Ana Sayfa Blog Sayfa 672

Depremzedelerin borçlarını silen GSM şirketlerine vergi indirimi

Deprem sonrası iletişimde yaşanan aksaklıklar nedeniyle eleştirilen GSM şirketleri abonelerin borçlarını silmişti. Erdoğan imzasıyla şirketler bu tutarı vergiden düşebilecek

Depremzede abonelerin borçlarını silen GSM şirketleri bunu vergiden düşebilecek.

Resmi Gazete’de yayımlanan 140 sayılı OHAL kararnamesine göre elektronik haberleşme hizmeti veren şirketler, depremzedelerin borçlarını silmeleri ve OHAL boyunca oluşan borçlardan feragat etmeleri halinde, bu tutarları vergiden düşebilecek.

6 Şubat 2023’te 11 ili etkileyen Maraş merkezli 7,6 ve 7,7 büyüklüğündeki depremlerde arama-kurtarma çalışmaları için en kritik saatlerde iletişim altyapısında ciddi arızalar yaşanmıştı.

GSM şirketleri bölgede bulunan müşterilerin fatura borçlarının tahsilinde belli sürelerle ertelemeye gitmişti. Ancak borçların silinmesi talepleri henüz karşılık bulmadı.

HABER MERKEZİ

#Depremzedelerin #borçlarını #silen #GSM #şirketlerine #vergi #indirimi

Mêrdîn’de ilçe ilçe parsellenen ihlaleler aynı firmalara verildi

Kayyum yönetimindeki Mêrdîn’de ‘muhtelif yol’ adı altında yeni ihaleler yapıldı. Yüzlerce milyonluk bu ihaleler ilçe ilçe parsellenerek geçmiş yıllarda olduğu gibi aynı firmalara verildi

İçişleri Bakanlığı tarafından 19 Ağustos 2019’da ikinci defa kayyum atanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde usulsüz yapıldığı belirtilen ihalelere yenileri eklendi. Kayyum Mahmut Demirtaş yönetimindeki belediyenin Cebrail Aslan idaresindeki Fen İşleri Daire Başkanlığı bünyesinde üçüncü defa “Muhtelif Yollar” adı altında ihaleler gerçekleştirildi.

Mêrdîn’in merkez ve diğer ilçelerinde 2020 yılından bu yana peş peşe yapılan ihaleleri alan firmaların sürekli aynı firmalar olması dikkat çekiyor, ihaleleri alan firmaların isimleri değişmesine rağmen, adresleri ve sahipleri aynı kalıyor.

‘Muhtelif yol’ ihalesi

Kayyum yönetimi tarafından 2021 ve 2022 yılında Mîdyad (Midyat), Nisêbîn (Nusaybin), Kerboran (Dargeçit), Mehsert (Ömerli), Stewrê (Savur), Qoser (Kızıltepe), Artuklu, Rişmîl (Yeşilli), Şemrex (Mazıdağı) ve Dêrik (Derik) ilçeleri için “muhtelif yol yapımı” adı altında yapılan ihalelere yenileri eklendi. 2023 yılında bir kez daha aynı ilçeler için kayyum yönetimi tarafından “Muhtelif yol yapım işi” adı altında ihaleye çıkıldı. Toplam değeri 500 milyonu aşan ihaleler kapsamında “muhtelif yol” denilmekle yetinildi.

Kayyım yönetimindeki Cebrail Aslan Başkanlığındaki Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından 3 Nisan’da “Mardin İli Midyat, Nusaybin, Dargeçit, Ömerli ve Savur İlçelerinde Muhtelif Yol Yapım İşi”, “Mardin İli Kızıltepe, Artuklu ve Yeşilli İlçelerinde Muhtelif Yol Yapım İşi” ve “Mardin İli Mazıdağı ve Derik İlçelerinde Muhtelif Yol Yapım İşi” adı altında 3 ayrı ihale gerçekleştirildi.

İhale alan firmalar

Şemrex ve Dêrik ihaleleri için yaklaşık maliyet 100 milyon 857 bin 204 TL gösterilirken, ihaleye giren 9 firma arasında en düşük teklif 83 milyon 294 bin 100 TL bedelle ÇAMER Petrol Yapı Taşıma Turizm ve İnova Asfalt İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim şirketinin oldu.

Mîdyad, Nisêbîn, Kerboran, Mehsert ve Stewrê ilçeleri için ise, yaklaşık maliyet 148 milyon 530 bin 771 TL olarak belirlenirken, ihalede en düşük fiyatı 124 milyon 468 bin 400 TL ile Uğur İnşaat ve Baştaşlar İnşaat ortaklığı verdi.

Qoser, Artuklu ve Rişmîl ilçeleri için 122 milyon 180 bin 261 TL yaklaşık maliyet belirlenirken, en düşük teklif 103 milyon 831 bin 190 TL ile Azfalt Yol Yapım Kimyasalları isimli şirketi tarafından verildi.

Henüz Elektronik Kamu Alımları Platformu’nda (EKAP) sonuçları açıklanmayan ihalelerin en düşük teklifi veren firmalara verildiği öğrenildi.

İhaleler farklı firmalar aynı

Şemrex ve Dêrik için yapılan ihale 2022 yılında olduğu gibi yine Ömer Faruk Karabulut’a ait İnova Asfalt isimli firma ile birlikte Bünyamin Çam ve İbrahim Eryağma’ya ait Çamer Petrol isimli firmanın oluşturduğu ortaklığa verildi.

Mîdyad, Nisêbîn Kerboran, Mehsert ve Stewrê ilçelerine ilişkin ihalenin verildiği firmalar da dikkat çekti. AKP’li Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin’in kuzenine ait olan Uğur İnşaat ve Baştaşlar İnşaat ortaklığı 2022 yılında Mîdyad, Nisêbîn ve Kerboran ilçeleri için yapılan ihaleleri de alan firmalardı. Qoser, Artuklu ve Rişmîl ilçeleri için yapılan ihaleyi alan Aziz Yaşar Gündoğdu’ya ait Azfalt Yol Yapım isimli firma ise, yine 2022 yılında Kızıltepe ve Artuklu ilçeleri için yapılan ihalenin verildiği AVC Grup’un Genel Müdürü olan Aziz Yaşar Gündoğdu’ya ait firma olması dikkat çekti.

