Ana Sayfa Blog Sayfa 719

Mehmet Öcalan’dan 4 Nisan çağrısı: Herkesi Amara’ya bekliyoruz

4 Nisan’da yapılacak Amara Yürüyüşü’ne katılım çağrısı yapan Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ‘Her yerden ve her halktan insanın buraya gelmesini istiyoruz’ dedi

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD FED), PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan etkinlikleri kapsamında fidan dikme ve çeşitli etkinlikler düzenleneceğini, final olarak da gelenekselleşen Amara Yürüyüşü’nü yapacaklarını açıkladı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, herkesi 4 Nisan’da Amara’ya davet etti.

MA’ya konuşan Öcalan,”Başkanı seven herkesi 4 Nisan’da Amara’ya, başkanın evine davet ediyoruz. Gelsinler hep birlikte başkanın doğum gününü kutlayalım. Her yerden ve her halktan insanın buraya gelmesini istiyoruz. Elbette her yıl olduğu gibi bu yılda engellemeler olacaktır ama bu engellemelere karşı da büyük, küçük herkesi Amara’ya başkanın evine davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Halep’te de 4 Nisan hazırlıkları var

JİNNEWS’e konuşan Kuzey ve Doğu Suriye. Halep’in Şêxmeqsûd Mahallesi Kadın Evi üyelerinden Emel Horo 1992 yılında gördüğü Abdullah Öcalan’ı anlatırken, Demokratik Birlik Partisi (PYD) üyesi Eyşe Hiso da, düşüncelerine ve felsefesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kadınların erkek egemen sistemden kurtuluş parolası olarak gördüğü ifade eden Emel Horo “Önceki süreçte kadınlar binlerce yıl köleleştirildi. Sadece eş işi yapma görevi vardı. Çocuk doğurmanın aracı olarak tanımlanıyordu. Ancak Önder Abdullah Öcalan’ın fikir ve felsefesi ile kadın özgürlüğü yavaş yavaş öne çıktı. Kadınlar toplumun yarısı olarak tanımlanmaya başladı. Kadınlar olarak erkek egemen zihniyeti değiştirme sorumluluğumuz var. Kadınlar olarak erkek egemen zihniyeti değiştirebiliriz. Erkekler kadınların tüm üretimlerini gasp etmiş ve ardından erkekler de devlet aracılığı ile köleleştirilmiş”  ifadelerini kullandı.

Tecrit vurgusu

PYD’li Eyşe Hiso ise Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus sistemine dikkat çekerek, “Demokratik Ulus, yeni bir aile, yeni bir toplum yeni bir sistem barındırıyor.  Önder Apo’nun düşüncelerinin yayılması aynı zamanda Ortadoğu sorununun da tanınması oldu. Demokrasi ve ortak yaşam istemeyenler bu düşünceye karşı çıktı. Bu da Önderliğin üzerinde büyük bir tecridin yaşanmasına neden oldu. Ancak buna rağmen Önderliğin düşünceleri sadece Kürtler arasında yayılmadı, evrenselleşti” şeklinde konuştu.

Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus sisteminde tüm bileşenlerin kendini ifade ettiğini dile getiren Eyşe Hiso, son olarak şunları belirtti: “Kadınlar bu projeyi esas alıyor. Çünkü kadın özgürlüğü bu sistemle tanındı. Kadınlar özgür eş yaşamı kendilerine esas aldı. Bu yüzden bu yüzyıl Demokratik Ulus çağı. Suriye’deki kriz ve Ortadoğu’daki sorunlar bu proje ile çözülür.”

RIHA

#Mehmet #Öcalandan #Nisan #çağrısı #Herkesi #Amaraya #bekliyoruz

Mavioğlu’nun kaleme aldığı ‘Bakur Notları’ kitabı çıktı

Ertuğrul Mavioğlu’nun Yönetmen Çayan Demirel ile birlikte ‘Bakur’ belgeselinin çekimleri sırasında kaleme aldığı ‘Bakur Notları’ isimli anı kitabı Aryen Yayınları’ndan çıktı

Gazeteci yazar Ertuğrul Mavioğlu’nun uzun yıllar önce tamamladığı ancak çeşitli yayınevlerinin basmaktan çekindiği, özgürlük mücadelesinin felsefesini, politikasını, yaşama bakışını, dağ hayatını ve mücadelesini anlamaya ve anlatmaya çalıştığı “Bakur Notları” kitabı Aryen Yayınları’ndan çıktı.

Yönetmen Çayan Demirel ile birlikte çektikleri ve 2015 yılında büyük ses getiren PKK’yi anlatan ‘Bakur’ filmi çekildiği dönemde kaleme alınan kitaba, yaşadıkları coğrafyanın sert ve kanlı iklimini değil, onurlu bir barışın çağrısını işlediklerini belirtiyor Ertuğrul Mavioğlu ve şöyle diyor: “Bu çalışma, dağlarda gerillayla temas kurduğumuz süre boyunca oluşmuş izlenimlerimizden, neredeyse çocuk yaşlarımızdan beri bir türlü giderilemeyen meraklarımızdan, sistemin beynimizi uyuşturan taarruzlarına karşı direnirken ille de gerçeği arayan yüreklerimizden sökün etmiş sorular ve bu sorulara verilmiş yanıtlardan ibarettir. Başka bir ifadeyle bu çalışmanın özünü, yavan bir tarih anlatımı değil, anlama ve anlatma gayreti oluşturdu. Çünkü boğazına kadar kana batmış bu vahşi coğrafyada, herkes herkesin gözünün içine bakıp birbirini anlamaya çalışmadan, barışın bir serap olmaktan kurtulup, gerçek manada bir vahaya dönüşmesi asla mümkün olmayacaktır.”

Mavioğlu kimdir?

Ertuğrul Mavioğlu, 1961 yılında Adapazarı’nda doğdu. 1980-1984 ve 1987-1991 yılları arasında devrimci fikirleri nedeniyle toplam sekiz yıl hapis yattı. 1978 yılında girdiği Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan cezaevi nedeniyle 1986’da mezun oldu. Gazeteciliğe 1985 yılında Hürriyet gazetesinde muhabir olarak başladı. 1986 Aralık ayında çıkan Yeni Çözüm adlı derginin ilk yazı işleri müdürüdür. Yeni Politika, Evrensel, Radikal, Cumhuriyet, Yeni Binyıl, Milliyet, BirGün gazetelerine muhabirlikten haber müdürlüğüne kadar çeşitli görevlerde bulundu. 1996’da Radyo Umut’ta gazete yorum programı hazırladı ve sundu. 2011’de İMC TV’nin kuruluşunda Haber Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Çayan Demirel ile birlikte 2015’te “Bakur” aldı belgesel filmin yönetmenliğini üstlendi. Çok sayıda kitaba imza atan Mavioğlu’nun son kitabı “Bakur Notları”dır.

