Ana Sayfa Blog Sayfa 649

Seçimlerde 3 eğilim yarışacak: Toplumun yüzde 60’ı değişim istiyor

SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, AKP oylarının bölgede ciddi bir erime yaşadığını, bu seçimlerde 3 eğilimin yarışacağını ve toplumun yüzde 60’ının değişimden yana olduğunu söyledi

Türkiye 14 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine gidiyor. Anketler, bugün açısından bölge illerinde AKP’nin vekil sayısında önemli oranda düşüş yaşanacağının ipuçlarını veriyor. Üstelik AKP’nin ittifak masasını kimi gerici partilerle genişletme çabası da bu düşüşü hızlandıracak gibi görünüyor.

Yıllardır seçmen eğilimlerini ölçen ve Kürt seçmenin nabzını tutan Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin (SAMER) verileri bu dönemde siyasi partilerden taleplere, yürütülen çalışmalara, seçim listelerinden ittifaklar içindeki tartışmalara ve sandık başındaki tutuma kadar seçmenin eğilimlerini gösteriyor.

SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, NuJinha’dan Medine Mamedoğlu’na yaptığı değerlendirmede, sandıkta üç eğilimin yarışacağını, “Bizim sahada gördüğümüz kadarıyla toplumun en az yüzde 60’ı bu değişim talebinin bir parçası” dedi.

Genç’in seçime dair verdiği röportajdan bazı bölümler şöyle:

  • Önümüzde Türkiye halklarının geleceğini etkileyen önemli bir seçim var. Seçim çalışmaları başlarken partilerin kurduğu ittifak temasları da sürüyor. Yaklaşan bu seçimi halk nasıl görüyor ve karşılıyor? Bölgede güç dengeleri 2018 seçimlerine oranla ne tür değişimler yaşadı?

Bölgede seçmen davranışları açısından kimi değişimleri beklediğimizi söyleyebilirim. Bölgede çok uzun yıllardır yaklaşık 20 yıldır aslında iki parti HDP ve AKP yarışıyordu. HDP gücünü hala koruyor olmakla birlikte, AKP’de çok ciddi erimeler söz konusu. Uzun yıllar içerisinde bu iki parti dışındaki siyasetler ne yazık ki bölgede tabela partisi konumunu aşamamıştı. Ancak AKP’deki erimenin kendisi genç seçmenin sayısal ve oransal yoğunluğu eklendiğinde bölgede bu iki parti dışında CHP’nin de iddialı olmasına ve kısmen diğer siyasetlerin de görünür olmasına bir zemin oluşturmuş görünüyor. Dolayısıyla bu seçimde bölgede oldukça çok renkli ve birbiri ile rekabet içerisinde iki değil dört, beş parti görmek mümkün.

İkincisi AKP’nin önceki seçimlerde bölgede edindiği vekil sayısının önemli oranda azalacağını ölçüyoruz. Bu azalmanın da CHP’ye vekil kazandıracağını söylemek mümkün. Bu uzun yıllar içerisinde pozisyonu değişmemiş seçmen mobilizasyonu değişmemiş en önemli siyaset olarak HDP’nin birinci ve istikrarlı durumunu da koruyacağının altını çizmek gerekiyor.

Partiler birlikte hareket etmeye mecbur kaldı

İttifaklar sistemini AKP yeni seçim dönemi için yeniden kurgularken en önemli hedeflerinden biri siyasi partilerin birlikte hareket etmeye mecbur kılınması. Dolayısıyla bütün partilerin birbirine gebe kaldığı, ittifaklar ile yol alabilen bir sistem ortaya çıktı.

  • Siyasette seçim çalışması yürüten üç ittifak var. Bu ittifakların son süreçte yaptığı görüşmeler ve ittifaklara dair tabanın düşünceleri neler? Farklı tabanlara seslenen partilerin ittifaklara dâhil edilmesi ne getirir?

