Ana Sayfa Blog Sayfa 77

Turan Eser: Eserleriyle Yaşayan Bir Alevi Değeri

Geçtiğimiz yıl hayata veda eden Turan Eser, düşünceleri ve katkılarıyla Alevi toplumu için önemli bir figür olarak anılmaya devam ediyor. Fransa’nın Hayange kentinde düzenlenecek anma programı, Moselle Alevi Kültür Merkezi tarafından organize ediliyor ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) tarafından da destekleniyor.

Anma etkinliği, 30 Kasım Pazar günü saat 13.30’da Le Palace Sinema Salonu’nda gerçekleştirilecek. Programda, Oğulcan Eser’in açılış konuşmasının ardından “Hacı Bektaş Belgeseli”, “Bağlamanın Telinden” ve “İki Kapı Belgeseli” gösterimleri yer alacak. Ayrıca, “Dostlarının Dilinden Turan Eser” başlıklı özel bir bölümde, Eser’in dostları anılarını paylaşacak.

FUAF tarafından yapılan açıklamada, “Turan Eser canımızı, düşünceleriyle, emeğiyle ve yolumuza kattığı değerlerle sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz” denildi. Tüm canlara çağrıda bulunularak, “Birlikte anmak, birlikte hatırlamak ve birlikte yaşatmak için bu anlamlı buluşmaya bekliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Turan Eser, yaşamı boyunca Alevi kurumlarının örgütlenmesine, inançsal diriliğe ve demokratik mücadeleye önemli katkılarda bulunmuş bir isimdir. Yazıları, konuşmaları ve inanç hizmetleriyle halkın vicdanında yer edinmiştir.

Anma programı, Turan Eser’in mirasını yaşatmak ve onun değerlerini paylaşmak adına önemli bir fırsat sunmaktadır. Etkinliğe katılımın yüksek olması bekleniyor.

DAD, Hakis köyünde cami inşasına karşı ziyaret gerçekleştirdi!

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyünü ziyaret ederek, burada cami inşa etme girişimlerine karşı duruş sergiledi. DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Alevi köyünde cami yapmanın kabul edilemeyeceğini belirterek, “Bu davayı sonuna kadar takip edeceğiz” dedi.

Hakis köylülerinden Mine Sarıçiçek, cami yapılmak istenen alanın geçmişte değirmen olarak kullanıldığını ve köy nüfusunun büyük çoğunluğunun Alevi olduğunu ifade etti. Sarıçiçek, “Alevi olduğumuz için bize bir dayatmada bulunuyorlar” diyerek durumu eleştirdi.

DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Dersim’de mekânsız bırakma anlayışının devam ettiğini vurguladı. Kete, “Devletin ötekileri olunca bu anlayışa devam ediliyor” şeklinde konuştu. Cami inşası yerine köylülerin su, yol ve sağlık ocağı taleplerinin olduğunu belirten köylüler, bu duruma karşı hukuki mücadele başlatmış durumda.

DAD, Hakis köyünde yaşananların, Dersim’deki kültürel ve inançsal soykırımın bir parçası olduğunu savunarak, Alevi inancının korunması için etkin mücadelesini sürdüreceğini ifade etti.

Ortak geleceğimiz için cesur adımlar atmalıyız!

DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına dikkat çekerek, cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olarak tanınması talebinin hâlâ yerine getirilmediğini vurguladı. Fırat, bu durumun yanı sıra, Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutsakların serbest bırakılması gerektiğini belirtti.

Fırat, Alevi inancına yönelik baskılara ve devletin yarattığı belirsizliklere değinerek, Alevileri ötekileştiren politikaların, toplumsal barışa zarar verdiğini ifade etti. “İnsanın değeri doğumuyla değil, yaşamla kurduğu ilişkiyle belirlenir” diyen Fırat, bireylerin eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. Alevi inancının özünün, insanlığa dair ortak vicdanı temsil ettiğini hatırlattı.

