Ana Sayfa Blog Sayfa 658

EMEP deprem bölgesine dair hazırladığı raporu açıkladı

EMEP depremlerin ardından hazırladığı raporu açıkladı. Açıklanan raporda, yaşanan yıkımdan iktidar sorumlu olduğu belirtilirken, açıklamada konuşan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, sorumluların hesap vermesi için mücadele edeceklerini söyledi

Emek Partisi (EMEP), Mereş ( Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan deprem ile Hatay’da 20 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından bölgede yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan raporu Hill Hotel’de düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.

“2023 Şubat depremleri raporu: Mülksüzleştirme, sermaye transferin yeniden talanı” başlığıyla açıklanan raporun gazeteciler Bahadır Özgür, Hakkı Özdal ve Aysel Ebru Ökten tarafından Adana, Hatay, Mereş, Semsûr (Adıyaman), Dîlok (Antep) ve ilçelerinde 16-22 Şubat 2023 tarihlerinde yapılan saha gözlemleri, bölge halkı, bölgedeki gönüllüler, gazeteciler, teknik ve idari görevlilerle yapılan görüşmelere dayandırılarak, hazırlandığı belirtildi.

Tablonun sorumluları hesap verecek

Raporla ilgili konuşan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, depremin hemen akabinde örülen dayanışmaya dikkat çekerek, ortaya çıkan tablonun sorumlularından hesap sorulması için mücadele edeceklerini söyledi.
Raporun detaylarını paylaşan gazeteci Hakkı Özdal ise, “Bölgedeki can kaybının önemli bir kısmı emekçi sınıfı oldu. İslahiye gibi biberi ile meşhur bir ovaya 9 katlı apartmanlar yapılmış. AFAD arama kurtarma çalışmalarında iletişim konusunda GSM’i uygun görmüş. AFAD, arama kurtarmayı WhatsApp’ı kullanarak uygun görmüş. Bu afeti görmezden gelmek demek. Bölgede 9 bin civarında baz istasyonu var. Bunların üçte biri devre dışı kaldı. Bunun önemli nedeni baz istasyonlarının binalara bitişik yapılmış olması. Afet planı gerçekten korkunç” diye belirtti.

İktidar özel bir hâkimiyet alanı kurdu

Bahadır Özgür ise Antakya’yla ilgili Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara dikkat çekerek, “İlk gün yaşanılan kaygılar gerçekleşti. Mülksüzleştirmeyle ilgili alt yapılar oluşturulmuş durumda. İktidar coğrafyanın bir bölümüne özel bir hakimiyet alanı kurdu” dedi.

Mülteciler saldırılardan korktu

Emek Partisi adına göç ve mülteciler konusuyla ilgili çalışmalar yapan Aysel Ebru Ökten ise, depremzede mültecilerin durumuna dikkat çekerek, “Bazı çadır kentlerden mültecilerin çıkarıldığını gözlemledik. Siyasetin dili, medyanın haber veriş şekli mültecilerin hayatını ne kadar zorlaştırdığını gördük. Her ne kadar örülmeye çalışılan mülteci düşmanlığı olsa da bir de yardımcı olma halinin arttığını gördük. Mülteciler yardıma ulaşırken dil problemi yaşıyor. Mülteci kadınların tacize maruz kaldığını gördük. Mülteci kadınların korkma hali olduğunu gözlemledik” dedi

Öneriler sıralandı

Ökten, mültecilerle ilgili yapılması gereken çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

– İvedi olarak yurttaş, mülteci ayrımı yapılmaksızın kaynak aktarılmalı.

– Mültecilere çalışma izni ivedi olarak sağlanmalı.

– Kışkırtmalara rağmen esas olanın barış ve kardeşlik olanın kamusal alanda yükseltilmesi gerektiğini söylüyoruz.

– Medyanın daha sorumlu bir tutum takınmasını öneriyoruz.

– Seyreltme politikasından derhal vazgeçmek gerekiyor.

– Geri kabul anlaşması mültecileri hapsediyor. Geri kabul anlaşmasının iptal edilmesi gerektiğini söylüyoruz.

