Ana Sayfa Blog Sayfa 772

Şenyaşar ailesi: Cumhurbaşkanı vekili koruyor

Adalet Nöbeti 725’inci günde sürerken, nöbet eyleminde konuşan Ferit Şenyaşar, ‘Cumhurbaşkanı hala bu vekili koruyor ve vekile de cumhurbaşkanını arkasına saklandığı için yargı işlemiyor’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 725’inci günde.

‘Haklı olduğumuzu kabul ettirdik’

Bugün ki nöbetlerinde konuşan Ferit Şenyaşar, “Davamızda haklı olduğumuzu herkese kabul ettirdik. Devletin savcısı da valisi de haklı olduğumuzu biliyor. Katliamı yapan iktidar partisinin içinde bulunan milletvekili olmasına rağmen iktidar partisinin milletvekilleri de bu katliamı, zulmü hukuksuzluğu kabul etmiyor. Ama cumhurbaşkanı hala bu vekili koruyor ve vekile de cumhurbaşkanını arkasına saklandığı için yargı işlemiyor” dedi.

Adalet gelene kadar buradayız

Kardeşinin 5 yıldır tutuklu olduğunu hatırlatan Şenyaşar, “Hastane katliam davası dört yıl sonra açıldı. Ama kardeşimiz hala tutuklu bulunuyor. Bundan dolayı Adalet Nöbetimiz devam ediyor. Davamız adalet olduğu için bütün siyasi parti tüzüklerinde yer alıyor. Talebimiz adalettir, adalet gelene kadar adliye önünden ayrılmayacağız” şeklinde konuştu.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Cumhurbaşkanı #vekili #koruyor

Gazeteci Bayram Ankara’ya götürülecek

Mersin’de gözaltına alınan gazetemiz çalışanı Hamdullah Bayram, Ankara’ya götürülecek

Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS muhabiri 11 kişiyle birlikte hakkında soruşturma başlatılan Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Hamdullah Bayram, dün akşam saatlerinde Mersin merkezde gözaltına alındı.

Mersin İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan Bayram, gün içerisinde soruşturmanın yürütüldüğü Ankara’ya götürülecek.

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Bayram #Ankaraya #götürülecek

HDK Tekirdağ dosyasında 38 kişiye açılan davada iddianame hazırlandı

HDK Tekirdağ soruşturmasında 38 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, derneklerle ilişki, Kürtçe dil öğrenme, sosyal medya üzerinden HDK faaliyetlerini takibin yanı sıra delege çalışmaları ve eşbaşkanlık da suç sayıldı

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik açılan davada 38 kişi hakkında iddianame hazırlandı. 18 Ocak’ta hazırlanan 769 sayfalık iddianame, Tekirdağ 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 20 Haziran’da görülecek.

Hazırlanan iddianamede 15 Ekim 2011 yılında kurulan HDK’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “talimatı” ile kurulduğu ve hedefinin ise sol ve sosyalist partilerin yanı sıra dernek ve oluşumların tek çatı altında toplamayı amaçladığı kaydedildi.

HDK bünyesinde bulunan çok sayıdaki siyasi parti ve sivil toplum örgütünün “marjinal” olarak tanımlandığı iddianamede, HDK’nin Abdullah Öcalan’ın “Kadın Özgürlükçü Demokratik Ekolojik Paradigma”sını esas aldığı ifade edildi. HDK’nin Abdullah Öcalan’a yönelik tecride tepki göstermesinin suç sayıldığı iddianamede, kurulduğu günden bu yana yaptığı basın açıklamaları, toplantılar ve pek çok etkinlik sonrasında yayınladığı sonuç bildirgelerindeki tespit ve ifadelere yer verilerek, suçlama konusu yapıldı.

HDK’nin dernek olmaması suç sayıldı

İddianamede, HDK’nin dernek olup olmadığı yönünde İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’na yazı yazıldığı ve gelen yazıda HDK’nin dernek olmadığı yönünde bilgi verildiğini belirtilerek, bunun bilinçli olarak tercih edildiği kaydedildi. İddianamede, yasada “açık” bulunduğu ve HDK’nin de bu açıktan yararlanarak, dernek veya vakıf şekilde bir kuruluşa gitmediği ileri sürüldü.

 Meclisi örgütlenmesi kriminalize edildi

İddianamede, PKK’ye katılıp daha sonra ayrıldığı ileri sürülen Hakan İlhan, Evin Filiz ile  “S15D28” ve “AB14H1”isimli gizli tanık ifadelerine de yer verildi. Söz konusu tanıklar, HDK bünyesinde yer alan ve yasal olan meclis şeklindeki örgütlenme tarzını kiriminalize ettiği görüldü.

