Ana Sayfa Blog Sayfa 769

Ferit Şenyaşar HDP’nin adaylık teklifini kabul etti

Adalet Nöbeti’ni 3 yıldır sürdüren Ferit Şenyaşar, HDP’nin milletvekili adaylık teklifine olumlu yanıt verdi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından babası ve ağabeyi katledilen, bir ağabeyi tutuklanan ve kendisi de katliamdan yaralı kurtulan Ferit Şenyaşar’a Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) milletvekili olması için teklif götürüldü. HDP, Emine Şenyaşar ile birlikte Adalet Nöbeti’ni kesintisiz sürdüren Ferit Şenyaşar’a, parlamentonun yolunu açtı.

HDP’nin Şenyaşar’a yaptığı “milletvekili ol, adalet mücadeleni parlamentoya taşı” çağrısına olumlu yanıt veren Ferit Şenyaşar, aile avukatı Hidayet Enmek ile partinin Riha İl Başkanlığı’na gelerek HDP Milletvekilliği Aday Adayı dosyasını teslim etti.

RIHA

#Ferit #Şenyaşar #HDPnin #adaylık #teklifini #kabul #etti

AYM’den Uğur Kurt kararı: Ceza izah edilemez, polis yeniden yargılanmalı

AYM, ‘yaşam hakkı ihlali’ diyerek Uğur Kurt’u vuran polisin yeninden yargılanmasını istedi

Gezi Direnişi protestolarının devam ettiği 14 Mayıs 2014 tarihinde başına isabet eden gaz fişeği sonrasında hayatını kaybeden Berkin Elvan (15) için Okmeydanı Cemevi’nde yapılan protestolarda polis Sezgin Korkmaz’ın sıktığı silah sonucu Uğur Kurt, yaşamını yitirdi.

Olayın ardından açılan davada Korkmaz, üç yıl boyunca tutuksuz yargılandı. Korkmaz hakkında savcı, müdahale sırasında direkt beylik tabancasını kullanmasını “olası kast ile öldürme” suçundan en az 16 yıl hapis cezası verilmesini istedi. Fakat dava sonucu Kormaz’a “taksiren ölüme sebebiyet vermek” ten 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Mahkeme bu cezayı da 12 bin 100 TL’ye para cezasına çevirdi.

Mahkemenin bu kararı üzerine Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt, etkili soruşturma yürütülmediği için yaşam hakkının ihlali gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.

AYM kararı

Dosyayı inceleyerek sonuçlandıran AYM, kolluk görevlisinin silah kullanımı sonucu gerçekleştiği kabul edilen ölüme karşılık takdir edilen hapis cezası ile netice ceza olarak belirlenen adli para cezasının benzer hak ihlallerinin önlenebilmesi ve kişilerin yaşamının korunması bakımından uygun ve yeterli yaptırım olmadığını vurguladı.

Yeniden yargılama kararı

Başvuru kararında maddi ve usul boyutunun da ihlal edildiği sonucuna varan AYM kararında şunlar denildi: “Dolayısıyla ihlalin kamu makamlarının eylemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yaşam hakkının gerektirdiği etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu nedenle ihlalin aynı zamanda yetkili adli makamların işlem ve eylemlerinden de kaynaklandığı söylenmelidir. Bu nedenle yaşam hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.”

Manevi tazminat kararı

AYM, kararında Anayasa’nın 17’nci maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği belirtilerek; yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve eşi Narin Kurt’a 90 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

ANKARA

#AYMden #Uğur #Kurt #kararı #Ceza #izah #edilemez #polis #yeniden #yargılanmalı

HDP’yi ziyaret eden SPD Başkanı: HDP’nin siyaset dışı bırakılması kabul edilemez

Almanya SPD Genel Başkanı Lars Klingbeil, HDP’yi ziyaret etti. Ziyaret sonrası ortak açıklamada konuşan Klingbeil, HDP’ye yönelik parti kapatma davasına ilişkin, ‘Hukuk devleti ilkelerinin yürürlükten kaldırılması mümkün değil’ dedi

Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Lars Klingbeil’in başkanlığındaki bir heyet, Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) ziyaret etti. Ziyarette heyeti, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ile partinin Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Feleknas Uca, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç karşıladı.

