Ana Sayfa Blog Sayfa 802

Berlin’de binler Newroz ateşini yaktı

Avrupa’daki ilk Newroz ateşi Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenen mitingle yakıldı

Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenen Newroz etkinliğine binlerce kişi katıldı. Bu yılki Newroz eylemi, depremzedelerle dayanışma için organize edildi. Kürt halkının dostlarının da yer aldığı kutlamada tertip komitesi adına yapılan açıklamada, KCK’nin Mereş merkezli depremlerin ardından aldığı eylemsizlik kararına rağmen Türkiye’nin saldırılarının devam ettiği vurgulandı.

Açıklamada bu Newroz’un depremzedelerle dayanışmak için yapıldığı hatırlatıldı.

Kutlama sırasında Newroz ateşi de yakılırken sık sık “Bijî serok Apo” sloganı yükseldi.

Ayrıntılar geliyor…

#Berlinde #binler #Newroz #ateşini #yaktı

Tecride karşı ‘Jin jiyan azadî’ çadırı

Maxmûrlu kadınlar PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için ‘Jin jiyan azadî’ çadırı kurdu

Maxmûr Kampı’nda, Genç Kadın Hareketi öncülüğünde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için “Jin jiyan azadî, serbixwe azadî” şiarıyla eylem çadırı kuruldu. 4 Nisan’a kadar devam edecek eylem kapsamında, her hafta kampın bir mahallesinde çadır kurulacak.

Eylem çadırı kuruluşu için düzenlenen basın açıklamasında Genç Kadın Hareketi adına konuşan Roj Yıldızhan,“Uluslararası güçler, Önder Apo’yu esir alarak özgür yaşam umudunu yok etmek istediler. Ancak Önder Apo, savaşçı duruşuyla yenilmez bir özgür irade kaynağına dönüştü. Bu durum, uluslararası güçlerin korkusunu daha da arttırdı. Bu nedenle ağır bir tecrit politikasını hayata geçirdiler. Son 2 yıldır Kürt halkı Önder Apo’dan hiçbir şekilde haber alamamaktadır. Bu, insanlık tarihi için kabul edilemez bir haksızlıktır” dedi.

Eylem çadırında, birçok eylem ve etkinliğin gerçekleştirileceği belirtildi.

Kaynak: JınNews

#Tecride #karşı #Jin #jiyan #azadî #çadırı

Havadan ve karadan saldırılar sürüyor

Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Garê, Çemço ve Sîda bölgelerini 23 kez bombaladığı belirtildi

Deprem felaketinden hemen sonra KCK tarafından ilan edilen ateşkes devam ederken, Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki alanlara dönük saldırıları sürüyor. Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan habere göre, Garê 2 kez, Çemço ve Sîda da 21 kez ağır silahlarla bombalandı.

Kaynak: ANF

#Havadan #karadan #saldırılar #sürüyor

‘Son Ermeni köyü’ de göçle karşı karşıya

Türkiye’nin son Ermeni köyü olarak bilinen Vakıflı’da halk depremle yaşanan yıkım ve çadırların olmaması nedeniyle göç etmek zorunda kalıyor. Deprem öncesi 135 kişinin yaşadığı köyde şimdi ise 30 kişi kalıyor

Mereş merkezli ard arda yaşanan depremlerden birçok şehir merkezinin yanı sıra kasaba ve köylerde de ağır hasar yaşandı. Hatay’ın Samandağ ilçesine 5 kilometre uzaklıkta bulunan ve Osmanlı öncesinden bugüne yüzlerce yıl Ermenilere ev sahipliği yapan Vakıflı köyü, yaşanan depremlerden büyük hasar gördü.

Musa Dağı eteklerinde kurulan köy Akdeniz manzarası, doğası ve tarihi ile göz kamaştırırken, depremle adeta felaketi yaşadı. Deprem öncesi 135 kişinin yaşadığı köyde şimdi ise 30 kişi kalıyor.

