Otelinin müze olana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirttiği konuşmasında şu görüşlere yer verdi;

“Türkiye’de hukuksuzluğun, adaletsizliğin, haksızlığın ölçüsüzce yaygınlaştığı bir noktada Pir Sultan’ın bu gün de önemli bir yere sahiptir, önemli bir simgedir. Özel Yetkili Mahkemelerce hukuk ortadan kaldırıldı. 19 yıl önce 2 Temmuz’da Madımak Otelinde kitaplarını imzalayan, saz çalan, semah dönen 33 aydın, sanatçı yakılarak katledildi. Bu bir insanlık ayıbıdır, suçudur. Bu katliamın sorumluları yakalanıp bir türlü adalet önüne çıkarılamadığı gibi firari sanıklar zaman aşımından serbest kaldı. Türkiye’de insan haklarına inanan, demokrasiden yana olan tüm kesimlerin ortak talebi Madımak’ın müze yapılmasıydı ama yapılmadı. Aradan geçen 19 yıla rağmen sadece orada yanan canların yakınları değil, bu ülkede demokrasi ve insan haklarını savunan herkesin isteğine rağmen hala Madımak’ın müze yapılmamış olması insanlık ayıbıdır. Geçen yıl mecliste ilk kanun talebimiz Madımak’ın müze olmasıydı. Bu haklı talebi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.

Özdemir konuşmasının bir bölümünde de şu görüşlere yer verdi;

“Özel yetkili mahkemelerde AKP ile Fethullah Gülen’in bilek güreşi var. Türkiye’de artık hukuk dağıtılmıyor. Özel yetkili mahkemeler özellikle adaletsizliği artırıyor. Biz Pir Sultan geleneğinden gelen insanlar olarak buna karşı başkaldırının tam da zamanı diye düşünüyoruz. 2 Temmuz’da yeniden Sivas’ta olacağız. Meclisteki kavgamızı sürdüreceğiz. Madımak aydınlanma müzesi olana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Madımak’ı çözemeyen sayın başbakan şimdilerde Dersim’i gündeme getiriyor. Başbakanın amacı Dersim’de yaşananlar değil, oradan hareketle “Acaba Alevilerin gönlündeki Atatürk ve Cumhuriyet sevgisini azaltabilir miyim” diyor. Ama yanılıyor. Tablo ne kadar karanlık olursa olsun bizim inancımız her türlü zulmü yenmeye muktedir olacaktır” dedi.

2 Temmiz çağrısı

AFB Genel Başkanı Selahattin Özel ise Pir Sultan Abdal yolunda birlik olma çağırısı yaptı. Özel, “Bedel ödeyeceğimiz kadar ödedik. Bundan sonra bedel ödememek için ne kadar güçlü olursak, bir olursak, bize ahlaksızlar saldıramaz, bizi katledemez” dedi. Etkinliğe katılan ve 2 Temmuz Olayları’nda yaşamını yitiren halk ozanı Nesimi Çimen’in eşi Makbule Çimen de kendisinin de otelden yanıklarla kurtulduğunu belirterek, yakılarak yok edilemeyeceklerini göstermek için 2 Temmuz’da Madımak Oteli önünde buluşma çağrısı yaptı.

Etkinlikte konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Kemal Bülbül, Pir Sultan Abdal’ın yolundan gitmek için her yıl bu etkinlikleri düzenlediklerini belirterek birlik olma çağırısı yaptı. Çeşitli illerde yaşanan Alevi ailelerin yaşadığı evlerin kapılarının işaretlenmesi olayını değerlendiren Bülbül, “Bu dikkat edin tehdit ediliyorsunuz demek” dedi.

Etkinliğe katılanlara 2 Temmuz çağrısı da yapan Bülbül, “Türkiye’nin 4 bir yanından sel gibi akıp gelin, Madımak’ın önünde buluşalım. Çünkü Madımak halen yanıyor. Biz toplumsal barış ve eşit yurttaşlık istiyoruz. Kavga istemiyoruz, şiddet kullanmıyoruz, sadece haklarımızı istiyoruz. Bu ülkede yurttaşlar eşit olsun, birinin inancı diğerine egemen olmasın istiyoruz.” dedi.

Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkanı Emel Sungur ise etkinlikte emeği geçenlere teşekkür etti. Sungur “Sevgili canlar, ülkemiz ne yazık ki sivil bir darbe ile karşı karşıyadır. Yargı, üniversiteler, bürokrasi ve medya teslim alınmıştır. Hopa davası, Eğitim- Sen 4+4+4 eylemleri, Sivas Katliamı Zaman Aşımı Davası, kadına yönelik yeni yapılan onur kırıcı yasalar karşısında tepki gösteren toplumsal muhalefetin yapmış olduğu her demokratik eylemin karşısında halka saldıran sivil darbenin polisi vardır. Ülke topraklarında kendinden farklı düşünen ve konuşan herkesi hedef alan siyasi iktidar faşizmi aratmamaktadır. Bir olmak, iri olmak, diri olmak kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Herkese bu noktada görev düşmektedir” diye konuştu.

Alevi olmanın ‘gayrimeşru’ bedeli!

Ankara Yenimahalle’de Alevilere yönelik baskılar gün geçtikçe artıyor. Belediyede çalışan iki arkadaşın sürekli işleri değiştirilirken, buna gerekçe olarak cemevine gitmesi olduğu açıkça söyleniyor. CHP’li belediye ise, yaptıklarının arkasında!

Hasan Hüseyin Akbıyık ve Burak Musa Yıldırım aynı mahallede yaşayan iki Alevi genç. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yenimahalle Şubesinin gençlik kolları üyesi olan Akbıyık ve Yıldırım üç yıldır Yenimahalle Belediyesinde çalışıyordu. Şu an işsiz olan bu iki genç, “Pir Sultan Abdal Cemevinde bir konsere katıldıkları gerekçesiyle işlerinden olduklarını” iddia ettiler. Uzun süre belediyede kendilerine yönelik yapılan baskıların etkisinde kalan gençler, yaşadıklarını Evrensel’e anlattılar.

 

Yenimahalle Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Memnune Erdoğmuş’un makam şoförü olarak çalışan Akbıyık, 2009’da işe başladı. PSAKD üyesi olduğunu ve 18 yıldır ailesiyle birlikte derneğin tüm faaliyetlerine katıldıklarını belirten Akbıyık, PSAKD semah ekibinde ve gençlik kollarında.

Geçtiğimiz yıl yaşadıkları bölgede Alevilerin ibadethane ihtiyacı üzerine birleşerek Yenimahalle Belediyesi arazisine “fiili cemevi” kurma fikrini sahiplenen ve gönüllü olarak iş çıkışları orada çalışan Akbıyık, cemevinde nöbet tuttu, etkinliklerine katıldı. Akbıyık için bir konserde belediye basın birimi tarafından fotoğraflanması ile işinden vazgeçmek zorunda kaldığı süreç başladı.

Daha önce tehditler aldı

Cemevine gittiği anlaşıldığında belediyede çeşitli kadrolardaki yöneticiler tarafından “Oraya gitmeyeceksin, yoksa işinden olursun” tehditleri aldığını belirten Akbıyık, ilk önceleri bu tehditleri önemsemediğini anlattı. Fakat cemevine destek için düzenlenen Grup Yorum konserine katılan Akbıyık, konserden birkaç gün sonra Belediye Başkanı Fethi Yaşar tarafından makamına çağırıldığını anlattı.

Akbıyık, Belediye Başkanı Yaşar ile olan diyaloğunu şöyle aktardı: “Yanına gittiğimde Fethi Yaşar, ‘Bana bak oraya gitmeyeceksin. Orası kötü bir yer, orada PKK’lılar var’ dedi ve bana sordu ‘Sende Kürt’lük var mı?’. Kürt olmamama rağmen, ‘Evet başkanım Kürt’üm ben’ dedim. O da ‘Belli zaten ancak böyle şeyleri siz yaparsınız orada’ dedi. Ben söylenenler üzerine ‘Başkanım orası benim ibadethanemdir, ben de size camiye gitmeyin desem olur mu sizce? Ben Aleviyim ve Alevi inancına göre bizim ibadethanemiz cemevidir ve Batıkent’te de tek cemevi orası dedim.

