Ana Sayfa Blog Sayfa 647

Emekli-Sen: Seçim rüşveti istemiyoruz

‘Seçim rüşveti istemiyoruz’ diyen Emekli-Sen üyeleri, emeklilerin iktidara oy vermeyeceğini açıkladı

Emekliler Sendikası (Emekli-Sen) Wan Şubesi, en düşük emekli maaşının 7 bin 500 liraya çıkarılmasına tepki göstermek amacıyla Wan’ın Rêya ermûşê ( İpekyolu) ilçesindeki Ahmedê Xanê Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

Sendika üyelerinin katıldığı açıklamada, “Seçim rüşveti istemiyoruz” yazılı pankartı açıldı. Açıklama sırasında sık sık, “Emekli sesi susturulamaz” ve “ Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atıldı. Açıklamayı Emekli-Sen Wan Şube Başkanı Timur Sağyiğit yaptı.

‘İktidara karşı alanlardayız’

İktidarın en düşük emekli maaşını bir lütufmuş gibi sunduğunu kaydeden Sağyiğit, artırılan emekli maaşının 14 Mayıs seçimleri için iktidarın emeklilere “seçim rüşveti” olduğuna dikkat çekti. Sağyiğit, “Bizler bu iktidara karşı 14 Mayıs seçimlerinde var gücümüzle alanlarda olacak ve sandıklara gideceğiz. Emekçiye karşı olan bu iktidara emekliden bir oy gitmeyecek. Bu iktidar kadın, gençlik, emeklilerin ve halkların düşmanıdır. Bizler bu iktidara karşı alanlarda olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

WAN

 

#EmekliSen #Seçim #rüşveti #istemiyoruz

Üveyş Öcalan anıldı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın annesi Üveyş Öcalan, ölüm yıldönümünde mezarı başında anıldı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın annesi Üveyş Öcalan, 30’uncu ölüm yıldönümünde mezarı başında anıldı. Riha’nın (Urfa) Xelfetî (Halfeti) ilçesine bağlı Amara (Ömerli) Mahallesi’nde bulunan mezarlıkta düzenlenen anmaya Üveyş Öcalan’ın akrabalarının yanı sıra Tevgera Jinên Azad (TJA) Aktivistleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Xelfetî İl Eşbaşkanı Fatma Korkmaz, il yöneticileri Barış Anneleri İnisiyatifi katıldı.

Anmada kısa bir konuşma yapan Fatma korkmaz, “Üveyş Anne kendi başına bir tarihtir. Abdullah Öcalan’ı doğurdu ve Kürt halkının gözlerini açılmasına vesile oldu. Tekrardan başta Sayın Abdullah Öcalan ve Kürt halkının başı sağ olsun” dedi.

Konuşmanın ardından kadınlar dualar okuyup mezarına karanfiller bıraktı.

Kaynak: JinNews

#Üveyş #Öcalan #anıldı

Mizah kuşanmış bir Kürt kadın: Evrim Alataş

Evrim Alataş’ı ‘yüzlerdeki gülüş’ olarak tanımlayan arkadaşı Sibel Güler, habercilikte mağduriyet diline tahammülü olmayan Alataş’ın kadın ve hak odaklı haberciliğe mizahi yönüyle farklı bir bakış getirdiğini söyledi

Tanıyan ve tanımaya başlayan herkesin yüzünde gülümsemeye neden olan yazar, gazeteci, eleştirmen ve senarist Evrim Alataş’ın yakalandığı kanser nedeniyle aramızdan ayrılmasının üzerinden 13 yıl geçti. 15 Nisan 1976 tarihinde Meletî’nin Argan (Akçadağ) ilçesine bağlı Gölpınar köyünde yaşama gözlerini açan Alataş da, her Kürt çocuğu gibi devletin zulmüyle erken yaşta karşı karşıya kaldı. Baskı, gözaltı ve ev baskılarıyla devletin gerçek yüzünü gören Alataş, ilkokul ve ortaokulu doğduğu köyde okuduktan sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı. Burada bir süre tekstil atölyesinde çalışan Alataş, köylerin boşaltıldığı ve “faili meçhul” cinayetlerin yaşandığı dönemde (1994) Yeni Politika Gazetesi’nde gazeteciliğe başladı.

