Ana Sayfa Blog Sayfa 782

Ölüm Zinciri’ne karşı Yaşam Zinciri

Ölüm Zinciri gerçeği karşısında, başka bir gerçek daha vardı. Bu gerçek dayanışmaydı, toplumsal ruhtu, yaşamı yeniden kurma iradesiydi ve bunun adı da Yaşam Zinciri’ydi

Berfin Çiçek*

6 Şubat Pazartesi sabahına onbinlerce, muhtemelen de yüzbinlerce insanın hayatını kaybedeceğini bilmeden uyandık. Devletin ilk andan itibaren insanları o durumla yüz yüze bıraktığına şahit olunca, depremin sarsıcılığını biz de akıllarımızda yaşadık. Aynı gün içinde daha ilk depremin şoku atlatılmadan ikinci bir deprem meydana geldi. Depremler 11 şehirde büyük bir yıkım yarattı. Belki kâbus, belki felaket gibiydi ama gerçekti yaşananlar. Enkaz başında çaresiz bekleyen insan yığınları oluşmuş, sosyal medyadan yardım çağrıları aralıksız sürüyordu. Devlet, deprem bölgelerine günlerce ulaşamadı. Halk kaderine terk edildi.

Yıkılan tüm kentlerde depremzedeler tarafından ‘’devlet nerede’’ isyanları yükseldi. Yandaşların doluşturulduğu, tecrübesiz ve niteliksiz kişilerden oluşan AFAD üyeleri, deprem karşısında hiçbir şey yapamadı. AFAD, devlet kurumlarının nasıl çökertildiğinin en yalın örneği olarak hafızalara kazındı. 50 binden fazla insan enkaz altında hayatını kaybetmişse de gerçek sayının bunun kat be kat fazlası olduğu biliniyor. Bunlardan söz ediyoruz; çünkü toplumsal bir katliamla karşı karşıyayız. Kuşkusuz, deprem bir doğal afettir ancak bunu toplumsal afete dönüştüren bir güç var ve bu gücün adı iktidardır, devlettir.

AKP’nin imar ve rant politikalarının bir katliama yol açtığı su götürmez bir gerçektir. İktidar, demirden çaldığı gibi betondan da çaldı. Deprem felaketi adım adım gelse de, iktidar hiçbir önlem almadı. Devlet ve iktidar el ele verip bir ölüm zinciri yarattı. Halk, tüm çıplaklığıyla net bir şekilde gördü ki; katil, devlet ve iktidarın ta kendisiydi.

Ölüm Zinciri gerçeği karşısında, başka bir gerçek daha vardı. Bu gerçek dayanışmaydı, toplumsal ruhtu, yaşamı yeniden kurma iradesiydi ve bunun adı da Yaşam Zinciri’ydi. İlk günlerden itibaren yürütücüsünün HDP Gençlik Meclisi üyeleri olduğu bu gerçeğin belki adı sonraki günlerde konuldu ama bu zincir daha ilk günden pratikte kendini var etti.

Birçok ilden yüzlerce genç olarak, ilk günde seferberlik ruhuyla deprem bölgelerine akın ettik. Ölüm Zinciri’ne karşı, Yaşam Zinciri oluşturduk. Depremin merkez üssü Pazarcık’a ve Adıyaman’a ilk varan HDP Gençlik Meclisi üyesi arkadaşlarımız oldu. Yine, farklı farklı bölgelerden arkadaşlarımız deprem bölgelerine akın ederken bizler de kendimizi Elbistan’da bulduk. Şehirde nasıl bir manzarayla karşı karşıya kaldığımızı anlatmayacağım, bu çok kez yapıldı. Ancak, bir tarafta yüzbinlerin enkaz altında diğer tarafta milyonların sokakta kaldığı ve en basit ihtiyaçların karşılanmasının dahi saatler alabildiği, zifiri karanlık, dizimize kadar karla kaplı ve çaresizliği duyuran sessiz bir şehir karşımızdaydı. Yaşananları dramatik bir dille ajite etmek için anlatmıyoruz; tam tersine büyük öfkeyle sorulması gereken hesabın ve inşa edilmesi gereken doğru yaşamın gerekliliklerini hatırlatmak için ifade ediyoruz.