HABER MERKEZİ

#Mavioğlunun #kaleme #aldığı #Bakur #Notları #kitabı #çıktı

12 tutuklunun tahliyesi toplamda 30 kez ertelendi

Bolu Cezaevi’nde 12 tutuklunun infazı bir yılı aşkın sürede 30 kez ertelendi. Cezaevi gözlem kurulunun infaz yakma gerekçesi ise ‘Suyu tasarruflu kullanmama’, ‘Pişmanlık dilekçesi vermeme’, ‘Manevi etkinliklere katılmama’

Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde İdare ve Gözlem Kurulu tarafından, tutukluların infazları bir bir yakılıyor. Bolu Cezaevi’nde Mart 2022’de başlayan infaz yakmaları sonucu 12 tutuklunun infazı “Suyu tasarruflu kullanmadın”, “Örgütten ayrılmama”, “Örgütten ayrıldığına ilişkin pişmanlık dilekçesi vermeme”, “Manevi etkinliklere katılmama” gibi gerekçelerle sayısız kez yakıldı. Tutukluların infazı Mart ayı içerisinde bir kez daha yakılarak, tahliyeleri Haziran 2023’e ertelendi.

 Bir yılı aşkındır tahliye edilmiyorlar

Bir yılı aşkın süredir tahliyeleri ertelenen tutuklulardan Erdal Tuncer’in infazı 5, Adnan Karakaş, Seyfettin Bahar ve Osman Aslan’ın 3, Nizam Algünerhan, Fuat Güler, Ferit Orak, Abdülhamit Babat, Mehmet Zahar, Yahya Anık, Musa Şanak ve Mehmet İnal’ın ise 2’nci kez yakıldı.

30 yıllık tutuklular ve özelde hasta tutuklular bırakılmıyor

İnfazı yakılanların çoğunun 30 yıllık tutuklular olduğu öğrenilirken, Nizam Algünerhan ve Ferit Orak’ın hasta tutuklular listesinde olduğu belirtildi. 50 yaşında olan Algünerhan’ın şeker hastası, ileri derecede varis, bel-boyun fıtığı, Orak’ın ise vertiko, bağırsaklarda kolit, mide ülseri, astım ve bel fıtığı hastası olduğu kaydedildi.

‘Kararlar önceden alınıyor’

Müvekkilleriyle görüşme yapan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şube Yöneticisi avukat İshak Demirel, infaz yakmaların keyfi bir hal aldığını söyledi.  Av. Demirel, İdare Gözlem Kurulu’nun tutukluların “İyi hal” değerlendirme kararlarını tutuklularla görüşmeden aldığını, sudan sebeplerle infazların yakıldığını aktardı. İdare Gözlem Kurulu’nun tamamen savcılığın emrinde çalıştığını, bu yüzden tahliye kararlarını vermediğini vurgulayan Demirel, yaklaşık 1 yılda 12 tutuklunun infazının keyfi bir şekilde sayısız kez yakıldığını yineledi.

‘İnfaz Hakimi ve Cezaevi idaresi paralel karar alıyor’

12 tutuklunun Mart ayı içerisinde bir kez daha infazları yakılarak, tahliyelerinin Haziran 2023’e kadar ertelendiği bilgisini veren Demirel, “İnfaz yakmalara karşı hem Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’ne hem de infaz kurumuna başvuruda bulunduk. Fakat infaz hakimi cezaevi idaresiyle paralel bir şekilde karar veriyor. Bugüne kadar yaptığımız başvurularda da olumlu bir sonuç alamadık” diye belirtti.

‘Siyasi kamuoyu bu duruma müdahale etmeli’

Hasta tutuklu yazar ve çevirmen Nizam Algünerhan da geçtiğimiz hafta kuzeni Celal Algünerhan ile yaptığı telefon görüşmesinde infazının “pişmanlık” dayatmasını kabul etmediği için yakıldığını aktardı. Kuzenin 2’nci kez infazının yakılarak 15 Haziran’a ertelenmesine tepki gösteren Celal Algünerhan, “Bu hukuksuzluğun bir an evvel giderilmesi gerekiyor. Cezası biten insanları neden hala cezaevinde tutuyorlar. Tüm demokratik ve siyasi kamuoyunu bu duruma ivedi bir şekilde müdahale etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak: MA

#tutuklunun #tahliyesi #toplamda #kez #ertelendi

Depremzedeler 14 Mayıs’ı bekliyor: Ne yaşadığımızı unutmayalım

Semsûr’da depremden sonra selden etkilenen yurttaşlar seçimleri işaret ederek ‘Şehir kaderine terk edildi, unutmasınlar’ diyor

Yaşanan depremlerde büyük yıkımın yaşandığı Semsûr’da, geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketi çadırlarda kalan depremzelere yeni bir mağduriyet yaşattı.

Semsûr Yenimahalle’de bulunan evi yıkılan depremzede Gülay Unutmaz, AFAD başta olmak üzere Adıyaman Valiliği’ne başvurduğunu, mahalle muhtarının kendilerine 34 gün sonra verdiği bez çadırda aile bireyleriyle birlikte yaşamaya çalıştıklarını söyledi.

MA’dan Zerrin Sargut’un haberine göre Unutmaz, seçimleri hatırlatarak ‘İnsanlar ne yaşadıklarını görsün ve hatırlasın’ dedi.

Selde çadırları su bastı

Yaşanan selden sonra çadırın su aldığını dile getiren Unutmaz, “Yağmur yağdığında saatlerce çadırla uğraşıyoruz.  Günlerdir çadırımızın içi ıslak. Çadır bez ve su alıyor. Valiliğe gittik, başvuru yaptık. Çadır ve konteyner istedik. Vermediler, yok dediler. 3 yerden su damlıyor, yağmur yağdığından beri çadır sular altında kaldı. Çadırda 3 kişi kalıyoruz. Yaşadığımız çadırı da kimse kullanmadığı için aldık. Günlerce köyün muhtarı, ‘çadır yok’ dedi. Devlet bize yardım etmedi” dedi.