Çadır bulamayan köylüler göç ediyor

Eskiden 7 Ermeni köyünün olduğu bölgede şimdi tek başına kalan Vakıflı’da 35 hane bulunuyor. Kilise, müze, kadın kooperatifi ve doğal güzelliklerin bulunduğu köy, misafirperverliğiyle biliniyor. Depremin ardından köye üç gün boyunca yardımlar ulaşmazken, halk, 3’üncü gün gönüllüler tarafından kendilerine yardım ulaştırıldığını belirtiyor. AFAD’ın halen çadır göndermediği köyde yurttaşlar kendi çadırlarını İstanbul’dan getirirken, çadır bulamayan veya imkânı olmayan yurttaşlar ise köyden ayrılmak zorunda kaldı.

‘Masaların üzerinde uyuduk’

Vakıflı köyü yurttaşlarından Elana Çapar “Hatay merkeze üç gün gelmeyen, buraya nasıl gelsin” sözleriyle yaşadıkları süreci anlattı. Depremin ilk 3 gününde büyük bir kâbus yaşadıklarını belirten Çapar, depremin durması ardından evlerinden çıkıp köyde bulunan çay bahçesinde masaların üzerinde uyuduklarını ifade etti. Deprem günü yağmur ve fırtınanın hiç dinmediğini aktaran Çapar, üçüncü gün dışardan gelen yardımlarla yaşamaya devam ettiklerini belirtti. Köyde 15 hasarlı evin olduğunu söyleyen Çapar, çadırlarda kalarak bu süreci beklediklerini söyledi.

‘Tek isteğimiz toprağımızda kalabilmek’

Koca bir belirsizlik içerisinde yaşadıklarını ifade eden Çapar, tek isteklerinin yaşadıkları yeri terk etmemek, toprağında kalabilmek olduğunu söyledi.

Çapar devamla şöyle konuştu: “Devlet ne yapacak, hasarlı evlerin durumu ne olacak hiç bilmediğimiz için bekliyoruz. Köyümüz turizme açık bir köydü. Bir müzemiz, kilisemiz, yine kadın kooperatifimiz var. Hem kültürel hem de doğa açısından çok güzel ve çok güzel işler başarmış bir köy. Depremden önce biz köyde Ermeniler olarak 35 hane toplamda 135 kişiydik. Ama depremden sonra yardım gelmeyince göçenler oldu ve 30 kişi kaldık. Bütün evlerimiz eski, benim evim 1918’de yapılmış bir ev, yine komşumun evi 130 yıllık bir ev. Evler eski olduğu için hepsi hasar almış durumda. Bizler bu köyü bırakıp gitmeyi düşünmüyoruz gitmeyeceğiz de. Bizlere yeni yaşam alanı oluşturulması gerekiyor. İnat edip burada kalacağız.”

‘Gidenler evler onarıldığı gibi geri gelir’

Köyden göç edenlerin evleri onarıldığı gibi geri dönecekleri dile getiren Çapar, “Hatay medeniyetlerin şehri, insanların beraber yaşadığı bir şehir. Birbirimizin cenazesine, bayramlarına gidiyoruz, buranın böyle oluşu bizi ayakta tutuyor. Deprem nedeniyle çocuklarımızı ve yaşlılarımızı göndermek zorunda kaldık. Burada deprem korkusu çok kötü. O gidenler de gitmek istemiyordu ama çocukları için buradan gidiyorlar. Evlerimiz onarıldığı gibi hepsi yeniden köylerine dönecek. Bizim de tek talebimiz evlerimizin onarılması. Burayı seviyoruz” ifadelerinde bulundu.

Haber: Medine Mamedoğlu / NuJinha

#Son #Ermeni #köyü #göçle #karşı #karşıya

Depremin ardından ‘tarım depremi’!

Deprem yaşanan illerde yurttaşların kullanma suyu bir yana içme suyu sorunu dahi çözülmüş değil. Diğer yandan yetersiz yağışlar kuraklığa neden olurken, gıda krizine yol açacak tarım depremi yaşanmakta

Hatay’da deprem sonrası hayatta kalan yurttaşlar bir yandan yakınlarının acısını yaşarken, barınma, susuzluk ve açlık gibi sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Diğer yandan üreticiler ise zor günler yaşarken üretimin en önemli ihtiyaçlarından biri olan suya erişemezken, gelişen kuraklık ise üreticilerin şu anda en büyük sorunu olarak öne çıkıyor. Hatay’da üreticiler, kuraklığı “tarımın depremi” olarak ifade ediyor. Deprem felaketlerinin yaşandığı şehirlerde de üretici için kuraklık sorunu büyük bir felaket olarak tanımlanıyor.

