Cizîr’de yapılan ev baskınlarında polis 2 kişiyi darp ederek gözaltına aldı
Şirnex’in Cizîr ilçesine bağlı Cudi ve Nur mahallelerinde özel harekat polisleri tarafından sabah saatlerinde birçok eve baskın düzenlendi. Baskınlarda evlerin kapıları kırılarak, eşyalar dağıtılırken, Nur Mahallesi’nde Faruk İverendi, Cudi Mahallesi’nde soy ismi öğrenilemeyen Diyar adlı bir kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi hakkında bilgi alınmazken, gözaltına alınan kişilerin, ilçe emniyet müdürlüğüne götürüldüğü kaydedildi.
‘Sırtına bastılar, tekmelediler’
Gözaltına alınan Faruk İverendi’nin annesi Meryem İverendi, yaşananlara tepki göstererek, “Başımıza getirmedikleri şey kalmadı. Evimi didik didik aradılar. Çocuklarımızı yerde yatırdılar. Ayaklarıyla oğlumun sırtına bastılar ve tekmelediler. Oğlumun vücudunda morluklar oluştu. Bizi bir odaya kapatıp bağırıp çağırdılar” dedi.
Depremde zarar gören engelli yurttaşlar raporları enkaz altında kaldığı için yardım alamıyorlar
Hatay’da yaşanan depremlerde en çok etkilenen ve zarar gören kesimler arasında engelli yurttaşlar da yer alıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 25 Şubat’ta yaptığı açıklamada, “Deprem bölgesinde kuruluşlarımızdan hizmet alan bin 133 engelli vatandaşımız ile çadırlarda barınan, bakıma ihtiyacı olan 553 engelli vatandaşımız farklı illerdeki kuruluşlarımıza yerleştirilmiştir” ifadeleri yer alsa da, Defne Engelliler ve Gönüllüleri Derneği (DEFEN-DER) Başkanı Fırat Yılmaz, engellilerin temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını söyledi.
‘10 engelli yaşamını yitirdi’
Defne’de bin 600 engelli olduğunu, 550 engellinin de yatalak olduğu bilgisini paylaşan Yılmaz, ilçede özellikle yatalak olan 10 engellinin yaşamını yitirdiğini belirtti. Çadırlarda zorluk çeken engelliler için konteynır istediklerini ancak hala ihtiyaçların karşılanmadığını söyleyen Yılmaz, “Engelliler çadırlarda lavabo ihtiyaçlarını gideremiyor. En büyük sorun yıkanma. Tüm sıkıntılara rağmen çadırda yaşamaya devam ediyoruz” dedi.
‘Valilik taleplere cevap vermiyor’
Depremde zarar görenlerin başında engelliler ve aileleri geldiğini söyleyen Yılmaz, evsiz kaldıkları için konteynır istediklerini belirtti. Engellilerin sorunlarının gündeme gelmediğini söyleyen Yılmaz, “Valiliğe gittim, mesaj bıraktım. Defne Engelliler Derneği’nin çalışmalarını yürütmek için konteyner istedim ama hala cevap yok” diye konuştu.
Yılmaz, engellilerin ihtiyaçlarına dair şunları söyledi:
“Biz engelliler konteynıra, gıda, hijyen malzemelerine ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle yatalak insanlarımıza hasta bezi talep ediyoruz. Yine baston ve tekerlekli sandalye talep ediyoruz. Birçok engellinin engelli raporu enkaz altında kaldığı için yardım alamıyorlar. Engelliler için tekerlekli sandalye göndermelerini istiyoruz. Yine elektrikli tekerlekli sandalyelerin olduğu yerlerde bu kez şarj istasyonu yok.”
Şirnex’de Yeşil Sol Parti dışında nerdeyse tüm partiler Tatar ailesinin fertlerini vekil adayı olarak gösterdi. AKP’den aday olan Arslan Tatar korucubaşı olarak görev yapıyordu
Siyasi partiler, 14 Mayıs seçimlerinde gösterecekleri adayların listesini 9 Nisan’da Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etti.
Kentte 4 vekili de çıkarmayı hedefleyen Yeşil Sol Parti, Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Newroz Uysal ile Mehmet Zeki İrmez, Ayşegül Doğan ve Bedirhan Osal’ı aday gösterdi.