Eşbaşkanlık suç sayıldı

Gizli tanığın beyanlarına dayandırılarak, HDK’nin kadınlara yönelik saldırılara dair tepkilerinin de suçlama konusu yapıldığı iddianamede, yine gizli tanık beyanına dayandırılarak eşbaşkanlık ile yönetilen tüm kurumların PKK ile ilişkisi olduğu ileri sürüldü. HDK’nin ekolojik, kadın, nehir kirliliği gibi konularda yaptığı toplantılar da suçlama konusu yapıldı.

HDK için silahlı örgüt denildi

HDK’nin 3’üncü Genel Kurulu’nda gösterilen sinevizyonda yer alan çözüm süreci dönemindeki Amed Newroz’u görüntülerinin de suçlama konusu yapıldığı iddianamede, HDK’ye yapılan polis baskınında el konulan fotoğraf ve dijital materyallere de yer verildi. Materyallerden söz edilen iddianamenin bu bölümde HDK, “silahlı terör örgütü” olarak lanse edildi.

Delege faaliyetleri suç sayıldı

HDK Tekirdağ Meclisi üyeleri ile delege belirlemeye dair telefon görüşmeleri suçlama konusu yapıldı. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) iddianamede, “oluşum” olarak lanse edildi. Hakkında iddianame hazırlanan isimlerden M. Mutlu’nun da Tekirdağ’da HDK’ye delege çalışmasına dair yaptığı faaliyetler suç olarak gösterildi. Mutlu’nun Munzur Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği ile Yeşil Sol Parti üyesi olması suçlamalar arasında yer aldı. Evrensel Gazetesi’nin “örgüt güdümünde yayın yapan gazete” olarak lanse edildi. Delege çalışmaları ise “eleman kazandırma” olarak lanse edildi

 KCK talimatlı Çingene belgeseli

Dosyada suçlananları arasında bulunan S. Soydan da özellikle Kobanê’ye yönelik DAİŞ saldırısına tepki olarak 2014’te yaşanan eylemler ardından yaptığı basın açıklamaları suçlama konusu yapıldı. Soydan’ın Gezi direnişi için sosyal medyada yaptığı destek açıklamaları suç sayıldı. Soydan’ın ekoloji dernekler üyeleriyle ile ilişkili olması  derneğin Facebook hesabında ekli olması da suçlamalar arasında yer aldı. İddianamede, Soydan’ın Tekirdağ’da bulunan Romanlara dair “Çingene” adında bir belgesel hazırlamasının KCK talimatı ile çekildiği ileri sürüldü.

‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı suç olarak gösterildi

İddianame kapsamında suçlanan A. Ateş, Tekirdağ Meclisi Sözcülüğünü yapmakla suçlandı. Ateş’in bir eylemde attığı “Jin jiyan azadî”, “kadın cinayetleri politiktir” sloganları da suç olarak gösterildi.

Santranç derneğine üye olması KCK’ye bağlandı

A.İ Yılmaz’ın HDK delegesi olması nedeniyle Newroz’da yaptığı konuşma ve HDP’ye destek veren mimar, mühendis ve öğretmenlerin de içinde yer aldığı listede isminin yer alması ve bu listedekilerin paylaştığı mesajın Mezopotamya Ajansı’nda (MA) yayınlanması da suçlama konusu yapıldı. Suçlanan H. C. Bakır’ın Keşan Satranç Eğitim Merkezi Derneği’ne üye olması da KCK’ye bağlandı. Bakr’ın Hacı Lokman Birlik’in cenazesini sokaklarda sürükleyen TEM Şube Müdürü, AKP’den aday olmak  için görevinden istifa etti” başlıklı haberi sanal medyada paylaşıp, tepki göstermesi de suçlama konusu yapıldı.

Derneklerle ilişki illegalize edildi

Suçlananlar arasında bulunan H. Ergül’ün HDK ile ilişkisi illegalize edilirken, Ergül’ün ekoloji, spor  ve dayanışma dernekleriyle ilişkili olması da suçlamalara konu yapıldı. İddianamede, bu oluşumların HDK bünyesinde yer aldığı iddia edildi ancak söz konusu bu oluşumların HDK bünyesinde yer almadığı görüldü.

