Ana Sayfa Blog Sayfa 721

Sahte doktor Özkiraz tahliye edildi

Devlet hastanesinde kendisini doktor olarak tanıtarak görev yapan Ayşe Özkiraz tahliye edildi

Tekirdağ’daki Çerkezköy Devlet Hastanesi’nde kendisini “pratisyen hekim” olarak tanıtan, sahte diploma ile görev yaptığı anlaşılınca tutuklanan Ayşe Özkiraz hakkında 13 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. 5 aydır tutuklu bulunan Özkiraz’ın yargılandığı davanın 5’nci duruşması bugün Çerkezköy 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Özkiraz için tahliye kararı çıktı.

Bugün görülen duruşmaya Ayşe Özkiraz, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Özkiraz, “Maddi bir kazanç sağlamadım. Ameliyata girdiğimi kabul ediyorum. Dikiş işlemini bir kez yaptım. Gerçekten çok pişmanım dersimi aldım. Yaptığım hatanın bir bedeli olduğunu biliyorum. Sağlığım ve eğitimim için tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.

Duruşma savcısı mütalaasında tutukluluk halinin devamını istedi. Kararını açıklayan mahkeme ise Özkiraz’ın tahliyesine karar verdi.

HABER MERKEZİ

#Sahte #doktor #Özkiraz #tahliye #edildi

Cindirês katliamı açıklaması: Bağımsız komite bölgeye gitmeli

Kuzey ve Doğu Suriye’deki hukuk ve insan hakları örgütleri Cindirês katliamına ilişkin açıklama yaparak, bölgedeki duruma müdahale etmesi, suçluların yargılanması ve yerli halka destek vermesi için uluslararası bağımsız bir komitenin kurulması istedi

Cizre Bölgesi İnsan Hakları Örgütü, Kuzey ve Doğu Suriye Avukatlar Birliği ve Zenûbiya Kadın Topluluğu Reqa Bürosu, Cindirês katliamına tepki göstermek için açıklamalar yaptı. Açıklamalarda Türkiye’nin işgal altındaki bölgelerden çıkarılması çağrısında bulunuldu.

Qamişlo

Cizre Bölgesi İnsan Hakları Örgütü ve Kuzey ve Doğu Suriye Avukatlar Birliği, Cindirês katliamına ilişkin ortak açıklama yaptı.Cizre Bölgesi Avukatlar Birliği Eşbaşkanı Ciwan Mihemed’in okuduğu açıklama, Qamişlo’nun Siyahi Mahallesi’nde bulunan BM Mülteciler Yüksek Komiserliği önünde yapıldı. Eyleme örgüt üyeleri ve TEM-DEM temsilcileri de katıldı.

Türkiye ve bağlı olduğu grupların suçlarına dikkat çekilen açıklamada, Cindirês’deki katliamın ardından halkın sokaklara çıkarak ırkçı saldırıların durması ve çetelerin bölgeden çıkarılması çağrısı yaptığının altı çizildi. Açıklamada, BM’ye Efrînli halkı koruma, Türkiye’nin işgalini sonlandırması için baskı yapması ve hesap sorma çağrısı yapıldı.

Son olarak, Suriye’nin kuzeyindeki durumu izlemesi, müdahale etmesi, suçları durdurması, suçluların yargılanması ve yerli halka destek vermesi için uluslararası bağımsız bir komitenin kurulması istendi.

Reqa

Zenûbiya Kadın Topluluğu Reqa Bürosu ise merkez binası önünde açıklama yaptı.Açıklama Zenûbiya Kadın Topluluğu Reqa Bürosu Kadın Komitesi üyesi Buseyne Ebdo tarafından okunurken, eyleme çok sayıda kadın katıldı.

Cindirês’de 4 Kürdün katledilmesine tepki gösteren kadınlar, işgalin sonlandırması ve suçların durdurulması çağrısı yaptı. Kadınlar çoğulcu demokrasi ve merkezi olmayan bir Suriye için mücadele etme mesajı verdi.

Ne olmuştu?

