Ana Sayfa Blog Sayfa 747

Samandağ’da yaşam alanına yakın moloz dökümüne halktan tepki

Samandağ’ın Yeşilköy Mahallesi’nde halk asbest tehlikesi ile karşı karşıya. Yaşam alanlarının yanına dökülen moloza karşı halk eyleme geçti. Jandarma komutanı ise moloz dökülmesini savundu

Mereş merkezli depremlerin en çok etkilediği illerden biri olan Hatay’da molozların dökülmesinde yaşanan dikkatsizlik devam ediyor.

Bölge halkı asbest tehlikesi ile karşı karşıya çadırlarda yaşamlarını sürdürürken yetkililerin dikkatsizliği yurttaşların kanser olma riskini arttırıyor.

Hatay Samandağ’a bağlı Yeşilköy Mahallesi’nde de halk asbest tehlikesi altında. Yerleşim yerlerinin yanına civar mahallelerden getirilen molozlar dökülüyor.

Halk tepkili

Yeni Demokrasi’de yer alan habere göre mahalle halkı duruma tepki göstermek üzere molozların döküldüğü yerde buluştu.

Yurttaşların yolu kapatması üzerine bölgeye gelen Jandarma komutanı Yeşilköy Mahallesi’ne dökülen molozları “Buraya dökmeyecek de nereye dökülecek? az dökülüyor zaten” diye savunurken mahalle halkı molozları döktürtmemekte kararlı.

HATAY

 

#Samandağda #yaşam #alanına #yakın #moloz #dökümüne #halktan #tepki

Bilgen ve Tan’ın ifadeleri siyasetçilerin tutukluluk gerekçesi oldu

Kobanê Davası’nda Ayhan Bilgen ve Altan Tan’ın verdiği ifadelerin, siyasetçilerin tutukluluk halinin devamına gerekçe yapıldığı ortaya çıktı

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirilen eylemler gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 17’si tutuklu 108 isim hakkında açılan Kobanê Davası’nda, tutuklama devam kararlarına gerekçe yapıldığı ortaya çıktı.

Savcılığın mütalaa vereceği ve 12 Nisan’a ertelenen davada, tutuksuz yargılanan SES Genel Başkanı Ayhan Bilgen ve siyasetçi Altan Tan’ın verdiği ifadelerin tutuklamaya gerekçe yapıldığı ortaya çıktı.

Diken.com.tr’de yer alan habere göre; davanın ilk duruşmasının görüldüğü 26 Nisan 2021’de, dava kapsamında 15 Haziran 2021’de tahliye edilen Ayhan Bilgen’in ifadelerine atıf yapıldı. Aynı duruşmada Bilgen ile birlikte Tan’ın da ifadeleri tutukluluğa devam gerekçesi yapıldı.

Ancak bu beyanlar, 18 Ekim 2021’den sonra devam eden duruşmalarda çıkarıldı. Söz konusu tarihin Bahtiyar Aydın’ın dava hakimliğinden alınması sonrası olması dikkat çekti.

Tutukluluğa devam kararının gerekçesinde, şu ifadeler yer aldı: “Sanıklar Altan TAN ve Ayhan BİLGEN’in gözaltı ve tutuklama işlemlerinden sonraki süreçte yaptıkları açıklamalar ile ilgili tespitler yapılmış, yapılan açıklamalar bir bütün olarak ele alındığında HDP (Hakların Demokratik Partisi)’nin, organlarının ve içerisinde siyaset yapan şahıs-şahısların PKK/KCK silahlı terör örgütünün güdümünde faaliyet gösterdikleri, PKK/KCK silahlı terör örgütü güdümünde özellikle metropol illerimiz başta olmak üzere her türlü bombalı, silahlı ve şiddet eylemlerinin PKK/KCK silahlı terör örgütünü tarafından organize edildiği, bu faaliyetlerin terör örgütünün talimatlar ve çağrıları sonrası gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.”

