Ana Sayfa Blog Sayfa 816

Mersin’de Newroz için start verildi: Değişimin ruhu alanlarda olacak

Mersin‘de Newroz’un startı verildi. Tertip Komitesi Sözcüsü Özgür Çağlar, ‘Newroz’un ruhu 14 Mayıs’ın büyük değişim ruhuna dönüşecek’ dedi

Mersin Newroz Tertip Komitesi, 19 Mart’ta Akdeniz ilçesindeki Tırmıl Meydanı’nda gerçekleştirilecek Newroz’un hazırlıklarına dair Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü binasında basın toplantısı düzenledi. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşenlerinin katıldığı toplantı ile Mereş merkezli depremde yaşamını yitirenlere adanan 2023 Newrozu’nun startı verildi.

Toplantıda konuşan Newroz Tertip Komitesi Sözcüsü Özgür Çağlar, bu yıl ki Newroz’un önemine değinerek, “Tüm illerimizde olduğu gibi Mersin’de de gerçekleştireceğimiz Newroz’u depremde yaşamını yitirenlere adıyoruz. Newroz’u bayram havasında değil ancak direniş ruhuna uygun bir şekilde gerçekleştireceğiz. Yıllardır ağır tecrit altında tutulan Sayın Öcalan’ın tarihsel rolünü oynaması için tecridin bir an önce kaldırılmasını ve tüm siyasi tutsakların özgürlüğünü haykıracağımız 2023 Newrozu’nu aynı zamanda önümüzdeki seçimde mevcut iktidarı alaşağı etmenin müjdesi olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz” ifadelerini kullandı.

19 Mart’ta kutlanacak

Kentteki tüm halklara 19 Mart’ta bir araya gelme çağrısında bulunan Çağlar, şöyle dedi: “Demokrasi, adalet ve özgürlük karşıtları bu Newroz’a baktığında değişimin resmini, halkların umudunu, birliğini ve dayanışmasını görecektir. Newroz’un ruhu ve ortaya çıkaracağı büyük irade, 14 Mayıs’ın büyük değişim ruhuna dönüşecek ve ülkeyi mutlaka ama mutlaka değiştirecektir.”

MERSİN

#Mersinde #Newroz #için #start #verildi #Değişimin #ruhu #alanlarda #olacak

HDP PM: En çok milletvekili çıkarma hedefini gözeteceğiz

HDP PM, seçimlerle ilgili MYK’ya ‘tam yetkilendirme’ yapıldığını ve milletvekilliği ile ilgili ‘Tek bir oyun heba olmaması perspektifiyle en çok milletvekili çıkarma hedefini gözeterek hareket edileceğini’ açıkladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi 12 Mart’ta gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildigesini açıkladı. Kürt sorunundan, depreme ve yaklaşan Newroz’a kadar birçok başlıkta değerlendirmenin yapıldığı sonuç bildirgesinde, “Milletvekili seçimlerinde, tek bir oyumuzun heba olmaması perspektifiyle en çok milletvekili çıkarma hedefini gözeterek hareket edeceğiz” denildi.

Depremde yakınlarını kaybedenlere başsağlığı ve 12 Mart’ın Gazi ve Qamişlo katliamlarının kınandığı bildirgede özetle şu ifadelere yer verildi:

Afet komisyonu kuruldu

“Partimizin depremin ilk gününden itibaren seferberlik ruhuyla hızlı bir biçimde bölgeye ulaşarak halkla güçlü bir dayanışmayı geliştirebilmiş olmasında, etik ve politik zemine dayandırdığı yerel demokrasi ilkesinin etkisine ve önemine işaret edilmiştir. Hayatiyet arz eden bu etkili dayanışma çabalarının sürdürüleceği hususunda da kararlılığını ifade etmiştir. Bu kapsamda; Parti Meclisimiz merkezi düzeyde Afet ve Acil Durumlar Komisyonu’nun kurulmasını karar altına almıştır.