Haber: Ahmet Kanbal/ MA

#Mêrdînde #ilçe #ilçe #parsellenen #ihlaleler #aynı #firmalara #verildi

İsrail uçakları Gazze’ye hava saldırısı düzenledi

İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi’ne yine hava saldırısı düzenledi. Filistinli direniş grupları ise ‘saldırılara karşılık verilecek’ dedi

İsrail savaş uçakları, abluka altındaki Gazze Şeridi’nin orta kesimine hava saldırısı düzenledi. Saldırı sonrası bölgeden dumanlar yükseldi

İsrail ordusu, Lübnan’dan atılan roketlerin ardından Gazze’ye hava saldırısı başlattığını açıkladı. Saldırıda henüz can kaybı ya da yaralanan kimsenin olup olmadığına ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Direniş grupları açıklama yaptı

Gazze’deki Filistinli direniş grupları, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısına güçlü bir şekilde cevap vereceklerini duyurdu.

Gazze’deki grupların askeri kanatlarını içine alan Ortak Operasyonlar Odası tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Düşmanın (İsrail’in) Gazze’deki direnişimize ve halkımıza yönelik tehditlerinin gölgesinde, her türlü saldırıya karşı güçlü bir şekilde karşılık vermeye ve halkımızı nerede olurlarsa olsun savunmaya hazır olduğumuzu teyit ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

Ne olmuştu?

5 Nisan’da bazı yerleşimcilerin kutsal Pesah Bayramı nedeniyle Mescid-i Aksa’da kurban kesme çağrıları üzerine teravih namazının ardından bir grup Filistinli, Mescid-i Aksa içindeki Kıble Mescidi’nde beklemeye geçmişti. İsrail güçleri, sahur vaktinde Mescid-i Aksa’ya düzenledikleri baskın sırasında, buradakilere karşı şiddet kullanmıştı. Baskın, sabah namazının ardından da devam etmişti. İsrail polisinin Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının ardından abluka altındaki Gazze şeridinden İsrail yönüne roketler atılmıştı.

İsrail dün (6 Nisan) Lübnan’dan ülkenin kuzey bölgelerine bir dizi roket ve havan mermisi atıldığını açıkladı. İsrail Dışişleri Bakanlığı Hamas’ı sorumlu tuttu. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, İsrail’e roket atılmasının sorumluluğunun Lübnan hükümetine ait olduğu yönünde açıklama yaptı.

DIŞ HABERLER

#İsrail #uçakları #Gazzeye #hava #saldırısı #düzenledi

Yeşil Sol Parti Ege’de seçim çalışmalarına başladı

Yeşil Sol Parti, Ege bölgesinde hazırlıklarını tamamladı. Parti, aday tanıtım ve seçim büro açılışlarını gerçekleştirerek, saha çalışmalarına başlayacak

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs seçimlerine kısa bir süre kalırken, Kurdistan ve Türkiye’nin her yerinde çalışmalarını hızlandırdı. Birçok ilde seçim bürolarının açılışları yapılırken, birçok bölgede hazırlıklar sürüyor. Ege bölge illerinde de seçim bürolarının açılışları 9 Nisan’da başlayacak. Büroların tutulduğu, seçim araçlarının hazırlandığı Ege’de, saha çalışmaları da seçim bürolarının açılışlarıyla hız kazanacak. 11 Nisan’da Ankara’da yapılacak olan aday tanıtımdan sonra adaylar bölgelerine gelerek, çalışmalara katılacak.

Ege illerinde aday tanıtım ve seçim bürolarının açılış tarihleri şöyle:

* İzmir’de aday tanıtımı 13 Nisan’da Karabağlar ilçesi Esenlik Mahallesi Ordu Caddesi Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde saat 13.00’de yapılacak. Etkinliğe, Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç katılacak.

* Manisa’da aday tanıtımı 12 Nisan’da yapılacak. Etkinliğe Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç katılacak.

* Balıkesir’de aday tanıtımı 12 Nisan’da yapılacak. Etkinliğe Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın ve HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay katılacak.

* Aydın’da aday tanıtımı 13 Nisan’da yapılacak. Etkinliğe Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç katılacak.

* Muğla’da aday tanıtımı 13 Nisan’da yapılacak. Etkinliğe Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç katılım sağlayacak.

Seçim büroları açılacak

Büro açılışları da 9-12 Nisan’da İzmir’de, 14 Nisan’da Denizli, 15 Nisan Aydın ve Muğla, 16 Nisan Manisa, 17 Nisan’da ise Balıkesir’de mahallelerde kitlesel seçim bürosu açılışları olacak.

HABER MERKEZ

#Yeşil #Sol #Parti #Egede #seçim #çalışmalarına #başladı

Market fiyatlarına dikkat çeken tasarımcıya gözaltı

Market raflarına ‘Bu ürün size pahalı mı geldi? Erdoğan sayesinde’ yazılı etiketler basarak sosyal medyada paylaşan Mahir Akkoyun, gözaltına alındı

Mayıs ayında yapılacak seçimler için çalışmalar sürerken, marketlerdeki artan fiyatlara ve enflasyona dikkat çekmek için AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğraflarının da olduğu çıkartmalar hazırlayan bir grubun raflara yapıştırdıkları çıkartmaları sosyal medyada paylaşması gündem oldu.

“Gençlik Devirecek” isimli bir sanal medya hesabı açılarak market etiketlerine bazı çıkartmalar yapıştırıldığını gösteren paylaşımlar yapıldı. Çıkartmalarda, “Bu ürün size pahalı mı geldi? Erdoğan sayesinde”, “Bu ürün bizim yüzümüzden pahalı. Oy verirken aklınızda bulunsun” ifadeleri yer aldı.

Sanal medyadan duyurdu

Çıkartmaları tasarlayan Mahir Akkoyun ise bu sabah İzmir’de gözaltına alındığını açıkladı. Sanal medya hesabından paylaşımda bulunan Akkoyun, “Gözaltına alınıyorum. Konak güvenlik şube” dedi.

Akkoyun’un hangi sebeple gözaltına alındığına dair henüz bir açıklama yapılmadı.

