Ana Sayfa Blog Sayfa 704

Hata(y)da anakronizm çıkmazı

Hatay ismi, kimin icadı olursa olsun, 85 yıldır yaşanan realiteyi yok sayan anakronik ve GDO’lu bir isimdir. Sığ Hatay ili adı; Antakya ili adının çağrıştırdığı zengin tarihi ve Türkiye’ye kattığı, katacağı, manevi zenginliği, sorumluluğu, yetkiyi, büyük değeri cılızlaştırıyor.

Mevlüd Oruç

Antakya ili; nereden baktığınıza bağlı olarak ismi de cismi de değişir. Mütekebbir “Müesses Nizamın” gözlüğünden Türkiye’de hoşgörünün(!) kenti Hatay ilidir. Hakikatin gözlüğünden ise, Türkiye’de kardeşliğin başkenti Antakya ilidir. Kutsal kitaplarda adı geçen ve işaret edilen, dünyadaki tek şehir Antakya’dır. Antakya ili; Atatürk’ün vefatından sonra Türkiye’ye katılmıştır. Hatay ismi ve bu ismin Atatürk’e dayandırılması, o dönemin siyasi ikliminden kaynaklanan arızi endişe ve kaygıların icadıdır. “Hatay” ismine dokunulmazlık kazandırmak için Atatürk’e mal edilmiş bir öyküdür.  Antakya ilimize ilişkin, artık tarihte kalmış kaygı ve endişeleri, bu zamana taşıyarak, hala varmış gibi (anakronik), uydurulmuş GDO’lu Hatay ismini kullanmaya devam etmek Hata(y)dır. Ayrıca; Hatay ismi, kimin icadı olursa olsun, 85 yıldır yaşanan realiteyi yok sayan anakronik ve GDO’lu bir isimdir. Sığ Hatay ili adı; Antakya ili adının çağrıştırdığı zengin tarihi ve Türkiye’ye kattığı, katacağı, manevi zenginliği, sorumluluğu, yetkiyi, büyük değeri cılızlaştırıyor. Antakya; tarih boyunca medeniyetlerin geçiş kavşağıdır. Bu nedenle birçok inanç, etnik ve kültürel yapı bir arada rengârenk çiçek bahçesi gibi, mozaik oluşturur. Fakat asimilasyon politikaları nedeni ile mozaiğin renkleri çok yoruldu ve soldu. Müesses nizam; anakronik kaygıların ürünü olan, tekçi bakış açısı ile, resmî ideoloji üzerine toplumsal mühendislikle inşa edilmiştir. 1. ve 2. Dünya Savaşı ikliminden kalma, anakronik bölünme kaygıları hezeyan değilse, ırkçılıktır. Yüzüncü yılında dahi, TSE icadı, makbul vatandaşlar için tekçi ölçüler olan tek dil, tek din vb tekçi anlayış, Türkiye’nin ayaklarını bağlayan anakronizmdir.

Nuh’un toplumsal gemisi Antakya

Azalmakta olanlar, bitmemek için direnenler, hala bitirilemeyenler, bitirilenler, yok edilenler, asimile edilenler, inkâr edilenler, makbul vatandaş standardına uymayanlar, numune olarak hala yaşamasına hoşgörü(!) gösterilenlere ilişkin son sığınak, Nuh’un toplumsal gemisi Antakya ilidir. “Kurt puslu havayı sever” derler. Ekolojik ırkçı ayrımcılığın, deprem afetini fırsat olarak görüp “Nuh’un halklar ve inançlar gemisi Antakya’yı” batırmasından kaygılıyız. Müesses nizamın; mevcut deprem kargaşası ve gürültüsü içinde hak gaspı yapmasından kaygılıyız. Olağanüstü hâl kapsamında derin ayrımcılığın uygulamalarından kaygılıyız. İnançların ve etnik yapıların geçim ve yaşam alanlarını darlaştırma, habitatlarını tahrip etme, ekolojik ırkçılık uygulamalarından kaygılıyız. Olağanüstü hâl kapsamında yerleşme ve yapılaşmaya ilişkin CB Kararnamesiyle, vatandaşın malına mülküne çökme, el atma, topraksızlaştırma, Alevisizleştirme, Kürtsüzleştirme, Hıristiyansızlaştırma, Ermenisizleştirme uygulamalarından kaygılıyız. Sermayeyle devletin rant ittifakının daha çok kâr, servet aktarımı, sermaye birikimi amacı ile insansızlaştırma uygulamalarından kaygılıyız.

