Ana Sayfa Blog Sayfa 744

Foreign Policy: Federe Kurdistan ‘kartondan bir ev’

Amerika’da yayın yapan Foreign Policy dergisi, Federe Kurdistan Bölgesi’ne ilişkin özel bir dosya yayınlayarak ‘kartondan ev’ benzetmesini kullandı ve ‘evin yıkıldığını’ söyledi

Amerika Dışişleri Bakanlığı, yıllık insan hakları karnesini yayınladı. Yayınlanan karnede, insan hakları konusunda Kürdistan Bölgesi’ne yönelik sert eleştirilerde bulundu. Federe Kurdistan Bölgesi yetkilileri ise sert eleştirileri reddetti. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın raporunun ardından Amerika’da yayın yapan Foreign Policy isimli dergi, Kürdistan Bölgesi’ni mercek altına aldı.

Dergi, Federe Kurdistan Bölgesi’ni ‘kartondan bir eve benzetiyor’ ve ‘yıkıldığına’ dikkat çekiyor.

Dergide, ABD’nin Kurdistan Bölgesi’nden ‘umutsuz olduğu’ ifade edilerek, “Bir zamanlar huzurlu olan bu coğrafyada şimdilerde karanlık olaylar gelişiyor” deniliyor.

Dergide, Süleymaniye’nin Çemçemal ilçesinden örnekler verilerek, “Çemçemal, doğalgazın merkezi olmasına rağmen halk aylık birkaç yüz dolarla geçimini sağlamaya çalışıyor” ifadelerine yer veriliyor.

Dergide söz konusu Federe Kurdistan Bölgesi raporuna da yer verilerek, bölgede şeffaflığın olmadığı, bölgenin parti yetkilileri tarafından bölüşüldüğüne dikkat çekilerek, halkın düşünce ve ifade özgürlüğünün yokluğundan dolayı tutuklandığını ve yurtdışına göç ettiğini vurguluyor.

Dergide, raporun sonundaki şu ifadelere de yer veriliyor: “Yönetim, bölgede iktidar olan YNK ve KDP partilerinin elinde. KDP, Duhok ve Hewlêr kentlerini; YNK ise Süleymaniye kentini kontrol ediyor. Her bölgenin siyasetini orada bulunan parti yetkilileri belirliyor. Siyasi ilişkiler, iş olanağı elde etmenin ve sorunların çözümünün kaynağı olarak görülüyor. Güvenlik güçleri ise partilere bağlı.”

Kaynak: RojNews

#Foreign #Policy #Federe #Kurdistan #kartondan #bir

Fransa’da halk sokakta: Belediye binası ateşe verildi

Fransa’da halk emeklilik yasasına karşı sokağa indi yüzbinlerce kişinin katıldığı eylemlerde Bordeaux belediye binası ateşe verildi

Fransa’da, emeklilik yaşını kademeli olarak 64’e yükseltmeyi öngören yasaya karşı çıkan 1 milyonu aşkın Fransız sokağa indi. Göstericiler, hükümetten, mecliste oylama yapılmadan nihai olarak kabul edilen yasadan vazgeçilmesini talep etti.

Polisle çatışmalar

Dijon, Rennes ve Rouen’de polis ve göstericiler arasında gerginlik yaşandı. Paris’te düzenlenen protestoda polis ve göstericiler arasında çatışma çıktı. Halk çöp ve çöp bidonlarını ateşe verdi.

Sendikalar kararlı

Ülkenin önde gelen işçi ve öğrenci sendikaları, yaptıkları ortak açıklamada, yasaya karşı hafta sonu ve 28 Mart Salı günü gösteriler düzenleme ve greve gitme çağrısında bulundu.

Gözaltına alınanlar var

Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, yerel basına yaptığı açıklamada, gösterilerde en az 172 kişinin gözaltına alındığını, 149 polis ve jandarmanın yaralandığını belirtti. Darmanin, ülke genelinde 140 yangın söndürüldüğünü ve Paris’te 50 yangının sürdüğünü kaydetti.