Sürekli görev yeri değiştirildi

Ertesi gün işe gittiğinde, telefonla bundan sonra ki görev yerinin temizlik işleri olduğunun söylendiğini aktaran Akbıyık, birkaç gün çöp arabasında şoförlük yaptığını, daha sonra görev yerinin yine değiştirilerek, bu kez de çöp toplama ekibine verildiğini söyledi. Sık sık görev yerinin değiştirildiğini, kendi yaşadığı mahallede sokak süpürme görevinin verilmesinin ardından bu kez buz kırma-küreme ekibine verildiğini belirten Akbıyık, “Beni hiç rahat bırakmadılar” dedi.

Bu süreçte sağlık problemleri yaşadığını ve kulak zarı ameliyatı olduğunu da belirten Akbıyık, ameliyattan sonra doktorun kendisine “Birkaç ay ağır iş yapma, soğukta durma” dediğini, bunun için de işyerinden izin istediğini söyledi. Akbıyık, izin verilmeyince sürgünlere yenik düşerek işinden ayrılmak zorunda kaldığını anlattı.

“Ben Alevi olduğum için bütün bunları yaşadım” diyen Akbıyık, kendisi dışında birçok Alevi işçinin de benzer şekilde sürgünler yaşadığını savundu.

Belediye fotoğraflarını çekti

Musa Burak Yıldırım da Akbıyık’ın çocukluk arkadaşı. Park ve Bahçeler Müdürlüğünde çalışıyor. Yıldırım’ın durumu da arkadaşı Akbıyık’tan farksız. Belediye basın birimi tarafından fotoğrafı çekilen ve ertesi gün işyerine gittiğinde görev yeri değiştirilen Yıldırım da  temizlik işlerine verilmiş. Kendi sokağını da süpüren, değişik birimlerde çalışan Yıldırım, Belediye Başkanı ile görüşmek istemiş, ancak görüştürülmemiş. Sürgünleri “Alevi düşmanlığı” olarak nitelendiren Yıldırım’a da “Vereceğimiz iş budur. İşine geliyorsa çalış, işine gelmiyorsa sen bilirsin” denilmiş.

 

Yıldırım, “Benimle sürekli dalga geçildi. Onurumla oynandığını düşündüğümden ben de işten ayrılmak zorunda kaldım. Yenimahalle Belediyesinde Alevi düşmanlığı var. Orada korku imparatorluğu yaratılmak isteniyor. Canlı şahitleri de bizleriz” dedi.

Belediye yalanlamadı: Gerekirse işten de atarız!

Konuya ilişkin görüşünü aldığımız Yenimahalle Belediyesi Başkan Yardımcısı Şenol Balaban, gençlere yönelik uygulamaları “Gayrimeşru işlere bulaşanlar bedelini öder” diye savundu. Batıkent’te PSAKD’ın kurduğu cemevinin “yasa dışı” bir yer olduğunu, “gayrimeşru” bir şekilde orada durduğunu savunan Balaban, gençlerin işlerinden olma süreçlerine ilişkin, “Masa başında mı iş verecektik? İşi beğenmiyorlarmış. Gayrimeşru bir cemevine destek verenler için gerekli işlem yapılır. Bizim personelimiz de olsa bunu yapanlar cezasını çeker. İşten atılmamışlar, ama gerekirse onu da yaparım, onun da arkasında dururum” diye konuştu.