HABER MERKEZİ

#Bilgen #Tanın #ifadeleri #siyasetçilerin #tutukluluk #gerekçesi #oldu

Ermenek’te 18 işçiye mezar olan madenin patronu AKP’den aday adayı oldu

AKP’den aday adaylığını duyuran Abdullah Özbey, Ermenek’te 18 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciası dolayısıyla tutuklanıp tahliye edilmiş, ardından 19 yıl hapse çarptırılmıştı

18 işçinin yaşamını yitirdiği Ermenek maden faciasından suçlu bulunarak 19 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Cenne linyit kömürü işletmesi müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey, AKP’den Konya milletvekili aday adayı oldu.

Özbey, Facebook hesabından AKP Konya il başkanlığında çektiği fotoğrafını ve aday adaylığı tanıtım görsellerini paylaşarak şu notu düştü: “Haydi Bismillah… Büyük ve güçlü Türkiye yolunda 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde Ak Partimizden Konya milletvekili aday adaylığım hayırlı olsun inşallah. Türkiye’nin yüzyılında Konyamızdan bu kutlu yolda, bu kutlu davamızda tüm ülkemize hayır getirecek işlerimizde Milletimize hizmetkâr olmak niyetiyle Allah yolumuzu açık eylesin.”

Kaynak: Diken

#Ermenekte #işçiye #mezar #olan #madenin #patronu #AKPden #aday #adayı #oldu

Fransızlar emeklilik yasasına karşı greve çıktı: Hayat felç oldu

Fransa’da işçiler emeklilik yasasına karşı bugün genel greve gitti. Grevle birlikte ülkede akaryakıt sorunu başladı. Eylemciler barikatlar kurarak caddeleri kapattı

Fransa’da emeklilik reformuna karşı çıkan işçiler, ülke genelinde yine greve çıktı. Grev yüzünden, demiryolları ve havayollarında ulaşımın büyük ölçüde aksadı.

Akaryakıt sıkıntısı

Emeklilik reformuna karşı birçok sektörde olduğu gibi rafineri işçilerinin da iş bırakması nedeniyle ülkedeki akaryakıt istasyonlarının yüzde 13,1’inde hizmet verilemiyor.

Fransa genelinde 34 bölgede akaryakıt sıkıntısı yaşanıyor. Rafineri işçilerinin grevinden kaynaklanan akaryakıt kıtlığı nedeniyle istasyon girişlerinde uzun kuyruklar oluşmaya başladı.

Ülkedeki akaryakıt istasyonlarının üçte birine sahip TotalEnergies, benzin ve dizel sıkıntısını gidermek için harekete geçtiğini açıklasa da akaryakıt sıkıntısının grevlerin uzaması nedeniyle daha da artması öngörülüyor.

Fransızlar bugün grevde ve sokaklarda

Ülkede emeklilik reformuna karşı kitlesel greve milyonlarca insan katıldı.

Grev ve protestolar nedeniyle ulaşım ve enerji dahil birçok sektörde ciddi aksamaların yaşanıyor.

Başkent Paris’te temizlik işçileri de iki hafta önce grev başlatmıştı.

Paris’te dün akşam reform karşıtı gösterilerde 234 kişi gözaltına alındı. Polis, temizlik işçilerinin grevi yüzünden biriken çöpleri ateşe verenlere müdahale etti.

Emeklilik yasası oylama yapılmadan geçti

Fransa Başbakanı Elisabeth Borne 16 Mart’ta, bir yasa tasarısının Meclisten oylama yapılmadan geçmesini sağlayan anayasa maddesini tartışmalı emeklilik reformu tasarısı için uygulamaya koyduğunu açıklamıştı.

Karar sonrası ülkede protestolar ve gösteriler düzenlenirken sendikalar, birçok sektörde grevlerin devam etmesi kararı almıştı. Hükümet, reform kapsamında emeklilik yaşını kademeli olarak 64’e çıkarmayı hedefliyor. Reform karşıtı parlamenterler yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürecek

DIŞ HABERLER

#Fransızlar #emeklilik #yasasına #karşı #greve #çıktı #Hayat #felç #oldu

Mereş’te 5,3 büyüklüğünde deprem

Mereş’in Göksun ilçesi merkezli 5,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Saat 12.19’da meydana gelen deprem yerin 7 kilometre derinliğinde yaşandı.

