Ana Sayfa Blog Sayfa 746

Aydeniz, Başarır ve Türkkan’ın dokunulmazlık fezlekelerinin görüşmesi ertelendi

DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz,  CHP’li Ali Mahir Başarır ve İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlık fezlekelerinin görüşmesi ertelendi

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili (CHP) Ali Mahir Başarır ve İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması kararı bugün Meclis Genel Kurulu gündemine taşınacaktı.

Ancak CHP, HDP ve İYİ Parti Grup başkanvekillerinin itirazlarının sürmesi üzerine AKP Grubu, bugün için dokunulmazlıkları gündeme getirmekten vazgeçti. ,

Fezlekelerin önümüzdeki hafta yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.

ANKARA

#Aydeniz #Başarır #Türkkanın #dokunulmazlık #fezlekelerinin #görüşmesi #ertelendi

Erxenî ve Farqîn’de kayyumların yıldönümünde açıklama: Hesap soracağız

HDP Erxenî ve Farqîn ilçe örgütleri, kayyum atanmasının yıldönümü dolayısıyla açıklama yaptı: Bunlardan hesap soracağız

Hakların Demokratik Partisi’nin (HDP) kazandığı belediyelerden Erxenî (Ergani), Licê (Lice) ve Farqîn (Silvan) belediyelerine kayyum atamasının 3’üncü yılında açıklama yapıldı.

Erxenî Botanik Park’ta bir araya gelen halk, “Kayyım halk iradesine darbedir, kayyım iradesi değil, halk iradesi” pankartı açtı. Açıklamada konuşan Zeyyat Ceylan, hiçbir zaman kayyım zihniyeti Kurdistan’da kabul edilmeyeceğini söyledi.

Talan ve hırsızlık var

Belediyelere kayyum atamalarının 3’üncü yıldönümü vesilesiyle bir araya geldiklerini belirten Ceylan, 2019 yılındaki seçimi hatırlatarak, “Her zaman dile getiriyoruz, kayyım halkın iradesine düşmandır. Kayyım halka herhangi bir hizmet sunmuyor. Kayyım olduğu yerde talan var hırsızlık var. Halkımız bunu iyi biliyor ve birlikte onlardan hesap soracağız. Amaçları halkın iradesini kırmaktır. Ama bu halkın iradesini hiçbir zaman kıramadılar, yine de başaramayacaklar” diye konuştu.

Tutuklamalar

HDP Farqîn İlçe Örgütü ise, kayyım atanan belediye binası önünde açıklama yaptı. Açıklamayı görevden alınan Farqîn Belediyesi Eşbaşkanı Abbas Azizoğlu yaptı. Abbasoğlu, bundan 3 yıl önce halkın iradesi ikinci defa kayyum darbesiyle gasp edilerek eşbaşkanların hukuksuz bir şekilde tutuklandığını hatırlattı.

Başarılı olamadılar

Yerel seçimlerde halkın büyük desteğiyle seçildiklerini dile getiren Azizoğlu, “Belediyenin borçları için bir bahane olarak görmeyip halkımız için hizmet üretebilme arayışına girdik. Belediye bütçesi için kaynak yaratma çabalarımız, başta İller Bankası olmak üzere, devlet kurum ve kuruluşları tarafından engellenmiştir. Devletin tüm kurumlarının kapıları HDP’li belediyelere kapatılmış, sırf hizmet üretmeyelim diye bizleri halk ile karşı karşıya getirmek için her yolu denemelerine rağmen başarılı olamamışlardır” diye belirtti.

‘Biz burada olacağız’

AKP ve MHP iktidarının demokrasi düşmanı olduğunu vurgulayan Azizoğlu, şunları söyledi: “Bizler demokrasi, eşitlik ve özgürlük isteyen halklar olarak bu faşist anlayışa karşı direnişimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Belediye binalarını zorla gasp edebilirsiniz ama bu halkın iradesini asla ele geçiremezsiniz. Bu bilinçle, bizler Silvan ilçesinin tüm seçilmişleri olarak halkımızla beraber olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz. Sizler gideceksiniz, bizler yine burada olacağız. Halkımızla beraber Silvan ilçemize hizmet etmeye devam edeceğiz.”

AMED

#Erxenî #Farqînde #kayyumların #yıldönümünde #açıklama #Hesap #soracağız

Aydeniz, Başarır ve Türkkan’ın donulmazlık fezlekelerinin görüşmesi ertelendi

DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz,  CHP’li Ali Mahir Başarır ve İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlık fezlekelerinin görüşmesi ertelendi

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili (CHP) Ali Mahir Başarır ve İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması kararı bugün Meclis Genel Kurulu gündemine taşınacaktı.

