Ana Sayfa Blog Sayfa 72

Dersim’in acısı: Unutulmaz bir tarih ve süregeldiği hüzün!

Dersim coğrafyasında yaşanan acılar, tarihin her döneminde ağıtlara dönüşerek varlığını sürdürmüştür. Her taşın, her suyun başında bir ağıt yükselirken, bu acılar geçmişle bugünü birleştiren bir hatırlatma işlevi görmektedir. 1937-38 yıllarında yaşanan Dersim Katliamı, bu ağıtların en acı örneklerinden biridir. 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan “Tunceli Tenkil Harekatı” sonucunda resmi rakamlara göre binlerce insan katledilmiş, on binlerce kişi ise sürgün edilmiştir. Tarih araştırmacıları, katliamda 70 bin kadar insanın hayatını kaybettiğini belirtmektedir.

Dersim Katliamı’nın üzerinden 87 yıl geçmesine rağmen, devlet tarafından bu trajedinin aydınlatılmasına yönelik hiçbir adım atılmamıştır. Katliamın üzerindeki perdelerin aralanması için gereken çabalar gösterilmemiştir. Bu durum, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Ağıtlar, bu kayıpların hatırlanması ve bir daha aynı acıların yaşanmaması için birer çağrı niteliğindedir.

Hatice Taybara, 1937-38 yıllarının tanığı olarak bu acıları ağıtlara döken önemli bir figürdür. Seyit Rıza’nın 1934 yılında öldürülen oğlu Baba üzerinden birlik olamamanın getirdiği acıları dile getiren Taybara, 90 yılı aşan bir ağıdı günümüze taşımaktadır. Bu ağıtlar, Dersim coğrafyasındaki acıların sesini yükselterek, gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için birer uyarı niteliği taşımaktadır.

Sevda Kurban İçin Adalet İstiyoruz: Serbest Bırakılmalı!

Sevda Kurban, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi yöneticisi olarak, tutuklu bulunduğu dosya kapsamında 19 Kasım Çarşamba günü hâkim karşısına çıkacak. Duruşma, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilecek.

Duruşma saati 10.30 olarak belirlenirken, Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri ve hak savunucuları, Sevda Kurban’ın serbest bırakılması çağrısında bulunuyor. Bu süreç, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin yeniden gündeme gelmesine vesile oluyor.

Kurban’ın durumu, Alevi toplumu ve destekçileri tarafından yakından takip ediliyor. Salı günü gerçekleştirilecek olan duruşma, hak savunucuları tarafından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Sevda Kurban’ın serbest bırakılması, hem bireysel özgürlükler hem de toplumsal haklar açısından büyük önem taşımaktadır. Tüm dikkatler, duruşma gününde mahkeme salonunda olacak.

Dersim’in Adalet Çağrısı: 15 Kasım, Tamamlanmamış Bir Mücadele Günü

Britanya Alevi Federasyonu, 15 Kasım tarihinin Dersim’in yarım kalan adalet çağrısının sembolü olduğunu açıkladı. Yapılan yazılı açıklamada, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamının yalnızca bir tarihsel acı değil, aynı zamanda halkların eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerinin hâlâ karşılık bulmadığını vurguladı. Federasyon, 88 yıldır süren hakikat arayışının toplum hafızasındaki yerinin önemine dikkat çekti.

Açıklamada, Seyit Rıza ile birlikte idam edilen diğer isimlerin, halklarının onurlu direniş tarihine mühürlendikleri ifade edildi. 15 Kasım’ın sadece bir anma günü değil, aynı zamanda halkların eşitlik ve özgürlük taleplerinin hafızaya kazındığı bir gün olduğu belirtildi.

Seyit Rıza’nın idam sehpasında söylediği sözlerin, bugün de Dersim’in dağlarında yankılandığına dikkat çekilerek, bu sözlerin bir halkın onur manifestosu olduğu ifade edildi. Açıklamada, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını anmanın geçmişe bir yas tutmakla sınırlı olmadığı, aynı zamanda hakikatle yüzleşmek ve adalet talebini sürdürmek anlamına geldiği vurgulandı.