Belediye binası ateşe verildi

Yasa karşıtı halk Bordeaux kentinde belediye binasının kapısını ateşe verdi. Yangın kısa sürede söndürüldü.

DIŞ HABERLER

#Fransada #halk #sokakta #Belediye #binası #ateşe #verildi

Hayme, cezaevinde yaşanan işkence yöntemlerini anlattı

6 yıldır tutuklu bulunan Mehmet Hayme (41) Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği mektupla yaşadıkları hak ihlallerini anlattı

Mûş’un Gimgin (Varto) ilçesinde 6 Nisan 2016’da gözaltına alınan Mehmet Hayme (41), günlerce gördüğü işkencenin ardından Varto Sulh Ceza Hâkimliği’nce “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

6 yıldır tutuklu olan Hayme, 20 Aralık 2022’de Bolu Cezaevi’nden Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne istediği dışında sevk edildi. 3 Şubat’ta gönderdiği mektupla cezaevindeki tecrit koşullarını anlatan Hayme, yaşanan ihlalleri sıraladı.

Havalandırmaya sadece bir buçuk saat çıkarıldıklarını söyleyen “18 kişiye bir havalandırma yapmışlar, her sabah bir grup çıkarılıyor. Sular kirli, üzerinden bir yağ tabası var ve kötü kokuyor” dedi.

‘İşkencenin bir başka yöntemi’

Tekli odalarda kaldıklarını belirten Hayme, “3 koridor aynı havalandırmaya bakıyor. Her koridorda 6 arkadaş tekli odalarda kalıyor. Ben ve yan odalarda kalan 2 arkadaşım ağırlaştırılmış koşulları yaşıyoruz. Âdeta işkencenin bir başka yöntemidir. Düşünün, pencere yapmışlar ama dışarıyı göremiyorsun. Pencerenin önünde teller var. Dışarıya bakmak istesen ancak 3 dakika bakabiliyorsun. Baktığında gözlerinin önünde sis tabakası oluşuyor” ifadelerinde bulundu.

‘Saat başı kontrol’

Saat 23.00’ten sonra koğuşların her saat başı kontrol edildiğini belirten Hayme, koğuşlar arası iletişimin olmadığını aktardı. “Turistik şehir” denilerek kantindeki ürünlerin fahiş fiyatla satıldığına dikkat çeken Hayme, görüşe gelen ailelerin “ince arama” dayatmasına maruz kaldığını da ekledi.

ANTALYA

 

#Hayme #cezaevinde #yaşanan #işkence #yöntemlerini #anlattı

DSM Eşbaşkanı Îlham Ehmed: Soykırım saldırılarına son verin

İngiltere’de düzenlenen Newroz resepsiyonuna mesaj gönderen Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Baas rejiminin Kürtlere uyguladığı soykırım saldırılarına son vermesi çağrısı yaptı

Milyonların katıldığı Newroz’larda güçlü mesajar verilirken, İngiltere’de düzenlenen Newroz resepsiyonuna mesaj gönderen Demokratik Suriye Meclisi (DSM) Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Bass rejiminin Kürtlere yönelik soykırım ve imha politikalarına son vermesi çağrısı yaptı.

Kürtlere karşı yeni bir yaklaşım belirlenmeli

Mesajında Newroz’un Kürtler ve Ortadoğu halkları için diriliş ve direnişi ifade ettiğini belirten Îlham Ehmed, “Ulus devletler kurulduktan ve Kurdistan parçalandıktan sonra, işgalciler Kürtlere sistematik olarak Newroz’u yasaklamaya çalışmışlardır. Ateş yakmak bile uzunca bir süre yasaktı. Bugün Kürt halkının kültürüne, diline ve yaşayışına dair getirilen yasaklar hem Türkiye’de hem İran’da hem de Suriye’de ivedilikle kaldırılmalıdır. 2023 yılının yeni gününde yani Newroz’da yeni bir siyaset, yeni bir vizyon ve yeni bir yaklaşımla Kürt halkının haklı davası için yeni bir bakış belirlenmeli” dedi.

