Ana Sayfa Blog Sayfa 691

DFG katledilen gazetecileri andı: Fikirleri hep yaşayacak

DFG Katledilen Gazeteciler Günü’ne ilişkin mesaj yayınladı:  Bıraktıkları miras ve fikirleri hep yaşayacak

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) 6 Nisan Katledilen Gazeteciler Günü kapsamında bir mesaj yayınladı. Katledilen gazetecilerin mirasını yaşatma sözü veren DFG şu açıklamayı yaptı: “Apê Musa, Hrant Dink, Metin Göktepe, Abdi İpekçi, Nagehan Akarsel ve ismini burada sayamadığımız her gazetecinin öldürüldüğü gün, kara bir leke olarak kaldı ülkenin hafızasında. Bıraktıkları miras ve fikirleri hep yaşayacak. Karanlık güçlerin katlettiği gazetecileri unutmadık.”

HABER MERKEZİ

#DFG #katledilen #gazetecileri #andı #Fikirleri #hep #yaşayacak

İran’da ikinci kez tutuklanan Barwana’nın nereye götürüldüğü bilinmiyor

İran’da eylemlere öncülük eden kadınlardan aktivist Sakina Barwana ikinci kez tutuklandı. Barwana’nın nereye götürüldüğü bilinmiyor

İran ve Rojhilat’ta halk isyanına öncülük eden kadınlar, rejimin hedefinde. Son olarak aktivist Sakina Barwana, Quchan kentindeki evinden gözaltına alınarak tutuklandı.

Nereye götürüldüğü bilinmiyor

Barwana, “Ülkenin güvenliğini baltalamak amacıyla muhalif gruplara üye olmak” iddiasıyla daha önce beş yıl hapis cezasına çarptırılmış ve iki yıl siyasi partilerle ilişki kurması yasaklanmıştı. 4 yıl tutuklu kaldıktan sonra 11 Şubat’ta serbest bırakılan Barwana, 5 Nisan’da yeniden tutuklandı. Barwana’nın tutuklandıktan sonra nereye götürüldüğü ise bilinmiyor.

HABER MERKEZİ

#İranda #ikinci #kez #tutuklanan #Barwananın #nereye #götürüldüğü #bilinmiyor

Kılıçdaroğlu, İnce’ye ittifak için teklif götürüldüğünü söyledi

Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’ye teklif yapıldığını söyledi. İnce, ittifak için teklif yapılmadı diyerek yalanladı

Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir TV programında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Muharrem İnce’yle ilgili bir soruya da yanıt veren CHP lideri, “14 Mayıs öncesi de sonrası da dahil olmak üzere Muharrem İnce’ye bir teklif yapıldı ama üzerinde uzlaşılamadı; bana göre biz üzerimize düşeni yaptık. Buluşma günü bir teklif olmadı. Karşı tarafı suçlamak, ayrıntıya girmek istemem. Herkesin iradesine saygı duymam gerekir. Büyük bir ihtimalle 4 adayla gidilecek. Birinci turda bu iş biter.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya hesabında Kılıçdaroğluna cevap veren İnce paylaşımında, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile partimizi ziyareti sırasında; deprem bölgesini, sandık güvenliğini ve trolleri konuştuk. Kendisi tarafından bana ittifak ile ilgili hiçbir teklif yapılmamıştır. Kendisiyle tüm iletişim kanallarımız açık olmasına rağmen bu konuda hiçbir görüşmemiz olmamıştır.” ifadelerine yer verdi.

Fikri sağlar: 3 Nisanda teklifi ben götürdüm

CHP PM üyesi Fikri Sağlar, “3 Nisanda teklifi ben götürdüm” diyerek İnce’yi şu sözlerle yalanladı, “Tarihin yüklediği sorumluluk gereği, kırgınlık ve kızgınlıkların bir tarafa bırakılarak birleşmenin sağlanması için, Sn. Kılıçdaroğlu’nun bilgisi ve oluruyla 3 Nisan’da Sn. Muharrem İnce ile Memleket Partisi Genel Merkezi’nde bir uzlaşma görüşmesi gerçekleştirdim” dedi.