Cumhur ve Millet İttifakı açısından şunu söylemek mümkün. Bu ittifaklarda yer alan siyasetlerin bir kısmı benzer seçmen kitlesinden beslendikleri yanlar var. Ama önemli bir kısmı farklı seçmen gruplarına ithaf ediyor. Dolayısıyla ittifak içerisindeki güçler açısından ortak liste yerine ayrı partiler halinde girmek kimi partiler açısından eğer alan doğru değerlendirilir ise bu iki ittifak kendi listelerinde girerek tabanı çok küçük olan partileri Meclis’e taşımaları da yüksek gösteriyor. Tabi ki ayrı listelerle girildiğinde aynı tabana hitap ettikleri bölümler açısından çatışma ve sıkıntı da yaşamaları pek ala mümkün. Örneğin ulusalcılardan oy alan İyi Parti ile ulusalcıların uzun yıllardır oy verdiği CHP arasında taban ortaklığını açığa çıkarak bir huzursuzluk mümkün olabilir. Yine bir grup dindar seçmen Saadet Partisi’ne oy veriyorken yine bir kısım muhafazakâr seçmen DEVA’ya oy vermek istiyor olabilir. Doğrusu ittifaklar ne kadar çok aynı tabana hitap ediyorlarsa bu durumda daha çok vekil için ortak listeleri hedefliyor olabilmeli.

Bu konuda en şansız ittifaklardan biri maalesef Emek ve Özgürlük İttifakı. Çünkü Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tabanı sandığımızdan çok daha fazla ortak, HDP içerisinde hem Kürt seçmen de hem de emekçiler kadınlar var. HDP büyük oranda politik talepleri olan Kürtlerden oy alıyor olsa bile çok ciddi anlamda seçmen skalası içerisinde emekçiler, kadınlar, ekolojistler hatta dindarlarda mevcut. Dolayısıyla bu kadar taban ortaklığının olduğu siyasetlerin çok geniş alanlara erişebilme koşulları eğer ayrı amblemlerle seçime girerlerse daha zayıf. Dolayısıyla ortak liste ile seçime girmenin çok işe yarayacağı siyasetlerin başında aslında bakarsanız Emek ve Özgürlük İttifakı geliyor. Daha çok hibrit yöntem, daha çok hibrit yöntemi dengeli kullanma meselesi ise diğer iki ittifak daha etkili olacak gibi duruyor.

  • Yine son süreçte ciddi bir ittifak tartışması da yaşandı. TİP’in açıklamasıyla Kürt seçmeni tabanında tartışmalar yaşandı. Kürt seçmeninde son durum nedir? Talepleri ve beklentileri ile eleştirileri nelerdir?

TİP’in ittifak konusunda sergilediği tutum, seçmen tarafından da kimi ittifak içi güçler açısından da belli sıkıntıların vesilesi olmuş gibi görünüyor. Buna da aslında hakları var. Çünkü bu seçim kritik bir seçim rejim, sistem değişikliğini ön görüyor ama her şeyden önemlisi değişecek olan bir sistemin hangi değerlerle yeniden kurulacağı meselesine de yöneliyor. Çoğulcu, demokratik, tarihsel sorunlarını çözmüş katılımcı bir Türkiye için 3’ncü yola çıkmış Emek ve Özgürlük İttifakı’nın diğerlerinden farklı olarak alabildiğince çok Meclis’e temsilci sokma zorunluluğu mevcut. Güçlü girdikleri bir Meclis’in demokratik ilkeler etrafından konsensüs kurabilmesini sağlayabilir ve demokrasinin bir tür teminatını sağlayabilirler. Aksi halde milliyetçi, muhafazakârlığı yoğun siyasetler arasında açığa çıkabilecek bir meclis çoğunluğunun Türkiye’nin temel sorunlarını çözmeye de gücü yetmeyecektir. Bu nedenle taban olabildiğince güçlü temsilciler ile Meclis’e girmek isterken oyları bölebilecek hiçbir girişimi de hoş görmüyor. HDP seçmeni de hoş görmüyor. Ve TİP’in ayrı girme açıklamalarında seçmenin gösterdiği sert tepkinin altında bir nevi bu yatıyor.

2018’de bugün TİP’i oluşturan vekillerin bir kısmı HDP listelerinden seçime girmişti. HDP grubu içindeyken istifa edip TİP’i kurdular ama bir çatı siyaseti olan HDP çatısı altına da girmediler. Seçmen Meclis’te çözüm için mücadele eden isimler olsun istiyor. Elbette ki işçinin, emekçinin ve kadının yaşadığı sorunların hepsini önemsiyorlar fakat bölünme biçiminde ortaya çıkan pozisyonun Türkiye’de çözüm bekleyen sorunlar arasında kategorik olarak bir öteleme oluşturduğu kaygısını duyabiliyorlar. Bu yüzden tepkiler oluşuyor.