İZMİR

#Market #fiyatlarına #dikkat #çeken #tasarımcıya #gözaltı

Sêrt’te kadın seçim bürosu açıldı

Yeşil Sol Parti’nin Sêrt’te ilk kadın seçim bürosu açıldı. Açılışta konuşan Başaran, ‘Kadın iradesine saldıranlara cevabı vereceğiz’ dedi

Yaklaşan 14 Mayıs seçimleri kapsamında Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Sêrt İl Örgütü, Sêrt’teki ilk kadın seçim bürosunun açılışını Kooperatif Mahallesi’nde gerçekleştirdi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Êlih Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın katılımıyla gerçekleşen açılış etkinliği kadınların yoğun katılımıyla başladı.

Açılışın yapılacağı büro önünde bir araya gelen yüzlerce yurttaş, zılgıtlarla halaya durdu. Yeşil Sol Parti flamalarının yoğun bir şekilde taşındığı alanda, büyük bir coşkuyla karşılanan Başaran, yaklaşan seçimlerin zor ve zahmetli, ancak tarihi olduğunu kaydetti. Konuşması sırasında PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride dikkati çeken Başaran, “Sayın Öcalan üzerindeki tecrit başladıktan ve aynı zamanda bütün topluma yayılmasıyla Kürt halkına karşı savaş kararı alındı. Belediyelerimiz işgal edildi, partimizin eş genel başkanları, parlamenterlerimiz, binlerce arkadaşımız rehin alındı. Bugün dört duvar arasında zindandalar. Biz Sêrt’ten zindanlara selam yolluyoruz. Biz umutluyuz ki yaklaşan 14 Mayıs seçimlerinin ardından, zindanların kapıları açılacak” diye konuştu.

‘Kadın iradesine saldıranlara cevabı vereceğiz’

Kadınlara yönelik hak ihlallerinin 2015’ten bu yana artarak yoğunlaştığının altını çizen Başaran, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Her gün adım adım kadın hakları ihlal edilip, kadın iradesine saldırılıyor. Belediyelerimiz işgal edildikten sonra eş başkanlık düzenimiz suç olarak gösterildi. Kadın kurumları kapatıldı. Her gün en az bir kadının katledildiği bu coğrafyada, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gecede ‘İstanbul Sözleşmesini geri çekiyorum’ diyor. Masa üzerinde kazanımlarımızı ihlal etmek istiyorlar. 14 Mayıs’tan sonra kadınların yaşamlarını daha fazla daraltmak, nefeslerini kesmek istiyorlar. Burada Sêrt’te genç bir kadın olan İpek Er, AKP-MHP ittifakının politikaları yüzünden bir çavuşun kendisine el uzatmasıyla yüz yüze kalıp yaşamını sonlandırdı. Uzun zamandır genç kadınların üzerinde uyuşturucuyla, el uzatmayla, tecavüzle genç kadın arkadaşlarımıza geri adım attırmak istiyorlar. Örgütümüzü dağıtmak istiyorlar. Ama biz bugün bu alandan kadınlar olarak bir cevap verelim onlara, biz yalnız değiliz, binleriz, milyonlarız, biz yeni toplumun torunları hak sahibiyiz, kararlıyız.”

SÊRT

#Sêrtte #kadın #seçim #bürosu #açıldı

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar: Tek adam gidecek kadınlar kazanacak

Silopiya’da Yeşil Sol Parti ilk kadın seçim bürosunun açılışında konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, ‘Tek adam rejimi gidecek biz kadınlar kazanacağız’ dedi

Yeşiller Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Şirnex İl Örgütü, kentteki ilk kadın seçim bürosunun açılışını Silopiya’da gerçekleştirdi. İftardan sonra Cudi Mahallesi’nde yüzlerce kişinin katılımıyla büro açılışı yapılırken, seçim bürosu önünde toplanan kitle müzikler eşliğinde halaya durdu. Açılışta sıklıkla, “Biîi Heval Harun” ile “Biji Serok Apo” sloganları atıldı.

Depremde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşu ardından, HDP Şirnex Milletvekili Nuran İmir konuştu. İmir, Botan’ın bu seçimde gereken cevabı vereceğini ifade ederek, “Tarih buna tanık oldu ve halkımız biliyor ki bizler doğrunun takipçisiyiz. Hakikatimiz verdiğimiz mücadeledir. Bizler hem bu gerçeğin takipçisiyiz hem de özgürlük yürüyüşçüleriyiz. Biz kadınlar sol yeşil partimize sahip çıkacağız. Kendi rengimizle ve dilimiz ile sandığa gideceğiz. Sandıkladı yeşil renkle boyayacağız. Kadınlar olarak hayatın her alanında mücadelemizi sürdürecek, esaret zincirlerini kıracağız” dedi.

‘Kadınların sözü hepimizin mücadelesidir’

Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, bu seçimde kadınların gereken cevabı vereceğini ifade ederek, “Merhaba özgürlük yürüyüşçünün en önde yürüyen kadınlar. Bu tabloyu görünce insan şunu diyor; gelsinler de seçim çalışması görsünler, gelsinler de Kadın direnişi görsünler, gelsinler Kadın mücadelesi görsünler.. Yeşil Sol Parti olarak 14 mayıs seçimlerinde HDP ile birlikte karşılıyoruz. Türkiye’de demokratik siyaset katılımcı bir siyaset, kadın renginin hakim olduğu bir siyaseti biz 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP ile birlikte kazandık. Ve 2015 seçimlerinden sonra HDP’den bütün direnenler, kadın mücadelesinin bütün dinamikleri mevcut iktidar tarafından hedef alındı. Geldiğimiz bu aşamada HDP ile birlikte bizim direnişimize, bizim mücadelemize bir müdahale var. Biz Yeşil Sol parti olarak seçime giderken önceliğimiz hepimizin kazanımı olan, Türkiye’nin kazanımı olan HDP’yi kapattırmadan, seçimim sonuçları ne olurda olsun HDP’yi kapattırmadan en demokratik en katılımcı ve Türkiye’ye de büyün halkların yüzü olan bu siyaset. Kadın mücadelesi Türkiye’de çok uzun bir yürüyüş. Bu hem Türkiye açısından hem Kurdistan açısından bu böyle. Bizim Sakine Kültür’e, bizim Firdevs Babat’a ve kaybettiğimiz nice kadınlara sözümüz var. Bu topraklardan çıkan ‘Jin jiyan azadî’ sloganı kadın özgürlük mücadelesinin bir resmi, bir göstergesidir. Dünyanın bütün ülkelerinde ‘Jin jiyan azadî’ sloganı binlerce dilde ifade ediliyor. Biz şunu diyelim ‘Jin jiyan azadî’ Mahsa Aminin saçlarıydı, Jin Jiyan azadî Gülistan Doku’nun gülüşüydü, Jin jiyan azadî Denîz Poyraz’ın özgürlük aşkıydı, Jin Jiyan azadî bugün bu iktidardan korkmayan, hesap soran özgürlük mücadelesinden bir adım geri adım atmayan kadınların sözü, hepimizin mücadelesidir” diye belirtti.

