Ana Sayfa Blog Sayfa 65

Hayatro, Köln Cemevi’nde “Sessizliğin Çığlığı” Oyununu Sahneledi

Hayatro Tiyatro Grubu “Sessizliğin Çığlığı” Oyununu Köln’de Sahneledi

Köln’de, 22 Kasım 2025 tarihinde Alevi Kültür Merkezi–Cemevi’nde sahnelenen “Sessizliğin Çığlığı” adlı tiyatro gösterisi, toplumsal adaletsizlikler ve kadınların yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Hayatro tiyatro topluluğunun hazırladığı bu oyun, 200’den fazla izleyici tarafından büyük bir ilgiyle izlendi. Oyun, kadınların maruz kaldığı şiddet, eşitsizlik ve özgürlük mücadelesi temalarını güçlü bir anlatımla sahneye taşıdı.

Gösterinin afişinde yer alan “Her şey insanca olmalı… Sevmek de, yaşamak da, ölmek de.” ifadesi, oyunun ana mesajını gözler önüne serdi. Hayatro ekibi, kadınların seslerinin bastırıldığı dönemlerde sanatın gücünü kullanarak toplumsal sessizliği yırtmayı amaçladı. “Sessizliğin Çığlığı,” kadınların kendi seslerini bulma mücadelesini, izleyicilere çarpıcı bir gerçeklikle sundu.

Oyun, kadınlara yönelik şiddeti ve baskıyı güçlü bir dille sahneye taşıyarak, emekçi kadınların gündelik yaşamlarındaki sessiz acılarına ışık tuttu. İzleyiciler, her sahne geçişinde oyuncuların performansını coşkuyla karşıladı ve oyunun derin toplumsal mesajları üzerinde düşündü.

Gösterinin ardından, AKM–Cemevi Köln Başkanı Gökhan Berk, Hayatro ekibini tebrik ederek sanatın toplumdaki önemli rolüne vurgu yaptı. Berk, sanatın dönüştürücü gücünün toplumsal yaralara dokunduğunu ifade etti ve oyunculara çiçek takdim etti.

Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Yürüyüşü İçin Hazırlıklarını Sürdürüyor

Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında gerçekleştirilecek yürüyüş için hazırlıklarını sürdürüyor. Platform, PTT aracılığıyla mahpus kadınlara kart gönderdikten sonra Moğultay Mahallesi’nde kadınlara bildiri dağıtarak yürüyüşe davet etti.

25 Kasım tarihinde saat 17.30’da Sanat Sokağı’ndan başlayarak Seyit Rıza Meydanı’na kadar sürecek yürüyüşte kadınlar, haklarının savunulması ve kadına yönelik şiddetin sona ermesi için seslerini yükseltecek. Yürüyüş sırasında, katılımcılar sık sık “Jin Jiyan Azadi” sloganı atarak dayanışma ve eşitlik vurgusu yapacaklar.

Bu etkinlik, kadınların haklarını savunmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratmak amacıyla düzenleniyor. Kadınların bir araya gelerek güçlenmesi ve seslerini duyurması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Humus’ta Alevi, Hristiyan ve Ermenilere Yönelik Planlı Saldırılar!

Suriye İnsan Hakları Ağı, Humus’ta Alevilere, Hristiyanlara ve Ermenilere yönelik gerçekleştirilen şiddet eylemlerinin planlı bir şekilde yapıldığını duyurdu. 23 Kasım 2025 tarihinde Alevilerin yoğun olarak yaşadığı El Muhacirin semtine düzenlenen saldırılarda, Beni Halid aşiretine mensup kişilerin rol oynadığı ifade edildi. Saldırganların, ağır silahlarla donanmış olarak savunmasız bireylere yönelik kundaklama, vandalizm ve silahlı saldırılar gerçekleştirdiği belirtildi.

