Ana Sayfa Blog Sayfa 648

PSKAD Eski başkanı Gani Kaplan beraat etti

PSKAD eski Genel Başkanı Gani Kaplan, “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) eski Genel Başkanı Gani Kaplan hakkında, 18 Mayıs 2017 tarihinde İbrahim Kaypakkaya anmasında yaptığı konuşma ve Ulaş Bardakçı ile KHK’li Nuriye Gülmen ve Semih Özakça paylaşımlarından dolayı “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla dava açılmıştı. Davanın ilk duruşması bugün Ankara 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Kaplan hakkında beraat kararı verdi.

Kaynak: MA

#PSKAD #Eski #başkanı #Gani #Kaplan #beraat #etti

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusu

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvurdu

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Newroz Uysal, Mazlum Dinç ve Faik Özgür Erol, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu. Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvurdu.

 Başvurular rededildi

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Aile görüş  yasağı

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi. Avukatlar, 28 Mart’ta bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulunarak, aile ziyaretleri önündeki hukuka aykırı tüm engellerin kaldırılması ve aile görüşünün yapılmasını talep etti. 29 Mart’ta yanıt veren hakimlik, başvuruyu reddetti. Hakimlik, ret gerekçesinde de Abdullah Öcalan hakkında verilmiş yeni bir disiplin cezasının olduğunu, bu nedenle görüşmenin olamayacağını ileri sürdü. Hakimliğin ret kararında, “Bütün başvurucular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 3 Şubat 2022 tarihinde disiplin cezası olarak 3 ay aile ziyaretinden yoksun bırakma cezası verildiği ve 21 Şubat’ta kesinleştiği gerekçesiyle talep reddedildi” denildi.

Hak ihlali

Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.

Fiili uygulama

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 3 Şubat’ta müvekkillerine disiplin cezası iddiasıyla verilen 3 aylık aile görüş yasağının 7 Haziran’da sona ermesiyle geçtiğimiz günlerde Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Avukatlar, yaptıkları başvuruda, disiplin cezası süresinin bittiğini, bundan kaynaklı da aile görüşleri için koyulan tüm engellerin kaldırılmasını ve varsa yeni disiplin cezalarının taraflarına iletilmesini talep etti. Avukatların başvurusuna bir gün sonra cevap veren İnfaz Hakimliği, disiplin cezalarının fiili olarak halen sürdüğünü öne sürerek, avukatların başvurusunu yine reddetti.

İnfaz Hakimliği’nin ret kararı üzerine avukatlar, bu kez 15 Haziran’da Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu.

Bilinmeyen ceza

Yapılan itiraza 23 Haziran’da cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklarla ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Mayıs’ta 3 aylık yeni bir disiplin cezası verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.

6 aylık avukat görüş yasağı

Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar, 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek, görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan’da hakimliğin verdiği 6 aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

4 yıldır görüşme yok

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

HABER MERKEZİ

#Asrın #Hukuk #Bürosu #avukatlarından #Abdullah #Öcalanile #görüşme #başvurusu

ABD: Süleymaniye Havalimanına yönelik saldırıyı araştırıyoruz

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, Washington yönetiminin Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırıyı araştırdığını söyledi

Günlük basın brifinginde açıklamalarda bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, ABD Savunma Bakanlığı’nın Süleymaniye Havalimanı’na yapılan saldırıyı soruşturduğunu belirtti.

Patel, “Saldırı sırasında konvoy ABD askerlerini taşıyordu ve can kaybı bildirilmedi” dedi.

“Irak’taki çalışanlarımızı riske atacak her türlü eyleme karşıyız” ifadelerini kullanan Patel, ABD güçlerinin müttefiklerini desteklemek ve DAİŞ’i yok etmek için Irak ve Suriye’de kalacağını bildirdi.

Patel, Irak’ta atılacak herhangi bir adımın Irak’ın egemenliğine saygı çerçevesinde olması gerektiğini belirtti.

7 Nisan’da Süleymaniye Uluslararası Havalimanına Türkiye tarafından bir saldırı düzenlendiği açıklanmış, saldırıda Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdî’nin hedef alındığı belirtilmişti.

