Ana Sayfa Blog Sayfa 777

Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan toplantı sonrası açıklama

HDP ile TİP ve EMEP arasında yürütülen müzakere sonucunda uzlaşma sağlandı. Toplantı sonrasında sonuç bildirgesi yayınlandı

Toplantı sonrası yayınlanan sonuç bildirgesi şöyle:

“Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşenleri Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) Eş Başkanları, Başkanları ve Sözcüleri olarak bugün, 16 Mart 2023’te deprem ve sel felaketleri, derinleşen krizler, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerindeki tutumumuzdan oluşan gündem başlıklarını görüşmek üzere Ankara’da toplandık.

16 Mart Halepçe ve Beyazıt Katliamlarının yıldönümüdür. Böylesi katliamların bir daha yaşanmayacağı, yüzleşme kültürünün yerleşik hale geldiği ve her alanda gerçek adaletin tesis edileceği bir düzeni inşa etmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

İktidarın halk düşmanı, ranta ve talana dayalı politikaları, krizlere yol açarak toplumun bugününü ve yarınını tehdit ediyor. 6 Şubat Maraş Pazarcık merkezli depremlerde ve 15 Mart Urfa ve Adıyaman merkezli sellerde yaşanan yıkımlar, can ve mal kayıpları, bu politikaların en açık ve trajik göstergesi olmuştur. Yaşanan felaketi “doğal afet veya kader planı” olarak değerlendirmeyi, normalleşme adı altında kanıksatılma ve unutturma çabalarını kesinlikle reddediyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak bu halk ve doğa düşmanı iktidarı ve felaketlere zemin hazırlayan düzeni değiştireceğimizi, sorumlularından hesap soracağımızı ve insan onuruna yaraşır bir yeni yaşamı inşa edeceğimizi taahhüt ediyoruz.

Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir seçimin arifesindeyiz. Toplumun beklentilerini umuda çevirecek, demokratik ve özgür bir geleceği inşa edecek tarihsel ve siyasal sorumluluğumuzun bilinciyle;

  • Mücadele ittifakı olarak başlattığımız süreci, genişleyerek bir seçim ittifakı haline de getirmek üzere bir irade ortaya çıktı. Seçime, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak girme kararı alındı. Teknik çalışmalarda HDP başta olmak üzere ittifakın bileşeni olan tüm güçlerin kazanımlarını koruyup geliştirecek yol ve yöntemler esas alınacak.
  • Gündem başlıklarımızdan biri olan cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili geniş çaplı bir tartışma yürüttük. Depremden sonra cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecini tekrar değerlendirme kararı almıştık. Bugün yürüttüğümüz tartışma neticesinde oluşan ortak tutumumuzu en kısa zamanda bir basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşma kararı aldık.
  • Siyasi yasakların ve davaların, şiddetin ve baskının artarak devam ettiği bir atmosferde, seçim süreci ve sandık güvenliğine dair tüm toplum kesimleriyle sürdürdüğümüz ortak çalışmaları hız kazandırarak devam ettiriyoruz.

8 Mart’ta sokakları mora boyayan kadınların mücadelesinden aldığımız güçle, Newroz ve 1 Mayıs meydanlarını dolduracağız. Bütün demokrasi güçleriyle birlikte 15 Mayıs’ı kazanacağız. Tek adam rejimine son vereceğiz.

Dayanışma, mücadele ve umutla…

 HABER MERKEZİ

 

#Emek #Özgürlük #İttifakından #toplantı #sonrası #açıklama

Riha ve Semsûr’de sel felaketi: Can kaybı 16’ya yükseldi

Semsûr’de bahçedeki konteynerin suya kapılması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti. Urfa’da ise sel nedeniyle 14 kişi yaşamını yitirdi

Mereş merkezli depremlerin ardından bölge, şimdi de kuvvetli yağışlara teslim oldu.

Riha ve Semsûr’de (Adıyaman) önceki akşam saatlerinde başlayan ve aralıksız devam eden sağanaktan kaynaklanan sel felaketinde can kaybı 16’ya yükseldi.

Urfa Valiliği’nden yapılan açıklamada “Afetin ikinci gününde vefat eden vatandaşlarımızın toplam sayısı 14 olup, kayıp 2 vatandaşımızı arama çalışmaları titizlikle devam etmektedir. Oluşturulan hasar tespit ekiplerimizin saha çalışmaları da aralıksız sürdürülüyor. 2000’e yakın ev ve iş yerimizin hasar tespit çalışmaları yapılmıştır. Selden hasar gören tüm yapıların tespiti yapılarak vatandaşlarımızın zarar ve ziyanları devletimizce karşılanacaktır” denildi.