Diğer taraftan halk, ‘’Devlet nerede?’’ diye soruyordu. Devletin ise ne yaptığı, nerede olduğu ortadaydı. Devlet, depremin ikinci gününden beri depremin yıkım yarattığı bir başka yer olan Rojava’da Kürtleri bombalıyordu. Devlet, kapalı kapılar ardında insansızlaştırılma projeleri üzerinde çalışıyordu. Bölgeyi ranta açma, demografik yapıyı değiştirme telaşı güdüyordu. Halkın bağış ve vergileriyle toplanan deprem gelirlerini peşkeş çekme derdindeydi. Devlet, çatık kaşla, göz oyma hevesiyle, halka küfür ediyordu. Çünkü devlet çok iyi biliyordu ki; çöken binalar değil, devletin ta kendisiydi. Enkaz altında kalan insanlar değil, devlet sistemiydi.

Devlet, tüm bunlarla meşgulken, gençler deprem bölgelerinde olağanüstü bir çabayla halka yardım ediyordu. Enkazlara ilk müdahale eden, ilk küreği uzatan, ilk molozları sırtında taşıyan, insanları enkaz altında sağlam veya yaralı çıkaran, sağ kalan insanlara olanak sağlayan, suyunu ekmeğini paylaşan ilk önce gençlik oldu. Farklı şehirlerden gelen onlarca genç ile yüzlerce çadır kurduk, ailelerle buluştuk. Köy ve mahalle ziyaretleri gerçekleştirdik. Çocuklar için yeni yaşam alanları kurduk.

Yaralar sarıldıkça, kenetlenme arttı. Gençlik, öz gücünün tüm olanaklarını kullanarak, iktidarın ölüm siyasetine karşı büyük bir dayanışma içerisinde bulundu, bulunmaya devam ediyor. Yüzyıldır propagandası yapılan güçlü devlet, enkaz altında kaldı. Devlet öldü, dayanışma kazandı. Gençlik iradesiyle, dayanışma ağlarını kurdu, örgütledi ve sonuç aldı. Bu örgütlülük ve çaba tüm deprem bölgelerinde “Yaşam Zinciri” kampanyası çerçevesinde devam ediyor. İnisiyatifin topluma geçtiği, kriz öncesi ve sonrası tedbirlerin ve ihtiyaçların yerelden belirlendiği, ekonomik kaynakların ve sosyal yaşamın yerel inisiyatifler tarafından idare edildiği bir özyönetim modelinin sadece kriz anlarında değil, bir siyasal/toplumsal sistem olarak afet sonrasında da devam ettirilmesine dair büyük bir tartışmanın zemini önümüzde duruyor. Şimdi buna dört elle sarılmanın vaktidir. Elbette, yıkım yeniden inşayı gerektirir. Yeniden inşayı da, ancak yeni yaşam iddiasında bulunanlar ve mücadele edenler gerçekleştirebilir.

*HDP Gençlik Meclisi üyesi

#Ölüm #Zincirine #karşı #Yaşam #Zinciri

Beyazıt bir kontr-gerilla katliamı

16 Mart 1978’de Beyazıt’ta devrimci öğrencilere yönelik bombalı saldırıda 7 öğrenci katledilmişti. Tüm delillere rağmen dava zamanaşımından düştü. 16 Mart Beyazıt Katliamı 12 Eylül’e giden süreçti…

Yadigar Aygün / İstanbul

Beyazıt Katliamı, 1970’lerde yaşanan katliam silsilesinden sadece biri. 1977 seçimleri sonrası Adalet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Güven Partisi’nden oluşan Milliyetçi Cephe (MC) hükümetinin iktidara gelmesi ile birlikte üniversitelerde devrimci öğrencilere karşı saldırılar arttı. MHP militanlarının düzenlediği polis destekli saldırılardan birisi, Beyazıt Katliamı idi. 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’nden çıkan ve saldırılardan korunmak için birlikte hareket eden bir grup devrimci öğrencinin üzerine bomba atıldı. Ülkü Ocakları bağlantılı kişilerce yapılan saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirirken, 40’tan fazla öğrenci ise yaralandı. 16 Mart’ın mağdurlarından, tanıklarından ve daha sonra da bütün mağdurların avukatlığını üstlenen Kamil Tekin Sürek ile o gün yaşananları ve dava sürecini anlattı.