Tatar ailesi
Diğer partilerin listeleri ise Tatar ailesinden oluşuyor. Bu durum kamuoyunun gündemeinde yerini koruyor. Buna göre MHP, Halil Tatar’ı 1’inci sırada; Yeniden Refah Partisi, Sabri Tatar’ı; Zafer Partisi Mahmut Tatar’ı aday gösterdi. AKP ise, her dönem iktidarda olan partinin yanında saf tutan korucubaşı Arslan Tatar’ı ilk sırada aday gösterdi.
Babadan oğula vekillik
AKP’nin adayı olan korucubaşı Tatar, 1995 genel seçimlerinde Doğru Yol Partisi’den Şirnex milletvekili seçilen Mehmet Tatar’ın oğlu. Baba Tatar, 1990 ve 2000’li yıllarda faili meçhul cinayetlerle gündeme gelen Tansu Çiller ve Mehmet Ağar gibi isimlerin yönetiminde yer aldığı DYB’nin yanında saf tuttu. Baba Tatar, milletvekilliği yaptığı dönemde özel savaş politikalarının Şirnex’teki yürütücüsü oldu. Baba Tatar, DYP milletvekili iken 27 Ekim 2005’te Meclis’e sunduğu tekliflerle de koruculuğun yaygınlaşmasında rol oynadı.
Tatar’ın ismi hep gündemde
Arslan Tatar da babasının yolunda ilerledi. Bir kolu MHP’de olan Tatar, AKP’nin güçlenmesiyle iktidara daha da yakınlaştı. Arslan Tatar ve bağlı korucuları, Şirnex’te 2015-2016 tarihleri arasında ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında aktif yer aldı. Tatar’ın yakını korucular, cenazelere işkenceyle gündeme geldi.
Tatar, Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı görevine gelmesiyle sonrası bölgede daha aktif bir rol aynamaya başladı. Cudi, Gabar ve Besta’da karakol ve kalekol yapımlarına öncülük eden Tatar, yıllardır devam eden orman kıyımına da ortak. Tatar’ın yakınlarının, hem karakol ve kalekol yapımlarından hem de ağaç kıyımında ekonomik gelir de elde ettiği biliniyor.
Efrîn’e yönelik saldırılar
Tatar, Kuzey ve Doğu Suriye’nin Efrîn kentine dönük 20 Ocak 2018’de gerçekleşen Türkiye saldırılarında da aktif rol oynadı. Tatar, o dönem yaptığı açıklamayla, Efrîn’e dönük saldırılara destek verdiğini belirtip, bazı korucuların saldırılarda yer alabileceğini ifade etmişti.
Wan’da açılışı gerçekleşen kadın seçim bürosunda “kesk u sor u zer” renkli bir tepside kına yakan kadınlar, AKP’den kurtuluşun sinyalini verdi.
Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Wan İl Örgütü, İpekyolu Bostaniçi Mahallesi’nde kadın seçim bürosu açtı. Yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen açılışa, TJA aktivistleri, DBP ile HDP İl ve ilçe yöneticileri katıldı. Açılış öncesi davul ve zurna eşliğinde halaylar çekilerek, “jin jiyan azadi”, “Biji berxwedena zindan”, “Biji Serok Apo” ve “Şehit Namirin” sloganları atıldı.
Açılışta “kesk u sor u zer” renkli bir tepside kına yakan kadınlar “AKP’den kurtuluşun sinyalini” verdi. Kadınlar ayrıca kınayı açılışa katılan halka dağıttı. Açılışta yapılan konuşmaların ardından Barış Anneleri Meclisi, “jin jiyan azadi” sloganlarıyla mor kurdeleleri keserek kadın seçim bürosunu açtı.
Yeşil Sol Parti’de adayların yüzde 40’ı kadınlardan oluştu. TİP’te bu oran yüzde 40,45 olurken CHP listesinde yüzde 26, AKP’de yüzde 19, MHP ise yüzde 12’de kaldı
Siyasi partiler, 14 Mayıs seçimlerinde aday göstereceği milletvekilleri listelerini tamamlayarak, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu. İktidarı boyunca kadınların hedef alındığı, kadın cinayeti, taciz ve tecavüz vakalarının artış gösterdiği AKP ile ortağı MHP, aday listelerinde de kadını yok saydı.
