Ana Sayfa Blog Sayfa 655

‘Dünyamızı geri istiyoruz’ konferansı sona erdi

‘Dünyamızı geri istiyoruz’ konferansı sona erdi. Son oturumunda konuşan PYD Başkanlık Konseyi Üyesi Foza Yûsif, 12 yıldA Rojava’da çok büyük bir direniş yaşandı, çok ağır bedeller ödendi ama büyük kazanımlar da elde edildi. Konfederalizmin ne kadar önemli olduğunu Rojava’da gördük’ dedi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fikirleri ışığında “Kapitalist Moderniteye Meydan Okumak” şiarıyla “Dünyamızı Geri İstiyoruz”, “Diren, Geri Al ve Yeniden İnşa Et”, “Otonom Eğitim Yap ve Örgütlen” başlıklı konferanslar serisi, 4’üncü gününde “ Aşağıdan Yukarıya Dünya Demokratik Konfederalizmi” konulu son oturum ve kapanış konuşması ardından sona erdi.

Edinburgh Üniversitesi’nde Küresel Ortaçağ Tarihi alanında aktivist, araştırmacı ve öğretim görevlisi Nik Matheou moderatörlüğünde yapılan son oturumun konuşmacıları Brezilya Amazonu’ndaki Tapajós Havzası’nın Munduruku halkından olan ve Munduruku Kadın Derneği Wakoborũn’un koordinatörü ve siyasi danışmanı ve direniş hareketi Ipereğ Ayũ’nin üyeleri Maria Leusa Kaba ve Ediene Kirixi, Chandigarh, Hindistan’da yaşayan bir insan hakları savunucusu ve aktivisti Ajay Kumar ile TEV-DEM Yürütme Kurulu üyesi ve PYD Başkanlık Konseyi Üyesi Foza Yûsif katıldı.

Panel öncesi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Konfederal Sistem hakkındaki düşüncelerinden derlenen bölümler İngilizce okundu.

‘Köleler gibi çalışmak zorunda kalmak istemiyoruz’

Maria Leusa Kaba, kapitalistlerin toprakları işgal etmesinin kendilerini ölümle tehdit etmeleriyle eş değer olduğunu belirterek, “Topraklarımız için planlanan barajlar, su yolları, demiryolları, limanlar, madencilik, orman imtiyazları ve ayrıca artan tomrukçuların ve madencilerin işgali, kadınların, erkeklerin, yaşlıların, gençlerin ve çocukların yaşamlarını etkilemektedir. Pariwat’ın [yerli olmayan] bize empoze etmek istediği bu gelişmeyi istemiyoruz. Kirlenmiş su, agrotoksinlerle yiyecek istemiyoruz, yiyeceklerimizi satın almak için köleler gibi çalışmak zorunda kalmak istemiyoruz. Mundurukular için kalkınma temiz sudur, çocuklarımızın sağlığıdır, yaşayan ormandır ve bölgemizde ihtiyacımız olan her şeyi bulma özgürlüğüdür. Bu yüzden mücadelemiz, Karodaybi ve Wakoborũn hükümetimizle kendi topraklarımızı ve haklarımızı savunmaktır” diye konuştu.

Ardından konuşan Ajay Kumar, tarihsel bir perspektifle sömürgeci modernitenin kurumlarına tutarlı bir şekilde nasıl meydan okuduklarını göstermek için insanların mücadelelerini ve onların mücadele biçimlerini kullanacaklarına dair bilgilendirme yaptı. Doğu ve Orta Hindistan’daki son olaylara ve mücadele örneklerine atıfta bulunan Kumar, Hindistan devletinin kapitalist-emperyalist sömürüyü sürdürmek için sömürgeci yönetim ve baskı modellerini nasıl ileriye taşıdığını da örneklerle açıkladı.

Yûsif: Konfederalizmin ne kadar önemli olduğunu Rojava’da gördük

Foza Yûsif ise, “12 yıldır Rojava’da çok büyük bir direniş yaşandı, çok ağır bedeller ödendi ama büyük kazanımlar da elde edildi. Konfederalizmin ne kadar önemli olduğunu Rojava’da gördük. Ulus devletin acımasızlığını birebir yaşadık. Mezopotamya’daki birçok halk da bunlara maruz kaldı. Son 12 yılda 12 bin yoldaşımız şehit düştü. Devletler bizi dört parçaya böldü. Halklar arasında nefret yarattılar ve 100 yıldır bunun acısını çekiyoruz. Bugün Rojava’da devlet yok ama ulus devletin sonuçları beynimizde, bedenimizde yaşamaya devam ediyor. Ulus devletlerin baskısı altındayız. Rêber Apo tüm dünya halkları için Demokratik Konfederalizm modelini ortaya koydu. Demokratik Konfederalizme su ve ekmek kadar muhtacız. Çünkü ulus devlet önce bizi sonra hayatımızı kontrol altına alır. Demokratik Konfederalizm köleleştirilmiş zihnimizi özgürleştirdi. Yeni bir yaşamı nasıl inşa edeceğimizin peşindeyiz. Son yüz yılda yapamadığımızı Rojava’da 12 yılda yaptık. Bu 12 yılda Kürtler başta olmak üzere halklar dilleriyle eğitim görmeye başladı. İlk defa çocuklarımız korkusuzca okula gittiler, dillerini inkar etmek zorunda kalmadılar, kendilerine güvenerek okula gittiler. Esir halklar her zaman yarımdır. Süryani halkı yeniden çocuklarına dillerini öğrettiler. Yine Êzidî halkı Kuzey-Doğu Suriye’de ilk defa özgür bir şekilde bayramlarını kutladı” dedi.

Rojava Devrimi’nden sonra çok şey değişti

Rojava Devrimi’nden sonra birçok değişim-dönüşümün yaşandığını belirten Yûsif, tüm halkların karar alma süreçlerinde yer aldığını ve son 12 yılda Rojava’da köy ve şehirler dahil olmak üzere her yerde meclislerin kurulduğunu ve her meclisin kendi kararlarını aldığının altını çizdi. Yûsif şöyle devam etti: “İlk defa bölge halkı kendi kararlarını kendi alıyor, kadınlar İlk defa başkan oluyor. Rojava Devrimi sayesinde yaşanan bu değişimler kadınları, gençleri, halkları boğan ırkçılığı, gericiliği ortadan kaldırdı. Devletten kurtulmak çok kolay değil, sürekli değişim-dönüşüm yaşanması lazım. Ulus devletten kurtulmak için zihniyet devrimi yaşanmalı. Bunun için yüzlerce akademi kurduk. Eğitim olmadan başarılı olma şansımız yok. Tabii ki ırkçılıktan uzak bir eğitim sistemiyle bunu başarabiliriz. Kadınlar için yasa çıkarmakla kadın özgürlüğünün sağlanamayacağını gördük. Toplumsal ahlak bu anlamda çok önemli. Bunun geliştirilmesi lazım. Ahlaksız bir toplumun ayakta kalma imkânı yok. Adalet sistemimizi bu temelde inşa ettik. Kadın sorunları mahkemeye gitmeden önce Mala Jinê’ye gidiyor. Çünkü toplumun mahkemelerden önce kendi sorununu halletmesi lazım. Özgürlükten yana olan herkesin bir arada mücadele etmesi lazım. Çünkü birbirimize ihtiyacımız var. Egemen güçler birlikte olduğumuzda koltuklarından olacaklarını biliyorlar. Bundan dolayı bir araya gelmemizi engellemeye çalışıyorlar. Rojava’da binlerce arkadaşımız Erdoğan ve Türk devletinin eliyle katledildi. Bu mücadele elbette kolay değil ama her şehit düşen arkadaşımızın ardından binlercesi mücadelelerine sahip çıkıyor. Bizler asla bu saldırılardan korkmuyoruz onlar saldırdıkça mücadelemiz daha da büyüyor.”

Konferans, kapanış konuşmasıyla sona erdi.

HABER MERKEZİ

#Dünyamızı #geri #istiyoruz #konferansı #sona #erdi

Kanserleşmiş kente karşı ekolojik köyler

‘Yeni sömürgeci güç kenttir; kentlerdeki küresel ticaret, finans ve sanayi tekelleridir, onların üsleri olan plazalardır. Bu plazalardaki eskinin kale ve surlarını aratmayan güvenlik tedbirleri bu gerçeği doğrulamaktadır’

Doğan Kılıçkaya

Halklarımız 6 Şubat depreminin yarattığı felaketle boğuşurken, Urfa merkezli sel felaketi ile yaşam alanlarımızın ranta nasıl kurban edildiğini de öğrenmiş olduk. Bedeli elbette çok ağır oldu ama insanlığın, özellikle de halkımızın bundan çok büyük dersler çıkarması gerekiyor. Bu üst üste gelen felaketlerin hiçbirinin de kader olmadığını, bunların esas olarak toplumsallıktan kaynaklı hak ve sorumluluklarımızı yerine getirmememizin bir sonucu olduğunu doğru anlamak gerekmektedir.

Yaşam alanlarımıza kolektif bir iradeyle sahip çıktığımızda bunları yaşamayacağımızı bilmek gerekiyor. Çünkü toplum olarak yaşıyoruz. Dolayısıyla toplu yaşamın da doğalında olması gereken kuralları, sorumlulukları, çevreye ve birbirine karşı saygıyı en üstte tutan gelenek ve görenekleri var. Kanun ve yasalardan daha güçlü ahlaki değerler bütünlüğüdür onlar.

Yani doğal toplum, esas olarak da yaşam biçimi bakımından da hem ekolojiktir hem de komünaldir. Dolayısıyla ekolojik toplumun yaşam alanı köydür. Köy toplulukları, içinde bulundukları doğal çevreye en uyumlu topluluklardır. Neolitik toplum yaşamından bu yana yarattığı tüm birikimleriyle; kentten ve endüstriyalizmin azami kâr hırsından koruduğu organik bitkileriyle, evcilleştirdiği hayvanlarıyla birlikte muazzam bir uyum içinde varlıklarını sürdüre gelmişlerdir.

Elbette sömürü aygıtı olan devlet gibi, kentin de ikili karakteri vardır. Birinde ürettiği arza göre talep yaratıp sömürüyü derinliğine ve genişliğine yaymak; diğerinde ise kamusal yararlılık olarak kendisini tarifleyip güçlendirmektir. Onun içindir ki, ilk kentin tapınak etrafında doğması gibi her kentte de kamusal alan aygıtları olarak ibadethaneler, okullar ve hastaneler de vardır. Bir anlamda analitik aklın merkezi gelişme yeridir.