Çiftçiler yağış bekliyor

Bölgede görece daha iyi durumda olan Riha’nın Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kaya, yaralarını sarmaya çalıştıkları, bu dönemde en büyük sorunlarının kuraklık olduğunu söylüyor. Kaya, “Kuraklık tehlikesi şu anda en büyük sorun. Çiftçimiz mevcut ürünlerin gelişimi ve yeni ürünlerin ekim hazırlığı için yağışı beklemek durumunda kalıyor” dedi. Hatay’da depremden büyük yara alan ve yıkılmış olan Hatay Kırıkhan Ziraat Odası Başkanı Mehmet Çelik ise araziler ve hayvan varlığında büyük bir kayıp olmadığını ancak en büyük sorunun yağış azlığı olduğunu söyledi. Çelik, barajların boşaldığına, yeraltı sularının ise fay hatlarından zarar gördüğüne dikkati çekti.

Kuraklık her yıl artıyor

Depremin etkilediği 10 il coğrafyasında 203 adet irili ufaklı baraj ve HES’ler var ve planlananlarla birlikte bu sayının 300’lere ulaştırılması amaçlanıyor. Kürt coğrafyasında büyük baraj sayısı ise yüzleri aştı. Göletler ve HES’lerle birlikte bu sayı binlere ulaşırken, sular doğadan ve çiftçiden adeta çalınmış durumda. Kürt coğrafyasında yaşayan çiftçiler barajlara hapsedilen sulardan yararlanması olanaksız hale getirilerek yeraltı suyuna mahkum edildi. Yeraltı suyuna erişmek içinse bölgede elektrik dağıtımı yapan başta DEDAŞ ve diğer şirketler halkı soyguna tabi tutarak tarımsal üretimlerden çiftçileri uzaklaştırırken, yeraltı suları ise yağış azlığı nedeniyle ulaşılamayacak derinliklere kaçmaya başlarken oluşan fay kırıklarının bu kaybı arttıracağı belirtiliyor.

Bitkisel üretimin yüzde 20’si

Depremin etkilediği 10 ilde kayıtlı 270 bin çiftçi ve bir o kadar da kayıt yaptıramayan çiftçi üretimlerini sürdüremez durumda. Türkiye’de toplam tarım arazilerinin yüzde 16.2’sine yani 35,8 milyon dekarlık tarıım arazilerine sahip olan bölgedeki arazilerin 11 milyon dekarı Riha’da, 5.8 milyon dekarı Amed’de, 5 milyon dekarı Adana’da, 3.6 milyon dekarı Mereş’te, 3.5 milyon dekarı Dîlok’ta ve 2,4 milyon dekarı da Hatay’da bulunuyor. Bu arazilerin 25.6 milyon dekarında tahıl ve bitkisel üretimler yapılırken, Türkiye’de toplam üretimin yaklaşık yüzde 20’si depremde zarar gören 10 il coğrafyasında gerçekleştiriliyor.

Kış kuraklığı

Türkiye coğrafyasının tamamında yağışın en çok yaşandığı aylar Aralık ve Ocak ayları. Bu aylarda ortaya çıkan kuraklık, Kasım ve Şubat aylarını da içine alarak genişlerken, çölleşmeye doğru hızla yol alacağımız kış kuraklığının geliştiği izleniyor. Meteorolojik ön görüler, 2023 yılı mart sonuna kadar toprağı doyuracak bir yağışın olmayacağı yönünde. Birçok bölgede barajlarda suyun çok düşük seviyelerde olması büyük bir su ve gıda krizinin habercisi olarak öne çıkıyor. Kar yağışının yetersiz oluşması ise yeraltı sularının beslenmemesine neden oluyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Depremin #ardından #tarım #depremi