Parti merkezinde gerçekleştirilen görüşmenin ardından Sancar ve Klingbeil ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Klingbeil, iki gün boyunca İstanbul ve Ankara’da temaslarda bulunduğunu belirterek, deprem bölgelerine gittiklerini de ifade ederek üzüntülerini dile getirdi.

Hukuk ilkelerinin ortadan kaldırılması mümkün değil

Türkiye’de HDP’ye ve siyasetçilere yönelik baskıların kabul edilemez olduğunu dile getiren Klingbeil, “HDP ve diğer partilerin milletvekillerinin baskılarla karşı karşıya olduğunu gördük. HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Siyasi rakiplerin ve farklı düşünen kişilerin bu şekilde siyaset dışı bırakılması kabul edilemez. Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp cezaevine konulması kabul edilemez. Hukuk devleti ilkelerinin yürürlükten kaldırılması mümkün değil” şeklinde konuştu.

Yıkımın sorumlusu iktidardır

Ardından söz alan Sancar ise, “Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Kendilerinin hem deprem alanındaki dayanışmaları hem Türkiye’de demokrasinin inşası için yolu açacak her türlü çalışmaya katkı sunma kararlılıklarını görmek de bizler açısından büyük memnuniyet verici bir durum. Türkiye çok kritik bir kavşakta bulunuyor önümüzde seçimler var. Depremin yarattığı yıkımın sorumlusu bizatihi siyasi iktidar ve bu düzendir” diye belirtti.

Güç birliği pekişecek

Sancar, “Uluslararası demokratik dayanışma Türkiye’de en geniş demokratik güç birliğini daha da pekiştirecektir. Buna önemli katkılar sunacaktır. Hiç kimse bundan şüphe duymasın. Demokratik dayanışma ve demokratik güç birliği ülke içinde olduğu kadar uluslararası alanda da hem çok değerlidir hem de önemlidir. Bunun altını karşılıklı olarak çizdik” dedi.

Değişim iradesini görmek sevindirici

Deutsche Welle (DW) Türkçe Ankara muhabiri Gülsen Solaker’in “DW Türkiye ofisinin lisansının yenilenmemesi ve kapatılmak zorunda kalınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna ise Klingbeil, şu cevabı verdi: Almanya’dan Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda ne tür gelişmelerin olduğunu endişeyle izlediğimi dile getirdim. Siyasi nedenlerden dolayı dokunulmazlıkların kaldırılması da bu çerçevenin içinde yer alan bir başka konu. Demokrasi anlayışına uymayan konular bunlar. Bugün HDP ve CHP ile görüşmeler yürüttüm. Bizim demokratik değerlerimizi paylaşan iki parti yetkilisiyle görüşmekten mutluluk duydum. Türkiye’de bizim demokratik anlayışa daha yakın bir yere doğru değiştirmek isteyen bir iradesinin olduğunu görmek sevindirici.”

Sancar da, “14 Mayıs’tan sonra bu düzen değişecek, basın özgür olacak” yanıtı verdi.

ANKARA

#HDPyi #ziyaret #eden #SPD #Başkanı #HDPnin #siyaset #dışı #bırakılması #kabul #edilemez

İşkence gören çocuğun babasına ‘Beyaz Toros’ tehdidi

Polisin işkence uyguladığı Y.D.’in babası Yılmaz Dikan’ın da hastanede polisler tarafından ‘Beyaz Toroslar istiyorsunuz’ diye tehdit edildiğini ortaya çıktı

Amed’in Licê ilçesinde dün gece 4 polis tarafından boş bir araziye kaçırılarak, ağzı bantlanan ve elleri ile kolları bağlanan Y. Dikan (14) isimli çocuğun Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavisi sürüyor.

Baba Yılmaz Dikan’ın olayı öğrendikten sonra gittiği Lice Devlet Hastanesi’nde polisler tarafından tehdit edildiği öğrenildi.

Babaya tehdit

Ailenin avukatı Ramazan Karaalp, Y. Dikan’ın bir köylü tarafından Lice Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldıktan sonra babasına haber verildiğini belirterek, “Darp ve çocuk olması sebebiyle hastane polise haber veriyor. Olayı öğrenen polisler, görevli doktora darp raporu verilmemesi yönünde baskı kuruyor. Bu durum üzerine çocuğun babası Yılmaz Dikan tepki gösteriyor. Polis, babaya, ‘Bunlar size yetmiyor, tekrardan Beyaz Torosların gün yüzüne çıkmasını istiyorsunuz’ şeklinde tehditlerde bulunuyor” dedi.