Cumhur ittifakı erkek
AKP tarafından YSK’ye sunulan 600 kişilik milletvekili adayı listesinde, sadece 113 kadın yer aldı. AKP’nin iktidar ortağı MHP’nin aday listesinde ise sadece 73 kadın yer buldu. AKP’de yüzde 18,83 oranında kadın aday gösterilirken, bu oran MHP’de yüzde 12,16’ya düştü.
Millet İttifakı da sınıfta kaldı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından YSK’ye sunulan listede 580 aday yer aldı. Bu adaylardan sadece 153’ü kadın. 385 aday gösteren İYİ Parti’nin adaylarının ise 145’i kadın. CHP’nin listesinde yer alan milletvekillerinin yüzde 26,37’si kadınlardan oluşurken, bu oran İYİ Parti’de yüzde 37,66 oldu.
Emek ve Özgürlük İttifakı kadın ittifakı oldu
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ise listelerinde fermuar sistemi uyguladı. YSK’ye sunulan listede her alan 490 milletvekilinden 193’ü kadınlardan oluştu. Yine Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından aday gösterilen 398 kişiden 161’i kadınlardan oluşuyor. Yeşil Sol Parti’nin yüzde 39,38’i kadınlardan oluşurken, bu oran TİP’te yüzde 40,45 oldu.
Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı bileşenlerinden KKP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek ile konuştuk: Devlet, Kürt meselesini 100 yıldır ne çözebiliyor ne de sürdürebiliyor. Devletin aklı, “demokrasiyi, temel hakları geliştirirsem Kürtler yararlanır” şeklinde çalışıyor. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı bu kilidi açmak istiyor
Selman Çiçek
Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri HDP ve Yeşil Sol Parti ile birlikte Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Kürdistan Komünist Partisi (KKP), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Devrimci Demokrat Kürt Derneği (DDKD) ve Azadi Partisi’nin içerisinde yer aldığı Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı kuruluşunu ve seçim deklarasyonunu ilan etti. İttifak bileşenlerinden Kurdistan Komünist Partisi Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti Wan adayı Sinan Çiftyürek, gazetemize ittifakın ilke ve amaçlarını değerlendirdi.
Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı hangi ilkeler etrafında kuruldu ve hedefleri nelerdir?
Sinan Çiftyürek
2023 seçimleri herkes için önemlidir. Kürt halkı için hayli hayli önemlidir. Bu seneki seçimler, blok ve ittifaklar seçimine dönüştü. Herkes blok ve ittifak oluşturuyor. Türkiye demokrasi güçleri, emek, demokrasi ve özgürlük ittifakını oluşturdular. Bu süreçte en çok ihtiyaç duyulan Kürtlerin, bu seçime ittifak ile girmesidir. Bunu tartıştık. Sonuç olarak herkesin ortak çaba ve emeği ile bu ittifak kuruldu. Belki biraz geç oldu ama deklarasyonu ve bileşenleri ile iyi bir ilan oldu. İttifakın ilanı halk ve gençlerde umut yarattı. Bu çalışmayı mahalle mahalle, sokak sokak yaydığımız takdirde olumlu sonuçları olacaktır. Biz bu ittifak ile bir şeyin önünü açmaya çalışacağız. Devlet, Kürt meselesini 100 yıldır ne çözebiliyor ne de sürdürebiliyor. Bir tıkanmaya girdi. Tutsa elini yakıyor, bıraksa malum sonuçları oluyor. Bu nedenle demokrasi sorununu da çözemiyor. Orada da tıkandı. Yüzyıllık cumhuriyet demokratikleşemedi. Millet İttifakı’nda bu söylem olsa da o da “cumhuriyeti nasıl koruyacağız” üzerine bir politika geliştiriyor. Devletin stratejisi de bu. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı bu kilidi açmak istiyor. Kürt halkı demokrasinin en güçlü dinamiklerinden biridir. Sadece Kurdistan özgürlük davasında değil Türkiye demokrasi mücadelesinde de dinamik bir roldedir. Fakat devletin yaklaşımı nedeni ile demokrasi engeli haline de geliyor. Devletin aklı, “demokrasiyi, temel hakları geliştirirsem Kürtler yararlanır” şeklinde çalışıyor. Kürt meselesini, demokrasinin engeli olarak kullanıyor. Batıda büyükşehirler, ekonomik özgürlük istiyor. Devlet de katı merkeziyetçilikten vazgeçmek istiyor. Ancak Kürtler özerk olur endişesi ile bunun da önüne geçiyor. Kürt meselesi demokrasinin freni olarak devlet elinde bir koz oldu. Verimli hilal 400 milyonluk havzayı besleyebilir. Kürtlerle büyüyebilinir. Ama Kürtlere statü lazım gerçeği ile karşı karşıya kalıyorlar. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı Türkiye’de oluşan emek ve demokrasi ile omuz omuza vererek bu söz konusu olan tıkanmayı Kürtler lehine nasıl aşabiliriz diye düşünüyoruz. Deklarasyon bu yüzden önemli ipuçları içeriyor.