HABER MERKEZİ

#Riha #Semsûrde #sel #felaketi #kaybı #16ya #yükseldi

HDP ile TİP ve EMEP arasında uzlaşma sağlandı

HDP ile TİP ve EMEP arasında yürütülen müzakere sonucunda uzlaşma sağlandı.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Halkların Demokratik Partisi (HDP) ev sahipliğinde saat 11.00’de başlayan toplantısı devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler gündemiyle gerçekleştirilen toplantıda, HDP’nin seçimlere bir listeyle girilmesi önerisine karşı, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi’nin (EMEP) kendi listelerinden girme önerisi üzerine uzlaşmazlık yaşandı.

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz arasında müzakere görüşmesi gerçekleştirildi.

MA’dan Özgür Paksoy’un haberine göre Yapılan görüşmenin ardından uzlaşı sağlandı. Emek ve Özgürlük İttifakı, uzlaşmanın detaylarını ise yazılı olarak açıklayacak.

HABER MERKEZİ

 

#HDP #ile #TİP #EMEP #arasında #uzlaşma #sağlandı

Garo Paylan’dan YSK’ye çağrı: Adres kayıt süresi uzatılsın

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, YSK’ye adres kayıtlarının yenilemesi için 17 Mart’a kadar verdiği süreyi, depremzedelerin oy kullanabilmesini sağlamak amacıyla uzatma çağrısı yaptı

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim tarihini açıkladıktan sonra Mereş merkezli yaşanan depremden dolayı bir çok depremzede başka illere göç etmek zorunda kaldı . HDP Amed Milletvekili Garo Paylan, bugün Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, YSK’nin depremzedelere adres bildirmeleri için 17 Mart’a kadar süre verdiğini, ancak birçok depremzedenin yarın dolacak bu süreden haberinin olmadığını belirtti. Paylan, YSK’den, adres kaydı için verdiği süreyi en az 10 gün daha uzatmasını istedi.

Milyonlarca depremzede göç etti

Paylan yaptığı açıklamada,”Tarihi bir seçime doğru gidiyoruz ve seçimlere 60 gün var. 10 ili ve 15 milyon yurttaşımızı etkileyen bir felaket yaşadık. Bu felaket nedeniyle çok sayıda yurttaşımızı kaybettik ve milyonlarca yurttaşımız deprem bölgesinden göç etti. Yine milyonlarca yurttaşımız, yaşadıkları illerde kendi evlerinde yaşayamıyor. Köylerinde, başka bir akrabasının evinde, çadır kentlerde veya konteyner kentlerde kalıyor” dedi.

Depremzedelerin oy kullanmasının önemli olduğunu  belirten Paylan, “bu tarihi seçimde deprem bölgesindeki yurttaşlarımızın da oy vermesi çok önemli. Türkiye’nin kaderine karar vermesi çok hayati ve önemli değerde” olduğunu belirtti. Paylan “Yurttaşlarımıza, yeni kayıtlarını bildirmeleri için 17 Mart gece yarısına kadar süre verildi. Yalnızca yarın gece yarısına kadar bir süre var. Bu durumdan hâlâ milyonlarca yurttaşımızın haberi yok. Çünkü yeterince bilgilendirilmedi, kamu spotları yayınlanmadı ve bu yurttaşlarımızın kaldıkları yerlerde bu bilgilendirmeler yapılmadı. Onlara teknik destek de verilmedi” dedi.

Tarih uzatılmalı

Bir çok yurttaşın telefon, internet ve bilgisayarının olmadığını söyleyen Paylan, “Ey depremzedeler, e-Devlet’e girin, e-Devlet’e girmezseniz  Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü’ne başvurunuzu yapmazsanız oy kullanamayacaksınız’ diyorsunuz. Bu kabul edilemez. Bununla ilgili mutlaka gerekli tedbirlerin alınması lazım. 17 Mart tarihinin mutlaka uzatılması lazım” diyerek çağrıda bulundu.

Paylan, “Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü, açıklamasını yapıyor, ‘14 Mayıs seçimlerinde oy kullanabilmek için 17 Mart saat 23:59’a kadar başvurmak yapmak zorundasın” açıklamasına tepki gösterdi.