  • Son olarak yaklaşan seçimde bölgede seçmen oylamasında bir değişim yaşanır mı? Halkın seçim yönünden kararlılığı ne durumda?

Bu seçim sıradan bir seçim olarak değerlendirilmiyor. İnsanlar aslında bu seçimle nasıl bir Türkiye’de yaşayıp nasıl yönetilmek istediklerine karar verecekler. Ve bunun bilinciyle hareket ediyorlar. Bu yüzden bu seçimleri bir tür rejim ve sistem seçimi olarak, geleceklerine dair önemli bir kırılma anı olarak değerlendiriyorlar. Toplum şu aşamada ya oldukça muhafazakâr ve milliyetçi karakterin yoğun olduğu mevcut rejimin derinleşerek sürmesine ya da daha demokratik daha çoğulcu bir Türkiye’de yaşamak istediklerine karar verecek.

Mevcut durumda üç eğilim üç Türkiye öngörüsü yarışıyor denilebilir. Bir tanesi tek partili cumhurbaşkanı rejimiyle bir süredir deneyimlediğimiz sistemin kendisiyle devam edip etmemek, ikinci eğilim mevcut sistemin ortaya çıkardığı sorunları, geçmişten bu yana uygulamalarını bir tahribat gibi görüp bunları değiştirmek isteyen AKP öncesi iktidarın kurumsal yapı formunu önemseyen bir eğilim. Üçüncü eğilim de daha önceki Türkiye Cumhuriyeti’nin sistem eğilimlerinin toplumla, kurumla bağını eleştiren, bugünkü kurulmak istenen ilişki biçimini de eleştiren, daha çoğulcu daha yerelden daha demokratik yeni bir form öneriyor. Bu üç eğilim aslında yarışıyor. Dışarıda en çok gördüğümüz şey insanlar mevcudun ya devamı ya da değişimi biçiminde mobilize olmuş durumda. Bizim sahada gördüğümüz kadarıyla toplumun en az yüzde 60’ı bu değişim talebinin bir parçası. Yüzde 35 dolayında mevcut muhafazakâr düzenin sürmesi talebiyle bir eğilim sürdürüyor.

HABER MERKEZİ

#Seçimlerde #eğilim #yarışacak #Toplumun #yüzde #60ı #değişim #istiyor

CHP İl Başkanlığı’na ateş açan 3 kişi serbest bırakıldı

CHP İl Başkanlığı binası yakınlarında silahla ateş ettikten sonra yakalanarak adliyeye sevk edilen üç şüpheli serbest bırakıldı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanlığı’na yönelik silahlı saldırı nedeniyle gözaltına alınan 3 kişi çıkarıldıkalrı mahkemece serbest bırakıldı.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Twitter hesabından il binasına saldırı olduğunu açıklamış; 6-7 el ateş edildiğini ve olay bölgesinde boş kovanların bulunduğunu duyurmuştu.

Çalışmalar sonrası Ali Sami Yen Spor Kompleksi, Nef Stadyumu’ndan TEM Otoyolu Edirne istikametine seyreden bir araçtan ateş edildiği belirlenmişti.

Kamera görüntülerini inceleyen polisin çalışması sonrasında otomobilin sahibi 26 yaşındaki Arif P. 22 yaşındaki Berkan Ö., 20 yaşındaki Anıl Ö. ve 23 yaşındaki Ferhat E.E. gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 4 şüpheli dün (10 Nisan) Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edilmişti. Savcılıkça sorgulanan şüphelilerden, olay sırasında araç içerisinde olmayan Anıl Ö’nün serbest bırakılmasına karar verildi.

Diğer üç şüpheli ise adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi hakimlikçe sorguları yapılan üç şüpheli, yurtdışına çıkış yasağı ve en yakın polis merkezine imza atma şartıyla serbest bırakıldılar.

Havaya ateş etme eylemini gerçekleştirdiği kamera kaydıyla sabit olan ve tüm aramalara rağmen yakalanamayan E.D. hakkında ise tutuklamaya yönelik yakalama talebinde bulunulmuştu.