 

(Evrensel)

ABF: “Seçmeli derslere girmeyin”

Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özel, zorunlu seçmeli “Kuranı Kerim ve Hz. Muhammed’in Hayatı” dersleriyle ilgili okullarda form dağıtılmasının laikliğe, din ve inanç özgürlüğüne aykırı olduğunu belirtirken “Bu iki ders, kişileri inancını ifşa etmeye zorlayacak, egemen dini düşüncenin lehinde bir mahalle baskısına yol açacaktır. Alevi öğrenciler, kendilerini bu dersleri seçmek zorunda hissetmesinler. Bu, laikliğe aykırıdır ve federasyon olarak bu konuda her öğrenci velisine hukuki destekte bulunacağız” dedi.

Özel’in konuyla ilgili açıklaması şöyle:

AKP hükümeti, “dindar ve kindar nesil” yetiştirme projesini eğitime getirdiği 4+4+4 sistemi ile yürürlüğe koydu. Bu kanunla dünyanın laik hiçbir ülkesinde görülmeyecek şekilde “Kuran-ı Kerim ile Hz. Muhammed’in Hayatı” dersleri de yasayla zorunlu seçmeli hale getirildi. Daha kanun çıkar çıkmaz okul müdürleri öğrenci velilerine bir form dağıtarak sözkonusu derslerle ilgili olarak veli ve öğrencilerden “Kur’an-ı Kerim”, “Hazreti Peygamberimizin hayatı”, “Kur’an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı” ile “Kararsızım” seçeneklerinden birini işaretlemeleri istendi. Buna karşın “İstemiyorum” şıkkı, seçenekler arasında yer almadı.

Böyle bir formun dağıtılması, kişileri inançlarını açıklamaya, tercih yapmaya zorladığı için din ve vicdan özgürlüğüne aykırıdır. Sözkonusu forma, “istemiyorum” şeklindeki bir seçenek konulması halinde bile bu yine temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı olurdu. Seçmeli iki dersin yanı sıra 12 Eylül anayasasının ürünü olan zorunlu din kültürü ve ahlak dersinde de tamamen Sünni İslam öğretilmekte ve bu ders doğrudan Alevi çocukların asimilasyonuna hizmet etmektedir.

Öğrenci velilerimiz, içinde bulunduğumuz aylarda seçmeli derslerle karar vermek durumundalar. Temmuz ayında okullarda seçmeli derslerin sınıfları büyük ölçüde belli olacaktır. Bu süreçte Alevi Bektaşi Federasyonu olarak okullarda bir mahalle baskısı kurulabileceğine ilişkiler kaygılarımız mevcuttur. Anne babalar, “Öğrencinin notunun kırılabileceği”, bu iki seçmeli dersi tercih etmemesi durumunda çocuğunun fişlenebileceği veya daha iyi not alabileceği endişesiyle hareket etmemelidir. Öğrenci velilerine “Sen Müslüman değil misin?” “Sen dine karşı mısın?” türündeki baskı amaçlı sorular sorulduğunda veya yönlendirme yapıldığında ailelerin federasyonumuz ve federasyonumuzla bağlı derneklerle irtibata geçmesini istiyoruz. Kurum olarak kendilerine hukuki destekte bulunabiliriz. Bu konuda yaşanan en küçük hak ihlalinin bile tarafımıza bildirilmesi, konunun takibi açısından önem taşımaktadır.

Melleyi bırak cezaevlerine bak

15 metrekarede 18 insanın yaşadığı, tuvalet, su gibi en temel ihtiyaçların dahi karşılanmadığı, insanların koridorlarda yattığı Şanlıurfa cezaevinin fiziki koşullarını iyileştirmekte aciz kalan AKP hükümeti, devletin bütün kurumlarını imamlaştırmak konusunda oldukça hızlı davranıyor. Kamuoyuna yansıyan son bilgilere göre, Diyanet Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere bin mele ataması yaptı. Diyanet’in yaptığı son duyuruya göre de taşra teşkilatındaki ihtiyacın karşılanması amacıyla 5 bin 660 imam-hatip ve 734 müezzin-kayyım alınacak.