Konuşmasında, Alevi toplumunun taleplerinin bir lütuf gibi görülmemesi gerektiğini dile getiren Fırat, bu taleplerin anayasal yurttaşlık hakkı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Devletin Alevi toplumunun sorunlarını çözme iradesi göstermediğini belirten Fırat, demokratik bir müzakere ortamının oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

Fırat, “Sorunları çözmenin yolu Alevileri muhatap almak” diyerek, Alevi temsilcileri ile sürekli bir diyalog kurulması gerektiğini vurguladı. Farklı kimliklerin tanınmasının ve eşit yurttaşlık temelinde hakların teslim edilmesinin, ülkenin birliğini koruyacağını belirtti. Fırat, bu noktada cesaretle adım atılması gerektiğini ifade ederek, toplumsal barışın güçlendirilmesi için çağrıda bulundu.

Göppingen Cemevi’nde Panel: “Katliamların İzinde Tarihsel Yolculuk”

Göppingen Alevi Kültür Merkezi/Cemevi, 16 Kasım Pazar günü “Geçmişten Bugüne Katliamlar” başlıklı bir panel düzenleyecek. Etkinlik, saat 13.00’te cemevi salonunda gerçekleştirilecek.

Panelde, Araştırmacı-Yazar Erdal Yıldırım ve Aziz Tunç konuşmacı olarak yer alacak. Alevi toplumunun tarihsel belleğinde derin izler bırakan katliamlar, bu olayları mümkün kılan siyasal ve toplumsal mekanizmalarla birlikte tartışılacak.

Etkinlik, geçmişle yüzleşme, hakikat arayışı ve adalet talebini yeniden gündeme taşıyarak, Alevi toplumunun belleğini diri tutmayı amaçlıyor. Panel çağrısında, “Katliamlara ve katliamcı sisteme karşı mücadele için bir olalım, birlikte olalım” ifadeleriyle dayanışma vurgusu yapılıyor.

Zeynel Abidin Koç: PKK’nin çekilmesi barış yolunda önemli bir adım

Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, PKK’nin Türkiye’den çekilme kararını barış için atılmış önemli bir adım olarak değerlendirdi. Alevi örgütleri olarak barış sürecine destek sunacaklarını belirten Koç, Alevilerin bu süreçten dışlandığını ifade etti. Koç, PKK’nin kararının kalıcı barışın inşası için bir fırsat olabileceğini ve huzur ortamının oluşmasını sağlayacağını vurguladı.

Koç, barışın sadece silahların susmasıyla değil, eşit yurttaşlık hakkının tanınmasıyla sağlanabileceğinin altını çizerek, Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin tüm topluluklar için geçerli olduğunu belirtti. Türkiye’de demokratikleşme sürecinin önemine değinen Koç, yeni bir anayasa sürecinin gerekliliğini ve bu süreçte vatandaşlık tanımının genişletilmesinin şart olduğunu ifade etti.

Alevi kurumlarının barış sürecine katkı sağlamak için istekli olduğunu dile getiren Koç, Alevi örgütlerinin fikrinin meclisteki komisyon tarafından dinlenmediğini, ancak bu durumun barış sürecine olan katkılarını azaltmadığını söyledi. Alevilerin taleplerinin çoğunun Türkiye’nin demokratikleşmesi ile ilgili olduğunu belirten Koç, Alevi örgütlerinin süreci yakından takip ettiğini ve destek vermeye devam edeceklerini kaydetti.

Koç, toplumsal barışın sağlanabilmesi için hükümetin öncelikle fikir ve vicdan özgürlüğünü teminat altına alması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de insanların fikirleri nedeniyle tutuklanmaması gerektiğini belirten Koç, bu durumun toplumsal bir özgürlük hareketinin başlangıcını oluşturacağını ifade etti.

Zeynel Abidin Koç, Alevi örgütleri olarak Türkiye’nin her bireyinin huzurunun kendileri için önemli olduğunu ve bu nedenle tüm özgürlüklerin, ekonomik gelişmelerin Alevi mücadelesinin bir parçası olduğunu dile getirdi.

