Ana Sayfa Blog Sayfa 814

Elazığ depreminde hasar almıştı bu depremde yıkıldı: Dilekçeler işleme alınmadı

Elazığ depreminde onlarca evin hasar aldığı Balyan’da 72 kişi hayatını kaybetti. Beldede Elazığ depremi esnasında hasar gören binalar için verilen dilekçelere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün duyarsız kaldığı ortaya çıktı

Semsûr’un bin 700 nüfuslu Balyan (Yaylakonak) Beldesi’nde, Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 72 kişi yaşamını yitirdi. 2 mahalle ve 4 köyü bulunan beldede bulunan 280 yapıdan 260’ı deprem sırasında yıkıldı. Depremde en çok etkilenen mahallesi ise Karaçalı Mahallesi oldu. 79 haneden 75’inin yıkıldığı mahallede, 42 kişi yaşamını yitirdi. Merkez Mahallesi’nde ise 7 kişi yaşamını yitirdi.

MA’dan Ömer Akın’ın haberine göre ağır yıkımın yaşandığı beldede, Elazığ’da 24 Ocak 2020’de meydana depremde birçok evin ağır hasar aldığı ortaya çıktı. Elazığ depremi sırasında bazı evlerin duvarlarının çöktüğü, bazı evlerin ise duvarlarında çatlaklıkların oluştuğu, yurttaşların Adıyaman Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvurularının “Deprem alanı dışında” denilerek reddedildiği öğrenildi.

130’dan fazla dilekçe verilmiş

Balyan Belde Belediye Başkanı Abuzer Aydın, “O süreçte Adıyaman’ın Sincik, Gerger ve Çelikhan ilçeleri kapsama alınmıştı. Bizim belde merkez ilçeye bağlı olduğu için dikkate alınmadı. Belediyeye 91 yurttaş tarafından dilekçe verildi. 30-40 yurttaşta kendisi direk Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne başvurdu. Eğer o zaman gerekli önlemler alınsaydı, bu kadar kişi hayatını kaybetmezdi” dedi.

79 evin 72’si yıkıldı

Depremden en çok etkilenen Balyan’ın Karaçalı Mahallesi’nde 79 evin 75’i yıkıldı. 42 kişinin yaşamını yitirdiği mahallede, Elazığ depremi sırasında onlarca kişi AFAD’a dilekçeyle başvurdu. Konuya dair bilgi veren mahalle muhtarı Yılmaz Bozdemir, o süreçte kendi evininde hasar aldığını ve evleri hasar alan yurttaşlarla birlikte AFAD’a dilekçe verdiklerini söyledi. AFAD yetkililerinin, mahallelerinin deprem kapsamı dışında kaldığını, sadece Elazığ’a 250 kilometrelik mesafenin dikkate aldığını aktardığını belirten Bozdemir, “Bu depremde benim de evim yıkıldı. Ben enkaz altından zor kurtuldum. Eşim gözlerini kaybetti. Kardeşim, ablam, 3 yeğenim ile birlikte 42 kişi hayatını kaybetti. O zaman söylediklerimizi kulak arkası yaptılar. Eğer önlem alınsaydı, bu kadar kişi ölmezdi” diye konuştu.

Dilekçe verenler hayatını kaybetti

Balyan Merkez Mahallesi muhtarı Aziz Kartal ise, mahallede 7 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Elazığ depremi sırasında mahallesinde oturan Mehmet Ali Soyoğlu ile Abuzer Ermutlu için dilekçe verdiğini dile getiren Kartal, “O zaman evlerimiz yıkıldı. Evlerin bir tarafı tamamen yoktu. Bu konuda dilekçeleri AFAD’a götürdük. İki dilekçe götürdüm. Bana ret cevap verdiler. Bizi ikinci plana attılar. Mehmet Ali Soyoğlu öldü, Abuzer Abuzer Ermutlu’nun beli kırıldı” ifadelerini kullandı.

SEMSÛR

#Elazığ #depreminde #hasar #almıştı #depremde #yıkıldı #Dilekçeler #işleme #alınmadı

Hasar tespit diye fotoğraf çekip gittiler

Depremlerin ardından devam eden hasar tespit çalışmalarında çekilen fotoğraflar üzerinden hasarlı ya da az hasarlı olduğuna karar veriliyor

Mereş’te (Maraş) 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerin ardından biryandan enkazlar kaldırılıyor, bir yandan da dayanışma ile yaralar sarılmaya çalışılıyor.
Öte yandan ayakta kalan binalarda ise hasar tespit çalışmaları yürütülüyor. Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Ömer İbrahimoğlu’nun haberine göre, depremin üzerinden bir ay geçmesine rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yetkilileri tarafından yürütülen hasar tespit çalışmalarının eksikliklerle dolu olduğu görüldü.

