Ana Sayfa Blog Sayfa 706

‘Erdoğan’a dokunsalar kafa keseriz’ diyen Hizbullahçı serbest !

Verdiği bir sokak röportajında ‘Biz Hizbullahçıyız, Erdoğan’a dokunsalar kafalarını keseceğiz‘ diyen İsmail Cevher Kasımoğlu tepkiler üzerine gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı

Êlih’te (Batman) sokakta verdiği bir röportajda “Biz Hizbullahçıyız. Erdoğan’a dokunsalar kafalarını keseceğiz” sözleriyle muhalefeti tehdit eden İsmail Cevher Kasımoğlu, gelen tepkiler üzerine “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesiyle başlatılan soruşturma kapsamında dün gözaltına alınmıştı.

Batman İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Kasımoğlu, buradaki işlemlerinin ardından Batman Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılık ifadesi ardından Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderilen Kasımoğlu, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

ÊLİH

#Erdoğana #dokunsalar #kafa #keseriz #diyen #Hizbullahçı #serbest

Sular zehirlenecek, türler yok edilecek

Kaçkar Dağları coğrafyasında Demir Export şirketi tarafından bakır ve çinko madeni işletmeye açıldı

Koç Holding’e bağlı Demir Export şirketinin İspir Bakır Çinko İşletmesi, Türkiye’nin en yüksek rakımlı madeni olarak etiketlenen ve 2 bin 300 metre rakımda eski Ermenice adı Vank yani Manastır olan Ulutaş köyü coğrafyasında bulunmaktadır. Köy Erzurum’a bağlı olmasına karşın aslında Karadeniz dağlarında yer almaktadır. Madenin hemen altında kalan Vank Deresi Kaçkar Dağları’ndan beslenen akarsularla birleşerek Çoruh Nehri’ne karışmaktadır.

Su havzası zehirlenecek

Doğa harikası bir yer ve aynı zamanda büyük bir su havzası olan maden sahasında, 5.5 milyon ton cevherin bulunduğu ve yılda ortalama 1 milyon ton cevher ile 16 milyon ton pasanın açık ocak yöntemi ile üretileceği belirtiliyor. Madende üretim 2023 Mart ayı başında başladı ve ilk ürünün 13 Nisan’da elde edeceği açıklandı. 1.000.000 ton kapasiteli tesisinde flotasyon yöntemi ile yıllık ortalama yüzde 25 tenörlü 26 bin ton bakır ve yüzde 52 tenörlü 51 bin ton çinko konsantresi elde edileceği belirtiliyor.

65 metre yükseklikte atık barajı

Demir Export AŞ maden sahasını 2012 yılının Mart Ayında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından gerçekleştirilen 103. grup ihale ile elde etti. 2012 yılının Haziran ayından itibaren sahada çalışmalarını sürdüren şirket 2022 Mart ayında 65 metrelik gövde yüksekliği ile işletmenin atık barajı inşaatına başlamıştı. Ortalama yüzde 1 bakır ve yüzde 3,5 çinko içeriğine sahip olduğu iddia edilen 5,5 milyon ton cevheri 7 yıl boyunca işleyerek bakır ve çinko konsantreleri üretmeye başladı.

Tesis bölge için büyük tehdit

Şirket, 2012-2019 yılları arasında 5.000 m hidrojeolojik ve jeoteknik sondaj ile birlikte 277 lokasyonda 45.000 m arama sondajı gerçekleştirdi. Bölge birçok endemik tür olan bitki ve hayvanların yaşam alanı olması ise büyük bir yıkımın habercisiydi. 2016 yılında ÇED olumlu kararı verilen maden atık barajıyla bölge için büyük tehdit oluştururken, aynı zamanda açık ocak yöntemiyle yerle bir edilecek maden sahasında ve çevresinde canlı türler yok edilecek. Aynı zamanda madenin atık havuzundan bölgeye yayılma olasılığı yüksek olan zehirli atıkların sulara karışma tehlikesi bulunmaktadır.