Seçimleri hatırlattı

Depremde, teyzesini, dayısını, halasının kızını ve torununu kaybettiğini söyleyen Unutmaz, günlerce cenazelerle uğraştığını, taziyelerini yapacakları tek bir çadırın dahi olmadığını belirtti. 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimleri hatırlatan Unutmaz, son olarak şunları söyledi: “İnsanlar ne yaşadıklarını görsün ve hatırlasın. Bu felaketi, yaşadıklarını unutmasınlar. İnsanlar yaşadıklarını düşünsün, depremzedelere çadır bile vermediler. Halk yaşadıklarını düşünerek sandığa gitsin. Her şeyi gördüler. O kadar insan yaşamını yitirdi, halk ne yapacağını biliyor. Şehir kaderine terk edildi, unutmasınlar.”

SEMSÛR

 

#Depremzedeler #Mayısı #bekliyor #yaşadığımızı #unutmayalım

Ambarlarda saklanan tütün enkaz altında kaldı: Fiyatlar ikiye katlandı

Semsûr’da yurttaşların en önemli geçim kaynağı olan tütüncülüğü de deprem vurdu. Tütünün kilosu yüzde yüz arttı

Depremden dolayı on binlerce insanın yaşamını yitirdiği Semsûr’da, yüzbinlerce insan sokakta kaldı. Halkın en temel geçim kaynağı olan tütün de yıkılan depoların, ambarların enkazı altında kaldı. Halkın enkazda kalan bir yıllık emeği, hayatta kalmayı başaran çiftçileri kara kara düşündürtüyor.

MA’ya konuşan Çocukluğundan beri tütüncülük yaptığını anlatan Yaşar Beke (47), mesleği babasından dedesinden aldığını söyledi. Semsûr tütününün dünya çapında bilindiğine dikkat çeken Beke, “Tütünümüz özellikle içimi noktasında çok kalitelidir. Bu yıl evimiz yıkıldı. Deprem yaşandı. Bütün kent yıkıldı. Halk yıkıntıların altında kaldı. Halkın bütün kazancı da enkaz altında kaldı. Tütünümüz de enkaz altında kaldı. Artık satacak tütün bulamıyoruz” dedi.

Tütünlerinin enkaz altından kalmasından dolayı yılı nasıl geçireceklerini bilmediklerini kaydeden Beke, “Çocuklarımız var, öğrencilerimiz var. Çocuklarımız, okulu bırakıp gelmişler. Onları başka yere okula gönderemiyoruz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz” diye konuştu.

Tütün fiyatı iki katına çıktı

“Bu yıl top attık” diyerek anlatmaya başlayan Hüseyin Budak (50) ise, depremde çok kişinin hayatını kaybettiğini, depremden sağ kurtulan insanların kendilerini toparlayamadığını dile getirerek, halkın gönderdiği yardımlarla ayakta durmaya çalıştıklarını söyledi. Özellikle Kürt halkının gönderdiği yardımlara işaret eden Budak, yardımların olmaması durumunda aç kalacaklarını belirtti. Daha önce tütün satarak geçimlerini sağladıklarını ifade eden Budak, “İnsanlar bizden tütün istiyor ama tütünün büyük bölümü enkaz altında kaldığı için hem yeterli miktarda gönderemiyoruz hem de fiyat yükseldi. Şimdi Meletî’den, Çelîkan’dan (Çelikhan) tütün alıyoruz. Daha önce burada kilosunu 150 TL’den veriyorduk, şimdi kilosu 300 TL. Yüzde 100 arttı” ifadelerini kullandı.

Semsûr’da 20 yıldır tütüncülük yaparak yaşamını idame ettiren Derviş Temel (53), depremden önce tarladaki tütünleri toplayarak depolara koyduklarını söyledi. Depremde yapılar yıkılınca, herkesin tütününün de enkaz altında kaldığını anlatan Temel, ellerinde çok az miktarda tütün kaldığını ve zararlarının büyük olduğunu ifade etti.

SEMSÛR

#Ambarlarda #saklanan #tütün #enkaz #altında #kaldı #Fiyatlar #ikiye #katlandı

300 kişinin öldüğü binaların müteahhiti kaçmak için hazırlık yapmış

300 kişinin öldüğü yapıların müteahhiti Yunus Kaya, tutuklanmadan kısa bir süre önce kaçmak çin hazırlık yapmış. Kaya’ya ait 85 aracın 4 gün içinde satıldığı ortaya çıktı

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin ardından iktidar sorumluluğu üstünden atamak için yıkımlardan sorumlu olanlar tek tek tutuklanırken, onlardan biri de Dîlok’un (Antep) Nurdağı ilçesinde yaptıkları bütün binaları yıkılan CCK Grup İnşaat’ın sahibi müteahhit Yunus Kaya.

300 kişi hayatını kaybetti

AKP’li Nurdağı Belediye Meclis üyesi ve İmar Komisyonu Başkanı da olan Kaya’ya ait firmanın yaptığı yapılarda yaklaşık 300 kişinin hayatını kaybettiği belirtilirken, firmanın faaliyetleri arasında inşaat, petrol, eğitim, taşımacılık ve araba satışının da mevcut olduğu öğrenildi.

Belediye başkanı tutuklanmıştı

Firmanın sahibi Kaya’nın, AKP’li Belediye Başkanı Ökkeş Kavak’ın kurduğu, ancak belediye başkanı olduktan sonra kardeşi Osman Kavak’a devrettiği Kavak İnşaat ile de ortak projeler yaptıkları da ortaya çıktı.

İlçede ortaya çıkan yıkımda büyük pay sahibi olan Kaya’nın Nurdağı Belediye Başkanı AKP’li Ökkeş Kavak, AKP Dîlok Milletvekili Şamil Tayyar ve MHP Dîlok Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan ile çekilmiş birçok fotoğrafı da rant ilişkilerini ortaya koyuyor.

MHP’linin aracı olduğu iddiası

Depremin hemen ardından yakınlarını kaybeden yurttaşlar Kaya’yı depremin ilk günlerinde MHP Milletvekili Muhittin Taşdoğan’ın aracında gördüğünü iddia ederken, Kaya, yurtdışına çıkmaya çalışırken Mersin’de 23 Şubat’ta gözaltına alınarak tutuklandı.

Kaya’nın yakalanmadan kısa bir süre önce Mersin’de servetinin bir kısmını kardeşi Yusuf Kaya’ya vekelate aracılığıyla devr ettiği ortaya çıktı. Yusuf Kaya’nın bu vekaletle depremin 8’inci gününden itibaren en az 85 adet otomobil, kamyonet ve pikap sattığına dair araç satış sözleşmeleri ortaya çıktı. Araçların Êlîh, Dîlok, Aksaray illerinde farklı kişi ve firmalara satıldığı belirtildi.

