Ana Sayfa Blog Sayfa 676

Bakanlık: 21 depremzede çocuğun kimliği bilinmiyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada depremlerde 474 çocuğun hayatını kaybettiği ve 21 çocuğun kimliğinin ise henüz bilinmediği belirtildi

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde birçok refakatsiz çocuğun akıbeti bilinmezliğini korurken, tartışmaların odağında olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı konuya dair açıklama yaptı.

41 çocuk hastanelerde

Enkaz altından çıkarılmış refakatçisi olmayan bin 915 çocuğun kayıt altına alındığını belirtilen açıklamada, “Başvurucuların kimlik kontrolü ve doğrulaması sonrasında bin 786 çocuk ailesine teslim edilmiştir. 41 çocuğumuzun hastanelerde devam eden tedavi süreci yakından takip edilmektedir” denildi.

474 çocuk hayatını kaybetti

Tedavisi tamamlanan 80 çocuğun bakanlığa bağlı kuruluşlarda olduğunun ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: “Çocuk bakım kuruluşlarında olup kimliği henüz bilinmeyen 21 çocuğumuz bulunmaktadır. Kayıtlarımızda olan 7 çocuğumuz hastanede tedavisi devam ederken vefat etmiştir. Ayrıca Aile Bilgi Sistemi Afet Yönetim Çocuk Modülüne yapılan ihbarlar üzerinde yapılan çalışmalar neticesinde 474 çocuğumuzun vefat ettiği tespit edilmiştir.”

HABER MERKEZİ

#Bakanlık #depremzede #çocuğun #kimliği #bilinmiyor

İsrail’den Suriye’ye hava saldırısı

İsrail ordusu, Golan Tepeleri’ne Suriye’den roket atıldığı iddiasıyla bazı noktalara hava saldırısı düzenledi

İsrail ordusu, Golan’ın ilhak edilen kısmına roket atışlarını gerekçe göstererek, top atışları gerçekleştirdi.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, komşu Lübnan ve Gazze Şeridi’nden son günlerde yapılan roket atışlarına benzer bir şekilde Golan’ın ilhak edilen kısmına yapılan roket atışlarına misillemede bulunduklarını belirtti.

Açıklamada, Suriye’de roketlerin ateşlendiği bölgeye top atışları yapıldığı ve bir dron kullanıldığı ifade edildi.

HABER MERKEZİ

 

 

#İsrailden #Suriyeye #hava #saldırısı

Keskin: Kamuoyu KCK’nin eylemsizlik kararını konuşmalı

Seçim sürecini ve KCK’nin aldığı ‘eylemsizlik’ kararını değerlendiren İHD Genel Başkanı Eren Keskin, ‘Eylemsizlik kararının kamuoyunda hiç konuşulmaması büyük bir sorun. Herkes bunu önemli bulmalı’ dedi

Bir yandan seçim hazırlıkları bir yandan AKP iktidarının Kürtlere yönelik imha saldırılarının altında Türkiye ve Kurdistan halkı 14 Mayıs’ta seçimlere gidiyor. Mereş ( Maraş) 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin ardından iktidarın ülkeyi yönetememesi bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilirken, deprem sürecinde dahi AKP, savaş politikalarında ısrarcı oldu. KCK, deprem dolayısıyla aldığı “eylemsizlik” kararını daha sonra seçim sonrasına kadar uzatırken, Türkiye’nin saldırıları aralıksız devam ediyor.

Otoriter rejim Kürt sorununda çözümsüzlüğü esas alıyor

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Eren Keskin, KCK’nin eylemsizlik kararı ve ülkedeki seçim atmosferine dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin otoriter bir rejimle yönetildiğini belirten Keskin, “Bu otoriter rejim tamamen Kürt sorununun çözümsüzlüğünü esas alan bir politika yürütüyor. Ayrıca kadınlara yönelik büyük bir nefret dili ve şiddet var. Böyle bir ortamda gerçekleştiği için seçimler çok önemli. Toplumun bir demokratikleşme talebi var. Çözüm beklentisi var ve bu Ortaçağ zihniyetinden kurtulmak istiyor. Başta Kürt sorunu olmak üzere o kadar çok toplumsal sorun var ki; toplum artık bunu kabul etmiyor” dedi.

Muhalefet de iktidar kaynağından besleniyor

Partilerin seçim beyannameleri ve söylemlerine değinen Keskin, iktidarın da muhalefetin de aynı kaynaktan beslendiğini söyledi.

