Ana Sayfa Blog Sayfa 824

Heyva Sor a Kurdistan’dan halka çağrı: Dayanışmayı büyütelim

Heyva Sor a Kurdistan deprezmedeler için yardım kampanyasını genişletti. Kurum sözcüsü Murat Vargün ‘Duyarlı ve vicdanlı herkesin yardımlarını sürdürme çağrısı yapıyoruz’ dedi

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen deprem 11 kenti etkiledi, 50 bine yakın insan yaşamını yitirdi, yüz binlercesi yaralandı. Kentlerin yerle bir edildiği deprem bölgeleri için dünyanın her yerinde dayanışma kampanyaları başlatıldı. Avrupa merkezli Heyva Sor a Kurdistan da yardım kampanyası başlattı.

1 milyon 800 bin euro yardım toplandı

MA’dan Delal Akyüz’e konuşan Heyva Sor a Kürdistan Sözcüsü Murat Vargün, Mereş merkezli gerçekleşen depremlerin ardından başlattıkları kampanya hakkında konuştu. Vargün, kampanyanın Kuzey Kürdistan, Suriye ve Türkiye merkezli olduğunu söyleyerek, bu minvalde maddi yardımlar topladıklarını kaydetti. Avrupa’daki kurumlarla ortaklaşa çalıştıklarını söyleyen Vargün, “Şimdiye kadar 1 milyon 800 bin euro maddi yardım ulaştırdık. 1 milyon 500 bin euroyu Kuzey Kürdistan ve Türkiye için, 300 bin euroyu ise Rojava ve Suriye için gönderdik. Bu yardımlar bölgelere ulaştı” dedi.

Uzun soluklu dayanışma

Kuzey illerinde komisyonları, Rojava’da ise derneklerinin olduğunu söyleyen Vargün, “Kuzey’de önce acil olan barınma ve beslenmeyi gidermeye çalıştık. Bu çalışmamız hala devam ediyor. Bölgedeki mağdurların çoğu farklı bölgelere dağılmışlar. Gittikleri bölgelere dair de arkadaşlarımız çalışma yürütüyor. Gittikleri yerlerde temel yaşamsal ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Biz de Avrupa’da yardım kampanyasını devam ettiriyoruz” diye belirtti.

Suriye’ye yardım

Vargün, öncelikle temel ihtiyaçları giderdiklerini söyleyerek, “İhtiyaçlar sürekli değişebiliyor. Bizde ona göre kendimizi konumlandırıyoruz. Suriye’de özelikle Efrin ve Halep bölgesi yıkıma uğradı. Buralara ilk günden gönderdiğimiz temel ihtiyaç TIR’ları işgalciler tarafından engellendi. O Nedenle bizde mecburen başka bölgelere yöneldik. Şu an Şehba, Efrin, Şeqmeqsud ve Eşrefiye bölgelerinden gelen insanların yerleştirilmesi ve ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Yine özelikle yaralıların tedavisinin yapılması için çalışmalar yürütüyoruz” diye aktardı.

Kardeş aile kampanyası

Devletin Kürdistan illerine yönelik göçertme politikasına dikkati çeken ve bunun yeni olmadığını sözlerine ekleyen Vargün, “Depremin bu politikalara vesile olmaması için farklı çalışmalarımız da olacak. Özelikle Alevi ve Kürt illerinde insanların göçertmesi olacak. Bu nedenle yeniden inşa için özelikle evleri hasar görenlere konteyner kentler kurma, az hasarlı olanların evlerini tamir etme ve kardeş aile gibi farklı çalışmaları hayata geçireceğiz. Kardeş aile projesi Avrupa’dan bir ailenin depremzede bir aileye 2-3 yıl maddi yardım sağlayabilecek şekilde olacak” diye konuştu.

Dayanışma çağrısı yapıldı

Sadece Avrupa’dan değil, dünyanın dört bir tarafından kampanyaya destek olduğunu dile getiren Vargün, “Bu yardımları sadece Kürt halkı yapmıyor. Dünya halkları da destek veriyor. Heyva Sor olarak köprü görevi görüyoruz. Bize gelen yardımları doğru bir şekilde mağdurlara aktarıyoruz. Duyarlı ve vicdanlı herkesin yardımlarını sürdürme çağrısı yapıyoruz. Dayanışma ile yaraları sarabiliriz” şeklinde konuştu.