Erkek egemen iktidarı göndereceğiz

Afet sonrası halklarla geliştirdiğimiz ve büyüteceğimiz dayanışma çalışmalarımızın ve ardından 8 Mart’ta ortaya konulan iradenin değerlendirildiği toplantımızda, Newroz’un özellikle bu süreçteki anlam ve önemi ile birlikte seçim süreci ve ittifak politikamız birçok yönüyle tartışılmıştır.

Rantı, ayrımcılığı, cinsiyetçiliği, tekçiliği biz kadınlara gösterdiler. Afet zamanı hakkımız olanı bizden çalarak bize satmaya çalışan bu iktidara karşı öfkemiz büyük.

Kadın Meclisi olarak, isyanımızla sokağa çıktığımız ve mücadeleyi büyüttüğümüz 8 Mart’ta bu yıl, iktidara karşı öfkemizle ve acımızla hesap sormak için alanlardaydık. Erkek egemen, tekçi, rantçı, talancı bu iktidarı göndereceğiz. Mücadelemiz ve kararlılığımız büyük, yeni yaşamı kadınlarla birlikte kuracağız.

Eylemsizlik kararına rağmen savaşta ısrar

Depremin felaket halini almasında hükümetin rant politikalarının, liyakatsizlik ve tedbirsizliğinin, kamunun olanaklarını kurtarma ve yardım için kullanmamasının sorumluluğu karşısında toplumda biriken öfkenin “yağmacılık” ve “hırsızlık” suçlamasıyla mültecilere yönlendirilmiş olması; yine KCK’nin afet sebebiyle eylemsizlik kararı almış olmasına rağmen kara operasyonları ve hava saldırılarının sürdürülmüş olması, AKP-MHP iktidarının dayanışma değil ötekileştirmeyi, yaşamı değil ölümü öncelediği ve çözümde değil savaşta ısrarcı olduğunu ortaya koymuştur.

Kürt sorunu: Barış tecridin kırılması ile mümkün

Türkiye’nin deprem felaketiyle birlikte çok daha kapsamlı bir boyut kazanmış olan çoklu kriz koşullarında olduğu, yaşanan yapısal-sistemik krizin aşılabilmesinin Kürt sorununun demokratik bir çözüme kavuşmasıyla mümkün olduğu tespiti yapılmıştır. Tüm halkların barış, adalet ve demokrasi içinde yaşayabilmesi, tecrit politikalarının sona ermesiyle ve Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıyla mümkündür. Savaşta ısrar eden AKP-MHP ittifakı, depremde ve sonrasında da savaştan vazgeçmeyerek rejimini ölümler üzerine inşa etmeye devam etmektedir.

Kayyum politikasının ağır sonuçları depremde görüldü

Bir önceki dönemde olduğu gibi son yerel seçimlerde de kazanmış olduğumuz belediyelerin tamamına yakınına AKP-MHP hükümeti tarafından kayyım atanmış olmasının en ağır sonuçlarını, deprem bölgesindeki halklarımız yaşamıştır. Aynı kayyımcı tutumun -Pazarcık örneğinde görüldüğü üzere- sürdürülmesi de kayyım atamanın bir önlem değil rejim haline geldiğinin somut kanıtı olmuştur.

Hükümet tarafından gasp edilen belediyelerimize şayet kayyım atanmamış olsaydı, çok daha kapsamlı bir dayanışma ağının örülebileceğini elimizde bulunan sınırlı sayıdaki belediyenin kısıtlı imkânlara rağmen sergiledikleri performans açıkça ortaya koymuştur. Bu vesileyle kayyım uygulamalarının yalnızca halkın politik iradesine değil yaşama hakkına da bir müdahale olduğu gerçeği kendisini kanıtlamıştır. Halklarımızla birlikte tanıklık ettiğimiz üzere; iflas etmiş olan otoriter merkeziyetçi kayyım rejimine son verilmesinin, yerel demokrasinin ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin yaşamsal bir zorunluluk olduğunun altı önemle çizilmiştir.

Newroz ateşiyle özgürlüğe!