ANKARA

#Garo #Paylandan #YSKye #çağrı #Adres #kayıt #süresi #uzatılsın

Amed’de trafik kazası

Amed’te Urfa Caddesi üzerinde bulunan Diyarbakır Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nin alt geçidinde bir araç refüjde bulunan aydınlatma direğine çarptı

Amed’te Urfa Caddesi üzerinde bulunan Kadın Hastalıkları, Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin alt geçidinde, kent merkezi yönünde seyir halinde olan bir araç, refüjde bulunan aydınlatma direğine çarptı. Meydana gelen kazada, sürücü araçta sıkıştı. Sürücünün kurtarılması için bölgeye ambulans sevk edildi.

Olay yerine gelen polis, yolu kontrollü olarak trafiğe açtı.

AMED

#Amedde #trafik #kazası

İran’da 5.3 büyüklüğünde deprem

İran’da merkez üsttü Hol olan 5.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), İran’ın Khoy kentinde 5,3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini açıkladı.

Wan’ın Elbak (Başkale) ilçesine 69 kilometre uzaklıkta meydana gelen deprem bölgede sınıra yakın şehirlerde de hissedildi. AFAD’dan yapılan açıklama da depremin derinliğinin 15,25 kilometre olduğu kaydedildi.

HABER MERKEZİ

#İranda #büyüklüğünde #deprem

Beyazıt ve Halepçe için anma: Hesabını sormak için yana yana geldik

Halepçe ve Beyazıt Katliam’ları için açıklama yapan üniversite öğrencileri ve 78’liler Girişimi, insanlığa karşı işlenen suçların affedilmeyeceğini belirterek, hesap sormak için bir araya geldiklerini vurguladı

İstanbul Üniversitesi Beyazıt kampüsünde devrimci öğrencilere yapılan katliamın tarihi olan 16 Mart 1978 ile aynı zamanda binlerce Kürdün katledildiği tarih olan 16 Mart 1988’in yıl dönümü için üniversite öğrencileri ve 78’liler Girişimi açıklama yaptı.

Beyazıt Katliamı hatırlatıldı

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde yapılan açıklamada Beyazıt Katliamı hatırlatılarak, “16 Mart 1978 günü Süleymaniye’ye gitmek üzere kampüsten çıkışa giden devrimci öğrencilerin Süleymaniye’ye açılan çıkış kapısını kullanmalarına polis engel oldu. Öğrenciler Beyazıt Meydanı’na yöneldi. Kapıdan çıkan devrimci öğrencilerin üzerine bomba atıldı ve kurşunlar yağdırıldı. Saldırı esnasında ‘Beyazıt Meydanı komünistlere mezar olacak’ sloganları atıldı.. Hukuk ve İktisat fakültelerinde okuyan 7 devrimci öğrenci; Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Murat Kurt yaşamını yitirdi, pek çok öğrenci yaralandı” denildi.

Kirli bağlantılar saklandı

78’liler Girişimi adına açıklama yapan İsmail Ağan, açılan dava süreci hatırlatarak, saldırının olacağını bildikleri halde hiçbir güvenlik tedbiri almadıkları gibi gerçekleşmesini kolaylaştıran polis amirleri, saldırganların yakalanmasını engelleyenlerin, saldırıyı gerçekleştirenlerin kirli bağlantılarının ortaya çıkarılıp mahkemeye çağrılmalarının sağlanmadığını belirtti.

Adaletin peşindeyiz

Ağan, “Suç ilişkileri MİT’e, Emniyet’e e askere kadar uzanıyordu. Her üç kurumda mahkemeye hiçbir bilgi vermedikleri gibi bu yollu en küçük çatlığı süratle kapattılar. Soykırım, katliam, işkence gibi insanlık suçlarında zaman aşımı olamayacağı biçimindeki insanlığın hukuki müktesep hakkına rağmen ‘zaman aşımı’ ile bitirildi. 16 Mart davası bitmedi, adaletin peşindeyiz” dedi.

Ardından öğrenciler Murat Can Kaya ve Derin Kuş tarafından okunan açıklamada, Beyazıt katliamında yaşamını yitiren devrimci öğrencilerin mücadelelerinin daima devamcısı olacaklarını ve hesabının sorulacağı belirtildi.