Yardım için hesap bilgileri şu şekilde:

Heyva Sor a Kurdistanê e. V.

Wilhelmstr. 12

53840 Troisdorf

Kreissparkasse Köln

IBAN: DE49 3705 0299 0004 0104 81

BIC/SWIFT: COKSDE33XXX

www.paypal.me/heyvasorakurdistane

Açıklamada, ortak kurumların banka hesapları ve adresleri de şöyle paylaşıldı:

Fransa

Association Humanitaire Soleil Rouge – RojaSor

Tel: +33 (0) 180 89 42 67

E-mail: contact@rojasorfrance.com

CIC TROYES HOTEL DE VILLE

IBAN: FR7630087335000002074770150

BIC/ SWIFT: CMCIFRPP

www.rojasorfrance.com

İsviçre

Kurdistan Roter Halbmond Schweiz (Croissant Rouge du Kurdistan Suisse)

Rue des Savoises 15, 1205 Genève

Banque Cantonale Vaudoise (Kantonalbank)

Konto N°: 10-725-4

IBAN: CH62 0076 7000 L543 3416 5

BIC/SWIFT: BCVLCH2LXXX

www.heyvasor.ch

Hollanda

Stichting Koerdische Rode Halve Maan (Heyva Sor a Kurdistanê)

Fokkerstraat 539 Links, 3125 BD Schiedam

Email: info@stichtingkrhm.nl

www.stichtingkrhm.nl

İsveç

Insamlingsstiftelsen Kurdiska Röda Solen

(Roja Sor a Kurdistanê)

Ankdammsgaten 33, 171 67 Solna

Tel.: +46 (08)-27 36 85

Email: info@rodasolen.se

Org nr. 802481-5782

SWISH:123 40 138 68

BANK GIRO: 5589-7672

IBAN: SE04 5000 0000 0537 4106 6753

BIC: ESSESESS

www.rodasolen.se

Avusturya

Roja Sor a Kurdistanê

Brünner Straße 130-134/3/8, 1210 Wien

Tel: 00 43 (0) 676 9126884

BAWAG

IBAN: AT751400003010314274

BIC : BAWAATWW

Konto No: 030 103 14 274

BLZ : 14 000

rojasor-osterreich.org

İngiltere

Kurdish Red Moon (Heyva Sor a Kurdistanê)

Fairfax Hall 11 Portland Gardens London N4 IHU

E-mail:heyvasorakurdistane2012@gmail.com

Registered Charity No: 10 93 741

Company No: 42 85 714

The Co-operative Bank

Bank Sort code: 089299

Bank Account No: 65863091

IBAN: GB55 CPBK 0892 9965 8630 91

BIC: CPBK GB22

www.heyvasoruk.org/

Norveç

Kurdiske Røde Halvmåne Norge (Heyva Sor a Kurdistanê)

Hausmanns gate 6 0186 Oslo / Norge

Tel: 0047 98 46 33 28

Organisasjonsnummer: 009124. 84734

VIPPS: 21957

DNB BANK ASA OSLO

Account/Hesap/Konto No: 1503 40 52953

IBAN: NO 15 1503 4052 953

BIC/ SWIFT: DNBANOKKXXX

İtalya

Mezzaluna Rossa Kurdistan Italia ETS (Heyva Sor a Kurdistanê)

Via Forte dei Cavalleggeri,53 Livorno

Banca Etica

IBAN: IT53 R050 1802 8000 0001 6990 236

BIC/ SWIFT: ETICIT22XXX

www.mezzalunarossakurdistan.org

Belçika

ASBL Croissant Rouge du Kurdistan-

Koerdische Rode Halve Maan VZW (Heyva Sor a Kurdistanê)