Depremde yaşamını yitiren yurttaşlarımıza adanan önümüzdeki Newroz’u, acılarımızı ve yaralarımızı birlikte sararak halklarımızın barış ve dayanışma içinde olacağı özgür ve demokratik bir yeni yaşam baharının ön günü olarak karşılayacağız. Bugüne kadar direnişte ve acıda bir araya geldiğimiz halklarımızla bu Newroz’da da umutta yan yana, omuz omuza duracağız. Yaşanan afetin derinden acılara sebebiyet vermiş olmasından ötürü coşkulu kutlanmayacak olması yeni yaşam iddiamızı zayıflatmayacak, aksine mücadele azmimizi bileyecektir. Halklarımızla dayanışmayı büyütmeye, zalimlerden hesap sormaya ve Newroz ateşiyle özgürlüğe yürüyeceğiz.

Milletvekilliği seçimleri

Parti Meclisimiz, ülkenin içinde bulunduğu çoklu kriz koşullarında çözümün ilkesel düzeyde ele alınması gerektiğini bir kez daha ifade etmiştir. Bu kapsamda partimizin 2021 Eylül ayında ilan etmiş olduğu Demokrasiye, Adalete, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nun temel çerçeve olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Bu minvalde Üçüncü Yol stratejimizin, partimizin tarihsel ve ilkesel pozisyonu olduğu da hassasiyetle vurgulanmıştır. Seçim tarihinin netleşmesiyle birlikte partimizin ve geliştirdiğimiz ittifakların önemi daha belirgin bir şekilde görünür hale gelmiştir. Milletvekili seçimlerinde, tek bir oyumuzun heba olmaması perspektifiyle en çok milletvekili çıkarma hedefini gözeterek hareket edeceğiz.

HDP olarak; 14 Mayıs’ta kadınların, gençlerin, halkların, inançların, engellilerin, çocukların, emekçilerin, cinsiyet kimliklerinin ve tüm toplumsal kesimlerin yeni yaşamı birlikte örmesinde güvence olacağız.

Parti Meclisimiz, bu inanç ve iradeyle, 15 Mayıs sabahını; son halkasını AKP-MHP faşizminin temsil ettiği yüzyıllık merkeziyetçi, otoriter ve baskıcı rejim karşısında Cumhuriyetin ikinci yüzyılında halkların demokrasisinin miladı ve yeni yaşamın inşasının ilk günü olarak işaretlemiştir.

MYK yetkilendirme

Parti Meclisimiz seçim sürecinde yürütülecek çalışmalarda ve alınacak kararlarda Merkez Yürütme Kurulu’na tam yetki vermiştir.”

ANKARA

#HDP #çok #milletvekili #çıkarma #hedefini #gözeteceğiz

Afyon Cezaevi’nde hak ihlalleri: Koğuşlarımız savaş alanına dönüştü

Afyon Cezaevi’ndeki hak ihlallerine karşı başlattıkları açlık grevini depremler nedeniyle sonlandıran tutuklular baskıların arttığına vurgu yaparak, ‘Taleplerimiz insani taleplerdir. Taleplerimizde ısrar edeceğiz’ dedi

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde koğuşlara yönelik baskın ve ayakta sayım dayatmasının yanı sıra tecrit sistemine karşı 3 Ocak’ta başlattıkları açlık grevini, Mereş depremleri ardından sonlandıran Habil Emen, Yusuf Birkan, Yusuf Erkek, Mehmet Emin Dal, Siraç Keskin ve Cumali Yıldırım’a dönük baskıların sürdüğü belirtildi.

Askeri düzende sayım dayatması

Yazdığı mektupta 3 yıldır bulunduğu Afyon Cezaevi’nde sistematik ihlaller ile karşı karşıya olduklarını aktaran Yusuf Erkek, “Getirildiğimizden beri ayakta askeri düzende denilebilecek bir şekilde sayım alınmaya çalışılıyor” dedi.

Cezaevinde hiçbir kültürel-sosyal ya da sportif faaliyetin düzenlenmediğine dikkat çeken Erkek, hastane sevklerinde ise dil çıkarma gibi insan onuruna aykırı uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Yaşadıkları sorunlara karşı birçok kez cezaevi idaresine, Adalet Bakanlığı’na ve ilgili kurumlara başvuruda bulundukları bilgisini veren Erkek, sonuç alamadıklarını belirtti.