Deklarasyon öz itibari ile “Kurdistan’a özerklik Türkiye’ye demokrasi” diyor. Bu ekseni esas alıyor. Kürt halkına çağrımız şudur; sandığa gittiğinizde sistem partiler yerine Kürt temsiliyetine oy verin. Kürtler arası bir tercih yapsın
Yayınlanan deklarasyonda öne çıkan taleplerden biri Kürtlere statü verilmesiydi. İttifak nasıl bir statü talep ediyor?
Deklarasyon öz itibari ile “Kurdistan’a özerklik Türkiye’ye demokrasi” diyor. Bu ekseni esas alıyor. Kurdistan’a özerklik deyince içini dolduruyor. Sadece kültürel haklarla olmaz. Kurdistan’ın iki parçasında federasyon varsa en büyük parçada kültürel haklar olmaz. Dolayısıyla deklarasyonumuz çıtayı yükseltti. Kürt meselesi Meclis’e gelecekse, biz Meclis’ten gelmesinden yanayız. Kürt meselesi tüm boyutları ile konuşulsun. Kürt yoktur diyorlardı. Şimdi geldikleri nokta “Kürt vardır Kurdistan yoktur.” İyi de Kürtler uzaydan mı geldi! Toprağı ve vatanı olmayan bir millet olur mu? Bu nedenle Kürt meselesini “Meclis’te çözeceğim” diyen Kılıçdaroğlu, iyi bir adım atıyor. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, iki şeyi esas almalıdır. Birincisi, Kürt siyaseti sokakta güçlü olursa, güçlü bir demokrasi basıncı uygularsa, ikincisi, Meclis’te güçlü bir vurgu olursa dolayısıyla bu iki olgu ve dinamik aynı zamanda Millet İttifakı üzerinde de bir basınç uygulayabilir. Kürt meselesinin bütün derinlikleri ile Meclis’te tartışılmasına yol açar. Kürt halkına çağrımız şudur; sandığa gittiğinizde sistem partiler yerine Kürt temsiliyetine oy verin. Kürtler arası bir tercih yapsın.
Anayasal talepleriniz nelerdir?
Anayasa’da Kürtlerin varlığını öneriyoruz. Kürtler varsa, Kürtler kardeşiniz, bir milletse anayasada varlığı kabul edilmelidir. Eğer bu mesele anayasada yer alırsa gerisi zaten gelecektir. Meselenin çözüm yolu da açılacaktır. Bir anayasada bir milletin varlığını kabul edeceksin doğal olarak o milletin hakları da vardır. Anadil hakkı da olacak, diğer hakları da olacaktır. Bu bakımdan Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, bu seçimlerde anayasada Kürt halkının varlığını öne çıkaracak. Halkımızın en yaşamsal talebi dil talebidir. Biz nefes alamıyoruz. İşyerleri, resmi daireler, otobüslerde insanlar Türkçe konuşuyor. Bu bir asimilasyondur. İktidar sabah akşam asimilasyonu bitirdik diyor. Ama bu koca bir yalandır. Bir halk dili ile vardır. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nın, dil ile ilgili bir hassasiyeti vardır. Anadilde eğitim ve aynı zamanda ikinci resmi dil olma talebi vardır. Bir diğer talebimiz, yüzyıllık yaramız olan Kürt şahsiyetlerin mezarlarının yerinin açıklanmasıdır. Muhafazakar bir parti bunu yapıyor. Bir ailenin kendi ailesinden birinin mezarını bulmaması kadar büyük bir acı yoktur. Kürt isimlerin geri iade edilmesi de bir diğer talebimizdir.
AKP’nin politikasını nasıl okuyorsunuz?