HDK’nin  paylaşımlarını takip etmek suç

İddianamede ismi yer alan A. Çavaş’ın HDK’nin sanal medya hesabında yaptığı paylaşımları Retweet yapması, HDK‘nin çalışmalarını takip etmesi suç sayıldı. Suçlanan B. Tuncel’e yönelik dikkat çeken hususlar arasında sanal medya paylaşımları yer aldı. Öyle ki iddianamede Tuncel’in twitter’da hesabı olduğu ancak hesap isminin belirtilmemesi dikkat çekti. Tuncel’in İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Kadınlar Elele Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne üye olması da suçlama olarak yer aldı.

Duvar saatinden örgüt üyeliği

E.Ülgen’in ise gözaltında alındığı sırada evinde üzerinde HDP yazılı duvar saati ve katıldığı eylem ve etkinlikler delil olarak gösterilerek “PKK’ye üye” olduğu ileri sürüldü. M.A. Köseoğlu ise Romanlarla ilişki kurması suçlama konusu yapıldı. İddianamede, Köseoğlu’nun Romanları HDK’ye bünyesine katmaya çalıştığı ve bunun suç olduğu ifade edildi. İddianamede, Y. Aslan hakkında çıkan haberlere yer verilerek, haberlerde Aslan’ın HDP’den Kırklareli milletvekili adayı olduğu belirtilerek, suç olarak lanse edildi.

Apê Musa ‘örgüt mensubu’ sayıldı

T.Rençber ise HDP Tekirdağ İl Örgütü’nün Tahir Elçi’nin öldürülmesine dair yaptığı protestoya katılmakla suçlandı. Rençber, MA ve “sol orjinli terör örgütleri güdümünde” olarak lanse edilen Evrensel Gazetesi’nde, “Savcı Musa Anter’i ‘örgüt mensubu’ saydı, yetinmedi bir de kod isim buldu: Apê” başlıkla haberde isminin geçmesi de suçlama konusu yapıldı.

Kürtçe dil atölyesine katıldığı suçlaması

A.Öztürk ise KCK davalarında savunmaların Kürtçe yapıldığına dair haberlerde isminin geçmesi ile suçlandı. Öztürk’ün avukat olmasına rağmen evinde bulunan vekaletnameler de suçlama konusu haline getirilmeye çalışıldı. Bunun yanı sıra Öztürk’ün KURDİ-DER’de Kürtçe dili atölyesine katılması ve bu bağlamda sertifika alması da suçlamalar arasında yer aldı. İddianamede M. Çelik’in evine yapılan baskın sırasında dijital materyaller içinde Yeni Yaşam Gazetesi’nin fotoğrafının bulunması da suçlamalar arasında yer aldı.

 Ne olmuştu?

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından HDK’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 3 Haziran 2022’de gerçekleştirilen ev baskınlarında aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticilerinin de bulunduğu 37 kişi gözaltına alındı. Dosyaya gizlilik kararı getirilirken, gözaltı süresi iki kez uzatıldı. Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 37 kişi, 8 günlük gözaltının ardından savcılığa sevk edildi. İfadelerinin ardından mahkemeye çıkarılan 37 kişiden 29’u tutuklandı.

Tutuklu kimse kalmadı

Aylık tutukluluk incelemesi yapan Tekirdağ Sulh Ceza Hakimliği, 19 Aralık 2022’de 11, 19 Ocak 2023’te ise 7 kişi hakkında tahliye kararı verdi. İddianamenin Tekirdağ 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesiyle 13 Mart’ta 11 kişi daha tahliye edildi. Dosyada tutuklu kimse kalmadı.

Haber: Mehmet Aslan /MA

#HDK #Tekirdağ #dosyasında #kişiye #açılan #davada #iddianame #hazırlandı

Zor zamanların devrimcisi: Bazarcixlı Besê Anuş

Bazarcix ilçesinde Besê Anuş’u tanıyanlar, aradan geçen 42 yıla rağmen hâlâ onun cesaretinden söz ediyor. Anuş’un toplumsallaşan mücadelesinden ilham alan kadınlar, onun ayak izlerinden yürüyor…