20 Mart’ta Efrîn’in depremden etkilenen Cindirês ilçesinde Türkiye’ye bağlı Ehrar El Şerqiye üyeleri Newroz kutlamak isteyen aynı aileden 4 yurttaşı katletti. 4 sivilin katledilmesinin ardından Cindirês ve Efrîn halkı bu saldırıya karşı ayaklanarak sert tepkiler gösterirken, halkın saldırıya karşı öfkesi sokaklara taştı.

HABER MERKEZİ

#Cindirês #katliamı #açıklaması #Bağımsız #komite #bölgeye #gitmeli

HDK, 2. Genel Meclis Toplantısı’nın sonuç bildirgesini açıkladı

HDK, 12. Dönem 2. Genel Meclis Toplantısı’nın sonuç bildirgesinde, deprem bölgesinde yaşanan ihlallere dikkat çekilerek, ‘Halkımızın yanında yaralarımızı ortak sarmaya devam ederken, aynı zaman da sorumluların takipçisi olacağız’ denildi

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 25-26 Mart tarihlerinde gerçekleştirdiği 12. Dönem 2’nci Genel Meclis Toplantısı’nın sonuç bildirgesini yayımladı.

Bildirgede, Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerden sonra yaşanılanlara dikkat çekilerek, “Depremin yarattığı yıkım karşısında günlerce halkın yardımına gelmemesi ‘devlet nerede’ sorusunun yaygın biçimde sorulmasına yol açtı. Birer yolsuzluk organizasyonu haline getirilmiş AFAD ve Kızılay’ın deprem sonrası arama kurtarma ve yardım faaliyetlerini organize edemediği, aksine dayanışmayla gelen yardımları gasp ettiği, halkın ihtiyaç duyduğu anda TSK imkan ve kabiliyetlerinin seferber edilmediği görüldü. Bölgenin geçmişte muhafazakar iktidarlara destek veren geniş toplum kesimlerinde, devlete ve orduya duyduğu temelsiz güvende ciddi bir kırılma yaşandı” denildi.

Yaşanan felakketten ders çıkarılmadı

Depremin hemen ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile dayanışmanın engellenmeye çalışıldığı kaydedilen bildirgede, “Sözde yağmayı önleme adına sokaklarda ve jandarma karakollarında, bazıları ölümle sonuçlanan işkence vakaları yaygınlaştı. İktidarın depremi, inşaat sektörü başta olmak üzere sermayeye kaynak aktarmak ve yaşanan büyük felaketten hiçbir ders çıkarmadan giriştiği yapılaşma atağıyla oy devşirmek fırsatı olarak gördüğü kesinleşti. Sağlıklı, güvenli, depremzedelerin önceliklerine uygun geçici barınma koşulları kamu kaynaklarıyla derhal sağlanmalı, fakat kalıcı yerleşimlerin yeniden inşası, emek ve meslek örgütlerinin ve tüm yaşayanların katılacağı mahalle ve kent meclisleri tarafından planlanmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Sel felaketi

Açıklamanın devamında ise depremin ardından bölgede meydana gelen sel felaketine de işaret edilerek şöyle devam edildi:

“Deprem ve arkasında yaşanan sel afeti, toplumun en yoksullarını vurdu. Bölgedeki büyük göçmen ve mülteci nüfus, özellikle kadın mülteciler, ötekileştirme politikalarının sonucu felaketin en büyük mağdurları oldular. Mevcut ağır ekonomik krizin, deprem ve sel felaketlerinin yarattığı büyük yıkım ve maliyetlerle, etkisi giderek daha fazla hissedilecek bir çöküş dinamiğine dönüşeceğini öngörebiliriz. Depremden çıkarılacak en önemli ders, merkezi iktidarın vesayetinin kırılması, yerel yönetimlerin özerkliğinin güçlendirilmesi, halkın mahalle ve sokak meclisleriyle siyasetin doğrudan öznesi olması ve dayanışmanın önünün açılmasıdır. Bu doğrultuda atılması gereken ilk adım ise, halkın iradesini gasp eden kayyum uygulamalarına derhal son verilmesi; seçilmiş yönetimlerin işbaşı yapması ve halkın yaralarının, gene kendi iradesi ve dayanışması ile sarılmasıdır.