‘Avrupa’ya vizeyi kaldıracağız’

Kılıçdaroğlu “1 yıl içinde rahat nefes alır hale getireceğiz, 3 ay içinde vize problemlerini çözeceğiz.” diyen Kılıçdaroğlu sözlerine “Avrupa’ya vizesiz gidilecek. Vizeyi kaldıracağız. Cumhur İttifakı bu saatten sonra ne yapacak bu memlekete, batırdı. Soğanın tanesi olmuş 7 lira 10 lira.” şeklinde devam etti.

‘Emekliler  istismar ediliyor’

Emeklilere de vaatte bulunan Kılıçdaroğlu, “Bunlar iktidar olmadan önce emeklinin aldığı aylık asgari ücretin üstündeydi. Ben o aylıkların tamamını kurban bayramında 15 bin lira olarak yatıracağım. Bay Kemal, sözünden dönmez.” Dedi.

Emeklileri “istismar ettiğine” yönelik eleştirilere de cevap veren Kılıçdaroğlu, “Beşli çetelere gelince paralar var, saraylara 4-5 yerden maaş alanlara para var, emekliye gelince, ‘istismar ediyorsun’; emekliyi sen istismar ediyorsun.” ifadelerini kullandı.

‘5’li çete aday olmamı istememedi’

Kılıçdaroğlu “5’li çeteler Cumhurbaşkanı adayı olmamı istemedi. 418 milyar doları götürenler istemedi, kul hakkı yiyenler, yolsuzluk yapanlar asla istemediler. Bunlar herkesi satın alacaklarını düşünüyorlar. Ne onların paralarına, ne 1 cent ne 1 kuruş, asla ihtiyacım yok. Nasıl yaşadıysam yine yaşayacağım. Saray’da değil, Çankaya’da yaşayacağım. Sade bir hayat süreceğim.”

Seçimleri birinci turda kazanacaklarına inandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Sağ duyu galip gelecek. Ülke bu haldeyken, pazarlar ateş pahasıyken, insanlar evine yiyecek götüremezken ne lüksümüz var. Bir an önce bunun bitmesi lazım. Son düzlükte seçmenin sağ duyusuna güveniyorum.” dedi.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlu #İnceye #ittifak #için #teklif #götürüldüğünü #söyledi

Tutuklu gazetecinin Jîna Emînî çizimi sakıncalı görüldü!

Tutuklu gazeteci Neşe Toprak’ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla JINNEWS için Jîna Emînî’nin resmini çizdiği tülbendi ve yazdığı mektubuna cezaevi idaresi tarafından ‘sakıncalı’ denilerek el konuldu

Cezaevlerinde uygulanan keyfi uygulamalara her gün yenileri ekleniyor. Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan gazeteci Neşe Toprak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin JINNEWS’e göndermek üzere Jîna Emînî’nin resmini çizdiği tülbende ve yazdığı değerlendirme mektubuna cezaevi idaresi tarafından el konuldu.

El konulması uygunmuş

JINNEWS’ten Şehriban Aslan’ın haberine göre, Toprak uygulamaya karşı Diyarbakır İnfaz Hakimliği’ne itirazda bulunurken, gerekçeli kararda şunlar belirtildi: “… Söz konusu işlenmiş kadın figürü olan eşyanın terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olabileceği ayrıca kurumun güvenliğini tehlikeye düşürebileceği anlaşıldığından bahisle hükümlünün itirazının reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Geri verilmesini istedi

Çizdiği resmini ve mektubunu geri almak için Diyarbakır İnfaz Hakimliği’ne dilekçe gönderen Toprak, “Yapılan çalışma ve mektup içeriğinde kurum veyahut herhangi bir kuruluşa yönelik hakaret, suçlama ve şiddet içermemektedir. Tutsak olan bir bireyin özgür düşüncelerinin sanat eserine çevrilerek buna karşılık disiplin kararının verilmesini doğru bulmamaktayım” dedi.