Kaynak: RojNews

#ABD #Süleymaniye #Havalimanına #yönelik #saldırıyı #araştırıyoruz

Mereş’te deprem

Mereş’te 4.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Mereş’in Koksen (Göksun) ilçesinde 4.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Koksen ilçesi olan 4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 10,27 kilometre derinlikte olduğu belirlendi.

HABER MERKEZİ

#Mereşte #deprem

Af Örgütü’nden AYM’ye HDP çağrısı: AİHM standartlarına uyulsun

Uluslararası Af Örgütü’nün AYM’ye yaptığı çağrıda ‘HDP’nin kapatılması ya da üyelerine siyasi yasak getirilmesi uluslararası yükümlülükleri açıkça ihlal eder’ ifadeleri kullanıldı

Uluslararası Af Örgütü, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) süren kapatma davasıyla ilgili bir açıklama yayımladı.

HDP’nin Türkiye’nin en büyük ikinci muhalefet partisi olduğuna işaret edilen açıklamada, partiyle ilgili davanın kapatma kararıyla sonuçlanmasının, ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarının ihlaline yol açacağı uyarısı yapıldı.

Açıklamada, “Ülke 6 Şubat’taki yıkıcı depremlerin ardından kritik önemdeki seçimlere hazırlanırken HDP’nin kapatılması ve geçmişteki ve mevcut yüzlerce HDP üyesine siyasi yasak getirilmesi Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini açıkça ihlal eder” ifadesine yer verildi.

‘Barış süreci’ vurgusu

HDP’nin kapatılmasına yönelik iddianamenin önemli bir bölümünün, partinin 2013-2015 yılları arasındaki faaliyetlerini kapsadığı, ancak buna rağmen PKK ile Türkiye arasında o dönemde hükümetin isteğiyle yürütülen süreç bağlamında sunulmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Türkiye yetkililerinin, HDP’nin siyasi hedeflerini ve eylemlerini güç kullanarak gerçekleştirmeye çalıştığı iddiaları dayanaktan yoksundur” denildi.

Sekizinci parti

HDP’nin 1993’ten bu yana Türkiye’de anayasaya aykırı eylemlerde bulunma iddiasıyla kapatmayla sonuçlanabilecek bir davayla karşı karşıya kalan sekizinci Kürt tabanlı sol siyasi parti olduğuna da işaret edildi.

Dava geri çekilmeli

Açıklamada, “Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerini, uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye ve bu hakların gerektiği gibi korunmasını sağlamak için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), sözleşmenin protokolleri ve geçmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uymaya çağırmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı özellikle, AİHM’in, son yıllarda Türkiye yetkililerinin siyasi partileri kapattığı benzer koşullar nedeniyle örgütlenme hakkı ihlalleri tespit ettiği önceki kararlarını dikkate alarak HDP’ye karşı kapatma istemiyle açtığı davayı geri çekmelidir” ifadelerine yer verildi.

AİHM standartlarına uyulsun

Açıklamada, “Anayasa Mahkemesi, ülkedeki insanların ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarını misillemeye uğrama kaygısı taşımadan, özgürce ve güvenli bir şekilde kullanabilmesini tesis etmek için AİHM’in bu davaya uygulanabilir ilgili kararlarında belirlediği standartlara uyulmasını sağlamalıdır” denildi.

Kaynak: DW

#Örgütünden #AYMye #HDP #çağrısı #AİHM #standartlarına #uyulsun

  Pakistan’da polis aracına bombalı saldırı

Belucistan eyaletinin Kuetta şehrinde polisleri taşıyan araca yönelik bombalı saldırı düzenlendi

Pakistan’ın Belucistan eyaletinde emniyet mensuplarını taşıyan aracı hedef alan bombalı saldırıda 2’si polis 4 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi de yaralandı.

DIŞ HABERLER

#Pakistanda #polis #aracına #bombalı #saldırı

Yeşil Sol Parti Agirî’de dört vekil hedefliyor

Yeşil Sol Parti Agirî Eşsözcüsü Cemal Akar, hedeflerinin dört vekil çıkarmak olduğunu söyleyerek ‘bu halk mutlaka kazanacaktır’ dedi

Kurdistan ve Türkiye kentlerinde siyasi partiler 14 Mayıs seçimlerine hazırlanıyor. Siyasi partiler 9 Nisan’da vekil aday listesini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etti. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Agirî’de (Ağrı) Sırrı Sakık, Nejla Demir, Heval Bozdağ ve Zelal Yılmaz’ı aday olarak gösterdi.