Ancak CHP, HDP ve İYİ Parti Grup başkanvekillerinin itirazlarının sürmesi üzerine AKP Grubu, bugün için dokunulmazlıkları gündeme getirmekten vazgeçti. ,

Fezlekelerin önümüzdeki hafta yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.

ANKARA

#Aydeniz #Başarır #Türkkanın #donulmazlık #fezlekelerinin #görüşmesi #ertelendi

HDP’den depreme ilişkin tespit ve öneriler: Yerel yönetimlerin yetkileri artırılmalı

Mereş depremlerine ilişkin ‘tespit ve çözüm önerilerini’ içeren tutum belgesini açıklayan Buldan, ‘kent suçlarının siyasi sorumlularına’ dikkati çekti ve yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması gerektiğine vurgu yaptı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 6 Şubat Mereş merkezli depremlere ilişkin tespit ve çözüm önerileri içeren tutum belgesini, İstanbul Taksim Hill Otel’de açıkladı.

Depremle binlerce insanın yaşamını yitirdiğini ve hâlâ yaraların sarılmadığını belirten Buldan, “Yaşanan iki büyük depremden hemen sonra yetkili kurullarımızla deprem bölgesine gittik, deprem bölgesindeki yaraları sarmaya çalıştık ve yaşanan mağduriyetleri birebir yerinde gözlemedik. Bu ülkeyi yönetenler insanları kaderleriyle baş başa bıraktılar. İlk günden depremzedelerin yanında olmayanlar şimdi binalar dikmek üzere oraya gittiler. Bizler HDP olarak bütün bu yaşananları ve gözlemlerimizi bir tutum belgesiyle Türkiye kamuoyu ile paylaşmak için bugün buradayız” dedi.

“10 ilde resmi verilere göre 50 binin üzerinde, gerçek verilere göre ise çok daha fazla insanın yaşamına mal olan; 100 binden fazla insanın yaralandığı; 20 binin üzerinde binanın ve 100 binden fazla bağımsız bölümün yıkıldığı depremlerin acısı yüreğimizi yakmaya devam ediyor” diyen Buldan, geçmiş depremleri hatırlatarak, “Bu tarihsel gerçekliğe rağmen halen bu acı felaketlerin yaşanıyor olmasının nedenleri siyasal ve yönetsel yetmezlik, öngörüsüzlük ve bilimsellikten uzaklıktır” vurgusu yaptı.

İktidar kent suçlarının siyasi sorumlusudur

Son 10 yıldaki imar afları ile ‘kent suçları’ işlendiğini, oy ve rant uğruna yapılmayan denetimlerin kent suçlarının siyasi sorumlularına işaret ettiğini belirten Buldan, “Son yaşanan depremle; AKP-MHP iktidarının gerekli ve yeterli deprem önlemleri almadığı, kamu kurumlarının hazırlıksız olduğu, büyük bir organizasyon ve koordinasyon sorunu yaşandığı açıkça görülmüştür” dedi.

Sözlerine Kızılay ve AFAD ile devam eden Buldan şunları belirtti:

“Doğal afetlere müdahalede yetkili kurum olan AFAD, İçişleri Bakanlığına bağlanmış, kurumun bütçesi genel bütçenin yüzde 0,25’i oranında belirlenmiştir. Kurumun yönetim kadrosu nepotizme teslim edilmiş, personel ve ekipman eksikliği açıkça ortaya çıkmış, asli görevi afetlere acil müdahale olan bu kurum iktidarın hırsızlık ve yolsuzluk kapısı haline getirilmiştir. Kızılay da kurum yönetimi açısından liyakatsizlikle malul ve arpalık olarak kullanılan, halka yardım ulaştıran değil malzeme satan bir şirket durumuna getirilmiştir.”

İmar kanunları bilimsellikten uzak

İktidarın toplumsal dayanışmayı engellemesinin ‘ibretlik bir tablo oluşturduğuna’ vurgu yapan Buldan, aynı zamanda Türkiye’nin aşırı merkeziyetçi idari yapısının da kentsel planlama süreçlerini, bilimsel ve demokratik katılım süreçlerini olumsuz etkileyen bir durum olduğunu söyledi. Buldan, “İmar kanunları, yapı yönetmelikleri ve denetim mekanizmaları bilimsel ve kamusal bakış açısından uzak, vahşi piyasa koşullarına göre hazırlanmaktadır” dedi.