Gospertstr. 78

4700 Eupen

Tlf:0032 (0) 470 94 64 19

Numéro d’entreprise:465 073 725

BNP PARIBAS FORTIS

IBAN: BE04 0013 2448 9631

BIC/SWIFT : GEBABEBB

www.koerdischerodehalvemaan.be

Japonya

Kurdistan Red Moon – Heyva Sor a Kurdistanê

Saitama ken kawaguchi shi shiba shinmachi 8-22 Sanko build 501

Tlf: +81 90 2149 9979

JP BANK

Konto Nr:10100 – 56545271

https://www.facebook.com/Heyva.Sor

 

#Heyva #Sor #Kurdistandan #halka #çağrı #Dayanışmayı #büyütelim

Depremi kullanıp İstanbul’a çökecekler

99 depremi sonrası AKP iktidarıyla birlikte rant ekonomisi uygulamaya konurken, inşaat şirketleri havuzu oluşturuldu. Bugün de iktidar Mereş depremini inşaat rantına bağlamak ve İstanbul’u da bu yağmaya eklemek niyetinde

Yusuf Gürsucu / İstanbul

Türkiye’de kapitalistleşme sürecinde kentlerin planlanarak gelişmesi yerine rantın planlanması ile genişlemesi sonucu sağlıksız ve tehlikeli yapılarla dolu kentler ortaya çıkarıldı. Hisseli ifraz ile başlatılan tarım arazilerinin bölünerek arsaya dönüştürülmesiyle birlikte kentler yağma alanına çevrildi. 1960’larda başlatılan uygulamayla tüm kentlerde ve özellikle metropollerdeki tarım arazileri kentlerin en önemli yerleşim alanlarına dönüştü. 12 Eylül darbesi sonrası iktidara gelen Özal’ın çıkardığı 2981 sayılı İmar İslah Yasası ile hisseli ifraz alanlarında plan yapma yetkisi dönemin rantiyeci yerel yönetimlerine verildi. Merkezi yönetim ve ana belediyeler devreden çıkarılarak, plansız bir süreçle apartmanlarla ve apartman altı işyerleri ile dar sokaklardan oluşan şehirler ortaya çıktı.

12 Eylül’le rant büyüdü

12 Eylül sonrası büyük bir rant alanı yaratılırken arsa simsarlarıyla kol kola girmiş müteahhitler peydahlanmaya başladı. Kırsalın giderek yoksullaştırılmasının da yarattığı ortamda kentlere doğru büyük göçler yaşandı. Çıkarılan yasa ile ifraz edilmiş arsalarda apartmanlaşma vaat ediliyordu. Kentlerin merkezi bölgelerinde yüksek yapılar yoğunlaşırken yap-satçılık gelişti. Bu süreçte parsellerin küçülmesi adeta teşvik edilirken kıyılarda ise kıyı işgalleri turizm imarları ile yaygınlaştı. Öte yandan büyük kentler ve metropollerde tarım arazileri çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle sanayi bölgeleri olarak adeta istila edildi.

Depremler rantın kaldıracı

Yaşanılan bu süreçlerin ardından özellikle 99 depremi sonrası kentsel dönüşüm iddiasıyla yeni rantsal amaçlı işgal süreçlerinin önü tamamen açıldı. Tüm kentler ve özelde İstanbul gibi büyük şehirler şantiyeye dönüşmeye başladı. AKP iktidarı inşaatçılık üzerinden kendi çeperinde topladığı ve 5’li çete olarak anılan şirketlerle birlikte birçok şirketle kol kola girerek, ülkenin ekonomi politikasını rantsal büyümeye taşıyarak ülkenin her yerinde yollar, köprüler, şehir hastaneleri, havalimanları, gökdelenler ve AVM’ler inşa ediyordu. 99 depremini bir kaldıraç olarak değerlendiren iktidar kentsel dönüşüm iddiasıyla birçok yurttaşı mülksüzleştirirken, birçok yurttaşı da bankalara borçlandırdı ve tüm kamusal gelir ve kamusal araziler ile işletmeler sermaye kesimine taşındı.

