Ana Sayfa Blog Sayfa 815

İmzalamayın, itiraz edin

Deprem ve kentlerin yeniden inşa süreci için Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı, AFAD vb. devlet yetkilileri her uygulamada şeffaf olmalıdır. Yetkilileri halkta oluşan bu haklı endişeleri gidermeye davet ediyoruz

Mevlüd Oruç*

Deprem felaketinden sonra evimizin, mülkümüzün, sokağımızın,  mahallemizin, hatta ilçemizin rant uğruna kaybedilmemesi, gelenek, göreneklerimizin, âdetlerimizin, törelerimizin, köklerimizin, yani inanç ve kültürel birikimlerimizin yaşam alanlarının, habitatlarımızın yok edilmemesi için,

1-Hiçbir şeyi İMZALAMIYORUZ. İmzaladığınız her şey maddi ve manevi yok olmamız için kanıt olarak kullanılabilir.

2-Binamız ağır hasarlı olmadığı halde ağır hasarlı yazılmışsa İTİRAZ EDİNİZ. Dilekçenizi almıyoruz diyemezler. Dilekçe verme hakkı vardır.

Sermaye ve devlet ittifakı

Antakya, Defne ve Samandağ da depremi fırsat bilen derin ırkçılığın; özellikle Arap Alevilerin, Arap Hıristiyanların, Ermenilerin habitatlarını, yaşam alanlarını, kültürel birikimlerini tahrip etme, dağıtma vb. girişimlerde bulunabilme ihtimalinden kaygılıyız. Türkiye’de devlet ve sermaye rant ikizleridir. Doğa olayı olan depremlerin, toplumsal felakete evrilmesinin nedeni, kar, rant, pazar, servet aktarımı bağlamında sermaye ile devletin ittifakıdır. Rant ikizleri on yıllar öncesinden, piyasa için beton üretimini, kalkınmanın motoru olarak belirlemiştir. Pazara yönelik üretim süreçleriyle, canlılar için mesken veya yaşam alanları değil, ölüm alanları yapıldı.

Servet aktarımı yapılıyor

Rant ikizlerinin, daha çok kar saikiyle, kalitesiz malzemelerle, yaptığı binalar, katliama neden olmuştur. 6 Şubat ve sonrası yaşanan toplumsal felaketleri, asrın en büyük sermaye birikim sürecine sokmak için, yıkıntıların altındaki canların çıkarılmasını bile beklemediler. Kentlerin yeniden inşası adı altında, yine yeni toplumsal felaketler ve ölüm alanları inşası için ihalelerle paylaşımlarını yaptılar. “Çocuğun açlıktan ölmesini bekleyen akbaba” fotoğrafında (Kevin Carter)  olduğu gibi, her toplumsal felaket, sermayeye servet aktarımı için fırsata çevriliyor. Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuç beklenemez. Doğal olayların, yine toplumsal felaket üretmemesi için, kar için inşaat değil, yaşam için evler yapılmalıdır.

Asrın toplum mühendisliği

İnsanlar; can derdinde, sermaye; kar derdinde, derin ırkçılık ise tekçilik, ayrımcılık ve asimilasyon derdindedir. Tek devlet, tek vatan, tek yurt, tek bayrak, tek sınır, bölünmez bütünlük vb. hepsi ortak değerlerimizdir. Fakat ayrımcı, ırkçı, mezhepçi toplum mühendisliği yapılacağı endişesi içindeyiz. Deprem; binaları yıktı, fakat yıkımı fırsat olarak gören derin ırkçılığın, Antakya, Hatay, Samandağ, Defne vb. kent kimliklerinin, kültürünün, belleğinin yıkımına yöneldiği endişesi içindeyiz. Derin ırkçılığın depremi fırsat bilerek ırkçı uygulamalar yapma ihtimalinden tedirginlik duyuluyor. Rengârenk bir çiçek bahçesi gibi, çokluğun, çok kültürlülüğün ve kardeşliğin başkenti olarak tanımladığımız Hatay ilimizin bu en kıymetli niteliklerinin kaybettirilmesi ihtimalinden tedirginlik yaşıyoruz. Bölgenin çoğulcu demografik yapısı ile ilgili etnik ve mezhep ayrımcı uygulamalar yapılabilir kaygısı ve tedirginliği yaşanıyor. Farklı inanç ve etnik yapıdaki vatandaşları, mülksüzleştirmeye kadar varacak uygulamalara açık kapı bırakılıyor.

