Ana Sayfa Blog Sayfa 716

Hevsel Bahçeleri ve Dicle Nehri için açıklama

Hevsel Bahçeleri ve Dicle Nehri’nde yaşanan ekolojik kırıma dikkat çeken Ekoloji Derneği ve Amed Emek ve Demokrasi Platformu, yetkili ve sorumluları bu talanı bir an önce durdurmaya çağırdı

Amed Emek ve Demokrasi Platformu, Ekoloji Derneği üyeleri ve bir çok kuruluşun katılımıyla Keçi burcunda Hevsel’deki ekokırıma dikkat çekmek amacıyla açıklama yaptı. Açıklamada “Dicle özgür aksın, Hewsel reyhan koksun, Hewsel yek e tune neke” pankartı açılırken “Bijî berxwedana Hewselê”, “Destê xo kaşbikerî Hewselê Ra”, “Unesco Bunesco”, Hewsel Amed’in nefesidir dövizleri taşındı.

Açıklamayı okuyan Ekoloji Derneği üyelerinden Leyla Çite, “8 bin yıllık toplumsal hafızaya sahip Hevsel Bahçeleri’nin, çevresindeki Surları ve bağrından geçen Dicle vadisiyle tarımsal değerinin yanı sıra kültürel ve tarihi olarak da özgün bir yeri vardır” dedi.

Sistematik talan

Çite, toplum ve doğanın uyum mekanı olan Hevsel bahçelerinin yaklaşık 10 yıldır sistematik bir talana maruz bırakıldığını belirterek, “Kent için adeta oksijen merkezi olan hevsel bahçelerinde; Sucul ve orman ekosistemiyle 28 tanesi endemik olmak üzere 51 balık ve 200 den fazla kuş türü tespit edilmiştir. Çeşitli endemik bitki ve ağaç türü, bilinen 607 flora ve 635 fauna tür bileşenleri ile biyoçeşitlilik açısından oldukça zengin bir yaşam döngüsü barındırırken, yurttaşların, küçük çiftçilik ve geçimlik ekonomi faaliyetlerini yürüttüğü eşsiz bir ekosistemi bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Çay bahçesi ve piknik alananına çevrildi

Nehir kenarlarının kafe ve piknik alanlarına dönüştürüldüğüne dikkat çeken Çite, “Kentsel yerleşim alanlarının genişlemesi ve nehir kıyısı ve civarının lokanta, piknik vb. amaçlara hizmet eden alanlara dönüştürülmesi, doğanın insan ihtiyaçlarına yönelik dönüşümüne yol açmış, çevre ve biyoçeşitlilik üzerinde doğrudan olumsuz etkilere neden olmuştur. Bu etkinlikler ekosistem üzerinde tahribata neden olmakta, flora ve fauna elemanlarını değişik şekillerde olumsuz olarak etkilemektedir. On Gözlü Köprü civarı da yine nehir kıyı koruma bandı resmiyette olmadığı için yapılaşmaya açılabilmiş, nehir kıyı şeridi çay bahçeleri tarafından işgal edilmiştir. DSİ tarafından nehrin 4 kilometrelik kısmındaki sazlık ve ağaçları keserek kanal yapmıştır” diye belirtti.

Açıklama yapmalarının asıl sebebinin 10 dönümlük bahçedeki ağaçların sökülmesi ve o alanda iş makinalarını gördüklerini dile getiren Çite “10 dönümlük bahçedeki tüm ağaçların söküldüğü, alana iş makineleri ile girildiği gözlemlenmiştir. Yetkili kurum ve şahsiyetlere konu ile alakalı bilgi talebinde bulunulmasına rağmen orada ne yapılmak istendiği ile ilgili henüz herhangi bir bilgi edinilememiştir. Görünen o ki o alan birilerine peşkeş çekilecektir” diye konuştu.