Jeolojik hareket olan depremin sosyal afete evrilmesinin faili olan ekolojik ırkçı müesses nizamdır. Müesses nizamın sosyal afeti demografik yapıyı tahribat için kullanışlı araç olarak kullanmasından kaygılıyız. Devlet organlarında yerleşmiş ırkçı kanser hücrelerinin, toplumun bünyesinin zayıf düştüğü deprem afetinde, ırkçı ve ayrımcı uygulamalarına karşı herkesi uyanık olmaya davet ediyoruz. On yıllardan beri sistematik asimilasyon uygulamalarından, arta kalan (asimilasyon artığı) kültürel mozaiğin solan renklerini bitirmek için, depremin neden olduğu afeti, fırsata çevirmesinden kaygılıyız. Türkiye’nin son Ermeni köyü Vakıflı, iki elin parmakları kadar kalabilen Antakya Yahudi Cemaati, son dönemde asimilasyon ve göç süreci hızlanan ve sayıları her geçen gün azalan Arap Ortodoks Hristiyan (Nasraniler) Cemiyeti, hızla asimile olan ve çocuklarıyla anadilleri Arapça ile konuşmaya çekinen Arap Aleviler (Nusayriler), Hatay’ın her tarafına dağılan Kürtler, Türkler, Çerkesler, Romanlar, 40 yıl önce Afganistan’dan getirilen Özbekler; Suriyeli mülteciler Antakya ilimizin mozaiğinin parçalarıdır. İnsanlığın her zaman Antakya’ya ihtiyacı var, fakat bu zamanda Antakya’nın, bütün dünya insanlığının duyarlılığına ve hassas davranmasına daha çok ihtiyacı var.

Antakya Yahudi Cemaati

2500 yıldan bu yana Yahudiler, Antakya harmonisinde varlar. Antakya mozaik yapısının önemli bir rengidirler. Antakya Musevi Cemaati; 6 Şubat depremi öncesinde bile, dini törenin yapılabilmesi için 10 Musevi erkeği (Minyan) dahi toplayamayacak kadar sayıları azalmıştı. Antakya Yahudi Toplumu Başkanı Şaul Cenudioğlu ve eşinin depremde vefat etmesi ile sayıları daha da azaldı. Bütün Musevi cemaatinin, Antakya’nın ve ülkemizin başı sağ olsun. Depremde vefat eden herkese Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Yahudi toplumunun, Antakya mozaiğinin dokusundaki renklerini, yerlerini eksik bırakmamalarını dileriz.

Ensar şehir Antakya

Tarih boyunca sadece malların değil, inançların ve medeniyetlerin geçiş kavşağıdır Antakya. Dünyanın her tarafından dini, dili, inancı, rengi, düşüncesi ne olursa olsun kapılarını açmış Ensar şehridir Antakya. İnançlar, uygarlıklar, ideolojiler ergenlik dönemlerinde, Antakya’da pratikte, yaşamda sınanır ve geçer not alarak dünyaya yayılır. Kudüs’te baskı altında olan Hz. İsa’nın havarilerinden Barnabas, Pavlos ve Petrus Antakya’ya hicret eder. Hristiyan adı ilk defa Antakya’da verildi. Hristiyan inanışının tohumu Kudüs’te atıldı ama doğumu Antakya oldu. Hristiyanlık Antakya’dan dünyaya yayılır. Antakya, Hristiyanlığın “Ensar” şehridir, Medine’sidir. Kudüs’ten sonra kurulan ilk kilise olan Saint Pierre Kilisesi Antakya’dadır. Antakya ve tüm Doğu Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin orijinal merkezi Antakya olmasına rağmen, Suriye’de Şam’da faaliyetini yürütmek zorunda bırakılmıştır. Antakya, Samandağ, Altınöz, İskenderun Arap Hıristiyanlar asimilasyon, göç ve ekolojik ırkçılık nedeni ile varlıklarının son demlerini yaşıyorlar. Hıristiyan cemaatinin Hatay mozaiğindeki rengi daim olmalıdır. Hristiyan cemiyeti anadili, inanışı, kilisesi ve Patrikhanesi ile Antakya ve bütün Hatay’da var olmaya devam etmelidir. Bin yıllardan beri Hatay’da ve bütün Anadolu harmonisinin önemli bir parçası olan Ermenilerin sayıları hızla eriyor. Türkiye’deki son Ermeni köyü Hatay’ın Samandağ ilçesinde Vakıflı köyü nüfusu yüz kişi civarında varlığını sürdürmeye çalışıyor. Arap Alevileri dilde ve dinde çift yönlü asimilasyon, inkâr ve baskılardan kurtulabilmek yanılgısı ile oto asimilasyon sürecine girmiş ve artık çocukları ile Arapça konuşmaz olmuştur. Kürtler ülkemizin her tarafında olduğu gibi Hatay’da mozaiğinin önemli bir rengidir. Bütün halkların ve demokrasi güçlerinin, müesses nizamın, anakronik hezeyanlarla her gün yeniden ürettiği, ayrımcı ırkçılığa ve asimilasyona karşı eşitlik, özgürlük, emek ve Demokratik Cumhuriyet mücadelesinde birleşmesi Türkiye toplumunun ihtiyacıdır. Hep birlikte 14 Mayıs’ta en azından Cehennemin kapılarını kapatacağız.