“Türk İslam sentezinden besleniyorlar” diyen Keskin, devamla şunları söyledi: “Aslında Cumhur ve Millet ittifakları arasında çok büyük farklar yok. Bu coğrafyanın temel meseleleri var. Kürt sorunu, 1915 Soykırımı ve Kıbrıs sorunu gibi ana sorunlar var. Millet İttifakı örneğin Kürt sorununa dair nasıl bir çözüm politikası hedefliyor? Kürt özgürlük mücadelesi ile nasıl bir çözüm oluşturacaklar? İmralı Cezaevi’nde uygulanan tecride dair neler yapacaklar?”

Büyük umutlar bağlamayacak

Millet İttifakı’nın güven vermediğini belirten Keskin, milliyetçiliği esas alan İYİ Parti, kadın düşmanlığı ile bilenen Saadet Partisi’nin düşünülmesi gereken konular olduğunu söyledi.

Keskin, “Eğer Cumhurbaşkanlığı’nda değişim olursa toplumda kısmi bir rahatlama olur. Ama hiç kimse gerçekten demokratikleşme olacağına inanmıyor. Herkesin sözünü söyleyebileceği, Kürt sorununda çözüm politikaları devreye gireceğine dair toplumun inancı kalmadı. O nedenle bence toplumun büyük bir kısmı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyecek. Ama büyük umutlar bağlayarak bunu yapmayacaklar” ifadelerini kullandı.

Eylemsizlik kararı değerli bir karar

KCK’nin seçime uzattığı eylemsizlik kararına değinen Keskin, kararı “değerli” bulduklarını ve barışçıl politikaları her zaman desteklediklerini söyleyerek. Keskin, “Her zaman barışı savunuyoruz. Silahların susması ve ateşkesin olması konusunda tavrımız nettir. Ama bu konunun yani eylemsizlik kararının kamuoyunda hiç konuşulmaması büyük bir sorun. Herkes bunu önemli bulmalı” diye kaydetti.

Barış sesi yükselmiyor

KCK’nin deprem sürecinde eylemsizlik kararı aldığını anımsatan Keskin, “Devletin savaşta kullandığı termal kameralar depremde kullanılsaydı binlerce insan kurtulabilirdi. Devlet günler sonra oraya askerlerini gönderdi. Depremde kullanılan kameraların çoğunu yurtdışında gelen ekipleri getirdi. Burada sadece devleti eleştirmek de yetmez. Kendilerine muhalifim, işçiyim diyen kesimlerde barış talebi yükselmiyor bu coğrafyada. Deprem felaketinde bu toplum şunu söyleyebilirdi: ‘Savaşa harcayacağınız bütçeyi, doğru yapılaşmaya harcayın.’ Bu coğrafyada böyle bir ses yükselmiyor ne yazık ki” sözlerini ifde etti.

İSTANBUL

#Keskin #Kamuoyu #KCKnin #eylemsizlik #kararını #konuşmalı

Prof. Dr. Sancar: Kadın hakları bir demokrasi sorunudur

Kadın haklarını savunmak sadece kadınların değil erkeklerin sorumluluğudur  ve aynı zamanda bir demokrasi sorunudur diyen Serpil Sancar, Türkiye’de 2010 yılından bu yana kadın haklarında geriye gidişin olduğunu belirtti

Türkiye, 14 Mayıs seçimlerine hazırlanırken, kadınlar seçim süreci ve sonrasını yakından takip ediyor. Cumhur İttifakı’na karşı Millet İttifakı’nın da kadın kazanımları için bir mutabakat oluşturmadığına dikkat çeken Siyaset Bilimci Prof. Dr. Serpil Sancar, Türkiye’de kadın politikalarına dair Yeşiller ve Sol Gelecek Parti’nin Kadın Seçim Beyannamesi’ni örnek gösterdi.

‘Kadın haklarında geriye gidiş var’

Türkiye’de 2010 yılından bu yana kadın haklarında geriye gidişler olduğunu belirten Sancar, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi ve 6284 sayılı yasayı kaldırma girişimini buna örnek gösterdi.

Kadını eve kapatma çabalarının “dindarlaştırma” politikasının bir parçası olduğuna işaret eden Sancar, 18 yaşındaki çocukların evlendirilmesi, nafaka hakkının kısıtlanması gibi ciddi kararların AKP iktidarı döneminde alındığını ifade etti.