Hasarlı binaya ‘az hasarlı’ raporu

Depremlerden etkilenen Dîlok’un (Antep) İslahiye ilçesinde depremzedeler ağır hasarlı evlere “az hasarlı” raporları verildiğini aktarırken, ilçede depremin ardından ön ve arka cephesinde hasar meydana gelen 4 katlı bir binaya da “az hasarlı” raporu verildi.

Sadece fotoğraf çektiler

Yıkım endişesiyle evlerine giremeyen yurttaşlar, hasar tespit çalışmalarına güvenmediklerini belirterek, görevlilerin evlerin içinde incelemelerde bulunmadıklarını, dışarıdan fotoğraf çekerek gittiklerini belirtti.

‘Bir şey olmaz’ dediler

Hasar tespiti için başvuruda bulunan depremzedelerden Halil Akıl, gelen görevlilerin dışarıdan eve baktıklarını, “Bir şey olmaz” diyerek gittiklerini söyledi. Evin içinde birçok çatlak olmasına rağmen az hasarlı raporu verildiğini aktaran Akıl, bir kez daha ilçe kaymakamlığına başvurdu.

DÎLOK

#Hasar #tespit #diye #fotoğraf #çekip #gittiler

Gazeteci Bulut’a deprem haberlerinden gözaltı

Gazeteci Fırat Bulut deprem haberleri gerekçe gösterilerek, ‘yalan bilgi yayma’ iddiasıyla Ankara’da gözaltına alındı

Gazeteci Fırat Bulut deprem kentlerinden olan Meletî’den (Malatya) geldiği Ankara Esenboğa Havalimanı’nda gözaltına alındı. Deprem haberleri gerekçe gösterilerek “yalan bilgi yayma” iddiasıyla gözaltına alınan Bulut Esenboğa Havalimanı Karakolu’na götürüldü.

Bingöl Sulh Ceza Hakimliği’nin, hakkında çıkardığı yakalama kararı gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Bulut, sabah saatlerinde savcılığa çıkarılacak.

Susturmaya çalışıyorlar

Gözaltına alınmasını sanal medya hesabından duyuran Bulut şunları yazdı: “Bir aydır deprem bölgesinde haber yapıyorum. Bu akşam geldiğim Ankara Esenboğa’da gözaltına alındım. Bingöl Sulh Hakimliği hakkımda alanen yalan bilgi yaymaktan soruşturma açmış. Depremde yoktular, soruşturma ile susturmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL

 

#Gazeteci #Buluta #deprem #haberlerinden #gözaltı

Kayser’de 4,8 büyüklüğünde deprem

Kayseri’de saat 05.28’de 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yetkililer olumsuz bir durumun olmadığını söyledi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Kayseri’nin Hacılar ilçesi olan 4,8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin yaklaşık 7 kilometre derinlikte olduğu belirlendi.

Kayseri Vali Vekili Şenol Esmer, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, ilk belirlemelere göre bir olumsuzluk görünmediğini, birimlerin saha kontrol çalışmalarına devam ettiğini bildirdi.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da yaptığı paylaşımda, “İlk bilgilere göre olumsuz bir durumumuz yok. Ekiplerimiz sahada, teyakkuz halinde. Lütfen resmi açıklamalara itibar edelim. Rabbim tüm afetlerden bizleri korusun” ifadelerini kullandı

HABER MERKEZİ

#Kayserde #büyüklüğünde #deprem

Meleti’de 6 katlı bina yıkıldı

Meleti’de ağır hasarlı 6 katlı bir bina, Semsûr’da meydana gelen depremin ardından yıkıldı

Semsûr’un (Adıyaman) Sincik ilçesinde saat 21.55’te 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Meleti’de (Malatya) de hissedilen depremde, önceden ağır hasar alan 6 katlı bina yıkıldı. Çökme ihbarıyla olay yerine, arama- kurtarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, enkazda kimsenin olmadığını belirledi.

Olay yerine gelen Malatya Valisi Hulusi Şahin, bir kısmı enkaz halinde olan binanın çöktüğünü belirterek, “Hemen arkada bulunan iş makinalarıyla burada enkaz kaldırma çalışmaları yapıyordu. Herhangi bir canlının olma ihtimali yok. Zaten enkaz kaldırmaları sırasında kontrollü bir şekilde yıkılıyordu zaten” dedi.