‘Kadınlar ve halklar kazanacak’

14 Mayıs seçimlerine doğru giderken Türkiye’de sadece iki ittifakın varmış gibi gösterildiğine dikkat çeken Kılıçgün, “Biz yeni bir yol tarif ettik. Buna üçün yol dedik. Yeşil Sol Parti kadınların bugüne kadar yürüttüğü mücadelenin bir kazanıma dönüşmesi demek. Emekçilerin yürüttüğü mücadelenin kazanıma dönüşmesi demek, ekoloji mücadelesini yürütenlerin kazanması demek. Bu seçim erkek egemen ile kadın özgürlüğü arasında, bu seçim savaş ve barış isteyenlerin arasında, bu seçim toplum ve iktidar arasındadır. Bugün burada da gördük bu kitle tek adam rejimini göndermede kararlı. Bizde sizin bu değiştirme gücünüze destek olmaya, yoldaş olmaya yandaş olmaya geldik. Tek adam rejimini gönderiyoruz yeni bir dönemi yeni bir yüzyılı başlatıyoruz. Birlikte yola çıktık, birlikte kazanacağız. Tek adam rejimi gidecek bizler kazanacağız, kadınlar kazanacak, halklar kazanacak, şimdiden seçim sonuçlarımız hepimize kutlu olsun. Yeşil Sol Parti yeni yüzyılda Newroz olmaya aday, siz meşaleyi yakarsanız biz hep birlikte Newroz olacağız” diye konuştu.

Yapılan konuşmalar ardından seçim bürosu açılışı yapıldı.

Kaynak: MA

#Yeşil #Sol #Parti #Eş #Sözcüsü #Uçar #Tek #adam #gidecek #kadınlar #kazanacak

Katliamların ödüllendirilmesi- Dersim Yazıları – I

2.1.1936 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren Tunceli Vilayeti İdaresi Hakkındaki Kanun ile kuşatmayı sistemleştirmiş, Kanun, Dersim’i tepeleme ve insansızlaştırmada bir kırılma noktası olmuştur

Sait Çetinoğlu

Kemalist yönetim 30’lu yılların ortasına doğru en önemli sorun olarak Dersim’i önüne koyar. Diğer sorunlarını baskı ve kanla çözen (!) Kemalist rejim, 1935’ten itibaren Dersim’i kuşatma altına alıp 25.12.1935 tarihinde kabul edilen ve 2.1.1936 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren Tunceli Vilayeti İdaresi Hakkındaki Kanun ile kuşatmayı sistemleştirmiş, Kanun, Dersim’i tepeleme ve insansızlaştırmada bir kırılma noktası olmuştur.

Kanun uzun erimli bir stratejinin aparatıdır. Kanunun 38 maddesinde 1.1.1940 tarihine kadar uzanması düşünülmüştür. Tunceli Asayiş Raporları’na baktığımızda, kanunun daha ötelere uzandığını görmekteyiz.

Kanun ile Dersim’de tek parti hukuku dahi askıya alınmış, kumandan vali olarak Abdullah Alpdoğan’a terk edilmiştir. Abdullah Alpdoğan, Pontus ve Koçgiri kasabı Sakallı Nurettin Paşa’nın damadı ve Merkez ordusunun kurmay başkanıdır. 1921’den kalan hesabını görme fırsatını yakalamıştır. Paşa, 1921’de Dersim’in kıyısından dönmek zorunda kalmıştı.

Enver Paşa’nın damadı Orgeneral Kazım Orbay da müfettiş olarak görevlendirilen ikinci damattır. İki damat el ele Dersim’de, sürgünden katliamlara ve soykırıma uzanan bir sürece damga vurarak Dersim’i insansızlaştıracaklardır.

İkiliye merkezden başta Reisicumhur M. Kemal olmak üzere, Hükümetin ve ayrı bir fenomen olan Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın desteği tamdır. Bu asimetrik güce rağmen Dersim iki başvekil eskitmiştir. Bu başvekillerden Celal Bayar, 1913-14 yıllarında Ege’de Rum vatandaşlara uygulanan pogromun elebaşlarındandır. Bayar, ayrı bir yazıda ele alınacak kadar önemli bir figürdür.

Bu devasa güce rağmen Kemalist rejim istediğini almakta zorlanır. 31.8.1938 tarihinde Elazığ’da Başbakan ve Milli Müdafaa vekilinin huzurunda yeni askeri tedbirler Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak imzasıyla yürürlüğe konulur.[1] Askeri konuşlanma yeniden düzenlenir. 17 Dağ Tugayı ve buna bağlı alay ve taburların mevcudu artırılarak yeniden yapılandırılır. Artırılan mevcudun korunması için senede iki tertip acemi er alınacaktır. Jandarma da ihmal edilmeyerek, mevcudu 400 olan sabit jandarmanın kadrosu 1000’e yükseltilecektir.

Seyyar takip kolları yeniden düzenlenir. İki haftada bir, bir hafta sürecek yasak bölgelere ansızın baskın aramaların düzenlenmesi karar altına alınır. Ki, bu bölge için sürekli bir terör rejimidir.

Tamimde, nicelik yanında nitelik de dikkate alınarak yeni düzenlemelere gidilir. Sürek avı için yeni takip kolları oluşturulur; Takip kolları cevval, müteyakkız ve otuzar kişiden az olmamalıdır. Bunlar icabında biri birini takviye edecek veçhile bir takip komutanlığının emriyle muntazam bir plan dahilinde tahrik olunmalıdır [ayrılmalıdır]. Bu takip kollarının cevelangahı olan [dolaştığı] yerlere yakın bulunan garnizonlar icabında serian muavenet [yardım] edebilecek veçhile müheyya [hazır] bulunmalı ve vaziyeti dikkatle takip etmelidir. Haydutların [bölge halkı bu sıfatla anılır] cüretini arttırmak muvaffakiyetsizliklere imkan bırakılmaması çok mühim olduğunun altı çizilir.