Fincan Xanım

Daha sonra Demokrasi, Özgür Bakış ve Ülkede Özgür Gündem gibi gazetelerde muhabir ve editör olarak çalışan Alataş, ayrıca Evrensel, BirGün ve Özgür Politika gazetelerinde aralıklarla köşe yazarlığı yaptı. Özgür Gündem Gazetesi’nde “Fincan Xanım” köşesi ile Kürt halkının yaşadıklarını ve yaşatılanları hicivli bir dil ile anlatan Alataş’ın, Esmer, Birikim, Amargi, Siyahi ve Tiroj başta olmak üzere birçok dergide de makaleleri yayımlandı. Radikal İki eki ve Taraf gazetesinde “Kürtler Vadisi” isimli köşesinde Kürt sorunu ve Kürt halkının sorunlarıyla yakından ilgilendi. Aram Yayınları tarafından 2003 yılında yayımlanan “Mayoz Bölünme Hikayeleri” adlı kitabında Kurdistan’da yaşananları traji-komik öykülerle anlattı.

Min Dît

“Her Dağın Gölgesi Deniz’e Düşer” adlı kitabı 2009 yılında İletişim Yayınları’ndan okuyucularla buluştu. Alataş, bu kitabında 68 kuşağı liderlerinden dayısı Teslim Töre’yi, Mahir Çayan’ı ve Deniz Gezmiş’i bir çocuğun gözünden anlattı. Amed’de anne ve babaları JİTEM tarafından katledilen 3 çocuğu anlatan “Min Dît (Ben gördüm)” adlı uzun metrajlı filminin senaryosunu yazdı. Film, 46’ncı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Behlül Dal En İyi Öykü Ödülü”ne layık görüldü. Ödülünü 28 Eylül 2009’da Amed’in Licê ilçesinde bombardımanla katledilen Ceylan Önkol’a adayan Alataş, törende bombalarla katledilen çocuklara dikkat çekti. Yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle 12 Nisan 2010’da Amed’de yaşamını yitiren Alataş, vasiyeti üzerine doğduğu topraklara defnedildi. Yaşamanı yitirmeden hemen önce ise “Biz bu dağın çiçeğiydik” adlı kitabı okuyucuyla buluştu.

Abdullah Öcalan’ın sözleri

Alataş’ın yaşamını yitirdiği dönemde PKK Lideri Abdullah Öcalan avukatlarıyla yaptığı bir görüşmede, “Üzüldüm. Başsağlığı diliyorum. Ben Evrim’in birkaç yazısını okumuştum. Yazılarını özellikle doğduğu köy ve Kürt çocuklarla ilgili bir yazısını beğenmiştim. Ben onun, Malatya’nın, kendisini halkına adamış Zeynep (Zilan) ve Müslüm Doğan’ların hatırasını önemsediğini biliyorum. Okuduğum yazısından da bu sonucu çıkarmıştım. Kürt halkı ve Malatya gençliği Evrim’in de, Zilan’ın da, Müslüm’ün de anılarına bağlı kalmalı, anılarını yaşatmalıdır” sözleriyle Alataş’ın yaşamda bıraktığı izin önemine işaret etti. Yaşamı “güldürerek” yaşayan ve yaşatan yanı sıra düşündüren ve harekete geçiren Alataş’ı, yaşamını yitirişinin yıldönümü dolayısıyla Özgür Gündem gazetesinde birlikte çalıştığı Sibel Güler ile konuştuk.

Yürekli bir Kürt kadını

Alataş’ı 1998’den itibaren tanıyan ve 2006’da da Özgür Gündem’de birlikte çalışan Güler, tanıştıkları sırada Yurtsever Gençlik dergisinde editör olarak çalıştığını, Altaş’ın ise o sıralarda Ülkede Özgür Gündem Gazetesi’nde muhabirlik yaptığını aktardı. Birlikte çalışmaya başladıklarında arkadaşlıklarının pekiştiğini söyleyen Güler, 6 yıl birlikte çalıştıklarını kaydetti. Alataş’ı ve gazeteciliğini anlatan Güler, “Gideni anlatmak çok zor. Hele de Kürtlerin yüreğinde ve beleğinde iz bırakanları. Ne kadar anlatsak eksik kalacak. Evrim Alataş; her şeyden önce vicdanlı biriydi. Özgürlüğüne düşkün, yürekli bir Kürt kadınıydı. Özgür Gündem ve basının güçlü, emektar bir kalemiydi” ifadelerini kullandı.