İnsanlık suçları affedilmez

Açıklamada Halepçe Katliamı’na da değinilerek, “16 Mart’ın 1988’de Irak’ın, Halepçe’de çoluk, çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden bölgede yaşayan Kürtleri kimyasal silahla katletmesinin 35. yılı olduğu hatırlatılan açıklamada, “Halepçe katliamı, iktidarların tarih boyu direnen halklara dönük yapılan kanlı saldırılarından biridir. Katledilen, kanı dökülen, yurtlarından edilen yüz binlerin hesabını sorma bilinciyle bir kez daha yan yana geldik. İnsanlığa karşı işlenen suçların affedilemez olduğunu buradan bir kez daha, Beyazıt’tan yineliyoruz” denildi.

Enkazların başında olanlar yine bizlerdik

Maraş merkezli depremlerde on binlerce insanın iktidarın ihmal politikaları sonucu katledildiğini, yüz binlerce insanın açlık, yoksulluk ve sokağa mahkum edildiğinin hatırlatılan açıklamada, “Baktığınız her yerde bir enkaz, her enkazın başında da üniversiteliler vardı. Sokaklarda ve meydanlarda yıkımın sorumlusu iktidardır diye haykıran yine bizlerdik” denildi.

Saray gençlerin öfkesinden korkuyor

Devletin çözüm üretmek yerine dayanışmayı engellemeye çalıştığının altı çizilen açıklama, “Gençliğin öfkesini örgütlemesinden ve deprem yaşandığı saat itibariyle örülen dayanışma pratiklerinden korkan Saray Rejimi; depremi bahane ederek ilk olarak üniversitelerin kapısını kapattı” denilerek, mücadelenin süreceği vurgulandı.

HABER MERKEZİ

#Beyazıt #Halepçe #için #anma #Hesabını #sormak #için #yana #yana #geldik

Bölgede eko-kırım suçu işleniyor

Doğanın çocukları, depremden sonra Riha’da yaşanan sel afetine karşı seslerini yükseltip yürüdüler

Doğanın Çocukları, Mereş merkezli depremlerle birlikte doğaya yönelik eko-kırım suçlarına karşı yürüyüş yaptı. İzmir Alsancak Halkbank önünde bir araya gelen Doğanın Çocukları, ellerinde “Deprem yıkımı asbest ile sürüyor”, “Çevreyi zehirleyen bakanlık istifa”, “Rant hiçbir şey yaşam her şey”, “Şirketler için değil, doğa için kararname” ve “Dayanışmayı değil, asbesti engelle” dövizleriyle Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne yürüyüş yaptı.

Halk sağlığı tehdit altında

Yürüyüş sonrası açıklama yapan Doğanın Çocukları üyesi Emir Saraçoğlu, katliam ve eko-kırım suçlarına karşı olduklarını belirterek, “Depremden sonra bugün Urfa’da yaşanan sel afetinin sonuçları ile birlikte bu konunun tek bir felaket anıyla sınırlı kalmadığını gördük. Doğayla barışık yaşam alanları talebini hep birlikte yükseltmeliyiz. Yıkılan kentleri birer dolar tarlası gibi gören müteahhit akıllı iktidar yayınladığı 126 nolu kararname ile kentleri, sulak alanları hızlı bir şekilde imara açmayı, doğayı ve yıkımın yaşandığı şehirleri betona boğmak istiyor. Bunun yanında bilinçsizce yapılan enkaz kaldırmalarla birlikte oluşan silika ve asbest gibi maddelerin halk sağlığını ne ölçüde tehdit ettiğini biliyoruz” dedi.

Doğa ile barışık yaşam

Depremde yalnız bırakılan halkın şimdi de asbestten zehirletildiğini söyleyen Saraçoğlu, “Kanser olmak istemiyoruz. Ayrıca kaldırılan molozların Mileyha Kuş Cenneti’ne, Altınözü’ne dökülmesi, doğanın tahribatına hız kazandırmış ve egemenlerin insan yaşamına düşman oldukları kadar doğaya da düşman olduklarını bir kez daha göstermiştir. Bu nedenle daha büyük doğa tahribatlarına engel olalım. Yaşam zincirleri kuralım. Onurlu, güvenceli ve doğayla barışık bir yaşam için birlikte mücadele etmeliyiz” diye konuştu.

İZMİR

#Bölgede #ekokırım #suçu #işleniyor

Riha ve Semsûr’da yaşananlar kader değil!