Ve en önemli noktaya geliyoruz: Takip kolları hizmeti uzun jandarmalardan ve mümkünse istekli olanlardan intihap edilmeli [seçilmeli] ve görecekleri hizmet nispetinde mükafatlandırılmalıdırlar. Muvaffakiyeti artırmak için keşif ve istihbarat hizmetlerine büyük ehemmiyet verilmelidir. Gönüllü ve ödüllü timler demek daha doğru olur.

Açıkça söylendiği gibi istihbarat denilerek halkın ajanlaştırılmasıdır ki, asayiş raporlarında bunların mebzul miktarda olduklarını görüyoruz. Diğeri ve en önemlisi; yine asayiş raporlarında çok az canlı ele geçirmelerin olduğunu biliyoruz. İmha ön planda ve esastır. Ki ödülün esasını imha yani ölü ele geçirmelerin teşkil edeceği kuşkusuzdur.

Takip kolları denilerek gönüllü ve ödüllü “kelle” avcılığın Dersim’de yürürlüğe konulduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

[1] BCA 30 10 111 750 13

#Katliamların #ödüllendirilmesi #Dersim #Yazıları

Şeyh Sait’in torunu: Şeyh Said Hüseyni’dir, HÜDA PAR DAİŞ’lidir

Şeyh Sait’in torunu Bedri Fırat, HÜDA PAR’ın AKP ile yaptığı ittifakı değerlendirdi: HÜDA PAR’lılar DAİŞ’e karşı tepkisini ortaya koyan Kürtlere saldırdılar. Saldırtıldılar. DAİŞ ile Kürtler arasındaki bir çatışmaya taraf oldular ve DAİŞ’in yanında yer aldılar

Hüseyin Kalkan

HÜDA PAR’ın Cumhur İttifakı’nda yer alması seçim sürecinin önemli bir gündemi olmaya devam ediyor. Hizbullah ile bağı, bu örgütün kanlı geçmişi toplumun hafızasında hala taze. Bunun yanı sıra milliyetçi MHP’nin başlıca bileşenlerinden biri olduğu bir ittifakta yer alan HÜDA PAR’ın bazı Kürdi söylemler kullanması ve özellikle Şeyh Said’e sahip çıkmaya çalışması Kürt toplumu içinde inandırıcı bulunmuyor ve tepki ile karşılanıyor. Tarihsel olarak Kürtlüğün sembollerinden biri olarak kabul edilen Şeyh Said’in isminin MHP ile birlikte zikredilemeyeceği vurgulanıyor. Şeyh Said’in torunu Bedri Fırat ile Şeyh Said’in tarihsel önemini ve HÜDA PAR’in 1925 Hareketi’ne sahip çıkmaya çalışmanın anlamını konuştuk. Fırat, Hizbullah’ın bir devamı olan HÜDA PAR’ın Şeyh Said’e sahip çıkarak domuz bağı ve cinayetlerle yitirdiği itibarını yeniden kazanmak istediğini belirtiyor. Fırat, HÜDA PAR’ın dayandığı tarihi miras ile ilgili şunları söylüyor: “Hizbullah’nın 90’lı yıllarda yaptığı kirli işler ve katliamlar onu teşhir etti. Halk arasında itibarı kalmadı. Birçok Kürt yurtseverinin yanı sıra, bazı medrese mellelerine ve Kürt din adamlarına karşı giriştiği katliamlar ve cinayetler onların itibarını yitirmesinin en önemli sebebiydi. HÜDA PAR bu geleneğin devamıdır. Bu son dönemde artık sarılacağı bir dalı kalmadığı için Şeyh Said ismini kullanarak toplumda bir yer edinmek istiyor. Aslında Şeyh Said ile hiç uyuşmayan hareketler ve davranışlar içerisindedir.”

Hizbullah’ın parmağı var

Bedri Fırat, Şeyh Said’in isminin HÜDA PAR ile birlikte anılamayacağını belirterek iki çizgi arasındaki farklara vurgu yapıyor. Şunları belirtiyor: “Biz biliyoruz HÜDA PAR’ın çıkışı Hizbullah’tır. Onun da çıkış noktası selefiliktir. Halbuki Şeyh Said hareketi Hüseyni bir harekettir. Yani tam selefi anlayışa karşı bir anlayıştır. Her iki çıkış birbiri ile uyuşmadığı halde, toplumda kaybolan itibarını kazanmak için Şeyh Said ismini kullanmaktadırlar. Hizbullah’ın, Şeyh Said ile birlikte idam edilenlerin torunlarına saldırdığını biliyoruz. Birçok Kürt yurtseverinin katledilmesinde Hizbullah’ın parmağı vardır. HÜDA PAR da onların oluşturduğu bir oluşumdur. Sistem Hizbullah’ı farklı bir isim altında örgütleyerek topluma sunmak istedi. Bugün, bu sunuş HÜDA PAR olarak ortaya çıktı. Bu nedenle HÜDA PAR’ı tanımak ve gerçek yüzünü topluma göstermemiz gerekiyor. Sistem sıkıştığı dönemlerde din konusunu ileri sürerek toplumu kendi kontrolü altına tutmaya çalışır. Bugün başvurulan yöntem de budur.”

İkisinde itibarı kalmadı

Bedri Fırat, her dönemde Kürt hareketine karşı, bazı işbirlikçilerin kullanıldığını hatırlatarak, 1925 Hareketi’nden bazı örnekler vererek şunları belirtiyor: “1925 Hareketi’nde de bu yönlü bazı kişiler kullanıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da kendisi ile birlikte hareket eden tarikatlar ve tarikat lideri kisvesi altında bazı isimleri bir araya getirerek kullanıldı. Bugün AKP de aynı şeyi yapmak istiyor. Bazı isimleri kullanarak kendini temize çıkarmak istiyor. Dini kullanarak toplumu kontrol altında tutmak istiyorlar. Hizbullah’ın şiddetle anılan ismini kullanarak toplumu sindirmek, korkutmak ve böylece seçim sonuçlarını manipüle etmek istiyorlar. 90’lı yıllarda sistemle birlikte yaptıkları saldırılarla toplumda büyük kaygılara neden olan cinayetler işlediler. Bu cinayetler toplumda bir tedirginlik yarattı. Bugün AKP ve sistem Hizbullah’ın devamı ile ittifak yaparak bu korkuyu kullanmak istiyor. Yeniden toplum üstünde bir korku yaratmak istiyorlar ve HÜDA PAR ile ittifak yapıyorlar. HÜDA PAR bugün çıkıp Şeyh Said, Seyid Rıza’nın ismini ileri sürerek Kürt toplumu içinde kendine yer edinmek istiyor. Bunun için Şeyh Said’den söz ediyorlar.”