Tek bir açıklama yok

İlk hasar tespit çalışmalarında, hasarsız, az veya orta hasarlı olarak tespit edilen yapılar, neden sahaya inilmeden, masa başından, ağır hasarlı olarak güncellendi? Canının derdine düşmüş, başını sokacak çadır bulamayan depremzedeler; depremde kaybettiklerinin yasını tutamadan, evsiz ve mülksüz bırakılma derdiyle karşı karşıya bırakıldı. Son çıkan kararname ve genelgeler ile topraklarını acele kamulaştırma ile kaybedeceğini düşünen halkın, kaygılarını giderecek bir resmi açıklama neden yapılmıyor? Halkın bu kuşkularını gidermek için hareket etmeyen bürokratlar dışında, neden siyasetçiler, milletvekilleri ve belediye başkanları tek bir açıklama dahi yapmıyor?

Sistem yıkım istiyor

Hasarsız veya az hasarlı ev ve iş yerlerimizin yıkılacak ve topraklarımızın elimizden alınacak olması ihtimali, yerel halkta, göçe zorlanacağız kuşkusu ve tedirginliğine neden olmaktadır? Hasarsız, az ve orta hasarlı yapıları sahaya inip kontrol etmeden, masa başından, gerçeğe aykırı bir şekilde, ağır hasarlı ilan edenler, suç işlemektedirler. Bu durumun düzeltilmemesi ve yapıların gerçek anlamda tespitlerinin yapılmaması halinde, mağdur olan vatandaşlarımızı, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmaya davet ediyoruz. Bu soruna, yerel yöneticileri ve Hatay milletvekillerini duyarlı olmaya davet ediyoruz. Aksi takdirde bu enkazın altında kendilerinin siyasi hayatlarının kalacağı hususunda kendilerini uyarıyoruz. Deprem ve kentlerin yeniden inşa süreci için Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı, AFAD vb. devlet yetkilileri her uygulamada şeffaf olmalıdır. Yetkilileri halkta oluşan bu haklı endişeleri gidermeye davet ediyoruz.

*Hatay Samandağ Çoğulcu Demokrasi Meclisi

 

#İmzalamayın #itiraz #edin

İBB zabıtaları tek geçim kaynağı semavere el koydu: İBB ezenin yanında!

Ömer Hayyam köprüsü üzerinde semaverde çay satarak geçimini sürdüren 57 yaşındaki İlham Zurel’in tezgahına İBB’ye bağlı zabıtalar tarafından el konuldu. Zurel, yaşananlara isyan ederek, ‘Görmüş olduk ki İBB ezenin yanında’ dedi

İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Ömer Hayyam köprüsü üzerinde semaverde çay satarak geçimini sürdüren (57) İlham Zurel’in tezgahına, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı zabıtalar tarafından el konuldu.

Yaklaşık 7 aydır bu işi yaparak günlük geçimini sürdüren Zurel’in 2 ay önce de İBB’ye bağlı zabıtalar tarafından tezgahına el konuldu ve 755 TL para cezası kesildi.

Hepsini aldılar!

Duruma tepkisini gösteren Zurel, “Semaverime el konulduktan sonra çevremden borç para alarak gittim yenisi aldım. Bu semaverle geçimimi sürdürürken bugün İBB’ye bağlı zabıtalar 3 kamyonla tekrar geldi semaverimi, tezgahımı, taburemi, hepsini aldılar” diyerek yaşananları anlattı.