Dersim 37-38’i Unutmadık: Kefensiz Yatanlarımızı Saygıyla Anıyoruz

Dersim 1937-38 soykırımında yaşamını yitirenler, 15 Kasım 2025 Cumartesi günü Ankara’da anılacak. “Kefensiz Yatanlarımızı Anıyoruz!” başlığıyla gerçekleştirilecek etkinlik, Sümer 2 Sokak 29/3 Kızılay adresinde saat 14.00’te başlayacak.

Etkinliğin moderatörlüğünü Mustafa Karabudak yapacak. Kamil Ateşoğulları ve Çiğdem Camkıran’ın konuşmacı olarak katılacağı programda, Dersim soykırımının tarihsel boyutu, toplumsal hafızadaki yeri ve yüzleşme çağrısı ele alınacak.

Etkinlik afişinde yer alan “Dersim 37-38’i Unutma! — Xo Vira Meke! Ji Bır Meke!” çağrısı, soykırımda hayatını kaybedenlerin anısını yaşatma ve toplumsal hafızayı diri tutma vurgusunu taşıyor.

Anma programı, Ankara Dersimliler Derneği, Munzur Kültür ve Dayanışma Derneği, Varto Kültür Derneği gibi çeşitli Dersim kurumlarının ortak çağrısıyla düzenleniyor. Etkinlikte, Dersim’de katledilenlerin anısına saygı duruşu yapılacak ve “hakikatle yüzleşme” çağrısı yinelenecek.

Dersim Soykırımı’na Dikkat: Pir Seyid Rıza ve Arkadaşları Anılıyor!

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Malatya Şubesi, Dersim 1937-38 soykırımında katledilen Pir Seyid Rıza ve yol arkadaşlarını anmak amacıyla bir etkinlik düzenliyor. Anma programı, 15 Kasım Cumartesi günü saat 13.00’te, Yeşilyurt ilçesi Cemal Gürsel Mahallesi’nde bulunan DAD Malatya Şube konteynerinde gerçekleştirilecek.

Etkinlik afişinde “Pir Seyid Rıza ve Yol Arkadaşlarını Anıyoruz! Dersim Soykırımı 1937/38” ifadeleri öne çıkıyor. DAD Malatya Şubesi, bu etkinlikle birlikte Dersim halkına yönelik uygulanan imha ve sürgün politikalarına karşı tarihsel bir yüzleşme çağrısı yapıyor.

Anmada, Dersim’de yaşanan soykırımın Alevi toplumu üzerindeki derin etkileri ve toplumsal hafızadaki yeri tartışılacak. DAD Malatya Şubesi, bu anmanın halkların ortak acısına sahip çıkmak ve hakikat mücadelesini büyütmek adına önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı.

Etkinlik, geçmişle hesaplaşmanın ve adalet arayışının bir parçası olarak, Dersim soykırımı ile ilgili toplumsal hafızanın güçlendirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Tüm ilgililerin katılımına açık olan anma, tarihsel gerçeklerle yüzleşmenin önemini bir kez daha hatırlatmayı hedefliyor.

Hüseyin Mat: AİHM kararları uygulanmalı, inanç özgürlüğü sağlanmalı

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’ye yönelik kararlarının eksiksiz bir şekilde uygulanması gerektiğini vurguladı. Mat, devletin insan hakları ve hukuk standartlarına uyum sağlamasının önemine dikkat çekerek, “AİHM kararları, demokratikleşmenin ve toplumsal barışın ön koşuludur.” dedi.

Mat, AİHM’nin daha önceki kararları doğrultusunda zorunlu din derslerinin inanç özgürlüğüne aykırı olduğunu belirtti. Her bireyin kendi inancını yaşama ya da herhangi bir inanca bağlı olmama hakkının güvence altına alınması gerektiğini ifade ederek, zorunlu din derslerinin kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.

Alevi toplumunun ibadethaneleri olan cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasının eşit yurttaşlık ilkesinin bir gereği olduğunu belirten Mat, “Cemevleri, Alevi toplumunun ibadethaneleri olarak tanınmalı ve tüm inançlara eşit muamele edilmelidir.” dedi. Devletin inanç alanındaki ayrımcı politikalara son vermesi gerektiğini vurguladı.