İnsani bir hareket

Şeyh Said hareketinin içinde Alevilerin yanı sıra Müslüman olmayan insanların da olduğunu belirten Fırat, şunları ekliyor: “Kürt toplumuna şunu söylemek istiyorum. Şeyh Said’i bilerek, tanıyarak hareket etsinler. Şeyh Said hareketinin içerisinde Alevisi de vardı, Sünnisi de vardı. Müslüman olmayan Fehmi Bilal da vardı. 1925 Hareketi insani bir harekettir. Toplumu ayrıştırmadan, Kürt toplumu arasında bir birlikteliği oluşturmak amacı ile yapılan bir harekettir. Hizbullah’ın gerçek yüzü bütün toplum tarafından biliniyor. HÜDA PAR ise onun sadece isim değiştirmiş halidir. Toplum içerisinde kayda değer bir etkisi yoktur. AKP toplumda korku yaymak için HÜDA PAR ile ittifak yapmıştır. Din adamlarının, kanaat önderlerinin topluma bu gerçeği anlatması gerekir. Gerçek yüzünü ortaya çıkarmak gerekir. Bu hepimize düşen bir görevdir. HÜDA PAR, Kürt din alimlerini hedef aldı, kendisi gibi düşünmeyen yurtsever Kürt halkını hedef aldı, zaman zaman Alevi ve Sünni çelişkisini ortaya koyarak toplumu birbirinden ayrıştırdı. Şeyh Said ise Kürt toplumunun tüm kesimleri birleştirmek, bir arada tutmak için çaba gösterdi. Bir nevi Medine Sözleşmesi’ni uyguladı diyebiliriz. Hiçbir zaman toplumdaki farklı inançlar ve etnisiteye sahip kesimlere farklı bakmadı, insani bir bakış açısı vardı Şeyh Said’de. Şeyh Sait 1925’te evinden çıktığında aile fertleri kendisini bu hareketten vazgeçirmek için çocuklarının, ailesinin başına gelecekleri düşünüp bu hareketten vazgeçmesini isterler. Verdiği cevap dikkate değerdir. Der ki; ‘Ne benim ailem Hz. Hüseyin’in ailesinden değerlidir ne de ben ondan daha değerliyim.’ Şeyh Said’in yaşatma duygusu var, HÜDA PAR’da yok etme duygusu var. HÜDA PAR selefidir. Bugün kelle kesmeyi kendine yöntem olarak benimsemiş bir topluluktur. Kele kesmek ile övünürler. Bunu DAİŞ uygulamalarında da gördük. Birçok insanın kafasını kestiler ve bunu da görüntülü olarak topluma yaydılar. Hizbullah’ın 90’li yıllarda ortaya çıkan görüntüleri aynı bugünkü DAİŞ görüntülerine benziyordu. Halbuki Şeyh Said her defasında, din alimlerinin görevleri sadece para toplamak ve ibadet etmek değil, topluma öncülük yapmak ve haksızlığa karşı durmak olduğunu söylemiştir. Bu bir nevi Hüseyni bir çizgidir. Zalime karşı mazlumu savunmaktır. HÜDA PAR’da ise iktidar yanlısı ve kele uçuran bir anlayış hakimdir. Bu da Şeyh Said çizgisi ile uyuşmaz.”

Sıfır olarak HÜDA PAR

HÜDA PAR’ın, Cumhur İttifakı için bir seçim başarısı ortaya koyamayacağını belirten Fırat, bu partinin Kürt toplumu üzerinde kayda değer bir etkisi olmadığını söylüyor. Fırat, HÜDA PAR’ın seçimdeki şansı ile ilgili şunları vurguluyor: “Bu kadar yıl sistemin tarafından beslendiği halde kayda değer hiçbir başarısı yoktur. HÜDA PAR’ın yaptıkları bütün Kürt toplumu tarafından bilinmektedir. Hücre evleri, mezar evleri biliniyor. İnsanları canlı canlı gömmeleri ve işkenceleri unutulmadı. Toplumsal hafıza bunu unutmadı. Böyle olduğu için HÜDA PAR’ın başarılı olma şansı sıfırdır. Sadece sistem sıkıştığı için toplumda korku yaratarak bir yere varmak istemektedir. Bunda da başarılı olmaları mümkün değildi. HÜDA PAR ile AKP’nin ittifakı yeni değildir. Bugün seçimler yaklaştığı için herkesin gözüne batıyor ama bu eski bir ittifaktır. MHP’nin HÜDA PAR ile ittifaka ses çıkarmamasının tek nedeni HÜDA PAR’ın sistem tarafından yaratılan ve kendi kontrolünde olan bir güç olmasıdır. HÜDA PAR kullanılmak üzere bir kenarda tutulan bir araçtır. Şimdi kullanmak istiyorlar.”