AMED

#Tutuklu #gazetecinin #Jîna #Emînî #çizimi #sakıncalı #görüldü

Freedom House: Türkiye sınır ötesi baskıda Çin’den sonra ikinci sırada

Freedom House, Türkiye’nin yurtdışındaki muhalif yurttaşlarına baskı ve alıkoymada Çin’den sonra ikinci sırada olduğunu açıkladı

Washington merkezli Freedom House, giderek daha fazla devletin yurtdışında vatandaşlarını alıkoyduğunu belirterek, bunların başında Çin ve Türkiye’nin geldiğini ifade etti ve yaptırım istedi.

Geniş bir şekilde ABD tarafından finanse edilen sivil toplum örgütü Freedom House yayınladığı araştırma grubu raporunda devletlerin artan sınır ötesi baskılarına dikkat çekti.

2014 yılından bu yana 38 devlet tarafından yürütülen 854 “sınırötesi baskı” vakası tespit ettiklerini belirten Freedom House, 2022 yılında 20 devletin bu tür eylemlerde bulunduğunu kaydetti. Bu devletler arasında ilk kez Bangladeş ve Cibuti de yer aldı.

2014’ten bu yana kayda geçen vakaların yüzde 30’unun Çin rejiminden kaynaklandığını vurgulayan Freedom House, Çin’in özellikle Uygur azınlığın mensuplarını zorla iade etmeleri için diğer devletlere baskı yapma girişimlerine işaret ediyor.

Freedom House Başkanı Michael Abramowitz, “Sorunla ilgili farkındalık artmasına rağmen, giderek daha fazla otoriter hükümet kendi diasporaları ve sürgündeki insanlar üzerinde kontrol uygulamaya çalışıyor” dedi.

Raporda “Çin, Türkiye, Tacikistan, Rusya ve Mısır hükümetleri, ulusötesi baskının en üretken failleri olarak” sıralandı.

Türk hükümetinin 132 “sınırötesi bakı” olayı gerçekleştirdiğine vurgu yapılan raporda, Türkiye’nin sınırötesi baskı konusunda Çin’den sonra geldiği ifade edildi.

Rapor, diğer dünya devletlerine, hedeflenen yaptırımların uygulanması ve güvenlik yardımına kısıtlamalar getirilmesi de dahil olmak üzere, bu ulusötesi baskıyı sona erdirmeleri için tavsiyelerde bulundu.

Raporun ortak yazarı ve Freedom House’un strateji ve tasarım araştırma direktörü Yana Gorokhovskaia, “Otoriter rejimleri eleştiren insanlar, ister profesyonel gazeteciler ister sıradan vatandaşlar olsun, genellikle taciz ve hatta şiddet için hedef gösteriliyor” dedi.

Gorokhovskaia, “Dünya, bu baskıcı hükümetlerin, yurt içinde bağımsız yayın organlarını kapatırken bile yurt dışında medya özgürlüğünü ve kişisel ifade özgürlüğünü kısıtlamasına izin veremez” diye ekledi.

HABER MERKEZİ

#Freedom #House #Türkiye #sınır #ötesi #baskıda #Çinden #sonra #ikinci #sırada

Akademisyen Berwarî: Kurdistanî partiler artık ulusal adımlar atmalı

Federe Kurdistan Hükümeti’nin Türkiye’ye yasadışı petrol satışının ülkeye büyük zarar veriğini belirten Akademisyen Berwarî, Türkiye ile ortaklaşmanın Kurdistan’a büyük zarar vereceğini belirtti

Bağdat yönetimi, Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi ile yaptığı petrol sözleşmenin Irak hükümetiyle arasındaki anlaşma kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle 2014 yılında Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ne başvurmuştu. Mahkeme, Bağdat yönetimini haklı buldu. Karar sonrası Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’nden petrol ithalatının durdurulduğu açıklandı. Bunun üzerine görüşmelere başlayan Hewler ile Bağdat yönetimleri, petrol ihracatı konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Petrolün bundan sonraki süreçte Irak Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) üzerinden satılacağı belirtilirken, anlaşmanın içeriğine dair detaylı bilgiler kamuoyuyla paylaşılmadı.