Açıklamada, Alevi, Hristiyan ve Ermenilerin karışık olarak yaşadığı El-Firduss ve Bab el-Dreyb mahallelerinin de hedef alındığı kaydedildi. Saldırganların, eylemlerini “El-Faza’a” sloganları altında gerçekleştirdiği ve bu süreçte birçok ev, araç ve dükkânın hedef alındığı vurgulandı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin raporuna göre, birçok kişi yaralanırken, Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi en az iki kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Saldırganların hazırlık aşamasını gösteren videolar, silahlı kişilerin sivillere ateş açması ve saldırıların planlandığı anları ortaya koydu. Suriye İnsan Hakları Ağı, bu tür saldırıların Alevileri ve diğer azınlık topluluklarını yerinden etme, mallarına el koyma ve ürünlerini yok etme amacı taşıdığına dikkat çekti. Ayrıca, benzer saldırıların daha önce kıyı bölgesinde binlerce Alevinin ölümüne yol açan soykırım bağlamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı, mevcut rejimi bu saldırılardan sorumlu tutarak, uluslararası topluma çağrıda bulundu. Birleşmiş Milletler’in Humus ve çevresine bağımsız bir araştırma heyeti göndermesi, saldırılar hakkında kapsamlı bir rapor yayınlaması ve sivilleri koruma görevini yerine getirmesi talep edildi. Batılı ülkelerin de rejimi Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik şiddeti durdurmaya çağırması gerektiği vurgulandı.

Antalya’da 25 Kasım: PSAKD Kadın Platformu sokaklarda güç birliği yaptı!

Antalya, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla kadınların sokağa çıkacağı bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Antalya Şube Kadın Sekreteri Hatice Demir Aksoy, Antalya Kadın Platformu bileşenleriyle birlikte 25 Kasım saat 18.00’de Kapalı Yol Halk Bankası önünde toplanarak Attalos Meydanı’na yürüyeceklerini ve burada basın açıklaması yaparak taleplerini dile getireceklerini açıkladı.

Aksoy, 25 Kasım’ın, 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde Mirabel Kardeşler’in katledilmesine karşı verilen mücadelenin ardından, kadın örgütlerinin çabasıyla 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” olarak kabul edildiğini hatırlattı. Bu önemli günde, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların hakları için seslerini yükseltmeyi amaçladıklarını vurguladı.

Etkinlikler kapsamında PSAKD Antalya Şubesi olarak düzenledikleri etkinliklerde kadın üyeler ve kadın meclisi ile birlikte “Bu Kalabalığa Bak” adlı belgesel filmi izlediklerini belirten Aksoy, filmin özellikle 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi hakkında bilgi verdiğini ifade etti. Aksoy, bu etkinliklerin katılımcılar açısından son derece keyifli geçtiğini sözlerine ekledi.

Demir, Antalya Kadın Platformu çerçevesinde tüm kadınları dayanışmaya davet ederek, 25 Kasım Salı günü yapılacak yürüyüşe katılım çağrısında bulundu. Kadınların birlik ve beraberlik içinde taleplerini haykırmasının önemine dikkat çekti.

Humus’ta Alevi, Hristiyan ve Ermenilere Yönelik Saldırılar Sistematik!

Suriye İnsan Hakları Ağı, 23 Kasım 2025 tarihinde Humus’ta Alevi, Hristiyan ve Ermenilere yönelik düzenlenen saldırıların planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini açıkladı. Saldırıların, Beni Halid aşiretine mensup kişiler tarafından gerçekleştirildiği belirtilirken, özellikle Alevilerin yoğun olarak yaşadığı El Muhacirin semtinin hedef alındığı ifade edildi.

Açıklamada, ağır silahlı saldırganların, savunmasız Aleviler, Hristiyanlar ve Ermenilere karşı kundaklama, vandalizm ve ayrım gözetmeksizin ateş açma gibi eylemler gerçekleştirdiği vurgulandı. Saldırganların, Alevilerin yaşadığı mahallelere odaklanmasının yanı sıra, Alevi, Hristiyan ve Ermenilerin karışık olarak yaşadığı El-Firduss ve Bab el-Dreyb mahallelerini de hedef aldığı kaydedildi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin raporuna göre, saldırılarda birçok kişi yaralanırken, Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi en az iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Gözlemevi, saldırganların evler, araçlar ve dükkanlar üzerinde yoğunlaşarak ayrım gözetmeksizin ateş açtığını da aktardı.