Haber: Ömer İbrahimoğlu / MA

#kişinin #öldüğü #binaların #müteahhiti #kaçmak #için #hazırlık #yapmış

BM ve AB’ye çağrı:  Türkiye’nin saldırıları sonlandırılsın 

Newroz gecesi Cindirêsê’de 4 kişinin katledilmesine karşı açılama yapan 7 siyasi parti ve hareket, BM ve AB’ye saldırıların sonlandırılması için baskı yapma çağrısı yaptı 

Türkiye ve bağlı grupların Newroz’da Efrîn’in Cindirêsê ilçesinde aynı aileden 4 kişiyi katletmesine tepkiler sürerken, bir tepki de Suriye’deki 7 siyasi parti ve hareketten geldi.

Yapılan ortak açıklamada katliam kınanırken, “Cindirêsê’teki katliam, Türk devletine bağlı çetelerin işgal altındaki topraklarda gerçek dışı bahanelerle yürüttüğü ihlallerin bir başka kanıtıdır” denildi. Açıklamada ayırca Suriye halkına protesto gösterileri düzenleme çağrısı yapıldı.

AB ve BM’ye yapılan çağrıda şunlar sıralandı:

“ * Arap Birliği’ne sorumluluklarını yerine getirmeye, katliamı gelecek toplantılarının gündemine almaya çağırdı. Ayrıca kurum ve örgütlerin başta Kürt bölgeleri olmak üzere Suriye bölgelerinde demografik yapıyı değiştiren işgalci Türk devletine destek vermesine izin vermeyin.

* Güvenlik Konseyi, katliama ilişkin hızlı ve şeffaf bir soruşturma açmalı ve katliamda parmağı olan herkesi mahkemeye sevk etmeli.

* Birleşmiş Milletler (BM) sorumluluklarını yerine getirmeli ve Türk devletine Suriye’deki işgalini sonlandırması için baskı yapmalıdır.

* Efrîn halkının köylerine ve şehirlerine dönmesi için güvenli geri dönüş sağlanmalı, Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî ve işgal altındaki tüm bölgelerdeki demografik yapıyı değiştirme planları boşa çıkarılmalı.”

Açıklamada ayrıca, Suriye halkına ve tüm yurtsever güçlere, Newroz Bayramı’nı Suriye’nin ulusal bayramı olarak görmeleri çağrısı yapıldı.

Açıklamayı yapan parti ve hareketler şunlar: “Suriye Başlangıç Partisi, Demokratik Değişim Hareketi, Barışçıl Değişim Hareketi, Suriye Uzlaşma Hareketi, Suriye Ulusal Cephesi, Toplumsal Ulusal Partisi, Demokratik Birlik Partisi (PYD)”

HABER MERKEZİ 

#ABye #çağrı #Türkiyenin #saldırıları #sonlandırılsın

‘İktidarın tasfiyeci ve savaş politikalarına Yeşil Sol ile cevap vereceğiz’

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan seçim kampanyalarına ilişkin gazetemize değerlendirmede bulundu: ‘İktidarın tasfiyeci ve savaş politikalarına Yeşil Sol parlamentoda yerini alarak cevap verecek’

Ferhat Çelik – Sadık Topaloğlu / İstanbul

Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) açılan davaya karşı B ve C planlarını devreye koyan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşil Sol Parti ile seçimlere girme kararı aldı. Yüksek Seçim Kurulu tarafından (YSK) seçime girme yeterliliği de açıklanan Yeşil Sol Parti ise kapılarını bileşeni olduğu HDP’ye açtı. Cumhurbaşkanı seçimleri için ise ilk başlarda kendi adayıyla seçime gireceklerini belirten HDP, 6 Şubat’ta yaşanan depremin ardından aday çıkarmama kararı aldı.

Newroz meydanlarında seçime nasıl bir mesaj verildiği, Millet İttifakı’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP’ye yaptığı ziyaretin perde arkasının ne olduğu, yapılan aday başvuruları ve yürütecekleri seçim kampanyasına ilişkin HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan gazetemizin sorularına yanıtladı.

  • Seçime 2 ay gibi az bir süre kala Newroz’da meydanlara çıkan yurttaşlar 14 Mayıs seçimleri için nasıl bir mesaj verdi?

Öncelikle Newroz alanlarına çıkan tüm halkımıza teşekkür ederim. Gerçekten depremin yaralarının hala sarıldığı, acıların bu kadar büyük oranda halkımızı etkilediği bir dönemde milyonlarca insanın Newroz alanlarında olması çok kıymetliydi. Bu yıl Newroz’u bir bayram havasında kutlamadık. Çünkü Türkiye halkları olarak büyük bir acı yaşadık. Bu acının arifesinde 8 Mart’ı bazı açıklamalar ile yaptık. Newroz’u ise her zamanki gibi alanlarda ama bir yas havasında karşıladık. Seçimlerin yapılacağı bir dönemde alanları dolduran milyonlar, iktidara “Bu ülkeyi yönetemiyorsunuz. Gitmeniz gerekir” mesajı verdi. Ankara’nın bu mesajı iyi okuması gerekir. Bu mesajı veren halkımızın sandıklarda da aynı irade ile aynı kararlılıkla tercihini yapacağına inanıyoruz. Çünkü insanlar, Türkiye’deki tüm sorunların kaynağı olan iktidara karşı öfkeli.

  • Yeşil Sol Parti ve HDP olarak Seçim Beyannamenizi 30 Mart’ta açıklayacaksınız. Nasıl bir seçim kampanyası yürüteceksiniz?

‘Temennimiz tek liste ile seçime girmekti. Ancak bu olmadı. Yeşil Sol 81 ilde seçime girecek. TİP ve EMEP bölgede 13 ilde aday çıkarmayacak. Yine kritik olan yerlerde de seçime girmeyecekler. Onların seçime girdikleri yerlerde de elbette ki bir yarış olacak’

Yeşil Sol Parti’yi önemli oranda tanıtmak ile zamanımız geçecek. Öte yandan seçmenimizin çok politik bir seçmen olduğunu biliyoruz. Bağımsız olarak Meclis’e girdiğimiz dönemde de insanlar bizim isimlerimizi ezberleyerek oy kullanmaya gittiler. Elbette HDP ile girmek önemliydi. Ancak iktidarın, Saray’ın oyunlarına ne ayıracak zamanımız var, ne de bunu hayata geçirecek zamanımız var. İktidarın oyunları ile elbette baş etmeyi biliriz. Bunun için Yeşil Sol’u uzun zaman önce seçimlere girecek hale getirdik. Şimdi yapmamız gereken hem Yeşil Sol’u kitlemize tanıtmak hem de birlikte iş yapmak. Yani HDP ve Yeşil Sol Parti milletvekili adayları netleşene kadar birlikte çalışacak, adaylar belli olduktan sonra tamamıyla Yeşil Sol’a kitlenen bir seçim süreci geçireceğiz. Mitinglerimizi, aday tanıtımlarımızı Yeşil sol üzerinden kamuoyuna tanıtıp, çalışmalarımızı da Yeşil Sol üzerinden götüreceğiz. Seçim günü de oy pusulasında Türkiye’nin 81 ilinde Yeşil Sol’un logosu olacak. Bu konuda herhangi bir tereddüt yok. Kafa karışıklığına neden olacak bir şey de yok.