‘Doğal yaşam alanı vahşice sömürülüyor’

Deprem felaketinin yaralarını hala saramadıklarını ifade eden Çite, “Biz yaralarımızı sarmaya çalışırken, siyasi iktidar ve ona bağlı çıkar grupları, ülkenin her tarafında talan düzenini; doğal yaşam alanlarımızı vahşice sömürerek sürdürmeye devam etmektedir” dedi.

Yıkımların devam etmesi halinde eylem ve etkinliklerine devam edeceklerini de sözlerine ekleyen Çite, devamla şöyle konuştu: “Bizler emek ve demokrasi platformu bileşenleri olarak hevsel bahçelerinden surlara, yaşam alanlarımızı teslim etmeyeceğimizi, yıkımın devam etmesi halinde kentte yaşayan tüm yurttaşlarla çeşitli eylem ve etkinliklere başvuracağımızı buradan bildiriyoruz. Yetkili ve sorumluları bu talanı bir an önce durdurmaya çağırıyor, acil eylem planı oluşturulması ve kent dinamikleriyle ortak düzeltici faaliyetlerin yürütülmesini talep ediyoruz. Unesco’nun ise bir an önce sessizliğini bozmasını ve engelleyici bir tutum almasını istiyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Hevsel #Bahçeleri #Dicle #Nehri #için #açıklama

Hasta tutuklu Polat için bakanlıklara çağrı

Denizli T Tipi Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, Adalet ve Sağlık Bakanlıklarına çağrıda bulunarak, ‘Oğlumun içerden cenazesi çıkmasın, tedavisi için hastaneye gitmesi gerekiyor’ dedi

İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Denizli T Tipi Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın tedavi ve sağlığa erişimi konusunda devam eden sorunlarının karşılanmamasına ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. “Hasta mahpus Ekim Polat’ın tedavi hakkı sağlansın” pankartının açıldığı toplantıda açıklamayı Denizli T Tipi Cezaevi önünde oğlunun taleplerinin karşılanması için oturma eylemi başlatan anne Songül İlker gerçekleştirdi.

Tedavisi engelleniyor

Ekim Polat’ın cezaevinde kaldığı süreçte halk arasında “Dev adam” olarak bilinen Akromegali hastalığına yakalandığını söyleyen anne Songül İlker, Polat’ın hastalığından dolayı cezaevinde tutulmasının riskli olduğunu belirterek, “Ancak Adli Tıp Kurumu (ATK) oğlumun bu hastalığını manipüle ediyor. Hastalığından dolayı bütün organları zarar görmüş durumda. Hastalığından dolayı günlük ihtiyaçlarını karşılamakta da zorluk çekmesine rağmen Ekim’in tedavisi de engelleniyor“ dedi.

‘Buradan ölün çıkacak’

Ayrıca, Polat’ın hastalığına rağmen sürekli cezaevi yönetimi tarafından tehditlere maruz bırakıldığına dikkati çeken anne İlker, “Cezaevi müdürünün, ‘buradan ölün çıkacak’ tehditleri, oğlumun koğuşa geçme isteğine karşın, ‘kendine zarar verirsen seni koğuşa geçiririz’ gibi söylemleri olmuş” ifadelerini kullandı.

‘İçerden cenazesi çıkmasın’

Polat’ın tedavisi için ameliyat olması gerektiğini söyleyen İlker, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, “Ekim 3 haftadır tedavisi için İstanbul’a sevkini istediğine yönelik dilekçe yazıyor ama bu dilekçesi de dikkate alınmıyor. Oğlumun içerden cenazesi çıkmasın, tedavisi için hastaneye gitmesi gerekiyor” dedi.

HABER MERKEZİ

#Hasta #tutuklu #Polat #için #bakanlıklara #çağrı

Kılıçdaroğlu-İnce görüşmesi sona erdi: Döne döne vuruşmaya devam edeceğiz

Kılıçdaroğlu ve İnce görüşmenin ardından ortak açıklama yaptı. İnce, kendisine yöneltilen ‘Çekilecek misiniz?’ sorusuna ‘Hayır’ yanıtını verdi

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce ile bir araya geldi.