Suç işlemeye teşvik ediyorlar

Yaşananlardan dolayı isyan eden Zurel, “Bizden ne istiyorlar? 57 yaşında bir insanım. Bacağımdaki sorunlardan dolayı iş yerleri çalışamıyorum. Beni bu duruma getirerek suç işlemeye teşvik ediyorlar. Güne başladığımda marketten borca malzeme alıyorum. İşim bittiği zaman ise gidip borçlarımı ödüyorum. Şimdi ben nasıl borçlarımı ödeyeceğim?” diye sordu.

İBB ezenin yanında

Zabıtaların kendine ‘hakkında şikayet var’ dediğini aktaran Zurel, “Kim beni şikayet edecek? Burada yaşayan insanlarla çok iyi anlaşıyorum. Beni seviyorlar. Gelip benden çay içiyorlar. Bana 12’den sonra açmamı söylüyorlar. Peki ben 12’den sonra ne kadar kazanabilirim? Bu bölgede uyuşturucu, fuhuş ve kumar var. Bunlarla uğraşacaklarına, gelip benle uğraşıyorlar. Bizde İBB’nin ezilenin yanında olduğunu düşünüyorduk. Böylece görmüş olduk ki ezenin yanında” diyerek tepkisini gösterdi.

İstanbul’da tek başına yaşayan ve geçimini sürdürmede büyük zorluklar yaşayan Zurel, devletten hiçbir yardım almadığını da ekledi.

HABER MERKEZİ

#İBB #zabıtaları #tek #geçim #kaynağı #semavere #koydu #İBB #ezenin #yanında

Dîlok’ta  4.5 büyüklüğünde deprem

Sincik ilçesinde, 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Dîlok’un Sincik ilçesinde saat 21.55’te deprem meydana geldiğini açıkladı. Derinliği 9.6 km olan depremin büyüklüğü 4.5 olarak açıklandı.

Kandilli Rasathanesi ise depremin merkez üssünü Dîlok’un Çelikhan ilçesine bağlı İzci Köyü olarak açıkladı. Rasathane depremin 4.5 büyüklüğünde ve 4.3 km derinlikte olduğunu bildirdi.

DÎLOK

#Dîlokta #büyüklüğünde #deprem

Besta ve Bagok’ta askeri operasyon

Bagok Dağı kırsalında ve Şirnex Besta’da askeri operasyon başlatıldı

Mêrdîn Nisêbîn (Nusaybin) ilçesi Bagok Dağı kırsalında askeri operasyon başlatıldı. Sabah saatlerinden itibaren başlatıldığı öğrenilen operasyon kapsamında bölgeye çok sayıda zırhlı araçla birlikte minibüslerle askeri birlikler sevk edildi.

Birçok noktada askeri birliklerin mevzi oluşturduğu ve arama-tarama faaliyetleri gerçekleştirdiği öğrenildi.

İçişleri Bakanlığı ise, Şirnex’in Besta bölgesinde çok sayıda asker ve korucunun katıldığı askeri operasyon başlatıldığını duyurdu.

Kaynak: MA

#Besta #Bagokta #askeri #operasyon

Türkiye-İsveç-Finlandiya’nın NATO toplantısı sona erdi

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, NATO toplantısına ilişkin, ‘Olumlu bir havada geçti, atılacak adımlarda gecikme olursa üyelik süreci uzar’ dedi

Ankara, Stockholm ve Helsinki yönetimleri, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımını içeren üçlü mutabakat muhtırası kapsamında üçüncü kez bir araya geldi. Görüşmede Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Yardımcısı Burak Akçapar ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın temsil ederken masada, NATO yetkilileri de yer aldı. Toplantının ardından Kalın, açıklamalarda bulundu.