MELETÎ

 

#Meletide #katlı #bina #yıkıldı

Deprem vergileri de mermiye gitti

AKP’li Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan imzasıyla 05.09.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararla beş projeye yatırım teşviki sağladı. Projeler arasında İHA üretimi yapan damat Bayraktar’ın projesi de bulunuyor

Hüseyin Kalkan

1999 depreminden sonra Özel İletişim Vergisi, (Genellikle deprem vergisi olarak anıldı) adı altında bir vergi getirildi. Amaç hem depremde zarar gören yurttaşların yarasına sarmak hem de gelecekte bir depreme karşı hazırlık yapmak olarak açıklandı. İki yıl süre için çıkarılan bu vergi yasası daha sonra sürekli hale getirildi. “2000-2022 yılları arasında tahsil edilen toplam özel iletişim vergisi miktarının 88 milyar 298 milyon TL olduğu görülüyor. İlgili yılların TCMB’den alınan ortalama dolar kuru ile hesaplama yapıldığında, 22 yıl içinde toplanan Özel İletişim Vergisi tutarı 38,4 milyar dolara denk geliyor. (Doğrulukpayı.com. 9 Şubat 2023)” Deprem gerçeğinin gösterdiğine göre bu paranın tek bir kuruşu bile depreme hazırlık için harcanmadı. Bu vergi olmasa bile devletin kaynakları zaten depreme hazırlık yapmak için yeterli. Yapılmadı. Ülkeyi depreme hazırlayacaklarına savaşa hazırladılar.

AKP iktidarı Efrîn’e operasyon izni için Rusya’dan S-400 bataryası aldı. Depolarda çürüyen bu bataryaya 2.5 milyar dolar ödendi. Bu parayla onbinlerce çadır alınabilirdi. Neredeyse 1 ay geçti hala çadır bekleyen insanlar var

Efrîn için milyarlar

AKP iktidarının Efrîn’e operasyonu izni için yaptığı jestlerden biri de Rusya’dan bir S-400 bataryası almaktı. Depolarda çürüyen bu bataryaya 2.5 milyar dolar ödendi. Neredeyse 1 ay geçti hala çadır bekleyen insanlar var. S-400 alınırken Türkiye’nin güvenliği için tehlike olarak gösterilen Rojava yönetimi, Ermenistan, Yunanistan depremi için sınır aştılar. İşgal etmek için değil, depremzedelere yandım etmek için. Gerçi Rojava yönetiminin yardım etmesine bile izin vermediler. Oysa ki Özerk Yönetimin gönderdiği tırlarda akaryakıt bulunuyordu ve deprem bölgelerinde ısınmak için bu yakıta çok ihtiyaç vardı. Deprem bir kere daha gösterdi ki Türkiye bir düşman çemberi ile çevrili değil dost halklarla çevrili.

En militarist
İktidarın savaş bütçesine ayırdığı pay her yıl bütçenin yüzde 10’una denk geliyor. Bu rakama silah üreten şirketlere sağlanan teşvikler ve örtülü ödenekten yapılan harcamalar dahil değil. Bu yılın bütçesinde savaş ayrılan pay ise 468,7 milyar lira; bu rakamın güncel kurda karşılığı, yaklaşık 25 milyar dolara denk geliyor. Bütçe görüşmelerinde konuşan HDP milletvekillerinden Şevin Coşkun, bu yıl yapılan bütçenin militarist karakterini şöyle anlatıyordu: “Sonuç olarak 2023 yılı bütçesinden silahlanma ve güvenlik harcamaları için 460 milyar TL ayrılmıştır. 2022 yılına göre yüzde yüz artışla 460 milyara TL’ye çıkan 2023 silahlanma ve güvenlik bütçesi tutarı, cumhuriyet tarihinin en yüksek ‘silahlanma ve güvenlik bütçesi’ olmuştur. Silah ve çatışma için ayrılan bu tutar 2023 yılı bütçe giderinin yaklaşık yüzde 10’una tekabül etmektedir. Yani 2023 yılı bütçesindeki her 8 liralık verginin 1 lirası silahlanma ve güvenlik harcamalarına gidecektir. Türkiye bu harcama rakamlarıyla dünyanın en çok askeri harcama yapan ülkeleri arasında 16’ncı sırada yer almaktadır.” (12 Aralık 2022, Yeni Yaşam)