Her felaketi kadere bağlayan iktidar, yaşanan ölümlerin mezar kazıcısı durumunda. Semsûr ve Riha’da yaşanan sel felaketinin başlıca nedenleri arasında bölgede kurulmuş olan 4 büyük barajın yarattığı bölgesel iklim değişimi öne çıkmaktadır

Mereş (Maraş) depremlerinde 50 bine yakın yurttaşın yaşamını yitirmesini ‘kader’ olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Semsûr (Adıyaman) ve Riha’da (Urfa) yaşanan ve 15 yurttaşın yaşamını yitirdiği sel felaketini de kadere bağlaması bekleniyor. Yıllar önce Hopa’da yaşanmış olan sel felaketini ‘kader’ olarak nitelemiş olan Erdoğan’ın Soma’da iş cinayetine kurban verilmiş olan 302 işçinin ölümünü de “Fıtratlarında var” diyebilmiştir. Oysa bilimsel gerçekler, yaşanan sel felaketinin ardındaki nedenin doğal yaşamın metalaştırılması ve sermaye yağması olduğu bilinmektedir. Bölge büyük bir kuraklığa bağlanmış durumdayken, aynı zamanda bir yerde yaşandığı gibi ani ve yüksek miktardaki yağışlarla seller büyük felaketlere neden olmaktadır.

Sömürü politikaları

Sermayenin ve onların iktidarının halklar ve emek üzerinde sürdürdüğü vahşi sömürü ve baskı politikaları doğa üzerinde de aynen devam etmektedir. Depremde on binlerce insanın ölümüne inşaat rantı neden olurken, karar vericiler deprem sonrası ihale ettikleri konutları tarım arazileri üzerine yapabilmektedir. Kurdukları çadır bölgelerinin dere yataklarına yapılması sonucu binlerce yurttaşın yaşadığı çadırlar suya gömülmüştür. Diğer yandan Riha’da bat-çık olarak tabir edilen araç alt geçidinde ortaya çıkan görüntü ranta dayalı sürecin iş bilmezlikle taçlandırıldığını ortaya koyarken, bölge adeta kıyamet döngüsüne bağlanmış durumda.

Kıyamet döngüsü

Son yapılan araştırmalara göre, küresel ısınmanın dünya çapında yarattığı hasar giderek daha net görüldüğü ve iklim felaketlerinin bilançosunun şimdiden milyarlarca dolara mal olduğu belirtiliyor. Araştırmacılar, “Bu bir kıyamet döngüsü: Krizin sonuçları dikkatimizi ve kaynaklarımızı krizin nedenleriyle mücadele etmekten uzaklaştırıyor, uzun vadede daha ağır sonuçlara neden oluyor. Sıcaklıklar daha çok yükseliyor ve ekolojik kayıp artıyor” diye belirtiyor.

Kuraklık ve sel!

Semsûr ve Riha’da yaşanan yoğun yağışların yaşandığı saatlerde Edirne’de bir toplantıda konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iklim değişikliğinin sel ve kuraklık olaylarının görülme sıklığı, şiddeti ve süresini artırdığını söyledi. Kadıoğlu, “Dünya var olduğundan beri sel olayları ve kuraklık hep vardı. İklim değişikliği sel ve kuraklık olaylarının sayısını, süresini ve şiddetini artırıyor. Sel ve kuraklık birbiriyle kardeş. Birisi yağışın azlığı, birisi fazlalığı. Bu sene Türkiye kuraklıkla uğraşıyor, bir yandan da seller oluyor” sözleri yaşanılanları özetliyor.

Bölgedeki barajlar sorgulanmalı

Riha ve Semsûr coğrafyasında bulunan devasa büyüklükteki Atatürk Barajı ve Hidroelektrik Santrali, Çamgazi Barajı, Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santrali, Hacıhıdır Barajı ve Karkamış Barajı ve Hidroelektrik Santrali bölgede ortaya çıkan sellerin ve kuraklığın başlıca nedenlerinden birisidir. Bölgede yaşanan kuraklık nedeniyle zor günler geçiren çiftçilere, yanı başındaki büyük barajlardan su verilmezken, yer altından su çekmek zorunda bırakılan çiftçiler DEDAŞ’a yüksek faturalar ödemeye mahkûm edilmektedir. Diğer yandan yer altı suları derinlere kaçarken, büyük barajlar bölgesel iklim değişimini tetikler. Aynı zamanda bölgede yağış düzenini de etkileyerek sellerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Birgün dereler azgınca ve sellerle akarken ertesi gün kuru bir dere yatağıyla yüz yüze kalıyor olmamız iklim değişikliğinin sonuçlarıdır.