Sancar, “Medeni Kanun hükümleriyle çatışan tavsiyeler, yönlendirmeler, dini yorumlarla kadın hakları alanına müdahale etmeye başladı. 18 yaşından küçük kızların evlendirilmeleri birçok durumda cezasız kaldı. Kadın haklarında geri gidişler sadece bunlarla da sınırlı değil. Kadın-erkek eşitliğini savunmak laikliği, evrensel insan haklarına dayalı medeniyeti, Türkiye’nin geleceğini inşa edecek bir demokrasiyi savunmak ile özdeştir. Kadın haklarını savunmak sadece kadınların değil erkeklerin sorumluluğudur ve aynı zamanda bir demokrasi sorunudur” diye belirtti.

‘Kadın hakları siyaseti’

14 Mayıs seçimlerinin kadın kazanımlarında telafi politikaların geliştirilmesi için bir fırsat olabileceğini belirten Sancar, “Siyasi partiler, seçim beyannamelerinde kadına dair net olmalılar. Kazanımların geri alınması için en başından eşit temsiliyet gerekiyor. Kadının siyasette temsiliyeti gerekiyor. Kadınların sadece cinsiyet olarak siyasete katılması yetmez, ‘kadın hakları siyaseti’ diye bir şey var. Kadın bilinciyle harmanlanmış bir siyasetten bahsediyoruz. Bu sadece Türkiye’de değil dünyada böyle olmalı. Kadının sözünün Meclis’te ve tüm yaşam alanlarında duyulması gerekiyor. Kadınlarla, kadın örgütleriyle birlikte düşünüp, birlikte karar vererek, üretmek gerekiyor. Yoksa erkek politikacıların çıkıp ‘kadınlar için bunu yapacağız, size sigorta da vereceğiz’ demesinin bir anlamı yok” ifadelerini kullandı.

‘Bırakın kadınlar politikalarını geliştirsinler’

Sancar sözlerine şöyle devam etti: “Partilere yönelik temel taleplerimiz eşit siyasal temsilin sağlanmasıdır. Kadınlara vaatlerde bulunmayı bırakın, kendileri gelsin ve kendileri karar verip politikalar geliştirsinler. Bunun içinde Kadın Meclis Bakanlığı, eşit siyasal temsil için fermuar sistemi var. Millet İttifakı yakın zamanda yayımladığı 12 maddelik metin dışında ortak bir eylem planı da hazırladı. Bunların her birinde kadın haklarıyla ilgili bir takım şeyler var ama çok tali konularda, çok temel meselelerde net bir şey söylemiyorlar. Nedir bu temel meseleler; kadınların eşit temsili, İstanbul Sözleşmesi, 6284’ün sonunda kadar korunması ve uygulanmasıdır. Bu konudaki özel politikaların desteklenmesi, Kadın Bakanlığı’nın kurulması ve bütün kaynaklarıyla kadın hassasiyetiyle hayata geçirilmesidir. Ama bunların hiçbirini göremiyoruz. Ne Millet İttifakı’ndan ne de ittifakta yer alan siyasi partilerden. Bu konuda sistemli, düzenli açık beyanlar bekliyoruz.”

Yeşil Sol Parti kadın beyannamesi

Sancar, “Kadın sorunu da çözümü de dünyanın her yerinde aynıdır. Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler var ve buna uyulması gerekiyor. Yeşil Sol Parti geçen gün bir kadın beyannamesi yayımladı. İçerik bakımından özellikle eşitlik konusunda ciddi adımları var” ifadelerini kullandı. HDP’nin Kadın Meclisi ve Eşbaşkanlık politikasının önemli olduğunun altını çizen Sancar, “Yeşil Sol Parti’nin Kadın Seçim Beyannamesi’nde önemli şeyler yer alıyor. Partiden seçilecek kadın politikacıları hem yerel seçimlerde hem genel seçimlerde Kadın Meclisi belirleyecek. Bu önemli bir karar. Türkiye’nin ilk defa duyduğu şeyler. Bunlar hayata nasıl geçirilir orası bilinmez ama bu kadar önemli bir şey. Maalesef diğer siyasi partileri rekabete sürüklemiyor” dedi.

‘Eşit temsiliyet’

Listelerde eşit temsiliyetin garanti olması için kota ve fermuar sisteminin gerektiğini belirten Sancar, kadına dair politikaların gerçekleşmesi için daha örgütlü bir kadın hareketinin olması gerektiğini söyledi.