Tüfekler ile ateş açtılar

Milliyetçi Cephe hükümetinin o yıllarda solcu öğrencileri ve akademisyenleri üniversitelerin dışında tutmaya çalıştığına dikkati çeken Sürek, 1 Mart 1978’den itibaren devrimci öğrencilerin okula toplu şekilde gitme kararı aldığını söyledi. Okula giriş-çıkışlarda sürekli polis tarafından engellendiklerini aktaran Sürek, MHP’li öğrencilerden sürekli ölüm tehditleri aldıklarını dile getirdi. Sürek, katliam günü yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “16 Mart günü dersten çıktık. Tekrar okuldan çıkış yapacaktık. ‘Faşistler tekrar saldırabilir, en öne bütün siyasi gruplardan kavga edebilecek kişiler toplansın’ dedik. Kavga çıkarsa dağılmayalım dedik. En önde kol kola girdik. Kapıdan çıktık. Polisler toplanmıştı. Faşistler bizi seyir ediyorlardı. O gün faşistler bize fiziki saldırıda bulunmadı. Eczacılık Fakültesi’ni geçmiştik ki bir arkadaşımız ‘Bomba’ diye bağırdı. Dönüp kafamı çevirdiğimde bir patlama oldu. Patlamayla birlikte yere kapandık. Yerden gri bir duman yükseldi. Herkes yerde kendisini doğrultmaya çalışıyordu. Kalkıp gidecekken makinalı tüfek, tabanca sesleri gelmeye başladı. Hemen Süleymaniye’ye doğru koşmaya başladık. İlk solda sokak vardı. Arkadaşımla sokağa saptık. Sokaktayken sınıfımdaki Nagehan arkadaşımla ve bir arkadaş koşarak yanımıza geldi. Onun tam göbeğinin üzerinde para büyüklüğünde kırmızı leke vardı. Yaralandın galiba dedi. Yaralandığının farkında değildi. Baygınlık geçirdi. Planlanmış bir katliamdı” dedi.

Göstermelik dava

Katliamda asıl sorumluların yargılanmadığını vurgulayan Sürek, davanın zamanaşımı ile kapatıldığını belirtti. Sürek, “Katliamdan sonra açılan davada 17 kişi yargılandı. Sadece Sıddık Polat isimli kişi 11 yıl ceza aldı ama cezası daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozuldu ve beraat etti. Önce açılan davayı takip etmedim. İstanbul 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi dava açmış. Ülkü Ocakları’nı, MHP’nin yöneticilerini toplamışlardı fakat sonra bırakmışlar. O dönem bildiğim kadarıyla tutuklu yargılanan kimse yoktu. Sonra zaten Maraş Katliamı dolayısıyla sıkıyönetim ilan edildi. Bu nedenle dosya sıkıyönetim mahkemesine gitti. Dava orada uzun süre sürüncemede kaldı” diye konuştu.

Üzeri kapatıldı

Beyazıt Katliamı’na katılanlardan Zülkif İsot’un 1988’de öldürüldüğünü söyleyen Sürek, davanın yeni deliller olduğu için yeniden görülmeye başladığını aktardı. O dönem davaya kendisinin de müdahil olduğunu söyleyen Sürek, “Zülküf İsot’un ablası bir dergiye kardeşinin 16 Mart günü bomba atan kişi olduğunu söylemişti. Davada böylelikle yeni bir aşamaya geçildi ama katliamı ortaya çıkaracak devlet kurumlarından ciddi bir bilgi gelmedi. Delilleri göndermediler. O sıralarda Susurluk Olayı ortaya çıktı. Katliam sırasında bombacıyı yakalamak isteyen polisleri engelleyen Reşat Altay’ın Abdullah Çatlı ile fotoğrafları ortaya çıktı. Susurluk ve 16 Mart Beyazıt Katliamı davalarının birleştirilmesini istedik. Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) bunu ret etti. MHP’den ayrılan Ali Yurtarslan, bombayı Yüzbaşı Mehmet Ali Çeviker’den aldıklarını yazdı. O dönem kendilerine bilgi vermeyen Genelkurmay yetkilisi Mustafa Kaplan daha sonra Ergenekon Davası’nda yargılandı. Zamanaşımının yaklaştığı günlerde Ergenekon Davaları açılmaya başlandı. Bu sefer de Beyazıt Katliamı Davası’nın Ergenekon Davası’yla birleşmesini istedik fakat bu da ret edildi. Beyazıt Katliamı Davası İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ‘zamanaşımı’ kararı alınarak üzeri kapatıldı. Katliamın üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen bu işi örgütleyen MHP’den, askerden kimse herhangi bir ceza almadı. Haklarında bir soruşturma dahi açılmadı” diye konuştu.