Rapor için “yıkım yaşanan bölgelerdeki genel ve özgül ekonomik-politik ilişki ve çatışmalara, sınıf ilişki ve çatışmalarına, bunların deprem öncesinden başlayarak hâlihazırda ortaya çıkardığı ve çıkarması beklenebilecek sonuçlara odaklanmıştır” denilirken, önce çıkan izlenimler için ise şöyle denildi: “6 Şubat depremleri, birincil ve etkin sonuçları yıkım bölgesinde yaşanmakla birlikte; sosyal, politik, iktisadi, idari sonuçları bakımından ülke ölçeğinde etkilidir ve bu ölçekte sonuçlar doğurması beklenmeli. ‘Devlet’, genellikle üç ya da dördüncü günden itibaren, çoğunlukla da kolluk güçleriyle ortaya çıkmaya başlamıştır. Devlet görünmeye başladığı andan itibaren, halkın kendi inisiyatifiyle oluşturduğu ya da bölgeye devletten daha önce ulaşan gönüllüler ile sendikalar, meslek odaları ya da az sayıdaki sivil örgütlerin oluşturduğu dayanışma ağ ve merkezlerine AFAD adına el koymaya başlamış; Pazarcık, Narlı, Adıyaman, Elbistan gibi yerlerde özellikle cemevleri etrafında oluşan işleyişlere müdahale etmiştir. Dayanışma bu nedenle kimi durumlarda (ilaçların ihtiyaç sahiplerine el altında dağıtılması gibi yollarla) gizlilik içinde yürütülmüştür.”

Tüm kurumlar özelleştirildi

Raporda, deprem bölgesinde yer alan tüm altyapı hizmetlerinin özel şirketlere devredildiği belirtilerek, “Devlet Su İşleri ve Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurumlar birer ‘ihale dağıtım merkezine’ dönüşmüş, bunun dışında neredeyse işlevsiz kalmış, tüm alt yapı hizmetleri özel şirketlere devredilmiştir. Depremzedeye haftalarca temiz su götürememenin, geçici barınma merkezlerini inşa edememenin veya daha ilk günlerden başlayarak arama kurtarma çalışmalarının ihtiyaç duyduğu ekipmanların yoksunluğunun esas nedeni, bunları yerine getirebilecek kamusal nitelikte bir kurumun kalmamasıdır” denildi.

GSM şirketlerinin insafına bırakıldı

Raporda, AFAD’ın arama kurtarma planıyla ilgili bilgiler ise şöyle yer aldı: “Yapılan afet müdahale planı, kâğıt üstündeki haliyle dahi, bilimsel gerçekliklerden, teknik bilgi ve geçmiş deneyimden tamamen yoksun, baştan savma ve ‘şeklen’dir. AFAD arama-kurtarma ekiplerinin koordinasyonu için gerekli iletişim faaliyeti GSM şebekeleri üzerinden planlanmış, afet müdahalesi için davranacak ekiplere, telsiz ya da uydu haberleşmesi gibi daha işlevli, dayanıklı araç ve yöntemler tahsis edilmemiştir. Türkiye’nin ‘ulusal afet planı’ kâr odaklı GSM şirketlerinin insafına terk edilmiştir. Gerek AFAD gerekse merkezi idarenin tüm afet ve acil durum müdahale sistematiği, yalnızca siyasal eleştirinin değil, mevcut toplumsal düzende bile ceza hukukunun konusudur.”

Raporda diğer tespitler ise şöyle;

*Mereş, Hatay, Meletî (Malatya), Semsûr (Adıyaman), Dîlok (Antep), Riha (Urfa), Amed, Kilis, Osmaniye, Adana ve Xerpet (Elazığ) illerini kapsayan afet bölgesinde Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 14 milyon 196 kişi yaşamaktadır. Bu sayı ülke nüfusunun yüzde 16,4’üne tekabül etmektedir. Ayrıca, resmi verilere göre ülke genelindeki yaklaşık 3,5 milyon geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli nüfusun yarısı bu 11 kentte yaşamaktadır. Bunun, bölgede özellikle küçük ve orta sanayide ucuz göçmen emeği sömürüsüne dayalı kârlar üzerindeki etkisi açıktır.