Teokratik bir devlet yapılanmasını adım adım gerçekleştiren AKP hükümetinin, toplumu dinselleştirmeye yönelik uygulamaları fütursuz bir şekilde artıyor. 70 milyondan toplanan vergilerle Sünni İslam finanse edilirken, hem kamusal alan hem de sosyal yaşam giderek daha fazla dindarlaştırılmaktadır. AKP, laikliğin kırıntılarına bile tahammül edemez noktaya gelmiştir.

Şanlıurfa cezaevindeki tutuklu ve mahkumların göz göre göre ölmesine seyirci kalan hükümeti kınıyor, cezevinde yanarak ölen tutuklu ve hükümlülere de rahmet diliyoruz.

Dur Dağı”ndaki Mermer Ocağı Faaliyeti

Antalya Milletvekili Gürkut Acar, Alevi inancına sahip vatandaşlar için kutsal bir mekanolan Antalya Elmalı ilçesi Tekke Köyü’ndeki Dur Dağı’nın, uzun süredir mermer ocağı tehdidi altında olduğunu belirterek, “Eğer hükümet, bugünlerde pek gündemde olmayan Alevi açılımında samimi ise Dur Dağı bunun önemlibir göstergesi olabilir” dedi.

Acar, Meclis’te Abdal Musa Gönüllüleri Temsilcisi Cemal Kaya ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Alevi inancına sahip vatandaşlar için kutsal bir mekan olan Antalya Elmalı ilçesi Tekke Köyü’ndeki Dur Dağı’nın, uzun süredir mermer ocağı tehdidi altında olduğunu söyledi. Mermer çıkaran firma ve AK Parti iktidarının ‘Mermer ocağı dağın görünmeyen kısmındadır. Abdul Musa ve Budala Sultan Türbesinden 1.5 kilometre uzaktadır’ açıklaması yaptığını belirten Acar, “Bu değerlendirmenin kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü Dur Dağı’nın tamamı kutsal alandır. Bu bölgenin manevi değerinin yok sayılması kabul edilemez” dedi.

AK Parti hükümetinin bir yabancı şirketin çıkarlarına karşılık, Türkiye’deki milyonlarca Alevi vatandaşın kutsal inançlarını çiğnediğini söyleyen Acar, “Eğer hükümet, bugünlerde pek gündemde olmayan Alevi açılımında samimi ise Dur Dağı bunun önemli bir göstergesi olabilir. Dur Dağı madencilik mevzuatına göre değil, inanç merkezi olarak değerlendirildiğinde sorun kalmayacaktır” dedi.

Acar ayrıca, Abdul Musa Gönüllülerinin topladıklardı 1 bin 23 imzayı bugün TBMM Başkanlığına sunacaklarını da belirterek, bu konuda TBMM Başkanı Cemil Çiçek’ten destek beklediklerini açıkladı.

“CHP’NİN KÜRT AÇILIMI ACELE GETİRİLMEMELİ”

Acar, CHP’nin Kürt açılımı konusunda AK Parti ileyol haritası çizilmesine muhalif isimlerden biri olduğunun belirtilmesi üzerine, parti içindefarklı değerlendirmeler yapılmasını doğal olduğunu söyledi.Ancak partinin Parti Meclisi ve MYK gibi karar organlarınıntüm milletvekillerini bağlayacağını belirten Acar, “Parti çinideki tartışmalarımızın doğru yolubulmak için yapılan tartışmalar olarak görülmesini istiyoruz. Meclis tatile girince bir toplantı yapacağımızGrup Başkanvekilimiz Akif Hamzaçebi duyurdu.Kişisel fikirlerim zaten kamuoyuna yansımıştır. Partinin ürettiği politikalara milletvekili olarak uyacağız.Ama konu yeterikadar tartışılmamıştır, gerekli organlarda tartışılmamıştır. Parti Meclisi’nde konu karara bağlanmamıştır. Böyle konular aceleye getirilemez. Hatta Parti Meclisi değil, Kurultay’a getirilerek rapor olarak kabul edilmesi gerekir diye düşünüyorum” dedi.