‘Mücadele edeceğiz’

Katliamın planlı bir şekilde işlendiğini belirten Sürek, sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi. Sürek, “Bazı davalarda tetikçi falan yargılanıyor ama bu davada kimse yargılanmadı. 16 Mart Beyazıt Katliamı 12 Eylül’e giden süreçti. Göstermelik bir dava. Bütün faili meçhul cinayetler, katliamlar gibi bu katliamın da devletle bağlantısı var. Devletin içinde birilerinin yönlendirdiği, azmettirdiği bir katliam olmasa bu kişileri korumazlardı, yargılarlardı. Büyük ihtimalle katliamın sorumluları kontr-gerilladır. 16 Mart Katliamı’nın peşini asla bırakmayacağız. Sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi.

#Beyazıt #bir #kontrgerilla #katliamı

Devletin görevini Cemevleri, STK’lar yapıyor

Almanya‘nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde bulunan ve AABF ye bağlı Hamm ve Çevresi Hacı Bektaşi Veli Alevi Kültür Merkezi Cemevi (HABVKM) üyeleriyle birlikte kahvaltı ve yıllık seçimsiz  kurultayını gerçekleştirdi.

Cemevindeki toplantı Yönetim kurulu 2.Başkanı Cansel Kaplan ve Sekreter Eylem Akbaba’nın üyeleri selamlaması, depremde kaybettiklerimizlerin anısına saygı duruşu ve derneğin post dedesi İsmail Gülfırat’ın verdiği gülbang ile başladı. Daha sonra Cemevi Başkanı Mehmet Akbaba geçen zaman içerisinde yapılan yıllık dernek çalışmalarını anlatırken, deprem ile ilgili olarak Cemevine yapılan bağışlarda payı olan tüm canlara teşekkür etti.

Sayman Medet Acar mali durum konusunda üyeleri bilgilendirdi.

Avrupa ve Türkiye’deki Cemevleri inanılmaz güzel çalışmalar yapıyor.

Daha sonra ise sırasıyla Cafer Kaplan Dede ve yönetim kurulu üyesi İmam Koçak deprem bölgesinde Cemevi adına yapılan yardımlar ve çalışmaları anlattı. Cafer dede ‘’ Bölgedeki tahribat sanıldığından çok daha fazla. Halk inanılmaz bir dayanışma sergiliyor. Devletin yapması gerekenleri Cemevleri, bazı STK’lar ve halk yerine getiriyor.

Özellikle Cemevlerimiz bu süreçte tam bir sosyal kurum gibi hizmet ederek insanlarımıza yardım elini uzattı.

Maraş, Narlı, Pazarcık, Gölbaşı, Adıyaman’da büyük bir yıkımın olduğunu gördük. Hem AABF hem de Hamm Cemevimize yapılan bağışlar kurumsal yapılarımızın ne kadar özveri içerisinde çalıştığını ve güvenilir kurumlar olduğunu da bizlere bir kez daha göstermiş oldu. ‘’ dedi.

Hızır Vakfı da bölgede yardım dağıttı.

Hamm’daki toplantıya katılan Hamm Cemevi üyesi olan, Bottrop’ta kurulu Hızır Vakfı başkanı Murat Durmaz’ da ‘’Vakıf olarak bölgedeki insanlara tonlarca bakliyat, tıbbi malzeme, diğer ihtiyaçlar ile çadır yardımı yaptık, Diyarbakır’da, Adıyaman’da Alevi yurttaşlarla bir araya geldik. Kahramanmaraş, Gaziantep ve Malatya hattına bölgedeki arkadaşlarımız aracılığıyla daha da dağıtım yapacağız. Önümüzdeki dönemde ailelerini kaybeden çocuklarla ilgili Hamm Cemevimiz ile birlikte yapacağımız projelerimiz var bunları da kamuoyuyla paylaşacağız. Gelin sizler de bir mazlumun hızırı olun. Darda zorda olan insanlara el uzatın’’ dedi.