Siyah saçları, elinde silahı ve keskin bakışlarıyla hafızalara kazınan bir fotoğrafla tanındı Besê Anuş. Kürt özgürlük mücadelesi içinde önemli bir yere sahip olan Besê Anuş’un cesareti, Kürt ve Alevi kadınlar için ilham kaynağı oldu. “Eğer şehit düşersem, inanıyorum ki silahımı kaldıracak yüzlerce kadın olacak” sözleriyle bir ateş başında arkadaşlarına, halkına vasiyetini ileten Besê’nin işkence seanslarında gösterdiği cesareti, hala başta doğduğu Bazarcixli kadınlar olmak üzere, tüm kadınlara cesaret vermeye devam ediyor. Besê, Mereş’in Bazarcix ilçesine bağlı Esmapur (Karaağaç) Mahallesi, Mıstoli Mezrası’nda 1960 yılında dünyaya geldi. Daha sonra ailesiyle birlikte Bazarcix’a yerleşti ve ortaokulu burada okudu. 1977 yılına gelindiğinde Mehmet Gencer ile evlendi. Klasik bir evliliğin dışında bir yaşam süren Besê’yi adının anlamı gibi bir isyana götüren hikayesi de bu yıllarda başladı.

Adının anlamıyla büyüdü

Besê, yani “yeter…”, adının anlamı gibi kısacık yaşamına büyük isyanlar sığdırdı. Kandil Dağı’nın eteklerinde sarp bir tepede kurulan Mıstoli Mezrası’ndan olan Besê’nin annesi Sultan’ın ilk evliliğinden 1 erkek çocuğu vardı. Sultan ikinci evliliğini Besê’nin babası Hasan ile “ikinci eş” olarak yaptı. Hasan’ın ise ilk evliliğinden 4 erkek çocuğu vardı. Besê, ailenin tek kız çocuğu olurken, kavganın eksik olmadığı bu ailede en çok sayılıp sevilen çocuk oldu. Tarım ile uğraşılan bu mezrada Besê, babasının toprak sahibi olması nedeniyle, köydeki diğer ailelere göre ekonomik durumu iyi bir ailede büyüdü. Çocuk yaşına rağmen babasının tarlasında çapa tuttu, bağ bozumunda üzüm topladı.

‘Aramıza girme’

Bir süre sonra mezradan Bazarcix ilçe merkezine yerleştiler. Besê burada ilkokulu okudu. Okulun ilk günlerinde öğretmeni, kız arkadaşı ile arasına oturacak yer bulamadığı için bir erkek öğrenciyi oturtmak istedi. Besê, erkek öğrencinin kız arkadaşıyla aralarına oturmasına, “Kız arkadaşımla aramıza girme, sen kenarda otur, kenarda otur” sözleriyle tepki gösterdi. Bu tepkisi öğretmeni dahil, tüm sınıfın dikkatini çekmişti. Bu çıkış bir cins örgütlenmesinin ilk adımları mıydı bilinmez, ancak Besê’nin ileride kadın kimliğine yüklediği anlam, ilkokul sıralarında gösterdiği bu çıkışı daha anlaşılır kılıyor.

Parayı arkadaşlarına verirdi

Ortaklaşan, paylaşan ve komün yaşamın temelleri de bu yıllarda oluşmaya başladı. Öyle ki evin tek kız çocuğu olan Besê, son süreçte babasından fazla harçlık istemeye başlamış, bu durum babasını da endişelendirmişti. Babasından aldığı parayı arkadaşlarıyla paylaşan Besê’nin paylaşımcı özelliği artık herkes tarafından biliniyordu. Besê, sınıf arkadaşı Mehmet ile benzer özellikler taşıyordu. Mehmet ve Besê aynı köydendi. Cesur ve adaletli olmak gibi ortak özellikleri bir süre sonra iyi anlaşmalarını sağladı.

Kavgaya koşar adım

1977 yılında Mehmet Gencer ile evlenen Besê, ortaokul son sınıfta okulu bırakma kararı aldı. Klasik bir evliliği reddeden, iki yoldaş olarak yaşayan Besê ve Mehmet devrimci faaliyetlerden geri durmadı. Kürt ve Alevi kimliğini yok sayanların üzerine cesaretiyle yürüdü. Bu sıralar lise eğitimine devam eden Mehmet, her gün okulda ülkücülerle kavga ediyor, kavganın duyulmasıyla Besê de soluğu okulda alıyor ve kendini kavganın içinde buluyordu. Her saldırıda evinden okula kadar koşarak giden Besê’nin “evli” bir kadın olması nedeniyle bu halleri artık komşuları tarafından ayıpsanıyor ve bir “kadının nasıl olması” gerektiği O’na hatırlatılıyordu. Bu söylentilere aldırış etmeyen Besê, kavganın içine dalmaya devam ediyordu. 27 Kasım 1978 PKK adı ilk kullanılmaya başladığında, PKK’yi tanıyan ilk kadınlardan biri de Besê’ydi. O’nu bu isyana götüren gelişmelerin temelleri ise 12 Eylül darbesine giden sürecin başlangıcı olarak kabul edilen Mereş Katliamı’nda atıldı.