Kentle birlikte toplumlar, doğalında olan tüm aile, kabile, aşiret ve ulus kimliklerinden arındırılarak işçi, memur gibi sermayenin ihtiyaçlarına göre eğitilmekte ve hazırlanmaktadır. Aslında bununla ulaşılmak istenen ve amaçlanan komünal yaşam etrafında örülmüş olan toplumun ahlaki değerlerini aşındırarak yaratmak istedikleri bencil, bireyci, asosyal yoz insan türünü oluşturmaktır. Dolayısıyla doğal toplumun yaşam alanlarına dönük sürdürülen bu ahlak dışı savaş sonucunda köyden kente doğru sürekli bir akış sağlanmıştır. Kent, zamanla bu akışı karşılayamaz duruma gelmişse de sermaye grupları bundan daha güçlü yararlanmayı da becermiştir. Yani kent, biriktirdiği emek gücü sayesinde emek değerini düşürmenin de bir aracı olarak kullanmıştır.

Onun içindir ki kent, insanları emekten düşürerek tümden kendine yabancılaştırmaktadır. Kendine yabancılaşmış insan sürüleri olarak herhangi bir ahlaki kaygıya girmeden topluma karşı geliştirilen suç alanlarına dönüştürülmüştür. Kentle birlikte doğal toplumun tanımadığı, fuhuş, uyuşturucu, hırsızlık, yağma ve gasp gibi suç türleriyle tanışmıştır. Modernlik adına sunulan her şey aslında bu tür ahlak dışı yaşamı teşvik etmektedir.

PKK Lideri Abdullah Öcalan, kentin yeni sömürgeci karakterini “Kentlerin bu yapısıyla toplum gerçekten sosyal kansere yakalanmıştı. Aristo bile on bin nüfuslu kenti tahayyül etmemişti. Yüz bin, bir milyon, beş milyon, on milyon, on beş milyon, yirmi milyon ve hedef yirmi beş milyon nüfuslu kent! Bu, gerçek bir kanser tarzı büyüme değil de nedir? Böyle bir kenti sadece beslemek için orta boy bir ülkeyi çevresiyle kısa sürede yok etmek mümkündür. Bu büyümenin hiçbir mantığı yoktur. Toplumun ve kentin doğasıyla birlikte Birinci Doğa’yı tahrip etmekten başka bir sonuç vermeyeceği açıktır. Hiçbir ülke ve çevre, halkıyla birlikte bu büyüklükleri uzun süre taşıyamaz. Çevrenin gerçek yıkım nedeni bu kanser tarzı büyümedir. Artık bir kent kendi ülkesini halkıyla birlikte işgal, istila ve tahrip edip âdeta sömürgeleştirmektedir. Yeni sömürgeci güç kenttir; kentlerdeki küresel ticaret, finans ve sanayi tekelleridir, onların üsleri olan plazalardır. Bu plazalardaki eskinin kale ve surlarını aratmayan güvenlik tedbirleri bu gerçeği doğrulamaktadır” diye tanımlamaktadır.

Tarihte kentin bu yok edici sömürücü karakterini ilk hisseden Kürt halkı olmuştur. Beş bin yıllık devlet ve kent geleneği içinde halkımız kentin bu karakterinden hareketle, kentten her zaman uzak kalmıştır. Uzak kaldığı için de bu sömürgeci vahşete karşı her zaman kendisini koruyabilmiştir. Geleneksel halk tarihimiz de kentler, ihanetle özdeş kılınmış, dağ ve köy yaşamı özgür alanlar olarak tercih edildiği için bugüne kendisini ulaştırmayı başarmıştır. Kürt için “Bajarî” olmaktansa dağlı olmak her zaman yeğ tutulmuştur. Tarihte birçok halk soykırımla yok olurken Kürt halkı bu tercihi sayesinde bugünlere gelebilmiştir.

Bu somut yaşam örneğimize sarılarak, yaşanan felaketin ardından tam da dağlı olmayı, ekolojik köy-kent projeleri geliştirerek kanserleşmiş kentten kurtulma zamanıdır. Yaşam ve tarım alanlarımızı betonlaştırmaya izin vermeden kalıcı çözümler üretebilmeliyiz.

#Kanserleşmiş #kente #karşı #ekolojik #köyler

İktidar İmralı ile görüştü istediği sonucu alamadı

Gazeteci Amed Dicle ile seçimleri, iktidarın İmralı ile temaslarını konuştuk: Seçim atmosferinin olduğu bu dönemde AKP, Sayın Abdullah Öcalan ile görüşmeler yaptı ve kendi istedikleri cevabı alamayınca tecrit ağırlaştırıldı. Dolaylı olarak Kandil’le de temaslar denendi; istediklerini alamadılar…

Nezahat Doğan

Seçime geri sayım başladı. Toplumsal ve siyasal tüm kesimler bu seçimin tarihi öneme sahip olduğunun farkında. Toplumda değişimden ve demokrasiden yana büyük bir enerji ve sinerji oluşurken ittifaklar üzerindeki basınç da artmış durumda. Bu süreçte listeler, adaylar, yöntemlerin ötesinde, tarihi sorumlulukla hareket etmek temel gereksinim olarak ortaya çıkıyor. Çünkü bu seçimin sonucu, ya baskı ve savaş politikalarını daha da keskinleşecek totaliter bir rejime ya da barış, demokrasi ve özgürlüklere yönelen bir sürece evrileceğini gösterecek…
Bu hayati seçimde, demokrasi güçlerine büyük bir sorumluluk düşerken, Kürtler ve Kürt siyaseti hareketi sürecin belirleyici gücü olarak ortaya çıkıyor. AKP-MHP iktidarı bu güç karşısında topluma yönelik her türlü manipülasyonu, toplum mühendisliğini, algı saptırma, yabancılaştırma yöntemlerini pervasızca kullanıyor. AKP’nin bu süreçte Kürtlerin ve HDP seçmeninin desteğini almak için PKK Lideri Abdullah Öcalan ile bir görüşme yapıp yapmadığı da önemli bir soru olarak ortaya çıkıyordu. Bu sorunun yanıtı Gazeteci Amed Dicle’den geldi. Dicle, “Son bir buçuk iki senelik süreç zarfında Ankara’dan İmralı’ya çok yoğun bir görüşme trafiği olduğunu biliyoruz” diyor. İktidarın İmralı’dan istediği cevabı alamadığı için tecridi daha da ağırlaştırdığını belirtiyor. İktidarın aynı zamanda İmralı’nın yanı sıra Kandil’le de dolaylı yoldan temas için çaba sarf ettiğini aktarıyor.
Dicle, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bu diktatöryal yönetim sistemini bertaraf etmek için üzerine düşen sorumluluğun gereğini güçlü bir biçimde ortaya koymasının önemine de vurgu yapıyor. Gazeteci Amed Dicle ile seçimi, süreci, Kürt seçmenin beklentilerini ve Süleymaniye’ye yapılan saldırıya uzanan gündemi konuştuk…

  • Türkiye’deki tarihi seçim için geri sayım başladı. Siz oradan nasıl bir dönem ve süreç görüyorsunuz?

Bu seçimlerin tarihi olduğunu herkes biliyor. Dünyada da uluslararası güçler, Türkiye ile ilgilenen devletler ve Türkiye’nin önemini bilen bütün kesimler bu seçimlerin tarihi olduğunu biliyor. Türkiye’deki mevcut iktidar da bu seçimlerin kendileri için bir kader seçimi olduğunu biliyor; ya varlıklarını sürdürecekler ve bu faşist-diktatöryal yönetim sistemini tam kurumsallaştıracaklar ya da artık geri dönülemez bir eşiği geçecekler ya da geldikleri noktadan düşecekler. Altılı masa, CHP etrafındaki diğer partiler de bir kader seçimi olduğunu biliyor. Hatta eğer mevcut iktidar “tırnak içinde” bu seçimlerden de başarışı çıkarsa son seçim olabileceğini söylüyorlar. Çünkü bugünkü düzeyde bile muhalefet yapamayacağını biliyorlar.

  • Peki burada üçüncü yol ile yola çıkan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yükü nedir?

Kendini üçüncü yol olarak tanımlayan, içinde HDP, Kürt siyasal hareketi, Türkiyeli diğer sol-sosyalist kesimlerin yer aldığı Emek ve Özgürlük İttifakı da bunun bir kader seçimi ve stratejik bir seçim olduğunun farkında. Çünkü mevcut rejime karşı en çok mücadele eden, en çok bedel ödeyen, özellikle son sekiz yılda en çok baskı ve saldırılara maruz kalan da bu sistem dışı kesimdir. HDP ve bileşenleri; Emek ve Özgürlük İttifakı olarak tanımlanan cephedir. Eğer bu seçimde mevcut iktidar yıkılırsa, bu Türkiye’de bir devrim olduğu, hemen demokrasinin geldiği anlamına gelmiyor. Ama belki de daha demokratik zeminde mücadele etme imkânı doğmuş olacak. Bu nedenle Türkiye’de toplumun bütün kesimlerinde büyük bir değişim heyecanı oluşmuş durumda. Ancak Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri, sistem içi muhalefet olarak tanımladığımız diğer kesimler de dahil olmak üzere hiçbir siyasal güç maalesef ki toplumdaki bu değişim heyecanını, değişim beklentisini siyasete dönüştürecek örgütlemeye, mücadeleye dönüştürecek bir vizyona sahip değil. Bu konuda yetersizlikler var, toplum siyasetin önündedir.

  • Seçimlere 2018 seçimlerinden farklı bir denklemde gidiliyor. İttifakların kendi içlerindeki tartışmaları, aday çıkarmaları, hangi listeden girecekleri, hangi adayı nereden çıkaracaklar gibi meseleler söz konusu… Bu süreçte altılı masada Akşener krizi yaşandı. Emek ve Özgürlük İttifakı cephesinde de bir grilik vardı. Bunlar toplumun birçok kesiminde kafa karışıklığına neden oldu. Tam anlaşılabilir bir söylem ve yöntem geliştirilemedi mi?