Federasyon, Seyit Rıza ve arkadaşlarının direnişinin yalnızca bir tarihsel anı değil, bugün de yol gösteren bir çağrı olduğunu belirterek, anıları önünde saygıyla eğilindiğini ifade etti.

Altınoluk’ta Alevi Ozanlarına Saygı: Kul Himmet ve Pir Sultan Abdal Sahne Alıyor

Altınoluk’ta Alevi-Bektaşi geleneğinin önemli iki ozanı Kul Himmet ve Pir Sultan Abdal, AKD Altınoluk Nurhan Karadağ Tiyatrosu tarafından sahneye taşınıyor. “Çağdaşımız Kul Himmet, Çağdaşımız Pir Sultan Abdal” adlı tiyatro oyunu, bu büyük ozanların mirasını modern bir yorumla izleyiciye sunmayı hedefliyor.

Yazar ve yönetmen Haldun Çubukçu’nun eserinde, tarihsel derinlik ve çağdaş sahne anlayışı bir araya geliyor. Oyun, Alevi kültürünün adalet, sevgi, eşitlik ve hakikat eksenindeki yolculuğunu güçlü bir anlatım diliyle aktarıyor.

Etkinlik, 30 Kasım 2025 Pazar günü, Ayhan Şahenk Kültür Merkezi’nde saat 19.00’da gerçekleştirilecek. AKD Altınoluk, tüm dostları ve kültür-sanat takipçilerini bu özel buluşmada yer almaya davet ediyor. Bu unutulmaz etkinlikte, ozanları bugünün ışığında yeniden selamlamak için bir araya gelinmesi çağrısında bulunuyor.

Dersim’in acısı: Unutulmayan bir tarih ve direniş öyküsü!

Dersim’in Bitmeyen Ağıdı: Hatice Taybara ve Geçmişin Yükü

Dersim coğrafyası, tarih boyunca birçok acıya tanıklık etti. Bu acılar, her taşın ve suyun başında yükselen ağıtlarla anımsanıyor. 1937-38 yıllarında gerçekleşen Dersim Katliamı, bu acıların en derin izlerini bıraktı. Hatice Taybara, bu katliamın tanığı olarak geçmişin yükünü ağıtlara döküyor. Seyit Rıza’nın 1934 yılında bir pusuda öldürülen oğlu Baba üzerinden, birlik olamamanın getirdiği acıları dile getiriyor.

Dersim Katliamı, 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan “Tunceli Tenkil Harekatı” ile resmi olarak devreye girdi. Resmi rakamlara göre 1937’de bin 737, 1938’de ise 6 bin 868 kişi katledildi. Ancak tarih araştırmacıları, katliamda yaklaşık 70 bin insanın hayatını kaybettiğini belirtmektedir. Çocuk, kadın ve yaşlıların da aralarında bulunduğu on binlerce kişi sürgün edildi ve ailelerinden ayrı düşürülen kız çocukları, askerlere verildi.

87 yıl sonra hala Dersim Katliamı’nın aydınlatılmasına dair atılmış bir adım yok. Devlet, bu trajedinin üzerindeki perdeleri kaldıracak girişimlerde bulunmadı. Hatice Taybara, ağıtlarıyla bu acıları tazelemekte ve yitirilenlerin anısını yaşatmaya çalışmaktadır. Geçmişin izlerini unutmamak, benzer acıların yaşanmaması ve birlik olmanın önemini vurgulamak, ağıtçıların sesinden Dersim coğrafyasına yayılan bir mesajdır.

Dersim’in geçmişi, sadece bir tarih değil; aynı zamanda bir hafıza ve kimlik meselesidir. Hatice Taybara’nın sesi, bu hafızayı yaşatmak ve geleceğe taşımak adına önemli bir görev üstlenmektedir. Unutulmaması gereken, her acının bir daha yaşanmaması için ders çıkarılması gerektiğidir.