Cumhur İttifakı, Öcalan üzerinden toplumu germe siyaseti yürütüyor. Hem Öcalan’ın temel hak ve özgürlüklerini yok ediyor hem de toplumu geriyor. Öcalan zaten hücrede yani tecrit altında. Hücre tecrit demektir. Şimdi hem hücrede hem ayrı bir tecrit uygulanıyor. Bunun ne hukuki dayanağı var ne de insani ve ahlaki dayanağı var. Hükümete çağrımız budur; Öcalan bir tutukludur, onun insani ve hukuki hakları vardır. Öcalan’ı izleyen ciddi bir tabanı vardır. Görüşlerinin kamuoyu ile paylaşmasına izin ver. Seçimlerde toplumu germeyin, bu tehlikelidir. İkinci bir husus ise; AKP’nin HUDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi ile kurduğu kadın karşıtı ittifak. Bu tehlikeli bir yakınlaşmadır, bu ülkeyi Talibanlaştırma politikasının bir adımıdır. Bütün kadınlar, bu adıma karşı seslerini yükseltebilmelidir.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Kürtler ne yapmalıdır?
Kürt meselesinde bir tıkanma var. Bu tıkanmayı biz söylemiyoruz. MİT’in kendisi söylüyor. Devletin has adamlarından bir olan Avni Özgürel, Neşe Düzel’e verdiği röportajda şu ifadeyi kullandı: “MİT başkanı ile görüştüm. MİT’in aklı şudur, devletin kuruluşunun ikinci çeyreğinde yani 2025 yılına kadar süreç. Devlet ya bu meseleyi barışçıl yollarla çözecek ya da parçalanacaktır. İkilem budur.” Tablo hakikaten budur. Türkiye Cumhuriyeti nato kafa nato mermerdir. Kürt meselesinde kilitlenmiş durumdadır. Bütün refleksleri korku üzerine inşa edilmiş. İran bile tüm baskıcı sisteme karşı gerektiğinde esniyor. Özellikle Ankara çevresi, bu devlet yıkılırsa ben ne olurum korkusunu yaşıyor. Bu kilitlenmeye neden oluyor. Bu kilitlenmenin aşılmasında korku ile sürgit yaşayamazsınız. Kürt meselesinin çözümüne dönün. Kürt hareketleri sizlere yıllardır demokratikleşme elini uzatıyor. Ayrılalım da demiyorlar. Bu meseleyi demokratik zeminde çözün. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nın amacı bu kilitlenmeyi çözmektir.
Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını ve HDP’yi Meclis’te ziyaret etmesini nasıl değerlendiyorsunuz?
Biz parti olarak başta tutumuz şu yöndeydi. Kürtler ayrı aday çıkarsınlar. İkinci turda ise taleplerini ortaya koysun. Bu taleplere kim yakın duruyorsa Kürtler onu desteklesin. Tabi eğilim ikinci turda yine Kılıçdaroğlu’ndan yanaydı. Fakat bu süreçte üç gelişme oldu. Birincisi, deprem oldu. Yeni bir iklim yarattı. Depremin siyasi sonuçları da olacaktır. İkinci bir husus başta ATA ittifakı olmak üzere partiler, ırkçı kodlarla seçime giriyorlar. Bu çok tehlikelidir. Nizamülmülk’ten geliyorlar. Kılıçdaroğlu’na karşı ırkçı ve mezhepçi bir tutum gelişiyordu. İYİ Parti’nin tutumu da bu yöndeydi. Parti olarak bunu tartıştık. Bu nedenle bir tutum değişikliğimiz oldu. Üçüncüsü, Millet İttifakı Kürtler sayesinde son seçimde önemli yerleri aldılar. Özeti şu idi, “Demokrasinin yükü Kürde nimeti bana” idi. O zaman HDP ile görüşmediler. Ama Kılıçdaroğlu bu seçimde HDP ile görüştü. Yapması gereken bir şeydi. Bu ırkçı ve mezhepçi ortamda bu görüşmeyi göze alamıyorlardı. Bu üç etken yan yana gelince bir tutum değişimine neden oldu.
Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, Öcalan ile ilişki içerisinde olmalıdır. Mandela ne yapıyordu? Bütün bileşenlerin görüşünü alıyordu. Öyle pazarlığa oturuyordu. Yeşil Sol Parti Meclis’te güçlü temsil edilirse demokratik basınç uygular
Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı Kürt meselesinin çözümüne talip mi?
Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nı seçim sonrası genişleteceğiz. Dışımızda olan partiler var. Temaslarımız var. Görüşüyoruz. Tabi Kürt meselesinin çözümünde Meclis’te ve sokakta demokratik dinamik olarak ben talibim demelidir. İddiası da bu olmalıdır. Kürt meselesinin birden fazla aktörü vardır. Bu aktörleri yok sayarak sadece Kurdistan Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nı esas alarak bir çözüm olmaz. Öcalan önemli bir aktördür. Onun üzerinden tecridin kaldırılması lazım. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, Öcalan ile ilişki içerisinde olmalıdır. Öcalan muhatap olacaksa Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nın görüşlerini dinlemelidir. Mandela ne yapıyordu? Bütün bileşenlerin görüşünü alıyordu. Onlar ile görüş içerisinde taleplerini alarak pazarlığa oturuyordu. İkincisi Meclis’te güçlü temsil önemlidir. Yeşil Sol Parti Meclis’te güçlü temsil edilirse demokratik basınç uygular. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, bu meselenin çözümünde ben tarafım demelidir.
Partilerin YSK’ya teslim ettiği aday listelerine dair yazılı açıklama yaşan EŞİK, milletvekili listelerinin eşit temsilden çok uzak olduğunu belirterek, ‘Eşit temsil vazgeçilmezimiz. Yasal güvenceli eşit temsil sağlayıncaya kadar mücadele edeceğiz’ dedi
14 Mayıs’ta yapılacak Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), seçime girecek siyasi partilerin aday listelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, seçime girecek siyasi partilerin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunduğu milletvekili listelerinin yine eşit temsilden çok uzak olduğu vurgulanarak, “Kadınlar siyasete girmek istemiyor’ iddiasını çürüten çok sayıda kadın aday adayı olmasına rağmen, listelerde çok az sayıda kadına yer verildi” denildi.
Kadınlar seçilmeyecek yerlere verildi
Listelerde yer verilen kadınların büyük çoğunluğunun seçilemeyecek yerlere konulduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Kadın oranı yapay şekilde yüksek gösterildi. Hâlâ, cinsiyet eşitliğini sağlamak için fermuar yöntemini uygulayan tek bir siyasi parti yok. Listelerde fermuar sistemi, kadın sayısını artırmak için değil partiler arası milletvekili sayısını eşitlemek için kullanıldı” denildi.
Eşit temsiliyet vazgeçilmezimiz
Eşit temsiliyet ilkesinin anayasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, “Eşit temsil olmayan listeler seçim kurulları tarafından reddedilmelidir. Eşitlik ilkesini ihlal eden atamalar iptal edilmelidir. Eşit temsil vazgeçilmezimiz. Yasal güvenceli eşit temsil sağlayıncaya kadar mücadele edeceğiz” denildi.
Ranya’da çok sayıda aktivist ve yurttaş Süleymaniye Havalimanı’na yönelik saldırıyı protesto ederek, saldırılara karşı ulusal birlik çağrısı yapıldı
Federe Kurdistan’da Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’na 7 Nisan’da yapılan saldırıya tepki gösteren Ranya halkı protesto düzenledi. Ranya’da çok sayıda aktivist ve yurttaşı katılımıyla bir protesto eylemi düzenlendi.
Düşmanca bir saldırı
Grup adına açıklama yapan Star Resul, “Süleymaniye Uluslararası Havalimanının bombalanması yerel ve uluslararası hukuka aykırı, tehlikeli ve düşmanca bir saldırıdır” dedi. Açıklamada, uluslararası topluma işgalci Türkiye’nin saldırı ve ihlallerine karşı sessiz kalınmaması ve Türkiye’ye gereken cezaların verilmesi çağrısında bulunuldu.
‘Onuruna sahip çık’ çağrısı
Açıklamada ayrıca, Kürt halkının birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu ifade edilerek, Kürdistan Bölgesi Yönetimi kurumlarından ulusal kurumlar gibi hareket etmeleri ve Kürt halkı ile Kürdistan’ın onurunu korumaları istendi.