Türkiye’deki kadın örgütlerinin birliktelik konusunda hala eksikliklerinin olduğuna dikkat çeken Sancar, şöyle devam etti: “Türkiye’de ne yazık ki ciddi anlamda sokakta, partilere taleplerini kabul ettirecek kadar güçlü bir kitle yok. 6284 sayılı yasa ya da İstanbul Sözleşmesi ile ilgili protestolardaki gibi bir kadın hareketi yok. Dağınık tek tek örgütler, dernekler var. Bir araya gelemiyorlar. Kadın hareketinin bu konuda ciddi bir siyasi talebi yok. Kadın hareketi sadece kadına yönelik şiddete yoğunlaşmış durumda. Kadınlar sadece şiddete uğramıyor birçok hakkı elinden alınmış. Kadınların eşit siyasal temsil etrafında örgütlenmesi ve talep etmesi gerekir. Bu örgütlü güç olmadığı sürece hiçbir şey değişmez.”

Haber: Esra Solin Dal / MA

 

#Prof #Sancar #Kadın #hakları #bir #demokrasi #sorunudur

Ankara’nın seçim ayarlı planı: Mazlum Abdi’ye suikast hazırlığı

Rojava’ya yönelik kara operasyonu hazırlıklarını sürdüren ancak bunun için Uluslararası ilgili güçlerden onay almayan Erdoğan rejiminin, Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanı Mazlum Abdi’ye suikast hazırlıkları yaptığı ve bunun için Suriye ve Iraklı bazı yetkililerle temasa geçtiği öğrenildi

Amed Dicle

7 Nisan günü Süleymaniye Havalimanı’na yönelik bir saldırı meydana geldi. Saldırının Ulusrararası IŞİD’e karşı koaliysonu konvoyunun geçtiği esnada dronlarla yaptığı belirtiliyor. İddialara göre, saldırının hedefi QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi idi…

Rojava’ya yönelik kara operasyonu hazırlıklarını sürdüren ancak bunun için Uluslararası ilgili güçlerden onay almayan Erdoğan rejiminin, Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanı Mazlum Abdi’ye suikast hazırlıkları yaptığı ve bunun için Suriye ve Iraklı bazı yetkililerle temasa geçtiği öğrenildi. Görüşmelerin doğrudan Hakan Fidan ve MİT Suriye dosyası yöneticisi Mutlu Tuka tarafından yapıldığı öğrenildi.

Türkiye’nin Rojava ve Kuzey Doğu Suriye Özerk bölgelerine yönelik saldırıları yıllardır devam ediyor ancak bu saldırılar 19 Kasım 2022 tarihinde yeni bir aşamaya geçti. Söz konusu tarihte onlarca savaş uçağı ile Rojava’nın bir çok bölgesi bombalandı. Saldırılar yaklaşık iki hafta aralıksız sürdü. Bu saldırılarda hedef alınan yerlerden biri de Heseke’deki Uluslararası Koalisyon Üssü idi. 22 Kasım günü yapılan bu saldırı, üsse 200 metre yakınlığındaki Rojava Anti-Terör Birimi (YAT) Merkezi doğrudan hedef alındı. Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin de zaman zaman bulunduğu bu merkezde 3 YAT savaşçısı hayatını kaybetti. Abdi, o esnada söz konusu merkezde değildi.

Mazlum Abdi daha sonra yaptığı açıklamada, söz konusu saldırının hedefinden kendisinin olduğunu açıkladı.

Bu saldırıda istediğini başaramayan Türk yetkililer, Mazlum Abdi’ye dönük bir suikast için arayışlarını sürdürdü. Türkiye, aynı zamanda Şubat ayında da Kobani bölgesine bir kara operasyonu planlamıştı. Türkiye, ABD başta olmak üzere bölgede etkili olan güçlerden gerekli onayı alamadı ancak yine de askeri hazırlıklarını sürdürdü. Fakat 6 Şubat deprem felaketinden sonra bu plan durduruldu veya ertelendi. 3 Nisan günü Yeni Özgür Politika Gazetesine konuşan YPG Sözcüsü Nuri Mahmud, saldırı ihtimalinin en üst düzeyde olduğunu belirtti. Birçok çevrenin hem fikir olduğu gibi, Nuri Mahmud da Erdoğan rejiminin seçim öncesi ‘saldırı ihtiyacına’ dikkat çekti.