Ayten Kordu: Dersim Katliamı için Meclis Araştırma Komisyonu şart!

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Dersim Soykırımı’nın araştırılması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti. Kordu, Dersim’in tarihsel olarak barışçıl bir yaşam sürdüren, eşit ve özgür halkların coğrafyası olduğunu belirtti. Ancak 1937-1938 yıllarında yaşanan Dersim Tertelesi, bu kadim coğrafyada binlerce insanın öldürülmesine, köylerin yakılmasına ve sürgünlere neden olan karanlık bir dönem olarak kayıtlara geçti.

Ayten Kordu, bu katliamın yalnızca bir askeri harekât değil, bir halkın kimliğine ve varlığına yönelik sistemli bir yok etme politikası olduğunu vurguladı. 1925’teki Şark Islahat Planı’nın bu uygulamanın temelini oluşturduğunu belirten Kordu, Dersim’in “ulusal bütünlüğe engel” olarak tanımlandığını ve bu nedenle bölgeye askerî müdahalelerin yapıldığını ifade etti. Bu dönemde yaşananların, yalnızca geçmişin değil, bugünün toplumsal barışını da tehdit eden bir insanlık suçu olduğunu belirtti.

Kordu, Dersim Tertelesi’nin sadece tarihsel bir trajedi olmadığını, aynı zamanda toplumsal hafızayı derinden etkileyen bir olay olduğunu dile getirdi. Seyit Rıza ve diğer toplumsal liderlerin idamı ile oluşturulan mezarsızlık politikası, halkın tarihini ve kimliğini yok sayma çabasının bir parçasıdır. Bu durum, geçmişle yüzleşmeyi ve adaletin sağlanmasını gerektiren bir yükümlülük olarak öne çıkıyor.

Dersim halkının acılarının dindirilmesi ve toplumsal barışın sağlanması için somut adımlar atılması gerektiğini ifade eden Kordu, Dersim Tertelesi’nin aydınlatılması ve mezar yerlerinin açıklanmasının önemine dikkat çekti. TBMM bünyesinde kurulacak bir araştırma komisyonunun, bu olayların tarihsel arka planını incelemesi ve adaletin tecellisi açısından hayati bir adım olacağını vurguladı.

Ludwigsburg AKM’de Muhabbet Akşamı: Seyyid Rıza ve Yol Arkadaşları Anıldı

Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi (LB AKM), 13 Kasım 2025 Perşembe günü gerçekleştirdiği Muhabbet Akşamı’nda, Alevi toplumunun tarihsel hafızasında derin izler bırakan Seyyid Rıza, oğlu ve yol arkadaşlarını andı. 15 Kasım 1937’de Buğday Meydanı’nda idam edilen Dersim önderlerinin unutulmaması amacıyla düzenlenen program, hem inançsal hem de toplumsal hafıza açısından önemli bir buluşma niteliği taşıdı.

Çerağ Uyandırıldı, Lokmalar Paylaşıldı

LB AKM İnanç Kurulu tarafından hazırlanan program, çerağların uyandırılmasıyla başladı. Alevi geleneğinde çerağ, hem ışığın hem de hakikat yolunun sembolü olarak kabul edilirken, etkinlikte bu ritüelin özellikle vurgulanması “ışığın hakikatle buluşması” anlamı üzerinden değerlendirildi. Ardından lokmalar paylaşıldı; lokma paylaşımı, birliğin ve rızalığın toplumsal karşılığını simgeleyen önemli bir inançsal pratik olarak programda yer aldı.

Toplumsal Belleğin Canlı Tutulması Vurgulandı

Konuşmalarda, Seyyid Rıza ve yol arkadaşlarının idamının yalnızca tarihsel bir olay olmadığı, aynı zamanda Alevi toplumunun toplumsal belleğini ve direncini besleyen bir kırılma anı olduğu vurgulandı. Yapılan değerlendirmelerde, Dersim 1937-38 sürecinin günümüzde dahi etkisini koruduğu, özellikle diaspora toplumunun bu hafızayı aktarma konusunda önemli bir sorumluluk üstlendiği ifade edildi.