İnce, saat 17.00’de Memleket Partisi Genel Merkezi’ne ulaşan Kılıçdaroğlu’nu kapıda karşıladı.

Basına kapalı yapılan görüşmenin ardından iki lider açıklama yaptı.

CHP lideri ve Millet İttifakı’nın 13. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu; “Türkiye’nin pek çok sorununu görüştük. Hangi çözümleri ürettiğimizi karşılıklı ifade ettik. Halil İbrahim sofrasını büyütmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız sorunlara ben ne kadar duyarlıysam sayın İnce de o kadar duyarlı” ifadelerini kullandı.

İnce ise ortak gerçekleştirilen basın toplantısında şu sözlere yer verdi:

“Siyasette ittifaklar olmalıdır ama menfaat değil ilke ittifakı olmalıdır. Bizim ilkelerimiz nettir. Atatürk’ü tartıştırmayız. Teröre karşı mesafeliyiz. Bu duruştan asla taviz vermeyiz. İlkeler etrafında bu memleketi ayağa kaldırabiliriz. Bu Erdoğan gitmelidir. Bu Erdoğan yorgundur, kibirlidir. Akla, bilime, hukuka inanmamaktadır. 5 dakika dahi bu ülkeyi yönetmemelidir. Sayın Genel Başkan’a teşekkür ediyoruz”

Adaylıktan çekilecek misiniz sorusuna İnce, “Hayır öyle bir şey demedim. Biz Köroğlu gibi döne döne vuruşmaya devam edeceğiz” dedi.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğluİnce #görüşmesi #sona #erdi #Döne #döne #vuruşmaya #devam #edeceğiz

Spectrum House depreme dair raporunu yayınladı

Spectrum House’un depremin etkileri ve siyasi eğilimlere dair hazırladığı araştırma raporunda, depremde açıklanan ölü ve yaralı sayısı güvenilir bulunmazken, afet yönetimini de yetersiz buldu

Spectrum House Düşünce ve Araştırma Merkezi, depremin etkileri ve siyasi eğilimlere dair hazırladığı araştırma raporunu yayımladı. Depremin sosyal, ekonomik, idari, psikolojik ve siyasal etkilerini tespit etmek amacıyla, 10-15 Mart tarihleri arasında 10 kentte bin 446 kişi ile yüz yüze bir saha araştırması gerçekleştirildi. Araştırma NUTS1 bölgeleme sistemine göre, İstanbul, Amed, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Samsun, Kayseri, Erzirom ve Trabzon kentlerinde yapıldı. Araştırma, örnekleminin demografik bilgilere göre dağılımında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, lokasyon dağılımında ise 24 Haziran 2018 Genel Seçimlerdeki seçmen sayısı baz alındı.

Araştırmaya katılanların yüzde 44.1’i kadınlardan, yüzde 55.9’u ise erkeklerden oluştu. Katılımcıların yüzde 33.4’ü lise, yüzde 33’ü ilkokul ve ortaokul, yüzde 22’sinin üniversite mezunu, yüzde 2.7’si ise diplomasız okuryazar katılımcıları kapsıyor.