Sorumluların takipçisi olacağız

İlk günden beri gönüllülerimiz, partimiz, bileşenlerimiz ile birlikte kongremiz alanda arama kurtarma, ilk sağlık müdahalesi basta olmak üzere tüm dayanışma çalışmalarında seferber oldu. Bundan sonra da halkımızın yanında yaralarımızı ortak sarmaya devam ederken, aynı zaman da sorumluların takipçisi olacağız. Bölgemizde ve Ukrayna’da sürmekte olan ‘sınırlı bir alanda dünya savaşı’ pratiği, Karadeniz başta olmak üzere çevresine doğru genişleme işaretleri veriyor. Benzeri bir çatışma potansiyeli ise, İsrail ve ABD’nin Ortadoğu’yu kendi mevcudiyetlerinin ve çıkarlarının güvenlik ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirme stratejisinin, Suriye’den sonraki adımı olarak İran ile yaşanan ve karşılıklı tırmandırılan çatışmalardır. Bu çerçevede Ortadoğu’da dünyanın büyük güçlerinin ittifaklarını genişletme ve tahkim etme amaçlı diplomatik çabalarında bir yoğunluk gözlenmektedir.

Seçimler

Türkiye bir seçim sürecini yaşıyor. AKP-MHP iktidarı seçime en gerici ve paramiliter güçlerle, halk düşmanlığı temelinde ve kadınların kazanılmış bütün haklarını gasp etme ortak zemininde ittifak kurarak hazırlanıyor. Dünya siyasetinin erkek egemenliği etrafında muhafazakarlaştığı, sağ yükselişin erkek egemenliği etrafında hayat bulduğu bir gerçek. Hak ve özgürlüklerin şiddet yolu ile gaspının en ağır koşullarını kadınlar ve LGBTİQ+’lar üzerinde kendini var etmekte olduğunu tespit etmek mümkün. Sağ popülist siyasetin milliyetçilik, militarizm ve dini muhafazakarlık çerçevesinde gelişmesini Türkiye’de de yaşıyoruz. Kadınlar ve LGBTİQ+’lar olarak tüm toplumsal alanlarda yaşanan erkek egemenliğinin kendi kurumlarımızda da yaşandığı tespitiyle bulunduğumuz her alanda, içerde ve dışarıda mücadelede etme kararlığında olduğumuzun altını çiziyoruz. Seçim gündemiyle güçlendirilmeye çalışılan IŞİDvari gerici ittifaka karşı hem seçimlerde hem de seçim sonrasında mücadeleyi sürdürme iradesi açığa çıkmıştır. Bununla birlikte seçimler sonrasında oluşabilecek her türlü atmosferde başta kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınlar olmak üzere tüm toplumsal dinamikler aktif mücadele etmek zorundadır.

Millet ittifakı, ‘tek adam rejimi’nin yarattığı yıkımın devletin bekası için de bir tehdit oluşturur hale geldiğini değerlendiren devlet aklı tarafından, uzun süredir bir restorasyon seçeneği olarak iktidara hazırlanıyor. Emek ve Özgürlük İttifakı ‘üçüncü kutbun’ temsilcisidir. Erdoğan’ın ve temsil ettiği zihniyetin iktidardan uzaklaştırılması kritik bir önem arz ettiğinden cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’nin aldığı tutum çok kıymetlidir. Seçim sonrasında, nasıl bir iktidar yapısı çıkarsa çıksın, demokratik hak ve özgürlükler alanının genişlemesi ve Kürt sorunu başta olmak üzere ülkenin bütün köklü sorunlarının çözümü yönünde gerekli adımların atılmasının sorumlusu ve takipçisi olmak üzere, geniş toplumsal örgütlülüklerin gücünü arkasına almış bir parlamento grubunun oluşması amacımızdır. Parlamento grubumuzun güçlü olması için, temsili siyaset alanında elde edilen başarının gerisinde, toplumsal mücadele alanlarında fiili bir mücadele gücünün örgütlenmesi şarttır. HDK bu alanda üzerine düşeni yapmaya taliptir.”