İhanet aralıksız sürüyor

AKP’li Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan İstanbul ile ilgili yaptığı bir açıklamada, “40 kat, 100 kat binalar yapmak sizi medeni yapmıyor… Biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” sözleri hiçbir anlam içermezken, bu sözlerin arka planında Boğaziçi Kanunu’nu değiştirmeye soyunarak Boğaziçi’nde yatay olarak yeni bir yapılaşma hedefiyle adım atılıyordu. Bu bağlamda Boğaziçi Üniversistesi arazisine göz koyulduğu iddiaları öne sürüldü. Kayyum niteliğinde rektör atamalarıyla üniversite zayıflatılmaya çalışıldı. Ancak tüm baskılara rağmen henüz bu amaca ulaşılamadı. 2017’de İstanbul’a ihanet ettik sözleriyle günah çıkardığı günlerde Fikirtepe’de gökdelenlerin yükseldiği bir kentsel dönüşüme daha imza atılması ise ikiyüzlüğü ortaya koyuyordu.

Bilim devre dışı

Mereş’te yaşanan depremlerin ardından, 99 depremi sonrası ortaya konan yağma politikaları sürdürülmeye çalışılırken, kapalı kapılar ardında TOKİ eliyle şirketlere alelacele verilen inşaatlar başlatıldı. Yine aynı anlayış meraların, ormanların ve tarım arazilerinin işgaline soyundu. Bilim insanlarını, jeologları, ziraatçıları, ormancıları, iklim bilimcilerini, mimarları ve tarihçileri elinin tersiyle kenara iten iktidar, tek adam uygulamasıyla soyunduğu inşaatlarla, halkın ihtiyaçları değil şirketler için rant alanları yaratmayı amaçladığı anlaşılabiliyor. Mereş depremini de sermaye çıkarı için kullanacağı anlaşılan iktidar, yakın gelecekte iklim sorunlarıyla iç içe gelişen gıda krizine yol açacak olan tarımsal üretim sıkıntılarını hiç umursamadan rantın peşine düştü.

Her adım rantı gösteriyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, deprem sonrası partisinin Merkez Yönetim Kurulu toplantısına Kalyon İnşaat’ın patronunu da davet etmiş olması dikkat çekiciydi. Erdoğan’ın, toplantıya katılan Cemal Kalyoncu’ya yardımda bulunması ve deprem bölgesindeki konteyner kent ve konutların inşasında aktif rol alması için davette bulunduğu öğrenildi. Bu davet sonrası Kalyoncu, TV’lerde yapılan ortak yayına bağlanarak yüklü bağışta bulundu. Bir süre sonra da kapalı kapılar ardında Kalyon’un başını çektiği bir grup müteahhite deprem bölgesinde 1796 adet deprem konutu ihalesiz olarak verildi. Tüm yaşananlar depremdeki yıkımın ranta bağlandığını işaretlerini ortaya koyuyordu.

İktidarın kirli basını

Mereş depremi sonrası, iktidarın kirli basınında abartılarak yer verilen haberlerde işyerlerine girilip güya soygun yapıldığı ve güvenlik sorunu oluştuğu gibi iddialar eşliğinde OHAL ilan edildi. Hemen ardından ‘OHAL Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ yayınlandı. Bilimsel hiçbir dayanağı bulunmayan kararname ile meralar ve ormanlar katledilerek yerine deprem konutları inşası başlatıldı. Çıkarılan kararname ile tek adam modeli işletilmeye devam edilirken, yine bilim ve bilim insanları devre dışı bırakılarak ranta ve yağmaya dönüşen bir sürece başlandığı ortaya konuldu. Kararnamede, 4342 sayılı Mera Kanunu ile 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ek 16. maddesinde belirtilen alanların yerleşime açılacağı ve belirlenen alanlarda vasıfların Çevre Bakanlığı eliyle resen değiştirilebilecek olması atılan adımın bir yağma adımı olduğunu ve büyük bir doğa yağmasının da beraberinde gelişeceğini gösteriyordu.

Afet Fonu!