Agirî’de kuraklık tehlikesi

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan 2022 Kasım, Aralık ve 2023 Ocak aylarını kapsayan 3 aylık kuraklık haritasında Agirî’nin de içinde bulunduğu coğrafyada ‘olağanüstü kuraklık’ ve ‘çok şiddetli kuraklık’ tanımlaması yapılıyor

Kentte kar yağışlı gün sayısında azalma yaşanırken, Yazıcı Barajı’nda su seviyesinde ciddi oranda düşme meydana geldi. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Kaya, kuraklığın büyük bir tehlike oluşturduğunu söyleyerek, “Son 5 yıllık 2018-2022 ortalama verilerine baktığımız zaman burada bunun 29 güne düştüğünü görüyoruz. Bu gerçekten çok ciddi bir tehdit” dedi.

Kar yağışı çok önemli

Prof. Dr. Kaya, “Yağışın en önemlisi kar yağışlarıdır. Yağmur şeklinde yağan yağışlar genellikle yüzeysel akışa geçer ve zemini kısa bir süre neme doygun hale getirir ancak kar yağışları adeta bir yorgan gibi yüzeyi kaplar ve daha sonra yavaş yavaş eriyerek hem zemin toprağını hem de yeraltı sularını beslemede çok önemlidir. Tedbir olarak suyu çok dikkatli kullanmamız lazım, sulamayı çok dikkatli yapmamız lazım” diye belirtti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Agirîde #kuraklık #tehlikesi

Qamişlo katliamının üzerinden 20 yıl geçti

12 Mart 2004’de 7 Nisan Stadı’nda bir grup ırkçı taraftarın saldırısı ile başlayan olaylarda Baas rejimin açtığı ateş sonucu 38 kişi yaşamını yitirdi. Hâlâ akıbeti bilinmeyen insanlar bulunuyor

12 Mart 2004 tarihinde büyük bir taraftar grubu Qamişlo’daki Fetva ile Cihad takımları arasındaki karşılaşmayı izlemek için Baas rejiminin 7 Nisan Stadı olarak adlandırdığı Qamişlo Belediye Stadı’na geldi.

14.00’da başlaması beklenen karşılaşmadan önce kendilerini Fetva takımının taraftarı olarak tanıtan bir grup ırkçı, güvenilk güçlerinin kontrolünden geçmeden stada alındı. Ancak detaylı aramaya maruz kalan Cihad takımının taraftarlarının üzerindeki su şişeleri ve kemerlere el konuldu.

Irkçı sloganlar atan bu grup, oyuncuların ısınmak için sahaya çıktığı sırada Saddam Hüseyin lehine ve Kürtleri hain olarak ilan eden sloganlar atmaya başladı. Grup daha sonra Cihad takımının taraftarlarına taşlar yağdırıdı. Şam hükümetine bağlı çok sayıda güvenlik gücü, bu gruba herhangi bir müdahalede bulunulmayarak, Cihad takımı taraftarlarını staddan çıkardı.

Dönemin Heseke valisi Selim Kebul, güvenlik güçlerine Cihad taraftarlarına ateş açma emri verdi. Saldırı sonucunda aralarında 2 çocuğun da bulunduğu 9 Cihad taraftarı yaşammını yitirdi. Bu olayla birlikte bölgedeki bileşenlerin arasına fitne sokma planı ortaya çıktı.

Şam hükümeti, olaydan bir gün sonra Rakka ve Dêrazor’dan getirdiği güvenlik güçleri ve asklerlerle 9 kişinin cenaze törenine katılımı engelledi. Şam hükümet güçleri cenazeye katılanlara ateş açarak aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 24 kişiyi katletti. Saldırıda çok sayıda kişi de yaralandı.

Aynı zamanda yüzlerce kişi tutuklandı. Tutuklananlardan bazıları işkenceyle katledilirken, bazıları müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca henüz akıbeti bilinmeyen çok sayıda kişi bulunuyor.

Katliamın ardından halk alanlara çıkarak ayaklandı. Rojava, Halep ve Şam genelinde halk sokaklara çıktı. Halk ayaklanmasıyla birlikte rejim tarafından katledilenlerin sayısı 38’e yükseldi.