Teşvik kıyağı

İktidar yetkilileri ‘bir merminin kaç lira olduğunu biliyor musunuz’ diye soruyor. Bilen biliyor ve sorguluyor. Ama savaşa giden sadece mermiye, bombaya ödenen para değil. Savaş araç ve gereçlerini üreten şirketlere de bol keseden teşvik ödeniyor, vergi indirimden yaralandırılıyor. Dünyada görülmemiş bir örnek Erdoğan’ın imzasıyla kendi damadına sağladığı teşviktir. R. Tayyip Erdoğan imzasıyla 05.09.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararla beş projeye yatırım teşviki sağladı. Projeler arasında İHA üretimi yapan damat Bayraktar’ın projesi de bulunuyor. Erdoğan, damadına yüzde 120 destek ve projeleri için yasal düzenleme sözü verdi. Yapılan teşvikler ise yüzde 120’yi buldu. (05 Eylül 2019, Cumhuriyet)

Akman’ın hesaplaması

İktisatçı Cüneyt Akman 2018 yılında savaşta kullanılan silahların, mermilerini ve mühimmatın tutarını hesapladı. Bu çarpıcı hesap üzerinden zaman geçmesine rağmen yeni bir hesaplama için önemli ipuçları taşıyor: “Bir savaş uçağının attığı sıradan bir bombanın fiyatı ortalama 2.500 dolar. Aslında F-16’larda kullanılan General Dynamics’in genel maksat bombası 925 kiloluk MK-84’ü baz alırsak, onun fiyatı 3.100 dolar. 10 ay kadar sürecek ve arada bazı haftalar oldukça sıkı bir ateş gücüne ihtiyaç duyulabilecek bir operasyonda bunun masrafının ne kadar olacağını artık konuyu merak eden asker okuyucularımıza bırakalım” (Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet, Cüneyt Akman, s. 154) Akman’ın verdiği başka bir bilgi ise F-16’ların bombalarına dair: “Amerikan malı ve F-16’larda sık kullanılan nispeten ufak boy (mesela 250 kiloluk GBU 12 Paveway-2) laserli bombaların maliyeti yaklaşık 22 bin dolar. Çoğu durumda beton ya da yeraltı sığınaklarına karşı bu bombalar da pek az etki yapar. Onun için ‘bunker buster’, Türkçe adıyla ‘sığınak delici’ veya ‘nüfuz edici’ bombalar kullanılır. Türkiye yaklaşık iki senedir bunları Kırıkkale’de üretiyor. Tabii bunlara da laser kitleri takılabiliyor. 2 bin librelik yani 900 kilo civarındaki bu bombaların yurt dışındaki muadillerinin maliyeti ortalama 7.500 dolar. Bunlara laser kiti takıldığında maliyetinin 35 bin dolara kadar yaklaşabileceğini hesaba katmak gerekir.” (Cüneyt Akman, Age, s. 154)