Tüm bu süreç yaşanırken iktidar ‘Afet Yeniden İmar Fonu’ kurulacağını duyurdu. Bağış, yardım ve hibelerin bu fonda bir araya getirileceği ve afet bölgesinin imarı için kaynağın yönetilmesi ve aktarılması fonla sağlanacağı iddia edildi. Afet bölgesinin altyapı ve üstyapı çalışmalarının bu fondan karşılanacağı, bütçede fona özel bir ödenek ayrılacağı ve diğer fonlardan aktarım yapılabileceği açıklamalarda yer alırken, fonun yönetim kurulunun ilgili Bakanlardan oluşacağı vurgulandı. Kurulmak istenen fon teklifinin Meclis’e gelmesi beklenirken, fonun Meclisin denetimi dışında olması sürecin bir yağma süreci olacağını gösterdi. Öte yandan İstanbul merkezli büyük bir depremin yaşanacağına yönelik öngörüleri de kullanarak ranta bağlama sevdasına düşen iktidar, rantsal amaçla gündeme getirilen Kanal İstanbul hayaline ve Anadolu yakasında kamusal alanlara çökme hazırlıklarına girişti.

İktidar İstanbul’u istiyor

Çevre Bakanı Kurum, İstanbul’da riskli olduğu tespit edilen 1 milyon 500 bin konutun şehrin iki yakasında belirlenen rezerv alanlara taşınacağını açıkladı. Söz konusu alanların neresi olacağına ilişkin bilgi verilmedi ancak bakanlığın, Cumhurbaşkanlığı kararıyla ilan ettiği rezerv alanı, planlanan Kanal İstanbul ve çevresini kapsıyordu. Bakanın Anadolu Yakası’ndan söz ederken, işgal edilecek alanların askeri alanlar olduğu iddia edilirken, Kurum’un, “Bu çalışmaları 780 bin kilometrekare vatan toprağı içinde eş zamanlı yürüteceğiz” sözleri yaratılmak istenen rantın büyüklüğünün işaretiydi. Temelsiz ve uygulamaktan uzak olan bu hedefler duyurulurken, halka umut vaat edip gelecek seçimleri kazanma hayalini canlı tutma gayreti olarak göze çarpıyordu.

İstanbul rezerv alanları!

2019 ve 2020 yıllarında da Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ‘Plan Değişikliği Açıklama Raporu‘nda İstanbul için rezerv alanlar açıklanmıştı. Belirlenen rezerv alan Kanal İstanbul çevresini gösteriyordu. Rezerv plan, 2021 yılı Mart ayında Cumhurbaşkanlığı’nca çıkarılan kararname ile duyurulurken, hemen ardından 2 kararname daha çıkarılarak Rezerv alanın yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ) veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca belirlenen alanlar olarak tanımlandı. Bu adımlarla Kanal İstanbul ısrarını deprem korkusuna yaslanarak sürdürecekleri anlaşılırken, ranttan vazgeçmeyeceklerini gösteriyorlardı.

İBB devre dışı bırakılmak isteniyor

Bakan Kurum yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde önemli projelerini açıklayacağını söyleyerek, “Marmara Bölgesi’ne ilişkin kentsel dönüşüm hedefimizi, oluşturulacak yeni rezerv alanlardaki uydu kentlerimizle birlikte ilave nüfus getirmeden, örneğin İstanbul’da dönüşmesi gereken 1,5 milyon bağımsız bölüm var. Bunlardan acilen dönüşmesi gereken 300 bininin dönüşmesi için şu an İstanbul’da sadece bakanlığımızın devam ettirdiği 94 bin bağımsız bölümden oluşan projelerimiz var. O riskli 1,5 milyon konutu dönüştüreceğimiz rezerv alanları var. Şehrin içindeki 1,5 milyon riskli binayı belirlediğimiz iki rezerv alana, hem Avrupa hem Anadolu yakasına taşıyacağız” diye belirtti. Bu açıklama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni (İBB) devre dışı bırakacaklarına işaret ederken, diğer yandan İBB’nin bu bağlamda hazırlık toplantıları başladı.