Depremde açıklanan sayılar güvenilir bulunmadı

Araştırma grubunda yer alan katılımcıların 4’te birinin yakını, 6 Şubat’ta yaşanan Mereş merkezli depremlerden doğrudan etkilendi. Katılımcıların ilk aşamada sadece yüzde 2,9’unun depremden etkilenmediği görülürken, üzüntü, endişe ve öfkenin katılımcıların temel ruh halini yansıtan duygular olarak ön plana çıktı. Katılımcıların yüzde 53,3’ünün deprem bölgelerinde akraba ya da arkadaşlarının olduğu tespit edildi. Depremle ilgili gelişmelerin en çok hangi kaynaktan takip edildiği sorusuna verilen yanıtlara etnik kimlik bazında bakıldığında Kürtlerin daha çok sanal medya platformlarından, Türklerin televizyon kanallarından takip ettikleri belirlendi. Katılımcıların 3’te 2’si deprem sonrası açıklanan ölü ve yaralı sayılarını güvenilir bulmadı. Bu Pazar bir seçim olması halinde yapacakları parti tercihlerine göre bakıldığında muhalefet partilerini tercih eden katılımcılar açıklanan sayıları güvenilir bulmadı. MHP seçmeninin yüzde 64,90’u, AKP seçmeninin yüzde 50,80’i açıklanan sayıları güvenilir buldu. Araştırmaya katılanların yüzde 52,5’i hükümetin deprem başta olmak üzere doğal afet yönetim hazırlığını yetersiz bulurken, yüzde 32’si ise yeterli gördü.

Afet yönetimi

“Hükümetin deprem başta olmak üzere doğal afet yönetim hazırlığını nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna kadınların yüzde 58’i, erkeklerin yüzde 50.10’u hükümetin doğal afet yönetim hazırlığını kötü buldu. “Hükümetin depremin ardından ilk 48 saat içinde yapılan çalışmalarını başarılı buluyor musunuz” sorusuna katılımcıların 52.6’sı başarısız, yüzde 36.3’ü başarılı, yüzde 9.5’i ne başarılı ne başarısız, yüzde 1.4’ü fikri olmadığı yanıtını verdi.

Sadece yüzde 10.7’si AFAD dedi

Araştırmaya katılanların yüzde 53.7’si yüz yüze eğitime ara verilmesini, yüzde 52’siarama kurtarma çalışmaları esnasında Twitter’a erişimin sınırlandırılmasını beğenmedi. Araştırma grubunda yer alan katılımcıların yüzde 54.5’i “Depremden sonra afet bölgelerine en büyük desteğin kim tarafından verildiği” sorusuna “Halkın bireysel çabası”, “Ahbap”, “Diğer illerden gelen belediyeler”, “Sivil toplum kuruluşları”, “Yabancı yardım kuruluşları”, “Siyasi partiler”, “Yerel belediyeler” ve “Madenciler” yanıtını verirken, yüzde 27.3’ü hükümet yanıtı verdi. Katılımcıların sadece yüzde 10.7’si İçişleri Bakanlığına bağlı AFAD dedi.“Sarsıntının gerçekleştiği bölgelerde arama kurtarma, yardım ve destek çalışmalarında ayrımcılık yapılıp yapılmadığı” sorusuna katılımcıların yüzde 59.2’si hayır, yüzde 27.1’i evet derken, yüzde 9.2’si kararsız olduğunu, yüzde 3.6’sı fikrinin olmadığını belirtti. “Yaşanan deprem sonrası ortaya çıkan yıkımdan kimi sorumlu tuttuğu” sorusuna katılımcıların yüzde 32’si hükümeti, yüzde 30’u müteahhitleri, yüzde 23.90’ı belediyeleri sorumlu tutarken, yüzde 7.50’si doğal afet olmasından kaynaklı kimseyi sorumlu tutmadı.

Yerel yönetimler güçlendirilsin

“Yaşanan depremde bu kadar yıkım olmasından kimin sorumlu olduğunu düşünüyorsunuz” sorusuna verilen yanıtlara Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanacakları oy tercihlerine göre bakıldığında hükümeti sorumlu tutan kesimin yüzde 46.3’ü HDP adayını tercih edeceğini, yüzde 46.1’i Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini belirtti. “Ülke güvenliği için en büyük risk unsuru nedir” sorusuna katılımcıların yüzde 19.2’si doğal afetler, yüzde 17.2’si savaşlar, yüzde 16.2’si toplumsal kutuplaşma, yüzde 15.3’ü yönetim sistemi, yüzde 14.8’si ise hukuksuzluk yanıtı verdi. Katılımcıların yüzde 77.9’u “Depremin ilk günlerinde Kızılay’ın envanterindeki çadırları çeşitli sivil toplum ve yardım kuruluşlarına satması, bu çadırları deprem bölgelerine göndermemesini” yanlış buldu. Katılımcıların yüzde 76.6’sı daha etkin bir dayanışma ve yardımlaşma mekanizmasının kurulması konusunda yerel yönetimlerin önemine işaret etti.