Renklilik halkların doğal hakkı

Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılına işaret eden Îlham Ehmed tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, tek renkliliğin dayatıldığı bir rejimde insanlığın ihma edildiğini vurguladı. Çok kültürlülüğün ve renkliliğin halkların doğal hakkı olduğunu belirten Îlham Ehmed, “Bu düzlemde biz Suriye Kürtleri, yani Rojava Kürtleri olarak yıllarca Baas rejiminin soykırım ve imha siyasetini, hakaretlerini, acılarını gördük. Artık bunlara bir son verilmesi gerektiğini söylüyoruz” diye kaydetti.

2023 yılı barışın zemini olsun

Mesajında son olarak uluslararası güçlere Kürtlere yönelik soykırım siyasetini bitirmek için çağrı yapan Îlham Ehmed, bugün Rojava’da halkların yan yana gelmeyi başardığını ifade ederek, “Umudumuz budur, çabamız buna dairdir. Ve yine umuyoruz ki acı çeken tüm Rojava ve Suriye halkına bu yeni yıl siyasal çözümün kapısının aralandığı yıl olur, barışın zemini oluşturulur ve kadın özgürlüğünün daha da geliştiği bir yıl olur” dedi.

HABER MERKEZİ

 

#DSM #Eşbaşkanı #Îlham #Ehmed #Soykırım #saldırılarına #son #verin

Otelde yangın: 2 ölü, 2 yaralı

Pendik’te 7 katlı bir otelde çıkan yangında 2 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı

İstanbul’un Pendik ilçesinde Doğu Mahallesi Erol Kaya Caddesi’ndeki 7 katlı bir otelde henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Otelde kalanlar tahliye edilirken, yangında 2 kişi hayatını kaybetti.

2 yaralı hastaneye kaldırıldı

Çıkan yangında yaralanan 2 kişi, sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı. Kontrol altına alınan yangında olay yerindeki çalışmalar sürüyor.

İSTANBUL

#Otelde #yangın #ölü #yaralı

Ahırda kalan kanser hastası depremzede enfeksiyondan öldü

Depremden sonra çadır ve konteynıra ulaşamayan kanser hastası ahırda kalmak zorunda kalınca enfeksiyon kaparak hayatını kaybetti

Depremin vurduğu Dîlok’un İslahiye ilçesine bağlı Haltanlı (Altınüzüm) Mahallesi’nde yaşayan kanser hastası Şehmus Kurt (58), kaptığı enfeksiyon nedeniyle yaşamını yitirdi. Depremden sonraki ilk beş günde kalacak yer bulamayan Kurt ailesi, ön tarafı açık olan ahır da kalmak zorunda kaldı.

MA’dan Delal Akyüz’ün haberine göre Akciğer kanseri rahatsızlığı olan Kurt, ahırda kaldığı ilk 5 günde enfeksiyon kaptı. Durumu gittikçe kötüleşen Kurt, 14 Mart’ta yaşamını yitirdi.

Çadır yoktu

Kurt’un kızı Revan Gülizar Doğan, depremin ilk saatlerinde yağan yağmur ve karda bahçede kaldıklarını, babasının rahatsızlanması üzerine ailesi ile beraber ahıra girmek zorunda kaldıklarını söyledi. Doğan, “Kendi imkanlarımızla paletler bulduk, halılar serdik, evde babamın sediri vardı, onu getirdik. En azından mikrobun içinde kalmayalım diye. İlk beş gün orada kaldık. Muhtarı aradık, çadır istedik ama yoktu. Ahırda el arabası içerisinde ateş yakıyorduk. Ancak ateşin dumanından etkileniyorduk. O süreçte kimseye çadır gelmedi. Babam rahatsız diye yetkililer bize ulaştı. Biz çadır ya da konteynır gönderin dedik. ‘Konteynır göndereceğiz’ dediler ama göndermediler. Bizde kendi imkanımızla bir şeyler yapmaya çalıştık” dedi.