Mayıs 2022 tarihinde bir grup tutuklunun ihlallere karşı süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladığını ve grevin 29’uncu gününde cezaevi idaresi tarafından kendilerine ayakta sayım dayatılmasının son bulacağına dönük söz verildiğini hatırlatan Erkek, buna karşın son dönemlerde bu gibi sorunların yeniden arttığını vurguladı.

‘Koğuşlarımızı savaş alanına dönüştürdüler’

Mektubunda 29 Aralık 2022 tarihinde bulundukları koğuşa sabah sayımının hemen ardından gardiyanlar tarafından baskın düzenlendiğini hatırlatan Erkek, “Sanki talana ve provoke etmeye gelmişlerdi. Kısmi arama adı altında koğuşumuz savaş alanına dönmüştü” dedi.

Baskın anında kendilerine yaşatılan işkencenin koğuşta bulunan kamerada kayıtlı olduğunu ifade eden Erkek, ertesi gün ise gardiyanların “sayım dışarıda olacak” talimatı verdiğini söyledi. Tutukluların itirazlarına rağmen işkence ile dışarı çıkarıldıklarına değinen Erkek, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganı attıkları için de disiplin soruşturmasına tabi tutuldukları bilgisini verdi.

“Taleplerimiz insani taleplerdir” diyen Erkek, cezaevi 2’nci müdürünün, bir diğer tutukluya dönük sarf ettiği, “İnsana insan gibi, teröriste terörist gibi yaklaşmasını biliriz” söylemine dikkat çekerken, “Her şeye rağmen çözümden yanayız. Taleplerimizde ısrar edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Talepler

Erkek, mektubunun sonunda tutukluların taleplerini sıraladı:

“Hiçbir cezaevinde olmayan askeri bir düzende sayım alınmasının kaldırılması, hastaneye gidiş gelişlerde ağız içi aramaların yapılmaması, yasal olarak düzenlenen ziyaret saatlerinin bir buçuk saat olarak uygulanması, cezası bitip de bırakılmayan arkadaşlarımızın bırakılması.”

Kaynak: MA

#Afyon #Cezaevinde #hak #ihlalleri #Koğuşlarımız #savaş #alanına #dönüştü

Ferit Şenyaşar: İktidara talip olanlar adalet diyecek mi?

Adalet Nöbeti’nde konuşan Ferit Şenyaşar, ‘İktidara talip olanların vaatleri arasında adalet olacak mı?’ diye sordu

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021 tarihinde Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 721’inci gününde devam diyor.

Pirsûs’tan Urfa Adliyesi önüne gelen Şenyaşar ailesi, “Şenyaşar ailesi için Adalet” yazılı pankartın önünde nöbeti başlattı.

Burada konuşan Ferit Şenyaşar, geçen yıl Ramazan ayını adliye önünde geçirdiklerini hatırlatarak, adalet yerine gelmediği takdirde bu yılda iftarlarını adliye önünde açacaklarını aktardı. Bütün inançların temelinde adalet olduğu vurgusu yapan Şenyaşar, “Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Ülkeyi yöneten şahıslar namaz kıldıklarına göre, Müslüman olduklarını düşünüyoruz. Ama sadece namaz kılarak Müslüman olunmaz. İslamiyetin ve bütün inançların temeli adalettir. Bir anne iki yıldır adliye önünde oturuyor, tek istediği adaletin sağlanması. 10 gün sonra Ramazan ayına gireceğiz. Geçen yıl hergün iftarımızı adliye önünde açtık. Anne yoruldu, bu yıl iftarlarını evde yetim kalmış torunlarıyla açmak istiyor. Ama eğer adalet sağlanmazsa bu yıl da iftarımızı adliye önünde açacağız” dedi.

Adalet olacak mı?