İnsan hakları ağı, bu saldırıların Alevileri ve diğer azınlık topluluklarını yerinden etmeyi, mallarına el koymayı ve ürünlerini yakmayı amaçlayan daha geniş bir şiddet ortamının parçası olduğunu belirtti. Saldırıların, Mart 2025’te kıyı bölgesinde binlerce Alevi’nin ölümüne yol açan soykırım faaliyetleri bağlamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı, saldırıları kınarken, bu eylemlerin sorumlusunun mevcut rejim olduğunu vurguladı. Ayrıca, Birleşmiş Milletler’den bağımsız bir araştırma heyeti göndermesini, saldırıların detaylı bir raporla ortaya konulmasını ve sivillerin korunması için gerekli önlemlerin alınmasını talep etti.

Seyit Rıza’nın ailesi: Nihai Barış’a destek veriyoruz!

Seyit Rıza’nın ailesi, barış sürecine dair önemli bir açıklama yaparak, nihai barışın inşası için geçmişle yüzleşmenin şart olduğunu vurguladı. Aile, “Gelecek, ancak hakikate sadakat ile inşa edilir. Evet, barış olsun! Ama onurlu, adil ve hakikate yaslanan bir barış olsun istiyoruz” dedi.

Seyit Rıza’nın torunlarından Süleyman Polat, barışın yalnızca bir suskunluk anlaşması olmaması gerektiğini belirtti. Polat, geçmişte yaşanan acıların ve yaraların üstünün örtülmesinin barışa katkı sağlamayacağını, aksine ortak yaraların birlikte iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti. “Hakikat komisyonları kurulsun, yaşanan mağduriyetler şeffaf biçimde araştırılsın” çağrısında bulundu.

Aile, 10 yüzyıldır süren mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini, etnik farklılıkların tanınmadan ve önder şahsiyetlerin itibarı iade edilmeden kalıcı barışın mümkün olamayacağını vurguladı. “Bu ülkenin, ortak geleceğine güvenmek istiyoruz. Şimdiki nesillerin taşıdığı acının, sonraki kuşaklara taşınmamasını istiyoruz” şeklinde ifadelerde bulundular.

Seyit Rıza Ailesi, toplumsal sorumluluk ve insani bir hak olarak barış talebini yineleyerek, “Hakikatle kurulmadığı sürece hiçbir barış kalıcı olamaz” diyerek tüm aktörlere çağrıda bulundu. Bu süreçte herkesin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerektiğini belirttiler.

Humus’ta Alevi ve Hristiyan mahallelerine saldırı: 1 ölü, 10’dan fazla yaralı

Suriye’nin Humus kentinde, Şam yönetimine bağlı silahlı grupların Alevi ve Hristiyan mahallelerine düzenlediği saldırıda bir sivil hayatını kaybetti, en az 10 kişi yaralandı. Olay, sabah saatlerinde Alevi ve Hristiyan nüfusun yoğunlukta bulunduğu Muhacirin ve Alarman mahallelerinde gerçekleşti. Açılan ateşler sırasında Nofel El Ebas adlı bir sivilin yaşamını yitirdiği, çok sayıda ev ve aracın da zarar gördüğü bildirilmektedir.

Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi, saldırıları kınayarak, “Mahalle sakinlerine yönelik bu tür saldırılardan fiili hükümet sorumludur. Bu olaylar, uluslararası hukuk ilkelerini açık bir şekilde ihlal etmektedir” açıklamasında bulundu. Konsey, Alevi halkının Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, bu tür saldırıların sorumlulukları araştırılmadan gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti.

Bölgedeki gerginliğin devam ettiği ve yerel kaynakların saldırganların konut alanlarını yağmaladığını, çok sayıda aracı tahrip ettiğini bildirdiği öğrenildi. Kuzey ve Doğu Suriye’de saha çalışmaları yürüten gazeteci Doğan Cihan, olayların detaylarını aktararak, bölgeye gelişigüzel ateş açıldığını belirtti.

PSAKD Kadın Meclisi’nden 25 Kasım Çağrısı: “Kadınların Sesi Sınır Tanımaz!”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde yaptığı açıklamada, Suriye’de kaçırılan Alevi kadınlardan Türkiye’deki ekonomik krize ve gerici politikalara kadar geniş bir yelpazede kadınlara yönelik şiddetin sistematik hale geldiğine dikkat çekti. Meclis, “Kadınların çığlığı sınır tanımıyor” diyerek, kadınları 25 Kasım’da alanlarda buluşmaya davet etti.