Osmaniye’de dün Yeşil Sol Parti seçim bürosu açılışında binayı ablukaya alan polis, kimlik göstermek istemediği için darp ettiği genci bugün gözaltına aldı
Osmaniye’de seçim çalışmalarına başlayan Yeşil Sol Parti, Yunusemre Mahallesi’nde dün akşam saatlerde seçim bürosu açılışı gerçekleştirdi. Polis, büro açılışının yapılacağı alanı bariyerlerle çevirerek açılışa katılmak isteyen halkı kimlik kontrolüne tabi tuttu.
Polis yumruk attı
Yapılan uygulamaya tepki göstererek alan girmek isteyenlerin kimliğinin sorulmasına karşı çıkan Ganivar Eye isimli genç, darbedilerek gözaltına alındı. Olay anına dair ortaya çıkan görüntülerde iki polis koluna girip Eye’yi gözaltına alırken karşıdan gelen bir polisin yumruk attığı görülüyor.
Hala gözaltında
Evrensel’de yer alan habere göre, tepkiler üzerine serbest bırakılan Eye, bu sabah erken saatlerinde Yunusemre Mahallesi’ndeki evinden gözaltına alındı Sağlık kontrolünün ardından Osmaniye Emniyetine götürülen Eye halen gözaltında tutuluyor.
Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, 17 yaşındaki Dina’nın ve 9 yaşındaki Gina’nın katledilmesini protesto etti. Eylemde konuşan Gülyeter Aktepe, ‘Göçmen ölümlerinin, göçmen kadın cinayetlerinin etkin soruşturulmadan üzerlerinin kapatılması, adaletin tesis edilmemesi tesadüf değildir’ dedi
Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, Karaman’da 17 yaşındaki Gabonlu üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın (Dina) ve 9 yaşındaki Suriyeli Gina Mercimek’in katledilmesini Kadıköy Süreyya Operası önünde protesto etti.
Açıklama gerçeği yansıtmıyor
“Gabonlu Dina’dan Suriyeli Gina’ya adalet istiyoruz” yazılı pankart ve dövizlerin taşındığı eylemde konuşan Gülyeter Aktepe, Dina’nın 26 Mart’ta Karabük Filyos Çayı’nda cansız bedeni bulunduğunu hatırlatarak , cinayetin hemen ardından Dina’nın boğularak öldüğüne yönelik basın açıklaması yapmış olsa da postane çalışanları tarafından gönderilen taciz mesajları, Dina’nın çıplak ayakla kaçtığını gösteren video görüntüleri ve vücudundaki morluklar bu açıklamanın gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini vurguladı.
Etkin soruşturma yok
Dina’nın ölmeden bir gün önce annesine gönderdiği mesajlarda ırkçılığa maruz kaldığını, öldürülebileceğinden korktuğunu, Sakarya’ya taşınmak istediğini söylediğini hatırlatan Aktepe, “Bir devlet kurumu olan PTT’nin çalışanlarının postaneye gelen göçmen bir kadını taciz ve tehdit etmesi kabul edilemez. Dina’nın otomobiline bindiği görülen kişinin 3 kez gözaltına alınıp sonra serbest bırakılması ve 4. kez gözaltına alındıktan sonra ancak bugün tutuklanmış olması soruşturmanın etkin ve şeffaf yürütülmediğini göstermektedir” diye konuştu.
Bilinçli bir politika
Aynı hafta içerisinde Kilis’te 9 yaşında Suriyeli kız çocuğu Gina Mercimek’in de istismar edilip katledildiğini belirten Aktepe,”Göçmen ölümlerinin, göçmen kadın cinayetlerinin etkin soruşturulmadan üzerlerinin kapatılması, adaletin tesis edilmemesi tesadüf değildir. Siyasal iktidarın bilinçli sistematik politikalarının sonucudur” diye konuştu.
Cinayetler aydınlatılsın
Kadın cinayetlerinin, mülteci cinayetlerinin politik olduğunun altını çizen Aktepe, “Irkçılığı sonlandıracak politikalar üretmek yerine; eşitsizliği, ayrımcılığı ve cinsiyetçiliği körüklemektedir. Bizler, göçmenlere yönelik her türlü ayrımcılığın ve sömürünün; göçmen kadınlara yönelik erkek şiddetinin karşısında olacağımızı yineliyor, göçmen ölümlerinin etkin biçimde soruşturularak aydınlatılmasını talep ediyoruz” dedi.