İSTANBUL

#CHP #İl #Başkanlığına #ateş #açan #kişi #serbest #bırakıldı

Kürt kadın aktivist Zina Madras Gorj ikinci kez tutuklandı

İran’da yaşanan protestoların 4’üncü gününde tutuklanan ve kefaletle serbest bırakılan Kürt kadın aktivist Zina Madras Gorj tekrar tutuklandı

İran’da Jina Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan “Jin jiyan azadî” eylemlerinin 4’üncü gününde tutuklanarak Sanandaj Cezaevi’ne gönderilen Zina Madras Gorj, 40 günlük tutuklama sonrası kefaletle serbest bırakılmıştı. “Yıkıcı örgüt oluşturmak” iddiasıyla yargılanması süren Gorj, İran hükümeti tarafından “ulusal güvenliğe karşı gizli anlaşma yapmak” ve “rejime karşı propaganda yapmak”la suçlanarak 2‘ci kez tutuklandı.

 ‘Bir daha güneşi göremeyeceksin’

Edinilen bilgilere göre, Gorj’ın, serbest bırakılmasının ardından istihbarat birlikleri tarafından birçok kez tehdit edilerek eylemlere katılması durumunda “bir daha güneşi göremeyeceği” şeklinde tehdit edildiği kaydedildi. Yargılaması süren Gorj’ın, Sanandaj Mahkemesi’ne çağrılıp gitmemesi üzerine dün İran hükümetine bağlı güçler tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildiği belirtildi.

Öte yandan, daha önce katıldıkları eylemler nedeniyle yargılanan ve çıkan aflarla yargılanmalarına son verilen onlarca kişinin, aynı gerekçelerle yeniden yargılanmaya başlandığı ifade edildi.

DIŞ HABERLER

#Kürt #kadın #aktivistZina #Madras #Gorj #ikinci #kez #tutuklandı

Semsûr’dan; İnsan kaç kere ölür?

Semsûr’da canlı yaşamı birçok alana dökülen hafriyatlar nedeniyle büyük tehdit altında. Mezarlığın yanı başına dökülen enkazlar için bir yurttaş, “Oradaki cenaze kokusunu burayla bastırmak istiyorlar” derken, dere yatağı enkazdan bir dağa dönüşmüş durumda

Medine Mamedoğlu

Ümit Yaşar Oğuzcan bir şiirinde şöyle der; insan bir kere ölür her gün ölen umutlarımızdır içimizde ki.
Depremden sonra milyonlarca insanın yaşadıklarını gördükten sonra ‘bir kere ölür’ sözü bana sürekli “İnsan kaç kere ölür?” şeklinde geri dönüyor. Sahi kaç defa ölür bir insan, enkaz altında kaldığında mı, enkazda günlerce bekletildiğinde mi, çıkarıldıktan sonra toplu defin edildiğinde mi yoksa kendisine mezar olan o evlerin duvarlarının mezar başlarına döküldüğünde mi? Enkaz çöplüğüne dönen bir kentte nefes almaya çalışan bir insan kaç kere ölür? Suya, yemeğe hasret iken geleceği hastalıklara mecbur bırakılan insanlar kaç kere ölür?

Mezarlığın başında enkaz

Bu sözleri yakınlarını kaybedenlerin gittiği Karapınar Mezarlığı’nda yanı başlarındaki enkaz dağının tozundan yakamadıkları ağıtlar yerine söylüyorum. Petrol Mahallesi’nde bulunan Karapınar Mezarlığı’nda depremde yaşamını yitirip burada defin edilen 600’ü aşkın cenaze var. Depremin ilk gününden bu yana cenazelerin getirildiği mezarlığın yanı başında bulunan dere yatağına ise depremin 5. gününden bu yana enkaz dökülüyor. İki aya aşkın bir süredir dökülen enkazlar yurttaşların ve ekolojistlerin tepkisine rağmen durmazken, şehirden getirilen enkazlar alanda koca bir dağa dönüşmüş durumda. Hem dere yatağının hem de yolun enkazlarla dolduğu alan cenaze kokuyor.

Sadece moloz mu?

İki gün önce ana akımdan bir televizyon kanalı bahsettiğim bu yere gelerek kamyon şoförleri ile bir röportaj yaptı. Ne bölgenin dere yatağı olduğuna ne de yanı başında mezarlığın bulunduğuna yer veremeyen sevgili gazeteci enkaza bakarak, “Depremin izleri siliniyor” cümlesini kullandı. Gidenin sadece enkaz ve moloz yığınından ibaret sanan bu akıl tabi ki dökülen molozların binlerce insanı daha öldüreceğini ya bilmiyor ya da umursamıyor. Dere yatağına dökülen molozlar için defalarca uyarı yapan ekolojistler suya ve toprağa karışacak olan asbestin çok ciddi tehditler içerdiğini söyledi. Bunlara rağmen enkaz çalışması son hız devam ederken enkazların içinden demir ayıklanarak götürülüp satılması da dikkatimizden kaçmıyor. İhaleye verildiği öğrenilen alanki demir ve hurdalar ise molozlardan ayrıştırılarak satılıyor.