* TÜİK’in 2021 yılı verilerine göre 11 ili kapsayan afet bölgesinde 3 milyon 841 bin kişi istihdamdadır. Bölgede her 10 emekçiden 4’ü bir sosyal güvenlik korumasına sahip olmaksızın, sigortasız çalışmaktayken deprem yıkımıyla karşı karşıya kalmıştır. Meletî, Semsûr, Urfa, Amed, Osmaniye gibi tarım sektörünün daha etkin olduğu bölgelerde kayıt dışılık çok daha yüksek oranlara çıkmaktadır. Tarımsal faaliyetin güçlü olduğu ilçelerde kayıt dışılık oranı kent genelinden çok daha yukarıya çıkmaktadır.

* Semsûr, Hatay ve Mereş’ta özellikle OSB ölçeğinde kayıt dışı Suriyeli işçi çalıştırılması çok yaygın bir olgu olarak karşımıza çıkmıştır. Göçmen işçiler, daha düşük ücretle çalıştırıldıkları gibi depremden sonra yeniden çalışmaya ilk çağırılanlar da onlar olmuştur.

* Bölgedeki 11 ilin tamamında ücretler, Türkiye geneli ve diğer 70 il ortalamasının oldukça altında bulunmaktadır. Sözleşmeli işçiler için ortalama günlük ücret Türkiye genelinde 378,55 TL, deprem bölgesindeki 11 ilde ise 315,27 TL’dir. Bu çarpıcı farklar kamu için de geçerlidir. Kamu sektörü işçileri, deprem bölgesinde ülke ortalamasının 52 TL altında günlük ücretle çalışmaktadır (414 TL – 466 TL). Özel sektörde ise durum çok daha vahim hale gelmektedir. Bu 11 ilde özel sektördeki günlük ücret ortalaması 300 liranın bile altındadır (291 TL).

* Bölgedeki istihdamın yarıdan fazlasının 10’dan az işçi çalıştıran işletmelerde olması ve bu işletmelerin geriye dönmesine yönelik bir stratejinin olmadığının/olmayacağının açık olması nedeniyle, bu işgücünün kalıcı olarak göç etmek ya da bölgedeki inşaat-OSB bakışımlı yeni proleterleşme sürecine katılmak dışında bir seçeneği kalmayacak gibi görünmektedir.

* Depremden etkilenen kentler ekonomik büyümeye en az katkı yapan ve en az payı alanlardan oluşmaktadır. 2021 yılında Türkiye genelinde kaydedilen yüzde 11,4 oranındaki ve ekonomik büyümeye depremden etkilenen 11 ilin katkısı 0,98 puandır. TÜİK verilerine göre bölge şehirlerinin GSYH’den aldıkları pay ağırlıklı olarak yüzde 1’in altında kalmaktadır. Ancak, bu illerin kendi içinde de büyük farklar bulunmakta deprem belgesi içinde de ikinci bir bölgesel eşitsizlik dikkat çekmektedir.

* 2022 yılında Türkiye genelinden toplam tekstil ürünleri ihracatı 14,2 milyar dolar seviyesindedir ve bunun yaklaşık 5 milyar dolarlık kısmı, bir başka deyişle yüzde 35’i deprem bölgesindeki 11 ilden yapılmış ihracattan oluşmaktadır. Başta Gaziantep, Adana ve Şanlıurfa olmak üzere bölge illerinde, emek yoğun ihracatçı sektörlerde, başta düşük ücretler olmak üzere işçi sınıfının ağır koşullara mahkûm edilmesiyle kendisine ‘avantajlar’ yaratan bir sermaye yapısı olduğu görülmektedir.