DAİŞ’e kalkan oldular

Her kritik anda sistemin yanında yer alan HÜDA PAR’ın Kürdi söylemlerle ve Şeyh Said adını kullanarak Kürt halkını etkilemeyeceğini belirten Bedri Fırat, HÜDA PAR’ın Kobanê olayları sırasında DAİŞ’e kalkan olduğunu söylüyor. Fırat sözlerini şöyle bitiriyor: “Kobanê olaylarına baktığımızda çıkış nedeni devletin sinyal vermesi ile hücrelerde bekleyen HÜDA PAR’lıların toplumun karşısına çıkıp saldırmalarıdır. Bugün Yasin Börü’yü alıp topluma masum olarak gösteriyorlar. Temelde öyle bir şey yok. Bu kişinin elinde silah var ve toplumun üzerine ateş açıyor. Yani o kadar masum ve mağdur olan bir kişi değil. Ama sistem bunu farklı gösterdi. HÜDA PAR’lılar, DAİŞ’e karşı tepkisini ortaya koyan Kürtlere saldırdılar. Saldırtıldılar. DAİŞ ile Kürtler arasındaki bir çatışmaya taraf oldular ve DAİŞ’in yanında yer aldılar. Bu durum bunların DAİŞ ile olan bağlantılarını ortaya koyuyor. İkinci olarak sistem onlara sinyal vererek toplum içinde kargaşa ve provokasyon yaratmak için kullandı. İnsanların üzerine ateş açtılar, toplum buna tepki gösterdi. O dönemde HÜDA PAR’lıların elindeki silahlar etkisiz hale getirilmeseydi birçok insanın ölümüne neden olurdu. Her nedense ölen 55 kişinin içerisinde sadece birkaç HÜDA PAR’lı mağdur olarak gösteriliyor. Orada HÜDA PAR’a herhangi bir saldırı yoktu. İnsanlar DAİŞ’i protesto ediyorlardı. Güvenlik güçleri HÜDA PAR’lıları ileri sürüp topluma saldırmanın bahanesi yaptılar. Seçim sürecinde bütün Kürt din alimlerinin sahada olması gerekiyor. Bunların seçim sürecinde provokasyon yapmalarına izin vermemek gerek. Sistem yanlısı propagandalarını boş çıkarmak gerekiyor.”

#Şeyh #Saitin #torunu #Şeyh #Hüseynidir #HÜDA #PAR #DAİŞlidir

21 yılda AKP: Yok edilen kentler

AKP’nin 21 yıllık iktidarı döneminde izlediği rantçı, doğa karşıtı ve savaş yanlısı politikaları yüzünden 3 il ve 10 ilçe tamamen kullanılamaz hale geldi. Yine aynı politikalardan dolayı birçok il ve ilçe de büyük yıkıma maruz kaldı

Selman Çiçek

AKP’nin 21 yıllık iktidarı döneminde izlediği rantçı ve savaş yanlısı politikalar, çözüm yerine çok sayıda yaşam alanının yok olmasına neden oldu. Barış yerine savaş politikalarından dolayı Cizir, Hezex, Silopya, Sur, Nisebin; daha fazla kâr uğruna insan yaşamlarını hiçe sayan ve imar afları ile gündeme gelen rantçı politikalarından dolayı Hatay, Semsur, Mereş, Weranşar, Îslahiye, Nurdağı; doğa karşıtı politikalarından dolayı Heskîf ve Yusufeli büyük bir yıkıma uğradı.

Vahşet bodrumları ve Cizîr

AKP’nin savaş politikalarından biri de Şirnex ilçesine bağlı Cizîr ilçesi idi. Tarihi geçmişi ile bilinen bir yerleşim alanı olan ilçe, özyönetim direnişlerinin olduğu dönemde devletin ağır silahlarla müdahale etmesi sonucu büyük bir yıkıma maruz kaldı. Cizîr’in dört mahallesi tamamen yıkıldı. 14 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı ardından 79 gün süre boyunca süren çatışmalarda yaşamını yitirenlerin sayısı, cenazelerin önemli bir kısmının teşhis edilememesi, cenazelerin farklı illerde ve kimlik teşhisi yapılmadan gömülmeleri nedeniyle net olarak belirlenememiştir. Tespit edilen cenaze sayısı 251, toplamda tahmin edilen sayı 280’in üzerindedir.

Tarihte “vahşet bodrumları” olarak adlandırılan 3 adet bodrum katından çıkarılan cenaze sayısı 167’dir. Bu cenazelerden 41’i çocuk, 22’si kadındır. Yine bu cenazelerden 79’unun kimliği tespit edilemedi. 150’den fazla cenazenin de yakılmış halde olduğu tespit edildi. AKP’nin çözüm yerine savaş politikalarında ısrar etmesi sonucu 110 bin kişinin göç ettiği ilçede 1200 yapı ağır hasar alırken 10 bin yapı da hasar gördü.

Hedefteki bir ilçe: Hezex

Şirnex ili Hezex ilçe merkezi de AKP’nin yıkım politikasından nasibini aldı. 16 Şubat 2016 günü ilan edilen ve 43 gün süren sokağa çıkma yasağında yaşanan çatışmalarda 7’si çocuk, 2’si kadın olmak üzere 24 sivil yaşamını yitirdi. 2015 nüfus verilerine göre 26.511 olan ilçe nüfusunun, yaklaşık %80’i zorla yerinden edildi. Turgut Özal Mahallesi’nin neredeyse tamamı yıkıldı.

Taybet İnan ve Silopiya

Şirnex’in Silopiya ilçesinde 14 Aralık 2015 günü ilan edilen sokağa çıkma yasağının ardından başlayan çatışmalar 19 Ocak 2016’da sona erdi. Bu çatışmalarda 29 yurttaş yaşamını yitirirken sokakta insan cesetlerinin günlerce bekletildiği Taybet İnan’ın görüntüsü hafızalardan silinmedi. 2015 yılında adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre nüfusu 101.605 olan ilçede bu süreçte yaklaşık 11 bin kişi zorla yerinden göç ettirildi. Bakanlar Kurulu kararıyla Barbaros, Başak, Cudi, Karşıyaka, Şehit Harun Boy, Nuh, Yenişehir ve Yeşiltepe mahallelerini kapsayan 404.07 hektar alan riskli alan ilan edilerek yıkıldı.

Tamamen yıkılan ilçe Nisebîn

AKP’nin çözüm yerine savaşta ısrar eden politikalarından dolayı en çok etkilenen ilçelerden biri de Nisebîn oldu. 1 Ekim 2015 tarihinde başlayan çatışmalarda ilçe merkezi ağır bir saldırıya maruz kaldı. Yaşanan çatışmalarda 2’si kadın 1’i çocuk 18 sivil yaşamını yitirdi. Bütün kentlerde olduğu gibi, Nisebîn’de de çatışmalar süresince kentte büyük hasarla oluştu. 2015 nüfus verilerine göre nüfusu 113.594 olan ilçede, 45 binin üzerinde bir nüfus zorla yerinden edildi, komşu ilçelere ve köylere göç etti. Operasyonların bittiğine dair 3 Haziran 2016 tarihinde Mardin Valiliği’nin yaptığı açıklamanın ardından ilçede yıkım çalışmaları başlamış, alanda herhangi bir hasar tespit çalışması ve durum analizi yapılmadan ilçenin önemli bir kısmının haritadan silinmesi süreci başladı. İlçede 765,61 hektarlık alana ilişkin riskli alan kararı alınarak yurttaşların evleri yıkılarak yerlerine TOKİ yapıları yapıldı.