Cenaze kokusunu bastırmak

Çekim yaptığımız mezarlıkta bulunan yurttaşlar önce dağa dönüşen enkaza ardından bana bakarak şunları söylüyor; “Neden enkazları özellikle buraya döktüler biliyor musun? Oradaki cenaze kokusunu burayla bastırsınlar diye. Var olan kokunun buradan geldiğini söylesinler diye. Bak görüyor musun demir ayıklıyorlar. Buraya günlerce gelmeyen kamyonlar, insan çıkarmayan kepçeler demir için nasıl da çalışıyor? Para olunca insanın derdi nasıl da hızlı…”

Hafriyatlar tarım arazisine

Mezarlığın yanı sıra hafriyatların döküldüğü alanda hem tarım arazisi hem su kaynağı hem de hayvanlar bulunuyor. Su kaynağı nedeniyle enkazların döküldüğü yerden su içen hayvanlar büyük zarar görürken yolun çevresinde bulunan ve ekilen tarım arazileri de risk altında. Şehir merkezinde kaldırılan enkazlar dere yatağının yanı sıra son bir haftadır şehir dışında bulunan yol kenarındaki bir tarlaya dökülüyor. Köylerdeki enkazların da köy çıkışlarına döküldüğü kentte yaşam alanları bir bütünen tehdit altında bulunuyor. Suya, toprağa ve havaya karışması an meselesi olan molozlar için ise herhangi bir önlem alınmıyor.

#Semsûrdan #İnsan #kaç #kere #ölür

AKP’nin Mêrdîn adayı: Cinayetten aranan akrabalarını saklamakla suçlanıyor

Mêrdîn’de AKP tarafından aday gösterilen Faruk Kılıç’ın cinayetten aranan akrabalarını sakladığı iddia ediliyor. Mağdurlar ise Kılıç vekil olursa adaletin sağlanamamasından kaygı duyuyor

AKP Mêrdîn’den birinci sıradan milletvekilliği aday adaylığı için Faruk Kılıç’ı aday gösterdi.

MA’dan Ahmet Kanbal’ın haberine göre Qoser (Kızıltepe) nüfusuna kayıtlı olan Kılıç, 2017 yılında işlenen bir cinayetin firari sanıkları olan 9 ismin kaçmasında da rol sahibi olduğu iddiasıyla gündeme gelen bir isim.

Arazi tartışması sonrası yaşanan silahlı çatışmada akrabalarının karıştığı olayda 1 kişi hayatını kaybetmiş 5 kişi ise yaralanmıştı.

Neler yaşandı?

Qoser ilçesi Tiltiêmik (Doyuran) kırsal mahallesinde aralarında arazi anlaşmazlığı bulunan akraba Kılıç aileleri arasında 12 Aralık 2017’de tartışma çıktı. Faruk Kılıç’ın amcaları ve amcasının çocuklarının gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda yine akrabaları olan Necmettin Kılıç yaşamını yitirdi, 5 kişi ise ağır şekilde yaralandı. Olaya dair başlatılan soruşturma kapsamında, 6 kişi gözaltına alındı ancak 9 kişi ise bulunamadığı iddiasıyla gözaltına dahi alınmadı. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Haziran 2018’de hazırlanan iddianame ile Faruk Kılıç’ın amcası Osman Kılıç ile birlikte Bekir ve Şükrü Kılıç hakkında “azmettirmek”ten, 12 sanık hakkında ise “tasarlayarak öldürme” suçlamasıyla hapis cezası istendi.