Mereş Katliamı

19 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’nda Sovyetler Birliği’ni konu alan Mehmet Kılıç’ın yönettiği “Güneş Ne Zaman Doğacak?” isimli filmi esnasında bir ses bombası patladı. Milliyetçiliği körükleyen bu filmi izlemek için salonda toplanan ülkücüler, sokağa döküldü. “Kanımız aksa da zafer İslam’ın!” sloganları atan bu kişiler, CHP Maraş İl Başkanlığı’na saldırdı.

Mereş’in her köşesinden “Komünistler, Allah’sız Aleviler, şehir suyuna zehir kattılar”, “Sinemayı komünistler bombaladı” sesleri yükseliyordu. Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kahvehane bombalandı. 21 Aralık’ta ise iki öğretmen öldürüldü. Bu kez iki öğretmenin cenaze törenine saldırı oldu. Başta Yörükselim olmak üzere Alevilerin yaşadığı Serintepe, Mağarah ve Yenimahalle semtlerinde evlere saldırıldı. Uzun menzilli silahlarla taranan evler, bombalandı ve yakıldı. Çocuk, bebek, kadın, erkek demeden Aleviler katledildi. Elbistan ve Bazarcix’ta Kürt Alevilerin örgütlü olması nedeniyle, saldırılar bu ilçelere katliam boyutunda yansımadı. 19 Aralık’ta başlayan katliamda resmi rakamlara göre 120 kişi yaşamını yitirdi, binin üzerinde insan yaralandı, 552 ev ve 289 işyeri yakıldı.

İşkence seansları

Katliamın ardından devrimci faaliyetlerin içinde daha fazla yer almaya başlayan Besê, PKK’nin kuruluşunun ilan edilmesinin ardından Bazarcix’ta başlayan operasyonda gözaltına alındı. Onlarca kadının tutulduğu bir yere kapatıldıklarında bile kadınların yarasını sarmaya çalışıyordu. İşkence seanslarının ardından iki işkencecinin kolları arasında yeniden odaya atıldığında bile, başına üşüşen kadınların yüzüne bakıp, gülümsüyordu.

Kadınlara eğitim

Öyle ki Pazarcık Komanda Taburu’nda görevli bir komutan işkencede bir türlü bağırtamadıkları Besê’ye artık “Keçi gibi inatçı” diye hitap etmeye başlamıştı. Serbest bırakılan Besê, devrimci çalışmalarına daha fazla yoğunlaşmıştı. Köy köy dolaşarak, özelde kadınlara kendilerini nasıl koruyacakları üzerine eğitimler verdi. Bununla birlikte kadınlara silah eğitimi de veren Besê, özsavunmanın gerekliliğini anlattı. Biat etmeyen duruşuyla bilinen Besê, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde gözaltına alındıktan sonra tüm vücudu morarana dek işkence gördü. Gözaltında gördüğü işkencelere rağmen konuşmadı.

İşkencecinin itirafı

Öyle ki, bir işkenceci Besê için, “Ona işkenceyi kendi ellerimle yapmıştım. Ağzından bir kelime bilgi alamadık. Hiç olmazsa bağırtmak istedik ama ne yaptıysak bağırtamadık…” sözleriyle onun direnişini anlatmıştı.

Artık mücadelesini kırsal alanda sürdürmek isteyen Besê, Mehmet’in ona “Operasyonlar var kırsalda, zorlanıyoruz, böyle bir süreçte neden bu kararı aldın?” diye sormasının ardından Besê, “Çok rahat koşullarda herkes devrimcilik yapar, önemli olan zor koşullarda devrimcilik yapmaktır” dedi. Ancak bu isteğini kısa bir süre ertelemek zorunda kaldı. Yeni bir gözaltı furyasında Besê, yine gözaltına alındı. Aynı işkence seanslarından geçirildi. Konuşmayınca yine serbest bırakıldı, ancak bu kez o çok istediği kırsala giderek PKK’ye katıldı.

‘Halkımızın özgürlüğü için…’

Besê, Mart 1981’de Bazarcix’a bağlı Musolar (Payamlıbağ) ve Şoiyon (Şallıuşağı) mahalleleri arasından geçen Aksu Çayı’nda “Küçük Kale” olarak bilinen bölgede girdiği bir çatışmada yaşamını yitirdi. Besê’nin cenaze törenine yaklaşık 3 bin kişi katıldı.