Duhok Üniversitesi akademisyenlerinden ve Siyaset-Demokratik Düşünce Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Kamuran Berwarî, gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’na(MA) değerlendirdi.

Gelirlerin nereye gittiği bilinmiyor

Berwarî, yaklaşık 10 yıldır Federe Kürdistan Bölgesi yönetiminin hukuk dışı yöntemlerle Türkiye’ye petrol sattığını belirtti. Söz konusu duruma dair bir soruşturmanın başlatılacağını ifade eden Berwarî, “Bu petrol nereye gitti ve nasıl kullanıldı? Bunların hepsi tek tek soruşturulacak. İmzalanan bu 50 yıllık sözleşme Kürt ve Kurdistanî kazanımlara karşı yapılmış bir anlaşmaydı. Özellikle Federe Kurdistan’ın ekonomisi çöktü. Sadece Kurdistan’ın değil, aynı zamanda Irak’ın da ekonomisini alt üst etti. Bu petrolün gelirleri nereye gitti, nereye kullanıldı, kimse bilmiyor. Petrolden elde edilen paranın bir çoğunluğu Türkiye’de kalıyor ve dış ülkelerde şahsi projeler için harcanıyor” dedi.

Bağımsız ekonomi

Berwarî, “Petrol satışını bağımsız ekonomi olarak açıkladılar. Halbuki bu bağımsız ekonomi değildi. Bağımsız ekonomi Kurdistan’ı işgal eden devletin eliyle, yardımıyla olacak bir şey değil. Bağımsız bir ekonomi, başka ülkelerden buğday, pirinç, yiyecek ve içecek almamaktır. Bunun aksine üretmektir ve bunları üretecek fabrikalar kurmaktır. Halkınızın başka ülkelerde ihtiyaç duymadığı gelirdir. Bu bağımsız ekonomidir. Bağımsız bir ekonomi, bölgesel ve uluslararası politika ile bağımsız bir hat ile oluşturulur. Kuşkusuz Federe Kurdistan’da yapılan bağımsız ekonomi değil, kendini sadece kandırmadır” diye konuştu.

Maaşları ödeyemiyorlar

Federe Kurdistan Bölgesi yönetiminin Kurdistan’ı büyük zararlara uğrattığını söyleyen Berwarî, “Federe Kurdistan’ı bu duruma getiren bölgede egemen olan bu akıldır. Kurdistan hükümeti, halkını, aydınını ve yurtseverini dinlemedi. 2014 yılından beri kendisi hiçbir şekilde etkilenmezken halkın ekonomisi ve psikolojisini alt üst etti. Şimdi işçilerin maaşlarını ödeyemiyorlar. Bu mazlum halka milyonlarca dolar borcu var ve ödeyemiyor. Bu halka o parayı geri getirmek zorundadır. Bağdat ile nasıl bir çözüme gider o bu halkın sorunu değil, onların sorunudur” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile ortaklaşma yanlış siyasettir

Bölge sorunlarının çözümünün sistemin ve idarenin değişiminden geçtiğinin vurgulayan Berwarî, “Bu sorunların üstesinden gelebilmek için tek ihtiyaç sistemi değiştirmektir. 1991 yılından beri aynı akıl tarafından yürütülen politikalar halka her şekilde zarar verdi. Bu halk, ulusal, güvenlik ve askeri olarak zarar gördü. Bu yanlış politikalar yüzünden Başur Kurdistan’da her gün yüzlerce insan ülkeyi terk ediyor. Ülkesinden kaçıyorlar. Bu durumun atlatılması için demokratik bir siyasetin yürütülmesi gerekiyor. Türk devleti hiçbir zaman Kurdistan Hükümeti ile ortaklaşmadı ve hiçbir zaman da dostu olmayacaktır. Bunu artık fark edilmesi gerekiyor. Bu siyaset şimdi kırılma aşamasında. Çünkü Kurdistan’ın ekonomik ve sosyal durumunu bitirdiler. Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen de PKK’yi tasfiye etmek ve darbe vurmak için Türkiye ile ortaklaşıyor. Bu yanlış bir siyasettir. Bu yanlış politikalar Federe Kurdistan’ı haritadan silecek ve Kurdistan’a büyük bir darbe verecek noktaya getirecektir. Şüphesiz Irak Başbakanı Şiya Sudani, Türkiye ile anlaştı. Türkiye hiçbir zaman İran, Irak ve Suriye yerine, Kürtleri tercih etmez. Türkiye, Kurdistan hükümeti yerine Irak’ı seçecektir” şeklinde konuştu.