AFAD Başkanı Yunus Sezer, “Kahramanmaraş ilimizin Göksun ilçesinde meydana gelen 5,3 büyüklüğündeki artçı deprem sonrasında, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Bölgedeki vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunarım” açıklamasını yaptı.

Ayrıntılar gelecek…

#Mereşte #büyüklüğünde #deprem

Şenyaşar ailesi iftarı Urfa Adliyesi önünde yapacak

Ramazan ayını Urfa Adliyesi önünde karşılayan Şenyaşar ailesi, ilk iftar saatinde orucunu burada açacak

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 731’inci gününde devam ediyor.

Ramazan ayının ilk gününde Riha’nın Pirsûs ilçesindeki evlerinden Riha Adliyesi önüne gelerek “Şenyaşar ailesi için Adalet” pankartı önünde nöbetlerini sürdüren Şenyaşar ailesi, bu yıl da Ramazan’ın ilk gününü adliye önünde karşıladılar.

Adliye önünde nöbetlerini sürdüren Şenyaşar ailesi, sanal medya hesaplarından “Bugün Ramazan ayının 1’inci günü. Adalet Nöbeti’mizin 731’inci günü hâk, adalet yolunda mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor. Ramazan ayının ülkemize adalet, huzur getirmesini diliyoruz.”

Aile, Ramazan ayının ilk iftar saatinde orucunu adliye önünde açacak.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #iftarı #Urfa #Adliyesi #önünde #yapacak

İran bir Kürt gencini katletti, halk kontrol noktasını ateşe verdi

İran rejim güçleri Bane kentinde bir genci işkence ile katletti. Bu vahşete tepki gösteren halk, kentteki bir kontrol noktasını ateşe verdi

Rojhilat’ta 22 Mart akşamı Bane’ye bağlı Derga Şêxan köyünden 19 yaşındaki Behzad Ezizi isimli genç, İran Devrim Muhafızları tarafından bir kontrol noktasında durdurularak işkenceye maruz kaldı.

İşkenceye direnen Behzad Ezizi, başından vuruldu. Ağır yaralanan genç, halk tarafından hastaneye kaldırılırken yolda yaşamını yitirdi. Bane halkı olay yerine giderek, kontrol noktasını ateşe verdi.

Behzad Ezizi’nin cenazesi ise Bane’deki Selahaddin Hastanesine kaldırıldı. Gencin ailesi ve birçok aile yakını hastane önünde toplandı.

DIŞ HABERLER

 

#İran #bir #Kürt #gencini #katletti #halk #kontrol #noktasını #ateşe #verdi

AB Türkiye Sivil Komisyonu Başkanı Westrheim: Çözüm İmralı’da

Türkiye’de yaşanan sorunların çözümüne ilişkin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın rolüne dikkat çeken AB Türkiye Sivil Komisyonu Başkanı Prof. Kariane Westrheim, ‘Öcalan’ın değişen en ufak bir rolü Türkiye’deki tüm siyasi tabloyu değiştirebilir’ dedi

Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda (AP) 17’ncisi düzenlenen Uluslararası Kürt Konferansı 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleştirildi. Avrupa Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından Sol Grup, Greens-European Free Alliance (GREENS/EFA), Sosyalistler ve Demokratların Özgür İttifakı Grupları (S&D) ve Brüksel Kürt Enstitüsü ortaklığı ile düzenlenen konferans, sonuç bildirgesinde önemli çağrılar yer almıştı. Gerçekleştirilen konferansta tüm sorunların temelinde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin yattığının belirtildiği bildirgede, aylardır haber alınamayan Abdullah Öcalan ile görüşme yolunun açılması ve serbest bırakılması çağrısı dile getirmişti.