Bazarcix’ta defnedilen Besê’nin mezarında ise onun kısa ama onurlu bir yaşamın anlamını taşıyan şu sözler yazıldı:

“Sarp kayalarda ceylan,
Gül dalında yufka yürekli bir güvercin idim,
Dost sohbetlerinde can idim,
Büyük davanın yolunda yoldaş,
Halkımızın özgürlüğü için toprak anaya arkadaş oldum.”

Mücadelesi sürüyor

Besê’nin ardından toplumsallaşan mücadelesi demokratik ulusun inşası için sürerken, Kürt ve Alevi Besê’nin cesareti dilden dile anlatılmaya devam ediyor. Yaşamını yitirdiği güne kadar özgürlük mücadelesi veren Besê Anuş’u tanıyanlar, O’nun mücadelesini, yoldaşlarına, halkına olan bağlılığını ve cesaretini anlattı.

Bazarcix ilçesinde Besê’nin çocukluğunu dinlemek için birkaç yakınının kapısını çaldık. 6 Şubat’ta Mereş merkezli depremde yerle bir olan ilçede, kadınların dilinden umut dolu sözler dökülüyor.

Besê’nin ardından Bazarcix

Besê Anuş’un ölümünün 42’nci yılında onu tanıyanlar tarafından cesur, yetenekli, kararlı bir kadın olarak anılıyor. Kimi zaman terzi, kimi zaman elektrikçi, kimi zaman Mehmet’in kardeşlerinin “en iyi ablası, arkadaşı.” Akrabalarının kurtarıcısı, “Besê olsun bize yeter” diyen yakınlarının güven kaynağı…

Anuş’un savaşta yaşamını yitiren ilk kadın olması Bazarcix’ta başta kadınlar olmak üzere halk tarafından onurla karşılanıyor. O’nu tanımış olmak bir yana, aynı ilçeden olmak bile bir gurur kaynağı. Anuş’un bir sisteme başkaldırdığını söyleyen kadınlar, “Keşke biraz daha yaşasaydı, biraz daha çalışma yürütebilseydi. O zaman her şey buralarda kısa sürede farklı olabilirdi. Çok gençti, genç yaşına büyük direniş sığdırdı” diyor.

Kavgacı yanı

Besê’nin yaşamını yitirmesinin ardından gözaltına alınan ve 20 yıl tutuklu kalan yoldaşı Mehmet Gencer de, Anuş’un kavgacı yönünü anlattı. Anuş’un Kürt özgürlük mücadelesinden asıl etkilenişinin Ali Haydar Kaytan’ın evlerine gelmesinden sonra başladığını belirten Gencer, “Besê’nin doğal bir yapısı vardı. İnsanları çabuk etkiler, insanlarla çabuk kaynaşırdı. Karşısındakini etkileme, örgütleme noktasında çok yetenekliydi. Müthiş kavrayıcı bir yönü vardı. Pazarcık’ta örgütleme çalışmaları yürütüyordu. Hatta bir ara gittiğimde 2 sandık elbise vardı. ‘Bu nedir?’ diye sorduğumda, ‘Para almıyorum. Gelenle konuşup hareketi anlatıyorum’ dedi” diye konuştu.

Yoldaşa bağlılık

Gencer, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “80’nin sonlarına doğru Pazarcık’ta tüm ailemi gözaltına aldılar. O zaman devlet bizim evli olduğumuzu bilmiyordu. Bir kişi evli olduğumuzu polise ihbar etmişti. Besê’yi de gözaltında aldılar. Gözaltında çok işkence görmüştü. Besê, Battal ve diğer arkadaşlar şehit olduktan sonra katılım yaptı. Yoldaşlarına bağlılığı en üst seviyedeydi.”

Gencer, Anuş’un mücadelede yaşamını yitiren ilk kadın olmasının insanları derinden etkilediğini ifade ederek, Anuş’un mücadelesinin hala sürdüğünü belirtti.

Haber: Rukiye Adıgüzel-MEREŞ/MA

#Zor #zamanların #devrimcisi #Bazarcixlı #Besê #Anuş

Mehsert’te genç bir kadının intihar ettiği iddia edildi

Akrabalarına ziyarete giden 17 yaşındaki genç kadının intihar ettiği iddia edildi

Mêrdîn’in Mehsert (Ömerli) ilçesine bağlı Xirbê Mamitê kırsal mahallesinde 17 yaşındaki N.A.’nın intihar ettiği iddia edildi. Sabah saatlerinde evde kimsenin bulunmadığı sırada yaşandığı iddia edilen olayın genç kadının yakınlarının eve gitmesiyle ortaya çıktığı belirtildi. Yakınlarının haber vermesi üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edilirken, genç kadının hayatını kaybettiği belirlendi.