Kurdistani partiler artık ulusal adımlar atmalı

“Tek çözüm bu sistemin siyasi ve idari açıdan tamamen değişmesidir” diyen Berwarî, yanlış politikaların Kürtlere kaybettirdiğini vurguladı. Berwarî, “Kurdistani egemen partilerin artık ulusal adımlar atması gerekiyor. Parlamento ve bakanlar işlevsiz olmaktan çıkartılıp aktif hale getirilmelidir. Yeni stratejik bir yol belirlenmelidir. 30 yıldır yürüttükleri bu siyasetten vazgeçsinler. Kurdistan Hükümeti ya tamamıyla kendini Bağdat’a teslim edecek ya da halkını esas alıp irade olarak görecek” diye kaydetti.

Federe Kurdistan Bölgesi’ne olası bir saldırıda Irak’ın 80’li yıllarına geri döneceğine dikkat çeken Berwarî, şöyle devam etti: “Kuşkusuz Irak’ın Federe Kurdistan’ı çökertmek için çabaları ve adımları olacaktır. Ama şunu da bilmeleri gerekir ki Kurdistan davası Irak’ta bulunan birkaç partiye veya sadece Federe Kurdistan’a bağlı bir şey değil. Bu dava Kürt halkının davasıdır, ulusaldır ve vatanidir. Eğer ki Irak’ın olası bir saldırısı olursa hiçbir sonuç alamayacaktır.”

HABER MERKEZİ

#Akademisyen #Berwarî #Kurdistanî #partiler #artık #ulusal #adımlar #atmalı

DFG’den hak ihlali raporu: 8 gazeteci saldırıya uğradı, 16 gazeteci gözaltına alındı

DFG’nin Mart ayı raporuna göre, 8 gazeteci saldırıya uğradı, 16’sı gözaltına alındı, 1’i tutuklandı

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mart Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’nu yayınladı. Yaklaşan 14 Mayıs seçimlerine dikkati çeken raporda, “Bu kadar önem atfedilen seçimlere giderken ‘seçim güvenliği’ de tartışılan konuların başında yer alıyor. Seçim güvenliğinin ana unsurlarından olan basın özgürlüğü ise abluka altında. Seçime yaklaştıkça basına yönelik baskılar da bu süreçte gün geçtikçe artıyor. İktidar yanlısı haber yapmayan her gazeteci, her haber sitesi, ajans, radyo ve televizyon kanalı hedef alınıyor, cezalar yağdırılıyor” denildi.

Sansür yasası devrede

Gazetecilere yönelik gözaltılarda “Sansür Yasası” maddelerinin gerekçe olarak kullanıldığını belirten raporda, şu ifadelere yer verildi: “Seçimler yaklaştıkça iktidarın politikalarına karşı sesini yükselten, rahatsızlıklarını dile getiren yurttaşlara mikrofon uzatan gazeteciler, bu yasa kapsamında gözaltına alınmaya, haklarında dava açılmaya devam ediliyor. Bu kapsamda yasa tasarısının ilk meclise sunulduğu günden itibaren diğer meslek örgütleriyle birlikte yaşanabileceklere işaret edip, basın ve ifade özgürlüğünün önünde engel olabileceğini belirtmiştik. Bu nedenle bir kez daha verdiğimiz mücadeleyi yasa geri çekilinceye kadar sürdüreceğimizi vurguluyoruz.”