Uçaklar su yakmıyor

Akman, bu uçaklarını yaktığı yakıtı da hesaplamış: “Bir F-16’nın ne kadar yaktığını örneğin yine ABD’de kullanılan bir F-16 cinsi olan F-16 Viper’dan kıyas edebiliriz. F-16 Viper, muhtemelen bizim F-16’lar gibi saatte ortalama 7 bin galon jet yakıtı yakıyormuş. Bunun da galonu zaman içinde değişmekle birlikte ortalama 2 dolar olduğunu düşünsek sadece şöyle bir 1 saat dolaşması, hiç ateş açmasa bile 14 bin dolara mal olur. Böylece Afrin Harekâtının ilk gün 72 uçakla yapıldığı bildirilen ilk sortilerinin sadece yakıt bedeli bile minimum 1 milyon dolardır. Fakat mühimmatla ilgili verdiğim bilgilerden görülebilir ki bir hava taarruzunun en ucuz kısmı yakıttır. Tek bir füzenin bedeli bile bunun iki katını genellikle aşar. Ayrıca bir F-16’nın uçuşa hazırlanması ve geri dönüşünün destek faaliyetlerinin de maliyeti vardır. Sonuçta bir savaş uçağının tek bir sortisinin maliyeti ne kadardır? Toplam hava akınlarının yoğunluğu, kullanılan araçların ve uçakların cinsi, kaç uçağın katıldığı, hangi silahların ne kadar kullanıldığına bağlı olarak çok değişiyor elbette. Fakat ABD’nin Irak ve Suriye ile Kosova ve Bosna gibi değişik operasyonlarıyla ilgili verilen rakamlar en ufağından 800 bin dolardan başlıyor ve bir F-16 filosunun seferi için 2,5 milyon dolar olarak hesaplanıyor. ABD’nin geçen yıl birkaç ay içinde Suriye ve Irak’ta IŞİD hedeflerine yaptığı hava akınlarının ortalama birim maliyetinin bu olduğu yazılıyor. Tek bir F-16’nın ise 1 saatlik sadece uçuş maliyetinin ise 22.500 dolar olduğu belirtiliyor. Sonuçta uzunca bir savaşta çok yoğun bir hava desteği gerekeceğinden THK’nın kullandığı Savaşan Şahinlerin uçuş maliyetleri ABD hava filosundan biraz daha ucuz olsa da Afrin ve Kuzey Irak sortilerinin ve iç güvenlik sortilerinin minimum maliyetinin milyarlarca dolarla ölçülebileceği aşikâr” (A.g.e, 155-156) Akman’ın hesapladığı başka bir silah ise Fırtına obüsleri. Akman, “Fırat Kalkanı” ve Efrîn saldırılarında kullanılan bu obüslerin sadece mermi masrafının 5 milyar dolar tuttuğunu yazmaktadır. (A.g.e, s. 153) Akman’ın kitabında daha başka hesaplamalarda var. Ancak daha fazla uzatmamak için son olarak İHA’ların maliyetini ve uçuş giderlerini örnek vererek bitirmek istiyoruz. Akman, bir İHA’nin bir saatlik yakıt masrafını 4 bin dolar olarak hesaplamaktadır. İHA’ların kendi maliyetine gelince Akman şunları yazmaktadır: “İHA’lar söz konusu olduğunda savaşın çok daha kötü yanına girmek gerekir. Çünkü İHA’lar düşürülmesi en kolay hava araçlarıdır ve sık sık da düşürülürler. Düşen nispeten sıradan bir İHA’nın maliyetini Milli Savunma Bakanı’nın bir soru önergesine vermiş olduğu cevaptan biliyoruz: 6 tanesi için 36 milyon TL’den biraz fazlası… O zamanın kuruyla 2-3 milyon dolar… ANKA tipi olanlar ise 5 ila 8 milyon dolar arasında” (A.g.e, s. 154) Bu bölümü şöyle bir notla bitirmek gerekiyor. Türk Lirası her gün eridiğinden rakamsal verileri dolar cinsinden vermeyi uygun gördük. Ancak bu savaş araçlarının fiyatı dolar bazında da 2018’den günümüze değişti. Okurken bu durumu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yani hesaplanan harcamalar, güncel olarak bu rakamların çok çok üstünde.

Şilli örneği ve Türkiye

Bu dosyadaki veriler savaş giderlerini sadece bir kısmını içeriyor ve bazı verilerin güncellenmesine ihtiyaç var. Ama bu bile ‘Bir merminin kaç lira olduğunu biliyor musunuz?’ diye soran Erdoğan’ın haklı olduğunu göstermeye yeter. Veriler bir merminin ve onu atacak silahların hiç de ucuz olmadığın gösteriyor. Silah ve mermiye harcanan paralar yüzünden depreme dayanıklı kentler inşaat etmek mümkün olmuyor. Hem deprem vergileri hem ülkenin diğer kaynakları savaşa harcandı, harcanıyor. Daha açık bir deyişle kimse halkın can ve mal güvenliği için para harcamaya gerek görmüyor. Yazı boyunca verdiğimiz örnekler savaş harcamalarında kazananların olduğunu ve bunların bugün dahi bu kazançtan vazgeçmediklerini gösteriyor. Evet depremin şiddeti büyük ve geniş bir alana yayıldı. Ama Şili de bir deprem ülkesi, meydana gelen depremlerin şiddeti Türkiye’yi geçiyor. Ama son meydana gelen 8,8 şiddetindeki depremde ve tsunamide can kaybı 500 kişi oldu ve sadece bir bina yıkıldı. (Dw Türkçe, Martin Kübler, 25.02.2023) Çünkü hükümetler mermiye para harcayacaklarına depreme dayanıklı kentler inşa ettiler.

Savaş kaybettirdi

Araştırmacı yazar İzzet Akyol tarafından Demokratik Gelişim Enstitüsü için hazırlanan raporda, Türkiye’nin Kürt sorununda güvenlikçi politikaları tercih etmesi nedeniyle son 40 yılda 3 trilyon 630 milyar dolar kaybettiği hesapladı

Araştırmacı ve yazar İzzet Akyol tarafından merkezi Londra’da bulunan Demokratik Gelişim Enstitüsü (Democratic Progress Institute) için hazırlanan raporda, Türkiye’nin Kürt sorununun çözümünde güvenlikçi politikaları tercih etmesi nedeniyle son 40 yılda 3 trilyon 630 milyar dolar kaybettiği hesaplandı. Akyol, raporda, Kürt sorununu çözülmemesi halinde Türkiye’nin bedel ödemeye devam edeceği uyarısı yaptı. Akyol’un hesaplarının diğer hesaplamalardan farkı sadece savaşta harcanan paraları değil, savaşın ekonomiye ve sosyal hayata etkilerini ve bunların karşılığını da hesaplamış olmasıdır.