#Hatayda #anakronizm #çıkmazı

Eskişehir’de kadın cinayeti

Eskişehir’de Elena Samsanova, Atila Sarıhan adlı erkek tarafından katledildi

Eskişehir’in Tepebaşı ilçesine bağlı Uluönder Mahallesi’nde 55 yaşındaki Elena Samsanova, Atila Sarıhan tarafından kesici alet ile katledildi. Komşuların sesleri duyarak ihbarda bulunması üzerine olay yerine gelen polis ve sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Elena Samsanova’nın hayatını kaybettiği belirlendi.

Olay esnasında elinden yaralanan Sarıhan ise gözaltına alındı. Ambulansla götürüldüğü Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde tedavi edilen Sarıhan, daha sonra ifadesi için Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi’ne götürüldü.

Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

HABER MERKEZİ

#Eskişehirde #kadın #cinayeti

Şenyaşar ailesinin iftar sofrasına gençler eşlik etti

Adalet Nöbeti’nin 739’uncu gününde Şenyaşar ailesinin iftar sofrasına HDP Gençlik Meclisi, DÖM ve Barikat grubu eşlik etti

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti,739’’uncu gününde devam ediyor. Riha’nın Pirsûs ilçesindeki evlerinden Urfa Adliyesi önüne gelerek, “Şenyaşar ailesi için adalet” pankartı önünde nöbetlerini sürdüren aile, Ramazan Ayı dolayısıyla iftarlarını da burada açıyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi, Demokratik Öğrenci Meclisi (DÖM) ve Amedspor’un Riha Barikat grubu, ailenin iftar sofrasında misafir oldu.

İftar yemeğinin ardından HDP Gençlik Meclisi ve DÖM adına açıklama yapan Muhsin Aydoğdu, “HDP Gençlik Meclisi, DÖM ve Barikat Riha grubu olarak bugün Şenyaşar ailesinin iftar sofrasına ortak olduk. Ailenin adalet mücadelesi sürdükçe ailenin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Ardından konuşan Ferit Şenyaşar ise, bugünkü iftar sofrasına gençliğin konuk olduğunu belirterek, “Gençlik umudumuzdur. Talebimiz adalettir. Adaleti bu coğrafyaya hep beraber getireceğiz” diye konuştu.

RIHA

#Şenyaşar #ailesinin #iftar #sofrasına #gençler #eşlik #etti

Ege Denizi’nde 4,7 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ege Denizi’nde 4,7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

Depremin derinliği 7,99 kilometre olarak ölçüldü.

HABER MERKEZİ

#Ege #Denizinde #büyüklüğünde #deprem

İzmir’de kadınlardan baskı ve tutuklamalara karşı açıklama

Kadınlara yönelik tutuklama, baskı ve katliamlara karşı açıklama yapan kadınlar, ‘Tüm bu zulümler ve erkçi zihniyetin uygulamaları karşısında biz kadınlar; eşit, özgür, doğayla uyum içinde bir yaşamı hep birlikte inşa edeceğiz’ dedi

İzmir Kadın Platformu, iktidarın son dönemlerde kadınlara yönelik uyguladığı baskı politikalarına yönelik Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.