‘Deprem Bilim Üst Kurulu’

İBB tarafından oluşturulan İstanbul Deprem Bilim Kurulu Şubat ortasında İSKİ yerleşkesi içerisindeki AKOM’da bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya çok sayıda bilim insanı ile İBB bürokratları katıldı. İBB 1 Mart tarihinde yaptığı çağrıda ise ‘Deprem Bilim Üst Kurulu’nun önerileri, tespitleri ve çözüm yolları doğrultusunda başlattığı seferberlik planınını duyurdu. Toplantıda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Biz, bugün itibariyle İBB olarak inisiyatif alıyoruz, düzen değiştiriyoruz. İBB, 2019 Haziran’ından bugüne, ‘imar-rant-siyaset’ düzeninin bütünüyle dışındadır. Deprem dirençli İstanbul için, seferberlik başlatıyoruz” dedi. İmamoğlu yaptığı konuşmada, “İstanbul ve Marmara Deprem Konseyi’nin kurulması, İBB deprem bütçesinin revizyonunun yapılması ve buna destek sunulması, İstanbul’un depreme dirençli hale getirilmesi için mevzuat çalışmalarının hızlıca sonuçlanması” gibi noktalara dikkat çekti.

‘İstanbul’a özel yasa çıkarılmalı’

İmamoğlu konuşmasının devamında ise şunları söyledi: “Yapı güçlendirme konusuna ilişkin yasal düzenleme için, merkezi yönetimle iş birliği ve finans desteği sağlanması, Hızlı tarama yönteminin, mevzuata konarak yaygınlaştırılması, Boş konutların kullandırılması programına ilişkin yasal ve yönetsel düzenlemelerin hayata geçirilmesi, Deprem sonrası toplanma ve geçici barınma alanlarının tam donanımlı bir şekilde fiziki altyapılarının geliştirilmesi için merkezi yönetim ile eşgüdüm haline gelinmesi, İstanbul’un iletişim, elektrik, enerji gibi tüm altyapı sistemlerini depreme dirençli hale getirmek için ilgili aktörlerle ortak çalışacak ortamın sağlanması, İstanbul özelinde yasa çalışmasının yapılması.”

İBB ile iktidarın hedefi farklı

İBB ile iktidarın ortaya koyduğu hedefler ve çözümlerde bir paralellik oluşmaması ise İBB’nin çözüm önerilerinin birçoğunu boşa düşürür nitelikte. Bakanlığın rantsal amaçla hazırlığına giriştiği 1,5 milyon konut inşası ile İstanbul’da yeni yerleşim alanlarının açılmasının amaçlandığı iddia edilirken, kentsel dönüşümün yerinde ve halkın katılımıyla yapılması gündemlerinde bile yok. Tam bir yağma projesi olan Kanal İstanbul’u bu girişimle yeniden canlandırmak isteyen iktidar, bölgede el değiştirmiş on binlerce dekar arazinin yeni sahiplerine verdiği sözleri de yaşama geçirmek istiyor. Kanal İstanbul güzergâhında, 2014-2018 yılları arasında toplamda 26.7 milyon metrekare arazi el değiştirdi. Arazilerde en büyük alana sahip ilk 10 şahıs/şirketten 3 tanesi ise Körfez ülkelerinden kişi ve şirketler olurken, bu satışların Kanal İstanbul’un duyurulduğu 2015 yılından sonra yapılmış kanalın bir rant ve yağma planı olduğunu göstermeye yetiyor.

#Depremi #kullanıp #İstanbula #çökecekler

Suriye’de kolera vakaları yayılıyor

Mereş merkezli depremin etkilediği Suriye’de kolera vakası yayılıyor

Kurdistan, Türkiye ve Suriye’de etkili olan depremin ardından başlayan sağlık sorunları devam ediyor. Hollandalı yardım kuruluşları, Mereş (Maraş) depreminin etkilediği Suriye’nin kuzeyinde, giderek artan kolera vakalarının büyük bir salgına dönüşmek üzere olduğu uyarısında bulundu. Uyarıda bulunulan alanlar ise Türkiye’nin ve bağlı çetelerin kontrolü altında.