HABER MERKEZİ

#Spectrum #House #depreme #dair #raporunu #yayınladı

Koronaya yakalan tutuklular hastaneye götürülmedi

Aksaray T Tipi Cezaevi’nde koronavirüse yakalanan tutuklular revire veya hastaneye götürülmedi

Aksaray T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ahmet Göksu, ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde tutukluların koronavirüse yakalandığını, kusma ve ishal şikâyetlerinin bulunduğunu aktardı.

Şikayetlerine rağmen revire veya hastaneye götürülmediklerini belirten Göksu, virüse yakalanan bir kısım tutuklunun kronik hasta olduğunu ve cezaevi yönetiminin herhangi bir müdahalede bulunmadığını da aktardı.

HABER MERKEZİ

#Koronaya #yakalan #tutuklular #hastaneye #götürülmedi

Yeşil Sol Parti yarın Seçim Beyannamesi’ni açıklayarak

Yeşil Sol Parti, yarın Seçim Beyannamesi’ni açıklayarak, seçim sloganı ve şarkısını tanıtacak

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) listelerinden seçime gireceği Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), yarın Seçim Beyannamesi’ni açıklayacak. Ankara’da bulunan bir otelde gerçekleştirilecek etkinlikte, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar birer konuşma yapacak. Eş Genel Başkanların, Yeşil Sol Parti listesinden neden seçimlere girildiğine dair de mesajlar vermesi bekleniyor.

Beyanname, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın tarafından açıklanacak. Beyannamenin açıklanmasının ardından Yeşil Sol Parti’nin seçim sloganı açıklanacak. Yine Kürtçe ve Türkçe seçim şarkısını tanıtacak.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #yarın #Seçim #Beyannamesini #açıklayarak

Şam hükümetinin engellediği yardımlar 21 gün sonra yola çıkabildi

Şam hükümetinin 21 gün engellediği 30 yardım kamyonunun Halep ve Şehba’ya doğru yola çıktığı belirtildi

Şam hükümetinin ambargosu sürerken, 21 gün süren engellemelerin ardından Özerk Yönetim bölgelerinden depremzedelerin ihtiyaçları için gönderilen 30 yardım kamyonunun Halep ve Şehba’ya doğru yola çıktığı belirtildi. Yardım kamyonları şimdiye kadar Özerk Yönetim ve Şam hükümeti bölgeleri arasındaki Tayihe kapısında bekletiliyordu.

Temel ihtiyaçlar bulunuyor

Yardım kamyonlarında Federe Kurdistan Bölgesi’nin Silêmanî kenti ile Kobanê halkının depremzedeler için gönderdiği yardım kamyonlarında temel yaşam ihtiyaçları bulunuyor. Silêmanî’den gelen yardımlar 21, Kobanê’den gelen yardımlar ise 3 gün boyunca Tayihe kapısında bekletildi. Yapılan görüşmelerin ardından Şam hükümeti kamyonların geçişine izin verdi.

Kaynak: ANHA

#Şam #hükümetinin #engellediği #yardımlar #gün #sonra #yola #çıkabildi

Cumartesi Anneleri: Galatasaray Meydanı ablukasına son verin!

Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması ile ilgili AYM’nin ‘hak ihlali’ kararı ile ilgili açıklama yapan Cumartesi Anneleri, ‘keyfi yasaklara son verin çağrısı’ yaptı

“Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eylemlerinin yeri olan Galatasaray Lisesi önünün 700’üncü haftada yasaklanmasına karşı Cumartesi Anneleri’nin yaptıkları başvuruya Anayasa Mahkemesi (AYM) “hak ihlali” kararı vermişti.