Sen çocuğa bu zulmü yaparsan..

Baba Yılmaz Dikan ise, çocuğuna yapılanların yıllardır Kürtlere yapıldığını ve bu politikaların eskiden beridir devam ettiğine dikkati çekerek, şunları söyledi: “Devlet içinde devlet var. İnsanları bir birine kırdıran politikaları hep vardı. Yarın öbür gün bu çocuklar ellerine silah alsa, gelip bana yok efendim çocuğun eline silah almış diyecekler. Sen çocuğa bu zulmü yaparsan yarın öbür gün bu çocuk eline silah almayacak mı, çocuk devletine düşman kesilmez mi?”

Karaalp, işkenceciler hakkında şikayetçi olacaklarını söyledi.

Ne olmuştu?

Polisten ‘Hizbullah yöntemleriyle’ çocuğa işkence: Türk olduğunu söyle

Kaynak: MA

#İşkence #gören #çocuğun #babasına #Beyaz #Toros #tehdidi

İstanbul da su kısıtlaması

Kış kuraklığının giderek derinleştiği Türkiye’de bundan etkilenmeyen bölge kalmazken, İstanbul’da aynı nedenle susuzluğa doğru hızla yol alırken barajlarda su seviyesi yükselmiyor

İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Bülent Solmaz, evsel kullanımda bir kısıtlama olmayacağını, ancak park sulama, araç yıkama istasyonları gibi alanlarda şebeke suyuna kısıtlama getirebileceklerini belirten bir açıklama yaptı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), 30 Ocak 2023’te barajlardaki doluluk oranının son on yılın en düşük seviyesi olan yüzde 28,92’ye kadar indiğini açıkladı.

Asya’dan Avrupa’ya su

Olası bir kuraklık krizi hakkında Gazete Duvar’dan Ferhat Yaşar’a konuşan İSKİ yöneticisi Solmaz, su kesintileri olup olmayacağıyla ilgili olarak, “İdaremizce yapılacak, su tasarrufu konusunda bilinçlendirme, su kayıplarının azaltılması yönündeki faaliyetler ve Asya Yakası’ndan Avrupa Yakası’na daha fazla su transferinin sağlanması çalışmalarıyla birlikte İstanbul’a kesintisiz su arzının sağlanması hedefleniyor. Bu seneki yağış azlığına bağlı olarak genel bir su kesintisi planımız yoktur. İdare olarak evsel kullanım haricinde, şebeke suyu kullanımlarının kısıtlanması yoluna gidilecek. Örneğin; yeşil alan sulamalarında şebeke suyu kullandırılmayacak, araç istasyonlarının veya fazla su tüketen işletmelerin kullanımına kısıtlamalar getirilecek” diye belirtti.

İSTANBUL

#İstanbul #kısıtlaması

RTÜK kanallara ceza yağdırdı

RTÜK Halk TV, Show TV, Tele 1 ve FOX TV’ye cezalar verdi. Cezaları duyuran RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, ‘Gerçeği söylemenin suç sayıldığı ülke!’ diyerek duyurdu

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Selahattin Demirtaş’ın öykü kitabı Dad’ın tanıtıldığı Halk TV’ye suçluyu övmekten yüzde 5 para 5 kez de program durdurma cezası verdi.

Kararı sanal medya hesabı Twitter üzerinden duyuran RTÜK üyesi İlhan Taşcı, “Bazı kitaplar vardır ki bombadan daha tesirli olmaya devam ediyor! Kitaptan korkanlar ülkesi. Terör örgütüne üyelik noldu” diye yazarak duyurdu.

TRT’de kadına şiddetin alası var

Taşcı açıklamasında Show TV’ye de ceza verildiğini “RTÜK, sorumluların deprem sonrası istifa etmemesini eleştiren Ali Sunal’ın sunucusu olduğu Güldür Güldür’e ceza veremeyince programın yayıncısı Show TV’ye bir dizideki kadına şiddetten % 5 para 5 kez de program durdurma cezası verdi. Oysa TRT’de kadına şiddetin alası var” ifadeleriyle duyurdu.