Norveç Merkezli AB Türkiye Sivil Komisyonu Başkanı Kariane Westrheim, gerçekleşen konferans, açığa çıkan talepler ve çözüm önerilerini değerlendirdi.

En önemli konu İmralı

Konferansta tartışılan en önemli konulardan birinin İmralı’daki durum ve Abdullah Öcalan’ın tecrit edilme olduğunu ifade eden Westrheim, “Bugün Kürtlere uygulanan tüm fiziksel, psikolojik ve siyasi tacizlerle pek çok yönden bağlantılı olan en önemli konulardan biri. Bu nedenle avukatları tecride bir çözüm bulunması çağrısı yapıyor ve Öcalan’ın serbest bırakılması bu yüzden çok önemli” dedi.

‘Güçlü bir irade yok’

Konferansta Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar’ın tecrit hakkında bilgi verdiğini hatırlatan Westrheim, şöyle devam etti: “Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve özellikle CPT’den İmralı’daki hukuksuzluğu sona erdirmek ve avukatların adaya sınırsız girişine izin vermek için tüm mekanizmaları tüketmesi istenmektedir…’ Bahsi geçen bu siyasi oluşumların birçoğunun konuyu tartışma biçimi bir sorun. Ancak Öcalan’ın tecrit durumunu değiştirmek için bir şeyler yapma ve uzun vadede serbest bırakılmasına yol açabilecek adımlar atma konusunda gerçek bir irade yok gibi görünüyor. Ancak gelişmeleri takip edenler biliyor ki şu anda tecridin kalkması ya da Öcalan’ın serbest bırakılması yönünde bir hareket yok.”

‘Yasadışı savaş yürütüyor’

Tartışılan bir diğer konunun da Türkiye’nin Kürt bölgelerindeki savaşı ve bölgede kimyasal silah kullandığı iddiası olduğunu dile getiren Westrheim, “Türkiye, sadece kendi sınırları içerisindeki Kürtlere karşı değil, Güney Kürdistan ve Suriye gibi diğer devletlerin topraklarında da insansız hava araçları, kimyasal silahlar ve sayısız başka yasadışı silah kullanarak bir savaş yürütüyor. Bu Türkiye ve Suriye’deki büyük depremden sonra da dâhil olmak üzere devam ediyor” diye konuştu.

Kimyasal silah konusu

Kimyasal silah konusunun Alman biyolog ve Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslararası Doktorlar (IPPNW) Bilimsel Danışma Kurulu üyesi Jan van Aken tarafından ele alındığını belirten Westrheim. “Van Aken, bölgedeki fiziksel bulgulara dayanarak Türkiye’nin kimyasal silah kullandığına inanmak için nedenler olduğunu söylüyor. Kürtler ve çeşitli örgütler tarafından OPCW’ye soruşturma çağrıları yapıldı. Böyle bir soruşturmanın yapılmasını istemek OPCW’ye üye devletlerin elindedir. Asıl soru, bir üye devleti, Jan van Aken’e verilen rapor da dahil olmak üzere bulunan belgelerle bunu yazılı olarak OPCW’ye sunmaya ikna etmenin mümkün olup olmadığıdır” ifadelerini kullandı.

‘Öcalan özgür olmalı’

PKK Liderinin artık özgür olması gerektiğinin altını çizen Westrheim, “Öcalan’ın İmralı’daki tecridi ve hapishane koşulları ile Türkiye hapishanelerindeki tüm siyasi tutuklulara yönelik muamele arasında doğrudan bir bağlantı var. Aslında Öcalan’ın değişen en ufak bir rolü Türkiye’deki tüm siyasi tabloyu değiştirebilir. Çözümün anahtarı Öcalan’da. Bu nedenle, barış çerçevesinin inşasına katkıda bulunabilmesi ve Türk devleti ile PKK’nin de içinde bulunduğu Kürt hareketi arasında arabulucu rolünü üstlenebilmesi için serbest bırakılması hayati önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Haber: Melek Avcı / Ankara-JINNEWS