Akyol raporda, bu konuda devlet yetkililerinin telaffuz ettiği rakamlara da yer verdi. Raporda yer alan bilgilere göre, 2007 yılında Meclis Başkanı Köksal Toptan, silahlı çatışmaların Türkiye’ye maliyetini 250 milyar dolar, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, ertesi yıl rakamı 300 milyar doların üzerinde, Bakan Faruk Çelik de Eylül 2011’de 400 milyar dolar olarak açıklamıştı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2013’te, çözüm sürecinde, 300 milyar dolar maliyet rakamını telaffuz ettiği de raporda yer aldı. Ancak Akyol, 40 yıla yakın süredir süren savaşın Türkiye’ye 3 trilyon 630 milyar dolara mal olduğunu hesapladı. Akyol raporunda, 3 trilyon 630 milyar dolar rakamını şu yöntemle bulduğunu açıkladı: “REDK (Reel Efektif Döviz Kuru) düzeltmesi yapılmış şekilde, 1985-2020 milli gelirler toplamı 15 trilyon 078 milyar 811 milyon dolar olmaktadır. Çatışmaların yuttuğu kaynaklar, ekonomi havuzuna katılarak büyüme hesabı yapıldığında, alternatif çatışmasızlık senaryosuna göre Türkiye’nin (reel kur düzeltmesiyle), 18 trilyon 709 milyar 174 milyon USD küsur toplam milli gelir üretebileceği anlaşılmaktadır. Aradaki fark, 3 trilyon 630 milyar dolar tutmaktadır. Reel kur düzeltmesiyle ‘sentetik senaryoda Türkiye’nin toplamda, yüzde 22.52 oranında daha büyük bir ekonomi olabileceği anlaşılmaktadır.”

#Deprem #vergileri #mermiye #gitti

Bursaspor’a 9 maç seyircisiz oynama cezası

PFDK, Amedspor maçındaki ırkçı saldırı nedeniyle Bursaspor’a 9 maç seyircisiz oynama cezası verdi

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) Amedspor maçındaki ırkçı saldırı nedeniyle Bursaspor’a 9 maç seyircisiz oynama ve 326 bin TL para cezası verdi.

Kurul, “Bursaspor Kulübü’nün, 05.03.2023 tarihinde oynanan Bursaspor-Amed Sportif Faaliyetler Tff 2. Lig Beyaz Grup müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 5. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 1 Resmi Müsabakayı Kendi Sahasında Seyircisiz Oynama Ve 6.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, aynı müsabakada Bursaspor Kulübünün, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından dolayı ve bu eylemin aynı sezon içinde 3. kez gerçekleştirilmesi nedeniyle 40.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına, aynı müsabakada Bursaspor Kulübünün, taraftarları ile mensuplarının neden olduğu saha olayları ve talimatlara aykırı eylem nedeniyle FDT’nin 52/2., 46. ve 10/2. maddesi uyarınca 8 Resmi Müsabakayı Kendi Sahasında Seyircisiz Oynama Ve 280.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına” karar verdiğini açıkladı.

Kurul, ayrıca Bursaspor görevlisi Aşkın Değirmenci ve Aybars Türkkan’ın Amedspor oyuncusuna yönelik saldırısı nedeniyle de 90 gün “hak mahrumiyeti” ile cezalandırılmalarına karar verdi.

HABER MERKEZİ

#Bursaspora #maç #seyircisiz #oynama #cezası

İmzalamayın, itiraz edin

Deprem ve kentlerin yeniden inşa süreci için Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı, AFAD vb. devlet yetkilileri her uygulamada şeffaf olmalıdır. Yetkilileri halkta oluşan bu haklı endişeleri gidermeye davet ediyoruz

Mevlüd Oruç*

Deprem felaketinden sonra evimizin, mülkümüzün, sokağımızın,  mahallemizin, hatta ilçemizin rant uğruna kaybedilmemesi, gelenek, göreneklerimizin, âdetlerimizin, törelerimizin, köklerimizin, yani inanç ve kültürel birikimlerimizin yaşam alanlarının, habitatlarımızın yok edilmemesi için,

1-Hiçbir şeyi İMZALAMIYORUZ. İmzaladığınız her şey maddi ve manevi yok olmamız için kanıt olarak kullanılabilir.