  • Seçim kapmayası yürütürken kullanacağınız temel argüman ne olacak?

Milletvekili adaylarımızı seçim propagandası yaparken Yeşil Sol’un Türkiye parlamentosunda yer almasının önemine değinecekler. AKP’nin Kürt, barış, demokrasi ve kadın düşmanlığına karşı Yeşil Sol’un parlamentodaki önemi üzerinde duracağız. Bunu seçmenimize anlatacağız. Çünkü bizi tamamıyla siyaset dışına atmayı hedefleyen bir anlayış var. HDP’nin kapatılması davası bu anlamda bir göstergedir. Dolayısı ile Yeşil Sol’un anahtar bir şekilde parlamentoda olması krizlerin çözülmesi açısından önemlidir. Bu argümanlar ile seçmenimize gidip, Yeşil Sol’un parlamentodaki önemini anlatacağız.

  • Yani iktidarın tasfiyeci ve savaş politikalarına Yeşil Sol ile mi cevap vereceksiniz?

Temel mesele sadece tasfiyeci ve savaş politikaları değildir. Bugün birçok alanda zaten kriz yaşanıyor. Türkiye’de demokrasi, barış ve adalet sorunu var. Seçilmişler dahil olmak üzere binlerce insan cezaevinde. Yine halkın iradesinin gasp edildiği kayyum meselesi var. Bunun yanında kadın, gençlik, ekoloji sorunu Türkiye’nin kriz alanlarıdır. İktidar HDP’yi kapatma davası ile bir hamle yaptı. Ancak Yeşil Sol bütün bunların bilincinde ve bunları görev alanı olarak belirleyip parlamentoda yerini alacak.

  • Aday adayı için 2 bin 783 başvuru yapıldı. Bir önceki seçimler ile kıyaslandığında başvuru sayıları hakkında ne ifade etmek istersiniz?

7 Haziran’ı bunun dışında tutarsak en fazla başvurunun yapıldığı bir dönem. Her ne kadar başvuru süresi tamamlanmış olsa da bunun daha da artacağını düşünüyorum. Listeler YSK’ye gidene kadar, bize talepte bulunanlar olacaktır. Bugün de dahil olmak üzere bana aday olmak istediğini belirten önemli kesimler oldu. Dolayısı ile ayın 9’una kadar başvuru yapmak isteyenler olacaktır.

  • AKP’ye yapılan başvuru süresinin bir önceki dönemlere oranlara düşük olduğu ifade ediliyor. Sizce bunun nedeni nedir?

AKP’deki başvuru sayısı oldukça az çünkü herkes AKP’nin artık gideceğini biliyor.

  • Peki nasıl bir aday profili ile halkın karşısına çıkacaksınız?

Bizim genel olarak bazı kriterlerimiz var. Örneğin çok evliler, kadına karşı suç işlemişler, çocuklara karşı suç işlemişler asla bizim partimizden aday olamazlar. Onların başvurularını bile almıyoruz. Başvuru yapan, listeye giren insanlarımızın tamamıyla Türkiye’nin her kesimini temsil edecek özelliklere sahip olmasına özellikle dikkat edeceğiz. HDP’de de bu böyleydi Yeşil Sol Parti’de de bu böyle olacak. Bu ülkede mağduriyet yaşamış, inkar edilmiş, kimliği ve inancı nedeniyle hor görülmüş her kesimden insanların sesi olmaya çalışacağız ve bu seslerin Yeşil Sol Partisi çatısı altında parlamentoya girmesini sağlayacağız.

  • Daha önce yaptığınız açıklamada en az 100 vekil hedeflediğinizi ifade ettiniz. Peki oran olarak neyi hedefliyorsunuz?

Yüzde 15’in üzerine çıkmayı hedefliyoruz. En son seçimde yüzde 10 seçim barajını aşmıştık. Şu an yüzde 10 seçim barajı yok. Baraj yüzde 7’ye düşürüldü ama elbette ki bizi kesinlikle rehavete kaptırmamalıdır. Baraj yüzde 7’ye düştü nasıl olsa kazanırız, nasıl olsa gireriz, Cumhurbaşkanlığı’nda şuna ama parlamento şuna oy verelim anlayışı çok yanlış ve tehlikeli bir anlayış. Her ne kadar yüzde 7’ye inmiş olsa bile bizim yüzde 15 gibi bir oranla ve parlamento olmamız çok önemlidir. Bizim için bir oy çok büyük bir anlama ve kıymete sahiptir. Dolayısıyla her insanımızın mutlaka bir kişiyi, iki kişiyi ikna edip bu dönem yüzde 15’in üzerine çıkmak gibi bir hedefle seçimlere hazırlanmamız gerekiyor.

  • Emek ve Özgürlük İttifakı ile seçime gireceksiniz. Bu süreç nasıl işleyecek?

Emek ve Özgürlük İttifakı olarak hedefimiz tek çatı altında seçimlere girmekti. Bu konuda hem TİP’e hem EMEP’e hem de ittifakın içerisinde yer alan partilere ifade ettik. Ancak gelinen noktada TİP ve EMEP kendi logolarıyla seçime girme tercihini yaptılar. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak logonun altında 3 siyasi partinin ismi olacak. Yeşil Sol Parti, EMEP ve TİP bu üç partinin hem logosu hem de o ilin milletvekili adaylarının ismi olacak. Dolayısıyla insanlar bir tercih yapacak. Elbette ki oyunu bu üç partiden birine verecek. Kim nerede ne kadar oy almış ise o ilin milletvekili çıkarma oranını geçebiliyor ise milletvekilliğini kazanmış olacak. Bu konuda hem EMEP’in hem de TİP’in tercihlerine saygı duyarız ama gönlümüz, arzumuz tek çatı altında seçilmelere girmekti. Bu tercih yapılmadı. Hala geç kalınmadı, bunu söyleyeyim. Bunu değiştirme gibi bir seçeneğimiz duruyor.