Yaklaşan seçimlere işaret eden Şenyaşar, mevcut iktidarın tekrardan ülkeyi yönetmeye talip olduğunu belirterek, “İktidara talip olanların vaatleri arasında adalet olacak mı? Biz ‘yurttaşlara eşit ve adaletli yaklaşacağız’ diyecek mi? Eğer böyle bir cümle kullanacaksa ilk önce Urfa Adliyesi önüne baksın, ondan sonra böyle bir vaatte bulunsun” ifadelerini kullandı.

RİHA

#Ferit #Şenyaşar #İktidara #talip #olanlar #adalet #diyecek

Sünnet olacak çocuğa ‘yanlışlıkla’ bademcik ameliyatı yapıldı

Amed’de, hastaları karıştırıan doktor sünnet için Ergani Devlet Hastanesi’ne giden 2,5 yaşındaki A.Y.’ye bademcik ameliyatı yaptı

Beş çocuk annesi M.Y., 2.5 yaşındaki oğlu A.Y.’yi sünnet ettirmek için geçen hafta Ergani Devlet Hastanesi’ne götürdü. A.Y., giriş işlemleri yapıldıktan sonra ameliyathaneye alındı. Ancak ameliyathanede hastalar karışınca KBB doktoru, 2.5 yaşındaki A.Y.’yi kendi hastası sanarak ameliyata aldı. Ameliyatı yaklaşık bir saat süren A.Y., uyandırıldıktan sonra odaya götürüldü.

Amida Haber’in aktardığına göre; üroloji odasında bekleyen aile, çocuklarının gelmediğini görünce, görevlilere sordu. Görevliler, A.Y.’nin ameliyattan çıktığını, KBB’nin yatan hasta servisine alındığını söyledi. KBB servisine giden anne M.Y., oğlunu odada görünce yanlış ameliyata sokulduğunu anladı.

Listeleri kontrol eden doktorlar, hastaların karıştığını fark etti. Ürolog ile KBB doktoru, birbirini suçlayarak tartıştı. Hastane ve İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerince, iki doktor hakkında soruşturma başlatıldı.

AMED

#Sünnet #olacak #çocuğa #yanlışlıkla #bademcik #ameliyatı #yapıldı

Beştaş’tan HÜDA-PAR yanıtı: Cumhur İttifakı telaş ve panikle her yere gidiyor

Meclis’te açıklamalarda bulunan Meral Danış Beştaş, HÜDA-PAR sorusuna ‘Cumhur İttifakı büyük bir telaş ve panik içinde. Gidebileceği her yere gidiyor’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kendisine yöneltilen HÜDA-PAR sorusuna “Cumhur İttifakı büyük bir telaş ve panik içinde. Gidebileceği her yere gidiyor” diyerek yanıt verdi.

Yeni rant alanları açıyorlar

“İktidar ve küçük ortağı giderayak Meclis gündemini tıka basa doldurmaya devam ediyor” diyen Beştaş, getirilen yeni düzenlemelerin ihtiyaçlara çare olmadığını ifade etti. İktidarın çevre düzenlemeleriyle yeni rant alanları açtığını vurgulayan Beştaş, “Oysaki Türkiye’nin tartışması gereken temel mesele böyle bir afet sonrası afeti felakete dönüştüren iktidarın yeni düzenlemeler yapması gerekliliğiydi” dedi.

Freedom House’un raporu

Freedom House’un yayınladığı demokrasi raporuna dikkat çeken Beştaş, 195 ülke ve 15 bölgedeki özgürlüklerin değerlendirildiği raporda, başta Türkiye olmak üzere önemli veriler ve tespitler yer aldığını ifade etti. Beştaş, “Türkiye’nin durumu şu an neyse rapora aynen yansımış, iktidarın yalanladığı her şey tüm açıklığı ile raporda yer alıyor. Türkiye en çok gerileyen ülkeler listesinde. Türkiye özgürlük endeksinde kiminle yarışıyor, Tanzanya ile yarışıyor” diye konuştu.