Bir anlatmama ve anlatamama durumu olabilir. Toplumun belli bir kesiminde konuya dair kaygılar ve beklentiler varsa ve bu konuşuluyorsa elbette ki siyasi organizasyonların da bunu gidermesi, toplumu aydınlatması ve topluma karşı şeffaf olması gerekiyor. Tabi bu henüz sonuca bağlanmamış bütün tartışmaları kamuoyuyla paylaşmak anlamına gelmiyor. Ama kamuoyunda soru işaretleri varsa zaman zaman bunu gidermeye yönelik bilgiler verilmeli, açıklamalar yapılmalı. Bu konuda özellikle Emek ve Özgürlük İttifakı için belli sıkıntılar olduğunu söylememiz mümkün.

  • Bu seçimlerde cumhurbaşkanlığı kadar önemli, belki ondan da önemli bir konu da parlamento. Sizce bütün hesaplar ona göre mi yapıldı ya da yapılıyor?

Elbette ki, seçimlerde parlamentoda güçlü olmak gerekiyor. Eğer güçlü olunmazsa önümüzdeki dönemde öngörülen siyasi vizyonu yerine getiremezsiniz. Bunu sağlayacak yegane formül ve metodun da ittifakların tek liste ile seçimlere girmesi olduğu konusunda herkes hem fikir. 2018’de ittifak bünyesindeki partilerin oyları birbirine sayılıyordu ve milletvekili çıkarabiliyorlardı. Şimdi öyle değil. Bu nedenle herkesin Emek ve Özgürlük İttifakı’nda TİP’in Yeşil Sol Parti listesiyle seçime girmesine dönük bir beklentisi vardı. Çünkü bu seçimlerin kimsenin hata yapma lüksü olmadığını, bunun bir seçim olduğunu, bunun sayım olmadığını hatırlamak gerekiyor. Bu tartışmalar seçimin temel öneminin önüne geçti. Çünkü her iki taraf da yeterince bunu izah etmedi. Ancak neticede yapılan son açıklamalarla bir netliğe kavuştu. Mutabakat metni de açıklandı.

Bu liste tartışmasını sonlandırmak gerektiğini söylerken ayrı liste olayını onayladığımız ve doğru olduğunu söylemiyoruz. Ama bu Kürt hareketinin, HDP’nin, TİP’in, diğer kesimlerin ittifakının ve mücadele birlikteliğinin sadece bir seçimden ibaret olmadığını; liste konusunda farklı bir tutum olsa da, bunun mücadele birlikteliğinin dağıtılması aşamasına gitmemesi gerektiğini söylemek istiyoruz. İktidar bunun üzerinde çeşitli oyunlar oynuyor olabilir, hatta müstakbel iktidar da bunun üzerinden oynuyor. CHP’nin çeşitli kesimlerinden ve medyasından bahsediyorum. Çünkü potansiyel olarak onlar da önümüzdeki süreçte HDP, TİP ve diğer sol-sosyalist kesimlerin oluşturacağı sinerjinin onlara güçlü muhalefet yapacağını düşünerek bu konuyu çok deştiler. Buna gelmemek, eleştirilerimiz baki olmakla beraber, mücadeleye ve seçimleri güçlü bir şekilde kazanmaya odaklanmak gerekiyor.

Kürt mücadelesi bir kitle mücadelesi ve bir vizyonu var; bütün kesimlere hitap eden, demokrasi, özgürlük, insan hakları, Kürt sorununun barışçıl çözümü için emek veren herkesle birlikte mücadele eden geniş bir bakış açısına sahip

  • Aday tartışmaları da vardı. Özellikle de Hasan Cemal ve Cengiz Çandar eleştirildi?

Geçmişte de oldu… HDP 2015’te, AKP’nin kurucularından Tayyip Erdoğan’ın yardımcılığını yapan ve daha sonra ayrılan Mir Dengir Fırat’ı aday gösterdi. Şimdi de Hasan Cemal, Cengiz Çandar aday gösterildi. Bence bu konuda Kürt seçmenlerde büyük itirazlar olmadı. Daha çok sol-sosyalist kesimden oldu. Hasan Cemal ve Cengiz Çandar gelip Kürtler ile aynı kulvarda mücadele etmeye hazırlarsa, burada değişen Kürtler değil, onlarda da bir değişim dönüşüm var ve bu olumlu bir değişimdir. Bunu biraz da onlara sormak gerekiyor. Kürt mücadelesi bir kitle mücadelesi ve hem Kürdistan’da hem de Türkiye’de Kürt hareketinin bir vizyonu var; bütün kesimlere hitap eden, demokrasi ve özgürlük, insan hakları, Kürt sorununun barışçıl eşitlik çerçevesinde çözümü için emek veren herkesle birlikte mücadele eden geniş bir bakış açısına sahip. Bu sistemin değişmesini isteyen herkesle beraber mücadele etmek ve bir sinerji oluşturmak istiyor. Burada bir yanlışlık görmüyorum. Sokağa bakıyoruz, mücadeleye bakıyoruz, Yeşil Sol Parti’nin seçim bürosu açılışlarına bakıyoruz, halkın gündeminde gerçekten mücadele etmek var, değiştirme ve dönüştürme heyecanı var. Bu tarihsel seçimleri aday ve liste tartışmaları ile sınırlandırmak doğru olmaz ve süreci geriye götürür.

  • Büyük resme bakmak gerekir diyorsunuz. Peki Kürt siyasetinde Yeşil Sol Parti bundan sonra neye odaklanmalı?

Seçimlerden sonra çok ciddi ve önemli bir dönem başlayacak. Bunu olumlu, çok güzel bir dönem anlamında söylemiyorum. Öyle ya da böyle seçim sonuçları herkes için kritik ve hayati olacak. Eğer bu iktidar iş başında kalırsa çok daha sert bir süreç olacak ve önümüzdeki 5 yıl sadece Kürtler için değil Türkiye’de yaşayan bütün muhalifler için geçmişteki 5 yılı aratacak. Eğer şu anda en güçlü aday gibi görünen Millet İttifakı iktidar olursa, o zaman da yine yeni bir süreç başlayacak. Her durumda da dönem mücadele dönemi olacak. Birincisi çok sert, koyu bir faşizminle çok çetin bir mücadele, diğeri biraz göreceli olarak daha yumuşak, daha siyasi bir mücadele dönemi olarak şekillenecek. Her iki duruma da hazırlıklı olmak gerekiyor. Kürtlerin mücadelesi sadece seçimlerden ve parlamentodan ibaret değil. Yani Kürtler hayatın birçok alanında örgütlü mücadelelerini sürdürüyor. Parlamenter mücadele de, siyasi mücadele de onlar için en önemlisi. Yeşil Sol Parti’nin çok sayıda milletvekili ile parlamentoda temsil ediliyor olması bize Kürt mücadelesinin, Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin, üçüncü yol mücadelesinin, tüm saldırılara rağmen 8 yılda geri adım atmadığını, gücünü koruduğunu, gücüne güç kattığını, hem Türkiye’ye hem de dünyaya göstermiş olacak. Daha da önemlisi önümüzdeki dönemin mücadelesinde bir ivme kazandıracak.

Sokağa bakıyoruz, mücadeleye bakıyoruz, Yeşil Sol Parti’nin seçim bürosu açılışlarına bakıyoruz, halkın gündeminde mücadele etmek var, değiştirme heyecanı var. Bu tarihsel seçimleri aday ve liste tartışmaları ile sınırlandırmak doğru olmaz

  • Kürtler mücadelelerinde çok ağır bedeller ödedi, ödemeye de devam ediyor… Ama bazı durumlarda da çok ağır eleştiriliyor neden?

Faşizme karşı mücadelede Kürtler eleştirilemez. Birçok konuda eleştirebiliriz, aday konusunda, liste konusunda, yönetim konusunda eleştirilebilir. Bunlar eleştirilemez diye bir şey yok. Fakat iş Kürtlerin, Kürt mücadelesinin faşizme karşı mücadelesini sorgulayacak düzeye getirilirse bu haksızlık olur. Kürtler son 8 yılda binlerce can verdi, Kürt siyasetçileri siyasi rehine olarak hapishanelerde, sürgünde, binlercesi çeşitli nedenlerden dolayı çalışamıyor durumda. Birçok bedeller ödendi, o bedeller ödenmeye de devam ediyor. Tabloya böyle bakınca herkesin sınırını da, haddini de bilmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönem çok tarihidir. Bu nedenle bu süreçte rol ve görev almak isteyen herkesin kucaklanması, saygı ve sevgiyle karşılanması gerekiyor. Kürtlerin, Kürtlerle birlikte mücadele eden insanların çoğunluğu da bu perspektiften bakıyor diye düşünüyorum.

  • Geçmişte yaşanan bir çözüm süreci ve çözümsüzleşmesi örneği var. Bugün Kürt sorununun Meclis’te çözümüne ilişkin ön görüşünüz nedir? Şeffaf ve hukuksal bir çerçeveye oturtulur mu?

Daha evvel 2013-2015 arasında devam eden çözüm ve barış süreci döneminde Sayın Abdullah Öcalan hemen hemen tüm görüşmelerde, bu sorunun Meclis’te çözülmesi gerektiği söylenmiş ve vurgulanmıştır. 2017’de bu süreci irdeleyen bir kitap da hazırladım, bütün tutanakları ve belgeleri okudum. Her görüşmede bu sorunun çözüm yerinin Meclis olduğu, çünkü bunun yasalar çerçevesinde anayasal bir durum gerektirdiği bizzat Sayın Abdullah Öcalan tarafından söylenmiştir. Bunu HDP de, HDP’nin İmralı heyeti de söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu da bunu söyleyince bazı kesimler sanki ilk defa söyleniyormuş gibi bir algı oluşturdu. Sanki Kürt tarafı, Kürt Özgürlük Hareketi sorunun Meclis çatısı altında çözülmesini istemiyor gibi bir hava oluşturulmak istendi. Hâlbuki öyle değil… Bu süreçleri takip eden herkes biliyor. Örneğin 2013’te geri çekilme süreci AKP’nin Meclis’te yapacağı yasal düzenlemeleri yapmadığı için durduruldu. Hatta Sayın Abdullah Öcalan İmralı heyetine son görüşmelerin birkaçında “Yasal düzenlemeler olmazsa yarın öbür gün hepiniz hapishaneye gireceksiniz, çünkü burada yapılan yasa dışı” dedi. Nitekim öyle de oldu. Şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu’nun “sorunun çözüm yerinin Meclis’tir,” söylemi doğru bir söylem.

  • Herkes kendi bakış açısıyla Meclis diyor ama nasıl olacak?