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu seçim öncesi Kobani’ye saldırı operasyonu planı sekteye uğrayınca Mazlum Abdi’ye dönük suikast planına hız verdi. MİT Başkanı Hakan Fidan ve MİT’in Suriye’deki silahlı grupların sevk ve idaresinden sorumlu Mutlu Tuka’nın bunun için bölgede etkili bazı güçlerlerle de görüştükleri öğrenildi. Hakan Fidan’ın, bir görüşmede muhataplarına bizzat ‘’Mazlum’u imha edelim, bunun için bize yardım edin, buna karşılık istediğiniz tüm siyasi ve ekonomik talepleri karşılarız’’ dediği belirtildi. Türk yetkililerin muhataplarından bekledikleri cevabı alamayınca gerildikleri ve tehditvari söylemlerde bulundukları belirtiliyor.

Hakan Fidan ve Mutlu Tuka’nın, özellikle IŞİD’e karşı faaliyet yürüten Uluslararası Koalisyon bünyesinde olan Iraklı yetkililerle bu konuyu tartışklarını belirtmek gerekiyor. Zira bu yetkililer, koalisyonun faaliyetleri kapsamında zaman zaman Mazlum Abdi ile görüşen kişiler. Fidan ve ekibinin de bunu bildikleri için söz konusu kişilerle temas ettikleri anlaşılıyor.

Mazlum Abdi’ye yönelik suikast planı için ısrarlar sürünce, Iraklı bir yetkilinin konuyu Uluslararası Koalisyon toplantısında gündeme getirdiği öğrenildi.
Güvenilir kaynaklar, Erdoğan rejiminin seçimlerden önce ‘sahte zaferlere’ ihtiyaç duyduğunu ve bunun için de Mazlum Abdi dahil olmak üzere Kürtlere yönelik kirli planlara giriştiğini belirtti. Ayrıca Türkiye’nin bu tür girişimlerle Kürtler arasına da ihtilaf koymak istediğine dikkat çekiliyor…

#Ankaranın #seçim #ayarlı #planı #Mazlum #Abdiye #suikast #hazırlığı

Burkina Faso’da saldırısında 44 kişi hayatını kaybetti

Burkina Faso’nun kuzeyinde düzenlenen saldırıda 44 kişi hayatını kaybetti

Burkina Faso’nun Sahel bölgesinde yer alan Kourakou ve Tondobi köylerine saldırı düzenlendi. Saldırıda 44 kişi hayatını kaybederken, saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

DAİŞ 2015’ten bu yan Burkina Faso’ya saldırı düzenliyor. Hükümet verilerine göre, saldırılarda 2015’ten Aralık 2021’e kadar 600’ü güvenlik gücü 2 bin kişi yaşamını yitirdi, 2 milyon kişi evlerini terk etti.

HABER MERKEZİ

#Burkina #Fasoda #saldırısında #kişi #hayatını #kaybetti

Jin Dergi ‘Tek adam rejimi kadınlarla değişecek’ kapağı ile yayında

Her pazar yayımlanan web dergi Jin’in altıncı sayısı ‘Tek adam rejimi kadınlarla değişecek’ manşetiyle okuyucu ile buluştu

Yeni sayıda, seçime sayılı günlerin kaldığı bu süreçte iktidarın ve ittifakının kadın kazanımlarına göz diktiği ve pazarlık konusu ettiği, muhalefetin ise kadın kazanımlarına yönelik vaatlerinde yeni bir yol açmak yerine var olanı sunduğu irdelendi. Yine bu sayıda kadınların tüm bunlara cevabının; ‘Haklarımızı pazarlık konusu yapmayacağız’ olduğu vurgulandı.

Bu sayıda Ezgi Sıla Demir, ‘Herkesin seçimi ama en çok kadınların!’ yazısında bu seçimde her ittifakın kadın kazanımlarını tartışırken bu seçimde izlenecek yolun kadın için nasıl hayati olduğunu kaleme almıştır.

Aryana Baran ise, ‘Rakibini belirlemenin gücü’ yazısında Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı rağmen var olan Emek ve Özgürlük İttifakı’na düşen görevleri ve topluma açmaları gereken yolun önemine değinmiştir.

Hülya Osmanağaoğlu ‘Seçimler restorasyon ve feminist hareket’ başlıklı yazısında seçimde kadın haklarına dair yeni bir kazanım olmadığına tam tersi geçmiş kararların restore edilip kadın oylarının nasıl alınmak istendiğine değinmiştir.