Kadınlar zor koşullarda

HDP Kadın Meclisi’nin 8 Mart’ı deprem bölgelerinde geçirdiğini hatırlatan Beştaş, “Mücadelenin ve dayanışmanın olduğu her yerde olduğumuz gibi umudumuz ve inancımızla 8 Mart’ta depremzede kadınlarla dayanışmayı yükseltmeye çalıştık. Depremden en çok hak kaybı ve mağduriyet yaşayan kadınların sesi olmaya ve taleplerini yüksek sesle deprem alanlarından haykırmaya çalıştık. 8 Mart’ta Nurhak ve İslahiye’deydim en büyük acıyı kadınlar yaşıyor. En temel ihtiyaçlara ulaşamıyorlar kendi üzerlerine yüklenmiş olan ev içi emeği zor koşullarda sürdürmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

HÜDA-PAR’ın MHP ve AKP’yi desteklemesi

Beştaş “HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı ile işbirliğini nasıl değerlendiriyorsunuz” şeklinde gelen soruya da “Biz şu anda Emek ve Özgürlük İttifakı temelinde çalışıyoruz, seçime hazırlanıyoruz.  Cumhur İttifakı bu konuda büyük bir telaş ve panik içinde. Gidebileceği her yere gidiyor” cevabını verdi.

ANKARA

 

#Beştaştan #HÜDAPAR #yanıtı #Cumhur #İttifakı #telaş #panikle #yere #gidiyor

TÜİK, Türkçe dışındaki tüm dilleri yok saydı

TÜİK, Kürtçe yayın yapan Xwebûn gazetesi yetkililerine yönelttiği “Hangi dilde yayın yapıyorsunuz?” sorusunda, “Kürtçe” seçeneğine yer vermedi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Yazılı Medya İstatistikleri Gazete Dergi Soru Formu-2022” kapsamında hazırladığı ankette, “Hangi dilde yayın yapıyorsunuz?” sorusunun cevapları arasında “Türkçe” dışındaki bütün dilleri yok saydı.

Kürtçe haftalık yayın yapan Xwebûn gazetesinde yer alan haberde; TÜİK yetkilileri geçtiğimiz günlerde gazetenin İmtiyaz Sahibi Kadri Esen ile görüştü. TÜİK yetkilisi, Esen’den formu doldurmasını isteyerek, Amed’teki bir çalışanına yönlendirdi. Esen, TÜİK çalışanı aracılığıyla kurumun sitesinde yer alan formu doldurmaya başladı. Esen, “Hangi dilde yayın yapıyorsunuz?” sorusunun cevapları arasında sadece “Türkçe”, “Yabancı dil” ve “Türkçe ya da yabancı dil” seçeneklerinin yer almasına “Kürtçe yayın yapan gazeteden bilgi almak istiyorsunuz ancak seçenekler arasında Kürtçeye yer vermiyorsunuz” sözleriyle itiraz etti.

TÜİK çalışanı, bunun üzerine, “Lütfen siyaseti bir kenara bırakın. Bu sorular Ankara merkezden hazırlanıyor ve bizim yapabileceğimiz bir şey yok” yanıtı verdi. Esen ise, “Siyasetle alakalı bir durum yok. Biz Kurdistan’da kendi dilimimizde yayın yapıyoruz. Siz ise bu dili inkar ediyorsunuz” yanıtı verdi. TÜİK çalışanı, sonrasında ısrarla Esen’i ikinci seçenek olan “yabancı dil”i seçmesini istedi.

HABER MERKEZİ

#TÜİK #Türkçe #dışındaki #tüm #dilleri #yok #saydı

Seçim takvimi 18 Mart’ta başlıyor

YSK Başkanı Ahmet Yener, seçim takviminin başlangıç tarihinin 18 Mart olarak belirlendiğini açıkladı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28’nci Dönem Milletvekili Genel Seçimine ilişkin takvimin başlangıç tarihinin 18 Mart olarak belirlendiğini bildiren Yener, “Yurt içi ve yurt dışında seçmenlerin oy kullanmasına ilişkin ilkelerin belirlenmesi çalışması da devam etmektedir” dedi.

YSK seçime girme yeterliliğine sahip siyasi partilerle ilgili kararı Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanmıştı. YSK’nin yayımlanan kararında, 298 sayılı “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” ile 2820 sayılı “Siyasi Partiler Kanunu”nun ilgili maddelerine göre, illerin en az yarısında oy verme günü olan 14 Mayıs 2023 tarihinden en az 6 ay önce teşkilat kurdukları ve büyük kongrelerini yaptıkları saptanan 36 siyasi partinin seçimlere katılma yeterliliği bulunduğu ifade edildi.