Mat, düşüncelerinden, kimliklerinden veya siyasal görüşlerinden dolayı tutuklu bulunan kişilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu. “İfade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve toplumsal barışın tesisi yönünde somut adımlar atılmalıdır.” diyerek demokratik hukuk devletinin temel ilkelerine dönülmesi gerektiğini dile getirdi.

Alevi toplumunun eşit yurttaşlık ve adalet taleplerinin hâlâ karşılanmadığını hatırlatan Mat, “AİHM kararlarının uygulanması sadece Alevilerin değil, tüm toplumun özgürlük mücadelesinin gereğidir.” şeklinde konuşarak, bu konudaki çağrısını yineledi.

Alevi liderlerden çağrı: Demirtaş ve tüm siyasi tutuklular derhal serbest!

Alevi kurum başkanları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş hakkında verdiği hak ihlali kararını değerlendirerek, tüm siyasi tutukluların bir an önce serbest bırakılması gerektiğini vurguladı. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, iktidarın AİHM kararlarını yalnızca kendi çıkarlarına göre uyguladığını belirterek, hukukun bir an önce işlerlik kazanmasını talep etti.

Aslan, “Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların serbest bırakılması, Türkiye’de barışın sağlanması için kritik öneme sahiptir” dedi. Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise, AİHM kararlarının uygulanmasının uluslararası yükümlülüklere saygı açısından elzem olduğunu ifade etti. Koç, kişisel özgürlükler ve siyasi haklar üzerindeki ihlallerin toplumsal sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, AİHM kararlarının Türkiye’nin hukuk sistemi açısından kapsayıcı olduğunu belirtti. Kete, “Selahattin Demirtaş gibi demokratik hak talep edenlerin haksız yere cezaevinde tutulması insan hakkı ihlalidir. Bu nedenle, hukukun uygulanarak tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması gerekmektedir” dedi. Alevi kurum başkanları, adaletin sağlanması ve hak ihlallerinin son bulması için tüm ilgili taraflara sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısında bulundu.

Kurum Başkanları: Cem Vakfı’nın Yolu Devletle Bağlantılı Değil!

Alevi kurum başkanları, Cem Vakfı’nın Diyanet, MİT ve HÜDA PAR’a gönderdiği dilekçeye sert tepki gösterdi. Başkanlar, Cem Vakfı’nın Alevi hak mücadelesini engellemek için bir aparat görevi üstlendiğini belirterek, bu hamlenin barış sürecinde Alevilerin barış taraftarı olmasının önüne geçme çabası olduğunu vurguladılar.

Cem Vakfı’nın dilekçesinde, Aleviliğin Cumhurbaşkanlığı makamına bağlı bir inanç olarak tanınması talep ediliyor. Alevi dedelerinin devlet nezdinde “inanç önderi” olarak kabul edilmesi, cemevlerinde görev yapanların kamu görevlisi statüsüne geçirilmesi gibi taleplerin yer aldığı bu mektup, Alevi toplumu tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı.

Alevi bireyler, Aleviliğin, devletten “izin” değil, insandan “rızalık” isteyen bir inanç olduğunu ifade ederek, Diyanet ve diğer kurumlarla yapılacak tanıma taleplerinin Aleviliği daraltacağını belirttiler. Alevi kurum temsilcileri, Cem Vakfı’nın bu girişiminin, Alevilik üzerinde bir baskı oluşturma girişimi olduğunu vurguladı.

Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Aleviliğin bir din değil, bir Yol olduğunu ifade ederek, bu tür adımların devletin Aleviliği İslam inancı içine eritme çabalarının bir parçası olduğunu dile getirdi. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan da Cem Vakfı’nın, Alevi taleplerini sulandırmaya çalıştığını aktardı.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Cem Vakfı’nın devletin kendisine yüklediği misyonu yerine getirdiğini belirterek, bu tür yazışmaların Alevi mücadelesini bölmeye yönelik olduğunu ifade etti. Alevi kurum başkanları, Cem Vakfı’nın bu tutumunun Alevi toplumunu temsil etmediğini ve mektubun Alevilik adına bir geçerliliği olmadığını vurguladılar.