Kadın ve hak haberciliği

“Çok güzel bir yol arkadaşıydı” diyerek, sözlerin sürdüren Güler, Alataş’ın hayatına dokunduğu herkeste “biricik” olarak yer edindiğini söyledi. Alataş’ın çok yönlü biri olduğunu ifade eden Güler, sayfa editörlüğü, gazete yöneticiliği ve gazete eklerinin sorumluluğunu da yüklendiğini dile getirdi. Ayrıca kültür festivallerinde yer aldığını belirten Güler, Kurdistan’ın dört parçasındaki edebiyatçıları bir araya getiren “Diyarbakır Edebiyat Günleri” için büyük emek verdiğini aktararak, ekledi: “Hak ve kadın haberciliği konusunda önemli katkılar sundu. Bu konuda her zaman çok titiz oldu. Haberi izlerken ayrıntılara çok dikkat ederdi. Özellikle haberin diline çok özen gösterirdi.”

Alataş ile bir anısını Güler, şöyle anlattı: “26 Şubat 2004’te katledilen Güldünya Tören’e ilişkin yaptığımız bir haberde, haberin içinde ‘töre cinayeti’ ifadesi kullanılmıştı. Bunu çok tartıştık. Evrim, bunu yanlış gördü ve çok sinirlendi. Bu ifadenin faili nasıl gizlediğini, cinayeti nasıl meşrulaştırdığını ayrıca ana akım medyanın ‘töre cinayeti’ kavramının nasıl özellikle kullandığını ve sanki sadece Kürtlere ait bir pratikmiş gibi sunduğunu anlatıp, dilimize çok dikkat etmemiz gerektiğini tutkuyla dile getirdi.”

Habere bakışı

Alataş’ın kanser hastalığına yakalandıktan sonra dahi kendisi için “tehlikeli” sayılabilecek haberlerden kaçınmadığını söyleyen Güler, “2006 yılının Mart ayında Muş’ta 14 PKK’linin kimyasal silahla katledilmesi ardından 6 PKK’linin cenazesi Amed’e getirildikten sonra eylemler başladı. Kimse Evrim’i eylemleri izlemekten alamadı. Bağlar’da o köşe bu köşe nasıl haber izlediğimizi, kemoterapi ilacının yarattığı halsizliğe rağmen çok net hatırlıyorum. O halkın eylemlerini izlerken Dicle Haber Ajansı’ndan (DİHA) bir muhabirin arayıp ‘Evrim abla halk karakolu ele geçirdi, karakol düştü’ demesi üzerine Evrim’i tutmak hiç mümkün olmadı. Çok halsiz olmasına rağmen eve değil, haber ajansına gitti. Demem o ki Kürtlere dair her habere karşı okuyuculara karşı çok büyük bir sorumluluk duyardı” dedi.

Kadın ve mizah

Gazete dağıtımcılarıyla da sık sık ilgilendiğini ve yaşadıkları sorunları dinlediğini belirten Güler, “Halkın eleştirilerini gazete dağıtımcılarından dinlerdi. Bu da okuyucu ile kurduğu bağı ve ona karşı duyduğu sorumluluğu göstermeye bir örnektir. Evrim Alataş, ağlak ve mağdur dile tahammülü olmayan bir insandı. Başka türden bir dille mücadelenin daha etkili olacağına inanıyordu. Ki bu konuda haklıydı. Mizahçı yönü Özgür Gündem açısından da bir ilkti. Çünkü Özgür Gündem’de mizah alanında kadını var eden kişi Evrim Alataş’tır. Evrim, Özgür Gündem’de mizah yazan ilk kadın yazardır. ‘Kadınlar olarak düzeni biraz da gülerek bozalım’ diyordu” ifadelerini kullandı.