Buzdağının görünen kısmı

Dünya Doktorları Örgütü’nün Hollanda Direktörü Jasper Kuipers, bölgede son bir ayda en az 600 kolera vakasının tespit edildiğini ve iki kişinin de hastalık nedeniyle öldüğünü söyledi. Hollandalı yetkili, “Bu sadece buzdağının görünen kısmı” dedi.

Depremle durum kötüleşti

Hollanda Kızılhaçı’na göre, kirli su kaynakları, bölgedeki insan sağlığı açısından büyük bir tehdit.

Dünya Doktorları Hollanda Temsilciliği’nden yapılan açıklamaya göre, geçen Ağustos ayında ortaya çıkan kolera salgının yaşandığı bölgede, 6 Şubat’taki Mereş depremi sonrası durum yeniden kötüleşti.

HABER MERKEZİ

#Suriyede #kolera #vakaları #yayılıyor

İstismarla gündem olan cemaatin bir vakfı daha oldu

Çocuk istismarı ile gündeme gelen İsmailağa cemaatiyle bağlantılı vakıflara bir yenisi daha eklendi

Sık sık çocuklara yönelik istismarla gündeme gelen, son olarak refakatiz depremzede çocukların yurtlarına verildiğinin ortaya çıkmasıyla gündem olan İsmailağa cemaatiyle bağlantılı vakıflara bir yenisi daha eklendi.

Mal varlığı 200 bin TL

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 3 Mart’ta Resmi Gazete ’de yayımlanan kararına göre Kardeş Eli Vakfı kuruldu. Merkezi İstanbul olan, amacı “dezavantajlı gruplar için fırsat eşitliğini sağlamak, bilim ve teknoloji alanlarında gençlerin girişimciliğini arttırmak, teknolojinin doğru kullanılması konusunda farkındalık oluşturmak” olarak belirtilen vakfın mal varlığı ise 200 bin lira olarak belirlendi.

Vakfın vakfedenleri arasında ise Kardeş Eli Derneği Genel Başkanı Ahmet Muhammedoğlu da bulunuyor. Söz konusu derneğin ve Muhammedoğlu’nun İsmailağa cemaatiyle bağlantılı olduğu da biliniyor.

HABER MERKEZİ

#İstismarla #gündem #olan #cemaatin #bir #vakfı #daha #oldu

Deprem kentleri için sağanak yağmur uyarısı

MGM, Mereş merkezli depremlerin yıkıma neden olduğu 11 ilin sağanak yağışlı geçeceği duyurdu

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, günlük hava durumu tahmini açıkladı. Buna göre, deprem bölgesinde yer alan Mereş (Maraş), Dîlok (Antep), Semsûr (Adıyaman), Meletî (Malatya), Hatay, Kilis ve Osmaniye sağanak yağışlı geçecek.

Deprem bölgesinde yer alan illerin günlük hava durumu şöyle:

Adana °C, 22°C

Parçalı ve çok bulutlu

Hatay °C, 20°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde sağanak yağışlı

Mereş °C, 18°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde sağanak yağışlı

Xerpet (Elazığ) °C, 16°C

Parçalı ve az bulutlu zamanla çok bulutlu

HABER MERKEZİ

#Deprem #kentleri #için #sağanak #yağmur #uyarısı

Elbistan’da 53 yıllık ahşap tarihi ev yıkılacak: Koca bir tarih, onlarca anı

PİRHA- Deprem, ardında hatıralar ve unutması güç öyküler bıraktı. İnsanlar; hayatlarını, dostlarını, sevdiklerini ve anılarını kaybetti. Elbistan’ın Socax (Soğucak) köyündeki 53 yıllık tarihi ev de ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılmayı bekliyor.

Deprem, hatıralar ve unutması güç öyküler bıraktı geride. İnsanlar; hayatlarını, dostlarını, mallarını, mülklerini ve en önemlisi anılarını kaybettiler depremde.

Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak (Socax) köyündeki 53 yıllık ahşap ve yığma taş evdeki geçmişe ait eşyalar ve dokuma halılar bir dönem odaları süslerken; şimdilerde ise ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılmayı bekliyor.

