Ana Sayfa Blog Sayfa 706

ABD:Üst düzey IŞİD lideri İdlib’de öldürüldü

ABD, Avrupa’da terör saldırısı düzenlemekten sorumlu üst düzey bir IŞİD lideri olan Halid Ayd Ahmad El Ceburi’nin öldürdüğünü açıkladı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de hava saldırısı düzenlediğini ve Avrupa’da terör saldırısı düzenlemekten sorumlu üst düzey bir IŞİD lideri olan Halid Ayd Ahmad El Ceburi’nin öldürdüğünü açıkladı.

Açıklamada saldırının tam hangi noktaya düzenlendiği belirtilmezken ölen ya da yaralanan sivil olmadığı bilgisi paylaşıldı.

CENTCOM komutanı Michael Kurilla örgütün artık eski gücünde olmamasına rağmen hâlâ bölgede saldırılar düzenleyebildiğini ve bu saldırıları Ortadoğu dışına taşımayı istediğini vurguladı. Öldürülen IŞİD’linin aynı zamanda örgütün liderlik yapısını geliştiren isim olduğunun altını çizen Kurilla bu sebeble de ölümünün IŞİD’in bölge dışı saldırılar düzenleme kapasitesini geçici olarak azaltacağını söyledi.

HABER MERKEZİ

#ABDÜst #düzey #IŞİD #lideri #İdlibde #öldürüldü

Avukatlardan Abdullah Öcalan için yeni görüşme başvurusu

Asrın Hukuk Bürosu avukatları PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne yeniden başvuruda bulundular

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, Raziye Öztürk, Emran Emekçi ve Cengiz Yürekli, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile cezaevindeki diğer tutuklular Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, tüm görüşme başvuruları red edilmişti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Aile görüşüne engel AYM’ye taşındı

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi. Avukatlar, 28 Mart’ta bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulunarak, aile ziyaretleri önündeki hukuka aykırı tüm engellerin kaldırılması ve aile görüşünün yapılmasını talep etti. 29 Mart’ta yanıt veren hakimlik, başvuruyu reddetti. Hakimlik, ret gerekçesinde de Abdullah Öcalan hakkında verilmiş yeni bir disiplin cezasının olduğunu, bu nedenle görüşmenin olamayacağını ileri sürdü. Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.

İtirazlar reddedildi

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 3 Şubat’ta müvekkillerine disiplin cezası iddiasıyla verilen 3 aylık aile görüş yasağının 7 Haziran’da sona ermesiyle geçtiğimiz günlerde Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Avukatlar, yaptıkları başvuruda, disiplin cezası süresinin bittiğini, bundan kaynaklı da aile görüşleri için koyulan tüm engellerin kaldırılmasını ve varsa yeni disiplin cezalarının taraflarına iletilmesini talep etti. Avukatların başvurusuna bir gün sonra cevap veren İnfaz Hakimliği, disiplin cezalarının fiili olarak halen sürdüğünü öne sürerek, avukatların başvurusunu yine reddetti. Avukatlardan yapılan itiraza 23 Haziran’da cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklarla ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 31 Mayıs’ta 3 aylık yeni bir disiplin cezası verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.

Avukat görüş yasağı

Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı.

4 yıldır görüşme engeli

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

Kaynak: MA

#Avukatlardan #Abdullah #Öcalan #için #yeni #görüşme #başvurusu

Molozlara karşı Yaşam Nöbeti: Bizi ölüme mahkum ediyorlar

Samandağ’da tarım alanlarına dökülen molozlara karşı Yaşam Nöbeti başlatıldı. Depremzede Horoz, ‘Deprem yaşadık, evsiz kaldık, şimdi de molozları buraya dökerek, hasta olmamıza neden olacaklar’ diyerek tepki gösterdi

Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Deniz Mahallesi’nde bulunan tarım alanlarına dökülen molozlara karşı dün Yaşam Nöbeti başlatıldı. Halk, “Asbest yönetmeliği” uygulanana ve molozların yaşam alanlarından uzakta, bilimsel raporlara uygun yerlere dökülene kadar hergün Yaşam Nöbeti’nin süreceğini belirtti.