İSTANBUL

#EMEP #deprem #bölgesine #dair #hazırladığı #raporu #açıkladı

Şenyaşar ailesi: Adaletsizliğe sebep olanlar kaybedecekler

Şenyaşar ailesi Adalet Nöbeti’ni 751’inci gününde. Aile yaptığı paylaşımda ‘Adaletsizliğe sebep olanlar kaybedecekler’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 751’inci gününde devam ediyor. Emine Şenyaşar ve Ferit Şenyaşar, Pirsûs’ta bulunan evlerinden gelerek Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti’ne başladı.

Aile, sanal medya hesabından “Nemrutlara başkaldıran Hz. İbrahim’in misyonuna ve mirasına 14 Mayıs’ta Urfa halkı sahip çıkacak! Beklediğimiz adalet geri gelecek. Adaletsizliğe sebep olanlar kaybedecekler…” paylaşımında bulundu.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Adaletsizliğe #sebep #olanlar #kaybedecekler

İran deprem yardımı adı altında Suriye’ye silah gönderdi iddiası

İran’ın, Mereş merkezli yaşanan ve Suriye’yi de etkileyen depremlerin ardından Suriye’ye yardım gönderdiğini söyleyerek askeri sevkiyat yaptığı iddia edildi

Reuters haber ajansının Suriye, İran, İsrail ve kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, İran Suriye’ye yapılan deprem yardımlarını silah ve askeri teçhizat sevkiyatını gizlemek için kullandı.

İsrail’in ise hava operasyonlarının bu sevkiyatlara yönelik olduğu söylendi.

Yüzlerce malzeme taşındı

Ajansa konuşan kaynaklar, söz konusu eylemin amacının İran’ın İsrail’e karşı Suriye’deki savunmasını ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı güçlendirmek olduğunu söyledi.

Kaynaklar, bu malzemelerin arasında gelişmiş iletişim ekipmanları, radar bataryaları ve İran’ın Suriye’ye sağladığı ve güncelleştirilmesi planlanan hava savunma sistemi için gerekli yedek parçalar olduğunu söyledi.

Suriye yanıt vermedi

Söz konusu iddiaları Birleşmiş Milletler (BM) İran Misyonu ve Suriye hükümetine soran Reuters haber ajansı, İran’ın iddiaların ‘doğru olmadığını’ söylediğini, Suriye hükümetinin ise bilgi talebine yanıt vermediğini aktardı.

Ajansa konuşan bölgesel kaynaklar, ‘İsrail’in Suriye’ye yapılan silah sevkiyatından hızla haberdar olduğunu ve buna karşı saldırgan bir harekat başlattığını’ söyledi. İsrail ordusunda içeriden bilgi sahibi olan ve Stratejik İşler Bakanlığı’nın eski genel müdürlüğünü yapan Tuğgeneral Yossi Kuperwasser, Reuters’a yaptığı açıklamada, ‘İsrail’in sevkiyatlara yönelik hava saldırılarının uzun bir yardım konvoyunda hangi kamyonun hedef alınması gerektiğini bilecek kadar kesin istihbarata dayandığını’ iddia etti.

İsmini vermek istemeyen bir İsrail savunma yetkilisi ise “İsrail, İran’ın Suriye’ye deprem yardımı sevkiyatı kisvesi altında önemli askeri teçhizat taşıdığını tespit etti” dedi.

Başka bir yetkili doğruladı

Reuters’a konuşan İranlı bir kaynak, “Deprem üzüntü verici bir afetti ama aynı zamanda Suriye’deki kardeşlerimize düşmanlarıyla mücadelelerinde yardım etmemiz için Allah’ın bize bir lütfuydu” diyerek ‘Suriye’ye derhal pek çok silah gönderildiğini’ ileri sürdü.

İsrail, 2011’den bu yana Suriye’de aralarında Lübnan Hizbullah’ının da olduğu İran destekli gruplara ve hükümete ait askeri noktalara saldırılar düzenliyor ve çoğu zaman bu saldırılarla ilgili açıklama yapmaktan kaçınıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, son saldırıların ardından Suriye’de görev yapan İranlı bir danışmanın daha öldürüldüğünü açıklamıştı. İran’ın yarı resmi haber ajansı Mehr’e yapılan açıklamada, Devrim Muhafızları’nda görevli bir askeri danışmanın daha ‘aldığı yaralardan dolayı’ hayatını kaybettiği ifade edilmişti. Böylece İsrail’in hava saldırılarında ölen Devrim Muhafızları personelinin sayısı ikiye yükselmişti.