Kimyasallar çevreye yayılacak

Bakır ve çinko elde etmek için uygulanan Flotasyan ve İzabe süreçleri, hem havayı hem de suları kirletme özelliğine sahiptir. Atmosfere nüfuz eden bu tesislerde oluşan sülfürik asit bölgede ciddi boyutlarda asit yağmuru üretir. İşlem sonrası ortaya çıkan tehlikeli atık sahaları her koşulda yeraltı suyuna sızar. Bu tesiste ve maden sahasında ortaya çıkan çinko gibi madenleri içeren tozlar soluduğumuz havayla akciğerlerimize kadar ulaşır. Yapılan işlemle birlikte işletme bacalarından salınabilen ve çevredeki ortamları kirletebilen kurşun ve arsenik dışında sülfürik asit ve siyanür gibi ağır metaller içeren kimyasallar kullanılacağı ve her koşulda bulunduğu bölgeyi yerle bir edip kirleterek zehirleyeceği bilinmektedir.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Sular #zehirlenecek #türler #yok #edilecek

23 siyasetçinin tutuklanmasına tepki: Adeta bir tiyatro

Pirsûs’ta ev baskınlarıyla gözaltına alınan siyasetçilerden 23’ünün tutuklanması protesto edildi.

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 27 Mart’ta yapılan ev baskınlarında aralarında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilçe eşbaşkanlarının da olduğu 23 kişinin tutuklanması protesto edildi. Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde yapılan basın açıklamasına Özgür Kadın Hareketi (TJA), HDP, DBP ve Yeşil Sol Parti yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

Açıklamada konuşan HDP Riha Milletvekili Ömer Öcalan, kentte deprem ve sel afetleri yaşandığını hatırlatarak, kenti yönetenlerin buna çözüm bulmak yerine partilerine komplo kurmakla meşgul olduklarını söyledi.

Tutuklanan arkadaşlarının sadece siyasi parti çalışmaları yürüttüğünü kaydeden Öcalan, “Arkadaşlarımız muhalefet yapıyorlardı. Fakat büyük bir oyun ve komployla yıllar önce yapılan siyasi faaliyetler nedeniyle operasyon çekiliyor. Adeta bir tiyatro sergiliyorlar. Asıl görevleri bu şehri yönetmek ve bu şehrin güvenliğini almak olan kurumlar, siyasi parti faaliyetlerimizi engellemek istiyorlar” diye konuştu.

TEM şubenin operasyon yapmadan önce dosyayı alacak olan savcıyı ve hakimi özel olarak ayarladığını ve ardından operasyon yaptığına dikkat çeken Öcalan, “Hepsini denk getirdikten sonra operasyon yapıyor. TEM, arkadaşlarımıza, ‘Biz iyi oynarız’ diyor. Bunu açık bir şekilde söylüyorlar. Şimdi biz hukuka, adalete nasıl güvenelim? Bu adaletin bu kente yürümediğine inanıyoruz. Eğer adalet olsaydı Emine Şenyaşar ve Ferit Şenyaşar iki yıl boyunca adliye önünde adalet aramazdı. Adalet sarayı adalet dağıtsaydı, insanları öldürenleri hâkim karşısına çıkarırdı. Biz bunları kabul etmeyeceğiz. Asla baskılara boyun eğmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kitle, açıklamanın ardından “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganıyla dağıldı.

RIHA

#siyasetçinin #tutuklanmasına #tepki #Adeta #bir #tiyatro

Tutuklu gazeteci Ziya Ataman: Güneş yüzü görmüyoruz

Tutuklu gazeteci Ziya Ataman Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşadığı ağır tecrit koşularını anlattı

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Ziya Ataman, tutulduğu Erzurum Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’ne (DFG) bir mektup yazarak, yaşadığı  ağır tecrit koşullarını anlattı.