Karar ile ilgili Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın açıklamsı yaptı. Yapılan basın toplantısında konuşan gözaltında kaybettirilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, yasaklamanın en başından beri hukuksuz olduğunu dile getirdiklerini ifade etti.

AYM baştan beri söylediğimizi tekrar etti

Yasak kararını Beyoğlu Kaymakamlığı’nın aldığına vurgu yapan Tosun, ” AYM, ‘başvurucunun da içinde yer aldığı grubun kaybolan yakınlarının bulunması ve kamuoyunda farkındalık yaratılması amacına yönelik oturma eylemi ve basın açıklaması yapmak istemesi demokratik bir toplumda saygı ile karşılanmalıdır’ diyerek Galatasaray’daki buluşmalarımızın demokrasinin gereği olduğuna vurgu yaptı. Kararın bir örneğinin yeni ihlallerin önlenmesi için Beyoğlu Kaymakamlığı’na gönderilmesine karar veren AYM, böylece Cumartesi Anneleri/ İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’nda sürdürdüğü eylemin hukuka uygun olduğunu bildirerek, engellenmemesi konusunda Beyoğlu Kaymakamlığı açık bir ödev yükledi” dedi.

Hakikati söylemeye devam edeceğiz

Yarından itibaren kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği ilgili makamların AYM kararına kayıtsız şartsız uyma yükümlülüklerini yerine getirmeleri için girişimlerde bulunacaklarını belirten Tosun, keyfi yasaklamalara son verilmesi gerektiğini ve Galatasaray Meydanı’ndaki ablukanın kaldırılması çağrısında bulundu. Engellemelere karşı hakikati söylemeye devam edeceklerine değinen Tosun, “28 yıllık pratiğimiz tanıktır; hakikati söyleme sorumluluğuna ve cesaretine sahibiz bundan vazgeçmeyeceğiz! Kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz! ” dedi.

Abluka suçu hala sürüyor

Tosun’un ardından söz alan Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu üyesi Maside Ocak ise, eylemlerinde ülkeyi yönetenlerin suç işlediğini dile getirdiklerini belirtirken, Galatarasay Meydanı’nın ablukaya alınması ile bu suçun devam ettirildiğine dikkati çekti.

İSTANBUL

#Cumartesi #Anneleri #Galatasaray #Meydanı #ablukasına #son #verin

Doğayla savaşma, kaybederiz

Manisa Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı tarafından alınan karar ile 10 ayrı ilçede açılması planlanan 18 ayrı jeotermal kuyusu için hazırlanan projeye halktan ve sivil toplum örgütlerinden büyük tepki geldi

Projeye karşı çıkan ve çevresel yıkıma yol açacağı gerekçesiyle itiraz eden bölge halkı ve çevre örgütleri soluğu Manisa Defterdarlığı önünde aldı. Manisa’da valilik Şehzadeler başta olmak üzere, Salihli, Sarıgöl, Kula, Saruhanlı, Demirci, Akhisar, Ahmetli, Gölmarmara ve Turgutlu ilçelerinde aralarında tarım arazilerinin de olduğu 18 ayrı alanda jeotermal enerji santralleri (JES) için izin verildi.

JES’lere hayır

Yapılacak arama çalışmaları kapsamında düzenlenen ruhsat ihalesi öncesinde Defterdarlık binası önünde toplanan çevreci yurttaşlar “JES’lere hayır” sloganları ve pankartlar eşliğinde kararı protesto etti. Açılacak yeni jeotermal kuyularının Manisa ile birlikte, İzmir’e de kaynak sağlayan Gediz Havzası’nı tehdit ettiğini duyuran Manisa Çevre Platformu üyeleri yapılacak ihalelerin ertelenmesini ve JES projelerinden tümden vazgeçilmesini talep etti. Büyük bölümü tarım ve hayvancılık ile geçinen bölge halkının ve üretimin zarar göreceğini aktaran çevreci yurttaşlar “Jeotermale değil, sağlığımız için temiz hava, temiz su, temiz toprağa ihtiyacımız var” diyerek alkışlarla eylemlerine son verdi.