Açıklamada, Suriye’de Alevi kadınların kaçırılması ve bölgede yaşanan ağır hak ihlalleri vurgulanarak, “Kaçırılan, alıkonulan, sessizleştirilen her kadının acısı yüreğimizdedir. Bu düzenin adı sömürü, adı emperyalizmdir; ezilen halklara ve kadınlara düşmanlık bu düzenin değişmeyen yasasıdır” denildi.

Türkiye’de kadınların yoksulluk, işsizlik ve ekonomik krizle mücadele ettiği, gerici politikalarla yaşamın her alanında şiddete maruz kaldıkları ifade edildi. PSAKD Kadın Meclisi, evde, işte, sokakta ve savaş koşullarında kadınların aynı şiddet düzenine tabi tutulduğunu belirtti.

Meclis, Alevi kadın öğretisinin ve dünya kadın direniş tarihinin öncü isimlerini anarak mücadele çağrısını güçlendirdi. “Biz Zeynep Ana’nın, Kadıncık Ana’nın, Fatma Ana’nın, Bacıyan-ı Rum’un mirasını taşıyan kadınlarız” ifadeleriyle geçmişteki direnişçilerin mirasına sahip çıktıklarını vurguladı.

Yargı Paketi’nde yer alan düzenlemelerin kadın haklarını gasp etmeye yönelik olduğu belirtilirken, boşanma süreçlerinde “arabuluculuk” uygulamasının kadınları yeniden şiddet döngüsüne mahkûm edeceği ifade edildi. Ayrıca, Diyanet’in kadın mirası ve ekonomik özgürlüğüne yönelik açıklamaları eleştirildi. Kadın Meclisi, “Kadınlar savaş, yoksulluk ve gericilik istemiyor. Kadınlar eşit, özgür ve onurlu bir yaşam istiyor” diyerek taleplerini yineledi.

25 Kasım’da alanlarda buluşma çağrısında bulunan PSAKD Kadın Meclisi, kadın özgürlük mücadelesinin sınırları aşan bir dayanışma yarattığını belirterek, “Kadın, Yaşam, Özgürlük – Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla sonlandırdı.

Alanya’da Kaygusuz Abdal Cemevi Açıldı: PSAKD’den Emeğe Şükran

Alanya’da, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şubesi tarafından inşa edilen “Kaygusuz Abdal Cemevi” yoğun bir katılımla açıldı. Açılışta konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, cemevinin yapım sürecinde emeği geçen tüm canlara teşekkür etti. Erçe, “Hak hizmetlerinizi kabul etsin” diyerek, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

Erçe, cemevinin inşasının başından itibaren örgütlü bir dayanışma ile gerçekleştirildiğini belirtti. “Kaygusuz Abdal Cemevimizi yoğun bir katılım ve güçlü bir kolektif emek ile açılışını yaptık. Her bir aşamada emek veren, katkı sunan tüm canlara aşk olsun,” ifadelerini kullandı.

Açılışta Alanya Şubesi’nin çalışmalarına da dikkat çekerek, başta Meral Altun olmak üzere tüm yönetim kuruluna teşekkür etti. Erçe, bu tür etkinliklerin inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık anlayışını güçlendirdiğini dile getirdi.

Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu’ndan dayanışma ve birlik çağrısı!

Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu, kadınların dayanışma ve paylaşma kültürünü güçlendirmek amacıyla bir panel düzenledi. Etkinlikte, kadın emeğinin önemi ve bir araya gelmenin getirdiği güç bir kez daha vurgulandı. Eğitimci Aysel Demir Kılavuz’un moderatörlüğünde gerçekleşen panel, katılımcılara hem ilham verdi hem de toplumsal bilinci artırdı.

Etkinlikte konuşan Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu Başkanı Gülistan Güreş, kadınların bir araya gelmesinin dünya üzerindeki olumlu değişimlerin temelini oluşturduğunu belirtti. Güreş, birlikteliğin sağladığı güç ile daha aydınlık bir geleceğe adım atacaklarını ifade etti.

Kadıncık Ana nefesi ve muhabbet ceminin birleştirici gücünün hissedildiği panelde katılımcılar, dayanışmanın ve birlikteliğin önemini bir kez daha deneyimlediler. Etkinliğin sonunda, “Yolumuz aydınlık, muhabbetimiz daim olsun” mesajı ile katılımcılara teşekkür edildi.