Önümüzdeki pazar günü Hamm’ da bulunan iki Cemevi HAKBİR Cemevinde depremde hayatını kaybedenler için bir kırk lokması verecek.

Nisko’ oyunu Esenyurt’ta sahnelenecek

Kürtçe tiyatro oyunu ‘Nisko’ Esenyurt’ta bulunan Erol Olçok Kültür Merkezi’nde sahnelenecek

İstanbul Esenyurt’ta 2009’da bir grup sanatçı öncülüğünde kurulan ve yurttaşların desteğiyle büyüyen Gölge Kültür Sanat Merkezi (GKSM) çalışmalarını sürdürüyor. Birçok grup ve topluluk kuran GKSM’nin Gölge Tiyatro Topluluğu, Yönetmen Rewşan Apaydın’ın derleyip yönettiği Kürtçe çocuk tiyatrosu “Nisko (Mercimek)” seyirci karşısına çıkacak.

Esenyurt’ta bulunan Erol Olçok Kültür Merkezi’nde 25 Mart’ta saat 15.00’da seyirci karşısına çıkacak Nisko, ücretsiz olacak.

Mercimek kadar küçük olan Nisko’yu Yönetmen Apaydın şöyle anlatıyor: “Nisko ismini Kürtçe olan mercimekten alıyor. Nisko da mercimek tanesi kadar küçük bir çocuğun serüvenini anlatıyor. Babası ile birlikte tarlaya gitmek isteyen ve tarlaya gittiğinde de aslında doğayla baş başa kalan ve küçüklüğünü fark eden bir çocuğun hikayesi.”

HABER MERKEZİ

#Nisko #oyunu #Esenyurtta #sahnelenecek

Hengaw: İran Rejimi Momeni’yi gizlice idam etti

İran Rejimi kaçakçılıkla suçlanan Salman Momeni’yi Arak Merkez Cezaevi’nde gizlice idam etti

İnsan Hakları Örgütü Hengaw’ın açıklamasına göre kaçakçılıkla suçlanan ve 4 yıldır tutuklu olan Salman Momeni ailesiyle görüştürülmeden bu sabah saatlerinde gizlice idam edildi.

Momeni’nin yasal olarak ailesiyle buluşma hakkının ihlal edildiği belirtilen Hengaw açıklamasında, aileye sadece cenazeyi alması için haber verildiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca idam işleminin Rejim medyası tarafından duyurulmadığına da dikkat çekildi.

DIŞ HABERLER

#Hengaw #İran #Rejimi #Momeniyi #gizlice #idam #etti

Riha’da eğitim öğretime bir gün ara verildi

Şiddetli yağış nedeniyle Riha’da eğitim öğretime bir gün ara verildi

Urfa Valisi Salih Ayhan, şiddetli yağış nedeniyle eğitim öğretime yarın ara verildiğini duyurdu.

Ayhan, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Şiddetli sağanak yağışın beraberinde getirdiği olumsuzluklar sebebiyle ilimizdeki tüm okul kademelerinde eğitim öğretime 1 gün ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarındaki hamile ve engelli kamu görevlilerimiz de yarın idari izinli sayılacaktır” dedi.

HABER MERKEZİ

#Rihada #eğitim #öğretime #bir #gün #ara #verildi

Rojava ve Şengal’de sel baskınları

Kuzey ve Doğu Suriye ve Şengal’de etkili olan şiddetli yağmur sele neden oldu, çok sayıda ev ve dükkanı su bastı

Şengal’de öğleden sonra etkili olan şiddetli yağmur sele neden oldu. Sel nedeniyle çok sayıda yurttaş, evini ve dükkanını su bastı.

Şiddetli yağış Şengal’in tüm ilçe ve köylerinde etkili oldu.

Yol ikiye bölündü

Kuzey ve Doğu Suriye’de etkili olan yoğun yağış sele neden oldu. Sel nedeniyle Reqa’da bulunan El Şahir köprüsü yıkıldı. Köprünün yıkılması nedeniyle Reqa-Dêrazor karayolu ikiye bölündü. Reqa’ya 35 km mesafede bulunan köprüden ulaşım sağlanamaması nedeniyle Reqa-Dêrazor arasında ulaşım durdu.