Yerel yönetimler güçlendirilmeli

“Deprem değil depreme karşı gerekli ve yeterli önlemleri almayan siyasi iktidar ölümlerin sorumlusudur” diyen Buldan, “Sözüm ona bürokratik hantallıktan kurtulma iddiasına sahip Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, yani tek adam yönetiminin, nasıl enkaz altında kaldığına bu toplum tanık olmuştur. Merkezi devletin hantallığı yüzünden yitirilen canlara şahit olmuştur. Yerel yönetimlerin güçlü olduğu, anında müdahale için Ankara’dan talimatın beklenmediği bir siyasal düzen ihtiyacı bir kez daha bir zorunluluk olarak açığa çıkmıştır” dedi.

Buldan atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı:

Atılması gereken adımlar

1 – Bina kusuruna bağlı meydana gelen yıkım ve ölümlerden inşaat, ruhsat, onay aşamasında birinci derecede sorumlu olan herkes için mevzuatta cezai yükümlülükler artırılmalı ve kesinlikle uygulanmalıdır.

2 – Afet bilinci ve kültürünün gelişmesi için ilköğretimden itibaren coğrafya ve jeoloji dersleri müfredata alınmalı; afet öncesi, afet anı ve sonrası için eğitimler verilmeli, afet esnası ve sonrasında yapılacaklara dair eğitimler ilkokul seviyesinden başlatılmalıdır.

3 – Afet dönemlerinde merkezin karar alma süreçlerini beklemeyecek, halkla beraber hareket edecek güçlü demokratik yerel yönetimlerin inşası gereklidir. Yatay örgütlenme tarzı ve merkezi kurumlarla koordineli halde hareket edecek yerel yönetimler her bir mahallede oranın ihtiyaçları doğrultusunda afet gönüllüleri örgütlenmesini hazırlamalıdır.

4 – Mevcut 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Yasa yürürlükten kaldırılarak yeni bir düzenleme yapılmalı, 3194 Sayılı İmar Yasası ve bağlı yönetmelikler de kent suçları tanımlaması kapsamında yeni mevzuata uyumlu hale getirilmelidir.

5 – Doğayla çatışmadan planlı ve sağlıklı kentleşmeye gidilmelidir. Başta imar afları olmak üzere tüm kent suçları anayasal hüküm altına alınmalı, imar ve yapı mevzuatına uygun yapılaşma, kamu yararı ve halk katılımı dikkate alınarak gerçekleştirilmeli, bilimsel içerikli imar planları şehirlerin anayasası niteliğini taşımalıdır.

6 – Kentlerde afetlerden korunmak ve zararlarından en az etkilenmek amacıyla “Afet Risk Yönetimi” anlayışı benimsenmeli, öncelikle başta deprem olmak üzere afet riski olan bölgeler tespit edilmeli ve söz konusu riskleri azaltacak önlemler ivedilikle alınmalıdır. Özellikle İstanbul başta olmak üzere tüm kentlerimizde kapsamlı Afet Yönetim Planları hazırlanmalı ve gecikmeksizin uygulama olanakları yaratılmalıdır.

7 – Gelecek 5 yıllık planlamada depreme dayanıklı ve dirençli kentler projesi ilan edilmeli ve uygulanmalıdır.

8 – Tarım alanları, nehir dere yatakları, kıyılar, fay zonları, heyelan, çığ gibi riskli alanlar imara açılmamalı, mevcut olanlar bir planlama doğrultusunda boşaltılmalıdır.

9 – Barınma hakkı anayasal bir haktır ve demokratik sosyal devletin bir görevidir. Kent planlaması, merkezi üst plan ilkeleri altında, yerel yönetimlerin bilimsel, ekolojik dengeyi dikkate alan, katılımcı, sosyo-kültürel, çevresel ve jeolojik kriterlerine göre yapılmalıdır.

10 – Kent ve mekan planlamaları, kent hakkı kavramı çerçevesinde imar kanunları ve bina ve yapı yönetmelikleri yapı denetim sistemi uzmanı kurumlar, üniversiteler, TMMOB ve benzeri STK’lar ile bilimsel gerçekler ışığında yeniden düzenlenmelidir.

11 – Afet ve Kentsel Dönüşüm Bankası kurulmalıdır.

12 – AFAD kesinlikle özerk bir kimliğe kavuşmalı, liyakat temelinde atamalar yapılmalıdır. AFAD’ın teşkilat yapısı yerel ve bölgesel düzeyde yeniden düzenlenmeli, illerde AFAD Danışma Kurulları oluşturulmalı, ilgili STK’lar ve yerel yönetimler bu kurullarda yer almalıdır.