Alataş’ın Özgür Gündem’deki “Fincan Xanım” köşesine değinen Güler, “Fincan”ın Wan’da yaşayan ve fikrini söylemekten çekinmeyen, aksi ve çok konuşan bir kadın olduğunu bu nedenle köşesine bu ismi verdiğini belirtti. Güler, “Evrim, ‘Mizah ötekinin silahıdır. Fincan xanım gibi çok konuşarak ve anlatarak bu silahı kullanmalıyız’ diyordu. Nitekim onun başlattığı bu köşe yazıları aynı zamanda neyin Kürdü ve kadını acıttığını gösteriyordu. Köşesi çok sevildi. Sadece okuyucuları değil çalıştığı her yerde güldürürdü. Çünkü ağlak, mağdur dile bir tahammülsüzlüğü vardı. Hayatına dokunduğu herkese ‘Evrim’ derseniz Evrim’i yüzlerinde bir ‘gülüş’ olarak görürsünüz. Evrim, Kürt gazetecilerin yüzünde bir gülüştür” diyerek anlattı.

Susuturulmayan ses

Alataş’ın “Amed sevdalısı” olduğunu paylaşan Güler, 2005’te hastalığının nüksettiğini ve ardından Amed’e yerleşmeye karar verdiğini söyledi. Alataş’ın bu kararı almasının nedenine değinen Güler, “Çünkü kaynağa dönmek istiyordu. Onun için kaynağa dönüştür. İstanbul’da yaşamak yerine Diyarbakır’a döndü. Toprağı olarak görüyordu. Güçlü bir bağı vardı. Evrim Alataş, Kürdün sesine ses katmış, özgür basın geleneğine büyük bir emek veren isimdir. Susturulamayan Kürt basının yüz akıdır” dedi.

Direnişin mekanı

Alataş’ın “dağ” figürünü sürekli kullandığını ve bu figüre büyük bir anlam verdiğine dikkat çeken Güler, şöyle devam etti: “Her Kürt’te olduğu gibi dağ Kürt’tür. Kürdün tek arkadaşıdır. Onu var eden, varlığını çoğaltan tek mekandır. Bu nedenle de anlamı büyüktü. O topraklarda doğduğu günden beri Kürdün ezilişine tanık ettiği gibi o zulmü yaşamış biri de aynı zamanda. O nedenle her Kürt gibi direnişin mekanı olarak dağlara anlam yükleyen bir insandır. Onun için dağlar direnişin mekanıdır.”

Haber: Mehmet Aslan/MA

#Mizah #kuşanmış #bir #Kürt #kadın #Evrim #Alataş

MHP itiraz etti, yurt dışı sandık kurullarında HDP’nin yerine MHP yer alacak

YSK, seçimlere Yeşil Sol Parti listelerinden girme kararı alan HDP’nin yurt dışındaki sandık kurullarında temsilci bulunduramayacağına karar verdi. Sandıklarda HDP yerine MHP bulunacak

Kapatma davası nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakıyla birlikte Yeşil Sol Parti çatısı altında girme kararı almıştı.

Adayların da netleşmesi sonrası Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) HDP’nin sandık kurullarında görev alamayacağına dair Yüksek Seçim Kurumu’na (YSK) başvuru yaptı. HDP de sandık kurullarının durumuyla ilgili YSK’ye başvuru yapmıştı.

Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın haberine göre kurul, seçime girmeme kararı kesinleşen HDP’nin sandık kurullarında görev alamayacağına hükmetti. Bu durumda, HDP temsilcileri 14 Mayıs’ta yurtdışı sandık kurullarında görev yapamayacak. HDP’nin yerine 2018 seçimlerinde ülke genelinde dördüncü parti konumunda bulunan MHP temsilcileri görev yapacak.

Türkiye’deyse HDP’yi takip eden partiler sandık kurullarına girecek.

HABER MERKEZİ

#MHP #itiraz #etti #yurt #dışı #sandık #kurullarında #HDPnin #yerine #MHP #yer #alacak

AYM, HDP’nin savunma vermemesini tutanak altına aldı

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin sözlü savunma vermemesini tutanak altına alarak dosyayı, AYM raportörüne verdi

Anayasa Mahkemesi, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) sözlü savunma yapmamasını tutanak altına alarak dosyayı, esas hakkındaki raporun hazırlanması için AYM raportörüne verdi.