Toplantının olumlu bir havada gerçekleştiğini ifade eden Kalın, “Kaygıları dile getirdik. Atılan bazı adımlar memnuniyet verici, süreç henüz bitmedi. Madrid’de imzalanan üçlü mutabakatın tam manasıyla uygulanmasını bekliyoruz, bu gerçekleşirse 2 ülke de NATO’ya girebilir. Prensipte NATO’nun genişlemesi politikasını hep destekledik. Mevkidaşlarımız olumlu adımlar atıyor, süreci izleyeceğiz. Sürecin bundan sonra nasıl ilerleyeceği atılacak adımlara bağlı. Atılacak adımlarda gecikme olursa üyelik süreçleri uzar. Biz de önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanımızdan alacağımız talimatlarla bu opsiyonları değerlendireceğiz” şeklinde konuştu.

HABER MERKEZİ

#TürkiyeİsveçFinlandiyanın #NATO #toplantısı #sona #erdi

AP’de Kürt Konferansı: Ateşkes tarihi fırsat, değerlendirilmeli

 

Avrupa Parlamentosu’nda 17’ncisi düzenlenen Uluslararası Kürt Konferansı’nda ‘Avrupa Birliği ve Kürtler’ başlığı altında gerçekleşen oturumda, PKK’nin eylemsizlik kararının değerlendirilmesi gerektiği belirtildi

Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Kürtler, Avrupa Birliği, Ortadoğu ve Türkiye üzerine tartışmaların yürütüldüğü konferans, 8 Mart günü başladı.

İkinci ve son günün ilk oturumlarında Kuzey ve Doğu Suriye’deki durum ile Türkiye’nin kimyasal silahlar ve dronlarla düzenlediği saldırılar ele alındı.

Öğleden sonra saat 15.00’da başlayan ilk oturumda “AB ve Kürtler” başlığı altında özellikle beklentiler ve seçenekler üzerine sunumlar yapıldı.

Bu oturumu konferansın organizatörlerinden EUTCC Yönetim Kurulu üyesi Hollandalı akademisyen Joost Jongerden yönetti.

Kürtlerin Avrupa’dan beklentilerini Kürdistan Ulusal Kongresi Dış İlişkiler Sözcüsü Nilüfer Koç değerlendirdi.

“Türkiye vaatlerini yerine getirmiyor, AB’ye katılım kriterlerine uymuyor, NATO üyeliği kriterlerine uyumuyor” diyen Koç, “Türkiye’yi komşu ülkeler için sorun üreten bir ülke olarak görüyoruz” derken, uluslararası toplumun işgale gözlerini yumduğunu vurguladı.

Seçimlere de değinen Koç, “Türkiye’nin kaderini belirleyecek olan seçimlerdir. Demokrasiye mi otokrasiye mi geçecek” şeklinde konuştu. Koç, “Erdoğan’la mı devam edeceğiz, alternatifiyle mi? (AB’nin) Türkiye’nin demokratikleşmesi için bu fırsatın kullanılması lazım. Bu çerçevede bence PKK’nin tüm askeri eylemlerini durdurması bence tarihi bir fırsat. Avrupa Parlamentosu anahtar rol oynayabilir” ifadelerini kullandı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi de hatırlatan Koç, “Kürt tarafı olarak İmralı’da iki yıldır ne olup bittiğini bilmiyoruz. Derhal bağımsız bir hekim heyeti gitmeli” dedi.

‘Terör listesi zulmün maskesi haline geldi’

PKK’nin konulduğu “terör listelerini” Demokrasi ve Uluslararası Hukuk Derneği (MAF-DAD) adına Mahmut Şakar değerlendirdi. Şakar, “PKK’nin terör listesinde olması tüm Kurdistanlıların pozisyonunu ve kaderini belirleyecek stratejik bir önem kazanıyor” dedi.

Listeden dolayı binlerce, on binlerce kişinin mağdur olduğunu belirten Şakar, Kürtlere yönelik kriminalizasyon politikasının 1980’li yılların ortasında Olof Palme’nin öldürülmesi ile başladığını anlattı. Şakar, bu siyaseti daha sonra Almanya’nın devraldığını ve son derece yoğun baskı ve tutuklamalara yöneldiğini dile getirirken, 11 Eylül 2001 saldırısından sonra AB’nin de terör listesi oluşturduğunu hatırlattı.