13 – Afet anlarında halka yardım anlayışını kaybeden ve iktidarın arpalığına dönüşmüş olan Kızılay bu çarpık anlayıştan ivedilikle arındırılmalı ve yeniden yapılandırılmalıdır.

Buldan, konuşmasının sonunda sorumluların hesap vermesi gerektiğine vurgu yaptı.

HABER MERKEZİ

#HDPden #depreme #ilişkin #tespit #öneriler #Yerel #yönetimlerin #yetkileri #artırılmalı

Depremler bahane, yağma şahane!

Meclis’te Tarım ve Orman Kanunu’nda değişiklik içeren yasanın bazı maddeleri kabul edildi. 26 Mart tarihine kadar görüşmeler tamamlanacak. Diğer yandan orman katliamları aralıksız sürerken, deprem bölgesinde tarım alanları ve ormanlar imara açıldı

Meclis Genel Kurulu’nda, Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin bazı maddeleri kabul edildi. Kabul edilen maddelere göre, tarımsal üretim sözleşmesinden doğan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı kabul edilecek. Entegre idare ve kontrol sistemi oluşturuluncaya kadar üreticilere yapılacak destekleme ödemelerinde Tarım ve Orman Bakanlığı’nca belirlenen kayıt sistemleri esas alınacak. Takvim yılında yapılacak mahalli olmayan yarışlarda koşacak atların nitelik ve şartlarını, Tarım ve Orman Bakanlığı belirleyecek. Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri dışında bedeli alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilecek.

Ormanlar madenlere feda edilecek

Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı ham maddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmayacak. Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Tarım ve Orman Bakanlığı’nca izin verilebilecek. Bu takdirde kullanım bedeli, kullanım süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi konular genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilecek.

Tarım büyük yara aldı

AKP tarafından Meclis’e getirilen Tarım ve orman alanlarında düzenlemeler içeren kanun teklifinin bazı maddeleriyle ilgili söz alan HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, depremde ve ardından yaşanan sel felaketinde tarımın büyük yara aldığını belirtti. Kerestecioğlu, “Türkiye tarımsal üretiminin yüzde 15’i, yaklaşık 300 bin çiftçi tarafından deprem bölgesindeki kentlerde yapılıyordu, tarımsal ihracatın da yaklaşık yüzde 10’unu bu iller karşılıyordu. İklim krizi, kuraklık ve yanlış tarım politikaları çiftçileri tarımdan kopma noktasına getirmişken üzerine bir de afetler eklendi. Hal böyleyken, yapılması gereken depremzede çiftçiler başta olmak üzere tüm çiftçileri desteklemek ve gıda krizini engellemek” diye konuştu.

‘Tarımı batırdınız’

CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer ise “İktidarın 20 yıldır Türkiye’yi ve tarımı şirket gibi yönettiğini” belirterek, “Türkiye’yi batırdığınız gibi tarım ve hayvancılığı da batırdınız. Şimdi de kulaktan dolma, teknik olarak kulağa hoş gelen ama tarıma bir türlü katkısı olmayacak bir sözleşmeli tarım ve arabuluculuk sistemini dayatmaya çalışıyorsunuz. Keşke tarım bakanları söyledikleri gibi devrim yapabilselerdi” değerlendirmesini yaptı.

Ormanlar yağmaya açıldı

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, depremler bahane edilerek, ormanların yerleşime açılmasına tepki gösterdi. 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nde yazılı açıklama yayımlanırken, deprem sonrası meydana gelen sellerin nedeni doğanın tahribi sonucu olduğu ifade edildi. ‘Kamu yararı’ adı altında ormanlar meralar, korunan alanlar, milli park alanları, zeytinlikler; açık alan maden işletmeciliği, HES, RES, sanayi tesisi, konut vb. yapılara heba edildiği belirtilen açıklamada, “Türkiye henüz 6 Şubat 2023 tarihli depremlerin acısını yaşarken 15 Şubat 2023 tarihli Resmi Gazete’de Orman Kanunu’nun 17’nci Maddesinin Üçüncü Fıkrasının Uygulanması Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapıldı. Daha 15 ay önce çıkarılan bu yönetmelikte orman alanlarında ‘Lisanssız elektrik üretim tesisleri ile lisanslı güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerine orman sayılan alanlarda izin verilmez’ hükmü bulunurken yapılan değişiklikle tam tersi bir uygulama getirilerek ormanlarda lisanslı güneş enerjisi santrali kurulmasının da önü açılmıştır” denildi.