Etkinlikte ayrıca, tarihsel gerçeklerin yeniden hatırlatılması, Alevi toplumunun inançsal dayanışmasının güçlenmesi ve genç kuşaklara aktarımın önemi üzerine değerlendirmeler yapıldı.

Diaspora Toplumundan Yoğun Katılım

Ludwigsburg ve çevre kentlerden canların katıldığı program, diaspora Alevilerinin kimliksel, kültürel ve inançsal bağlarını koruma çabasının somut bir örneği olarak değerlendirildi. LB AKM yöneticileri, katılımın yoğunluğundan duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu tür etkinliklerin birlik ve muhabbeti güçlendirdiğini belirtti.

İnançsal ve Kültürel Devamlılık İçin Önemli Bir Buluşma

Programın sonunda, muhabbet geleneğinin Alevi inanç sisteminde oynadığı merkezi rolün üzerinde duruldu. Muhabbetin, sadece sohbet ortamı değil, aynı zamanda hakikatin topluca aranması, yol erkânının yaşatılması ve toplumsal birlikteliğin güçlendirilmesi anlamı taşıdığı hatırlatıldı.

LB AKM İnanç Kurulu, anma programının başarıyla tamamlandığını, önümüzdeki aylarda benzeri inançsal ve kültürel etkinliklere devam edeceklerini açıkladı.

Anma etkinliği, Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi’nin Osterholzallee 142, 71636 Ludwigsburg adresinde gerçekleştirildi.

Seher Şengünlü Yılmaz: “Pir Sultan Abdal’ı Saptıranlara Karşıyız”

Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Sivas Valiliği ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenecek olan “Pir Sultan Ocağı ve Pir Sultan Abdal Sempozyumu”na ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz, bu sempozyumun Alevi inancının özünden uzak olduğunu belirterek, Pir Sultan Abdal’ın gerçek anlamını anlamadan anlatmanın imkânsız olduğunu vurguladı.

Yılmaz, 2 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan Sivas Katliamı’na da dikkat çekerek, “Madımak’ta diri diri yakılan 33 canın katilleri serbest bırakılırken sesiniz çıkmadı” dedi. Yılmaz, katliamlarla yüzleşme çağrısına kulak tıkayanların, Pir Sultan Abdal’ı anlatma yetkisine sahip olamayacaklarını ifade etti.

Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Pir Sultan Abdal’ın öğretilerini devlet eliyle yeniden yorumlamasına karşı çıkarak, “Pir Sultan dirilse riyakarlığınıza karşı dik dururdu” dedi. Yılmaz, Alevi topluma seslenerek, bu tür çalışmalarla ortak olmamaları gerektiğini belirtti.

Alevilik inancının asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirilen programlara karşı çıkan Yılmaz, “Alevi inancını devletin belirlediği sınırlarla değil, Pir Sultan Abdal’ın direniş, adalet ve hakikat yolunda yükselen sesiyle yaşatacağız” diyerek duruşlarını net bir şekilde ifade etti.

Hamburg’da Alevi Araştırmaları ve Dersleri İçin Yoğun Katılım

Hamburg Alevi Kültür Haftası kapsamında düzenlenen “Alevi Araştırmaları ve Okullarda Alevilik Dersleri” paneli, Alevi toplumunun eğitim alanındaki hak mücadelesine dikkat çekmek amacıyla yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Etkinlik, akademisyenler ve kurum temsilcilerinin katılımıyla Aleviliğin eğitimdeki yeri ve gereklilikleri üzerine kapsamlı bir tartışma platformu sundu.