‘Partimize yoğun ilgi var’

Agirî’de 3 vekil çıkaran Halkların Demokratik Partisi (HDP), kapatma davası nedeniyle Yeşil Sol Parti ile seçimlere girecek. Yeşil Sol Parti Agirî Eşsözcüsü Cemal Akar, kentte hedeflerinin 4 vekil çıkarmak olduğunu söyledi. Halkta Yeşil Sol Parti’ye karşı büyük bir ilginin olduğunu söyleyen Akar, “Bu coşkuya, inanmışlığa layık olmak ve seçimlerde başarılı olmak için tüm bileşenlerimiz ve halkımızla birlikte yoğun bir çalışma içindeyiz” diye konuştu.

‘4 vekil çıkarmayı amaçlıyoruz’

Seçimde 4 vekil çıkarmayı amaçladıklarını ifade eden Akar, “Diğer partiler tabela partisi olarak varlığını devam ettiriyor. Daha önce AKP ile 1 vekillik yarışımız vardı ama artık halkımız bu faşist, inkârcı ve imha sistemine karşı oldukça öfkeli. Kriz her şekilde halkın yaşamına yansıyor. Halkımız bunun nedenin tekçi zihniyet olduğunun farkında. Halkın tepkisini ve öfkesini görüyoruz ve politikalarımızı buna göre şekillendiriyoruz. Yeşil Sol Parti güçlü bir aktördür ve bu defa 4-0 yapacağız. Plakamızı tabela yapacağız” ifadelerini kullandı.

‘Sandıklarımızı terk etmeyeceğiz’

Sandıklarda seçim güvenliğine de değinen Akar, “Tüm tedbirlerimizi aldık. Daha önce bu sistem teşhir oldu. Herkes bunların hırsız olduğunu biliyor. Bizim de seçim güvenliği için ciddi çalışmalarımız var. Birçok hukukçu ile görüşüyoruz, seçim güvenliğini onlarla birlikte sağlayacağız. Aynı zamanda yurtsever halkımız ve partimizin çalışanları da ellerinden geleni yapacaktır. Daha önceden de tecrübemiz var, bu inkarcı tekçi sisteme güven olmayacağını biliyoruz. Her anlamda tedbirimizi aldık, sandıklarımızı koruyacağız. Sandıklarımızı terk etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

‘Bu halk mutlaka başarıya ulaşacaktır’

Akar, seçime hazır olduklarını belirterek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bu dikta rejimini Agirî’den başlayarak yenilgiye uğratacağız. Halkımızın, çıkarları, istekleri ve dili önceliğimizdir. Bir halkın geleceği söz konusu biz siyasetçiler de bu konuda her türlü bedeli vermeye hazırız. Bu halk mutlaka başarıya ulaşacaktır. Biz kazanacağız.”

AGİRÎ

#Yeşil #Sol #Parti #Agirîde #dört #vekil #hedefliyor

Aday olunan temel hak ve özgürlükler mi?

(…) Temel insan haklarını oluşturan bir protokolü Türkiye neden 2001 yılından bu zamana dek onaylamamıştır. Türkiye’nin ayrımcılığın genel olarak yasaklanmasını öngören 12 nolu protokolü yıllardır onaylamaması maalesef ki Türkiye’de ayrımcılığa ilişkin yasal zeminin yeterince korunmadığı gerçekliğini açığa çıkarmaktadır

Nazmi Ayaz

Gerek dünya ülkelerinde gerekse Türkiye’de mevcut anayasanın, kanunların mevcudiyeti o ülkeyi “hukuk devleti” kılmaya yetiyor mu? Bu sorunun cevabı aslında tarihsel gerçeklikte yatmaktadır. Öyle ki tarih sahnesinde birçok devletin kendi amacı ve yararına göre şekillendirdiği kanun ve mahkemelerin varlığı aslında bu sorunun cevabını özetler niteliktedir. Devletlerin baskı politikalarını ve resmi ideolojileri çerçevesinde yapmış oldukları eylemlerini meşrulaştırmak adına sürekli mahkemeleri araçsallaştırdıkları ve bu eylemlerini mahkemeler eliyle uyguladıkları yadsınamaz bir gerçektir.