‘Aynaya bakınca insan olduğumu hatırlıyorum’

Gazeteci Ataman “Sizlere yazmamdaki gayem, birçok defa dillendirdiğimiz, avazımızın yırtınmasına rağmen duyuramadığımız hak ihlalleri nedeniyle yazıyorum” diyerek başladığı mektubunda, “Malumunuzdur ki yeni oluşturulan bu tip cezaevi sistemi her yanıyla hak ihlali kokuyor. Muştuyla kurdelesi kesilen insan karşıtı bu yerde 7 ayımı doldurmak üzereyim. Bazen aynadaki yansımım aracılığıyla insan olduğumu hatırlar oluyorum. Ağır hükümlü ve yankı uyandırmış vakalarıyla gündeme gelenlerin barındırılacağı bir yer olacağı söylenmişse de, daha davası devam eden ya da hükümlü (tutuklu statüsündedir) olanları, bu söylemlerine rağmen burada tutuyorlar (bunların çoğu süreli cezaları.) Sadece söylem değil ağır bir tecrit politikasıyla da yüz yüzeyiz” dedi.

‘Güneş yüzü görmüyoruz’

Güneş yüzü görmediklerini belirten Ataman, “Güneş yüzü görmüyoruz’ söylemine beton dökülmüş olup, sabit kulluğumuz kurumaya bırakılmıştır! İyileştirmeler bekliyorken, avlu saatimiz azaltılıyor; her hafta yapılan aramalarla var olan düzen ve huzurumuz bozuluyor; kimi personelin ideolojik yaklaşımıyla tartışma olup, tutanak tutuluyor; İdare Gözlem Kurulu var olduğumuzu unutuyor; idareciler taleplerimizin çoğunu reddediyor. Ve bunlar oluyorken hiçbir gerekçe sunulmuyor. Hiçbir kapı aralanmıyor. Aralanan kapılardan ise medet umuyoruz. Duyuruyoruz sesimizi ama duyan olmuyor. Ve bunlar sadece birkaç olumsuz olanlardır” ifadelerini kullandı.

‘Sesimizi duyurmak istedim’

Ataman, mektubunu şöyle bitirdi:

“Sevgili meslektaşlarım, sizlere yoğun olduğunuz bir süreçte yazdığımın farkındayım. Yalnız, bizlere farz kıldırmak istenen yoğun yalnızlık ve çaresizlik hissi, vicdanıma, onuruma ve tabii hakkıma engel olamayacağı gibi tesir de edemeyecektir. Bu hakla bir kez daha sesimi ve sesimizi duyurmak istedim. Beş adımlık kafes görünümlü hücremden selamlıyorum sizleri. Sağlıcakla kalın, kolaylıklar diliyorum.”

ERZİROM

#Tutuklu #gazeteci #Ziya #Ataman #Güneş #yüzü #görmüyoruz

Halkların Ortak Partisi:Yeşil Sol Parti

 

HEP, ÖZDEP, DEP, HADEP, DEHAP, ÖP, DTP, BDP ve HDP. Bunlar sırasıyla Kürtlerin Türkiye’de kurmuş oldukları siyasi partiler.

Bir göz atalım Kürtlerin ve halkların ortak noktası olan siyasi partilere.

1990 yılında Halkın Emek Partisi ile başlayan Kürt siyaseti serüveninde 2009 yılına kadar 7 parti mahkeme kararıyla kapatıldı, 2 parti kendini feshetti. Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasından 12 yıl sonra bu kez HDP kapatılabilir.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından dağılmak zorunda kalan Kürt siyaseti, 10 yıl aradan sonra yeniden siyaset sahnesine çıktı.Halkın Emek Partisi (HEP) ile birlikte Kürt sorunu çevresinde toplanan isimler tarafından 7 Haziran 1990’da (HEP) kuruldu.

HEP’in kapatılma ihtimali belirince, 25 Haziran 1992’de Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) kuruldu. Bu sırada 3 Temmuz 1992’de HEP’e kapatma davası açıldı. Dava 14 Eylül 1993’te HEP’in kapatılmasıyla sonuçlandı. Kürt siyaseti bu olayla ilk kez parti kapatmayla tanışmış oldu. HEP’in yedeği olarak kurulan ÖZDEP hakkında da kapatma davası açıldı.

Kürt siyasetinin HEP’in ardından kurduğu üçüncü parti Demokrasi Partisi (DEP) oldu. 7 Mayıs 1993’te Yaşar Kaya’nın başkanlığında kurulan DEP’in ilk milletvekilleri SHP listesinden meclise giren isimler oldu.
DEP’in kapatma davası sürerken, Kürt siyaseti 11 Mayıs 1994’de Murat Bozlak başkanlığında Halkın Demokrasi Partisi’ni (HADEP) kurdu.