DIŞ HABERLER

#İran #deprem #yardımı #adı #altında #Suriyeye #silah #gönderdi #iddiası

Cumartesi Anneleri’ne saldırıya karşı suç duyurusu

AYM’nin ‘hak ihlali’ kararına rağmen Galatasaray Meydanı’ndaki ablukanın sürmesi ve eyleme yapılan saldırıya karşı Cumartesi Anneleri suç duyurusunda bulundu

Her hafta yaptıkları eylem yaptıkları Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasına karşı Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “hak ihlali” raporuna rağmen ablukanın kalkmamasına dair Cumartesi Anneleri’nin tepkileri sürüyor. Geçtiğimiz hafta yasağı protesto etmek ve karara uyulması için Cumartesi Anneleri meydana çıkarken, saldırıya uğramış ve gözaltına alınmıştı. Saldırıya ve gözaltıya karşı Cumartesi Anneleri suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

Suç duyurusu yapıldı

Cumartesi Anneleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları suç duyurusunun ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ve Cumartesi Anneleri ile avukatlar katıldı.

Anayasal hükümlülükler ihlal edildi

Açıklamada konuşan Yoleri, “Cumartesi buluşmalarımızı devam ettireceğimizi de bildirdiğimiz başvurumuz sonrasında 8 Nisan 2023 tarihinde 941. hafta buluşmamız için gittiğimiz Galatasaray Meydanı’nda, AYM kararını hatırlatmamıza rağmen kolluk güçleri tarafından açıklamamızın engellenmeye çalışılması ve gözaltına alınmamız, idarenin hukuk ve yargı kararlarını yok saymak suretiyle Anayasal yükümlülüklerini ihlal ettiğini göstermektedir” dedi.

Ablukayı kaldırın

Maruz kaldıkları saldırı ve gözaltılara ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatan Yoleri, “Bugün buradan bir daha sesleniyoruz; kayıplarımızı aramaya, adaleti istemeye, hakikati söylemeye devam edeceğiz. Kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Hukuka ve Anayasa Mahkemesi kararına uyun, keyfi yasağınıza son verin ve Galatasaray Meydanı’ndaki ablukayı kaldırın” çağrısında bulundu.

Sayıyı çoğaltmamız lazım

Ardından konuşan İHD Genel Başkanı Eren Keskin de, Cumartesi Anneleri’nin eyleminin “meşru bir sivil itaatsizlik eylemi” olduğunu vurgulayarak, “Geçmiş dönemin Başbakanı annelerle toplantı yaptı ve söz verdi. Biz aynı yerdeyiz değişen kendileridir. Polisin AYM’nin üstünde olması korkunçtur. Bunu bütün toplumun sorgulaması gerekiyor. Toplumun tüm kesiminin bunu dikkate alması ve meydandaki sayıyı çoğaltmamız gerekiyor” dedi.

Davamızdan vazgeçmeyeceğiz

Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız da, “Oğlumu elimle karakola götürdüm. Oğlumu her yerde arayacağım. AYM’nin tanıdığı hakkı kimseye çiğnetmem. Onlar kararı tanımıyorsa bende onları tanımıyorum. Davamızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

İSTANBUL

#Cumartesi #Annelerine #saldırıya #karşı #suç #duyurusu

Taciz faili Özdağ’ın adaylığına tepki: Ya adaylığını çekin ya da size oy yok

Gelecek Parti’li Selçuk Özdağ’ın CHP’den Muğla milletvekili adayı olmasına tepki gösteren kadınlar, Özdağ’ın Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde birden fazla kadın öğrenciyi taciz etmesini hatırlatarak, adaylığının çekilmesini istedi

Mayıs ayında yapılacak seçimler için partilerin gösterdiği milletvekilleri adaylarının tartışılan isimler olması tepkilere yol açıyor. Bunlardan biri de Gelecek Partisi Genel Başkan Yrd. Selçuk Özdağ. Özdağ, 28’nci Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listesinden Muğla’da 4’üncü sıra milletvekili adayı gösterildi.