Sorunun çözümü Meclis’tir denirse ve sadece Meclis çatısı altında örneğin HDP muhatap alınıp, legal siyaset dışında bu sorunun bir tarafı, bir parçası olan dinamikler gözardı edilirse, o zaman yine bir anlamı olmaz. Evet, sorunun nihai çözüm yeri Meclis’tir ama birçok dinamik var. Bunların tümünün de dikkate alınması, ciddiye alınması, muhatap alınması gerekir. Bunlar belki önümüzdeki günlerde biraz daha somutlaşabilir.
Kemal Kılıçdaroğlu bunu söyledi diye üzerine bir basınç uygulanıyor. Şu anda AKP-MHP medyasına bakın; terörist, şu, bu, falan deniyor. Bu son zamanlarda çok konuşulmadı ama AKP bu 2023 seçimlerinde bile Kürtlerin, HDP’li seçmenlerin desteğini almak için Sayın Abdullah Öcalan’a çeşitli heyetler gönderdi. Elimizde belge yok ama biliyoruz. Çıkıp “hayır öyle değildir” diyemezler. Doğrudan ilk defa size söylüyorum.

  • Ne zaman oldu PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeler?

Seçim atmosferinin olduğu bu dönemde… Sayın Abdullah Öcalan ile görüşme oldu ve kendi istedikleri cevabı alamayınca tecrit ağırlaştırıldı, disiplin cezası verildi. Dolaylı olarak Kandil’le de temaslar denendi.

Bu temasları sürdüreceksin, sonra istediğim cevabı ve desteği alamayınca da “vay efendim bunlar terörist, CHP bunlarla görüşüyor” diyerek propaganda yapacaksın. Eğer bu görüşmelerde olumlu bir sinyal alınmış olsaydı, bir ret edilme olmasaydı bu “terör, terörist” kavramları da kullanılmamış olacaktı.

  • Seçim döneminde AKP’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüştüğünü ancak istediği sonucu alamadığı için de saldırılarını artırdığını ifade ettiniz. AKP’nin hala İmralı’yı zorlama durumu ya da bir beklentisi var mı?

Bir beklenti var diyemem. Bence o beklenti sona erdi. Çünkü bu son bir buçuk iki senelik süreç zarfında Ankara’dan İmralı’ya çok yoğun bir görüşme trafiği olduğunu biliyoruz. O kadarını söyleyeyim. Sayın Abdullah Öcalan’ın bu görüşmelerde söylediği özetle şudur: “Dışarıda bir hareket, bir parti var. Onlarla görüşün, onlar kendi kararlarını verirler.” Özeti bu! İktidar tarafı Kürt hareketinden bir destek alamayacağını anladığı için bu sert dilini daha da keskinleştirdi.

  • HÜDA-PAR ile ittifak bu nedenle mi devreye girdi?

Bence öyle… Kürtlerden bir destek bulamayacağını, bunun imkânı olmayacağını gördüğü için HÜDA-PAR ile “bir kırıntı elde ederim,” diye bir ittifaka girdiler. Ama sadece bunu yapmakla kalmadılar, İmralı’da rencide edici politikayı sürdürdüler. Tecrit, disiplin cezası, olmayan görüşün yasağı, Rojava’ya, Güney Kürdistan’a yönelik saldırılar… Şu an günlük olarak bir saldırı söz konusu… Fiziki saldırıdan bahsetmiyorum. Tayyip Erdoğan’ın çıkıp konuştuğu her yerde HDP’ye, Kürtlere, Kürt mücadelesine saldırdığını görüyorum. En son “Onları 14 Mayıs’ta Gabar’a, Cudi’ye gömeceğiz” dedi. Bu doğrudan Kürtlere yönelik tehdit mesajıdır.

  • KCK’nin eylemsizlik kararı alması ve uzatması sürdürülen bu savaş politikalarının ezberini mi bozdu? Nasıl okuyorsunuz?

Eylemsizlik kararı deprem vesilesiyle alındı. Ama deprem olmasaydı da KCK seçim atmosferine girilmesiyle beraber böyle bir karar alabilirdi.

  • Eylemsizlik kararı deprem dışında hangi nedenle alınırdı?

Çünkü Türkiye içerisinde çeşitli saldırılar yapılabilirdi. Nitekim 13 Kasım’da İstanbul’da oldu da… Bunu Rojava’ya yıkmak istediler. Sanki bir saldırı varmış gibi, çeşitli provokasyonlar yaparak, bunu da Kürtlere yıkarak seçimleri kazanmak ve Kürtleri daha da hedef haline getirmek isteyebilirlerdi. Dolayısıyla KCK deprem dolayısıyla aldığı eylem yapmama kararını seçimler ve sonrasına kadar uzattı. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Besê Hozat bu olası potansiyel saldırıların önünü kesmek için bir açıklama yaptı ve dedi ki: “Kırsalda gerillalara yönelik bir saldırı olursa cevap verilecek ama şehirlerde kesinlikle her hangi bir eylem olmayacak.” Bunun yarın, öbür gün böyle bir şey olsa bile Kürt Hareketi’nin tutumunu önceden belirlemek amacıyla yapılmış bir açıklama diye düşünüyorum. Seçimlere kadar böyle olacak, seçimlerden sonra seçimin sonuçlarına göre de bir durum değerlendirmesi yapılacak. KCK’den yapılan açıklama budur. Tabi bu Ankara’yı çok rahatsız etti.

  • Kandil ile de dolaylı görüşülüyor dediniz?

Buna bir açıklık getireyim. Kandil ile de dolaylı yollardan etkileşim, iletişim sağlandığını, fakat gerekli cevabın alınmadığını; alınmadığı için de doğrudan görüşmeye dönüşmediğini söylüyorum. Temas sağlanmaya çalışıldı.

  • AKP bir taraftan da Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırıları sürdürüyor. En son geçtiğimiz haftalarda iki helikopter düştü. Ne yapılmak istendi, bu neyin mesajıydı?

Evet, Duhok’ta iki helikopter düştü. Demokratik Suriye Güçleri bunun hava şartlarından kaynaklı bir kaza olduğunu söylüyorlar. Kaza olup olmadığını bilemeyiz. Yapılan resmi açıklamayı esas almak zorundayız. Kaza olmama ihtimali olmasaydı bence Demokratik Suriye Güçleri bunu açıkça söylerdi. Ancak Kürdistan ve Ortadoğu’dan bahsediyoruz. Her şeye bir soru işareti koymak gerekiyor diye düşünüyorum. İleride başka şeyler de duyabiliriz. Onun için mutlaka kazaydı demek bizim işimiz değil. 7 Nisan’da Süleymaniye’de havaalanına saldırı da “Acaba düşen helikopterlere bir sabotaj yapılmış olabilir mi?” diye düşündürüyor. Ama önümüzdeki günlerde bu konuya dair yeni bilgiler öğrenmiş olacağız.

  • Süleymaniye’ye yapılan saldırı ardından Mazlum Ebdi’den birlik çağrısı geldi. Bu saldırının arkasında ne var? Neler oluyor bölgede?

Türkiye’nin Mazlum Ebdi’ye yönelik bir suikast yapmak istediği öteden beri konuşuluyor. Hatta 22 Kasım 2022’de Hesekê’de bulunan QSD merkezine yönelik hava saldırısı oldu. Bu merkez Uluslararası Koalisyon’un merkezine 200 metre mesafedeydi. Mazlum Ebdi orada zaman zaman bulunuyor ve görüşmeler yapıyordu. Ben de orada röportaj yapmıştım. O saldırıda üç YAT üyesi hayatını kaybetti. Kendisi orada değildi. Mazlum Ebdi daha sonra hedefin doğrudan kendisi olduğunu açıkladı. Amerika ve Uluslararası Koalisyon da bunu biliyor. 7 Nisan’daki saldırının da Mazlum Ebdi’ye yönelik bir saldırı olduğu ortaya çıktı. Güney Kürdistan’da YNK bu konuya karşı net bir tutum sergiledi. YNK Başkanı Bafıl Talabani bir açıklama yaparak KDP’yi suçladı. YNK bu konuda KDP’nin de sorumlu olduğunu söylüyor. Bu tartışma önümüzdeki günlerde sürecek. Saldırı Türkiye açısından başarısız bir Dron saldırısı.

  • Bu saldırılar neyi işaret ediyor?

Bu iktidar seçimlerde çıkış yolunu sadece kaos ve saldırıda gördüğü için önümüzdeki günlerde Rojava’ya ve Güney Kürdistan’a yönelik bu ve benzeri saldırıları yoğunlaştıracağını düşünüyorum.

  • Amed Dicle’nin derdi nedir?

Bireysel bir dert değil… Ebetteki hepimizin kaygıları toplumsal kaygılar. Kişiler kaygılar yok. Gazetecilik yaparken, siyaset yaparken ya da başka bir alanda halkın içinde hizmet yapmaya çalışırken bireysel kaygılarını öncelersen o zaman hiçbir şey yapamazsın.

Halklarımızın, insanlarımızın özgür bir yaşamı elde etmesi için kaygılıyız, bunun için mücadele ediyoruz. Diğer türlü eleştiriler oluyor, elbette ki zaman zaman yaptığımız yanlış yorum, bilgi vs. hakkında… Bu konularda eksikliklerimiz olursa bizi eleştiren, uyaran dostlarımız oluyor. Bunları saygıyla karşılıyoruz. Ama başka türlü saldırmak isteyen, itibarsızlaştırmak isteyenler de var. Bu benim için bir dert değil, bu da bir mücadeledir. Çünkü bir şey yapmak istiyorsun karşında da bunu sulandırmak, bulandırmak isteyenler var olacak… Bu onlara dert olsun, bize dert olmaz!

#İktidar #İmralı #ile #görüştü #istediği #sonucu #alamadı

CHP listeleri: DEVA’dan 25, Saadet’ten 24, Gelecek’ten 19 isim var

Millet İttifakı’nda ortak liste ile seçime gidilmesi kararı ardından DEVA Partisi’nden 25, Gelecek Partisi’nden 19, Saadet Partisi’nden ise 24 isim CHP listelerinden aday gösterildi

Millet İttifakı’nda DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve Saadet Partisi CHP adı altında ortak liste ile seçime girme kararı verdi. Açıklanan listeye göre 25 Deva Partili, 19 Gelecek Partili siyasetçi CHP listelerinden aday gösterildi. Saadet Partisi yöneticileri ve il başkanlarının aralarında bulunduğu 24 siyasetçi CHP listelerinden aday gösterildi.