HABER MERKEZİ

#HDK #Genel #Meclis #Toplantısının #sonuç #bildirgesini #açıkladı

Gazetecilerin iddianamesi 9 ay sonra tamamlandı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 9 ay 10 gün sonra 20’si gazeteci 22 kişi hakkında iddianameyi tamamlayarak Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Amed merkezli yürüttüğü soruşturma kapsamında 16 Haziran 2022’de 16’sı tutuklanan, 4’ü serbest bırakılan 20’si gazeteci 22 kişi hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla bir aşçı, biri de röportaj veren kişi olmak üzere toplam 22 kişi hakkında, 9 ay 10 gün sonra yürütülen soruşturmayı tamamlayan Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, 22 kişi hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla iddianame düzenledi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianameyi Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. İddianameleri incelemeye alan Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, yapacağı incelemenin ardından iddianameyi kabul edip etmediğine 15 gün içinde karar verecek. İddianamenin kabul edilmesiyle dava süreci başlayacak.

Tutuklu gazeteci

16 Haziran 2022’de ev ve işyerleri baskınlarında gözaltın alınan gazetecilerden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Aziz Oruç, Xwebûn gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, JINNEWS Yazı İşleri Müdürü Safiye Alağaş ile gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin tutuklanmıştı.

HABER MERKEZİ

#Gazetecilerin #iddianamesi #sonra #tamamlandı

AKPli belediye önünde kendilerini yaktılar

Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde bir yurttaş yaptırdığı ahırın AKPli Yahyalı Belediyesi tarafından yıkılması sonrası belediyenin önüne giderek ailesiyle beraber kendilerini yaktılar

Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde bir yurttaş, yaptırdığı ahırın AKPli Yahyalı Belediyesi tarafından yıkılması sonrası belediyenin önüne giderek ailesiyle beraber kendilerini yaktılar. Eşi ve çocuğuyla beraber olan yurttaş, elindeki benzin bidonunu dökünce çevredeki yurttaşlar ve belediye işçileri müdahale etmek istedi. Dökülen benzinin alev almasıyla şahıs, eşi, çocuğu, olaya müdahale etmek isteyen polis memuru ve 2 belediye işçisi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınırken olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

HABER MERKEZİ

#AKPli #belediye #önünde #kendilerini #yaktılar

Kadın cinayeti failine ağırlaştırılmış müebbet

Mersin’de Raziye Oskay’ı katleden Barış Can Uçuk’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi

Mersin’de 10 Ocak 2022’de Raziye Oskay’ı katleden Barış Can Uçuk hakkında 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “Tasarlayarak öldürme” suçundan verdiği hapis cezası kararının İstinaf’ta bozulması ardından yeniden yargılama başladı. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasına, sanık Uçuk tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS ile katılırken, Oskay’ın annesi Fatma İsmet Oskay, babası Murat Oskay ile taraf avukatları katıldı.

Sanık Uçuk, önceki savunmalarını tekrarlarken, taraf avukatlar da savunmalarını yaptı.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, sanık Uçuk’a “Tasarlayarak öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

‘Adalet yerini buldu’

Oskay’ın annesi Fatma Oskay, mahkeme kararından sonra yaptığı açıklamada, “Adalet yerini buldu sonunda. Bunun için çok mücadele verdik. Kızım geri gelmeyecek ama bu karar az da olsa acımızı hafifletecek. Kimse bu acıyı çekmesin” dedi.