‘Oy vermeyiz’ uyarısı

Özdağ’ın adaylığına kadınlardan tepki geldi. Kadınlar, Özdağ’ın Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde 2006 yılında birden fazla kadın öğrenciyi taciz ettiğini, bundan dolayı hakkında soruşturma başlatıldığını ve üniversiteden uzaklaştırıldığını hatırlatarak, adaylığının geri çekilmesini istedi. Muğlalı kadınlar, CHP Genel Merkezi ve Gelecek Partisi Genel Merkezi’ne mektup göndererek, hakkında birden fazla taciz beyanı bulunan Özdağ’ın aday listesinden çıkarılmasını istedi. Kadınlar, adaylığın çekilmemesi durumunda CHP’ye oy vermeyeceklerini duyurdu.

Erkek şiddeti meşrulaştırılamaz

Datça Kadın Platformu da sanal medya hesaplarından, “Hakkında birden fazla kadın öğrencisine karşı taciz beyanları ve soruşturma olmasına rağmen Selçuk Özdağ’ın aday gösterilmiş olmasını kabul etmiyoruz. Erkek şiddetini meşrulaştıran her türlü girişimin karşısındayız” dedi.

Ülkü ocaklarından AKP’ye transfer

Manisa Ülkü Ocakları, Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP), Büyük Birlik Partisi (BBP) gibi siyasi yapılarda uzun yıllar çalışma yürüten Özdağ, 11 Haziran 2011 seçimlerinde AKP 24. Dönem Manisa Milletvekili seçildi. 2015 yılında da AKP’nin Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) üyesi seçildi ve AKP Genel Başkan Yardımcısı oldu. 2019 yılında AKP’den istifa ederek, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte Gelecek Patisi kurucuları arasında yer aldı.

MUĞLA

 

#Taciz #faili #Özdağın #adaylığına #tepki #adaylığını #çekin #size #yok

Hasta tutuklu Sevilgen’in tahliyesi 6 ay ertelendi

30 yıldır cezaevinde olan hasta tutuklu İzettin Sevilgen’in tahliyesi 4. kez engelleniyor

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD), hasta tutuklular listesinde yer alan İzettin Sevigen, bel fıtığı, astım, bronşit ve yüksek kolesterol gibi sağlık sorunları nedeniyle tıbbi yardıma ihtiyaç duyuyor. Sevilgen, “örgüte üye olmak” ve “devletin birlik ve bütünlüğünü bozmak” suçlarından 1992 yılında Diyarbakır 1. Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Sevilgen’in tahliyesi, 17 Haziran 2022’den bu yana dördüncü kez ertelendi.

Gözlem kurulu tahliye etmiyor

İdare ve Gözlem Kurulu, 10 Nisan 2023’te aldığı kararla Sevilgen’in tahliyesini altı ay erteledi. Kurul, Sevilgen’in davranışlarına ilişkin değerlendirme raporunda, kurumda iyi davranışlar sergilediğini, eğitici ve manevi rehberlik faaliyetlerinde yer aldığını ve ailesi ve sosyal çevresi ile ilgili destek programlarında işbirliği yaptığını belirtti. Ancak Gelişim Değerlendirme Raporu’nda, Sevilgen’in davranış gelişiminin olumsuz olduğu, toplumla bütünleşmeye hazır olmadığı ve herhangi bir bireysel ya da grup seansına katılmadığı tespit edildi.