HABER MERKEZİ

#CHP #listeleri #DEVAdan #Saadetten #Gelecekten #isim #var

Avrupa’da seçim çalışmaları: Bern’de Yeşil Sol Parti büro açtı

Avrupa’da Yeşil Sol Parti, 14 Mayıs’ta Türkiye’de gerçekleşecek olan seçimlere yönelik çalışmalarını sürdürüyor. İsviçre’de bugün de Bern’de seçim bürosunun açılışını gerçekleştirdi

İsviçre’de oluşturulan Yeşil Sol Parti seçim koordinasyonu yerellerde tüm kanton ve kentlerinde örgütlenmelerini tamamlayarak çalışmalarını sürdürüyor. Ayın başından bu yana oluşturulan seçim koordinasyonları tarafından birçok merkezde paneller ve halk toplantıları gerçekleştirildi.

Bugün de başkent Bern’de seçim bürosunun açılışını gerçekleştirdi. Çok sayıda siyasetçi ile demokratik kurum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen açılışta HDP eski milletvekili Yurdusev Özsökmenler bir konuşma yaptı.

Sandığa çağrı

Özsökmenler 14 Mayıs’ta gerçekleşecek olan seçimin kritik bir seçim olacağını hatırlatarak, “Bugün Türkiye’de 20 yıldır devam eden bir tek adam diktatörlüğüne karşı büyük bir öfke birikmiş durumda. Emeğe, emekçiye düşman, kadına düşman, doğaya düşman, Kürte düşman, Aleviye düşman, halklara düşman bir tek adam diktatörlüğü söz konusu. Biz her ne kadar bedenen bugün burada yaşasak da aklımız fikrimiz hep ülkede. Hergün katledilen, taş bağlanarak kuyulara atılan, balkondan atılıp intihar süsü verilen, çocuklarının gözü önünde katledilen kadınlarla bir yanımız. Aklımız faşist rejim tarafından bombalanan Rojava’da, aklımız fikrimiz katledilen doğada toprağımızda. Eğer demokrasi gelsin istiyorsak bu faşist iktidar rejimden kurtulalım istiyorsa mutlaka ama mutlaka sandığa gitmeli ve faşizme karşı Yeşil Sol Parti’den yana oylarımızı kullanmalıyız” diye konuştu.

Özsökmenlerin ardından söz alan Nejdet Atalay da Avrupa’da başlayan Yeşil Sol Parti’nin seçime yönelik yapılan çalışmalarını aktardı. Atalay İsviçre’de seçimlerin 29 Nisan – 7 Mayıs aralığında yapılacağını hatırlatarak, sandıklara mutlaka gidilerek oy pusulasında Yeşil Sol Parti’ye oy verilmesi çağrısında bulundu.

Yapılan konuşmaların ardından Breitenrainplatz 27, 3014 Bern adresinde Yeşil Sol Parti’nin seçim bürosu olacak binanın açılışı yapıldı.

Açılış sonrası burada bir söyleşi düzenlendi. Oy kullanıma ilişkin sandık güvenliği ve oy kullanımının nasıl yapılacağına yönelik bilgilendirmenin yapıldığı söyleşi müzik dinletisiyle sonlandırıldı.

HABER MERKEZİ

#Avrupada #seçim #çalışmaları #Bernde #Yeşil #Sol #Parti #büro #açtı

İran’da saldırıda zehirlenen çocuklardan biri hayatını kaybetti

İran’ın başkenti Tahran’da Mart ayında bir okula yapılan kimyasal silah saldırısında zehirlenen Karo Pashabadi, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi

İran’ın başkenti Tahran’da Mart ayında bir okula yapılan kimyasal saldırıda zehirlenen Karo Pashabadi tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.3 haftadır tedavi altında olan ve yaşamını yitiren Pashabadi’nin cenazesi, Kamiyaran şehrinin Pashavah köyünde toprağa verildi.

Saqiz kentinde ise, Meraj, Taleghani, Samiya, Meraj, Bint Al-Hadi Sadr, Esteghlal ve Ismat Bakhsh Zarineh kız okullarına düzenlenen kimyasal saldırının ardından, kentte halk sokağa çıktı. Şimdiye dek saldırılarda kentte en az 50 öğrencinin zehirlendiği ve zehirlenen 20 öğrencinin zehirlenme nedeniyle halen hastanelerde tedavi altında tutulduğu kaydedildi.

Kimyasal saldırlara karşı Saqiz’da sokağa çıkan halka, rejim güçleri tarafından ateş edildiği belirtildi. Olayda can kaybı ve yaralanın olup olmadığı netleştirilemedi.

HABER MERKEZİ

#İranda #saldırıda #zehirlenen #çocuklardan #biri #hayatını #kaybetti

Moloza karşı Yaşam Nöbeti 7’nci gününde

Samandağ’da moloza karşı başlayan Yaşam Nöbeti’nin 7’nci gününde yürüyüşle sürdü

Mereş merkezli depremlerde en çok yıkımın yaşandığı Hatay’da molozların yaşam alanlarına dökülmesine dönük başlatılan Yaşam Nöbeti 7’nci gününde sürdü. Yeşilköy Mahallesi’nde bir araya gelen aralarında gıda mühendisi, anbest söküm uzmanı, metalurji mühendisi, kimya mühendisi, çevre mühendisi ve ekolojistlerden oluşan ekip mahallede Yeliköy Mahalle halkını moloza ve molozun etkilerine ilişkin bilgilendirdi.

Bilgilendirme sonrası aralarında halkında olduğu çok sayıda kişi molozun döküldüğü alana kadar yürüyüş yaptı. Yürüyüşte askerlerin moloz alanını kapatmasına karşı “Depremzedelere değil şirketlere barikat”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.

Yürüyüşün ardından “Enkazdan başka felaketler çıkmasın” yazılı pankartın ardından açıklama yapıldı. Açıklamada konuşan İklim ve Adalet Komisyonu üyesi Doktor Demet Parlar, doğa olayı olan depremin 11 ili etkileyen bir felakete dönüşmesinin başlıca nedenleri arasında rant hırsı ile inşa edilen depreme dayanıksız binalar, inşaat süreçlerindeki kontrol ve denetim hizmetlerinin yapılmaması, bilimsellikten uzak imar planları, afete müdahale için hemen hiçbir önlemin gereğince alınmamış olması, devlet kurumlarındaki liyakatsiz ve koordinasyon kurmayı başaramayan kadrolar ve halkın önemsenmediği yönetim biçiminin olduğunu söyledi.

Acelenin nedeni rantın önünü açmak

Kaldırılan enkazlarla birlikte bu yıkımlara, başta kanserojen asbest tozu olmak üzere zehirli enkaz tozlarının ve toksik kimyasalların yol açacağı sağlık sorunlarının eklendiğini belirten Parlar, enkazların tüm uyarılara rağmen deprem bölgelerinde inanılmaz bir hızla kaldırıldığını söyledi. İnşaat rantının önünü açmak için gösterilen bu aceleciliğin yaratacağı büyük tehlikelerin gözardı edildiğini söyleyen Parlar, “Oysa deprem bölgesinin acil ihtiyaçları gıda teminidir, nitelikli geçici barınmadır, halk sağlığı hizmetleridir” diye konuştu.

Kurulacak yeni yaşam alanlarının nasıl ve nerelerde olması gerektiğinin kararını uzmanlarla yerel halkın ortaklaşarak alması gerektiğini ifade eden Parlar, rant uğruna, bölgenin geleceğini yok edecek uygulamaların engellenmesini istedi. “Deprem sonrası yeni sosyal ve ekolojik yıkımlara geçit vermeyeceğiz” diyen Parlar, depremde yıkıntı atıklarının geleceği yok etmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

HABER MERKEZİ

#Moloza #karşı #Yaşam #Nöbeti #7nci #gününde

Yeşil Sol Parti adaylarının tam listesini açıkladı

Yeşil Sol Parti, 14 Mayıs genel seçimleri için milletvekili aday listesini YSK’ya sundu

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs genel seçimleri için milletvekili aday listesini YSK’ya sundu. Aday Mutabakat Komisyonu’nun çalışmaları sonucu tamamlanan liste, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın’ın onayına sunuldu.

Yeşil Sol Parti’nin milletvekili adayı listesinde, parti çatısı altında seçimlere girecek Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partilerin, Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) bileşenleri partilerin gösterdiği isimler de yer aldı.

Yeşil Sol Parti listesinde, halklar ve inanç gruplarından isimler, aydın, yazar ve önemli şahsiyetler yer aldı.

Aday listesinin tamamı şöyle:

 