HABER MERKEZİ

#Kadın #cinayeti #failine #ağırlaştırılmış #müebbet

Hatimoğulları: Eylemsizlik fırsatı değerlendirilmeli

KCK’nin eylemsizlik kararını değerlendiren HDP Milletvekili Tülay Hatimoğlu, ‘Kürt sorunu demokratik, barışçıl yöntemlerle eşit yurttaşlık temelinde çözülebileceği siyasal bir atmosferi hep birlikte oluşturabiliriz. Bu fırsat çok iyi değerlendirilmelidir’ dedi

Yadigar Aygün

Kürt meselesinin demokratik, barışçıl ve eşit yurttaşlık temelinde çözülmesi gerektiğine dikkati çeken Hatimoğlu şunları söyledi: “Bizim en büyük muradımız Kürt sorununun barışçıl, demokratik yöntemler ile çözülmesidir. Demokrasi güçlerinin, aydınların, yazarların, her kesimin ideali 40 yıldır devam eden bu çatışmaların son bulmasıdır. Kürt sorunun barışçıl, demokratik yollar ile çözüme kavuşturulmasıdır. AKP öncesi dönemde de AKP döneminde de ciddi adımlar atılmadığı gibi Dolmabahçe Mutabakatı sonrasında Kürt halkına yönelik çöktürme planı devam etti. Ve Kürtleri neredeyse ellerinden gelse bu ülkeden sürecek, yok edecek, imha edecek. Sınır ötesi operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Ülkemizde bir deprem yaşandı. Bedeli Tüm Türkiye’ye çok ağır oldu. Bu deprem sonrasında bir taraf silahları bıraktı. Savaşan taraflardan biri bu çağrıyı yaptı ama sınır ötesi operasyonlar devam ediyor.”

Kaynaklar savaşa ayrılıyor

Kaynakların savaşa aktarıldığını, savaşın ekonomik krizi derinleştirdiğini belirten Hatimoğlu, savaş politikasında ısrar etmenin en büyük kötülük olduğunu vurguladı. Hatimoğlu şu ifadelere yer verdi: “Ülke çok ağır bir süreçten geçiyor. Çok acı günlerden geçiyoruz. Hayat pahalılığı, ekonomik kriz, geçinememe deprem ile birlikte az konuşulan bir şey ama toplumun yaşadığı büyük sorunlar. Özgürlükler kısıtlanıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçildi, şimdi de 6284 Sayılı Kanun tartışma konusu haline getirildi. Tüm alanlarımıza sirayet eden giderek otoriterleşen ve tekleşmiş erkek anlayışı toplumda hakim kılmak istiyorlar. Türkiye şu an ekonomik, toplumsal her manada uçurumdan yuvarlanıyor. Hala savaşta, sınır ötesi operasyonlarda ısrar etmek kötülüğün gelebileceği en dip noktadır. Bu kadar ağır koşullar içerisinde depremin yaralarının sarılması gerekirken, seçimler yaklaşırken bu sorunlarda ısrar etmek, ‘biz Kürt sorununu çözmeyeceğiz’ demektir. ‘En ağır bedeli ödeteceğiz’ yaklaşımı mesajını veriyorlar.”

Barışçıl yollarla çözülmelidir’

KCK’nin eylemsizlik kararının Türkiye için bir fırsat olduğuna işaret eden Hatimoğlu, bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti: “Seçimler ülkede yeni dönemin belirleyişi olacak. AKP seçim sürecini kavgalarla, kaosla kendi lehine çevirmek isteyecektir. Tek taraflı da olsa eylemsizlik kararını olumlu buluyoruz. Eylemsizlik kararının hem deprem hem seçimler süreci için hayırlı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de barış isteyen, demokratikleşme isteyen gerçekten 2. yüzyılda demokratik cumhuriyeti inşa etmek isteyen kesimler için çok önemli bir fırsat. Bu fırsat çok iyi değerlendirilmelidir.”

#Hatimoğulları #Eylemsizlik #fırsatı #değerlendirilmeli

Mahkemede yargılanan yaşam hakkı!

Akbelen Ormanı’nın yok edilmesine karşı çıkan 2 kadın ekolojistin davası 26 Haziran tarihine ertelendi

Muğla Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’na yapılmak istenen kömür ocağına karşı direnirken gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 2 doğa savunucusunun yargılandığı davanın 6’ncı duruşması Milas 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada “Kamu görevlisine mukavemet” suçlamasıyla yargılanan Gülören Demir ve Füsun Kayra ile birlikte avukatları hazır bulundu. Duruşma mahkeme hâkiminin izinli olmasından kaynaklı geçici hâkim ile yapıldı.