SÊRT

#Hasta #tutuklu #Sevilgenin #tahliyesi #ertelendi

Irak, Türkiye’den tazminat almak için Amerika Federal Mahkemesi’ne başvurdu

Kürdistan Bölgesi petrolünün Bağdat’ın kontrolüne girmesinin ardından Irak, Amerika Federal Mahkemesi’ne kararın hayata geçirilmesi için resmi talepte bulundu

Off Shurlit’in geçtiği haber göre, Irak Petrol Bakanlığı, Türkiye aleyhinde verilen Kürdistan Bölgesi petrolünün Bağdat’ın kontrolüne girmesi kararın hayata geçirilmesi için Amerika Federal Mahkemesi’nden resmi talep bulundu. Bakanlık, Türkiye’ye kesilen 1,5 milyar dolarlık tazminatın ödenmesini sağlamasını istedi.

Off Shurlit, Ankara’nın tazminatı ödemeye mecbur kalması için Irak, resmi tüm imkanları seferber etmiş durumda.

DIŞ HABERLER

#Irak #Türkiyeden #tazminat #almak #için #Amerika #Federal #Mahkemesine #başvurdu

Amed’de binler Yeşil Sol Parti’nin vekil adaylarını karşıladı

Amed’te halk Yeşil Sol Parti’nin adaylarını konvoy oluşturarak kitlesel bir şekilde karşıladı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed milletvekili adayları için kitlesel karşılama etkinliği düzenlendi. Peyas (Kayapınar) ilçesi Dünya Kavşağı’nda gerçekleştirilen karşılamaya yüzlerce araç eşlik etti. Araçlar konvoy halinde şehir turu yaptıktan sonra adaylar, Yenişehir Ofis Semti Sanat Sokağı’nda büro açılışı gerçekleştirecek. Açılışa Yeşil Sol Parti Amed Milletvekili adayları Berdan Öztürk, Halide Türkoğlu, Cengiz Çandar, Adalet Kaya, Serhat Eren, Mehmet Kamaç, Ceylan Akça Cupolo, Mehmet Emin Aktar, Azad Barış, Sorgül Aytek Avşar, Samet Mengüç, HDP yöneticileri, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

AMED

#Amedde #binler #Yeşil #Sol #Partinin #vekil #adaylarını #karşıladı

Şırnak Valisi’den muhtarlara oy tehdidi: Reisi size yedirtmem

Şırnak Valisi, muhtarlarla yaptığı toplantıda AKP için oy istedi. Vali, ‘Sonuçlar istediğimiz gibi çıkmazsa, sizinle sonra görüşeceğim’ diyerek tehdit etti

Şırnak Valisi Osman Bilgin, 14 Mayıs’ta yapılacak Genel Seçimler öncesi, milletvekili adaylarından önce seçim çalışmalarına başladı. Vali Bilgin’in, Şirnex’in Basa (Güçlükonak) ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığı’nda köy ve mahalle muhtarlarıyla bir toplantı gerçekleştirdiği belirtildi.

Katılım zorunluluğu getirilen muhtarların toplantısında Bilgin, AKP’ye oy verme ve oy toplamaları konusunda tehdit etti. Toplantıya katılan muhtarlardan alınan bilgiye göre Vali Bilgin şu ifadeleri kullandı: “Herkes kendi köyünden ve mahallesinden sorumludur. Oylarınızı AKP’ye vermezseniz seçimden sonra size ne yapacağımı düşünün. Biliyorum, gidip ‘Vali bizi tehdit etti’ diyeceksiniz, evet tehdit ediyorum. Ama şunu bilin, sonuçlar bizim istediğimiz gibi çıkmazsa sizinle sonra görüşeceğim. Reisi size yedirtmem.”

Öte yandan Vali Bilgin Qileban (Uludere), Elkê (Beytüşşebap) ve Basa’ya ziyaretler yaparak, muhtarlar, emniyet yetkilileri, asker ve bazı aşiretlerin kanaat önderleriyle toplantılar aldığı belirtiliyor.