Orman Bakanlığı devre dışı

Orman Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrası 24 Şubat’ta Resmi Gazete’de Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin yayımlandığı belirtilen açıklamada, “Bu Kararname ile de Orman Kanunu’na 2018 yılında bir torba kanun ile eklenen Ek 16’ncı maddede belirtilen, yine taşlık, kayalık, verimsiz orman alanlarıyla mera alanlarında geçici veya kesin iskân alanları kurulabilmesinin önü açılmıştır. Üstelik kararnameye göre yerleşime açılacak orman alanlarını belirleme yetkisi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verilerek, Tarım ve Orman Bakanlığı bütünüyle devreden çıkarılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Toprağın altına dinamit konuyor!

Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Hüsrev Özkara, AKP’nin Meclis Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda kabul edilen ve özel mülkiyete konu orman alanlarının yapılaşmaya açılmasını kolaylaştıran kanun teklifini eleştirdi. Özkara, “Hızlı bir şekilde çıkarılacak olan 25 bin hektar sahadan bahsediyoruz. Bunun sonu gelmez. Bu yeni yeni işgalleri doğuracaktır” dedi. Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Hüsrev Özkara, “Hâlâ orman alanlarını arka bahçe olarak görüyoruz. Sorunun farkındaymış gibi görünerek bildiğimizi okuyoruz” dedi.

Ormanlar delik deşik

Orman alanlarına izin ve irtifak hakkıyla beraber orman alanlarının “delik deşik edildiğini” belirten Özkara, “Şimdi siz bu orman alanlarına çöp dökmek hafriyat, demir, beton ‘daha sonra buraları da orman dönüştüreceğiz’ diyorsunuz. Nasıl yapacaksın bunu? İçine doldurduğun malzemenin dönüşme özelliği yok. Görüntüde bunu gerçekleştireceksin ama doğaya büyük bir zarar veriyorsunuz. Toprağın altına dinamit koyuyorsunuz” diye konuştu.

Deprem fırsatıyla ağaç kıyımı

Çanakkale merkezdeki 72.5 hektarlık doğal kızılçam ormanı, depremin ikinci gününde endüstriyel plantasyon yani hammadde sağlamak amacıyla kesilmeye başlandı. Kıyıma karşı çıkan köylüler aralarında imza toplayarak Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne gitti. Ancak köylülerin tehdit edildiği iddia edildi. Bölgeyi yakından takip eden Tarım Orman-İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş depremlerin fırsat bilinerek vurgun yapıldığını söyledi. Durmuş, “Çokuluslu şirketlere ham madde temini için ağaçlar kesiliyor. Normalde ormanlarda ağaç kesimi planlayarak yapılmalı. Bu da 10 yıllık bir planlamayla oluyor. Ancak bunlar plan dışı. Burası ham madde temini için paravan olarak kullanılan bir kooperatife tahsis ediliyor. Bu kooperatif üzerinden Se-Ba Orman Ürünleri Anonim Şirketi’ne ihalesiz verildi. 72.5 hektarlık alanın 40 hektarı yok oldu” dedi.

300 bin ağaç kesilecek

Alanın plantasyon koşullarına uymadığını belirten Durmuş, “Plantasyon yönteminde, orman boşluklarına tarla yöntemiyle hızlı gelişen ağaçlar dikilir. Burası ise doğal orman. Ekosisteme aykırı bir şekilde 25-30 yaş aralığındaki ağaçlar kesiliyor. Burada toplamda 300 bin ağaç kesilecek” diye konuştu. Türkiye’nin başka ülkeler için ham madde cennetine dönüştüğünü belirten Durmuş, “Paris İklim Anlaşması’yla birlikte Avrupa kendi ormanlarındaki üretimi minimuma indirdi. Bir metreküp 1500 Avro iken, Türkiye’de 150 metreküpü bu fiyat. Türkiye’yi yönetenler ormanların geleceğini düşünmüyor. Ekonomi kötüye gidiyor, ormanı satıp düzeltelim diyorlar” diye belirtti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Depremler #bahane #yağma #şahane

Sancar: Değişimin adresi ve güvencesi bizleriz

HDP Danışma Kurulu toplantısı öncesinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ‘HDP, Yeşil Sol Parti ve Emek ve Özgürlük İttifakı olarak bu sorumlulukla hareket edeceğiz’ dedi

HDP Danışma Kurulu, seçim gündemine ilişkin Taksim Hill Otel’de toplandı. Toplantıya HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın yanı sıra Kürt siyasetçiler Ahmet Türk ve Sırrı Sakık’ın yanı sıra çok sayıda siyasetçi, yazar ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

Toplantı öncesi konuşan Sancar,  “Tarih yazma değil tarih yapma mücadelelerinin çok kızıştığı zamanın hızlandığı bir günde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu toplantı bizler için çok değerli. Çünkü bundan sonraki yol haritamızı belirlemek için yapacağımız istişareler bizim açımızdan çok değerli olacaktır” dedi.