Türk devletinin Kürtlere karşı işlediği her şeyi “liste” ile meşrulaştırdığını belirten Şakar, “Terör söylemi, tüm zulmün, şiddetin, katliamların bir maskesi haline gelmiş durumda. Efrîn’den Türkiye’ye tek çakıl taşı atılmadı ama bugün cihadistlere teslim edildi” dedi.

Hukuksal mücadeleyi verdiklerini ancak bu meselenin siyasi ve stratejik olduğunu dile getiren Şakar, şöyle konuştu: “Avrupa Konseyi, bizim kendi kaderini tayin hakkına ilişkin yaptığımız başvuruya yanıtta, ‘Türkiye’de Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı olduğuna dair bir konsensüsümüz yoktur’. Avrupa Birliği’nin Kürtlere yaklaşımı bu. Türkiye’nin insafına bırakılmış 40 milyon insandan bahsediyoruz. Uluslararası hukuka göre bizi ‘halk’ olarak kabul etmiyorlar.”

23 Aralık 2022’de Paris’teki Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne düzenlenen silahlı saldırıyı CDK-F Dış İlişkiler Sözcüsü Berivan Fırat değerlendirdi.

Fırat da “PKK’nin kesinlikle terör listesinden çıkarılması gerekiyor” dedi. Paris’teki katliamı hatırlatan Fırat, bu katliamın “ırkçı saik”le gerçekleştiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

‘AB ikiyüzlü’

“Avrupa ve Kürt sorunu: Çelişkiler ve seçenekler” başlığı altında bir sunum yapan Danimarkalı Yeşiller’den AP üyesi Nikolaj Villumsen, “Putin Ukrayna’yı işgal ettiğinde hemen uluslararası hukukum ihlalini kınadık ama Erdoğan ve Kürtler söz konusu olduğunda AB maalesef susmayı tercih ediyor” dedi.

Kimyasal silahların kullanılmasına da değinen Villumsen, “Bu kesinlikle soruşturmaya konu olmalı. Ancak Avrupa Birliği politikası, Kürt konusu söz konusu olduğunda gerçekten endişe verici oluyor” diye konuştu.
Avrupa Birliği’ne bu konularda yaptıkları çağrılara da yanıt alamadıklarını dile getiren Villumsen, “Gerçekten de çifte standart var. İkiyüzlülük söz konusu. İnandırıcılığımız açısından büyük bir sorun oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.

Seçimlere de işaret eden Villumsen, “Türkiye’deki demokratik muhalefeti kesinlikle desteklememiz gerekiyor” derken, Erdoğan’a baskının arttırılması gerektiğini kaydetti. Villumsen, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın da serbest bırakılması gerektiğinin altını çizdi.

‘HDP’yi sistem dışına itmek vahim bir siyasi hatadır’

AP Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sánchez Amor, HDP hakkındaki kapatma davasına dikkat çekerek, “HDP’yi sistem dışına itmek vahim bir siyasi hatadır” dedi.

Konferansın ikinci gününde öğleden sonra başlayan oturuma katılan Amor, konferansın programında yer almıyordu. Amor, Türkiye ile uzun yıllardır ilişkisinin olduğunu söyleyerek AB üyeliği konusunda yaşanan sorunlara dikkat çekti.

Daimi raportör, “Türkiye’nin ilerleme kaydetmemesi, benim raporlarımda en fazla altını çizdiğim konulardan biri. Aday bir ülke ama katılım süreci fiilen durmuş durumda. Raporda ilerleme eksikliğinden bahsediyoruz. Diğer otoriter ülkelerden farklı olarak, Türkiye’de demokratik standartlarda gerileme var. Katılım süreci de ilerlemiyor. Bunun temel sebebi demokratik reformlarda ilerleme için siyasi iradenin olmamasıdır” şeklinde konuştu.