Seçime girme yeterliliğine sahip partilerin listesi şu şekilde:

1- Adalet ve Birlik Partisi

2- Adalet Partisi

3- Adalet ve Kalkınma Partisi

4- Anavatan Partisi

5- Bağımsız Türkiye Partisi

6- Büyük Birlik Partisi

7- Büyük Türkiye Partisi

8- Cumhuriyet Halk Partisi

9- Demokrasi ve Atılım Partisi

10- Demokratik Sol Parti

11- Demokrat Parti

12- Emek Partisi

13- Gelecek Partisi

14- Genç Parti

15- Güç Birliği Partisi

16- Hak ve Özgürlükler Partisi

17- Halkın Kurtuluş Partisi

18- Halkların Demokratik Partisi

19- Hür Dava Partisi

20- İyi Parti

21- Memleket Partisi

22- Millet Partisi

23- Milliyetçi Hareket Partisi

24- Milli Yol Partisi

25- Saadet Partisi

26- Sol Parti

27- Türkiye Değişim Partisi

28- Türkiye İşçi Partisi

29- Türkiye Komünist Hareketi

30- Türkiye Komünist Partisi

31- Vatan Partisi

32- Yeniden Refah Partisi

33- Yenilik Partisi

34- Yeni Türkiye Partisi

35- Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi

36- Zafer Partisi

ANKARA

#Seçim #takvimi #Martta #başlıyor

Göçmen teknesi battı: 30 göçmen kayıp

İtalya sahil güvenlik birimleri, Libya açıklarında bir teknenin batması sonucu 30 dolayında göçmenin kaybolduğunu bildirdi

İtalyan sahil güvenlik birimleri yaptığı açıklamada “Kurtarma operasyonları sırasında tekne devrildi. 17 kişi kurtarıldı ama 30 dolayında kişi kayboldu” dedi.

Bundan iki hafta önce de İtalya’nın güneyindeki Calabria açıklarında 180 dolayında kişiyi taşıyan bir gemi batmış, 76 göçmen hayatını kaybetmişti. Trajediden bu yana hemen her gün yeni cenazeler kıyıya vuruyor.

İtalya yargısı Calabria açıklarındaki drama ilişkin soruşturma başlattı. Deniz yetkililerinin, alanda kapasitesinin üzerinde dolu bir geminin varlığına dair bilgilere rağmen yeterince hızlı hareket etmediğinden şüphe ediliyor. Göçmen karşıtı politika yürüten aşırı sağcı Georgia Meloni hükümetine yönelik sert eleştiriler var.

İtalya İçişleri Bakanlığı’na göre 1 Ocak’tan bu yana İtalya kıyılarına 17 bin 592 kişi ulaştı. 2022 yılının aynı döneminde 5 bin 976 kişi, 2021’in aynı döneminde 5 bin 995 kişi İtalya’ya ulaştı. Avrupa sınırlarını korumakla görevli Frontex’e göre orta Akdeniz yoluyla İtalya’ya ulaşan göçmenlerin sayısında ocak ve şubat aylarında yüzde 116 oranında artış yaşandı.

DIŞ HABERLER

#Göçmen #teknesi #battı #göçmen #kayıp

Resmi rakamlara göre, yaşamını yitirenlerin sayısı 48 bin 448’e yükseldi

Mereş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısı 48 bin 448’e yükseldi

Merkez üssü Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ve Elbistan ilçeleri olan 6 Şubat günü meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerden dolayı yıkımın olduğu 11 ilde yaşamını yitirenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Afet Koordinasyon Merkezi’nde bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, deprem bölgelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Açıklamada, yaşamını yitirenlerin sayısının 48 bin 448’e ulaştığı belirtildi.

MEREŞ

#Resmi #rakamlara #göre #yaşamını #yitirenlerin #sayısı #bin #448e #yükseldi