#Türkiye #Sivil #Komisyonu #Başkanı #Westrheim #Çözüm #İmralıda

HSM: İktidar hazırlık içinde, seçim öncesi savaş başlatmak istiyor

HSM bir mesaj yayınlayarak, 14 Mayıs seçimleri öncesi iktidarın ‘bir takım hazırlıklar içinde olduğunu’ ve ‘seçimden önce bir savaş başlatılmak istendiğini’ vurguladı

Halk Savunma Merkezi (HSM) Karargah Komutanlığı, yayımladığı bir mesajla eylemsizlik kararına rağmen saldırıların sürdüğüne dair bir mesaj yayımladı.

Fırat Haber Ajansı’da (ANF) yer alan mesajda, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesi bu saldırıların yoğunlaşabileceği uyarısına yer verildi. AKP-MHP’nin seçimler öncesi gerilimi tırmandırmak istediğine dikkat çekilen mesajda, “Önümüzdeki 2 ay içinde birçok karanlık olaylar, türlü oyunlar ve hileler geliştirmesi uzak bir ihtimal değil. Çünkü AKP-MHP rejimi gerilimi tırmandırarak ve suni bir kriz yaratarak seçime gitmek istiyor. Bunun için de bir takım hazırlıklar yapmış durumdalar” denildi.

6’lı masanın dağıtılması amacıyla İYİ Parti üzerinden bir “operasyon” gerçekleştirildiğini ancak bunun boşa çıktığının vurgulandığı mesajda, “ikinci operasyonun” devreye konulmak istendiği kaydedildi.

Mesajda, “İkinci operasyon da Kurdistan’ın özgürlük mücadelesine ve siyasi alana yapılacaktır. Önder Apo’ya daha fazla baskı yapacaklar. Daha büyük askeri saldırılar yapacaklardır. Hatta Rojava’ya veya Medya Savunma Alanları’na yeni saldırıların başlatılması bile mümkün. Yani bu önemli ve tarihi süreçte hiçbir arkadaşımız eylemsizlik kararımıza yanlış bir yaklaşımda bulunmamalı” ifadelerine yer verildi. Mesajda, ayrıca “Seçimden önce bir savaş başlatılmak isteniyor” uyarısı yapıldı.

Kaynak: MA

#HSM #İktidar #hazırlık #içinde #seçim #öncesi #savaş #başlatmak #istiyor

Siz hiç cenazenizi yağmur suyuyla yıkadınız mı?

‘Dört cenazemi kuyuda biriken yağmur suyu ile yıkadım’ sözlerinin hafızama kazınmasının ardından yüreğimde ve omuzlarımda biriktirdiğim acı ve ağırlıkla birlikte Ankara’ya dönüşümün kolay olmayacağını biliyordum

Dilan Babat*

Günlerdir yaşadığım acının ardından yeni rotam Dîlok ve Hatay oluyor. Dîlok’a vardığımda şehir merkezinde çok fazla bir yıkımın olmayışı, insanların normalleşmeye dönme çabaları gözüme çarpıyor. Daha önce geldiğim Dîlok’un gezdiğim ara sokaklarında buram buram tarihi olan birçok binanın ağır hasar alması da ayrı bir acıyı getiriyor.

“Keşke önceden buraları görmeseydim buraların bu hale gelmesi ne acı verici” sözlerimin karşılığında Nurdağı ve İslahiye’ye doğru yol alıyorum. Akşam saatlerinde vardığım İslahiye’de soğuk havaya karşı yakılan ateşin etrafından oturan ve depremin yıkıcı etkilerini konuşan insanların sohbetlerine dahil oluyorum. Ardından Nurdağı’nda büyüyen bir gazeteci arkadaşımla sohbet ediyoruz. “Bildiğim tüm sokaklar gitmiş, okul arkadaşlarım yaşamını yitirmiş” cümlelerini sıralarken, tek yapabildiğim şey arkadaşıma sarılmak oluyor. Arkadaşımı yolcularken, günün erken saatlerinde mahallelere doğru yol alıyorum. Sağlam tek bir binanın dahi kalmadığı İslahiye ve Nurdağı’nda uzun bir süredir aşina olduğum duygular yeniden beliriyor.