1 ADANA TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
2 ADANA FERHAT KABAİŞ
3 ADANA ROJBİN ÇELİK
4 ADANA MEHMET KARAKIŞ
5 ADANA DELAL MAMUK
6 ADANA BARIŞ KARABIYIK
7 ADANA ŞÜKRAN EFETÜRK
8 ADANA MÜNİR KORKMAZ
9 ADANA SEVİL ARACI
10 ADANA HÜSEYİN AĞAÇ
11 ADANA EVRİM AYMAN
12 ADANA SERKAN NAR
13 ADANA HAFİZE ATLI
14 ADANA NEZİR DORAK
15 ADANA SUAT NACAR
1 ADIYAMAN ALİ KENANOĞLU
2 ADIYAMAN HAYRİYE KORKMAZ
3 ADIYAMAN MEHMET SELİM ÖZBEK
4 ADIYAMAN BİRSEN TUNÇ SİRKECİ
5 ADIYAMAN HASAN SABRİ YORULMAZ
1 AFYONKARAHİSAR HELİN ELİF GEYİK
2 AFYONKARAHİSAR ÇAĞDAŞ SİNAN DAĞ
3 AFYONKARAHİSAR TÜLAY KILINÇ
4 AFYONKARAHİSAR MEHMET ÇALASIN
5 AFYONKARAHİSAR AYŞENUR DİLAN KARADEMİR
6 AFYONKARAHİSAR BATUHAN ÇITAKBAŞ
1 AĞRI SIRRI SAKİK
2 AĞRI NEJLA DEMİR
3 AĞRI HEVAL BOZDAĞ
4 AĞRI ZELAL YILMAZ
1 AMASYA HAYDAR GÖRGÜ
2 AMASYA ZÜLBİYE YILMAZ
3 AMASYA ENVER LAÇİN
1 ANKARA-1 EMİRALİ TÜRKMEN
2 ANKARA-1 SELMA GÜRKAN
3 ANKARA-1 ALİ ÖZKAN
4 ANKARA-1 RUKEN DİLARA ZAF
5 ANKARA-1 ERCAN SADIK İPEKÇİ
6 ANKARA-1 SILA ALTUN
7 ANKARA-1 ÇAĞDAŞ SİNAN KÜPELİ
8 ANKARA-1 ZİŞAN KÜRÜM YILMAZ
9 ANKARA-1 MEHMET AKIN ATAUZ
10 ANKARA-1 HATİCE GÖZEN
11 ANKARA-1 BÜLENT KAYA
12 ANKARA-1 EROL AKKUŞ
13 ANKARA-1 UFUK ÖZEL
1 ANKARA-2 OĞUZ FİDAN
2 ANKARA-2 GÜLTEN KAHRAMAN
3 ANKARA-2 EVREN ÇEVİK
4 ANKARA-2 SİMA ARİ
5 ANKARA-2 HÜSEYİN GEVHER
6 ANKARA-2 MUSTAFA YAVAŞOĞLU
7 ANKARA-2 MURAT ÇELİK
8 ANKARA-2
9 ANKARA-2 BAHYETTİN BATUR
10 ANKARA-2
11 ANKARA-2
1 ANKARA-3 METİN KILIÇ
2 ANKARA-3 ALİŞAN ŞAHİN
3 ANKARA-3 ÖZLEM BOYRAZ ÖZEL
4 ANKARA-3 İSMET İLKUTLU
5 ANKARA-3
6 ANKARA-3 HÜSEYİN ÖZKAN
7 ANKARA-3 HACER KELLECİ KAPLAN
8 ANKARA-3 FECRİ ASLANKAN
9 ANKARA-3
10 ANKARA-3 MEHMET VEYSEL TEMELLİ
11 ANKARA-3
12 ANKARA-3 ÖZCAN OTİ
1 ANTALYA HAKKI SARUHAN OLUÇ
2 ANTALYA CANAN ÇALAĞAN
3 ANTALYA MUHSİN TAŞAR
4 ANTALYA ZÖHRE TEDİK
5 ANTALYA ERBAKAN TAĞ
6 ANTALYA HÜLYA HASBAY
7 ANTALYA SELAMİ ÖZYAŞAR
8 ANTALYA NİGAR DURMUŞ
9 ANTALYA FIRAT EREN
10 ANTALYA NERİMAN BAKIR
11 ANTALYA HASAN DOĞAN
12 ANTALYA HÜLYA AKTAŞ
13 ANTALYA EYUP UŞMA
14 ANTALYA KAMİLE YILMAZ
15 ANTALYA MAHİR DOĞAN
16 ANTALYA NEFİSE OĞUZ
17 ANTALYA SERDAR KÖŞKEROĞLU
1 ARTVİN FULDEN ŞAHİN
2 ARTVİN SABRİ VAYİÇ
1 AYDIN EBRÜ GÜNAY
2 AYDIN ROJİN TANHAN DOĞAN
3 AYDIN SİNAN ÇAKMAKÇİ
4 AYDIN MEDİHA AYHAN
5 AYDIN ABDURRAHMAN SARAN
6 AYDIN ALİ DAĞ
7 AYDIN ZERRİN ALPARSLAN
8 AYDIN MUHARREM ŞENOL
1 BALIKESİR MUSTAFA YILDIZ
2 BALIKESİR GÜL ERTUNAN KARAASLAN
3 BALIKESİR CANŞAH ÇELİK
4 BALIKESİR MEHMET ASLAN
5 BALIKESİR MEHMET ÇELİKTEN
6 BALIKESİR EMİN FİLİZ
7 BALIKESİR FİKRİYE YADIRGI
8 BALIKESİR NEVİN YILMAZ ÇAKALOZ
9 BALIKESİR MEDİNE ÇAĞLIYAN
1 BİLECİK HÜSEYİN AĞLAR
2 BİLECİK ZÜLEYHA ÇENGEL
1 BİNGÖL ÖMER FARUK HÜLAKÜ
2 BİNGÖL CEMİLE TURHALLI BALSAK
3 BİNGÖL FARUK ARIS
1 BİTLİS HÜSEYİN OLAN
2 BİTLİS SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP
3 BİTLİS ENVER BARİN
1 BOLU GÜNAY BATUR
2 BOLU ÇİÇEK TUTUŞ
3 BOLU ÖYKÜ ILGIN GÜRSES
1 BURDUR REYHAN YİĞİT
2 BURDUR MURAT YANMAZ
3 BURDUR SEMRA BAYSAL
1 BURSA-1 CEYLAN EROL ERDOĞAN
2 BURSA-1 CAHİT KIRKAZAK
3 BURSA-1 SÜMBÜL ORHAN
4 BURSA-1 KEMALETTİN YILDIZ
5 BURSA-1 MAHKUM TAŞ
6 BURSA-1 RÜSTEM AVCI
7 BURSA-1 ABDULKADİR BAYDUR
8 BURSA-1 MEHMET ALİ DOĞU
9 BURSA-1 BERKAY AKKUŞ
10 BURSA-1 SERHAT ÇELİK
1 BURSA-2 NECDET İPEKYÜZ
2 BURSA-2 AYTEN AVDAN
3 BURSA-2 RASİM ÇELİK
4 BURSA-2 EYLEM DİNDAROĞLU
5 BURSA-2 KEMALETTİN DOĞAN
6 BURSA-2 YÜCEL YENTÜRK
7 BURSA-2 BAHAR TOPRAK
8 BURSA-2 HAKİM TOKMAK
9 BURSA-2 MAZLUM TAŞ
10 BURSA-2 MEHMET BURAK KOYUNCU
1 ÇANAKKALE ADİLE YALÇIN
2 ÇANAKKALE SİNAN EKİNCİ
3 ÇANAKKALE SEDA ALÇINAR
4 ÇANAKKALE ERGİN FİDAN
1 ÇANKIRI HAKAN CAN NESLİOĞLU
2 ÇANKIRI MELİHA DURMUŞ
1 ÇORUM ŞEREF KARATAŞ
2 ÇORUM FADİME GÜLER ELİK
3 ÇORUM ÜMİT KÜÇÜKBAYATLILI
4 ÇORUM MUHARREM ÖZÜNEL
1 DENİZLİ ABDULLAH KOÇ
2 DENİZLİ ŞENOL AKYOL
3 DENİZLİ MAHİDE ÖZTÜRK
4 DENİZLİ MURAT ENGİZ
5 DENİZLİ SONGÜL AKKOYUN
6 DENİZLİ ELİF KAVİLİ
7 DENİZLİ HAVVA MEŞE
1 DİYARBAKIR BERDAN ÖZTÜRK
2 DİYARBAKIR HALİDE TÜRKOĞLU
3 DİYARBAKIR OSMAN CENGİZ ÇANDAR
4 DİYARBAKIR ADALET KAYA
5 DİYARBAKIR SERHAT EREN
6 DİYARBAKIR SEVİLAY ÇELENK ÖZEN
7 DİYARBAKIR MEHMET KAMAÇ
8 DİYARBAKIR CEYLAN AKÇA CUPOLO
9 DİYARBAKIR MEHMET EMİN AKTAR
10 DİYARBAKIR AZAD BARIŞ
11 DİYARBAKIR SONGÜL AYTEK AVŞAR
12 DİYARBAKIR SAMET MENGÜÇ
1 EDİRNE HANIM GÜZEL
2 EDİRNE SERDAL ZIMBA
3 EDİRNE ÖZLEM ÖZDEMİR
4 EDİRNE ERDAL AYDEMİR
1 ELAZIĞ SAVAŞ ERDOĞAN
2 ELAZIĞ NURŞAT YEŞİL
3 ELAZIĞ FUAT DOĞAN
4 ELAZIĞ SULTAN YARAY
5 ELAZIĞ NURETTİN BOĞATEKİN
1 ERZİNCAN HAYDAR POLAT
2 ERZİNCAN AYFER TURĞUT
1 ERZURUM MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
2 ERZURUM ABDURRAHMAN SEVER
3 ERZURUM BAHAR GÖKSU
4 ERZURUM
5 ERZURUM AYŞAN TARLAN
6 ERZURUM
1 ESKİŞEHİR ALİ İHSAN GEZER
2 ESKİŞEHİR FELEK AKSOY
3 ESKİŞEHİR MÜSLÜM KOYUN
4 ESKİŞEHİR FADİME PULAT
5 ESKİŞEHİR DİLAVER ASLAN
6 ESKİŞEHİR ALEYNA CEREN KÖKOĞLU
1 GAZİANTEP SEVDA KARACA DEMİR
2 GAZİANTEP MURAT SARISAÇ
3 GAZİANTEP SONGÜL KOÇDAĞ
4 GAZİANTEP MUSA AYDIN
5 GAZİANTEP DİLAN GÜLER
6 GAZİANTEP KAHRAMAN ÇİÇEK
7 GAZİANTEP FATMA BAYINDIR ÖZGÜR
8 GAZİANTEP ABDULLAH GÖZEN
9 GAZİANTEP AYSİMA MİHRİBAN MEHTAP ARSLAN
10 GAZİANTEP EDHEM ÜNAL
11 GAZİANTEP ELİF YALÇIN
12 GAZİANTEP YILMAZ AÇAN
13 GAZİANTEP SİNEM ERENER BALLAN
14 GAZİANTEP MUHAMMED SAİD GÖRGÜN
1 GİRESUN RAMAZAN DOĞRU
2 GİRESUN BEKİR YILMAZ
3 GİRESUN SANEM DENİZ KURAL
4 GİRESUN BÜLENT UZUN
1 GÜMÜŞHANE ELİF ÇİFTÇİ
2 GÜMÜŞHANE NEHİR SEVİM
1 HAKKARİ VEZİR COŞKUN PARLAK
2 HAKKARİ ÖZNUR BARTİN
3 HAKKARİ ONUR DÜŞÜNMEZ
1 HATAY KEREM NALBANT
2 HATAY ŞİRİN NUR VURAL
3 HATAY NİHAT ERASLAN
4 HATAY MEHTA SERT
5 HATAY YUSUF KİMYON
6 HATAY MEDİHA ÖNCEL MUHAMMAD
7 HATAY HASAN FEHMİ GÖRÜR
8 HATAY GÖNÜL ÖZTÜRK
9 HATAY MEVLÜT BULGUR
10 HATAY ERCÜMENT KİMYON
11 HATAY HERDEM ACAR
1 ISPARTA CÜNEYT LALOĞLU
2 ISPARTA NAZLI TABAK
3 ISPARTA MEHMET TAŞÇI
4 ISPARTA NURTEN KARAGÖZ
1 MERSİN ALİ BOZAN
2 MERSİN PERİHAN KOCA
3 MERSİN MUSTAFA TÜRK
4 MERSİN HAMDİYE KIRICI
5 MERSİN ŞERİF DURMAZ
6 MERSİN HACI BAYRAM KIZARTICI
7 MERSİN
8 MERSİN
9 MERSİN
10 MERSİN
11 MERSİN
12 MERSİN
13 MERSİN
1 İSTANBUL-1 SIRRI SÜREYYA ÖNDER
2 İSTANBUL-1 KEZİBAN KONUKCU KOK
3 İSTANBUL-1 HAKAN ÖZTÜRK
4 İSTANBUL-1 TURGUT ÖKER
5 İSTANBUL-1 DERSİM DAĞ
6 İSTANBUL-1 ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN
7 İSTANBUL-1
8 İSTANBUL-1 ABDULCEBAR BARIŞ
9 İSTANBUL-1
10 İSTANBUL-1 TUNCAY GÖKÇE
11 İSTANBUL-1 ERDAL GÜZEL
12 İSTANBUL-1 PERVİN TUNBUL
13 İSTANBUL-1 AYHAN ERGENÇ
14 İSTANBUL-1 ÇİĞDEM BEKİROĞLU SADİOĞLU
15 İSTANBUL-1 DEVRİM ŞİMŞEK
16 İSTANBUL-1 BURCU AYYILDIZ
17 İSTANBUL-1 BEKİR KIRICI
18 İSTANBUL-1 SILA ÖZTÜRK
19 İSTANBUL-1 HÜSNÜ ALKAN
20 İSTANBUL-1 ÖZGÜL BİNGÖL
21 İSTANBUL-1 ALAETTİN ALTINTAŞ
22 İSTANBUL-1 NİLAY KUŞ
23 İSTANBUL-1
24 İSTANBUL-1 CEVRİYE AYDIN
25 İSTANBUL-1 ALİ ŞENGÜL
26 İSTANBUL-1 ZEKİNE TÜRKERİ
27 İSTANBUL-1 İSHAK KARAKAŞ
28 İSTANBUL-1 AYŞE TEPE DOĞAN
29 İSTANBUL-1 ALİ DOĞAN
30 İSTANBUL-1 AYTEN BİNGÖL
31 İSTANBUL-1 REŞİT KÖÇEROĞLU
32 İSTANBUL-1 ROZERİN KAYA
33 İSTANBUL-1 NEFİSE AKSOY