Panelde, Prof. Dr. Rıza Yıldırım, Prof. Dr. Cem Kara, Prof. Dr. Handan Aksünger-Kızıl ve Prof. Dr. Hüseyin Ağüçenoğlu, Aleviliğin akademik çalışmalardaki yeri, metodolojik sorunlar ve güncel araştırmalar üzerinde durdu. AABF adına Şenay Can ile Hamburg Alevi Kültür Merkezi’nden İsmail Kaplan’ın konuşmalarıyla zenginleşen panelin moderatörlüğünü Baykal Arslanbuga üstlendi. Etkinlikte ayrıca Zara Simşık ve Ezo Ime’nin müzik dinletisi de katılımcılara keyifli anlar sundu.

Hamburg Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panel, katılımcıların yoğun ilgisiyle tamamen doldu. Etkinlikte, Alevi inancının eğitimdeki görünürlüğünün artırılması gerektiği vurgulandı. Salondaki büyük Alevi figürlerine ait tablolar ve katılımcıların derin ilgisi, etkinliğe güçlü bir sembolik anlam kattı.

Uzman konuşmacılar, Alevilik derslerinin Almanya’daki okullarda kurumsallaşması, müfredatın kapsayıcı hale getirilmesi ve Alevi öğrencilerin hakları gibi temel konuları ele aldı. Panelde, Alevi toplumunun eğitimde eşit yurttaşlık mücadelesine dair önemli tespitler yapıldı ve bu alandaki gereklilikler bir kez daha gündeme getirildi.

Hamburg Alevi Kültür Merkezi Yönetimi, etkinliğin ardından katılımcılara teşekkür ederek, değerli hocaların bilgi birikimlerinin Aleviliğin eğitim alanındaki yerinin vurgulanmasına katkı sağladığını belirtti. Yönetim, birlik ve dayanışma ruhuyla benzer etkinliklerde tekrar bir araya gelmeyi umduklarını ifade etti.

Madımak’la hesaplaşmadan Pir Sultan’ı anmak mümkün değil!

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Sivas Valiliği ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi iş birliğiyle 13-14 Kasım 2025 tarihlerinde “Pir Sultan Ocağı ve Pir Sultan Abdal Sempozyumu” düzenleyecek. Ancak, bu etkinlik, Sivas Madımak Katliamı’nın yaşandığı kentte devlet kurumları tarafından organize edilmesi nedeniyle Alevi toplumu ve yol önderlerinden sert tepkiler aldı.

Alevi Bektaşı Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, sempozyumun katliamın anısını hiçe saydığını belirterek, “Madımak Oteli utanç müzesi yapılmadan ve devlet katliamlarla yüzleşmeden yapılan her şey, Alevilerle dalga geçmektir” dedi. Arslan, bu saygısızlığı kınayarak Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nı tanımadıklarını ifade etti.

Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da, “Pir Sultan Abdal’ı anlatmak için önce anlamak gerekir” diyerek, geçmişte yaşanan katliamların sorumlularıyla yüzleşmeden düzenlenen etkinliğin anlamını sorguladı. “Bizi temsil etmiyorsunuz” diyen Yılmaz, Alevi toplumuna bu tür etkinliklere katılmamaları çağrısında bulundu.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise, sempozyumun Alevi inancına hakaret olduğunu vurguladı. “Sivas Madımak Katliamı’nın sorumlularıyla yüzleşilmeden bu tür etkinlikler düzenlemek, Alevi tarihine ve inancına karşı bir saygısızlıktır” dedi. Erçe, Pir Sultan Abdal’ın sadece bir ozan değil, aynı zamanda halkın hak ve hakikat mücadelesinin simgesi olduğunu belirtti.

32 yıl önceki Madımak Katliamı’nın yaraları hala taze, katledilen 33 aydının anısına saygı gösterilmediği sürece bu tür etkinliklerin inanç özgürlüğü açısından bir anlam taşımadığı ifade ediliyor. Tepkilerin ortak vurgusu ise “Pir Sultan’ı anlatmak için önce anlamak gerekir” şeklinde öne çıkıyor.