Enfeksiyon kaptı

Babasını, rahatsızlığının artması üzerine Hatay’a gönderdiklerini belirten Doğan, şunları söyledi: “Babamı otobüsle Hatay’da hastaneye götürdük. Direk yoğun bakım için Adana’ya götürdüler. 7-8 gün orada kaldı. Ama yürüyemez hale geldi. Babamı Adana’ya götürdüklerinde, doktorlar enfeksiyon kapmış dediler. Böbrek ve bağırsakları enfeksiyon kaptığı için sarılık geçirdi. Babam hastaneden çıktı, o zamanda çadırımız yoktu. Daha sonra Kızılay çadır verdi. Ama oda su damlatıyordu, bu nedenle babam gelemedi. Halam Hatay’da kalıyor, biz de babamızı tekrar oraya götürdük. En son 14 Mart’ta babam Hatay’da yaşamını yitirdi.”

 ‘Hiçbir şey o günleri affettirmez’

Babası henüz hayattayken annesinin konteyner alabilmek için Kaymakamlığa başvuruda bulunduğunu ifade eden Doğan, kendilerine olumlu ya da olumsuz herhangi bir dönüş olmadığını söyledi. Doğan, “Şu an herkesin psikolojisi bozulmuş. Özellikle çocukların psikolojisi bozulmuş. Bu konuda bizlerin desteğe ihtiyacı var. Bu saatten sonra hiçbir şey o günleri affettirmez” diye konuştu.

DÎLOK

#Ahırda #kalan #kanser #hastası #depremzede #enfeksiyondan #öldü

Hastane yangınında bir kişi hayatını kaybetti

İstanbul’da Sultan Abdulhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çıkan yangında 1 kişi hayatını kaybetti

İstanbul Üsküdar’da bulunan Sultan Abdulhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyathanelerin bulunduğu altıncı katta dün akşam saatlerinde yangın çıktı. Çıkan yangında bir hastanın hayatını kaybettiği belirtildi.

Yangın sonrası hastaneye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edilirken, hastanede tedavi gören hastalar ise farklı hastanelere sevk edildi.

109 hasta sevk edildi

Konuya dair Valilikten yapılan açıklamada ise, “İlk etapta Yoğun Bakım Servisi’nde bulunan kritik durumdaki 15 hastamız olmak üzere, diğer servislerde tedavi gören toplam 109 hastamız tedbir amacıyla civardaki hastanelere nakledilmiştir. Bu esnada ağır durumda olan bir yoğun bakım hastamız maalesef vefat etmiştir” denildi.

İSTANBUL

#Hastane #yangınında #bir #kişi #hayatını #kaybetti

Euroleague maçında ‘Öcalan’a Özgürlük’ pankartı

Atina’da Panathinaikos ile Barcelona arasında oynanan Euroleague basketbol maçında “Öcalan’a Özgürlük” pankartı açıldı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a Özgürlük Kampanyası çerçevesinde, bir grup tarafından Yunanistan’ın başkenti Atina’da Panathinaikos ile Barcelona arasında oynanan Euroleague basketbol maçında “Öcalan’a Özgürlük” pankartı açıldı.

DIŞ HABERLER

#Euroleague #maçında #Öcalana #Özgürlük #pankartı

Hedefimiz yüzde 20

Sancar’ın seçim için adres olarak gösterdiği Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, sorumluluk almaya hazır olduklarını belirterek, hedeflerinin en az 100 vekil ve yüzde 20’ye ulaşmak olduğunu söyledi

Selman Çiçek

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimine 51 gün kaldı. Seçim takvimi işlemeye devam ederken, çalışmalar ile başladı. HDP’nin partileri hakkında açılan kapatma davasının seçim sonrasına ertelenme talebi ise reddedildi. Bunun üzerine HDP, Yeşil ve Sol Parti ile seçime girecek. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın seçimlere Yeşil Sol Partisi çatısı altında gireceğinin açıklamasının ardından gözlerin çevrildiği Yeşil Sol Partisi Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar gazetemizin sorularını yanıtladı.