2-Binamız ağır hasarlı olmadığı halde ağır hasarlı yazılmışsa İTİRAZ EDİNİZ. Dilekçenizi almıyoruz diyemezler. Dilekçe verme hakkı vardır.

Sermaye ve devlet ittifakı

Antakya, Defne ve Samandağ da depremi fırsat bilen derin ırkçılığın; özellikle Arap Alevilerin, Arap Hıristiyanların, Ermenilerin habitatlarını, yaşam alanlarını, kültürel birikimlerini tahrip etme, dağıtma vb. girişimlerde bulunabilme ihtimalinden kaygılıyız. Türkiye’de devlet ve sermaye rant ikizleridir. Doğa olayı olan depremlerin, toplumsal felakete evrilmesinin nedeni, kar, rant, pazar, servet aktarımı bağlamında sermaye ile devletin ittifakıdır. Rant ikizleri on yıllar öncesinden, piyasa için beton üretimini, kalkınmanın motoru olarak belirlemiştir. Pazara yönelik üretim süreçleriyle, canlılar için mesken veya yaşam alanları değil, ölüm alanları yapıldı.

Servet aktarımı yapılıyor

Rant ikizlerinin, daha çok kar saikiyle, kalitesiz malzemelerle, yaptığı binalar, katliama neden olmuştur. 6 Şubat ve sonrası yaşanan toplumsal felaketleri, asrın en büyük sermaye birikim sürecine sokmak için, yıkıntıların altındaki canların çıkarılmasını bile beklemediler. Kentlerin yeniden inşası adı altında, yine yeni toplumsal felaketler ve ölüm alanları inşası için ihalelerle paylaşımlarını yaptılar. “Çocuğun açlıktan ölmesini bekleyen akbaba” fotoğrafında (Kevin Carter)  olduğu gibi, her toplumsal felaket, sermayeye servet aktarımı için fırsata çevriliyor. Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuç beklenemez. Doğal olayların, yine toplumsal felaket üretmemesi için, kar için inşaat değil, yaşam için evler yapılmalıdır.

Asrın toplum mühendisliği

İnsanlar; can derdinde, sermaye; kar derdinde, derin ırkçılık ise tekçilik, ayrımcılık ve asimilasyon derdindedir. Tek devlet, tek vatan, tek yurt, tek bayrak, tek sınır, bölünmez bütünlük vb. hepsi ortak değerlerimizdir. Fakat ayrımcı, ırkçı, mezhepçi toplum mühendisliği yapılacağı endişesi içindeyiz. Deprem; binaları yıktı, fakat yıkımı fırsat olarak gören derin ırkçılığın, Antakya, Hatay, Samandağ, Defne vb. kent kimliklerinin, kültürünün, belleğinin yıkımına yöneldiği endişesi içindeyiz. Derin ırkçılığın depremi fırsat bilerek ırkçı uygulamalar yapma ihtimalinden tedirginlik duyuluyor. Rengârenk bir çiçek bahçesi gibi, çokluğun, çok kültürlülüğün ve kardeşliğin başkenti olarak tanımladığımız Hatay ilimizin bu en kıymetli niteliklerinin kaybettirilmesi ihtimalinden tedirginlik yaşıyoruz. Bölgenin çoğulcu demografik yapısı ile ilgili etnik ve mezhep ayrımcı uygulamalar yapılabilir kaygısı ve tedirginliği yaşanıyor. Farklı inanç ve etnik yapıdaki vatandaşları, mülksüzleştirmeye kadar varacak uygulamalara açık kapı bırakılıyor.

Tek bir açıklama yok

İlk hasar tespit çalışmalarında, hasarsız, az veya orta hasarlı olarak tespit edilen yapılar, neden sahaya inilmeden, masa başından, ağır hasarlı olarak güncellendi? Canının derdine düşmüş, başını sokacak çadır bulamayan depremzedeler; depremde kaybettiklerinin yasını tutamadan, evsiz ve mülksüz bırakılma derdiyle karşı karşıya bırakıldı. Son çıkan kararname ve genelgeler ile topraklarını acele kamulaştırma ile kaybedeceğini düşünen halkın, kaygılarını giderecek bir resmi açıklama neden yapılmıyor? Halkın bu kuşkularını gidermek için hareket etmeyen bürokratlar dışında, neden siyasetçiler, milletvekilleri ve belediye başkanları tek bir açıklama dahi yapmıyor?