Ayrıntılar geliyor…

#AYM #HDPnin #savunma #vermemesini #tutanak #altına #aldı

İzmir’de CHP Seçim Bürosu’na taşlı saldırı: Herkes AKP’ye oy verecek

İzmir’de yer alan CHP’nin seçim bürosuna taşlı saldırı düzenlendi, bir kişi gözaltına alındı. Saldırgan ifadesinde ‘Herkes AKP’ye oy verecek’ dedi

Seçimlere 33 gün kala, muhalefete yönelik saldırılar sürüyor. Son olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İzmir Konak’taki seçim bürosuna bir kişi taşla saldırdı.

‘Bu saldırı bizi güçlendirir’

CHP Konak Gençlik Kolları’ndan saldırıya ilişki yapılan açıklamada, “Korkmuyoruz, geliyoruz! İlçe seçim ofisimize yapılan saldırıyı kınıyoruz! Yapılan baskılar bizi yıldırmaz daha çok güçlendirir. Tüm halkımızı bize destek olmaya çağırıyoruz!” denildi.

Herkes AKP’ye oy verecek demiş

Tele 1’e konuşan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ise ”Saldırıyı gerçekleştiren şahsın ilk beyanında, CHP’nin seçim bürosu olduğu için camlarını kırdım. AK Parti’ye oyların verilmesi noktasında bir ifadesinin olduğunu öğrendik” dedi.

İZMİR

 

#İzmirde #CHP #Seçim #Bürosuna #taşlı #saldırı #Herkes #AKPye #verecek

Çanakkale’de Wanlı aileye önce ırkçı saldırı sonra jandarma işkencesi: 1 ölü

Çanakkale’nin Civler köyünde oturan Wanlı Yavuz Cabir ırkçı saldırıya uğradı. Olay yerine gelen jandarma ise Cabir ailesine şiddet uygulayarak yaralı Yavuz Cabir’i de silahla vurdu

Wan’dan 15-16 yıl önce Çanakkale’ye göç eden Cabir ailesi yerleştiği Civer Köyü’nde ırkçı saldırıya maruz kaldı.

Sabah 10.30 civarında köyde yaşayan ve ismi henüz öğrenilemeyen bir kişi baba Yavuz Cabir’i 10 yerinden bıçakladı.

Serhat News’in ailenin avukatı Zilan Leventoğlu’na dayandırdığı habere göre; Yaralı halde eve gelen baba Cabir, olayın büyük bir saldırıya dönüşmemesi adına jandarmayı ve ambulansı aradı. Olay yerine gelen jandarmalar ile Cabir ailesinin gençleri arasında tartışma yaşandı. Tartışma sonrası 3 kadın ile aile üyelerinin jandarma tarafından şiddete maruz bırakıldığı belirtildi. Bu sırada baba Cabir’in evde bulunan av tüfeğini aldığı ve uzman çavuşun olaya müdahale ederken baba Cabir’i karnından vurduğu öne sürüldü.

Çanakkale Devlet Hastanesi’ne kaldırılan baba Cabir hayatını kaybederken, aile bireylerinin tümünün kanlar içerisinde hastane yerine Anafartalar Karakol’unda götürüldüğü aktarıldı.

Cabir’in çocukları Yavuz Cabir, Ömer Cabir ve Yücel Cabir için 48 saat süreli gözaltı kararı verilirken, anne ve kızlarının ifade işlemleri ise devam ediyor.

Avukat Leventoğlu yaşanlar ile ilgili şunları söyledi: “Durum çok vahim. Jandarma adeta defalarca kez aile bireylerine ateş etmiş, babaya da nişan alıp göğüs kafesinin altından vurmuş. Sadece silahla ateş etme dışında jandarma tarafından çok feci dövülmüşler.”

Öte yandan aile adına avukat Leventoğlu Çanakkale İnsan Hakları Şubesi’ne de yaşanan saldırı noktasında başvuruda bulundu.

HABER MERKEZİ

#Çanakkalede #Wanlı #aileye #önce #ırkçı #saldırı #sonra #jandarma #işkencesi #ölü

Gazeteci Çoban’a hapis istemi

KHK ile kapatılan Azadiya Welat gazetesinin Yazı İşleri Müdürü İsmail Çoban’a ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla hapis cezası istendi

Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) kapatılan Azadiya Welat gazetesinin 4 Eylül – 30 Eylül 2014 tarihleri ile 1 Ekim – 21 Ekim 2014 tarihleri arasında gazetede yayımlanan bazı haber ve yazılarda “örgüt propagandası” yapıldığı iddiasıyla dönemin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İsmail Çoban’ın yeniden yargılandığı dava bugün görüldü.