Akrabalarına gittiler

Cenaze otopsi için Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, genç kadının ailesiyle Qoser (Kızıltepe) ilçesinde yaşadığı, dün akrabalarının yaşadığı Mehsert ilçesindeki köy evine gittiği öğrenildi.

MÊRDÎN

 

#Mehsertte #genç #bir #kadının #intihar #ettiği #iddia #edildi

Gündoğdu Meydanı’na çağrı: Hesap sormak için Newroz’a

Depremde hayatını kaybedenlere adanan ve İzmir’de 19 Mart’ta Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak Newroz için çağrı yapan siyasetçiler, halkı ölüme, yoksulluğa terk eden düzenden hesap sormak için alanda olacaklarını ifade etti

2023 yılı Newroz’u için hazırlıklar devam ediyor. 15 Mart’ta direniş kentlerinden olan Colemêrg’in (Hakkari) Şemzinan ilçesinde verilen Newroz İzmir’de de Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri öncülüğünde 19 Mart’ta saat 13:00’de Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak.

JINNEWS’ten Melike Aydın‘a konuşan Emek Partisi’nden Emine Uyar, Demirci Kawa efsanesinde olduğu gibi Newroz’un doğanın ve halkların uyanışını karşıladığı bir bayram olduğunu dile getirerek, tüm yok sayma ve baskı politikalarına karşı halkların alanlarda taleplerini dile getireceğini belirtti.

Öfkemizi yansıtacağız

Yaşanan depremin felakete dönüştüğünü ve pek çok yurttaşın hayatını kaybettiğini dile getiren Uyar, “Newroz’u buruk karşılıyoruz ama alana alınmayan önlemler, zamanında ulaşmayan arama kurtarma çalışmaları, karşılanmayan ihtiyaçlar nedeniyle öfkemizi de yansıtacağımız Newroz olacak. Bugüne kadar halkın ördüğü dayanışma ağlarının daha güçlenmesine vesile olacak Newroz” şeklinde ifade etti.

Sloganlarımızla orda olacağız

Yaklaşan seçimler nedeniyle Newroz’u bu yıl daha coşkulu şekilde kutlamayı planlarken depremin yaşandığını ve hala yıkımın devam ettiğini ifade eden Emekçi Hareket Partisi İzmir İl yönetiminden Mizgin Sümbül de, “Halkların eşitliği ve kardeşliği için her yıl olduğu gibi herkesin eşit kardeşçe yaşayabileceği bir dünyayı var edebileceğimizi düşünüyoruz. Tek adam iktidarını göndermek üzere sloganlarımızla meydanlarda olacağız” dedi.

AKP-MHP’yi alanlarda teşhir edeceğiz

“Her der Newroz her dem azadi” şiarıyla alanlara ineceklerini ifade eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl yönetiminden Neriman Birlikler ise, alana kadınların öfkeleri ve 8 Mart coşkusunu taşıyacaklarını dile getirdi. Birlikler, “AKP-MHP bloğunun halkımıza dayattığı bu yoksulluğu sahiplenmeyişini alanlarda teşhir edeceğiz” diyerek katılım çağrısı yaptı.

Kadınlar 8 Mart’ı Newroz’a taşıyacak

Yeni Demokrat Kadından Zilan Tayboğa da, kadınların mücadelesini ve 8 Mart’taki isyanını alanlara taşıyacaklarını belirterek “Çürük yapılar üzerine inşa edilmiş bu düzenden hesap sormak için Gündoğdu Meydanı’nda olacağız. Yeni dünyayı biz kadınlar inşa edeceğiz” dedi.

İZMİR

#Gündoğdu #Meydanına #çağrı #Hesap #sormak #için #Newroza

Gözaltına alınan bianet Kurdî editörü Yıldırım serbest bırakıldı

Gözaltına alınan gazeteci Aren Yıldırım, serbest bırakıldı

bianet Kurdî editörü Aren Yıldırım, 15 Mart sabahı İstanbul Üsküdar’daki evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınmıştı.