HDP’yi de incelediğini dile getiren Amor, “HDP ile sürekli olarak temas halindeyim” ifadelerini kullanırken, kayyumların kabul edilemez olduğunu ve bu süreci takip ettiklerini söyledi. Amor, “Ben her zaman HDP’li dostlarımla iletişim kuruyorum. HDP’yi siyasi sistemin dışına itmek sadece hukuksuz ve adaletsiz değil, aynı zamanda çok vahim siyasi bir hatadır. HDP şiddetin önünün kesilmesinde de temel bir oyuncudur (…) Netice itibarıyla Kürt kökenli Türkiye yurttaşların ve HDP’nin de haklarını savunmaya devam edeceğim” dedi.

AP’de Kürt Konferansı: İlham Ehmed’den uluslararası kamuoyuna eleştiri

Kaynak: ANF

#APde #Kürt #Konferansı #Ateşkes #tarihi #fırsat #değerlendirilmeli

Mihemed Şêxo mezarı başında anıldı

Kürt Sanatçı Mihemed Şêxo, ölüm yıl dönümünde Qamîşlo’daki mezarı başında anıldı

Qamîşlo’a halk, sanatçılar ve STK üyeleri, Kürt Sanatçı Mihemed Şêxo’yu ölümünün 34’üncü yıl dönümünde anmak için Hilêliyê’deki mezarlıkta bir araya geldi.

Sanatçı Sefqan Orkêş, Mihemed Şêxo’nun emeği, sesi ve ezgileriyle Kürt halkı için dünyada eşi benzeri olmayan bir sanatçı olduğunu söyledi.

Qamîşlo Halk Meclisi Sanat Komitesi üyesi Cemîl Meşkînî ise Mihemed Şêxo’nun Kürt halkı için oluşturduğu kültürün şu anda gençleri koruduğunu belirterek, “Duruşu ve ahlakıyla Kürt kültürüne güç verdi. Bugün kurumlarımıza onun adını verdik ve çocuklarımız onun şarkılarını seslendiriyor” dedi.

Konuşmaların ardından Mihemed Şêxo’nun mezarına güller konuldu ve şarkıları söylendi.

Sanatçı Mihemed Şêxo, 9 Mart 1989 tarihinde kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

KÜLTÜR SERVİSİ

#Mihemed #Şêxo #mezarı #başında #anıldı

Adalet Nöbeti’nin 3. yıldönümünde açık kürsü kuruldu

Adalet Nöbeti’nin 3’üncü yıldönümünde düzenlenen açık kürsüde söz alan siyasiler ve STK’ler, Şenyaşar ailesinin adalet mücadelesinin ülkenin en temel talebi olduğuna vurgu yaptı

Riha (Urfa) Emek ve Demokrasi Platformu, Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti’nin ikinci yıl dönümü vesilesi ile Riha Barosu önünde açık kürsü düzenledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Riha milletvekilleri Ömer Öcalan, Ayşe Sürücü, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD)Riha Şubesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Riha ve Amed şubeleri, Riha Barosu ve Riha’da bulanan Emek ve Meslek Örgütleri ile Sivil Toplum Kuruluşları (STK) katıldı. Açık kürsüde “Şenyaşar ailesi için adalet” ve “Adalet” yazılı pankartlar açıldı.

Kitle adına basın metnini ÖHD Riha Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Öyke okudu. Öyke, Şenyaşar ailesinin adalet mücadelesinin 3’üncü yılında da aynı kararlılıkla daha güçlü bir şekilde sürdüğünü belirterek, dayanışma duygularını iletti. Şenyaşar ailesinin adalet talebinin toplumun da en temel talebi olduğunun altını çizen Öyke, “Bugün Şenyaşar ailesinin vermiş olduğu adalet mücadelesi tüm baskılara, maruz kaldıkları yargı şiddetine, fiziki ve psikolojik saldırılara rağmen engellenmemektedir” diye belirtti.