8 gazeteciye saldırıldı

Bir taraftan “Sansür Yasası” ile basın özgürlüğüne darbe vuran iktidarın, diğer taraftan yapılan toplumsal eylemlere müdahale sırasında gazetecileri hedef aldığı kaydedilen raporda, “Ay içerisinde 8 gazeteci saldırıya uğradı, 16’sı gözaltına alındı ve 1’i de tutuklandı. Gazetecilere yönelik yargı kıskacı da Mart ayında devam etti. 4 gazeteci hakkında soruşturma, 5’i hakkında ise dava açıldı. 41 ayrı yargılamanın devam ettiği geçtiğimiz ayda gazetecilere 2 yıl hapis ile 48 bin 746 TL para cezası verildi. 2 meslektaşımız ise işten çıkartıldı. Çağımızın iletişim araçlarından olan internet yayıncılığına yönelik iktidarın ve yargının baskıcı tutumu değişmedi. 8 internet sitesi kapatılırken 330 habere bin 84 sanal medya içeriğine erişim engeli getirildi” diye belirtildi.

Meslektaşlarımız özgür olmalı

Amed’te 8 Haziran’da gözaltına alınıp 16 Haziran’da tutuklanan 16 gazetecinin durumuna da değinen raporun değerlendirme kısmında şöyle denildi: “10 ayın ardından tamamlandı. Savcılık tarafından Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianameye dair henüz bir karar çıkmadı. 28 Mart’tan bu yana iddianameyi inceleyen mahkemenin en kısa sürede duruşma tarihi vererek tutuklu meslektaşlarımızın özgürlüğü noktasında bir karar vermesini bekliyoruz, bu sağlanıncaya kadar da mücadelemizi sürdüreceğimizi belirtiyoruz.”

Rapora yansıyan hak ihlalleri şöyle sıralandı:

*Saldırıya uğrayan gazeteciler: 8

*Evine baskın düzenlenen gazeteciler: 1

*Gözaltına alınan gazeteciler:16

*Tutuklanan gazeteciler:1

*Kötü muameleye maruz kalan gazeteciler:4

*Tehdit edilen gazeteciler:1

*Haber takibi engellenen gazeteciler: 12

*Hakkında Soruşturma Açılan Gazeteciler: 4

*Hakkında Dava Açılan Gazeteciler: 5

*Cezalandırılan Gazeteciler Kişi Sayısı: 3

* Hapis Cezası: 2 yıl

* Para Cezası: 48.746 TL

 

 

#DFGden #hak #ihlali #raporu #gazeteci #saldırıya #uğradı #gazeteci #gözaltına #alındı

Gazeteci Korkmaz ve beraberindekiler savcılığa çıkarılacak

HDP Gençlik Meclisi üyeleri ve Demokratik Modernite dergisi çalışanı Sema Korkmaz’ın da arasında olduğu 18 kişinin emniyet ifadeleri tamamlandı. 18 kişinin gün içinde İstanbul Adliyesi’ne çıkarılması bekleniyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 3 Nisan’da aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi üyeleri ve Demokratik Modernite dergisi çalışanı gazeteci Sema Korkmaz’ın da bulunduğu 18 kişi evlerine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı. 4 gündür Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 18 kişinin dün emniyet ifadeleri alındı.

Futbol turnuvası suç sayıldı

18 kişiye katıldıkları basın açıklamaları, dijital medya paylaşımları ve telefon tapelerinin yanı sıra HDP Gençlik Meclisi’nin düzenlediği Kemal Kurkut Futbol Turnuvası ve pikniğe katılmaları sorularak “Örgüt üyeliği” suçlaması yöneltildi. Emniyet ifadeleri tamamlanan 18 kişinin bugün savcılıkta ifade vermek için Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne çıkarılması bekleniyor.