Tarihsel gerçeklikteki bu konunun inşa etmiş olduğu sıkıntıların bu şekilde ardı kesilmez bir sorunsala dönüşmesine karşın uluslararası hukukta bu konu spesifik olarak değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Uluslararası hukukta inşa edilen evrensel kurallar bütünü sayesinde devletlerin kendilerine araçsallaştırdıkları kendi yargı sistemleri artık baskı politikası aracı olmaktan çıkıp olumlu anlamda değişim göstererek temel anlamda uluslararası bir anlam ile evrensel bir boyut haline gelmiştir. Özellikle büyük yıkımlardan sonra ezilen insanlık değerlerini yeniden yeşertmek amacıyla insan haklarına uluslarüstü bir boyut kazandırma uğraşı içinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ilan edilmiştir. “İnsanın eşit ve devir kabul etmez haklarının mutlak uygulanması ile birlikte bu mutlak hakların, devletlerde hürriyetin ve adaletin temeli olmasını” idealize eden ve bu doğrultuda devletlerin yargı sistemlerine esin kaynağı olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre “insanın zulüm ve baskıya karşı son çare olarak ayaklanmaya mecbur kalmaması için insan haklarının bir hukuk düzeni ile korunmasının temel bir gereklilik” olduğunu vurgulamaktadır.

Dolayısıyla Evrensel İnsan Hakları Bildirisi’yle ilan edilen hakların evrensel düzlemde ve etkin biçimde tanınmasının ve bunlara uyulmasının sağlanması için sonrasında da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) imzalanmıştır. AİHS, süreç içerisinde beraberinde birçok hak ve hürriyeti güvence altına alırken, aynı zamanda AİHS’in güvence altına aldığı hakların olası ihlalinin değerlendirilmesi için de uluslararası düzeyde İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kurulmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kesin kararları bağlayıcıdır. Bu bakımdan AİHS’e taraf olan devletlerin AİHM kararlarını mutlak suretle uygulama zorunluluğu mevcuttur.

Bu bağlamda Avrupa birliğine üye olma isteğinin sonucu olarak AİHS’ye de mecburi olarak üyelik şartından dolayı Türkiye de zorunlu olarak AİHS’e taraf olmuştur.  AİHS’e taraf olan devletlerde olduğu gibi Türkiye’nin de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin maddeleri ve protokolleri konusunda seçim hakkının bulunmadığı bir gerçektir.  Zira her ne kadar Türkiye gibi Avrupa Birliği’ne girme yolunda uğraş veren taraf devletlerin, zaman içinde çıkarılan ek protokolleri imzalama yükümlülükleri bulunmasa dahi ve buna ilişkin hukuksal bir mekanizma yoksa da Avrupa Birliği’ne üyelik için bu devletlerin çıkarılan ek protokolleri de kabul etmesi bir nevi bir zorunluluk halini doğurmaktadır. Bu nedenle AİHS’e taraf olan Türkiye için de bir zorunluluk halinden bahsetmek mümkünse de halihazırda 12 Nolu Protokol gibi hayati öneme sahip birkaç protokol uzunca süredir imzalamış olmasına rağmen henüz onaylanamamıştır.

Türkiye, uzun yıllar önce AİHS’e taraf olmasına ve AİHS’in iç hukukun önemli bir parçası olması gerekmesine rağmen AİHS’nin ayrımcılığın yasaklanmasına dair 12 No’lu Ek Protokolü’nü de 18 Nisan 2001’de imzalamış fakat maalesef ki henüz onaylamamıştır. 12 Nolu Protokol ayrımcılık yasağını düzenlemektedir. Dolayısıyla temel insan haklarının uygulanması ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması amacı ile eklenen protokolün temel felsefesi “yasayla düzenlenen herhangi bir haktan yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal ya da toplumsal köken, bir ulusal azınlığa mensup olma, mülkiyet, doğum ya da diğer statüler gibi herhangi bir temelde ayrımcılık yapılmaksızın, herhangi bir kamu makamı tarafından herhangi bir temelde ayrımcılığa tabi tutulmayacağı” yönündedir. Bu yönde temel insan haklarını oluşturan bir protokolü Türkiye neden 2001 yılından bu zamana dek onaylamamıştır?