Barajlar iklimi değiştirir

Barajların iklime ve doğal yaşama olan olumsuz etkileri bilimsel olarak birçok çalışma ile ispatlanmıştır. Barajlar, suyun toplandığı bölgede bulunan bitki ve hayvan çeşitliliğini yok eder. Baraj sahasında bulunan tarım alanları, orman sahaları, Hasankeyf’te olduğu gibi tarihi ve kültürel her türlü varlık sular altında bırakılır. Bulundukları bölgenin iklimini değiştirir ve bölge daha ılıman iklime dönüşürken ciddi oranda nem artışı yaşanır. Bu da bitki ve hayvan çeşitliliğinde değişmelere sebep olur. Su tutumu nedeniyle, barajı besleyen nehrin ekosistemi bozulur. Su tutulan noktanın sonrasında su miktarındaki azalma nehrin alt bölgesindeki ekosistemi değiştirir. Toprak yapısı, bitki örtüsü, hayvan varlığı ve bakteri ekosistemi dahil tüm ekosistem bozulur.

Tarım arazileri yok olur

Nehirlerin binlerce yılda ortaya çıkardığı deltalar barajlar nedeniyle yok olur. Topraklarda tuzlanma gerçekleşir ve tuzlanmış toprağın tekrardan tarıma kazandırılması mümkün değildir. Yer altı su kaynakları bozularak su döngüsü geri dönülmez biçimde ortadan kalkar. Barajlar devasa su kütlesi depoladıklarından yer kabuğu üzerinde gerilim oluşturur ve bu gerilme belli bir değeri aştığında bölgenin sismik (deprem) olarak aktif hale gelmesine yol açar. Taşkınlar sırasında toprak ve kayalarda bulunan inorganik cıva suya karışır ve göl tabanında birikir. Barajlar, sinekler için uygun üreme yeri olup sıtma gibi hastalıkların yayılmasına zemin hazırlar. Ayrıca geniş yüzey alanlı ve sığ baraj gölleri canlı kütlenin çürümesi sonucu atmosfere önemli miktarda sera gazı (çoğunlukla metan) yayar. Sera gazı kirlenmesi olarak bilinen bu olay, hem bölgesel hem de küresel ısınmayı arttırır.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Riha #Semsûrdayaşananlar #kader #değil

Amnesty: İran’da çocuklara da işkence yapıldı

İran ve Rojhilat’ta eylemlerde gözaltına alınanlara uygulanan işkenceye dair rapor açıklayan Amnesty, eylemcilere kırbaç, elektrik şoku, tecavüz gibi birçok işkence uygulamasının yapıldığını ve işkenceye uğrayanlar arasında çocukların da olduğunu belirtti

Kürt kadın Jîna Emînî’nin katledildiği Eylül ayından bu yana İran ve Rojhilat’ta devam eden halk ayaklanmasına karşı rejim güçlerinin saldırıları da her geçen gün şiddetleniyor. Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty) yayınladığı hak ihlali raporu da yaşanan işkenceyi ortaya koydu.

Tecavüz ve elektrik şoku işkencesi

Yayınlanan raporda protestolarda gözaltına alınan ya da tutuklanan eylemcilere işkence yapıldığı bilgisine yer verilerek, “Göstericiler yaklaşık altı ay önce protestoların başlamasından bu yana istihbarat ve güvenlik servisleri tarafından dayak, kırbaç, elektrik şoku, tecavüz ve diğer cinsel şiddet türlerine maruz kalıyor” denildi.

12 yaşında çocuklar da var

Amnesty raporunda, yetkililerin protesto gösterilerini engellemek için gençlere karşı şiddet kullandığı belirtildi. Tutuklu ve yakınlarının ifadelerine dayandırılan raporda, işkence görenler arasında 12 yaşında çocukların olduğu da kaydedildi.

‘İşkence alçaklıktır’

Amnesty Almanya Şubesinden Uzman Dieter Karg da, rapora ilişkin yaptığı açıklamada, “Yetkililerin güçlerini savunmasız ve korkmuş çocuklar üzerinde bu şekilde kötüye kullanmaları, onlara ve ailelerine şiddetli acı ve korkunun yanı sıra ciddi fiziksel ve psikolojik zarar vermeleri alçakçadır” dedi.

DIŞ HABERLER

#Amnesty #İranda #çocuklara #işkence #yapıldı