  • Türkiye ve Kurdistan’da milyonların buluştuğu bir Newroz’a daha tanıklık ettik. Siz de bu Newroz alanlarında bizzat bulundunuz. Bu yılki Newroz’da ne gibi mesajlar verildi?

Newroz tarihsel misyonunu yine en büyük coşku ile taşıdığı yeni bir Newroz dönemine tanıklık ettik. Hem Türkiye’de hem Kurdistan’da milyonların katılımı ile çok ciddi bir siyasi iradenin de göstergesi oldu. Amed Newroz’u açısından hem katılımın çok güçlü olması hem de coşkunun öne çıktığını söylemek yerinde olur. Özellikle Türkiye’deki kutuplaştırma siyasetine Amed’in her zaman bir sözü olmuştur. Amed’in bu duruşu Newroz’a yansıdı. Öncelikli olarak yakın dönemde siyasetçilerin ağzından “Amed diye bir yer yoktur, Kürtler yoktur” söylemine karşı, Amed halkı çok net bir cevap verdi. Amed halkı Newroz katılımıyla ve coşkusuyla, Amed’in direnişini ve özgürlüğü sahiplenişini göstermiş oldu.

Biz Newroz’u karşılarken iki önemli gündem daha vardı. Biri 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem felaketi, diğeri de yaklaşmakta olan seçimler. Deprem felaketi karşısında devlet ve toplum ilişkisi açısından çok yeni tartışmalar ortaya çıktı. Toplumun neredeyse bütünü, devletin böyle bir afet karşısında nasıl çözüm olamadığını, hatta Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bütün sorunlara çözüm olarak sunulan tek adam rejiminin çözüm yerine sorun yarattığına bir kez daha şahitlik etmiş olduk. Dolayısıyla seçime doğru giderken yükselen bir değişim talebi var. Bu değişim talebi de Amed Newrozu’nda kendisini gösterdi.

  • 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimler açısından bu yılki Newroz’da nasıl bir mesaj verildi?

Toplumda ortaklaşan bir dayanışma ve mücadele ruhu var. Yaklaşık 20 yıldır iktidarda olan AKP karşısında toplumda da ciddi bir değişim talebi var. Bu iktidarı, suç iktidarı olarak tanımlamak çok mümkün. Neden suç iktidarı olarak tanımlıyorum? Çünkü Kurdistan’da yaşadığımız kayyum rejiminin kendisi, Türkiye’nin her yerinden karşılaştığımız adil olmayan yargılama, kadınlara yönelik şiddet, ekolojik kırımın derinleşmesi ve rant politikalarının karşısında toplumun bütün paydalarına aynı tutumla yaklaştı. Devlet ve iktidar karşısında bütün toplum ötekileşmiş oldu. Bu ötekileştirme ortak mücadeleyi zorunlu hale getirmiş oldu. Geldiğimiz aşama da devlet hukuk açısından bütün mekanizmalarıyla şiddet üretip, bir suç iktidarı haline geldi. Bundan dolayı toplumun bu iktidarın değişmesi noktasında çok ciddi bir talebi var. Bu direnç ve kararlığı da Newroz alanlarında gördük.

  • Kapatılma gibi ciddi bir risk taşıyan HDP, Yeşil Sol Parti ile seçime gireceğini ifade etti. Bu konudaki tutumunuz nedir?