AKP’li adayın bahçesinde yakalandılar

Mardin 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada firari olan İhsan, Tahir, Muaz, Mehmet, İsmail, Veysi, İbrahim, Süleyman ve Mustafa Kılıç’a 5 yıl boyunca ulaşılmazken, mağdur taraf firari sanıkların evlerinde olmasına rağmen dönemin AKP İl Başkanı olan Faruk Kılıç’ın koruması nedeniyle yakalanmadıklarını her defasında iddia etti. 2022 yılının Temmuz ayında mağdur tarafın iddialarını doğrulayan bir gelişme yaşandı. Mağdur tarafın ihbarları sonucunda AKP’li Kılıç’ın kuzenleri olan İbrahim ve Veysi Kılıç, Faruk Kılıç’ın da evinin kapısının açıldığı bahçede yakalanarak tutuklandı. Ancak diğer 7 isme ise, bir türlü ulaşılamadı.

Özel Harekat Polisi ile kaçış

Davanın ilerleyen süreçlerinde firari olmayan faillerden Ahmet Kılıç’ın bir özel harekat polisinin yardımıyla olay yerinden kaçtığı tape kayıtları ile ortaya çıktı. Ahmet Kılıç ile özel harekat polisi Erkan K.’nin olaydan hemen sonra yaptığı telefon görüşmesinde özel harekat polisinin Kılıç’ın arama noktasından sorunsuz geçmesini sağladığı anlaşıldı.

Mağdur aile kaygılı

Hayatını kaybeden Necmettin Kılıç’ın yakını Osman Kılıç, AKP’den aday gösterilen Faruk Kılıç’ın firari sanıkları koruduğu yönündeki iddiasını sürdürürken, firari isimlerin yıllarca köyde oldukları yönünde ihbar yapmalarına rağmen kimseyi inandıramadıklarını söyledi. Faruk Kılıç’ın firari akrabalarını koruduğu yönündeki şüphelerinin devam ettiğini kaydeden Kılıç, “Halen firari olanlar üzerinden tehdide maruz kalıyoruz. Davamızı geri çekmemiz isteniyor. Çekmediğimiz için de tehdit ediliyoruz. Faruk Kılıç il başkanıyken bile bu kişilerin yakalanmasına engel olduysa vekil olunca hiç yakalanmazlar. Mahkeme de 6 yıl geçmesine rağmen var olan sanıklar hakkında karar verip, firari olanların dosyasını ayırmak yerine davayı uzatıp duruyor. Biz bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Yoksa bu kadar göz önünde olan insanların bu kadar yıldır firari olmasının imkanı yok” dedi.

MÊRDÎN

#AKPnin #Mêrdîn #adayı #Cinayetten #aranan #akrabalarını #saklamakla #suçlanıyor

Kobanê Davası yarın: Savcı mütalaa sunacak

Kobanê Davası’nın 3 gün sürecek ve iddia makamının esas hakkında mütalaa sunacağı 24’üncü duruşması yarın başlıyor

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihinde ülke genelinde gerçekleştirilen eylemler gerekçe gösterilerek açılan Kobanê Davası’nın 24’üncü duruşması, 12, 13 ve 14 Nisan tarihlerinde Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

Haklarında 3 bin 530 sayfa ve 324 klasörden oluşan iddianame hazırlanan siyasetçilerin savunma hakkını engelleyen mahkeme heyeti, savcının mütalaa sunmasına karar verdi. Yarın görülecek duruşmada, iddia makamının mütalaa sunması bekleniyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında olduğu 28 tutuklunun olduğu davada, toplam 108 isim yer alıyor. İddianamede, 108 kişi için “Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma” ile 37 kez “İnsan öldürme” başta olmak üzere pek çok suçtan ceza isteniyor.

İddianamenin ilk 241 sayfasında yaşamını yitiren 37 kişinin isimleri, mağdur müşteki olarak aralarında Adalet Bakanlığı, AKP, CHP, HÜDA Par, MHP, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, MİT, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Savunma Bakanlığı’nın da bulunduğu 2 bin 676 kurum ve isim yer alıyor. İddianamede, ayrıca 6-8 Ekim’de gerçekleştirilen eylemler ile 20 duruşma boyunca sadece soyut ve çelişkili beyanlar veren tanık ve “gizli tanık” beyanları yer alıyor.

Yaklaşık 2 yıldır süren, 2 hafta duruşma 2 hafta ara şeklinde ilerleyen davada, 7 Şubat’ta Mereş merkezli depremler sonrası bir ilerleme yaşanmadan 7 Şubat’ta, 28 Şubat’ta ve 7 Mart’ta görülen duruşmalar ertelendi.

Yarın görülecek 24’üncü duruşmada, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını sunması bekleniyor.