34 İSTANBUL-1 YILMAZ CESUR
35 İSTANBUL-1 YAĞMUR KAVAK
1 İSTANBUL-2 CENGİZ ÇİÇEK
2 İSTANBUL-2 ÖZGÜL SAKİ
3 İSTANBUL-2 HASAN KAYA CEMAL
4 İSTANBUL-2 ONUR HAMZAOĞLU
5 İSTANBUL-2 KAMİLE KANDAL
6 İSTANBUL-2 HIDIR KARADAŞ
7 İSTANBUL-2
8 İSTANBUL-2
9 İSTANBUL-2
10 İSTANBUL-2 DİLŞAT CANBAZ KAYA
11 İSTANBUL-2 ERDAL DOĞAN
12 İSTANBUL-2 AYŞEN AKSOY
13 İSTANBUL-2 AHMET SAYMADİ
14 İSTANBUL-2 MENEKŞE KIZILDERE
15 İSTANBUL-2 CELAL ALPHAN
16 İSTANBUL-2 HAZAN İLİK
17 İSTANBUL-2 SERVET GÜZEL
18 İSTANBUL-2 BERFİN POLAT
19 İSTANBUL-2 MUSTAFA ÖZTÜRK
20 İSTANBUL-2
21 İSTANBUL-2 ŞADİ ÖZDEMİR
22 İSTANBUL-2 MEHMET TİMURTAŞ
23 İSTANBUL-2 NURAY ONUK
24 İSTANBUL-2 ABDURRAHMAN ÖZTÜRK
25 İSTANBUL-2 GÜNER BASUT
26 İSTANBUL-2 GÖKHAN ÇETİN
27 İSTANBUL-2
1 İSTANBUL-3 ÇİĞDEM KILIÇGÜN UÇAR
2 İSTANBUL-3 İSKENDER BAYHAN
3 İSTANBUL-3 ÇİÇEK OTLU
4 İSTANBUL-3 CELAL FIRAT
5 İSTANBUL-3 CEMİL GÜNGÖREN
6 İSTANBUL-3 KEREM FIRTINA
7 İSTANBUL-3 İLKNUR BİROL
8 İSTANBUL-3 ABDULHAKİM DAŞ
9 İSTANBUL-3 ÇİÇEK ARIÇ
10 İSTANBUL-3 EDİP ARSLAN
11 İSTANBUL-3 ERDAL ATAŞ
12 İSTANBUL-3
13 İSTANBUL-3
14 İSTANBUL-3 FERDİ YAMAR
15 İSTANBUL-3 NALAN ÇELİK
16 İSTANBUL-3 UĞUR ŞEKER
17 İSTANBUL-3 NEVRİM KOTANOĞLU
18 İSTANBUL-3 YUSUF YALVAÇ
19 İSTANBUL-3 GÜLFİRAZ SAĞLIK
20 İSTANBUL-3 HÜSEYİN ÇALİŞCİ
21 İSTANBUL-3 ELİF BAYSAL
22 İSTANBUL-3 NİZAMETTİN ÖZTÜRK
23 İSTANBUL-3 ÖZGÜL BAYDOĞAN
24 İSTANBUL-3 ERCAN SAĞLAM
25 İSTANBUL-3 NESRİN ARSLAN
26 İSTANBUL-3 FAİK DELİ
27 İSTANBUL-3 FATMA KÖMÜRCÜ
28 İSTANBUL-3 HÜSEYİN FİDANBOY
29 İSTANBUL-3 LEVENT GÖKÇEK
30 İSTANBUL-3 AYŞE CENGİZ
31 İSTANBUL-3 ABDURRAZAK EKİNCİ
32 İSTANBUL-3 ŞABAN ROŞAN IŞIKTAŞ
33 İSTANBUL-3 PINAR KAYALAR
34 İSTANBUL-3 MEHMET ŞERİF ÖNER
35 İSTANBUL-3 ERGÜN ŞİMŞEK
36 İSTANBUL-3 İRFAN HÜLAKÜ
1 İZMİR-1 BURCUGÜL ÇUBUK
2 İZMİR-1 ABDULMECİT YILDIRIM
3 İZMİR-1 SEMRA KIRATLI
4 İZMİR-1
5 İZMİR-1
6 İZMİR-1
7 İZMİR-1
8 İZMİR-1
9 İZMİR-1
10 İZMİR-1
11 İZMİR-1
12 İZMİR-1
13 İZMİR-1
14 İZMİR-1
1 İZMİR-2 İBRAHİM AKIN
2 İZMİR-2 CANAN KEBENÇ ÖZKAN
3 İZMİR-2
4 İZMİR-2
5 İZMİR-2
6 İZMİR-2
7 İZMİR-2
8 İZMİR-2
9 İZMİR-2
10 İZMİR-2
11 İZMİR-2
12 İZMİR-2
13 İZMİR-2
14 İZMİR-2
1 KARS GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT
2 KARS GÜLCAN ALP
3 KARS SERTAÇ ÇELİKKALELİ
1 KASTAMONU BERRİN SELBUZ
2 KASTAMONU FİKRET TUFANYAZICI
3 KASTAMONU SÖZDAR AKDOĞAN
1 KAYSERİ DAĞISTAN BUDAK
2 KAYSERİ NURAN ERGEN KILIÇ
3 KAYSERİ HASAN DAŞKIN
4 KAYSERİ FADİK TEMİZYÜREK
5 KAYSERİ İZZET KAPLAN
6 KAYSERİ RANA BERK
7 KAYSERİ İHSAN SARIYAR
8 KAYSERİ SELMA KARAMAN
9 KAYSERİ ALİ ÇELEBİ
10 KAYSERİ NECLA AKTAY
1 KIRKLARELİ MERAL GARİP
2 KIRKLARELİ ERDAL TEKTAŞ
3 KIRKLARELİ AYŞEN ECE KAVAS
1 KIRŞEHİR MUSTAFA KARAMAN
2 KIRŞEHİR BEHİYE AKYOL
1 KOCAELİ ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU
2 KOCAELİ
3 KOCAELİ
4 KOCAELİ
5 KOCAELİ
6 KOCAELİ
7 KOCAELİ
8 KOCAELİ
9 KOCAELİ
10 KOCAELİ
11 KOCAELİ
12 KOCAELİ
13 KOCAELİ
14 KOCAELİ
1 KONYA MULLA ŞİMŞEK
2 KONYA
3 KONYA
4 KONYA
5 KONYA
6 KONYA
7 KONYA
8 KONYA
9 KONYA
10 KONYA
11 KONYA
12 KONYA
13 KONYA
14 KONYA
15 KONYA
1 KÜTAHYA AYŞEGÜL KORKUTAN
2 KÜTAHYA BİLAL BİLİN
3 KÜTAHYA AZİME DAŞ
4 KÜTAHYA NİHAT YILDIRIM
5 KÜTAHYA FİLİZ PEŞTEK KESKİN
1 MALATYA PERİHAN YÜCEKAYA
2 MALATYA YUSUF BOZKUŞ
3 MALATYA SEVİM ALAGÖZ
4 MALATYA HÜSEYİN KILINÇ
5 MALATYA ROZERİN ERCAN
6 MALATYA
1 MANİSA HABİP EKSİK
2 MANİSA
3 MANİSA
4 MANİSA
5 MANİSA
6 MANİSA
7 MANİSA
8 MANİSA
9 MANİSA
10 MANİSA
1 KAHRAMANMARAŞ HÜSEYİN EROĞLU
2 KAHRAMANMARAŞ AYŞEGÜK DEMİROĞLU
3 KAHRAMANMARAŞ
4 KAHRAMANMARAŞ
5 KAHRAMANMARAŞ
6 KAHRAMANMARAŞ
7 KAHRAMANMARAŞ
8 KAHRAMANMARAŞ
1 MARDİN SALİHA AYDENİZ
2 MARDİN KAMURAN TANHAN
3 MARDİN BERİTAN GÜNEŞ
4 MARDİN GEORGE ASLAN
5 MARDİN
6 MARDİN SELAHATTİN ERTAŞ
1 MUĞLA HASAN YILDIRIM
2 MUĞLA
3 MUĞLA
4 MUĞLA
5 MUĞLA
6 MUĞLA
7 MUĞLA
1 MUŞ SEZAİ TEMELLİ
2 MUŞ SÜMEYYE BOZ
3 MUŞ SERHAT DURSUN
1 NEVŞEHİR CAFER KILIÇ
2 NEVŞEHİR
3 NEVŞEHİR
1 NİĞDE YASEMİN KAYA
2 NİĞDE CUMALİ ADIGÜZEL
3 NİĞDE MEDİNE ÇEKEN
1 ORDU İBRAHİM ÖZDEMİREL
2 ORDU NURCAN KARASU
3 ORDU ŞEREF ÖZKAN
4 ORDU ÖZDEN ÜNAL
5 ORDU ORHAN KOCA
6 ORDU ERTAN KABADAYI
1 RİZE AYŞE BEKAR
2 RİZE NECMETTİN DURMUŞ
3 RİZE ALİ HAMDİ CUVELEK
1 SAKARYA SELAHATTİN YILMAZ
2 SAKARYA NAHİDE DOĞAN
3 SAKARYA İBRAHİM ÇELİK
4 SAKARYA FİLİZ TURAK
5 SAKARYA FETHİ BULUŞ
6 SAKARYA HÜSEYİN ATILGAN
7 SAKARYA MERAL ATMAN
8 SAKARYA HÜSEYİN KAYA
1 SAMSUN EMEL ZENGİN ÇAKIR
2 SAMSUN SAVAŞ KARADUMAN
3 SAMSUN MENEKŞE TUREN
4 SAMSUN MAHMUT SÜRMELİ
5 SAMSUN GÜNER KARADUMAN
6 SAMSUN VEDAT ÜNAL
7 SAMSUN AHMET YALÇIN
8 SAMSUN OSMAN BAYRAK
9 SAMSUN ORHAN GAZİ KOFOĞLU
1 SİİRT TUNCER BAKIRHAN
2 SİİRT SABAHATTİN ERDOĞAN SARITAŞ
3 SİİRT
1 SİNOP YILDIZ ÖZBEK
2 SİNOP AHMET YORKUN
1 SİVAS GANİ KAPLAN
2 SİVAS MEHMET MUSTAFA YILDIZ
3 SİVAS VİLDAN DOĞAN
4 SİVAS HÜSEYİN ÖZCAN
5 SİVAS SELMA ÖZEL ASI
1 TEKİRDAĞ MUAZZEZ ORHAN IŞIK
2 TEKİRDAĞ
3 TEKİRDAĞ
4 TEKİRDAĞ
5 TEKİRDAĞ
6 TEKİRDAĞ
7 TEKİRDAĞ
8 TEKİRDAĞ
1 TOKAT MELTEM IŞIK
2 TOKAT EROL TUNÇ
3 TOKAT NACİYE İSKENDER
4 TOKAT ŞABAN YEĞİN
5 TOKAT SİBEL UZUN
1 TRABZON FATMA BİÇER
2 TRABZON ABDUL ÖZCAN
3 TRABZON HANİFE SEVER
4 TRABZON İBRAHİM BAYKAN
5 TRABZON NURETTİN KARADENİZ
6 TRABZON İSMAİL CAVGA
1 TUNCELİ AYTEN KORDU
1 ŞANLIURFA MİTHAT SANCAR
2 ŞANLIURFA ÖMER ÖCALAN
3 ŞANLIURFA DİLAN KUNT AYAN
4 ŞANLIURFA FERİT ŞENYAŞAR
5 ŞANLIURFA ALİYE KIZILDAMAR
6 ŞANLIURFA BÜLENT AŞA
7 ŞANLIURFA NERGİZ ÇİĞDEM KARAKEÇİLİ
8 ŞANLIURFA REMZİ GENÇDAL
9 ŞANLIURFA CEMİLE ŞAHİN
10 ŞANLIURFA BAVER GÜL
11 ŞANLIURFA AYŞE TUTKU
12 ŞANLIURFA HALİL ÇAY
13 ŞANLIURFA MIZGİN ALBAYRAK
14 ŞANLIURFA CELALEDİN ERKMEN
1 UŞAK AHMET YILMAZ
2 UŞAK AYSU TOPAL
3 UŞAK ÜNAL ŞEREF
1 VAN PERVİN BULDAN
2 VAN ZÜLKÜF UÇAR
3 VAN GÜLCAN KAÇMAZ SAYYİĞİT
4 VAN SİNAN ÇİFTYÜREK
5 VAN GÜLDEREN VARLİ
6 VAN MAHMUT DİNSAR
7 VAN HAVİN KİYE
8 VAN TAYLAN ERTAŞ
1 YOZGAT CEMAL BİLGİN
2 YOZGAT KÜBRA DERİN
3 YOZGAT MEHMET ŞİRİN HARHAR
4 YOZGAT ÖZLEM AYDIN
1 ZONGULDAK MEHMET ZEKİ SALMANOĞLU
2 ZONGULDAK DENİZ TOPÇU
3 ZONGULDAK BAYRAM SARI
4 ZONGULDAK SEYFULLAH YILMAZ
5 ZONGULDAK HİKMET ARSLAN
1 AKSARAY SABUHA AKDAĞ
2 AKSARAY BERDAN BORA AKKAYA
3 AKSARAY SAYMA ARİÇ
4 AKSARAY İRFAN YAKŞİ
1 BAYBURT MESUT BİLGİ
1 KARAMAN YILDIZ KILINÇ
2 KARAMAN KAYHAN YÜKSEL
3 KARAMAN ELİF KIVIRCIK
1 KIRIKKALE BURAK ÇOĞALAN
2 KIRIKKALE RAHİME KÜRKÇÜ
3 KIRIKKALE VELAT AYGÜN
1 BATMAN KESKİN BAYINDIR
2 BATMAN ZEYNEP ODUNCU
3 BATMAN MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ
4 BATMAN NURTEN ERTUĞRUL
5 BATMAN EKREM BARAN
1 ŞIRNAK NEVROZ UYSAL ASLAN
2 ŞIRNAK MEHMET ZEKİ İRMEZ
3 ŞIRNAK AYŞEGÜL DOĞAN DAĞLI
4 ŞIRNAK BEDİRHAN OSAL
1 BARTIN SOLMAZ ÖZLEN
2 BARTIN ALİ ÖZKAN
1 ARDAHAN ÖZGÜR TANIŞ
2 ARDAHAN DİCLE AKTÜRK
1 IĞDIR YILMAZ HUN
2 IĞDIR AYSEL ARAS
1 YALOVA TUNCAY TURANLI
2 YALOVA TÜRKAN ASLAN
3 YALOVA ABDURRAHMAN APAK
1 KARABÜK İBRAHİM EKER
2 KARABÜK
3 KARABÜK
1 KİLİS MEHMET SEFA ÖZDEMİR
2 KİLİS GÜLŞEN KARASU
1 OSMANİYE SEVGÜL AYDIN
2 OSMANİYE ZİYA BAYRAM
3 OSMANİYE SEREN ELATAŞ
4 OSMANİYE SABAHATTİN OKUDUCU
1 DÜZCE EKİM DEVRİM ÇAPARTAŞ
2 DÜZCE MUSTAFA ADAY
3 DÜZCE BERİVAN BUDAKBEYOĞLU