Türkiye’nin ayrımcılığın genel olarak yasaklanmasını öngören 12 nolu protokolü yıllardır onaylamaması maalesef ki Türkiye’de ayrımcılığa ilişkin yasal zeminin yeterince korunmadığı gerçekliğini açığa çıkarmaktadır. Bu sözleşme aslında Türkiye’de insan haklarına ilişkin yasal zemini sağlam bir temele oturtarak gerçek anlamda tüm bireylerin eşit olmalarını sağlamak açısından bir gereklilik iken ve en basitinden bireylerin anadillerini konuşmaları, öğrenmeleri ve anadillerinde eğitim görmelerinin yolunu açıyor iken, Türkiye’nin buna ilişkin çabasının olmayışı çoğulculuğu bir ölçüde reddettiği anlamına gelmektedir.

Öyle ki Kopenhag kriterlerinden olan 12 nolu protokolün, etnik, dilsel, dinsel ve diğer öteki gruplara karşı resmiyette olan ve olmayan her türlü ayrımcılığı yasaklamasına karşın Türkiye’nin hala onaylamadığı görülmektedir. Bu protokole ilişkin tutumun arkasında yatan endişenin ne olduğu kamuoyuna açık bir şekilde anlatılmalıdır. Herhangi bir endişenin olmadığı kanısına varıldıysa -ki yukarıda belirtilen maddelerin uygulanmaması endişe verici olarak görülmektedir. Bütün bu anlatılanlar temelinde kurulacak yeni hükümetin en güçlü adayı ve neredeyse kazananı olarak kendisini konumlandıran, en büyük vaadi temel hak ve özgürlükler olan ve ülkeye demokrasi, eşitlik, adalet, özgürlük sözü veren CHP’nin tutumu şimdiden merak konusu olmuştur.

#Aday #olunan #temel #hak #özgürlükler

Yeşil Sol Parti kadın adaylarını tanıtıyor

Yeşil Sol Parti, 14 Mayıs seçimleri milletvekili kadın adaylarını Ankara İMO Genel Merkezi’nde tanıtıyor

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs seçimlerinde milletvekili adayı gösterilecek kadın adaylarını tanıtıyor. Ankara’da bulunan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel Merkezi’nde düzenlenen lansman etkinliğine, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partilerin kadın temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin kadın temsilcileri katıldı.

Toplantının yapıldığı salona, Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi’nin seçim sloganı “Dîsa jin, dîsa jiyan” yazılı pankartlar asıldı. Salon, “Dîsa jin, dîsa jiyan” adlı Kürtçe şarkısı eşliğinde doldu.

Ayrıntılar geliyor…

#Yeşil #Sol #Parti #kadın #adaylarını #tanıtıyor

Zehirlenme olaylarını protesto eden öğrenciler okuldan uzaklaştırıldı

İran’da yaşanan zehirlenme olaylarını protesto eden Tebriz Tıp Bilimleri Üniversitesi’nden 16 öğrenci üniversiteden uzaklaştırıldılar

Jîna Emînî’nin ‘ahlak polisleri’ tarafından Tahran’da katledilmesi ardından kadınlar öncülüğünde başlayan halk ayaklanmalarına destek veren öğrenciler hükümet tarafından tutuklama, işkence, tecavüz, kaçırma ve katletme gibi durumlarla karşı karşıya bırakıldı.

En son Rojhilat’ın (Doğu Kürdistan) Saqiz kentinde Mirac Kız Lisesi’nde eğitim gören öğrenciler zehirlendi. Yaşanan zehirlenme olayları öğrenciler tarafından protesto edildi.

Öğrenci Birliği Meclisi, İran ve Rojhilat kentlerinde bulunan kadın öğrencilerin okudukları okullara yönelik kimyasal gaz zehirlenmelerini protesto eden Tebriz Tıp Bilimleri Üniversitesi’ndeki en az 16 öğrencinin okuldan uzaklaştırıldığını duyurdu. Ö

ğrenci Birliği Meclisi, üniversiteden uzaklaştırma verilen öğrencilerin bir kısmının yarı yıl bir kısmının ise iki yarı yıl uzaklaştırıldığını belirterek, mücadelelerine devam edeceklerini söyledi.

DIŞ HABERLER

#Zehirlenme #olaylarını #protesto #eden #öğrenciler #okuldan #uzaklaştırıldı