Haber: Enes Beyaz / MA

#Kobanê #Davası #yarın #Savcı #mütalaa #sunacak

Cizîr’de ev baskınları: 2 gözaltı

Cizîr’de yapılan ev baskınlarında polis 2 kişiyi darp ederek gözaltına aldı

Şirnex’in Cizîr ilçesine bağlı Cudi ve Nur mahallelerinde özel harekat polisleri tarafından sabah saatlerinde birçok eve baskın düzenlendi. Baskınlarda evlerin kapıları kırılarak, eşyalar dağıtılırken, Nur Mahallesi’nde Faruk İverendi, Cudi Mahallesi’nde soy ismi öğrenilemeyen Diyar adlı bir kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi hakkında bilgi alınmazken, gözaltına alınan kişilerin, ilçe emniyet müdürlüğüne götürüldüğü kaydedildi.

‘Sırtına bastılar, tekmelediler’

Gözaltına alınan Faruk İverendi’nin annesi Meryem İverendi, yaşananlara tepki göstererek, “Başımıza getirmedikleri şey kalmadı. Evimi didik didik aradılar. Çocuklarımızı yerde yatırdılar. Ayaklarıyla oğlumun sırtına bastılar ve tekmelediler. Oğlumun vücudunda morluklar oluştu. Bizi bir odaya kapatıp bağırıp çağırdılar” dedi.

ŞIRNEX

#Cizîrde #baskınları #gözaltı

Depremin büyük mağdurları engelliler: İhtiyaçlara valilik cevap vermiyor

Depremde zarar gören engelli yurttaşlar raporları enkaz altında kaldığı için yardım alamıyorlar 

Hatay’da yaşanan depremlerde en çok etkilenen ve zarar gören kesimler arasında engelli yurttaşlar da yer alıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 25 Şubat’ta yaptığı açıklamada, “Deprem bölgesinde kuruluşlarımızdan hizmet alan bin 133 engelli vatandaşımız ile çadırlarda barınan, bakıma ihtiyacı olan 553 engelli vatandaşımız farklı illerdeki kuruluşlarımıza yerleştirilmiştir” ifadeleri yer alsa da, Defne Engelliler ve Gönüllüleri Derneği (DEFEN-DER) Başkanı Fırat Yılmaz, engellilerin temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını söyledi.

‘10 engelli yaşamını yitirdi’

Defne’de bin 600 engelli olduğunu, 550 engellinin de yatalak olduğu bilgisini paylaşan Yılmaz, ilçede özellikle yatalak olan 10 engellinin yaşamını yitirdiğini belirtti. Çadırlarda zorluk çeken engelliler için konteynır istediklerini ancak hala ihtiyaçların karşılanmadığını söyleyen Yılmaz, “Engelliler çadırlarda lavabo ihtiyaçlarını gideremiyor. En büyük sorun yıkanma. Tüm sıkıntılara rağmen çadırda yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

‘Valilik taleplere cevap vermiyor’

Depremde zarar görenlerin başında engelliler ve aileleri geldiğini söyleyen Yılmaz, evsiz kaldıkları için konteynır istediklerini belirtti. Engellilerin sorunlarının gündeme gelmediğini söyleyen Yılmaz, “Valiliğe gittim, mesaj bıraktım. Defne Engelliler Derneği’nin çalışmalarını yürütmek için konteyner istedim ama hala cevap yok” diye konuştu.

Yılmaz, engellilerin ihtiyaçlarına dair şunları söyledi:

“Biz engelliler konteynıra, gıda, hijyen malzemelerine ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle yatalak insanlarımıza hasta bezi talep ediyoruz. Yine baston ve tekerlekli sandalye talep ediyoruz. Birçok engellinin engelli raporu enkaz altında kaldığı için yardım alamıyorlar. Engelliler için tekerlekli sandalye göndermelerini istiyoruz. Yine elektrikli tekerlekli sandalyelerin olduğu yerlerde bu kez şarj istasyonu yok.”

 Haber: Müjdat Can / MA

 

#Depremin #büyük #mağdurları #engelliler #İhtiyaçlara #valilik #cevap #vermiyor

AKP Şirnex’te korucubaşını aday gösterdi

Şirnex’de Yeşil Sol Parti dışında nerdeyse tüm partiler Tatar ailesinin fertlerini vekil adayı olarak gösterdi. AKP’den aday olan Arslan Tatar korucubaşı olarak görev yapıyordu

Siyasi partiler, 14 Mayıs seçimlerinde gösterecekleri adayların listesini 9 Nisan’da Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etti.