Cedîdat ve El Ehwes Halk Belediyeleri ulaşımın aksamaması için alternatif güzergahlar oluşturmak için çalışmalara başladı.

HABER MERKEZİ

#Rojava #Şengalde #sel #baskınları

Mêrdîn’de birçok mahalle su altında kaldı

Mêrdîn’de etkisini gösteren yağışlarla birlikte başta kırsal mahalleler olmak üzere birçok yer su altında kaldı

Yağışın etkisini artırdığı Mêrdîn’de yurttaşlar zor anlar yaşarken, ilçelerinde de çok sayıda mahalle sular altında kaldı. Özellikle Qoser (Kızıltepe) ilçesine bağlı kırsal mahalleler sular altında kalırken, Heşerî kırsal mahallesinin ortasından geçen sulama kanalı da taştı. İlçeye bağlı birçok köyde sel baskınları olduğu bildirilirken, Qoser-Weranşer (Viranşehir) yolu üzerinde de taşmalar nedeniyle trafikte aksama yaşanıyor.

HABER MERKEZİ

#Mêrdînde #birçok #mahalle #altında #kaldı

Dicle Nehri kıyısına kurulan çadır kente tahliye kararı

Valilik, Dicle Nehri kıyısına kurulan Amed’teki çadır kent hakkında tahliye kararı verdi

Diyarbakır Valiliği, Dicle Nehri kıyısına kurulan Amed’teki çadır kentin selden etkilenmesi üzerine tahliye kararı verdi.

Uyarılara rağmen Dicle Nehri kıyısına çadırlar kurulmuştu. Kentte etkili olan yağışta birçok çadırı su bastı. Bazı depremzedeler kendi olanakları ile çadır kentten ayrıldı.

Valiliğin tahliye kararının ardından depremzedeler kentteki spor salonlarına yerleştirilecek.

AMED

#Dicle #Nehri #kıyısına #kurulan #çadır #kente #tahliye #kararı

HDP’den seçimlerde tek liste kararı

Seçimlere tek liste ile girilmesini kararlaştıran HDP MYK, Emek ve Özgürlük İttifakI’nda yer alan partilerle müzakere için Eş Genel Başkanlara tam yetki verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), seçim gündemiyle gerçekleştirdiği toplantıda yeni kararlar aldı. Son siyasi gelişmelerle birlikte Cumhurbaşkanlığı adayı çıkarma eğilimini yeniden gözden geçiren Merkez Yürütme Kurulu, seçimlere bir listeyle girilmesi yönündeki eğilimi de tartıştı.

Seçimlerde tek liste

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ile birlikte bileşen partilerin de eğiliminin bu yönlü olduğu, MYK de seçimlere bir listeyle girilmesine karar kıldı. MYK, ittifakta yer alan partilerle müzakere için Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar’a tam yetki verdi. Buldan ve Sancar, bu kararı Emek ve Özgürlük İttifakı toplantısına taşıyacak.

Ayrıca Eş Genel Başkanlar, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın genişletilmesi için Sosyalist Güç Birliği’nde yer alan partilerle görüşme için yetkilendirildi.

Hangi parti ile seçime gidilecek?

Seçimlere Yeşil Sol Parti ile girme kararını bir sonraki toplantıya bırakan HDP, partiye dönük kapatma davasıyla ilgili başvuruların sonuçlarını ve yüksek mahkemenin vereceği kararları bekleyecek.

Kılıçdaroğlu ziyareti

MYK’nin bir diğer önemli gündemi olan Cumhurbaşkanlığı adayı çıkarma eğilimi, Emek ve Özgürlük İttifakı’nda ele alınacak. Ancak bu eğilim, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 18 Mart’ta HDP’ye gerçekleştirilecek ziyaretle netleştirilecek. Bu karar, Emek ve Özgürlük İttifakı tarafından deklarasyonla kamuoyuna açıklanacak.

İsim havuzu oluşturuldu

Seçim hazırlıklarını sürdüren HDP, örgütlü olduğu kentlerde eğilim yoklamalarını tamamladı. HDP’nin oluşturduğu isim havuzunda önemli ve sembol isimler yer alıyor. Ayrıca HDP, önemli şahsiyetlere adaylık teklifi götürecek.

Haber: Özgür Paksoy/MA

#HDPden #seçimlerde #tek #liste #kararı