Sistem yıkım istiyor

Hasarsız veya az hasarlı ev ve iş yerlerimizin yıkılacak ve topraklarımızın elimizden alınacak olması ihtimali, yerel halkta, göçe zorlanacağız kuşkusu ve tedirginliğine neden olmaktadır? Hasarsız, az ve orta hasarlı yapıları sahaya inip kontrol etmeden, masa başından, gerçeğe aykırı bir şekilde, ağır hasarlı ilan edenler, suç işlemektedirler. Bu durumun düzeltilmemesi ve yapıların gerçek anlamda tespitlerinin yapılmaması halinde, mağdur olan vatandaşlarımızı, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmaya davet ediyoruz. Bu soruna, yerel yöneticileri ve Hatay milletvekillerini duyarlı olmaya davet ediyoruz. Aksi takdirde bu enkazın altında kendilerinin siyasi hayatlarının kalacağı hususunda kendilerini uyarıyoruz. Deprem ve kentlerin yeniden inşa süreci için Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı, AFAD vb. devlet yetkilileri her uygulamada şeffaf olmalıdır. Yetkilileri halkta oluşan bu haklı endişeleri gidermeye davet ediyoruz.

*Hatay Samandağ Çoğulcu Demokrasi Meclisi

 

#İmzalamayın #itiraz #edin

İBB zabıtaları tek geçim kaynağı semavere el koydu: İBB ezenin yanında!

Ömer Hayyam köprüsü üzerinde semaverde çay satarak geçimini sürdüren 57 yaşındaki İlham Zurel’in tezgahına İBB’ye bağlı zabıtalar tarafından el konuldu. Zurel, yaşananlara isyan ederek, ‘Görmüş olduk ki İBB ezenin yanında’ dedi

İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Ömer Hayyam köprüsü üzerinde semaverde çay satarak geçimini sürdüren (57) İlham Zurel’in tezgahına, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı zabıtalar tarafından el konuldu.

Yaklaşık 7 aydır bu işi yaparak günlük geçimini sürdüren Zurel’in 2 ay önce de İBB’ye bağlı zabıtalar tarafından tezgahına el konuldu ve 755 TL para cezası kesildi.

Hepsini aldılar!

Duruma tepkisini gösteren Zurel, “Semaverime el konulduktan sonra çevremden borç para alarak gittim yenisi aldım. Bu semaverle geçimimi sürdürürken bugün İBB’ye bağlı zabıtalar 3 kamyonla tekrar geldi semaverimi, tezgahımı, taburemi, hepsini aldılar” diyerek yaşananları anlattı.

Suç işlemeye teşvik ediyorlar

Yaşananlardan dolayı isyan eden Zurel, “Bizden ne istiyorlar? 57 yaşında bir insanım. Bacağımdaki sorunlardan dolayı iş yerleri çalışamıyorum. Beni bu duruma getirerek suç işlemeye teşvik ediyorlar. Güne başladığımda marketten borca malzeme alıyorum. İşim bittiği zaman ise gidip borçlarımı ödüyorum. Şimdi ben nasıl borçlarımı ödeyeceğim?” diye sordu.

İBB ezenin yanında

Zabıtaların kendine ‘hakkında şikayet var’ dediğini aktaran Zurel, “Kim beni şikayet edecek? Burada yaşayan insanlarla çok iyi anlaşıyorum. Beni seviyorlar. Gelip benden çay içiyorlar. Bana 12’den sonra açmamı söylüyorlar. Peki ben 12’den sonra ne kadar kazanabilirim? Bu bölgede uyuşturucu, fuhuş ve kumar var. Bunlarla uğraşacaklarına, gelip benle uğraşıyorlar. Bizde İBB’nin ezilenin yanında olduğunu düşünüyorduk. Böylece görmüş olduk ki ezenin yanında” diyerek tepkisini gösterdi.

İstanbul’da tek başına yaşayan ve geçimini sürdürmede büyük zorluklar yaşayan Zurel, devletten hiçbir yardım almadığını da ekledi.

HABER MERKEZİ

#İBB #zabıtaları #tek #geçim #kaynağı #semavere #koydu #İBB #ezenin #yanında

Dîlok’ta  4.5 büyüklüğünde deprem

Sincik ilçesinde, 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Dîlok’un Sincik ilçesinde saat 21.55’te deprem meydana geldiğini açıkladı. Derinliği 9.6 km olan depremin büyüklüğü 4.5 olarak açıklandı.

Kandilli Rasathanesi ise depremin merkez üssünü Dîlok’un Çelikhan ilçesine bağlı İzci Köyü olarak açıkladı. Rasathane depremin 4.5 büyüklüğünde ve 4.3 km derinlikte olduğunu bildirdi.

DÎLOK

#Dîlokta #büyüklüğünde #deprem