Gerçeği söylemenin suç sayıldığı ülke!

Taşcı ayrıca, verilen cezalara dair şu bilgileri paylaştı: “Halk TV’ye Kayda Geçsin programında Turhan Çömez’in İskenderun’da jeneratör çalışmadığı için solunum cihazına bağlı insanların öldüğünü açıklamasının tarafsızlık ilkesine aykırı yayın olduğu gerekçesiyle yüzde 3 para cezası verildi. Gerçeği söylemenin suç sayıldığı ülke!

Orta Sayfa programında dere yatağındaki yapılaşmanın ve yurtdışından aldığı ödeneklere karşın ıslah çalışması yapmayan Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin eleştirilmesini küçük düşürme sayan RTÜK; Fox TV’ye % 3 para cezasını uygun gördü! İktidar belediyesi eleştirilemeyecek…

Tele 1’e de Merdan Yanardağ ile Prof. Dr. Emre Kongar’ın 18 Dakika programındaki AKP’nin faşizan bir parti olduğu ifadesi ve kadın yürüyüşü yasağının eleştirilmesi nedeniyle % 3 para cezası verildi. Kararların tamamına karşı oy kullandım.”

HABER MERKEZİ

#RTÜK #kanallara #ceza #yağdırdı

Kılıdçaroğlu’nun adaylık başvurusu yapıldı

Millet İttifakı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek cumhurbaşkanı seçimi için adaylık başvurusunu YSK’ye yaptı

Millet İttifakı üyesi 6 siyasi parti CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek cumhurbaşkanı seçimi için adaylık başvurusunu Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) gerçekleştirdi.

Başvuru anında partileri genel başkan yardımcıları temsil etti. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Medeni Yılmaz, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcıları Selçuk Özdağ, Ayhan Sefer Üstün, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt YSK’ya partileri adına giden Millet İttifakı bileşenleri temsilcileri oldu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, YSK önünde yaptığı açıklamada; “Millet İttifakı’nın sayın üyeleri ile birlikte YSK’ya geldik. Birliye Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık başvurusunu gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

ANKARA

#Kılıdçaroğlunun #adaylık #başvurusu #yapıldı

Mazlum Ebdî: 9 yoldaşımızın bayrağı hiçbir zaman düşmeyecek

Duhok’ta düşen helikopterde yaşamını yitiren 9 YAT üyesi Hesekê’de kitlesel bir törenle son yolculuğuna uğurlandı. Törende konuşan Mazlum Ebdî, ‘Bayrakları hiçbir zaman düşmeyecek’ dedi

Federe Kürdistan Bölgesi’nin Duhok kentinde 15 Mart’ta düşen helikopterde yaşamını yitiren, 9 Yekîneyên Antî Teror/Anti Terör Birlikleri (YAT) üyesi Hesekê’de düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı.

Hesekê’deki Serdem Stadı’nda yapılan tören için Cizre, Rakka, Fırat, Minbic, Dêrazor ve Şehba bölgelerinden on binlerce kişi Serdem Stadı’na akın etti.

9 YAT üyesinin naaşı Şehit Sarya Hastanesi’ne alınarak, omuzlarda yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki stadyuma taşındı.

Törene, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Ebdî ve Newroz Ehmed, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Eşbaşkanları Bêrîvan Xalid ve Ebid Hamid El-Mihbaş, YNK Terörle Mücadele Güçleri Komutanı Wehab Helepçî, Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı Emîne Umer de katıldı.

Düzenlenen askeri törenin ardından ilk olarak konuşan Mazlum Ebdî, yaşamını yitiren YAT üyelerinin ailelerine başsağlığı dilediği ve ‘yoldaşları ile gurur duyduklarını’ beliterek “Çocuklarınızla gurur duyun” dedi.