Kentte 4 vekili de çıkarmayı hedefleyen Yeşil Sol Parti, Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Newroz Uysal ile Mehmet Zeki İrmez, Ayşegül Doğan ve Bedirhan Osal’ı aday gösterdi.

Tatar ailesi

Diğer partilerin listeleri ise Tatar ailesinden oluşuyor. Bu durum kamuoyunun gündemeinde yerini koruyor. Buna göre MHP, Halil Tatar’ı 1’inci sırada; Yeniden Refah Partisi, Sabri Tatar’ı; Zafer Partisi Mahmut Tatar’ı aday gösterdi. AKP ise, her dönem iktidarda olan partinin yanında saf tutan korucubaşı Arslan Tatar’ı ilk sırada aday gösterdi.

Babadan oğula vekillik

AKP’nin adayı olan korucubaşı Tatar, 1995 genel seçimlerinde Doğru Yol Partisi’den Şirnex milletvekili seçilen Mehmet Tatar’ın oğlu. Baba Tatar, 1990 ve 2000’li yıllarda faili meçhul cinayetlerle gündeme gelen Tansu Çiller ve Mehmet Ağar gibi isimlerin yönetiminde yer aldığı DYB’nin yanında saf tuttu. Baba Tatar, milletvekilliği yaptığı dönemde özel savaş politikalarının Şirnex’teki yürütücüsü oldu. Baba Tatar, DYP milletvekili iken 27 Ekim 2005’te Meclis’e sunduğu tekliflerle de koruculuğun yaygınlaşmasında rol oynadı.

Tatar’ın ismi hep gündemde

Arslan Tatar da babasının yolunda ilerledi. Bir kolu MHP’de olan Tatar, AKP’nin güçlenmesiyle iktidara daha da yakınlaştı. Arslan Tatar ve bağlı korucuları, Şirnex’te 2015-2016 tarihleri arasında ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında aktif yer aldı. Tatar’ın yakını korucular, cenazelere işkenceyle gündeme geldi.

Tatar, Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı görevine gelmesiyle sonrası bölgede daha aktif bir rol aynamaya başladı. Cudi, Gabar ve Besta’da karakol ve kalekol yapımlarına öncülük eden Tatar, yıllardır devam eden orman kıyımına da ortak. Tatar’ın yakınlarının, hem karakol ve kalekol yapımlarından hem de ağaç kıyımında ekonomik gelir de elde ettiği biliniyor.

Efrîn’e yönelik saldırılar

Tatar, Kuzey ve Doğu Suriye’nin Efrîn kentine dönük 20 Ocak 2018’de gerçekleşen Türkiye saldırılarında da aktif rol oynadı. Tatar, o dönem yaptığı açıklamayla, Efrîn’e dönük saldırılara destek verdiğini belirtip, bazı korucuların saldırılarda yer alabileceğini ifade etmişti.

ŞIRNEX

#AKP #Şirnexte #korucubaşını #aday #gösterdi

‘AKP’den kurtuluşun kınası’ Wan’da yakıldı!

Wan’da açılışı gerçekleşen kadın seçim bürosunda “kesk u sor u zer” renkli bir tepside kına yakan kadınlar, AKP’den kurtuluşun sinyalini verdi.

Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Wan İl Örgütü, İpekyolu Bostaniçi Mahallesi’nde kadın seçim bürosu açtı. Yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen açılışa, TJA aktivistleri, DBP ile HDP İl ve ilçe yöneticileri katıldı. Açılış öncesi davul ve zurna eşliğinde halaylar çekilerek, “jin jiyan azadi”, “Biji berxwedena zindan”, “Biji Serok Apo” ve “Şehit Namirin” sloganları atıldı.

Açılışta “kesk u sor u zer” renkli bir tepside kına yakan kadınlar “AKP’den kurtuluşun sinyalini” verdi. Kadınlar ayrıca kınayı açılışa katılan halka dağıttı. Açılışta yapılan konuşmaların ardından Barış Anneleri Meclisi, “jin jiyan azadi” sloganlarıyla mor kurdeleleri keserek kadın seçim bürosunu açtı.

WAN

#AKPden #kurtuluşun #kınası #Wanda #yakıldı