Fikir birliği

Seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında girme kararını verdiklerini belirten Sancar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Geniş kesimlerin bir fikir birliği var. Bu nedenle seçimlerde HDP olarak girmenin ciddi riskler taşıdığı sonucuna vardık ve seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında girme kararını verdik. Seçimler bizim için gelecek dönemi sadece bu dönemi sona erdirmek için geleceği dönemi kurma açısından tarihi bir öneme sahiptir. Karşımızda organize bir kötülük düzeni vardır bu kötülük düzeni her türlü zorbalığı kendine hak sayıyor. Bu kötülük düzeni demokrasiyi çökertmiştir, hukuku yok etmiştir, talanı ekonomik düzen haline getirmiştir, sömürüyü hayatın her alanına yaygınlaştırmıştır. Biz bu kötülük düzenine son verme kararlığındayız. Bunu yapabilecek gücümüz olduğunun da farkındayız. Toplumun büyük çoğunluğunun da bu kötülük düzenini bitmesi yönünde güçlü bir isteğe ve iradeye sahip olduğunu düşünüyoruz. İnancımız bu konuda gerçekten çeşitli verilere dayanıyor. Sadece verilere değil günlük hayatta karşılaştığımız bütün gerçekler toplumdaki asıl güçlü talebin büyük çoğunluğun arzusunun demokratik dönüşüm ve değişim olduğunu bizlere gösteriyor.”

Değişim adresi

Bu dönüşümü gerçekleştirmek için de sorumlulukla hareket etme ve bütün demokrasi güçlerini bir araya getirmek önemli bir ihtiyaç olduğunu ifade eden Sancar, “Bütün demokarsi güçlerini aynı çizgide buluşturmanın bu süreçte ne kadar önemli olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Seçime giderken de seçimden sonra yeni bir yaşamı ve yeni düzene giden yolu inşa ederken de öyledir. Bizler HDP Yeşil Sol Parti ve Emek ve Özgürlük İttifakı olarak bu sorumlulukla hareket edeceğiz. Demokratik dönüşümün özgür geleceğin ve büyük barışın inşasının güvencesi olacak üzerimize düşen bütün görevleri bir araya getirmeye kararlıyız. Değişimin adresi ve güvencesi bizleriz. Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçları hiç şüphesiz önemlidir.

Tutumuz net

Bu iktidarın mutlaka gitmesi gerektiğinin altını çizen Sancar, “Bu iktidarı gönderecek güç bu toplumun çoğunluğunda vardır. Ama yeni başlangıcı demokrasi adalet özgürlük ve barış üzerine inşa etme sorumluluğu da bizlerdedir. Bizler bu görevi hem bugüne hem de geleceğe karşı tarihi bir sorumluluk olarak görüyor ve değerlendiriyoruz. Sizlerle birlikte bugün yapacağımız tartışmalar bize bu yolda çok önemli katkılar sağlayacaktır. Kararımız açık tutumumuz nettir. Bu iktidarı göndereceğiz bu düzeni değiştireceğiz. Geleceğin de yeni başlangıç ve yaşamı da kurma konusunda güvence olma rolümüzü sonuna kadar yerine getirmek için her türlü çalışmayı sonuna kadar sürdüreceğiz. Çağrımız açıktır. Bütün demokrasi güçlerini iktidarın her türlü kötücül oyununa bütün yalanlarına toplumu kaosa sürükleme planlarına karşı birleşme zorundadır. Demokrasi güçlerinin birliği en geniş mücadele ortaklığı en güçlü irade birliği bu seçimleri de başarıyla atlatmamızı sağlayacaktır. Biz diyoruz ki birlikte başaracağız hep birlikte kazanacağız. Bundan başka çaremiz yoktur. Buna gücümüz yeter. Buna imkanlarkımız var bu konuda toplumun büyük çoğunluğunun da desteği var” şeklinde konuştu.

İSTANBUL

 

#Sancar #Değişimin #adresi #güvencesi #bizleriz

HRW’den Efrîn’de katledilen 4 Kürt için açıklama: Türkiye suç ortağı olmayı göze aldı

Türkiye destekli grupların Efrîn’de Newroz’u kutlamak isteyen 4 Kürdü katletmesine ilişkin açıklama yapan HRW, ‘Türkiye’nin suç ortaklığına’ işaret etti

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Türkiye’ye bağlı Suriye Milli Ordusu (SMO) bünyesinde yer alan Ehrar El Şerqiye paramiliter gruplarının Efrîn’de Newroz ateşi yakan 4 Kürt yurttaşı katletmesine ilişkin açıklama yaptı.