Mazlum Ebdi, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “DSG Komutanlığı adına, bugün burada bulunan ve acımızı paylaşan tüm halkımızı ve yoldaşlarımızı selamlıyoruz. Şehitlerimizi buraya getirmemizde bizlere yardımcı olan birçok arkadaşımıza da yanımızda oldukları için teşekkür ederiz. Tüm şehitlerimiz gibi onlar da bize örnek ve öncü oldular, bağımızı güçlendirdiler. Bu temelde bağımızı daha da güçlendireceğiz. QSD ve tüm kurumlarımızı koruyarak asla yenilmeyecek bir düzeye getireceğiz. QSD hiçbir zaman yenilmeyecek. Şehit Şervan ve 8 yoldaşının bayrağı hiçbir zaman düşmeyecek, daima yoldaşlarının elinde olacak ve zaferi sağlayana kadar dalgalanacak.”

Kaynak: ANHA

#Mazlum #Ebdî #yoldaşımızın #bayrağı #hiçbir #zaman #düşmeyecek

‘İklim krizi saatli bomba gibi’

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin son raporunun iklim değişikliğiyle mücadelede kaybedecek çok az zaman olduğunu belirterek, “İklim krizinde saatli bomba çalışıyor” dedi

Guterres yaptığı açıklamada, “Son yüzyılın yarısındaki sıcaklık artış hızı, 2000 yılın en yüksek seviyesidir. Karbondioksit konsantrasyonları en az 2 milyon yıllık sürenin zirvesinde” diye konuştu.

Hayatta kalma rehberi

Guterres, IPCC’nin sentez raporunu “insanlık için hayatta kalma rehberi” olarak nitelendirdi. Sentez Raporu, iklim değişikliğinin mevcut durumunu ve iklim değişikliğindeki trendleri, 2030 ile 2040 arasındaki kısa vadeli yanıtları ve uzun vadeli iklim ve kalkınma etkilerini de içeriyor. Rapor, İsviçre’nin Interlaken kentinde bir hafta süren müzakerelerin ardından, önceki binlerce sayfalık değerlendirmeler üzerinden çıkarıldı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#İklim #krizi #saatli #bomba #gibi

Susuzluk önlenemez boyutta gelişiyor

Azalan su kaynakları nedeniyle büyük bir su sıkıntısı yaşanmaya başlandı. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kış kuraklığına dikkat çekti. Diğer yandan Fırat ve Dicle 2040’ta Irak ve Suriye’de akmaz olacak

Marmara Belediyeler Birliği Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Merkezi tarafından düzenlenen Dünya Su Günü nedeniyle çevrimiçi olarak “Afetler Odağında Su” webinarı düzenlendi. Panelin katılımcılarından Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Genellikle kuraklıkta kriz yönetimi olmuyor. Çünkü kriz yönetiminde artık su bitmiş oluyor. Kuraklıkta önce risk azaltmanız gerekiyor” dedi. Afet yönetimi sistemini ise şöyle sıraladı: Risk azaltma, hazırlık, tahmin ve erken uyarı. Kuraklık ve su kıtlığı ile mücadele için kentlerde yeni yaklaşımların gerekliğine dikkat çekti.

Kuraklık iklime bağlanmamalı

Türkiye tarihinin kuraklıkla dolu olduğunu ifade eden Kadıoğlu, “İklim değişti, kuraklık oldu diye bir anlayışa kapılmayın. İklim değişikliği kuraklıkta suçlanabilecek en son maddedir. Bir sürü problem varken hepsini göz ardı edip suçu iklim değişikliğine bağlarsak bu problemi çözemeyiz” dedi. Kadıoğlu konuşmasının devamında su kıtlığının nedenlerini şöyle sıraladı: “Kurak iklim, kuru dönemlerin uzunluğu, çölleşme (ormansızlaştırma ve aşırı otlatma, meraların yanlış kullanımı), şehirlerde su kaynaklarının çok üzerinde nüfus ve sanayi olması, aşırı talep ve arz dengesinin bozulması, çevre tahribatı, su havzalarının amaç dışı kullanımı, su kaynaklarının kirletilmesi ve küresel iklim değişikliği.”

Kış kuraklığına dikkat

Kuraklık nedeniyle kar yağışlarının yerini yağmurun, yağmurun yerini de buharlaşmanın alacağının beklendiğini belirten Kadıoğlu, “Yazın sıcaklaşma ve buharlaşma artıyor ve kışın da yağışlar azalacak. Özellikle kışın kar yağışının azalması tarım ve su kaynakları için büyük bir problem. Kar, kış kuraklığına dikkat etmek lazım” diye uyardı. Tarım için yağış ve buharlaşmanın farkına bakmak gerektiğini söyleyen Kadıoğlu, “Akdeniz’de şu an 240 kg yağış var. 2070 yılında 120 kg yağışa düşecek. İki ay daha sulama ihtiyacı artmış olacak” diye belirtti.