İhmaller yüzünden bize yaşatılanlar gerçekten geçecek mi?

Omuzlarıma yüklenen yükler, yüreğime işlenen acıların tarifsizliği içerisinde, 7 kimliğin yıllardır bir arada yaşadığı, görmek istediğim ama sürekli ertelediğim Hatay’a doğru yol alıyorum bir kez daha. Mereş’ten Dîlok’a, Hatay’a kadar binlerce hikayeye tanıklık etmenin ağırlığı içerisinde, bu ülkede yaşamın da ölümün de ne zor olduğunu kendime ara ara hatırlatıyorum. Dinlediğim her bir gerçeklik karşısında bitmeyen boğaz düğümleri, “Geçmiş olsun” sözlerini kullanırken, “Gerçekten geçecek mi? cevabı ile karşılaştığımda sözlerin anlamsızlığı yerini sessiz dakikalara bırakıyor.

Dayanışma yaşatıyor…

Soğuk ve kasvetli havanın sardığı Hatay’daki canlılık da enkazlarla beraber yok olmuştu sanki. Koordinasyon alanına indiğimde gözlerim sürekli tanıdık birilerini aradı. Tanıdık bir arkadaşıma sarılsam her şey geçecekmiş gibi düşünürken, daha önce Ankara’da birlikte çalıştığım ardından başka bir yere geçen bir kadın arkadaşımı görerek sarılıyoruz birbirimize. Birbirimizin durumunu sorup ardından Hatay’daki yıkımlardan söz ediyoruz. “Diğer yerlerde Hatay gibi mi?” sorusu karşısında bir anda sessizleşerek kafamı sallıyorum sadece. Ateşin önünde uzun uzun sohbet ettikten sonra ateşin önüne gelerek ısınmaya çalışan insanlarla tanışıyorum. Her biri ayrı bir şehirden gelmiş, kimi depremin ilk gününden bu yana Hatay’da, kimi ikinci günde, kimi üçüncü günde gelmiş Hatay’a. Hiç tanımadığımız insanlar için bir araya gelmenin verdiği dayanışma yitirmek üzere olduğum umudumu yeniden yeşertirken, “Dayanışma yaşatır” sloganının bir cümleden öte olduğunu bir kez daha anlıyorum. Her bir arkadaştan aldığım güçle insanlara en iyi şekilde nasıl yetişebiliriz tartışmaları da beraberinde geliyor.

Bitmeyen, bitmeyecek acılar…

Hatay’da kaldığım süre boyunca, Samandağ, Arsuz, İskenderun’da tablo hep aynıydı. Bitmeyen ihmaller silsilesi, insanların kaderine terk edilişi, lavabo bulamadığı için çadırda tuvaletini bir kutuya yaptığını ve akşamları dışarıya atabildiğini söyleyen insanların ağlayışları, “Oğlumun binasının hemen yanında başsavcılığın görümcesi vardı gelip onu kurtardılar ama iki oğlumun olduğu enkazda arama yapılsın diye yalvarışlarımız bile cevapsız bırakılarak çekip gittiler” feryatları bir saniye dahi dinmedi. Bir ay boyunca bulunduğum bölgede her ne kadar acı biriktirsek de umudu yeşertmek mücadelesi de verildi. Deprem boyunca herkes “insan olma gayreti gösterdi” peki ya devlet…

“Devlet nerede, devlet yok” cümlesinin bir saniye dahi dinmediği Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Karaali Mahallesi’nde Nahide Doğruev’in 4 cenazesini kuyuda biriken yağmur suyu ile yıkamasını dinliyoruz.