Yaşam Nöbeti’nde yer alan kadınlardan Kübra Suadiye, molozların kaldırılmaya başladığı günden beri yerleşim alanlarına yakın yerlere döküldüğünü söyledi. Bu durumun çadır kentlerde kalan depremzedelerin sağlığını tehlikeye attığını söyleyen Suadiye, “Hem insanları hem de diğer canlıları etkiliyor. Bu molozların tozlar yayılmadan buradan çıkarılmasını, insan hayatının tehlikeye atılmamasını talep ediyoruz. O yüzden burada toplandık, gereğinin yapılmasını istiyoruz” diye konuştu.

‘Bizi ölüme mahkum ediyorlar’

Nilgün Aşkar ise, asbestin kansere neden olduğunu belirterek “Bu korkutucu bir şey. Bu depremde ölmeyen insanların çok kısa sürede sürünerek, çok daha kötü koşullarda ölmesi anlamına geliyor. Bilimsel yöntemler kullanmıyorlar, bizi ölüme mahkum ediyorlar” şeklinde konuştu.

‘Molozları yaşam alanlarımıza dökmesinler’

Topraklarını terketmeyeceğini, ancak molozların yaşamı daha fazla zolaştırdığını söyleyen 75 yaşındaki Mecide Horoz ise, Arapça “Molozların buraya dökülmesini istemiyoruz. Deprem yaşadık, evsiz kaldık, şimdi de molozları buraya dökerek, hasta olmamıza neden olacaklar. Bize molozu mu, bu hastalıkları mı layık görüyorlar? Biz topraklarımızda kalmak istiyoruz. Ben dört ameliyat geçirdim. Bu halimle çadırda kalıyorum. Tek isteğim, bu molozları yaşam alanlarımıza dökmesinler” dedi.

Haber: Müjdat Can/MA

#Molozlara #karşı #Yaşam #Nöbeti #Bizi #ölüme #mahkum #ediyorlar

Wan’da 7’si çocuk 20’ye yakın gözaltı

Wan’da yapılan ev baskınlarında, 7’si çocuk 20’ye yakın kişi gözaltına alındı

Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında, sabah saatlerinde birçok adrese polislerce baskınlar düzenlendi. Baskınlarda 7’si çocuk 20’ye yakın kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar, il emniyet müdürlüğüne götürülürken, gözaltına alınanlar hakkında 24 saat avukat kısıtlılığı getirildiği öğrenildi.

WAN

#Wanda #7si #çocuk #20ye #yakın #gözaltı

Depremin üzerinden 58 gün geçti enkaz altından hala cenazeler çıkartılıyor

Hatay Defne ilçesinin Armutlu ve Gazi mahallelerinde enkaz altından 8 cenaze çıkarıldı

Depremin üzerinden 58 gün geçmesine rağmen halen enkaz altlarından cenazeler çıkarılıyor. Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Armutlu Mahallesi’nde dün Mehmet Akbay apartmanında soyadı öğrenilemeyen Şefik adlı bir erkeğin cenazesi çıkarıldı. Yine aynı apartmanın biraz ilerisinde bulunan binada ise, Zelif Karataş adlı bir kadının cenazesi çıkarıldı.

Gazi Mahallesi Çiçek sokakta süren enkaz kaldırma çalışmalarında ise, eski bir binadan 6 cenaze çıkarıldı. Cenazelerin Suriyelilere ait olduğu öğrenildi.

Her 2 mahallede de halen enkaz altında cenazelerin bulunduğu belirtiliyor.

HATAY

#Depremin #üzerinden #gün #geçti #enkaz #altından #hala #cenazeler #çıkartılıyor

Rusya, BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı’nı devraldı

Rusya, BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı’nı Mozambik’ten devraldı. Rusya’nın başkanlık dönemini kendi lehine kullanacakları iddialarına ilişkin konuşan Nebenzia, ‘Rusya, başkanlığın getirdiği imtiyazları suistimal etmez’ dedi

Rusya, alfabetik sıraya göre 15 üye ülke arasında dönüşümlü olarak üstlenilen Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Başkanlığı’nı Mozambik’ten devraldı. Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, ülkesinin BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı gündemiyle ilgili basın toplantısı düzenledi.

Rusya imtiyazları suistimal etmez

Rusya’nın başkanlık dönemini kendi lehine kullanarak Ukrayna karşıtı propaganda yürüteceği iddialarına ilişkin konuşan Nebenzia, daha önceki dönemlerde olduğu gibi Rusya’nın başkanlığını “profesyonel” bir şekilde yürüteceğini belirterek, “Rusya, başkanlığın getirdiği imtiyazları suistimal etmez. Ulusal duruşumuz ayrı, BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı ayrı bir konu. Biz buna (makama) değer veriyoruz. Aksini iddia edenler taraflı davranıyor” diye konuştu.