İSTANBUL

#Gazeteci #Korkmaz #beraberindekiler #savcılığa #çıkarılacak

Gençler 14 Mayıs seçimlerine hazır

14 Mayıs seçimlerinde birlikte olursak mücadeleyi kazanacağız diyen gençler, yaşadıkları sorunların temelinde AKP-MHP iktidarının olduğunu belirtti

Türkiye’de 14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kalırken, siyasi partiler ve ittifaklar seçmenlere dair vaatlerini açıklamaya başladı. AKP’nin 21 yıllık iktidarı döneminde en çok görmezden gelinen kesimlerin başında gelen gençler, sandıkların kurulacağı günü bekliyor. 2023 seçimlerinde oy kullanacak 62.4 milyon seçmenin 13 milyonunu genç seçmen oluşturuyor. 13 milyon seçmenin 6 milyonu ise, ilk kez oy kullanacak. Gençler, seçimlerden beklentilerine dair konuştu.

‘Ekolojik olan partiye oy vereceğiz’

Gelecek kaygısı olmadan yaşamak istediklerini belirten Melisa Akkuş, bu konuda garanti istediklerini söyledi. Gençlerin yaşadığı sorunlardan birinin de iklim krizinin yaratığı “eko anksiyete” olduğunu ifade eden Akkuş, her geçen gün doğanın yok olduğunu dile getirerek, “Gerçekten iklim vaatleri veren, iklim krizine karşı harekete geçeceğini söyleyen partiye oy vermeyi istiyoruz ve gençler olarak çözümü mücadelede buluyoruz. Çünkü mücadele ettikçe ormana dönüşüyoruz ve bu ormanı büyütmek hepimizin elinde” ifadelerini kullandı.

‘Özgürgüce yaşamak istiyoruz’

Türkiye’deki ekonomik krize değinen Resul Hüseyinzade, ekonomik krizin artık yaşam krizine dönüştüğünü söyledi. Bu krizlerin en temel sorununun gençlerin karar sürecinde yer almaması olarak yorumlayan Hüseyinzade, gençlerin artık bir söz hakkına sahip olması gerektiğini dile getirdi. Hüseyinzade, “2050’lerde 40’lı, 45’li yaşlarda olacağım ve ilerde olacak felaketleri ben yaşayacağım. O nedenle gelecek için verilecek kararlarda söz ve karar verme hakkım var” dedi. Her canlının özgürce yaşayabileceği bir ülkede yaşamak istediğini söyleyen Hüseyinzade, seçim gününde özgürlüğü ve birlikteliği sağlayacak partiye oy vermek istediğini ifade etti.

Değişimin ancak gençlikle olabileceğinin altını çizen Damla Yiğit, “Biz gençler birlik olursak ülkeyi değiştireceğiz. Hep birlikte olursak bu mücadeleyi kazanacağız” diye belirtti.

‘Gelecek nesil biziz’

AKP-MHP iktidarının artık rafa kaldırılması gerektiğini belirten Dicle Naz Yaman, gençlere söz verilmesi gerektiğini vurguladı. Yaman, şöyle konuştu: “Geleceği biz kurtaracağız, gelecek nesil biziz. Psikolojik olarak gelecek kaygısına bürünmüş durumdayız. Çözümü gençlere söz hakkı verilmesinde görüyorum.”

Hasan Basri Berker ise, yaşadığı gelecek kaygısının altında yatan en büyük etkenlerden birinin eğitim sistemi olduğunu belirtti. Bu durumun tek sebebinin de hükümet olduğunu kaydeden Berker, yaşamın her alanında eşitsizliği derinleştiren bir hükümetle karşı karşıya olduklarını vurguladı. Berker, “Eşitsizlik Türkiye’de fazlalaştıkça bu gibi eğitim sorunu daha çok artacaktır. Bu ülkede halkın taleplerini gören, taleplerine cevap verebilecek siyasetçiler seçilirse, ülkenin sorunları da çözülür” dedi.