Handan Coşkun ise, ‘Ölüm var, bu dünyada ölüm’ deprem bölgesinde yaşanan derin acının paylaşılarak sağaltılacağını aktarmıştır.

Yeni sayıda yer alan başlıklar;

Herkesin seçimi ama en çok kadınların! / Ezgi Sıla Demir

Rakibini belirlemenin gücü / Aryana Baran

Seçimler restorasyon ve feminist hareket / Hülya Osmanağaoğlu

Ölüm var, bu dünyada ölüm / Handan Coşkun

Yeni sayıda yer alan yazıları okumak için tıklayınız.

İSTANBUL

#Jin #Dergi #Tek #adam #rejimi #kadınlarla #değişecek #kapağı #ile #yayında

Kuzey ve Doğu Suriye’deki 32 partiden Süleymaniye saldırısı açıklaması

Kuzey ve Doğu Suriye’deki 32 parti ve örgüt yaptıkları açıklama ile Süleymaniye’deki saldırıyı kınayarak Irak’ı ciddi bir tutum göstermeye çağırdı

Federe Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde dün akşam saatlerinde Süleymaniye Uluslararası Havaalanı’na yönelik SİHA saldırısına ilişkin Kuzey ve Doğu Suriye’deki 32 parti ve örgüt açıklama yaptı.

Açıklamada, havaalanına yönelik saldırıyı kınandı. Saldırının, Türkiye’nin hava sahasını Süleymaniye uçuşlarına kapatmasından sonra olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Saldırı Türk devletinin Başûrê Kurdistan’ın egemenliğine yönelik devam eden suçları ve ihlalleri kapsamında gerçekleşti” denildi. Açıklamada, Irak’ın ciddi bir tutum göstermesi çağrısı yapıldı.

‘Davamız bir’

Saldırılara karşı birlik olma çağrısının da yapıldığı açıklamada “Süleymaniye’deki kardeşlerimizin ve YNK’nin yanındayız ve destekliyoruz. Onlar aynı hendekte olduğumuzu, düşmanımızın aynı olduğunu ve çözümümüz ve davamız birdir diyoruz” ifadeleri yer aldı.

32 siyasi parti ve örgüt

Ortak açıklamayı yapan partiler şöyle: “Demokratik Birlik Partisi (PYD), Demokratik Yeşil Parti, Kürdistan Demokratik Barış Partisi, Kürdistan Komünist Partisi, Suriye-Kürdistan Demokrat Partisi, Suriye Kürt Demokratik Partisi, Suriye Kürt Sol Partisi, Suriye Kürt Demokratik Sol Partisi, Suriye’nin Geleceği Partisi, Kürdistan Demokratik Değişim Partisi, Kürdistan Yenileme Partisi, Kürdistan İşçi Partisi, Arap Ulusa Komitesi, Suriye Modern ve Demokrasi Partisi, Suriye’deki Kürt Demokratik İttifak Partisi, Suriye Reform Partisi, Demokratik Asuri Partisi, Kürdistan Kardeşlik Partisi, Suriye’deki Kürt Demokratik Gün Partisi, Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM), Kongra Star, Muhafazakar Parti, Kürdistan Gelecek Hareketi, Rojavayê Kürdistan-Kürdistan Demokratik Partisi, Demokratik Dönüşüm Hareketi, Süryani Birlik Partisi, Kürdistan Ulusal Topluluk Partisi, Suriye’deki Kürt Demokratik Partisi, Suriye’deki Kürt Demokratik Birlik Partisi, Suriye Devrimci Sol Hareketi”

HABER MERKEZİ

#Kuzey #Doğu #Suriyedeki #partiden #Süleymaniye #saldırısı #açıklaması

Semsûr: Deprem, dayanışma ve demokrasi

Hem şehir merkezinde hem köylerde çok yoğun bir yıkım yaşandı. Yıkılmayan binalar ise ağır hasarlı. Bu yıkıntılarını, enkazlarını kaldırılması çok yavaş ilerliyor. Köylerde ise daha başlamadığı yönünde bilgiler var