Kaynak: MA

#Şırnak #Valisiden #muhtarlara #tehdidi #Reisi #size #yedirtmem

AKP-HÜDA PAR ittifakı: Cezaevinde sadece 22 Hizbullahcı kalmış

5 yıl önce başlayan HÜDA-PAR ve AKP yakınlaşması sonrası gerçekleşen toplu Hizbullah tahliyelerinde rakamlar netleşti. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre, 295 Hizbullah hükümlüsünden sadece 22’si cezaevinde kaldı

HÜDA-PAR ile AKP yakınlaşmasından sonra “yeniden yargılama” adı altında başlayan Hizbullah hükümlülerinin toplu tahliyeleriyle ilgili süreç 5 yıl önce başladı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2023 seçimlerinin 14 Mayıs’ta olacağını açıkladıktan sonra ittifak arayışına başladı. Erdoğan’a sürpriz sayılmayan bir destek geldi. Gelen destek, 90’lı yıllarda derin devletin Kürdistan’daki tetikçiliğini yapan HÜDA-PAR.

1990’lı yıllarda derin devletin karanlık dehlizlerinde tetikçilik yapan Hizbullah, HÜDA-PAR adıyla artık devletin görünen yüzünün açık bir tarafı olmuş durumda.

HÜDA-PAR, Cumhur İttifakı’nın ortağı olurken domuz bağı cinayetler, işkenceler, mezar evlerle hafızalardaki varlığını da korumaya devam ediyor.

Hizbullah’ın yeni adı olan HÜDAR-PAR, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde ise Kurdistan’da birçok ilde aday çıkarmayıp AKP’li adayları destekleyeceklerini kamuoyu ile paylaştı. Bu açıklamalardan sonra HÜDA-PAR’ın Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun da içinde yer aldığı HÜDA-PAR yöneticileri Erdoğan’ı ziyaret etti.

Adalet Bakanlığı tasnif etti

Bu ziyaret sonrasında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Hizbullah’ın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılan ve cezaları Yargıtay tarafından onanan tetikçilerin tutuklu bulundukları cezaevlerini ve sayılarını tasnif etti.

Bakanlık, hükümlü Hizbullah tetikçilerinin hali hazırda kaç yıldan beri tutuklu bulunduklarını, hangi mahkemelerde yargılanıp cezalandırıldıklarına dair il başsavcılıklarıyla da yazışma yaptıktan sonra tahliye süreci başladı. Toplu tahliyeler için en uygun formülün “Yargılamanın yenilenmesi” olacağı yönünde mutabık olundu.

Talepleri jet hızıyla işleme konuldu

Tahliye olanların neredeyse tamamının avukatlığını üstlenen HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun aktif siyasete atılmasıyla tetikçilerin yargılandıkları dosyalara vekâlet sunan avukatlar mahkemelerden yeniden yargılama talebinde bulundu.

Talepler jet hızıyla işleme alınarak her hükümlü için ayrı ayrı yeni dava dosyaları oluşturulduktan sonra 2018 yılında başlayan tahliyeler gruplar halinde 2021 yılının Nisan ayına kadar devam etti.

Cezaevinde sadece 22 katil kaldı

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün istatistiklerine göre, 2018 yılı Ocak ayı itibariyle Türkiye’nin farklı illerinde tutuklu bulunan ve haklarındaki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları Yargıtay tarafından onanarak kesin hükme bağlanan 295 Hizbullah tetikçisi bulunduğu öğrenildi.

Şu anda ise halen 22 Hizbullah tetikçisi hükümlünün farklı cezaevlerinde cezalarını çektikleri belirlendi. Bu hükümlülerin tahliye taleplerinde bulundukları, ancak yargılandıkları mahkemelerin başkan ve üyelerinden oluşan heyetteki yargıçların, tamamen hukuka aykırı, mevzuat dışı bu tahliye taleplerine karşı çıkıp tahliye talepleriyle ilgili ret kararı verdikleri öğrenildi.

Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre 4 yılda yüzlerce cinayetin faili olmaktan hüküm giymiş 273 Hizbullah tetikçisinin yeniden yargılamayla serbest bırakıldıkları, davalarının ise tahliye tarihlerinin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen halen bir nihai karara bağlanmadığı anlaşıldı.

Kaynak: Sözcü

#AKPHÜDA #PAR #ittifakı #Cezaevinde #sadece #Hizbullahcı #kalmış