Lavrov New York’a gidecek

Nebenzia, “Mevcut BM Güvenlik Konseyi ve dünya düzeni devam ettiği sürece, usul kuralları değişmeyecektir. Başkanlığı hangi ülkenin üstleneceği ise açık bir şekilde belirtilmiştir” ifadelerini kullandı. Nebenzia, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 24-25 Nisan tarihlerinde New York’ta olacağı ve iki BM toplantısının başkanlığını üstleneceği bilgisini paylaştı.

Karşı taraftan talep olması halinde Lavrov’un ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la da bir araya gelebileceğine işaret eden Nebenzia, “isteğin ABD tarafından” gelmesi gerektiğini belirtti.

‘Yakalama karı aptalca’

Diğer taraftan Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM), 18 Mart’ta Ukrayna’da işlenen suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkındaki yakalama kararını “aptalca” olarak nitelendiren Nebenzia, kararın Rusya nezdinde hiçbir hükmü bulunmadığını dile getirdi. Nebenzia, Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’yla ilgili ise BM ve Rusya arasında Rus gıda ve gübre ürünlerinin ihracatına ilişkin imzalanan mutabakat anlaşmasının hükümlerinin yerine getirilmediğini belirtti.

DIŞ HABERLER

#Rusya #Güvenlik #Konseyi #Başkanlığını #devraldı

Bozdağ’ın konuşması sonrası kentsel dönüşüme onay verildi

Antep Bölge İdare Mahkemesi, Bekir Bozdağ konuştuktan sonra Amed’te hayata geçirilmek istenen kentsel dönüşüm projesine dair “yürütmenin durdurulması” yönünde verilen kararı iptal etti

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Amed’in Rezan (Bağlar) Belediyesi’ne atanan AKP’li Hüseyin Beyoğlu’nun girişimi üzerine “riskli alan” ilan edildikten sonra “Kentsel Dönüşüm Alanı” ilan edilen Kaynartepe Mahallesi’ndeki yıkım ve projeye dair karşılıklı yapılan itirazlar sürüyor.

MA’dan Azad Altay’ın haberine göre Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliiği Bakanlığı Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi’nin projenin iptali yönünde verdiği karara karşı “yürütmenin durdurulmasını” istedi. Antep Bölge İdare Mahkemesi ise Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın konuşması sonrası kararı iptal etti.

Bakanlığın itirazı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliiği Bakanlığı, bunun üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf başvurusunda bulundu. Bakanlık, projenin iptaline gerekçe yapılan rapora itiraz etti. Bakanlık, “Bağlar Bölgesi Kentsel Dönüşüm Alanında bütüncül bir planlama yaklaşımının sergilenmediği tespit edilmiştir” yönünde hazırlanan bilirkişi raporunun “maddi ve hukuki dayanağı olmadığını” iddia etti.

Bakanlık, söz konusu gerekçelerle, Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi’nin projenin iptali yönünde verdiği karara karşı “yürütmenin durdurulmasını” istedi.

Antep İstinaf Mahkemesi, bakanlığın iddialarını kabul ederek, Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi’nin kararında yer alan “yürütülmesinin durdurulması” kararını gerektirecek bir nitelik olmadığını iddia etti. İstinaf Mahkemesi, “yürütmenin durdurulması isteminin reddine” oy birliğiyle karar verdi.

Bozdağ mı etkili oldu?

Söz konusu kararın, AKP’nin Amed’te aday olarak göstermeyi planladığı Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açıklamalarının ardından gelmesi dikkat çekti. Bozdağ, 17 Şubat’ta kentsel dönüşüm kararlarına itirazda bulunanlara tepki göstermişti. Bozdağ, “Pek çok yerde vatandaşlarımızın kentsel dönüşüme destek vermemelerini sağlamak maksadıyla protestolar yapan, vatandaşları örgütleyen, ‘Buradan bir tuğla dahi aldırmayız’ diyen pek çok siyasi gördük. Kentsel dönüşümün, Türkiye’nin hayrına olduğunu hepimiz biliyoruz. Bundan sonra da kentsel dönüşümü başarılı şekilde yürütmek ve yönetmek için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Kentsel dönüşüme hep birlikte destek verelim, bu kararların hayata geçmesini hep birlikte sağlayalım. Birileri dava açmak, konuyu yargıya taşımak, işi uzatmak istediği zaman ya da birileri siyasal istismar yapmak istediği zaman bunun karşısında milletçe hep beraber olalım” ifadelerini kullanmıştı.