Bilimdışılığa prim verilmemeli

Prof. Dr. Kadıoğlu, afet risk yönetimiyle ilgili önerilerinde; “Yeraltı ve yerüstü su seviyeleri, toprak nemi, yağmış ve yağacak yağmur, buharlaşma miktarları, bitki örtüsünün durumu ve indekslerle su ve kuraklığı tek elden izleyebilecek belediye meteoroloji birimi kurulmalı. Kent Kuraklıkla Mücadele Planı yapılıp uygulanmalı. İçme suyu ile kullanma suyu birbirinden ayrılmalı. ‘Yağmur bombası’ gibi dünyanın hiçbir yerinde kuraklığa çare olarak kullanılmayan gerçek çözümü erteleyecek, dışa bağımlı, radikal, bilimdışı boş söylemlere prim verilmemeli” dedi.

Fırat ve Dicle kuruyabilir

Dünyanın büyük bölümünde temiz ve nitelikli suya erişim sorunu yaşanıyor. Oysa Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 2010’da su ve temizliğe erişimi bir insan hakkı olarak tanımasına karşın özellikle yoksul ülkelerde susuzluk başta çocuklar olmak üzere binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden oluyor. BM kararına göre herkesin, kişisel ve evsel kullanım için yeterli, sürekli, güvenli ve erişimi kolay suya sahip olmaya hakkı olduğu belirtilmesine karşın suyun şişelenerek ticarileştirilmesine BM destekleri neden oldu. BM’ye bağlı Dünya Su Forumlarında suyun ticari bir meta olmasının yolu açıldığından bu yana su sorunu artarken, hızla gelişen ikim değişimi de bu sorunu giderek büyütmekte.

Irak 2040’ta susuz kalacak

Yüksek su stresi kategorisinde olan Irak‘ın yüzey sularının yüzde 98’i Dicle ve Fırat nehirlerinden geliyor. 2040’a kadar Dicle ve Fırat’ın Irak’ın sınırlarında yer alan kısımlarının kuruyacağı tahmin ediliyor. Bunun başlıca nedenleri Fırat ve Dicle üzerine kurulan devasa barajlar ve bu nehirleri besleyen akarsuların üzerine kurulan yüzlerce barajın inşa edilmiş olması. Bir yandan barajlarda toplanan suyun büyük suni gölleri var ederken, bölgesel iklim değişimine yol açıp bir yandan büyük kuraklığa neden olmakta. Diğer yandan sellere neden olan, ani ve kısa süreli yoğun yağışlar ortaya çıkarken, Irak ve Suriye’deki bugün yaşanan susuzluğun temel nedeni ise Türkiye’nin suyu bir silah olarak kullanıp baskı aracına dönüştürmesi olduğu biliniyor.

2022’de Somali’de 43 bin kişi öldü

Somali hükümetinin hazırladığı bir rapor, ülkede yaşanan kuraklık nedeniyle 43 bin kişinin 2022 yılında hayatını kaybettiği, hayatını kaybedenlerin 22 bini beş yaşının altında çocuklar olduğunu ortaya koydu. The Guardian’da yer alan habere göre, Somali’de 2023 yılının ilk altı ayına dair yapılan çalışmalarda ise 34 bin kişinin daha kuraklık nedeniyle yaşamını yitirebileceği belirtildi. Somali federal sağlık bakanlığı tarafından Unicef ve Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte yayınlanan rapor, Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu ve Imperial College London’daki araştırmacılar tarafından Ocak’tan Aralık’a kadar Somali genelinde geriye dönük ölüm tahminlerine bakan araştırmacılar tarafından derlendi. Uzak bölgelere yayılmış bir nüfustan ve yerinden edilmiş yaklaşık üç milyon insandan doğru istatistikler derlemenin zor olduğu belirtilirken en yüksek ölüm oranlarının, kuraklıktan en çok etkilenen Bay, Bakool ve Banadir gibi güney-orta Somali bölgelerinde olduğu düşünülüyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Susuzluk #önlenemez #boyutta #gelişiyor