4 kişi yaşamını yitirdi

Kentlerin büyükşehir olma düzenlenmesi ile birlikte önce köy olan ardından mahalle olan Karaali Mahallesi’nde herkes akraba. Depremin ilk gününden bu yana elektrik ve suya ulaşamayan Nahide ve ailesi geceyi bir naylon altında geçirmek zorunda kalmış. Evinin yakınında oturan 4 yeğenini enkaz altında kendi çabalarıyla kurtarmaya çalışan Nahide, yaşamını yitirenleri enkaz altında bırakmak zorunda kalıp yaşayanları kurtarmaya çalışmış. Nahide, “İki günden sonra ablamı canlı çıkardılar ama ilk gün gelinimi ve küçük bebeğini kendimiz kurtardık. Gelinim yolda öldü ama bebek şimdi yoğun bakımda. Aileden 5 kişiden sadece minik yavrumuz yaşıyor” diyor.

Soba zehirlenmesinden iki kişi yaşamını yitirdi

Nahide’nin enkaz altında kalan ablası ve eniştesinin üzerine soba devrilmiş. Eniştesi beş gün boyunca “kurtarın bizi” diye bağırırken, Nahide, beş gün boyunca eniştesi ve ablasına kâr suyunu eriterek, borudan onlara doğru ulaşması için suyu boruya dökerek yaşama tutunmalarını sağlamış. “Beşinci günün sonunda zehirlenmekten dolayı yaşamlarını yitirdi” diyen Nahide, “Çok zor günler geçirdik. Onları saracak kefen bulamadık. Enkazların altında ya da ağır hasarlı evlerin içine girerek çarşaf bulup öyle gömdük. O gün yağmur yağıyordu, ben dört cenazemi su kuyusunda biriken yağmur suyuyla yıkadım. Evin avlusunda dizip o yağmur suyunu damla damla üstlerine dökerek yıkadım” sözlerini kullanıyor.

Ölmek istemiyorum haykırışları

İki gün boyunca enkaz altında akrabalarını kurtarma çabaları sürerken, üçüncü günden sonra AFAD mahalleye gelerek yaşayanları kurtarmaya çalışmış. Geliniyle son güne kadar konuşan Nahide, kurtarılan bebeğin annesi tarafından korunduğunu belirtiyor. Yolda kalbi dayanamayan gelininin yaşamını yitirdiğini söyleyen Nahide, “Hala çadır ve su sorunu yaşıyoruz, beş gün sonra su bulduk. Serada kalıyoruz. Geçen fırtına çıktı, çadırlar uçtu. AFAD ve Kızılay’a çadır başvurusunda bulunduk sürekli ‘gelecek’ diyorlar. Ama kaç hafta geçti hala bekliyoruz. 4-5 güne kadar kendi cenazelerimizin derdindeydik. Devletten tek bir şey gelmedi biz görmedik. Erkenden gelselerdi ölenlerimiz dahi kurtulurdu. Eniştem sürekli ‘ölmek istemiyorum’ diye bağırıyordu” sözleriyle anlatmaya devam ediyor.

Ya cenazesini yıkayamayanlar…

Enkazlar için kepçeleri de kendi imkanlarıyla bulan Nahide, beşinci gün sabahında eniştesinin “Boğuluyoruz dumandan” bağırmalarını duyar. Yoldan geçen itfaiyenin önüne kollarını iki yandan açarak yardım isteyen Nahide’ye itfaiye görevlilerinin cevabı ise, “Su varsa su dökün bizim görevlendirilmemiz burası değil benim işim de değil” sözleri ile karşılaşır. Nahide şöyle ekliyor: “Sadece burası değil, yakınımızda bulunan mahallenin hepsi öyle. Çok şükür biz yıkadık ya yıkayamayanlar ne yapacak. Onlarca cenaze toplu bir şekilde gömüldü.”

*Bu izlenim JinNews’ten alınmıştır

#Siz #hiç #cenazenizi #yağmur #suyuyla #yıkadınız #mı