  • Peki Yeşil Sol Parti Türkiye’nin tüm illerinde seçime girecek mi?

Evet. Yeşil Sol Parti olarak Türkiye’nin her yerinde adaylarımızı göstereceğiz ve seçimlere gireceğiz. Ancak TİP ve EMEP’e bölgede 13 ilde aday çıkarmamalarını orada seçimlere girmemelerini söyledik. Yine bazı kritik yerler var, bizim geçen seçimlerde örneğin çok az sayı ile oy ile milletvekilliğini kaybettiğimiz yerler var. O kritik yerlerde de seçimlere girmemelerini söyledik. Onlar bunu kabul ettiler. Onların seçime girdikleri yerlerde de elbette ki bir yarış olacak.

  • Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelmek istiyorum. Aday çıkarmadınız, bu konuda kimi destekleyeceksiniz ya da öyle bir öngörünüz var mı?

Cumhurbaşkanlığı konusunda daha önce yaptığımız açıklamalar vardı. Deprem öncesi kendi adayımızla seçime gireceğimizi ifade etmiştik. Bu toplumda bir morale, bir cesarete, bir sinerjiye sebep oldu. Deprem sonrası bu iktidarı değiştirmek, bu iktidarı göndermek adına şartların ve koşulların değiştiği kanaati bizde uyandı. Çünkü biz depremle birlikte bir kez daha gördük ki bu iktidar, bu anlayış değişmeli. Çünkü deprem bölgesine gittiğimiz ilk gün hatta iki-üç günden itibaren kaderleriyle baş başa bırakıldığı bir sürece tanıklık ettik. Bu büyük bir felaketti. Evet felaketin boyutları çok fazlaydı ama bu felaket AKP iktidarı tarafından 2’ye, 3’e katlandı. Dolayısıyla bu anlayışın değişmesi, bu iktidarın gitmesi için bizim kendi şartlarımızı ve koşullarımızı bir kez daha gözden geçirmemize sebep oldu. Şunu kurullarımızda tartıştık. Aday çıkarmayacağız ve bu iktidarın değişmesi, Erdoğan’ın gitmesi için en demokrat aday kimse onu destekleyeceğiz.

  • Peki tercihinizi hangi adaydan yana kullanacaksınız?

YSK’ye başvurular yapıldı ve bu başvurularla birlikte başvurusu kabul edilen adaylar var. Bu adaylar tam netleştikten, bizde seçim çalışmalarımızı başlattığımız andan itibaren adayın ismini de zikrederek çalışmalarımızı seçimlere kadar sürdüreceğiz. Şu an itibariyle isim söylemeyeceğim ama bu değişim ve dönüşümü gerçekten gerçekleştirecek ve bu iktidarı gönderecek Türkiye’nin temel sorunları başta olmak üzere bütün sorunlarını çözebilecek en demokrat aday kimse bizim tercihimiz ondan yana olacak. İsimler netleşsin, seçim çalışmaları başlasın, bizler de sahaya çıkacağız ve seçmenlerimize “gönül rahatlığıyla şu adaya oy verebilirsiniz” diyeceğiz.

  • Kemal Kılıçdaroğlu ile bir görüşme gerçekleştirdiniz. Görüşmede neler konuşuldu?

Görüşmeden sonra Sayın Kılıçdaroğlu kamuoyuna açık bir değerlendirme yaptı. Bu değerlendirmede ifade ettiği bütün konuları biz zaten içeride konuştuk. Bunun dışında çok farklı veya özel bir görüşme olmadı. Yani Sayın Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği kayyumlar meselesi, kadın meselesi, ekoloji meselesi, Kürt sorunu, bu sorunun parlamentoda çözümü, demokrasi, adalet konularını konuştuk. Çok açık ve net söylüyorum. Kılıçdaroğlu dışarıda ne söylediyse içeride de aynı konuları konuştuk. Ama şu önemliydi tabi ki. Kürt sorununun parlamentoda çözülmesi ve bizim Sayın Kılıçdaroğlu’nu parlamentoda kabul etmemizin bir sebebi de buydu. Parlamento bütün sorunların çözüm merkezidir. Bu sebeple kendisini parlamentoda ağırladık ve verilen mesajlar da bu yöndeydi.

  • Yüzyıla dayanan Kürt sorununun salt parlamentoda çözülmesi mümkün müdür?

Parlamentoda en azından bazı yasaların çıkarılması bu sorunun çözümüne katkı sunar. Parlamentoyu bu sorunun dışında tutarsak bir çözüm elde edemeyiz. Parlamentoda yasaların çıkması, bu konunun tartışılması ile birlikte elbette yeni yeni çözüm önerileri ortaya çıkacaktır. Ama bu o zaman yapılacak konuşmalar, yapılacak olan müzakereler sürecinde birçok şeyin netleşmesine de sebep olacaktır. Ama parlamento bunun ilk adımıdır ve önemlidir diye ifade etmek isterim.

  • Kılıçdaroğu ile yaptığınız görüşmeden sonra kamuoyunda ‘çift taraflı’ bir eleştiriye tabi tutuldunuz. Bazı kesimler ‘HDP, CHP ile bakanlıklar konusunda anlaştı’ diyerek eleştiride bulunurken bazı kesimler de ‘neden HDP bakanlık istemedi’ minvalinde bir eleştiride bulundu. Sizler görüşmede bakanlık meselesine dair bir şey konuştunuz mu? Veya öyle bir talebiniz var mı?

Parti olarak geçmişten bu yana verdiğimiz mücadeleye bakarsak mücadelemizin önemi burada ortaya çıkıyor. Biz şimdiye kadar ne için mücadele ettik? Biz barış mücadelesi, özgürlük mücadelesi, demokrasi ve adalet mücadelesi verdik. Dolayısıyla şu an bile binlerce insanımızın cezaevinde olduğu, Kürt halkının iradesinin gasp edildiği bir dönemde, Meclis kürsüsünde Kürtçe konuşma yapan insanların konuşmasının bile “bilinmeyen bir dil” olarak kayda geçtiği bir dönemde bir makam, mevki veya koltuk peşinde koşmamız, bunu dayatmamız ve bunu istememiz hem halkımıza hem tabanımıza hem de geçmiş dönem verdiğimiz mücadeleye büyük bir haksızlık olurdu. Bizim talebimiz bu ülkenin demokrasiye, adalete kavuşmasıdır. Barışın gerçekleşmesidir. Kürt sorununun çözülmesi, kadın meselesinin çözülmesidir. Bu meselelerin her biri bizim için bir koltuktan daha değerlidir. Dolayısıyla da bu mesele üzerinden de kafa yormadık hatta hiç kafa yormadık daha doğrusu. Şu an taleplerimiz Türkiye’nin demokrasiye kavuşmasıdır, barışın gerçekleşmesidir, sorunların çözümüdür. Tamamıyla buna kilitlenmiş durumdayız. Diğer konular asla konuştuğumuz bir mesel değildir.