‘Adalet Bakanı arka kapıdan giriyor’

Eylemlerine destek veren STK ve siyasi partilere teşekkür ederek konuşmasına başlayan Ferit Şenyaşar, davanın 5’inci yılına yaklaşılırken henüz daha adil bir yargılamanın olmadığına vurgu yaptı. Katliamı iktidar partisinin milletvekillinin gerçekleştirmesinden dolayı dosyanın sonuçlanmadığının altını çizen Şenyaşar, “Adalet Bakanı Riha’ya geliyor ancak bizi görmemek için arka kapıdan içeri giriyor, bu adaletsizliği görmüyor. Ama bütün ülke annenin mücadelesine sahip çıkmıştır. Annenin mücadelesi sadece bölgenin değil ben insanım diyen herkesin meselesi olması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Daha sonra söz alan HDP Riha Milletvekilli Ömer Öcalan ise, Şenyaşar ailesinin adalet mücadelesinin sahiplenmesi için bütün muhalefete çağrıda bulundu. Şenyaşar ailesinin yanlarında olduklarını belirten Öcalan, “Biz inanıyoruz ki Şenyaşar ailesinin adalet mücadelesi başarıyla sonuçlanacak ve adalet talepleri yerine gelecek” dedi.

Konuşmaların ardından Riha Adliyesi Tahir Elçi Konferans Salonu’nda, Elif Yiğit’in yönetmenliğini yaptığı, Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar’ın adalet mücadelesinin anlatıldığı, ‘Adalet için’ belgeseli gösterildi. Belgeselin gösterildiği salona Emine Şenyaşar’ın adalet mücadelesinde çekilen fotoğrafları da sergilendi.

RIHA

#Adalet #Nöbetinin #yıldönümünde #açık #kürsü #kuruldu

HDP’li Eren: AYM iktidarın hamlelerine manevra alanı yaratıyor

HDP Hukuk Komisyonu’ndan Serhat Eren, AYM’nin iktidarın hamlelerine manevra alanı yarattığını ve siyasal motivasyonla hareket ettiğini söyledi

Anayasa Mahkemesi, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemli davada partinin sözlü savunma tarihinin 3 ay süreyle ertelenmesi ve Hazine yardımı yapılan hesaplarına konulan bloke kararının kaldırılması talebiyle yaptığı başvuruyu görüştü.

AYM, 14 Mart’ta yapılacak olan sözlü savunma tarihinin 11 Nisan’a ertelenmesine, partinin Hazine yardımı yapılan hesaplarına konulan bloke kararının kaldırılmasına karar verdi.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararı değerlendiren HDP Hukuk Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren, kararın henüz kendilerine tebliğ edilmediğini, söz konusu gelişmeleri Anadolu Ajansı’nın servis ettiği haberler üzerinden öğrendiklerini söyledi.

AYM talebimizi kısmen kabul etti

Deprem nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne sözlü savunma tarihinin 3 ay süreyle uzatılması talebinde bulunduklarını aktaran Eren, “Deprem sürecinde partimizin oynadığı rol ve misyon, eşbaşkanlarımız, MYK üyelerimiz, milletvekillerimiz, yazılı savunma sürecini hazırlayan hukuk komisyonumuzun üyeleri ve dava avukatlarımızın sahada olması, yine savunma grubunda yer alan bazı avukat arkadaşlarımızın bürolarının yıkılması, savunma imkanlarından yoksun bıraktı. AYM’ye bireysel başvurular 3 ay ertelenirken, deprem nedeniyle yargılamalar 6 Nisan’a ertelenirken, partimizin sözlü savunmasını hazırlayan hukukçuların büyük bir kısmı deprem bölgesinde kalmalarına rağmen AYM bu talebimizi kısmen kabul etti” dedi.