29 Ocak 1999’da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HADEP’in kapatılması için, Anayasa Mahkemesi’ne iddianame sundu. Ayrıca partinin 18 Nisan seçimlerine katılmaması için de Anayasa Mahkemesi’nden önlem alınmasını istedi.

13 Mart 2003’te Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, DEHAP hakkında Anayasa Mahkemesi’nde, “örgütlenmesi tamamlamadan seçimlere girdiği” iddiasıyla kapatma davası açtı.

Demokratik Toplum Partisi (DTP) kuruldu. DTP’nin kurulmasıyla birlikte ilk kez Türkiye’de bir siyasi parti eş genel başkanlık sistemine geçti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, 16 Kasım 2007’de DTP hakkında kapatma davası açtı. DTP 11 Aralık 2009’da Anayasa Mahkemesi tarafından Kürt siyasetinin kapatılan son partisi oldu.

Kürt siyaseti DTP’nin kapatılmasının ardından Barış ve Demokrasi Partisi’ni (BDP) kurdu.

28 Nisan 2014’de BDP milletvekilleri HDP’ye geçse de belediye başkanları ve yerel yöneticiler BDP de kaldı. BDP 11 Temmuz 2014’teki 3. Olağan Kongresi’nde Demokratik Bölgeler Partisi adını aldı.

Geldiğimiz son süreçte HDP’nin de kapatılma riskiyle karşı karşıya kalması ile birlikte 2012 yılından beri 48 il ve 212 ilçe örgütlenmesi ile seçimlere katılma hakkı kazanan Yeşil Sol Parti Halkların ortak zemini olma yolunda lokomotif olacaktır. İsimler değişiyor fakat düşünceler asla..

Kısaca Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni tanımak gerekirse;

Yeşil Sol Parti 25 Kasım 2012 tarihinde Eşitlik ve Demokrasi Partisi ile Yeşiller Partisi’nin birleşmesiyle kurulan ve Türkiye’de faaliyet gösteren bir siyasi partidir. Parti, kendini yeşil siyaset üzerine kurulu ve “sol özgürlükçü” fikirleri ağırlıkla benimseyen bir siyasi parti olarak tanımlamaktadır.

Halkların, ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, sol ve sosyalist düşüncenin temsili olma yolunda kurulan parti bir anda Türkiye gündemine taşındı. Geçtiğimiz gün Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Ankara’da bulunan bir otelde Seçim Beyannamesi’ni açıkladı.

Bunun yanı sıra bilindik isimlerin de YDS çatısı altında aday adaylıklarını açıkladı. Türkiye kamuoyunun “Ayşe Öğretmen” olarak tanıdığı (Ayşe Çelik) bu isimlerden birisi. Katıldığı televizyon programında “Çocuklar ölmesin” dediği için yargılanan ve tutuklanan Ayşe Öğretmen, aday adaylığı başvurusunda bulundu.

Bir diğer yakından tanıyacağınız isim ise Kerem Fırtına oldu. Sol sosyalist düşünceye sahip Fırtına da Yeşil Sol Parti’den aday adayı oldu. Bu isimleri içerisinde barındırıyor olması Yeşil sol Parti’ye güç katacaktır. Yeşil Sol Parti bu duruşu ile tam da dediğimiz gibi halkların ortak partisi modelini hiç şüphesiz gerçekleştirecek umut olmaya devam edecektir.

Yeşil Sol Parti amblemindeki yeşeren ağaç güneş ve insan figürler ile koca bir seçim beyannamesini tek bir logoya sığdırdı umarım 14 mayısta umudun filizlendiği günleri hep birlikte görürüz.

 

Amedspor’un yeni teknik direktörü Bülent Akan

Teknik direktör Bülent Akan, Amedspor’la anlaştı. Amedspor, geçtiğimiz günlerde Ahmet Yıldırım ve ekibi ile karşılıklı anlaşarak yolları ayırmıştı

Amedspor, Ahmet Yıldırım’dan boşalan teknik direktörlük görevi için Bülent Akan ile anlaşmaya vardı. Son olarak Karacabey Belediyespor takımını çalıştıran teknik direktör Bülent Akan için düzenlenen imza törenine Kulüp Başkanı Selahattin Yıldırım katıldı.