Tarihiyle yok edilen ilçe: Sûr

Özyönetim sürecinin simge yerlerinden biri olan Amed’in Sûr ilçesi yıkımın hem en çok olduğu yer olurken hem de kültürel soykırıma maruz kaldı. 14 Ağustos 2015 tarihinde Sûr’da özyönetim ilanı gerekçe gösterilerek, Diyarbakır Valiliği tarafından sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 2 Aralık’ta ise dünyadaki en uzun ilan edilen sokağa çıkma yasağı uygulandı. Yasakların ilan edilmesiyle ilçe ağır silahlarla bombalandı. Zaman zaman hava araçları ile yapılan saldırılarda nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi. Çatışmaların bitmesinin ardından sokağa çıkma yasağı devam ettirildi. Tarihi bir mekana sahip olan Sûr ilçesinin büyük bir bölümü yıkılarak yerine kent mimarisine aykırı konutlar inşa edildi. TMMOB Diyarbakır İKK tarafından yürütülen çalışmada 706 işyeri ve konutun hasar tespiti yapıldı. İlçede bulunan Kurşunlu Camii, Hacı Hamit Camii, Paşa Hamamı, Mehmet Uzun Evi, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare gibi kimi tescilli yapılar ağır hasar aldı.

AKP’nin 21 yıllık iktidarında halkın bütçesi sadece savaşa ayrılırken halklar adeta ölüme terk edildi. Kentler adeta müteahhitlerin insafına bırakılırken rant uğruna her yıl imar afları ile kaçak

yapıların önü açıldı. Türkiye birinci dereceden deprem bölgesi olmasına rağmen deprem uzmanların tüm uyarılarına kulak kapatan AKP, 21 yıllık iktidarında rant uğruna sağlıksız yapılara göz yumdu. Mereş merkezli deprem 10 ilde 50 binden fazla insanın ölümüne neden olurken binlerce ev ağır hasar aldı. 4 kent merkezi, onlarca ilçe adeta haritadan silindi.

Yok olan Hatay

Depremin en çok etkilediği kentlerden biri olan Hatay adeta haritadan silindi. Hatay, merkez Antakya ve Defne ilçesi başta olmak üzere Samandağ, Kırıkhan, Altınözü ve Hassa’da büyük bir yıkım yaşadı. Depremin ilk beş günü hiçbir devlet kurumunun uğramadığı Hatay’da 5.696 ev yıkıldı. 20 binin üzerinde yapı ise kullanılamaz hale geldi. 30 bin insanın yaşamını yitirdiği Hatay’da 200 bin insan göç etmek zorunda kaldı. Arap ve Alevi halkının çoğunlukta yaşadığı kentte demografyasının değiştirilme endişesi halen devam ediyor.

Semsûr oldu Acıyaman

Depremin yok ettiği merkezlerden biri de Semsûr oldu. Semsûr kent merkezi ve Sergolan ilçesinin neredeyse tamamı yıkıldı. Semsûr’da 2 bin 349 bina yıkılırken 9 bin 844 bina ise ağır hasar aldı. 10 bine yakın insanın öldüğü Semsûr’da halk dayanışma ile acıları sararken devlete en büyük öfkenin olduğu illerden biri oldu. Halk enkaz altında sevdiklerini ararken Semsûr Valisinin gülümsemesi hiçbir zaman unutulmayacak bir an olarak tarihe geçti.

Mereş ölüm ovasına dönüştü

Depremin ana merkezlerden biri olan Mereş’te yıkım diğer kentlerdeki görüntülerden farklı değildi. Bazarcix, Elbistan, Onikişubat, Türkoğlu ilçelerinin yüzde sekseni yıkıldı. Bereket dolu ovalarından geçen fay hattı kentte büyük tahribe neden olurken özellikle nufüsün büyük çoğunluğu oluşturulan köylere günlerce destek götürülmedi. Halk dayanışma ile kendi yaralarını sararken AKP iktadarı halkın sorunlarına çare bulmak yerine dayanışma merkezi olan cemevine kayyum atadı. 3.752 binanın yıkıldığı kentte 15 bin 940 yapıda ise ağır hasar var.

Nurdağı, Îslahiye ve Weranşâr

Depremin etkili olduğu illerden biri olan Dîlok’un Nurdağı ve İslahiye ilçesi de adeta yok oldu. Yıkılan binaların birçoğunda AKP’li meclis üyeleri de olan müteahhitlerin imzası vardı. Nurdağı’nda yaptığı evler yıkıldığı için AKP’li belediye başkanı tutuklandı. Her iki ilçe de yok olurken ilçelerin tamamının yıkılmasına karar verildi. Benzer bir yıkım ise Meletî’nin Weranşar ilçesinde oldu. Weranşar’da 12 bin binadan 6 bini yıkıldı.

Heskîf sular altında

AKP’nin rant politikaları sadece depremde yıkmadı. Doğayı esas almayan sadece rant politikası ile hareket eden AKP, yaptığı barajlar ile Heskîf ve Yusufeli ilçelerini sular altında bıraktı. Tarihi 12 bin yıl öncesine kadar uzanan, dünya üzerindeki en eski yerleşim alanlarından biri Elîh’in Heskîf ilçesi. Çok sayıda medeniyetin izlerini taşıyan ve 1981 yılında SİT alanı ilan edilen Heskîf, Ilısu Barajı ve hidroelektrik santrali projesi ile sular altında kaldı. Doğa severlerin tüm çağrılarına kulak kapatan AKP iktidarı, sadece bir şehri değil 12 bin yıllık tarihi de sular altında bıraktı. Tarihi yapıların yanı sıra elverişli Botan vadisinin bir kısmı da sular altında kaldı.

Hafızasızlığın son halkası: Yusufeli

AKP iktidarının sular altında bıraktığı ilçelerden biri de Artvin’in Yusufeli ilçesi. Türkiye’nin en büyük barajı olarak inşa edilmesi ile övünen AKP iktidarı, bir ilçenin tamamının göç etmesini ise umursamadı.

 

#yılda #AKP #Yok #edilen #kentler