Hüseyin Kalkan

Mereş merkezli depremde her bakımda en çok etkilenen kentlerde biri Semsûr. Enkaz kaldırma çalışmalarının ve depremin diğer etkilerini gidermek için yapılan çalışmaların en yavaş ilerlediği kent de Semsûr. Kent koordinasyonunda Avukat Yusuf Özperçin, Semsûr’daki duruma dair şunları anlatıyor: “Yaklaşık olarak 45. gündeyiz. Hem şehir merkezinde hem köylerde çok yoğun bir yıkım yaşandı. Yıkılmayan binalar ise ağır hasarlı. Enkazların kaldırılması çok yavaş ilerliyor. Özellikle kent merkezinde çok yavaş ilerliyor. Köylerde ise daha başlamadığı, köylere hiç gidilmediği yönünde bilgilerimiz var. Köylerde, özellikle Çelikhan tarafına doğru yoğun yıkıntılar vardı. Kent merkezinde ise durum şu: Hasar tespit çalışmalarının ağır ilerlediği, buna bağlı olarak enkazın toparlanması ve kaldırılması yönündeki çalışmaların da ağır yürüdüğü söyleniyor. Biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı bir haritaya ulaştık. O haritada kent merkezindeki doğrudan çöken enkazların daha kaldırılmadığı, dokunulmadığı belirtilmiş. Bu bizzat kendi tespitleri. Özellikle de derhal yıkılması gereken binalar var. Bizim bu mahallede çıplak gözle tespit ettiğimiz yıkılması gereken en az 7-8 yapı var. Bir hafta önce ağır hasarlı olan ve yıkılması gereken bir bina yıkılmadığı için bir sabah yağmurun etkisiyle çöktü. Bir can kaybı yok. Defalarca belediyeye bildirilmiş, ‘burası hasarlı yıkılsın’ diye ama kimse bir şey yapmamış. Sabah saatlerinde çöktüğü için can kaybına yol açmadı. Kent merkezi dediğimiz adliye ve çevresi, belediye ve çevresi dışında enkaz kaldırma çalışmaları yapılmadı. Oralarda da çok az yapıldı. Sanki şeklen yapıyorlar. Molozları kent merkezinin biraz dışında, Karapınar Mezarlığı denilen organize sanayi bölgesinin yanına döküyorlar. Geçit hattına dökülüyor ve rastgele dökülüyor.”

Dayanışma ile yaşamak

Avukat Özperçin, depremin yıkıcılığına ve sonrasında ortaya çıkan duruma karşı sistemli bir çalışma yürüttüklerini ve depremzedelerin ihtiyaçları giderme konusunda başarı sağlandığını beliriyor. Özperçin bu konu ile ilgili şunları anlatıyor: “İhtiyaçlar noktasında da şöyle bir durum var. Kent uzun süre sivil toplum kuruluşları ve halkın yardımları üzerinden beslendi. Dayanışma AFAD ve Kızılay’ın olmadığı bir alanda gerçekleşti uzun süre. Yardımlar buradaki merkez koordinasyon tarafından yürütüldü. Merkez koordinasyonda STK’lar, PSAKD ve HDP vardı. Genel Koordinasyonun yanında çadır çadır yardımları organize eden koordinasyonlar vardı. İhtiyaçların belirlenmesi için bir sistem üretildi. İhtiyaçları yerinde tespit eden bir çalışma yürütüldü. Sistemsel bir çalışmaydı ve son derece işlevsel hale getirildi. Kent merkezinden ayrılmama, buradaki yurttaşların ihtiyaçlarını bu noktalarda karşılama temelliydi. Tabii ihtiyaç temelli diyoruz ama esasında dayanışma ve ihtiyaç temelliydi. O açıdan bakıyordu arkadaşlar ve o açıdan bir toparlanma oluyordu.”

Sosyal dayanışma

Özperçin, koşulların her an değiştiğini, buna bağlı olarak ihtiyaçların da değiştiğini belirtiyor. Önümüzdeki süreçte daha çok sosyal desteklere ihtiyaç duyulacağını ekliyor. Özperçin şunları söylüyor: “An itibari ile ihtiyaçların kent merkezine girişi açısında bir azalma olduğunu belirtmek gerekir. Gelen yardımlarda bir azalma var. İhtiyaçlar evet ilk süreçteki gibi değil. Artık sosyal ihtiyaçlara önem verilen bir durum söz konusu. Çocukların eğitim, genel sağlık koşulları, salgın durumu, yazın gelmesi nedeni ile barınma da ortaya çıkacak olan sorunlar. Bazen aşırı yağışların getirdiği sel gibi sorunlar vardı. Bu temelde ihtiyaçların giderilmesi, bunlara yönelik çalışmaların yapılması gerekir ve yardımların bu noktalarda yoğunlaşması gerekir. Salgın hastalıklarının önlenmesine ve hijyen noktasına yönelen yardımların daha kritik olabileceğini düşünüyorum. 4-5 gün önce bir sel süreci yaşandı. Koordinasyon alanlarında bir sorun yaşanmazken, AFAD ve Kızılay’ın olduğu alanlarda hem yurttaşların hem çadırların güvenliklerinin olmadığını gözlemledik. Çadırlar zarar gördü, kendi güvenlikleri tehlikeye girdi ve yurttaşlar o alanları terk etmek zorunda kaldılar. Böyle bir durum söz konusu. Hatta yakın dönemde birçok aile bize başvurdu. Çadır temin etmeye çalışıyorlar. Bireysel olarak çadır açma eğilimlerinin olduğunu biliyoruz. Bu şekilde bir süreç yaşandı.”