Aynı aileden 4 kişinin katledildiği, 3 kişinin de yaralandığı saldırıya ilişkin açıklamalarda bulunan HRW’nin Ortadoğu Direktörü Adam Coogle, paramiliter gruplara desteğin kesilmesi için Türkiye’ye çağrıda bulundu.

“Bu cinayetler, Türk güçlerinin ve destekledikleri Suriyeli grupların işledikleri ve beş yılı aşkın bir süredir çözülemeyen insan hakları ihlallerinin bir sonucu” diyen Coogle, şöyle devam etti: “Türkiye, bu savaşçıların kontrolleri altındaki bölgelerde yaşayanları taciz etmesine izin verdi ve ihlallerde suç ortağı olma riskini göze aldı.”

Türkiye’nin Suriye’de ‘işgalci’ konumunda olduğuna işaret eden Coogle, “Türkiye, bu cinayetleri soruşturmak ve sorumluların cezalandırılmasını sağlamakla yükümlüdür” dedi.

Kaynak: ANHA

#HRWden #Efrînde #katledilen #Kürt #için #açıklama #Türkiye #suç #ortağı #olmayı #göze #aldı

Demitaş’tan #hedef100vekil paylaşımı

Selahattin Demirtaş #hedef100vekil etiketiyle yaptığı paylaşımda Sancar’ın 100’ün üstünde vekil çıkarmayı hedefliyoruz açıklamasına destek verdi

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’nin seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında gireceğini duyurmasının ardından, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın “Biz 100’ün üstünde milletvekili çıkarmayı hedef koyduk” açıklamasına destek verdi.

Demirtaş, ‘hedef100vekil’ etiketiyle yaptığı paylaşımda “Meclis’teki yeni 100’ümüz Yeşil Sol Parti” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

 

#Demitaştan #hedef100vekil #paylaşımı

Batman Çayı’nda çevre felaketi: Ham petrol suya karıştı

Batman Çayı üzerinde geçen BOTAŞ’ın petrol borusunda sızıntı yaşandı, ham petrol suya karıştı

BOTAŞ’ın Batman Çayı üzerinden geçen boru hattında gece saatlerinde petrol sızıntısı meydana geldi. Girêsîra beldesi ile Mirzabey köyü arasında bulunan kum mevkiinde gece saatlerinde meydana gelen sızıntıdan kaynaklı vanalar kapatıldı.

BOTAŞ’tan yapılan açıklamada sızıntının ham petrol olduğu bilgisi paylaşılırken,  temizleme çalışmalarının devam ettiği ileri sürüldü.

Batman Valiliği’nden yapılan açıklamada ise şöyle denildi: “Boru hattı içerisinde kalan petrolün karada bir havuzda toplanarak bertaraf edilmesine yönelik BOTAŞ, Batman Belediyesi, Batman İl Özel İdaresi, DSİ ve AFAD ekiplerince çalışma yapılmaktadır. Aynı zamanda Batman Çayına sızan petrolün temizlenmesine yönelik çalışma başlatılmıştır.”

ÊLIH

#Batman #Çayında #çevre #felaketi #Ham #petrol #suya #karıştı

Ankara Katliamı davasında tüm talepler yine reddedildi

10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası’nın 19’uncu duruşmasında avukatların tüm talepleri reddedilerek, dava ertelendi

10 Ekim Ankara Gar Katliamı ana dosyası ile firari sanıklar yönünden birleştirilen dosyanın 19’uncu duruşması bugün Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Davaya katliamda yakınlarını kaybedenlerin aileleri taraf olarak katılırken, birçok sivil toplum örgütü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da davayı izledi. Failler ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Avukat İlke Işık, 6 buçuk yıldır dosyaya talep ve delil sunduklarını söyleyerek bu taleplerin görmezden gelindiğini belirtti. Işık, “Bu dosyada hala sanıkların suç tasnifiyle uğraşıyoruz. 6 buçuk yıldır dosyaya talep ve delil sunuyoruz. Biz 10 Ekim katliamını hep böyle anlattık: 7 Haziran 2015 ve Kasım seçimlerini değiştiren gündür bu katliam. Siyasi iktidarın, kazandığı ve iktidar tesisi için korku ikliminin yaratıldığı dönem ve gündür. ‘Herkes sussun, tek adam herkesin geleceği için karar versin’ düşüncesi karşısında tüm zorluklara rağmen müvekkillerimiz duruşmalara geldi ve takip etti. 14 Mayıs’ta bir seçim var ve seçimden sonra bu davanın seyrinin ne olacağını göreceğiz” diye konuştu.