Kaynak: RojNews

#Qamişlo #katliamının #üzerinden #yıl #geçti

20 yaşında girdiği cezaevinden 50 yaşında çıktı: ‘Mücadeleye devam’

Burhaniye Cezaevi’nde tutuklu Hasan Beyret, 30 yıllın ardından tahliye edildi. Çiçeklerle karşılanan Beyret’in ilk sözleri, ‘Demokratik bir yaşam için mücadelemiz sürecek’ oldu

Balıkesir Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu Hasan Beyret, 30 yılın ardından tahliye edildi. Beyret’i cezaevi önünde ailesi, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (EGE TUHAYDER) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ayvalık ilçe yöneticileri tarafından çiçeklerle karşılandı.

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 1993 yılında gözaltına alındıktan sonra Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verilen Beyret, sırasıyla Diyarbakır, Adana, Ceyhan, Siirt, Kırıkkale ve son olarak Burahaniye cezaevlerinde tutuklu bulundu.

Beyret, 20 yaşında cezaevine girdiği cezaevinden 50 yaşında çıktı. Cezaevinden çıktıktan sonra konuşan Beyret, “30 yılda birçok zulme maruz kaldık. Ancak hiç bir zaman boyun eğmedik, geri adım atmadık, karşısında durduk. Tutuklanmamız şahsi değildi. Kürtler yıllardır zulmün altında yaşatılmaya çalışılıyor. Buna karşı geldiğimiz için tutuklandık. Başarıya kadar mücadeleye devam. Demokratik bir yaşam için mücadelemiz sürecek” dedi.

Beyret, daha sonra memleketi Nisêbîn’e (Nusaybin) doğru yolla çıktı.

Kaynak: MA

#yaşında #girdiği #cezaevinden #yaşında #çıktı #Mücadeleye #devam

İran’da 12 okulda daha gaz saldırısı

İran’da kız çocuklarının eğitim gördüğü 12 okula daha zehirli gaz saldırısı yapıldı

İran’da 30 Kasım’dan bu yana kız çocuklarının eğitim gördüğü okullara yönelik zehirli gazlarla saldırılar gerçekleşiyor. Rojnews’te yer alan haberde, dün Sine, Xuzistan ve Gilan kentlerinde en az 12 okula zehirli gazlarla saldırı düzenlendi. Sine kentinde bazı öğrenciler hastanelere kaldırıldı.

İran’da kız öğrencilerin zehirlenmesi: Kan tahlil sonuçları saklanıyor

DIŞ HABERLER

#İranda #okulda #daha #gaz #saldırısı

Gazi Katliamı’nın 28. yılı: Binler yürüyüşe geçti

Gazi Katliamı, 28’inci yılında binlerce kişi tarafından yürüyüşle protesto ediliyor

12 Mart Platformu, 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliamın 28’inci yıl dönümü dolayısıyla Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cemevi) önünde bir araya geldi. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ise, Sultangazi İlçe Örgütü önünde bir araya gelerek, cemevi önüne kadar yürüyüş düzenledi. Yürüyüşte sık sık, “Gazi’de düşene, dövüşüne bin selam” sloganı atıldı. Polis, partililerin slogan atmasına engel olmaya çalıştı ancak partililer cemevine kadar yürüdü. Cemevi önüne bayrak, flama ve dövizlerle gelen platform üyelerinin ellerindeki, “Katil devlet” ve “Devlet öldürdü” şeklindeki dövizlere polis tarafından el konuldu. Kaldıraç üyesi çok sayıda kişi de yürüyüş ve sloganlarla cemevi önüne kadar yürüdü.

Binlerce kişi, katliamın yaşandığı eski karakolun önüne doğru yürüyüşe geçti. Katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı yürüyüşte, “Gazi’den Ümraniye’ye adalet istiyoruz” yazılı pankart açıldı. Ayrıca katledilenlerin isimleri tek tek okundu. Kitle, okunan isimleri hep bir ağızdan “yaşıyor” dedi. Yürüyüş devam ediyor.

Ayrıntılar geliyor…

#Gazi #Katliamının #yılı #Binler #yürüyüşe #geçti