Birlikte yaşamak

Depreme karşı dayanışma yerel demokrasinin küçük de olsa bazı nüvelerini ortaya çıkarmış. Bu alanda yardım çalışmalarını yürüten örgütlenmeler özel koşulları da göz önünde bulundurarak adım atıyorlar. Yusuf Özperçin, buradaki dayanışma modeli ile ilgili şunları söylüyor: “Burada HDP, DBP, Yeşil Sol Parti, PSAKD, DAD, KESK var. Biz burada PSAKD adına faaliyet yürütüyoruz. Kentin durumu özgündür. Özellikle bu mahallenin daha özgün olduğunu belirteyim. Yurttaşların burada en azından fiziksel koşullarda bir birlik sağladığını belirtmek gerekir. Depremin o acı neticesini atlatmak, travmasına katlanmak kolay değil ama en azından çadırları aynı alanda beraberce, kendi mahallelerinde kurup kendi özgün koşullarını yaratmaları bizce çok önemlidir ve sevindiricidir. Bu, ilerleyen zamanda kendi sosyal yaşamlarını kurmaları konusunda ciddi bir veriyi ortaya koymaktadır. Burada çocuklarımız ilk günün travmasını atlatmaya başladılar. Birlikte oyun oynamayı ve oyun oynarken de dayanışmayı kendi içlerinde geliştirmeye başladılar. Bu yönü ile sevindirici gelişmeler oldu. Ailelerin kendi tepkileri ile şudur: Genel Koordinasyonda yer alan partiler, sivil toplum kuruluşları olmasaydı koşulların kötü olacağını, can güvenliklerinin bile sağlanamayacağını söylüyorlar. Ciddi bir dayanışmayı ve birlikteliği gerektiren bu çalışmanın sonunda halkla beraber bu alanda yaşamaya çalışıyoruz. Beraber yaşıyoruz. Onların iradesi ve önerileri doğrultusunda harekete ediyoruz.”

#Semsûr #Deprem #dayanışma #demokrasi

Bafil Talabani saldırıyı araştıran Irak heyeti ile görüştü

Bafil Talabani Süleymaniye Uluslararası Havalimanına yönelik saldırıyı araştırmak için Irak’tan gelen heyetle bir araya geldi

Süleymaniye Uluslararası Havalimanına yönelik düzenlenen saldırıyı araştırmak üzere Süleymaniye’de bulunan Irak heyeti ile YNK Genel Başkanı Bafil Talabani bir araya geldi.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani’nin kararıyla Süleymaniye Uluslararası Havalimanına yönelik gerçekleştirilen saldırıyı araştırmak amacıyla Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Ereci, Ulusal Asayiş Birimi Başkanı Hamid Elşetri, Irak Anti-Terör Birimi Başkanı Abdulwahab Elsadi ve Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı Yardımcısı Elmehêmedawi, Süleymaniye’ye geldi.

Bağdat’tan Süleymaniye Uluslararası Havalimanına yönelik saldırıyı araştırmak üzere gelen heyet, YNK Genel Başkanı Bafil Talabani ile bir araya geldi.

Toplantıda, Bafil Talabani’nin Irak Cumhurbaşkanı Muhammed Şiya Sudani’nin olayın aydınlatılması konusunda büyük sorumlulukları düştüğünü söylediği, ayrıca olayın araştırılmasının sonuçlarının kamuoyu ile tüm gerçekliğiyle açıklanmasını istediği ifade edildi.

HABER MERKEZİ

#Bafil #Talabani #saldırıyı #araştıran #Irak #heyeti #ile #görüştü