‘Tutanaklar hukuka aykırı’

Duruşmada konuşan sanık avukatlarından Arif Ali Cangı, tahkikat taleplerini yenileyerek, müştekilerin yeniden dinlenilmesini talep etti. Müştekinin tuttuğu tutanağa göre dava açıldığını belirten Cangı, “Müşteki Gülçin’in beyanlarının alınmasına ilişkin yapılacak işlemlerden haberdar olmamız gerekmektedir. Müştekiye soru yöneltme hakkımız vardır. Müştekinin tuttuğu tutanaklardan kaynaklı bu dava açılmıştır. Bu tutanakları hukuka aykırı olduğu açıktır. Ayrıca mahalli keşif yapılması talebimiz vardır. Duruşma salonu dışında tanıklarımızı hazır ettik, dinlenilmesini talep ediyoruz. Anayasa Mahkemesi’ne dosyanın bir kısmını götürdük. Buna ilişkin bireysel başvurumuzun celbini ve incelenmesini talep ederiz” diye konuştu.

‘Kamera kayıtları incelensin’

Sanık avukatlarından Nehir Bilece ise sanıkların çevre hakları savunucusu olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Özel Raportörü’nün olaya ilişkin 2 sayfalık paylaşım yaptığını ifade eden Bilece, “Müşteki Zeynep Özge Cankurt’un Manisa Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla beyanı alınmıştır. Ancak zabıtta ‘önceki beyanları olmadığından okunamadı’ şeklinde bir ibare bulunmaktadır. Müşteki Zeynep’in soruşturma aşaması ve mahkeme aşamasındaki ifadeleri çelişkilidir. Bu çelişkinin giderilmesi için yeniden ifadesi alınması ve bizim bu ifade işleminden haberdar edilmemizi talep ediyoruz. Ayrıca mahkeme arasında dosyaya girmesi adına olay anını gösteren kamera kayıtlarını sunmak istiyoruz. Bu görüntülerin incelenmesini talep ediyoruz” diye belirtti.

MUĞLA / MA

#Mahkemede #yargılanan #yaşam #hakkı

Bakur belgeseli davası: Duruşma ertelendi

‘Bakur’ belgeseli nedeniyle haklarında dava açılan gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ve yönetmen Çayan Demirel’ın duruşması ertelendi

Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ve yönetmen Çayan Demirel’in çekim ve yönetmenliğini yaptıkları “Bakur” (Kuzey) belgeselinde  “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandıkları davanın 4’üncü duruşması Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmalardan vareste tutulan Demirel ve Mavioğlu ile mazeret bildiren avukatlarının katılmadığı duruşmada, Batman Barosu Başkanı Av. Erkan Şenses hazır bulundu. Duruşmayı 2 sivil polisin izlemesi dikkati çekti.

Dava dosyasına gelen evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada iddia makamı, Yargıtay 3. Ceza Dairesine yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına ve Mavioğlu hakkında verilen yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamı yönünde karar verilmesini talep etti.

Gündem davasındaki karar

Ardından savunma için söz alan Mavioğlu ve Demirel’in avukatı Erkan Şenses, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Özgür Gündem gazetesinin başlattığı “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldığı için Mavioğlu’na “örgüt propagandası yapmak” suçundan verilen 1 yıl 3 ay hapis cezasının bozulması yönünde tebliğname hazırladığı bilgisini verdi. Şenses, savcının Mavioğlu üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına dair görüş sunduğunu belirterek, Mavioğlu hakkında verilen yurt dışına çıkış şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılmasını, dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesini talep etti.

Duruşma ertelendi

Ara kararını açıklayan mahkeme, Mavioğlu’nun “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılandığı ve Yargıtay’da temyiz incelemesinde olan dosyanın akıbeti için yazılan müzekkere yanıtının beklenmesine ve Mavioğlu hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar vererek duruşmayı 20 Haziran’a erteledi.