#İktidarın #tasfiyeci #savaş #politikalarına #Yeşil #Sol #ile #cevap #vereceğiz

HDP’nin seçim güvenliğini görüşme önerisi reddedildi

HDP’nin seçim güvenliğine ilişkin endişelerin giderilmesine yönelik genel görüşme önergesi AKP ve MHP’li milletvekillerin oylarıyla reddedildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grubu, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde seçim güvenliğine ilişkin endişelerin giderilmesine yönelik genel görüşme önergesinin Meclis Genel Kurulu’nda bugün görüşülmesi için grup önerisi getirdi. Öneri, AKP ve MHP’li milletvekillerin oylarıyla reddedildi.

Seçim güvenliği kaygısı

HDP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Murat Çepni, seçimlere giderken en çok konuşulan konulardan birinin seçim güvenliği olduğunu söyleyerek, “Bir taraftan yalan, kara propaganda, eşitsizlik, hamaset koşullarında halkın iradesinin yansıması engellenmeye çalışılırken bir diğer taraftan da seçim öncesinde ve seçim sırasında yansıyan iradenin hangi yol ve yöntemlerle gasp edileceği kaygısı tartışılıyor. Seçim güvenliği meselesi AKP’li yıllarda tavan yapmış bir mesele çünkü AKP’nin hem seçimlerde hem de diğer bütün politikalarında ortaya koyduğu ustalık dönemi diye tarif edilen hırsızlık süreci bunu tartışmayı fazlasıyla gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ demişti

Çepni, 2017 Anayasa referandumu sürecini hatırlatarak, şunları ekledi: “Siyasi meşruiyet seçimlerle güncelleniyor, buna inanılıyor fakat gelin görün ki eşitsizliklerle donatılmış bir seçim sürecinde neyin ne olacağını yine halkın kendisi belirleyecek. Bugün de HDP seçim sürecine parti kapatma şantajı, gözaltı, tutuklama terörü ve kumpas davalarıyla girmeye çalışıyor. Şimdi, böylesi bir eşitlikten bahsedilebilir mi? Seçim öncesinde eşit çalışma koşullarının olmadığı bir süreçte eşit yarıştan bahsedilebilir mi? Örneğin, 2017’de, Anayasa referandumunda AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ demişti ve mühürsüz oylar sayılmıştı. Yine, 2018 seçimlerine OHAL koşullarıyla girmiştik, kayyum atanan belediyelerin tüm imkânları iktidar tarafından kullanılmıştı. Yine, sandık birleştirme yöntemiyle 200 bine yakın yurttaşımızın, insanımızın iradesi gasp edilmişti, yönlendirilmeye çalışılmıştı, tehdit edilmişti.”

HABER MERKEZİ

 

#HDPnin #seçim #güvenliğini #görüşme #önerisi #reddedildi

Baxçalar dolu beton

Güzelim bahçeler imara açıldı ve arsa oldu, kat karşılığı yapılan çirkin apartmanlar Meletî’yi doldurdu. Sonra lahana tarlaları, domates, biber ve salatalık bostanları imara açıldı. Depremde en büyük yıkım buralarda olmuş. Bütün bu bahçeler, tarlalar AKP döneminde imara açıldı

Hüseyin Kalkan

Meletî diye bir kent kalmamış. Yıkılmış ve yıkılacak binalar kalmış geriye. İktidar bunu gizlemeye çalışıyor. Sanki Meletî’de çok fazla yıkım olmamış havası yayıyorlar. Bazı gazetecilerin haber geçerken saldırıya uğraması, bazı politikacıların tartaklanmasının nedeni bu. Önce transit yollar üzerindeki enkazlar kaldırılmış. Şehrin merkezine yürüdüğünüzde sadece enkazla karşılaşıyorsun. Merkezde birçok bölgede enkaz kaldırma çalışmaları sürüyor. Sokaklarda çok az sayıda insan var. Bunlar da ayakta kalan binaların yıkılma tehlikesine aldırmadan geziyorlar. Meletîlilerin büyük bölümü depremden etkilemeyen ilçelere taşınmış, başka kentlere taşınanların sayısı az değil. Bir bölümü kentin çeşitli bölgelerine kurulmuş konteyner kentlere yerleşmiş. Şehir merkezinde birçok bölgeye girmek yasak. ‘Girmek yasak. Polis’ işaret ve şeritleri ile kapatılmış birçok cadde. Tam şehrin merkezinde bulunan Yeni Cami’nin (Meletîlilerin deyimi ile Teze Cami) bulunduğu bölgeye girmenin en sıkı yasaklandığı bölge. Burda büyük yıkım yaşanmış. Bu caminin civarlarında bulunan Mısır Çarşısı, Şire Pazarı, Bakırcılar Çarşısı ve Büyük Otel yıkılmış.

Deprem ve bir restorasyon

24 Ocak 2020’de meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki Elazığ depremi, halk arasında Yeni Cami olarak bilinen camiye büyük hasar vermiş, ana kubbenin bir bölümünde çökme, duvarlarında çatlama, minare külahlarında dökülme meydana gelmişti. Depremin ardından tehlike oluşturduğu için ibadete kapatılan ‘Yeni Cami’ için, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ihale düzenlenmiş, onarım ve restorasyon çalışmalarına Ekim 2020’de başlanmıştı. Sur Yapı adlı firmanını yürüttüğü restorasyon 14 milyon mal olmuş. Mereş depreminde ise yeni biten restorasyona rağmen Yeni Camii büyük ölçüde yıkıldı. Bazı Meletîliler ‘Restore edilmeseydi belki yıkılmazdı’ diyorlar. Sur Yapı iktidara yakınlığı ile bilinen ve Erdoğan’ın teşekkürüne mazhar olmuş bir şirket. Taksim’de inşa edilen Taksim Camii’nin resmi açılışında konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘Mihrap, minber ve kürsünün bizzat caminin banisi’ dediği Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Altan Elmas tarafından tasarlandığını söylemiş ve Elmas’a teşekkür etmişti. (Cumhuriyet, 29. 05.2021)