Açıklama yapan KESK İzmir Kadın Meclisi Dönem Sözcüsü Gülsev Sağıroğlu, 21’inci yüzyılın kadın yüzyılı olduğu farkındalığının, kadın öncülüğünün, toplumsallığın ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurguladı. Kadınları hedef alındığını söyleyen Sağıroğlu, “Bu insanlık dışı kapitalist ataerkil sistemi kabul etmeyen biz kadınlar ve LGBTİ+’lar önümüzdeki dönemde yapılacak seçimleri değişim ve dönüşümün bir parçası olduğu öngörüsü ve iradesiyle, kendi yaşamlarımızın karar aşamalarına yansıması için mücadele etmeye devam ediyoruz. Örgütlü kadın gücünün, kendi çıkarlarını zedeleyeceğini çok iyi bilen iktidar ve sermaye ikilisi kadınların çabaları ve direnci karşısında boş durmuyor. İlimizde bir hafta içerisinde, içlerinde birlikte yol yürüdüğümüz, bileşenlerimizden SKM; ÖGK, TJA lı arkadaşlarımızın da olduğu toplam 11 kadın arkadaşımız, uydurma gizli tanık ifadeleriyle evlerine yapılan baskınlar sonucu gözaltına alınarak tutuklandılar” dedi.

‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz’

İktidarın kadınların sesini kısmak istediğini aktaran Sağıroğlu, “Bir kez daha sesleniyoruz: Toplumun ihtiyaçlarını göz önüne alarak ayakta kalmaya, yaşamaya, yaşatmaya çalışan, yaşam üzerindeki eril tahakkümleri teşhir eden kadınları baskı, gözaltı ve tutuklamalarınızla durduramazsınız, susturamazsınız! Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz. Tüm bu zulümler ve erkçi zihniyetin uygulamaları karşısında biz kadınlar; eşit, özgür, doğayla uyum içinde bir yaşamı hep birlikte inşa edeceğiz” diye belirtti.

Öldürmekle, tutuklamalarla, hapsederek kadın mücadelesinin engellenemeyeceğinin altını çizen Sağıroğlu, “Köhnemiş zihniyetin temsilcisi homofobik ve kadın düşmanı ittifaklara da sözümüz: 6284 Sayılı Kanunun tartışmaya açılmasını, önümüzdeki seçimler için pazarlık malzemesi yapılmasını asla kabul etmiyoruz! Yaşasın kadın dayanışması” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#İzmirde #kadınlardan #baskı #tutuklamalara #karşı #açıklama

Koruma kararı olan kadınların bilgileri seçimde gizlenecek

Güvenlikleri nedeniyle 17 Mart’tan sonra adres değiştirmek zorunda kalan, kadın sığınma evlerinden çıkış yapan ya da yeni giriş yapan kadınların, ilçe seçim kuruluna başvuruda bulunması halinde kişisel bilgileri gizlenecek

Milletvekili Genel Seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde 17 Mart tarihinden sonra güvenlikleri nedeniyle adres değiştirmek zorunda kalan, sığınaklardan çıkış yapan ya da yeni giriş yapan kadınların, ilçe seçim kuruluna başvuruda bulunması halinde kişisel bilgileri gizlenecek.

Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı’nın başvurusu üzerine Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararını verdi. Buna göre, koruma kararı bulunan kadın seçmenlerin durumunu ilçe seçim kuruluna bildirilmesi halinde sandık çevresine asılacak olan sandık seçmen listesinde ad ve soyadlarının sadece baş harflerine yer verilecek.

YSK kararı

YSK kararında şu bilgiler yer aldı: “Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Depremden etkilenen ve başka sığınaklara geçişi sağlanan kadınların ve aynı sığınakta kalmaya devam eden kadınların, 17 Mart tarihinden sonra güvenlikleri nedeniyle adres değiştirmek zorunda kalan, sığınaklardan çıkış yapan ya da yeni giriş yapan kadınların nasıl oy kullanmasının nasıl sağlanacağı hususlarında görüş istenilmiş; ‘Koruma kararı bulunan seçmenin, durumunu ilçe seçim kurulu başkanlığına bildirmesi halinde; Sandık Çevresine Asılacak Sandık Seçmen Listesinde; adının ve soyadının ilk harflerine yer verilmesine, adres bilgilerinin, ana adı, baba adının, doğum tarihi ve doğum yeri bilgilerinin tamamının, T.C. Kimlik numarasının ortasında yer alan 5 karakterin ‘*’ işareti ile gizlenmesine, Sandık Kurulunca Kullanılacak Sandık Seçmen Listesinde tüm verilerine tam olarak yer verilmesine, Seçmen sorgulama ekranının bu seçmen yönünden kapatılmasına, ilişkin işlem yapılacağı hususunda seçmene bilgi verilerek onayının alınmasına.”