 

 

#Yeşil #Sol #Parti #adaylarının #tam #listesini #açıkladı

Havaalanı saldırısına karşı Süleymaniye’de yürüyüş

Süleymaniye’de yapılan kitlesel yürüyüşle Süleymaniye Havalimanı’na saldırı protesto ediliyor

Süleymaniye Havalimanı’na Türkiye tarafından yapılan saldırıya karşı tepkiler sürerken, Süleymaniye’de ise Salim yolu üzerinde saldırı bir yürüyüşle protesto ediliyor.

Süleymaniye vilayetinde aydın, yazar, parlamenter ve eski bakanlarında içinde bulunduğu protesto yürüyüşü, Baxê Giştî’ye kadar devam edecek. Ayrıca, yürüyüşte saldırılara ve işbirlikçilere karşı sloganlar atılıyor.

HABER MERKEZİ

#Havaalanı #saldırısına #karşı #Süleymaniyede #yürüyüş

Mezopotamya Ekoloji Hareketi depremde yaşamını yitirenler anısına fidan dikti

Mezopotamya Ekoloji Hareketi, ‘Bir fidanla yaşama sahip çık’ kampanyasını depremde yaşamını yitirenlere adayarak Pirinçlik’te fidan dikti

Mezopotamya Ekoloji Hareketi, geçen yıl başlattıkları “Bir fidanla yaşama sahip çık” kampanyasını bu yıl da sürdürdü. Kampanya kapsamında Amed Ekoloji Derneği Kadın Komisyonu (Eko-Jin), “Sende bir ağaç dik yeniden yaşamı yeşert” sloganıyla Amed-Riha Karayolu üzerinde bulunan Pirinçlik mıntıkasında fidan dikti. Bu yıl dikilen fidanlar depremde yaşamını yitirenlere adandı.

Fidan dikimi sonrası kısa bir konuşma yapan Amed Ekoloji Derneği yöneticisi Murat Bilgiç, “Bu fidanlar yeşerip özgürlüğe vesile olacak. Özgürlük te bu ağaçlar gibi yeşerecek. Amed Emek ve Demokrasi Platformu ve köylüler olarak her yeri yeşerteceğiz” dedi.

Fidan dikiminin ardından ekolojistler çevre mahalleleri gezerek yurttaşlara fidan dağıttı.

Fidan dikimine, Emek ve Demokrasi Platformu, Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üye ve yöneticileriyle çok sayıda kişi katıldı.

AMED

 

 

#Mezopotamya #Ekoloji #Hareketi #depremde #yaşamını #yitirenler #anısına #fidan #dikti