AYM siyasal motivasyonla hareket ediyor

Anayasa Mahkemesi’nin sözlü savunma için 11 Nisan’a gün verilmesinin manidar olduğunu kaydeden Eren, “Seçim takvimine girmiş bulunuyoruz. Nitekim yarın çağrı yapılması bekleniyor. Aday listeleri de 10 Nisan’da Yüksek Seçim Kurulu’na teslim ediliyor. Bu durumu göz önünde bulundurduğumuzda, sözlü savunmanın 11 Nisan’a bırakılması manidar. AYM, aynı zamanda partimizle ilgili kapatma istemli davada 14 Mayıs’tan önce de karar verebileceğini ortaya koymuştur. Başından beri partimize siyasi saiklerle açılan davada, AYM’nin maalesef hukuksal motivasyondan çok, siyasal bir motivasyonla hareket ettiğini belirtebiliriz” diye belirtti.

İktidarın hamlelerine manevra

Bu durumun HDP’nin kapatılmasıyla ilgili belirsizlik sürecinin devam ettiği anlamına geldiğini ifade eden Eren, “Maalesef AYM iktidarın hamlelerine manevra alanı yaratmaya devam ediyor. Henüz karar resmi olarak tebliğ edilmedi ama özellikle 11 Nisan’a bırakmakla AYM iktidarın ajandasına göre hareket edeceğini kısmen ortaya koymuş görünüyor. Bu açıdan AYM’nin verdiği kararın hukuka uygun olmadığını ifade etmek isterim” diye konuştu.

‘Yanlıştan döndü’

Partinin Hazine yardımı yapılan hesaplarına konulan bloke kararının kaldırılmasına dair Eren, şunları söyledi: “Anayasa Mahkemesi bloke ilgili verdiği yanlış karardan dönmüştür. Ancak henüz AYM’nin verdiği kararın mahiyetini bilmiyoruz. Bu kararın doğru olduğunu kabul edersek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin yasaya aykırı, gerçek dışı, sahte beyanları toplayıp AYM’yi de yönlendirmesiyle hesaplarımıza bloke konuldu. Bu karar, Yargıtay’ın sunduğu delillere itibar edilmediği, bu delillerin hukuka uygun olmadığını da gösterdi. Ayrıca Yargıtay’ın 31 Aralık’ta, yılbaşından hemen önce bir hafta sonu hazırlanan, ‘ben geldim, bildiklerim var’ diyen bir gizli tanığın beyanları gerçekçi bulunmadı. Hem gazetecilere hem partimize dönük bu oyunun ifşa olması açısından önemli. Basından öğrendiğimiz kadarıyla karar oy çokluğuyla verildi, bu hukuksuzluğu bir kez daha ortaya koydu.”

Kaynak: MA

#HDPli #Eren #AYM #iktidarın #hamlelerine #manevra #alanı #yaratıyor

Kayyumun zabıtaları Amedspor formalı gençlere müdahale etti

Kayyum yönetimindeki Batman Belediyesi’ne bağlı zabıtalar, Amedspor forması ile Kürtçe müzik çalan gençlere müdahale etti

Êlih’ın (Batman) Gülistan Caddesi’nde Amedspor forması giyip Kürtçe müzik yapan gençlere, kayyum yönetimindeki Batman Belediyesi’ne bağlı zabıtalar müdahale etti. Gençlere, izinleri olmadığı gerekçesiyle müdahale eden zabıtalara halk, tepki gösterdi.

Malzemelerini toplayan müzisyen gençler alandan uzaklaştı. Daha önce burada şarkı söyleyen gençlere müdahale etmeyen zabıtaların, bugün Amedspor forması giymeleri ile birlikte müdahale etmeleri dikkat çekti.

Amedspor seyircisiz oynayacak

Bu arada Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 2. Ligi Beyaz Grup’ta mücadele eden Amedspor, ligin 24’üncü haftasında Pazar günü saat 14.00’te kendi sahasında oynanacağı Afyonspor maçına seyircisiz çıkacak.

Amedspor ligin 21’inci haftasında kendi sahasında Şanlıurfaspor ile oynadığı maçta, saha içinde çıkan olaylar nedeniyle Amedspor’a bir maç seyircisiz oynama cezası verilmişti.

HABER MERKEZİ

#Kayyumun #zabıtaları #Amedspor #formalı #gençlere #müdahale #etti