Newroz alanlarında suç iktidarı haline gelen iktidarın değişmesi konusunda ciddi bir talep vardı. Bu direnç ve kararlılığı Newroz alanlarında gördük. Toplumun ortaya koyduğu değişim talebinin emekçisi olacağız. Bu ruhu 14 Mayıs’a taşıyacağız

Yeşil Sol Parti, HDP’nin bir bileşeni olarak faaliyetini yürütmektedir. HDP’nin kapatılma süreci sadece bugünkü bir süreç olarak görmüyoruz. Bu süreci siyasal bir süreç olarak görüyoruz. HDP şahsında açığa çıkan toplumsallaşan demokratik siyasetin sınırlandırılması ve bir yansıması olarak görüyoruz. Dolayısıyla bu saldırı sadece HDP’ye değil, HDP’nin tüm bileşenlerine ve demokratik siyasetin zeminine yapılan bir saldırıdır. Kürt siyaseti özelinde HDP aslında devletin ve iktidarın bu saldırıları karşısında nasıl önlem alması gerektiği konusunda çok ciddi bir siyasal serüveni var. Bu dönemde kapatma davasıyla karşımıza çıkan bu hukuki olmayan siyasal süreç karşısında hem HDP hem de bileşenleri yeni yollara ihtiyaç olduğu konusunda ciddi tartışmalar yürüttü. Bu anlamda HDP’nin kapatılması durumunda 6 milyonun üzerindeki seçmen iradesinin yansımaması karşısında Yeşil Sol Parti’nin seçime hazır hale getirilmesiydi. Bir buçuk yıldır hem demokratik siyasetin yaygınlaştırılması hem de hukuk kumpaslarına karşı demokratik bir siyaset yürüttük. Dün itibariyle hem MYK hem de PM’den bu yönde eğilimli bir karar vardı. Eş Genel Başkanı Mithat Sancar adres olarak Yeşil Sol Parti’yi gösterdi. Biz Yeşil Sol Parti olarak yasal ve örgütleme boyutuyla bu seçimin sorumluluğunu almaya hazırız. Bundan sonraki süreçte HDP ve Emek ve Özgürlük İttifakı ile bu seçimi karşılayacağız. Toplumun ortaya koyduğu değişim talebinin emekçisi olacağız.

  • Emek ve Özgürlük İttifakı önceki gün yaptığı bir açıklama ile Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaklarını ifade etti. Yayınlanan deklarasyonu ve bu tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Seçim dönemine yönelik indirgenen sadece bu görüşmenin yapılıyor olması da Türkiye’de ki demokratik, toplumsal taleplere yeterli bir cevaba dönüşmüyor. İstiyoruz ki siyaset kendi kapsamında sürekli hale gelsin devamlılaşsın. Orada kıymetli olan şeylerden birisi de şu: HDP Türkiye’nin demokratikleşme sorununu, Kürt sorununu, kayyum rejimini, kadına yönelik şiddet gibi birçok temel başlıkla söz söylerken yalnız bırakılan bir parti. İlk defa Kılıçdaroğlu ile birlikte farklı bir siyasi temsil tarafında da Türkiye’nin sorunu olduğuna dair tespit duyduk. Bu önemli. Toplumda da yansımasının önemli olduğunu düşünüyoruz.

HDP seçime hazırlanırken Emek ve Özgürlük İttifakı ile Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ile ilgili bir yol haritası belirlemişti. Bu kişi değil ilke tartışması yürütüldü. Özünde, Türkiye’nin bütün sorunlarını gören bu sorunlar konusunda sorumluluk alan bir sisteme, cumhurbaşkanı adayına ihtiyaç olduğu söylemiştik. Ama bu iki kutuplu siyasetin HDP’yi görmezden gelmesi meselesi ara bir dönemden aslında bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmak gündemi demekti. Emek ve Özgürlük İttifakı siyasetinin dışında ama geldiğimiz aşamada tek adama rejimini değiştirilmesi, devrilmesi konusunda alınan kararlaşmalar bir aday çıkartmak yerine mevcut ilkeler bağlamında bu rejimin değiştirmek konusunda ısrar siyasetini sürdürmek olarak gözüktü. Bunun toplumda da anlamlı bir karşılığının olduğunu söylemek mümkün.

  • Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz gün HDP’yi ziyaret etti. Kürt sorununun çözümü için Meclis’i işaret etti. Gerek Kürt Sorunu gerekse de Türkiye’deki demokrasi sorunu açısından sarf ettiği sözleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Kürt sorununun çözümü konusunda bir müzakere sürecini hep birlikte deneyimledik. Hem 2013 yılında Amed Newrozu’nda Sayın Öcalan tarafından gönderilen deklarasyonunun okunmasıyla birlikte toplumda çok ciddi bir karşılık bulmuştu ve toplum aslında bu çözüm konusunda bugüne kadar heba edilen zamanı yeniden heba etmemesi için sorumluluk almaya da hazır olduğunu da ifade etmişti. Ama çözüm sürecinin bugün geldiğimiz aşamada belki tek tek açıklayamayız ama almak istediği sonuca erişmek istediği noktaya erişemedi. Meclis bu anlamda Kürt sorununun çözülmesi için araçlardan birisidir. Sadece oraya işaret etmek doğru olmaz diye düşünüyorum. Türkiye’nin en temel sorunu olan Kürt sorunu bugün Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde büyük bir engelse Türkiye’de hem ilgili muhatapların hem halkların hem Meclis’in bu sorunun çözümü konusunda irade koyabilecek her türlü kesimin siyasi organın anlayışın bu sürecinin içinde yer alması gerekiyor. Bir önceki dönem açısından es geçilen başlık buydu. Yani çözümün toplumsallaşması toplum ile beraber yürütülmesi meselesi ciddi eksiklikler yaşandı. Ben Amed Newrozu’nda da bu sorumluluğu tekrardan gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Bu sorun toplumun bütün kesimleri ile birlikte tartışılmalı, yürütülmelidir. Meclis bunun araçlarından biri ama tüm Türkiye’ye mal olacak bir çözüm tüm halkların tüm siyasi iradenin yürütmesi gereken bir süreçtir. Sadece tek bir siyasi iradeye bırakılarak bu sorun çözülmez. Temel bir sorun olduğu için Meclis araçlarından birisi ama bunu diğer kesimlerle yürütmek gerekir.

  • Partinizin seçimlerdeki hedefi nedir? En az kaç vekil iddianız var, yüzde kaç oy oranı hedefiniz var?

Bu seçim çok kritik. 14 Mayıs’taki seçimler aslında ikinci yüzyılının da başlangıcıdır. Dolayısıyla ikinci yüzyılda kurucu olan irade dönemin belirleyicisi olacak. 3’üncü yolun başarısı için herkesi siyaseti bizimle örmeye davet ediyorum

Yeşil Sol Parti seçim çalışmaları bileşen olduğu HDP’nin içinde yer aldığı Emek ve Özgürlük İttifakı ile yürütecek. Dolayısıyla çok avantajlıyız. Sahada birçok güç ve ittifak ile birlikte güçlü bir seçim çalışması yürüteceğiz. HDP’nin 7 Haziran 2015 yılındaki seçim başarısı hala bir rehber niteliğinde. Demokratik siyaset zemini açısından onu aşan bir başarı bugün çok çok mümkün. Belki bir sayı ile ifade etmek çok doğru olmaz ama AKP siyasal sonuçların Türkiye’deki antidemokratik, antihukuksal sistem açısından çok ciddi veriler sunmak ile birlikte doğruluğu konusunda ne yazık ki sakıncalarımız var. Hem Newroz alanına yansıyan genç kesim hem de iktidar karşıtı öfkesini biriktirilen bir gençlik kesimi var. En belirleyici olanlardan birinin bu olduğunu düşünüyoruz. Yüzde 15 gibi bir aralık gözükse de oy oranımız yüzde 20’yi aşkın toplumsal bir kesime hitap ettiğimizi biliyoruz. Geldiğimiz aşamada parlamento seçim sonuçları aslında seçimin kendisinden sonra çok kıymetli bir yerde duruyor.
Yani yeni dönemin yeni yüzyılın aslında orada güçlü bir iradenin olması çok kıymetli 100’e aşkın milletvekili ve yüzde 15’i aşan bir seçim başarısı hiç uzak değil. Halk bu konuda iradesini koydu biz de bu sürecin emekçisi olarak yürütmek istiyoruz.