AMED

#Bozdağın #konuşması #sonrası #kentsel #dönüşüme #onay #verildi

İnfazını tamamlayan Paksoy tahliye edilmiyor

Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mehmet Paksoy, infazını tamamlanasına rağmen ‘örgütsel dille’ konuştuğu gerekçesiyle tahliye edilmiyor

Yaralı halde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde tutulan Mehmet Paksoy, Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 16 yıl 8 ay hapis cezasını tamamlamasına rağmen tahliye edilmiyor. Mezopotamya Ajansı(MA) haberine göre Paksoy, gönderdiği mektupta infazını tamamlamasına rağmen Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla tahliyesinin engellendiğini yazdı.

Tahliyeye 3 kez engel

Eskişehir Cezaevi’nde tutuklu bulunduğunu ve 2022 yılının Şubat ayı itibariyle koşullu salıverilme tarihinin geçtiğini aktaran Paksoy, 3 kez İdare ve Gözlem Kurulu’na çağrıldığını, her defasında “iyi halli” olmadığı gerekçesiyle tahliyesinin engellendiğini belirtti.

Her tahliye engelleme kararını Yargıtay’a taşıdığını söyleyen Paksoy, 4 yıldır bir disiplin cezası almadığını ve daha öncesinde aldığı disiplin cezalarının da infaz edildiğini fakat infaz edilen disiplin cezalarının “iyi halli” olmama kararına gerekçe olarak sunulduğunu ifade etti.

Örgütsel dille konuşma

Paksoy’un tahliyesinin engellendiği 18 Ocak 2023 tarihli raporunda, tahliyesinin engellenmesine şu gerekçeler sıralandı: “Tarafsız koğuşta kalmamak, örgütten bağımsız olduğuna dair irade ortaya koymama, aile dışında kişilerle mektuplaşmak, örgüt mensupları ile mektuplaşmak, örgütsel dille konuşmak, sakıncalı mektup kararlarının olması, örgütsel haberleşmeden kaçınmama, örgütle arasına mesafe koymama, açlık grevi yapması, disiplin cezası alması, arada düzenli ve intizamda bulunmaması, tek tip elbise uygulamasını protesto etmek, pişmanlık beyanında bulunmaması, tahliye talepli dilekçe sunarak kurula çıkmama, sanatsal veya edebi çalışma talebinin olmaması, manevi rehberlik birimi kurs/eğitimlerine katılmama.”

HABER MERKEZİ

#İnfazını #tamamlayan #Paksoy #tahliye #edilmiyor

Bir abisini yitirdi diğerini de kaybetmek istemiyor

Abisi Turgay Deniz’i cezaevinde yitiren Bawer Deniz, tüberküloz hastası tutuklu ağabeyi Ulaş Deniz’in infazının yakılmasına tepki gösterdi

Cezaevlerinde bulunan yüzlerce ağır hasta tutuklu ölümle karşı bırakılırken, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın imzasıyla Ocak ayında yayımlanan “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler” genelgesi siyasi tutuklular için çözüm niteliği taşımıyor. Binlerce hasta tutsağın durumu ciddi risk barındıran cezaevi koşullarında daha da kötüleşirken, söylemde kalan genelge kaygıları artırmaktan öteye gitmiyor.

‘Pişmanlık dayatması’

Cezaevi koşulları nedeniyle hastalığa yakalananlardan tutuklulardan biri de Ulaş Deniz. Kandıra 1 No’lu Kapalı Cezaevi’nde tutulan 20 yıl hapis cezası alan  ve daha önce Tüberküloz hastalığı bulunan Deniz’’in cezaevi koşullarından dolayı hastalığı ilerken ayrıca kalp ve göz hastalıkları başladı. 28 Mart’ta İdare Gözlem Kurulu’na çıkarılan Deniz, “pişmanlık” dayatmasını kabul etmediği için infazı yakılarak, tahliyesi 6 ay ertelendi.