HABER MERKEZİ

#Koruma #kararı #olan #kadınların #bilgileri #seçimde #gizlenecek

Emniyetten İYİP’e saldırı açıklaması: İnşaat bekçisi hırsız kovalarken ateş etmiş

İstanbul Emniyeti, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına isabet eden kurşunun, ‘inşaat bekçisinin hırsızlık girişimini engellemek amacıyla ateşlediği silahından çıktığını’ iddia etti

Zeytinburnu’ndaki İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına isabet eden kurşunun, ‘inşaat bekçisinin görevli olduğu yerde yaşanan hırsızlık girişimini engellemek amacıyla ateşlediği silahından çıktığı’ iddia edildi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Eski Çırpıcı Yolu Sokak’taki Merter İş Merkezi’nde bulunan İYİ Parti İl Başkanlığının D-100 kara yoluna bakan bölümüne akşam saat 21.30 sıralarında kurşun isabet etmesinin ardından özel ekip kurduğunu açıkladı.

Oluşturulan ekip, kafeteryanın cam bölmesinden girerek koltuğa saplanan kurşunun, yolun karşısından ateşlenen bir silahtan çıktığını öne sürdü.

Olayla ilgili inşaat bekçisi olduğu öğrenilen M.E’nin de gözaltında olduğu ve Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin sürdüğü belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Emniyetten #İYİPe #saldırı #açıklaması #İnşaat #bekçisi #hırsız #kovalarken #ateş #etmiş

Mehmet Uysal: Samandağ’da molozlar boş alan yerine yaşam alanlarına dökülüyor

PSAKD Samandağ Şubesi deprem sürecinde açılarak insanlara yardımları ulaştırmak için çalışmalar yürüttü. Bölgenin demografik yapısını değiştirmek için göç ettirme politikasının uygulandığını belirten PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, “Samandağ’ın birçok boş alanı olmasına rağmen molozlar ısrarla yaşam alanlarına dökülüyor. Bazı bölgeler dere yatağında veya fay hattı üzerinden geçiyor, denilerek boşaltılmak isteniyor” dedi.

6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

AKP-MHP iktidarı, depremden sonra Kürt-Alevi ve Arap Alevilerin yaşadığı bölgenin demografik yapısını değiştirmek ve bölgeyi insansızlaştırmak için tüm hızıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Deprem öncesinde Samandağ’da bulunan Aleviler, PSAKD Genel Merkezi ile şube açılmasıyla ilgili görüşmeler yaparken deprem nedeniyle Samandağ’da şubeleşme gerçekleştirilmeden PSAKD adına çalışmalar yürütüldü ve daha sonrasında resmi olarak PSAKD Samandağ Şubesi açıldı.

PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, depremden sonra yaptıkları çalışmalara ve bölgede uygulanan göç ettirme politikasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

“İNSANLARIN İHTİYAÇLARINA GÖRE YARDIM ULAŞTIRMAYA ÇALIŞTIK”

Deprem sürecinin bir kaos ortamı olduğunu söyleyen PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, “İnsanlar ne yapacağını bilmiyorlardı. İnsanlar ilk başta sığınacak bir yer aradı, o yüzden çadır ihtiyacımız vardı. Ancak bırakın çadır ihtiyacının karşılanmasını hayatını kaybeden insanlara bile ulaşılamadı. Bölgeye AFAD gelmediği için öncelikle enkaz alanlarına gittik ve elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Birkaç gün sonra insanların neye ihtiyaçları var, diye araştırma yaptık ve insanların o dönemde en çok barınma, gıda ve suya ihtiyacı vardı. Bölgeye yardımlar geliyordu ancak insanlık onuruna yakışmayacak bir şekilde dağıtım yapılıyordu, biz de insanların ihtiyaçlarını belirleyerek yardımları ulaştırmaya çalıştık. Deprem olmadan önceki süreçte PSAKD Genel Merkezi ile şubeleşmeyle ilgili görüşmeler yaptık ama o süreçte deprem meydana geldiği için biz PSAKD Genel Merkezi’nden izin almadan Samandağ’da PSAKD adına çalışmalar yürüttük telefonlar çekmediği için depremin ikinci günü bize ulaştılar durumu onlara bildirdik şubeleşme gerçekleşti ve bize ihtiyaçlarının ne olduğunu sordular” dedi.