Fatih’teki Vatan Emniyet Müdürlüğünde tutulan Yıldırım, bugün ifadersi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

İSTANBUL

#Gözaltına #alınan #bianet #Kurdî #editörü #Yıldırım #serbest #bırakıldı

HDP’den 40’ıncı gün videosu: Hesap vereceksiniz

HDP depremin 40’ıncı günü için ‘Yasımızı tutamadık. Hesap vereceksiniz’ video paylaştı

Mereş (Maraş) merkezli yaşanan depremlerde hayatını kaybedenler için birçok kentte 40’ıncı gün anmaları yapılırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) de sanal medya hesabından “40 gün oldu. Yasımızı tutamadık. Hesap vereceksiniz” başlıklı bir video paylaştı.

Depremin 40’ıncı gününe dair paylaşılan videoda, depremzedelerin “devlet nerede” çığlığına vurgu yapılırken, deprem sonrası açığa çıkan fotoğraf kareleri paylaşıldı.

ANKARA

#HDPden #40ıncı #gün #videosu #Hesap #vereceksiniz

İran’da 7 kişi idam edildi

İran’da biri siyasi 7 tutuklu sabah saatlerinde idam edildi

İran’da rejimin tüm saldırılarına rağmen Eylül ayında başlayan Jîna Emînî eylemleri 7’inci ayına girerken, idamlar da devam ediyor. İran rejiminin, Urmiye Merkez Hapishanesi’nde bulunan siyasi tutuklu Mohiuddin Ebrahimi’ni sabah saatlerinde idam ettiği öğrenildi.

Ailesi ile son kez görüştü

İki gün önce ailesiyle son kez görüşen Kürt siyasi tutuklu Ebrahimi idam edilmek için tekli hücre alındığını söylemişti. Ebrahimi’nin bu sabah idam edildiği ailesine iletildi.

6 kişi daha idam edildi

Öte yandan Urmiye Merkez Hapishanesi’nde kaçakçılık suçundan tutuklu oldukları belirtilen Ferweher Abbasnejad, Mohammad Ayyubiyan, Cahanbaxş Radluyi, Yasin Raşidi ve Hasam Omri ile hangi suçtan tutuklu olduğu belirtilmeyen Nasrin Niyazi’nin de sabaha karşı idam ettiği duyuruldu.

Üç ayda en az 145 idam

İran’da bu yılın başından bu yana en az 145 kişi idam edilirken, yönetimin idamlara ilişkin bilgileri geç açıklamasından dolayı sayının daha fazla olabileceği tahmin ediliyor.

HABER MERKEZİ

#İranda #kişi #idam #edildi

Yunanistan’da tren kazasından sonra protestolar artarak sürüyor

Yunanistan’daki tren kazasının ardından binlerce gösterici hükümeti suçlamaya devam ediyor ve halkın öfkesi sokaklarda her geçen gün büyüyor

Yunanistan’da meydana gelen tren kazasının ardından Ulaştırma Bakanı’nın istifası ile dinmesi beklenen halk öfkesi artarak devam ediyor. Geçtiğimiz çarşamba günü Tempi’deki kazanın ardından başlatılan genel grev Yunanistan’da kamusal hayatı tam anlamıyla felç etti.

Polise göre Atina, Selanik, Larissa, Patras ve diğer yerlerde yaklaşık 65.000 kişi kitlesel mitingler için bir araya geldi. Bu protestolar Yunanistan’da son yılların en büyük protestoları olarak görülüyor. Protestolarda halk ile polis arasında sık sık çatışma çıktı.

Cuma akşamı Yunan Treni gişeleri göstericiler tarafından taşa tutuldu. Şiddetli protestoların Akropolis’in eteğinde gerçek bir ayaklanmaya dönüşüp dönüşmeyeceği şu anda belirsiz.

Pazar günü Atina, Selanik, Larissa ve Patras’ta yeniden kitlesel protestolar düzenlendi. 24 saatlik başka bir genel grevin yapılması da planlanıyor. Kesin olan bir şey var; Miçotakis hükümetinden duyulan hoşnutsuzluk ve hoşnutsuzluğun her geçen gün büyümesi.

Yunanistan’da Şubat sonunda meydana gelen tren kazasında 57 kişi hayatını kaybetmiş, Miçotakis hükümeti tren kazasında kendisine düşen sorumluluğu kabul ederken; Ulaştırma Bakanı Kostas Karamanlis kaza günü istifa etmişti.

DIŞ HABERLER

#Yunanistanda #tren #kazasından #sonra #protestolar #artarak #sürüyor