 ‘Birini kaybettim diğerini kaybetmek istemiyorum’

Konuya ilişkin konuşan Deniz’in kardeşi Bawer Deniz, çocukluktan beri kalbinde sorun olan  abisinin gözlerinde de sorun oluştuğunu söyledi. Deniz, “Yaklaşık bir sene önce hastalıklarına rağmen tahliye edilmeyen abim Turgay Deniz’i cezaevinde kaybettik. O da hastaydı ama tahliye etmediler. Bizim için çok zor bir süreçti. Şuan aynı durumu tekrar diğer abim için yaşayacağız diye çok korkuyorum. Sürekli belirsiz bir durum var. Bir abimi kaybettim diğerini de kaybetmek istemiyorum” diye belirtti.

‘Cezaevinde kalabilir raporu’

2 Şubat 2022 tarihinde yaşamını yitiren hastane raporuna ve tüberküloz nedeniyle 12 yıl tüple yaşamasına rağmen tahliye edilmeyen Turgay Deniz’den geriye ise “Hiçbir sığınağım yok. Çarşaflarım ancak haftada bir kere değiştiriyorum. Hastalandığımdan beri çok az uyku yüzü görüyorum. Hayat bana bir yük haline geldi”  notu kaldı. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) abisine yaşamını yitirmeden önce “cezaevinde kalabilir” raporu verdiğini hatırlatan Deniz, ancak fenalaşması üzerine kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiğini belirti.

Anne Gülnaz Deniz de şunları belirtti: “En son Turgay’la yaptığım telefon görüşmesinde ‘Anne beni burada bilinçli bir şekilde öldürüyorlar’ dedi.”

Kaynak: MA

#Bir #abisini #yitirdi #diğerini #kaybetmek #istemiyor

Bazarcixlı depremzedeler konteyner talep ediyor

Bazarcix’taki çadır kentlerde barınan depremzedeler, hijyen sorunlarının devam ettiğini, artması beklenen sıcaklarla birlikte salgın hastalıkların da yayılmasından endişe ettiklerini belirterek konteyner talebinde bulundu

Mereş Bazarcix’ta kurulan çadır kentlerde yaşayan depremzedeler, kurulan tuvaletlerin uzaklığından, hijyen problemleri ve kötü hava koşullarından kaynaklı mağduriyetler yaşıyor. Konteynır talepleri karşılanmayan depremzedeler, artması beklenen hava sıcaklıkları nedeniyle bulaşıcı hastalıkların artmasından endişe ediyor.

Fatih ve Cengiz Topel mahallelerinde kurulan çadır kentlerde kalan depremzedelerden biri olan Mustafa Horoz, tüm varlıklarını evlerine harcadıklarını ve evleri yıkılınca çaresiz kaldıklarını aktardı. Depremden 3-4 gün sonra kendilerine çadır verildiğini belirten Horoz, “İlk 2-3 gün bizim yurtsever insanlarımız el uzattı. Doğunun duyarlı insanı geldi. Dışarıdaki yurtsever insanlarımız desteğini hiç kesmedi. 3’üncü günden sonra devlet sahaya indi, çadırlar kurdu. Fakat devletin yardımını çok geç gördük. Hatta şu an gelen yardımlar da çok yetersiz” diye konuştu.

Koordinasyon merkezine kayyum

Halkların Demokratik Partisi (HDP) öncülüğünde Bazarcix’a bağlı Hasankoca Köyü’nde depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan kriz koordinasyonuna atanan kayyumu hatırlatan Horoz, “Koordinasyonda HDP sorumluları, yetkilileri vardı. O yönden devlet bunu çekemedi. Çekemeyince de kayyım atadı. Devlet koordinasyona kayyım atayınca 2’nci bir mağduriyet yaşandı. Bizi baş başa bıraksaydı, Hasankoca’ya gelen malzemeler tüm Pazarcık’a yetiyordu. Orada yardımlar daha koordineli yürütülüyordu. Bizim gönüllü insanlarımız engelleniyordu. O konuda devlet keşke biz halka karışmasaydı. Biz birbirimize yetiyorduk. O konuda mağduruz ve mağduriyetimiz hala devam ediyor” ifadelerini kullandı.