JES’ler suları tüketip kirletir

JES’ler bir termik santral gibi çalışmaktadır. GWh başına ortalama 2700 m3 su kullanımı olan bu santrallerin bulunduğu bölgede hava kalitesini bozarken aynı zamanda yeraltından çekilen ve ağır metaller barındıran atık sularını da çevreye yayarak büyük bir ekolojik yıkım yaratmaktadır. Yoğun su kullanımları bulunduğu bölgelerde su kıtlığına yol açarken aynı zamanda atık suların bir kısmının yeraltına deşarj edilmesinden kaynaklı olarak yeraltı sularını da hem kirletir hem de tüketir. Temiz yenilenebilir enerji safsatası ile süslenen bu işletmeler sabit sermaye gideri dışında işletme giderleri en düşük olan santraller olması bakımından sermayeye çekici gelen yatırımlardır. Santrallerde çok az sayıda çalışan olması, kömürlü ya da doğalgazlı termik santraller gibi hammadde gideri baskısı olmayan sıfır hammadde gideriyle çalışırlarken, bulundukları bölgeyi zehirleyerek yaşanmaz yer haline dönüştürmektedir.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Doğayla #savaşma #kaybederiz

Çocukları katledilen aileler Jîna Emînî’nin mezarını ziyaret etti

İran ve Rojhilat’ta devam eden ‘jin, jiyan, azadî’ eylemlerinde katledilenlerin yakınları Jîna Emînî’nin mezarını ziyaret etti

Geçtiğimiz Eylül ayında “Ahlak Polisi” tarafından saçı görüldüğü gerekçesiyle katledilen Jîna Emînî sonrası İran ve Rojhilat kentlerinde başlayan halk ayaklanmasında hayatını kaybedenlerin aileleri Jîna Emînî’nin mezarını ziyaret etti.

Hayatını kaybedenleri andılar

Kürt kadın Emînî’nin Seqiz kentinde bulunan Ayçi Mezarlığı’ndaki mezarını eylemlerde yakınlarını kaybetmiş birçok kişi ile Mahabad’taki gösterilerde hayatını kaybeden Simko Mewludi’nin de ailesi ziyaret etti. Ziyarette eylemlerde hayatını kaybedenler anıldı.

Newroz protestolara dönüştü

İran’da özellikle kadınlara yönelik baskılar artarken, çok sayıda kadın, zorunlu başörtüsüne tepki olarak Newroz kutlamalarında başörtüsüz fotoğraflarını çekerek, dijital medya hesaplarında paylaştı.

Yasa tasarısı protesto edildi

Öte yandan İran parlamentosundaki bazı partilerin, zorunlu başörtüsünün kapsamının genişletilmesi için hazırladığı yasa tasarısına protesto edildi. Yasa tasarısı, yasakları ihlal eden kadınlara 500 bin ila 3 milyar tümen para cezası kesilmesini öngörüyor.

‘Bir insanın canı daha ucuz’

İranlı gazeteci Muhammed Aqazade, konua dair sanal medya hesabı Twitter üzerinden bir mesaj yayınlayarak, “Kendi hükümetinizde nasıl bir tablo sergiliyorsunuz? Bir insanın canını almanın bedeli 900 milyon tümen iken kadınların birkaç saç telinin görünmesini 3 milyar tümen olarak cezalandırıyorsunuz” şeklinde tepki gösterdi.

HABER MERKEZİ

#Çocukları #katledilen #aileler #Jîna #Emînînin #mezarını #ziyaret #etti