Toz altında çay yudumlamak

Kışla caddesinde enkaz kaldırma çalışmaları sürüyor. Şehir merkezinde bulunan bu caddeye girmek yasak. Ama enkazdan kalkan toz yasak tanımadığı için her tarafa yayılıyor. Hemen yanındaki kavşağa kurulmuş olan seyyar çay ocağında çayımı yudumlarken, bu notları bilgi sayarak geçirmeye çalışıyorum. Şehirde oturup bir çay içmek, yemek yemek için herhangi bir mekan kalmamış. Çay ocaklarında, kebapçılarda seyyar ve binalardan uzak kavşaklarda kurulmuş. Aslında perakende ticaret şimdilik seyyar hale gelmiş. Giyecek, yiyecek ihtiyaçlarınızı seyyarlardan temin edebilirsiniz. Bunlar da az miktarda. Sadece bazı AVM’ler ayakta kalmış. Bankaların merkezdeki şubeleri kapalı. Sadece Ziraat Bankası’nın Hükümet Konağı’nın karşısında Kapalı Çarşı’nın üstünde seyyar bir şube oluşturmuş. Şehirde AKP’nin herhangi bir etkinliğine rastlanmıyor. Aş evleri genellikle devlete ait başka kurumlar tarafından oluşturulmuş. Mesela Ziraat Bankası açmış bir aşevi. Yanında AFAD bürosu var. Her ikisinin önünde uzun kuyruklar var. AFAD bürosunda herkese ‘bekleyin’ cevabı veriyorlar. Meletî’de en büyük yıkım yeni imara açılan semtlerde olmuş. Karakavak ve Bostanbaşı mahalleleri. Buralar isminden de anlaşılacağı gibi Meletî’nin bostanları ve kayısı bahçelerinin bölgesiydi. Lahana tarlaları, domates, biber buralarda yetiştirilirdi. Bütün bu tarlalar sulu olduğu için verimli topraklardı. İmara açıldıktan sonra bir anda sitelerle doldu. Bütün binalar yeni ama hepsi ağır hasarlı. Yeni bitmiş daha kimsenin taşınmadığı binaların bile ağır hasarlı olduğu tespit edilmiş. Şehrin birçok bölgelerinde hala doğalgaz ve su kesik.

Enkaz ve hastalık tehlikesi

Şehrin birçok noktasında enkaz kaldırma çalışmaları herhangi bir tedbir almadan sürüyor. Kaldırılan molozlar iki noktaya dökülüyor. Biri daha önce haber olmuş olan Alevi köylerine yakın, diğer ise neredeyse şehir içi sayılacak kadar merkeze yakın olan şehir mezarlığının yanında. Bu alanın hemen yanında da fidan pazarı var. Ayrıştırılmayan bu molozlar çevreye kanser riski ve akciğer hastalıkları tehlikesi saçmaya devam ediyor. Ayrıca molozlar kamyonlara yüklenirken tedbir alınmaması ve tozların etrafa yayılması halk sağlığını tehdit ediyor.

Bedo’nun türküsü

Baxçalar dolu vişne,

Bedo peşime düşme

Bedo’nun baxçaları şimdi vişne değil beton dolu. Bedo, eskiden Meletî’de ‘Aile çay’ bahçelerinde sahne alırdı. (Ya öyle eskiden Meletî’de insanların kadın-erkek birlikte gittiği çay bahçeleri vardı!) Yukarıda zikrettiğim şarkı da onun en meşhur şarkısıydı. Sonra ne vişne ne baxçesi kaldı. Önce bahçeler imara açıldı. Sonra tarlalar ve bostanlar.

Kısa Meletî tarihi

Meletî ilk olarak Aslantepe denilen bölgede kurulmuş. Şimdiki Meletî’ye 30 km uzakta olan ve Meletîlilerin ‘Eski Malatya’ dediği, sonra Battalgazi diye adlandırılan ilçenin yerindeymiş. Şimdiki Meletî de yazlıkmış. İslam Ansiklopedisi’nin verdiği bilgilere göre şehrin bugünkü yerine, Aspuzu bağlarına taşınmasına sebep olan gelişme ise Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrâhim Paşa kumandasında Anadolu’ya gönderdiği orduya karşı genel karargâhın 1838 yazında Elazığ’dan (Mezraa) Meletî’ye nakledilmesidir. O sırada Aspuzu’daki yazlık evlerinde oturan Meletîliler, ordunun şehirden ayrılmasından sonra harap hale gelmiş olan kışlık evlerine dönmemişler ve Aspuzu’da oturmayı sürdürmüşler; böylece burası yeni Meletî’nin çekirdeğini oluşturmuş. Nitekim XIX. yüzyılın sonunda yeni Meletî ondördü Aspuzu merkezinde olmak üzere Çırmıktı ve eski Meletî ile birlikte altmış yedi mahallesi, 5000’e yakın evi, elli kadar cami ve mescidi, altı medresesi, on kilisesi, dükkânları, dokuz hanı, beş hamamı, kırk beş değirmeni, bir ortaokul, çok sayıda sıbyan mektebi, inşası süren Yenicami ile (halkın deyimiyle “Teze Cami”) kısa sürede gelişen bir şehir halini almıştır. 1889 ve 1890’da binlerce dükkânın yanmasına sebep olan iki büyük yangın geçiren Meletî, 3 Mart 1893’te vuku bulan depremden de etkilenmiştir. Bu felakette 1300 kişi ölmüş, 1200 ev, dört cami ve çok sayıda dükkân yıkılmış, ertesi yıl yerlerine yenileri yaptırılmıştır. 1893’te vuku bulan kolera salgınında da 896 kişinin öldüğü tespit edilmiştir.

Meletî 1970’lere kadar en fazla iki katlı olan bahçeli evlerden oluşurdu. Bu bahçelerde narenciye hariç her meyve bulunurdu. En çok da tut, ayva ve erik vardı bahçelerde. Vişne de vardı tabi. Ama kirazın en iyisi Çırmıktı ve Gündüzbey’de yetişirdi. Sonra bu güzelim bahçeler imara açıldı. Bahçeler arsa oldu, kat karşılığı yapılan çirkin apartmanlar Meletî’yi doldurdu. Sonra lahana tarlaları, domates, biber ve salatalık bostanları imara açıldı. Burada yapılan siteler daha moderndi. Depremde en büyük yıkım buralarda oldu. Yıkılmayan yapıların ise ‘ağır hasarlı’ olduğu tespit edilmiş. Bütün bu bahçeler, tarlalar AKP döneminde imara açıldı. Ve çok büyük rant ortaya çıktı.

#Baxçalar #dolu #beton