İSTANBUL

#Gençler #Mayıs #seçimlerine #hazır

İHD: Depremden kurtulan Suriyeliler, ötekileştirme enkazı altında kaldı

Depremden kurtulan Suriyelilerin ‘ötekileştirme enkazı’ altında kaldığını belirten İHD, ‘Suriyelilere zaten devlet yardım yapıyor’ algısının olduğunu belirterek belediyelerin buna göre hizmet üretmesi gerektiğini söyledi

Mereş merkezli depremlerde resmi verilere göre, şu ana kadar 50 bin 399 kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yaralandı ve milyonlarca kişi ise evsiz kaldı. Resmi açıklamalara göre, depremin ardından Türkiye’de yaşayan yaklaşık 42 bin Suriyeli ülkelerine döndü. Geri kalan Suriyeliler ise Mersin ve başka illere göç etmek zorunda kaldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, kentte gelen Suriyeli depremzedelerin karşılaştığı sorunlar hakkında bir çalışma yürüttü. Depremden kurtulan Suriyeliler, bu kez de ayrımcı dilin yarattığı ötekileştirme enkazı altında ezildi. Suriyelilerin yaşadığı duruma dikkat çeken İHD Mersin Şube Eşbaşkanı Hakkı Demir, deprem sonrasında da plansız bir göçün yaşandığını aktardı.

Ötekileştirme toplumun geniş kesiminde

“Suriyelilere zaten devlet yardım yapıyor” algısının halkın geniş kesimlerinde yer bulunduğunu ve bu kesimlerde “Biz niye yardım edelim?” tepkisi oluştuğunu vurgulayan Demir, depremle birlikte bu algının gönüllü ekiplerde de göründüğünü söyledi. Demir, “Sivil toplum örgütleri çalışanlarında bile bu algı var. Ne yazık ki çok yanlış bir algı. Durumu iyi olan Suriyeliler zaten kendi başlarının çaresine bakıyorlar ama yoksul Suriyeliler devletin imkanlarından faydalanmıyorlar. Depremle birlikte çok ağır insan hakkı ihlalleri ile karşılaştılar. Linç girişimlerini zaten kamuoyu biliyor. Ne yazık ki Suriyelilere yönelik ötekileştirme toplumun geniş kesiminde; hatta kendisini siyasi, demokrat olarak değerlendiren insanlarda da etkili olmuş” dedi.

Belediyeler dikkat etmeli

Büyük bir enkazı atlatıp gelen insanların kimliklerinden dolayı ötekileştirildiğini ifade eden Demir, bu insanların büyük bir travma yaşadıklarını söyledi. Özellikle belediyelerin hizmet üretirken buna dikkat etmeleri gerektiğini belirten Demir, “Bunu belediye başkanlarına ilettik. Kendini görevlilerinde böyle yaklaşımların olduğunu bunun insan hakkı ihlali olduğunu, böyle bir dil kullanılamayacağını gözlemlerimizi aktardık. Hazırladığımız raporda da bunu açıklayacağız” diye konuştu.

Yurttan çıkarılan Suriyeliler nereye gitti?

Mersin’de Suriyelilerin yurttan çıkarıldığını anımsatan Demir, “Biliyorsunuz, burada Suriyeliler yurttan çıkarıldı. Oraya gittik. Yurt temsilcisine, ‘Buradaki Suriyelilerimiz nereye gitti?’ diye sorduk. ‘Bilmiyoruz’ dediler. AFAD’a sorduk. AFAD yetkilileri de bize bilgi vermediler. Oradan çıkarılan Suriyelilerin nereye gittiklerini ne yazık ki tespit edemedik. Depremle birlikte şunu da gördük ki çok kayıtsız Suriyeli var. Suriye’den Türkiye’ye gelirken nasıl rastgele farklı farklı şehirlere yerleştilerse depremzede Suriyeliler de o bölgeden taşınanlar için de ne yazık ki bir planlama yapılmadı. Depremden kurtulan Suriyeliler, ötekileştirme enkazı altında kaldı maalesef” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#İHD #Depremden #kurtulan #Suriyeliler #ötekileştirme #enkazı #altında #kaldı