Çoban’a verilen ve hükmünün açıklanması geriye bırakılan 1 yıl 8 ay 25 günlük hapis cezasının, başka bir davadan ceza verilmesi üzerine hükmünün açıklanması istemiyle yeniden görülen davada, iddia makamı ceza istemiyle mütalaa verdi.

Ceza artırımı istendi

Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Çoban katılmazken, avukatı Resul Temur hazır bulundu. Duruşmada mütalaasını mahkemeye sunan iddia makamı, Çoban hakkında verilen 1 yıl 8 ay 25 günlük hapis cezasının açıklanmasını talep ederek, Çoban’ın “örgüt propagandasını” düzenleyen “3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesince” hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. İddia makamı, suçun basın yolluyla işlediğini savunarak, Çoban’a verilecek hapis cezasının artırılmasını talep etti.

Çoban’ın avukatı Temur, mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebinde bulundu. Talebi kabul eden Mahkeme heyeti, duruşmayı 18 Nisan’a erteledi.

AMED

#Gazeteci #Çobana #hapis #istemi

PSKAD Eski başkanı Gani Kaplan beraat etti

PSKAD eski Genel Başkanı Gani Kaplan, “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) eski Genel Başkanı Gani Kaplan hakkında, 18 Mayıs 2017 tarihinde İbrahim Kaypakkaya anmasında yaptığı konuşma ve Ulaş Bardakçı ile KHK’li Nuriye Gülmen ve Semih Özakça paylaşımlarından dolayı “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla dava açılmıştı. Davanın ilk duruşması bugün Ankara 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Kaplan hakkında beraat kararı verdi.

Kaynak: MA

#PSKAD #Eski #başkanı #Gani #Kaplan #beraat #etti

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusu

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvurdu

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Newroz Uysal, Mazlum Dinç ve Faik Özgür Erol, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu. Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvurdu.

 Başvurular rededildi

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Aile görüş  yasağı

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi. Avukatlar, 28 Mart’ta bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulunarak, aile ziyaretleri önündeki hukuka aykırı tüm engellerin kaldırılması ve aile görüşünün yapılmasını talep etti. 29 Mart’ta yanıt veren hakimlik, başvuruyu reddetti. Hakimlik, ret gerekçesinde de Abdullah Öcalan hakkında verilmiş yeni bir disiplin cezasının olduğunu, bu nedenle görüşmenin olamayacağını ileri sürdü. Hakimliğin ret kararında, “Bütün başvurucular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 3 Şubat 2022 tarihinde disiplin cezası olarak 3 ay aile ziyaretinden yoksun bırakma cezası verildiği ve 21 Şubat’ta kesinleştiği gerekçesiyle talep reddedildi” denildi.

Hak ihlali

Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.

Fiili uygulama

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 3 Şubat’ta müvekkillerine disiplin cezası iddiasıyla verilen 3 aylık aile görüş yasağının 7 Haziran’da sona ermesiyle geçtiğimiz günlerde Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Avukatlar, yaptıkları başvuruda, disiplin cezası süresinin bittiğini, bundan kaynaklı da aile görüşleri için koyulan tüm engellerin kaldırılmasını ve varsa yeni disiplin cezalarının taraflarına iletilmesini talep etti. Avukatların başvurusuna bir gün sonra cevap veren İnfaz Hakimliği, disiplin cezalarının fiili olarak halen sürdüğünü öne sürerek, avukatların başvurusunu yine reddetti.

İnfaz Hakimliği’nin ret kararı üzerine avukatlar, bu kez 15 Haziran’da Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu.

Bilinmeyen ceza

Yapılan itiraza 23 Haziran’da cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklarla ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Mayıs’ta 3 aylık yeni bir disiplin cezası verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.

6 aylık avukat görüş yasağı

Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar, 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek, görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan’da hakimliğin verdiği 6 aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

4 yıldır görüşme yok

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

HABER MERKEZİ

#Asrın #Hukuk #Bürosu #avukatlarından #Abdullah #Öcalanile #görüşme #başvurusu