  • Seçmeninize mesajınız nedir?

Bu seçim çok kritik. 14 Mayıs’taki seçimler aslında bir anlamda 2. yüzyılının da başlangıcıdır. Dolayısıyla 2. yüzyılda kurucu olan irade bu dönem de ikinci yüzyılı da belirleyecek durumda. O yüzden biz toplumun bütün talepleri ile birlikte yer alabileceği bir siyaset mekanizmasının sözünün verdik. 3’ncü yol olarak tarif ettik bunu da. Bütün seçmenlerin bütün zorluk ve sıkıntılara rağmen sandık başına gitmelerini seçim güvenliği için en önemli şeyin bu olduğunu düşünüyoruz. Verdikleri oya sahip çıkmalarını ve dolayısıyla kendilerinin etkin olduğu siyaseti bizimle beraber örmelerini istiyoruz.

#Hedefimiz #yüzde

İnce’den Kılıçdaroğlu’na: Memnuniyetle görüşür, konuşurum

Kılıçdaroğlu’nun, ‘ilk turda bitirelim’ çağrısı yaparak Muharrem İnce’yi ziyaret edeceğini söylemesi ardından Muharrem İnce’den Kılıçdaroğlu’na yanıt geldi. İnce, ‘Kemal Bey benim abimdir, onun sözünü dinler, konuşurum’ dedi

Halk TV’de katıldığı canlı yayında Memleket Partisi’ni ziyaret edeceğini söyleyen Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Her partinin genel başkanına saygı duyarım. Taktir kendisine aittir. Kaybedecek zamanımız yok, 1 saati bile kaybetmek istemiyoruz. Hakarete karşıyım. Kim olursa olsun. Eleştirebilirsiniz ama hakaret olmaz. Siyasi partileri ziyaret ediyorum. Memleket Partisi’ni de ziyaret edeceğim. Birinci turda bu işi alıp Türkiye’yi artık ikinci kez yormamak gerekiyor. İkinci kez sandık, harcama, masraf, bunlara gerek yok, doğrusu budur. Siyaset eğer şikayet alanıysa, siyaset olmaktan çıkar. Şikayetin dışına çıkmak lazım. Kimin kusura kimin yanlışı var bunlar oturulur konuşulur. Bir şeyi geri getiremezsiniz. Herkes elinden geldiği kadar çaba harcadı. Ben gece 2’de metinler yazdım, çalıştım, çabaladım. Geçmişe dönük eleştiri üzerinden bugün bir şeyler ortaya koymayı makul bulmuyorum, olabilir. Sayın İnce’nin görüşü budur, haklı tarafları da olabilir. Söylediklerinin tamamı yanlış değildir, eksik, yanlış, kusurumuz olabilir” dedi.

İnce yanıt verdi: Memnuniyetle de görüşür, konuşurum

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Seçimi ilk turda kazanmalıyız” çağrısı yapan Kılıçdaroğlu’na yanıt verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Birinci turda bu işi alıp Türkiye’yi artık ikinci kez yormamak gerekiyor” sözleri üzerine Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, gazeteci Candaş Tolga Işık’a açıklamalarda bulundu.

Candaş Tolga Işık, İnce ile yaptığı görüşmeyi sosyal medya hesabından paylaşarak “Az önce Muharrem İnce’yle konuştum. Kılıcdaroğlu’nun kendisine yaptığı “İlk turda bitirmemiz lazım” çağrısıyla ilgili “100 bin imzayı toplayayım önce Kemal Bey benim abimdir, genel başkanımdır. Onun sözünü dinler, memnuniyetle de görüşür, konuşurum” dediğini ifade etti.

HABER MERKEZİ

#İnceden #Kılıçdaroğluna #Memnuniyetle #görüşür #konuşurum