‘Konteynır kent talep ediyoruz’

Depremin 56’ncı gününe rağmen hala banyo, tuvalet ve su sıkıntısı çektiklerini söyleyen Horoz, “Yemek konusunda da sıkıntı var. Halk kendi kaderine terk edilmiş gibi. Durum kötü yani. Gerçekten deprem anında insanlar çok mağdur oldu. Artık bunun sonu nereye gider, bilmiyorum” diye konuştu. Devletin bulundukları Aşağı Bazarcix’a değil de yukarı Bazarcix’a konteyner kent yaptığını ve aşağıdakileri de yukarıya yönlendirdiğini aktaran Horoz, konteyner kentlerinde yetersiz olduğunu belirterek, “Hasankocalar ile Memişkahya köyleri arasındaki alanda devletin henüz konteyner konusunda her hangi bir çalışması yok. Bu da büyük bir mağduriyet. Aşağı Bazarcix için de konteynır kent talep ediyoruz. Çünkü biz bu bölgede yaşıyoruz ve iş alanımız bu bölgede” diye belirtti.

Konteyner talebine ‘kaynananda kal’ cevabı

Kendilerine konteyner verilmediğini belirten Remziye Zorba ise, kaymakamlığa giderek konteyner talebinde bulunduğunu fakat kendisine, “Adresiniz bir olduğu için kaynanana çıkar, sana çıkmaz” denildiğini aktardı. Horoz, “Zor günler yaşadık. Tuvalet sorunları oluyor. Tuvaletler biraz uzak. Şartlar gerçekten çok zor. Konteynıra geçersek güzel olur. Konteyner küçük. Nasıl kaynanamla bir oturayım? Bu yaşantı çok zor. Dayanılacak gibi değil. Bundan sonra da yaz gelecek. Uyuz bulaşır, hastalıklar ortaya çıkar. Çadırda nasıl dayanacağız bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

Yardımlar azaldı

Yardımların önceki kadar gelmediğini ve yavaş yavaş kesildiğini belirten Zorba, kışın kötü hava koşullarını bir şekilde atlattıklarını, fakat yaz mevsiminin kendileri için çok zor olacağını söyledi. “Herkes gidecek, konteynırı olmayan ne yapacak? Tekrar hayata terk edilmiş mi olacak?” diye soran Zorba, “Ben konteynır talep ediyorum. Çok zor, yaşayan bilir. Nasıl olacak bilmiyorum? 60 gündür psikolojim bozuk, kendime gelemedim” şeklinde konuştu.

Çok para toplandı ama yardım yok

Mustafa Kasarca ise, kendilerine bir hafta sonra verilen çadırda soğuk havadan kaynaklı çok zorlandıklarını ifade ederek, “Susuz, aç ve odunsuz kaldık. Çok ızdırap çektik. Bugün 54 gündür çadırlarda kalıyoruz ve hala çok zorluk yaşıyoruz. Mağduriyetimiz çok. Türkiye’ye çok para geldi ama bize veren yok. Benim evimin 4-5 sütünü kırılmış. Eğer devlet evi yıkmazsa tamir edeceğiz. En azından 500 bin TL para gider. Ben bu parayı nereden getireyim?” diye sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın depremzedelere vereceğinden söz ettiği 10 bin TL’yi kendisinin alamadığını belirten Kasarca, 2 defa Kaymakamlığa gittiğini ve “Neden herkese çıktı, bana çıkmadı?” diye sorduğunu fakat bir sonuç alamadığını aktardı. Kasarca, “Ben devletten ne talep edeceğim? Benim kütüğüm belli Pazarcık’ta. Devlet beni bilmiyor mu? Nüfusta yok mu ismimiz? Birkaç gün sonra bizim kağıtlarımız gelecek, oy kullanacağız. Onu biliyorlar da bunu bilmiyorlar mı?” diyerek tepki gösterdi.

‘Hiç yardım almadık’

Depremin ilk 6 günü eşiyle birlikte karın altında kaldıklarını ve kimsenin yardıma gelmediğini belirten Hatice Balçin ise, şunları kaydetti: “6 gün boyunca karla, yağmurun altındaydık. Ne devlet ne AFAD ne yardım. Hiç kimse gelmedi yanımıza. Hiç bir şeyimiz yok. Hiç yardım almadık. Bizim eve sağlam, kolonlarında ‘Bir şey yok’ diyorlar. Ama duvarlar harap olmuş. Eşyalarımız duruyor. Çıkaracak paramız yok. 5-10 kişi geliyorlar, 20 bin TL alıyorlar. Biz nereden getirelim? Ben konteyner talep ediyorum. Eşim hasta, ben hastayım. Belimde, omuzlarımda platin var.”

Haber: Rukiye Adıgüzel/ MA

#Bazarcixlı #depremzedeler #konteyner #talep #ediyor