“MOLOZLAR ISRARLA YAŞAM ALANLARINA DÖKÜLÜYOR”

Bölgenin demografik yapısını değiştirmek için göç ettirme politikasının uygulandığını belirten Uysal, şunları kaydetti:

“Bölgede muhalif ve istenilenlere boyun eğmeyen 130 bin kişilik Alevi nüfusunun bir arada yaşaması egemenleri rahatsız ediyordu. O yüzden bu nüfusu dağıtmak istiyorlardı. Bu nedenle enkazlar kaldırılmıyordu, enkazlar kaldırılsa bile ihaleyi alan şirketlerin kârını düşürmeden yapılmak isteniyor. Samandağ’ın birçok boş alanı olmasına rağmen molozları ısrarla yaşam alanlarına döküyorlar. Bundan sonraki süreç için yetkililer tarafından halka bilgi verilmiyor. Bazı bölgeler dere yatağında veya fay hattı üzerinden geçiyor denilerek boşaltılmak isteniyor. Elimizden geldiğince halkımızla birlikte örgütlü bir şekilde hareket etmeye çalışıyoruz” diye  konuştu.

Cihan BERK/PİRHA

CHP’li Keven, Yozgat’ta Alevi köylerindeki yol sorununu ve ayrımcılığı meclise taşıdı

CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Alevi köyleri Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş’taki yol sorununu meclise taşıyarak, “Bu köylerimizin köy içi kilit taşları yok, yol sorunları devam ediyor. Bu çağda çoluk çocuk çamur içinde yürümek zorundalar. Vatandaşla oy pazarlığı yapmayı bırakın ve hizmet yapın. Bir kez daha uyarıyorum, bu ayrımcılığı tarih unutmayacak” dedi.

Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Alevi köylerinin yol sorunu yüz yıldır devam ediyor. Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirten köy sakinleri, yol sorunlarının hala devam etmesine isyan etmiş ve PİRHA olarak durumu haberleştirmiştik.

CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş köylerinin yol sorununu meclise taşıdı. Köy yollarının çamur içinde olduğunun altını çizen Keven, köylerle oy pazarlığı yapılarak ayrımcılıktan vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.

“OY PAZARLIĞINI BIRAKIN, BU AYRIMCILIĞI TARİH UNUTMAZ”

TBMM Genel Kurulunda söz alan Keven, köy yollarının çamurdan kurtulacağı günleri beklediğini ifade ederek, “Türkiye, bu köylerin yollarına, bu fotoğraflara bir baksın. Bu yollar Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş köylerinin çamurlu yolları ve hala bu köylerin yolları yapılmadı. Bu köylerimizin köy içi kilit taşları yok, yol sorunları devam ediyor. Bu çağda çoluk çocuk çamur içinde yürümek zorundalar. Yozgat’ta kanalizasyonu olmayan köyler var, yolu asfalt olmayan köyler var. Nedenini söylediğim zaman AKP’li arkadaşların zoruna gidiyor. Vatandaşla oy pazarlığı yapmayı bırakın ve hizmet yapın. Bir kez daha uyarıyorum, bu ayrımcılığı tarih unutmayacak. Bu köylerimize söz, o yollar inşallah bu yaz, çamurdan kurtulacak. 14 Mayıs’tan sonra ülkenin her yerinde çiçekler açacak” diye konuştu.

PİRHA/ANKARA

Pazarcıklı depremzede yurttaşlar: Her şeyimiz gitti, bu yaşamak mı?

6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketininin üzerinden haftalar geçmesine karşın, yurttaşların sıkıntıları devam ediyor. Pazarcıklı depremzedeler sıkıntıların devam ettiğin vurgulayarak, “Bu yaşamak mı?” diye sordu.

6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

Deprem felaketinin üzerinden 55 gün geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılırken, yaşam alanlarının yakınlarına kontrölsüzce dökülen molozlar sağlık sorunlara yol açıyor.

Pazarcık’ta yaşama tutunmaya çalışan yurttaşlar, CAN TV mikrofonuna başta barınma ve gıda gibi sıkıntılarının çok olduğunu belirterek, kaldıkları çadırların su altında kaldığını ve bir an önce devletin barınma sorununu çözme çağrısında bulundu.

Depremzede yurttaş, evinin yıkıldığını aktararak, “Her türlü sıkıntı devam ediyor. Devletten istesem bana verecekler mi? Yok!” diyerek yaşadıklarını özetliyor.

Bir başka yurttaş ise, yaşarken öldüklerini belirterek, “Her şeyimiz gitti. Çaresiz bir şekilde bekliyoruz. Bu yaşamak mıdır?” diye soruyor.

PİRHA/MARAŞ