ÊLİH

#Bakur #belgeseli #davası #Duruşma #ertelendi

326 enerji yatırımına büyük teşvik

Şubat 2023 döneminde 326 adet enerji yatırımına teşvik belgesi verilirken, Kürt coğrafyasındaki teşvikler dikkat çekici. Türkiye’nin enerji üretim kapasitesinin 1/4’i kullanılırken, teşvikler devam ediyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2023 yılının Şubat ayında çeşitli sektörlerde toplam 1.183 projenin yatırım teşvik belgesi düzenlendi. Teşvik verilen projelerden, üç adedi enerji madenciliği projesi olmak üzere 326’sı enerji sektörüne yönelik projeler oldu. Diğer yandan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu Medipol Üniversitesi’nin Sêrt’te (Siirt) 14,3 MW kurulu gücünde Medipol Güneş Enerji Santrali (GES) kuracak olması dikkat çekici. Şubat 2023’te yatırım teşvik belgesi alan projelerin toplam yatırım tutarı 44 milyar 411 milyon 912 bin 245 lira oldu.

Kömür madenine teşvik

Madencilik alanında toplam 25 projeye teşvik verilirken, enerji madenciliği alanında teşvik alan 3 projeden en büyüğü, Defaş Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ’nin Manisa Soma’da gerçekleştireceği ve yılda 3 milyon 974 bin 040 ton linyit kömürü üretim projesi oldu. 711 milyon 030 bin 883 lira yatırım tutarı bulunan projenin destek paketinde faiz desteği, gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, 7 yıllık sigorta primi işveren hissesi desteği, yüzde 80 vergi indirimi ve yüzde 40 yatırıma katkı oranı yer alıyor. Bu boyutta teşvik şirketin kurulum ve işletme sürecinde maliyetinin büyük bir bölümü kamunun yani halkın sırtına yıkılırken, diğer yandan küresel ısınmaya katkısı nedeniyle terk edilmesi gereken kömür madenleri ve termik santrallere yönelik teşvikler artarak devam ediyor.

Sanko’ya KDV istisnası

Enerji sektöründe teşvik belgesi verilen projeler arasında Sani Konukoğlu’nun kurucusu olduğu Sanko Holding’e bağlı Sanko Enerji San. Tic. AŞ bulunuyor. Yatırım tutarı 617 milyon 120 bin 150 lira olan ve 39,99MW kapasiteli, güneş enerjisine (GES) dayalı hibrit elektrik enerjisi üretim tesisi için KDV istisnası verildi. Menekşe Yenilenebilir Enerji ve Elektrik Üretim AŞ’nin Yozgat ilinin Sorgun ilçesinde 544 milyon 481 bin 690 lira yatırım tutarına sahip, rüzgâr enerjisi santrali (RES) projesinin teşvik paketinde gümrük vergisi muafiyeti ile KDV istisnası bulunuyor.

Sağlık Bakanı Koca’nın olan Medipol Üniversitesi binalarının çatısına GES kurmak yerine Siêr’te tarım arazilerini işgal etme tercihi dikkat çekici

Bakan Koca Sêrt’te enerji üretecek

İstanbul Medipol Üniversitesi, elektrik ihtiyacını karşılamak iddiasıyla Sêrt’te (Siirt) 14,3 MW kurulu gücünde Medipol Güneş Enerji Santrali (GES) kuracak. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Türkiye Eğitim Sağlık ve Araştırma Vakfı tarafından kurulan İstanbul Medipol Üniversitesi, Sêrt’in, Misirc (Kurtalan) ilçesi, Bakırde (Akçalı) köyü mevkiinde 14,3 MW kurulu gücünde Medipol Güneş Enerji Santrali (GES) kurulumu için yaklaşık 23 hektarlık tarım alanını işgal edilecek. Sêrt’te üretilecek olan elektik, İstanbul’da bulunan üniversitenin elektrik tüketimi ile mahsuplaşma yapılacak. Sêrt HES’lerle bütün suları barajlara hapsedilen sularından sonra GES’lerle tarım arazilerinin işgaline yönelinmesi bölgeyi ve Sêrt’ti adeta sömürge bölge olarak değerlendirildiğine işaret ediyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#enerji #yatırımına #büyük #teşvik