Önceki hafta kendi sahasında Çorumspor’a 2-0 mağlup olan Amedspor, teknik direktör Ahmet Yıldırım ve ekibi ile karşılıklı anlaşılarak yolları ayırmıştı

AMED

#Amedsporun #yeni #teknik #direktörü #Bülent #Akan

Adliyedeki şüpheli ölüme dair ÖHD ve İHD’den rapor

ÖHD ve İHD Colemêrg şubeleri, Ocak ayında adliye binasında intihar ettiği iddia edilen Ferhat Atılgan’ın ölümüne dair hazırladığı raporu açıkladı. Raporda, resmi kurumların aydınlatıcı bilgi vermediği ifade edilerek olayın ortaya çıkarılması istendi

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde 20 Ocak’ta ifade vermek için adliyeye giden 26 yaşındaki Ferhat Atılgan’ın , tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildiğini öğrendikten sonra adliyenin 3’üncü katından atlayarak intihar ettiği iddia edildi. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) şüpheli ölüme dair hazırladığı raporu açıkladı.

Yargılama ilkesi ihlal edildi

Olayın aydınlatılması istenen raporda, Atılgan’ın tespit edilen herhangi bir zorbalığa maruz kalmadan ifadeye gittiği belirtilerek, “Ancak şahsa dair yürütülen soruşturma hukukun genel ilkelerinden olan ‘Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesi’ söz konusu soruşturmada ihlal edilmiştir. Avukatın, dosya inceleme talebinin bulunmaması, savcı M.K.’nin ifade sırasında dosyaya yeni delil girdiğini söyledikten sonra ifadeye ara verip müvekkili bilgilendirmemesi, şüpheli açısından silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlaline yol açmıştır” denildi.

Hukuka güven kalmadı

Raporda, “Bölgede tutuklamanın bir tedbir olmaktan çıkıp bir cezalandırma aracına dönüşmesi ve çoğu zaman ilk başvurulan tedbir olarak var olması yadsınamaz bir gerçektir. Bu durum vatandaşların adalete olan güvenini sarsmaktadır. Adil yargılanma hakkı ve kişi güvenliği gibi ilkeler, adil bir toplumsal sistemin oluşmasında olmazsa olmaz ilkelerdir. Demokratik devlet düzenlerinde kişi güvenliği, demokratik düzenin temel varlık nedeni olarak kabul edilir. Hukukun temel işlevi, demokratik devlet düzeninde kişiye kendini güvende hissedeceği bir düzen oluşturmaktır. Bu düzen içerisinde yargı makamları çok önemli bir role ve işleve sahiptir. Bu sebeple yargı makamlarının hukuka güvenin tesisi açısından güvenlikçi bakış açısından çok özgürlükçü bir bakış açısıyla yaklaşım göstermesi gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

Bilgi verilmedi

Savcılığın hukuka aykırı delil oluşturduğuna dikkat çekilen raporda, “Yaşanan olay neticesinde hiçbir resmi kurumdan konuya dair aydınlatıcı bir açıklamanın yapılmamıştır. Olay, toplumda belirsizlik hali alması neticesini doğurmuştur” diye kaydedildi.

COLEMÊRG

 

#Adliyedeki #şüpheli #ölüme #dair #ÖHD #İHDden #rapor

Anne ve çocuğun şüpheli ölümü

Ümraniye ilçesinde Merve Erten ve 3 yaşındaki oğlu şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi

İstanbul’un Ümraniye ilçesinde 30 Mart akşam saatlerin de Merve Erten’in, 3 yaşındaki oğlu ile birlikte evde intihar ettiği ileri sürüldü.

Erten‘in evli olduğu Mehmet Erten eve gelerek eşi ve çocuğunu ölü gördüğü bunun üzerine polis ve sağlık ekiplerine haber verdiği iddia edildi.

Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı

Eve gelen sağlık ekipleri olay yerinde yaşamını yitiren Merve Erten ve çocuğunun cenazesi Adli Tıp Kurumu’na kaldırdı.

İSTANBUL

#Anne #çocuğun #şüpheli #ölümü

AYM’den KHK iptali

CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığı 7092 sayılı OHAL KHK’si iptal edildi

CHP, OHAL düzenlemesinin Anayasa’nın başlangıç kısmı ile 25 maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 7092 sayılı OHAL KHK’sinin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un iptalini isteyen CHP’ye AYM’den olumlu yanıt geldi.

Birgün’de yer alan habere göre; 7092 Sayılı KHK kapsamında, “terör örgütleri ile mensubiyetleri bulunması” kişilerin memuriyetten kesin ihraçlarına gerekçe olarak gösterildi. Bu kararın yürürlüğe girmesinin ardından yurttaşların mahkeme kararı olmadan, soyut gerekçelerle memuriyetten atılmalarının önü açıldı.

AYM’nin iptal kararı verdiği bir diğer düzenleme de, terör örgütleri ile “bağlantısı” bulunduğu öne sürülen kurum ve kuruluşların kapatılması hakkında oldu. AKP, kapattığı kuruluşların mallarını Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devretti. Ayrıca bu kişilerin Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden herhangi bir hak talep edemeyeceği hüküm altına alındı. AYM, bu düzenlemeyi de Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

HABER MERKEZİ

 

#AYMden #KHK #iptali

TTB pandemi nedeniyle hayatını kaybeden sağlıkçıları andı

TTB Amed ve İzmir’de, koronavirüs salgını döneminde yaşamını yitiren sağlık emekçilerini andı

İzmir Tabip Odası, koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde hayatını kaybeden sağlık emekçilerini anmak için Bostanlı Sağlık Çalışanları Saygı Anıtı önünde açıklama yaptı. Açıklamada, pandemi döneminde İzmir’de yaşamını yitiren sağlık emekçilerinin fotoğrafları taşındı ve anıları için saygı duruşunda bulunuldu.

Sağlıkta koşullar ağırlaştı

İzmir Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak, salgın nedeniyle milyonlarca insanın yaşamını yitirdiğini anımsattı. Kaynak, bu dönemde yoksulların daha da yoksullaştığını, hekim ve sağlık çalışanlarının yaşamının daha da ağır koşullarda devam ettiğini söyledi. Kaynak, “Pandemiden kaynaklı ülkemizde 557 sağlık çalışanını kaybettik. Bu kayıpların 280’i ise hekim ve diş hekimi idi. Bu salgının bu derece ağır atlatılmakla birlikte, daha ağırından korunduk ise iktidarın becerisiyle değil sağlık çalışanlarının çabasıyla oldu” diye belirtti.

Amed

Amed Sağlık Platformu, “1 Nisan COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü” dolayısıyla Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’nde basın toplantısı düzenledi. Çok sayıda hekim ve sağlık çalışanının katıldığı toplantıda konuşan Amed Tabipler Odası Başkanı Elif Turan, iktidarın sağlık politikalarını eleştirdi.

Türkiye’nin gerek COVID-19 pandemisinde gerekse diğer afetlerde hazırlıksız olduğunu, sürecin yönetilmediğini ve bu durumun kırılgan, piyasacı sağlık sistemiyle birleşerek kayıpları yükselttiğine dikkati çeken Turan, “Pandemi nedeniyle Türkiye’de ilk kaybettiğimiz meslektaşımızın ölüm günü olan 1 Nisan; TTB 72’nci Büyük Kongresi’nde karar alınarak ‘COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü’ ilan edildi. Aktif görev yapmaktayken COVID-19 pandemisi nedeniyle yitirdiğimiz 176’sı hekim, 513 sağlık emekçisini ve 6 Şubat depremleri nedeniyle yitirdiğimiz 103’ü hekim, 449 sağlık emekçisini saygıyla anıyoruz” diye konuştu.

HABER MEKREZİ

 

#TTB #pandemi #nedeniyle #hayatını #kaybeden #sağlıkçıları #andı