‘MİT’ten neden bilgi alınmıyor’

Davanın sadece DAİŞ’lileri yargılamak üzerine olduğunu söyleyen Işık, “Tüm sorumluların yargılanması için taleplerimizi sunmaya devam edeceğiz. Sanıklara dair birçok talep ilettik. Bunlardan olan Erman Ekinci hakkında Milli İstihbarat Teşkilatı’na taleplerimize rağmen tek bir soru sorulmadı. Emniyet Müdürlüğü’nün kullandığı en temel kaynaklar bu dosya için kullanılmıyor. Neden Erman Ekinci hakkında emniyet ve istihbarat kayıtlarından derli toplu bir şey alamıyoruz? Tüm dosyalarda bunlara başvuruluyor ama ne hikmetse bizim dosyamızda bu kullanılmıyor. Sadece Erman Ekinci değil, diğer sanıklar hakkında da bu kayıtların dosyaya gönderilmesini defalarca talep ettik ve yine derli toplu kayıtların emniyetten ve istihbarattan talep edilmesini istiyoruz. Firari sanıklar hakkında da taleplerimiz oldu ama emniyet ve istihbaratla tek bir yazışma yapılmış değil, hiç bir bilgi gelmemesi için adeta uğraşılıyor” ifadelerini kullandı.

DAİŞ’in nasıl örgütlendiğini anlatmıştı

Dosya avukatlarından Senem Doğanoğlu ise, birçok dijital materyal ile 2016’da gözaltına alınan Mehmedin Baraç’a ilişkin 2022’de yapılan inceleme raporlarının 7 yıl sonra dosyaya gelmesini sordu.

AKP Gençlik Kolları üyesi olduğunu söyleyen, DAİŞ’e üye olmak ve 10 Ekim katliamı faili 6 Mart 2016 tarihinde yakalanan Mehmedin Baraç, 7 Nisan 2016’daki ifadesinde, Çewlik’te (Bingöl) DAİŞ’in nasıl örgütlenerek Suriye ve Türkiye’de hücre evleri kurduğunu aktarmıştı.

7 yıl sonra gelen incelemeler

Duruma ilişkin Doğanoğlu, “10 Mart 2016 tarihinde el konulan kayıtları asla bu dosyaya getirtemedik Mehmedin Baraç’ın kayıtları 7 yıl sonra bu dosyaya gelmesi elbette bir muamma. Biz biliyoruz nedenini. Mehmedin Balaç’ın kimin tarafından korunduğunu da. Kendisi gerek HÜDA-PAR gerekse AKP, IŞİD propagandası yapmış biri. Kayıtlar dosyaya 7 yıl sonra geldi ama gelen kayıtlar ise ekleri olmadan okunaklı olmayan bir şekilde geldi. Mehmedin Balaç, Bingöl’de gözaltına alındığı sırada üzerinde bir takım dijital materyaller vardı. Bu materyaller uzun süre incelenmedi. Bingöl Emniyeti bu adamın istihbarat sağlayan bir konumda olduğuna dair düşünceye sahipti. Hem HDP hem sol partileri izlediği ve haliyle 10 Ekim’e gelecek olanların izlendiğine dair bir faaliyet içinde olduğu görülüyor. İnfaz görüntüleri, halkın, sivil nüfusun ve gazetecilerin IŞİD tarafından katledilmesine yönelik 20 bin görüntü üzerinde bulunmuş. Mehmedin Balaç’ın da insanlığa karşı suç işlediği görülüyor. Bu dava yargılaması insanlığa karşı suçtur. Bunu hatırlayarak taleplerimizi değerlendirin ve yargılamayı yapın” diye konuştu.

Talepler reddedildi

Avukatların taleplerinin ardından SEGBİS ile katılan Erman Ekinci, Hakan Şahin, Resul Demir, İbrahim Halil Alçay’ı dinlendi. Faillerin dinlenmesinin ardından duruşmaya 30 dakika ara verildi.

Aranın ardından avukatların firarı failler hakkında ve diğer faillere ilişkin her duruşmada sunulan MİT’e yazı yazılması talebi yine iddia makamı tarafından reddedildi. Diğer talepler ise “duruşmaya katkı sağlamayacağı” gerekçesiyle reddedildi. Duruşma, 15 Haziran 2023 saat 10.00’a ertelendi.

Kaynak: JinNews

#Ankara #Katliamı #davasında #tüm #talepler #yine #reddedildi