“EVİNİ ADETA MÜZEYE ÇEVİRMİŞTİ”

2021 yılında PİRHA olarak gittiğimizde Soğucak köyünde yaşayan Fatma Polat, gelin olarak geldiği evinde geçmişe ait çok sayıda eşyayı manevi değer biçerek saklamış, ‘eskiler unutulmasın’ diyerek evini adeta müzeye çevirmişti. Polat, unutulmaya yüz tutmuş eski hatıraları canlandırıp, özlem gidermek için eskiye ait eşyaları ve aletleri oluşturduğu odada korumaya almıştı. Ayrıca tavanı ardıç ağacından yapılı odalarda el emeği ile yapmış olduğu kök halılar ve süslemeler görenleri büyülüyordu.

Koyun kırklığından kar küreğine, el dokuma halılardan taş silindire, oyma ceviz sandıktan işlemeli süslemelere kadar birçok eşyayı saklayan Fatma Polat, ‘Eskiden yaşam güzeldi. Yoksulluk vardı ama her şey daha samimi, güzel ve anlamlıydı’ diyerek geçmişe olan özlemini dile getirmişti.

Şubat’ta Maraş merkezli iki depremde hasar alan 53 yıllık bu tarihi ev, içerisindeki tüm süslemeler, halılar ve en önemlisi anılar alınarak yıkılmayı bekliyor.

Ersin ÖZGÜL/MARAŞ

Bursaspor, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edildi

Bursaspor, Amedspor’a yönelik ırkçı saldırıları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edildi

Bursaspor Kulübü ve bazı kulüp görevlileri, 5 Mart’ta TFF 2. Lig takımlarından Bursaspor ile Amedspor arasında oynanan maç sırasında ve sonrasında Amedspor’a yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırıları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edildi.

PFDK’nin sevk kararları şöyle:

“Bursaspor Kulübü’nün 05.03.2023 tarihinde oynanan BURSASPOR-AMED SPORTİF FAALİYETLER TFF 2. Lig Beyaz Grup müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca, “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca, “ merdiven boşluklarının boş bırakılmaması” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 49. maddesi uyarınca ve “ talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2022-2023 Sezonu TFF 2. Lig Müsabakaları Statüsü’nün 8/12 maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,

Bursaspor Kulübü görevlisi AŞKIN DEĞİRMENCİ’nin aynı müsabakadaki “saldırısı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 44. maddesi uyarınca 07.03.2023 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine,

Bursaspor Kulübü görevlisi AYBARS TÜRKKAN’ın aynı müsabakadaki “saldırısı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 44. maddesi uyarınca 07.03.2023 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.”

HABER MERKEZİ

#Bursaspor #Profesyonel #Futbol #Disiplin #Kuruluna #sevk #edildi

Akşener: CHP, HDP ile görüşebilir ama masaya getiremez

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ittifakı genişletme görüşmelerine dair, ‘CHP, HDP ile görüşebilir bu net. Ama bize asla getiremez’ dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi.

Millet İttifakı’ndan ayrıldıktan sonra tekrar Altılı Masa’ya dönen Akşener, merak edilenleri ve yaşanan gelişmeleri aktardı.

Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Altılı masa toplantısının ardından Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığının açıklandığı anda verdiği görüntü hakkında konuşan Akşener, “O görüntüleri incelettim, arkadaşlara baktırdım. Tuhaf bir ışık gelmiş, bir tarafım yok gibi görünüyor. Ama sonra diğer fotoğrafta bir sorun yok. Ben aslında mutsuz değildim, öyle bir durum yok. İmza koymuşum ben, öyle bir şey olur mu. Eşim dahil oğlum hariç bana hiç kimse zorla bir şey yaptıramaz.

Bir gece evvel ben hiç uyumadım. İnsanlar geldi gitti evime. Mansur ve Ekrem Bey evime geldi, gece 02.15 gibi. Sıfır uykuylaydım. Hareketleriniz ağırlaşıyor uykusuzluktan. Başka bir şey yoktu. Uzlaşı, mutabakat sağlandı. İki metnin altına biz imza attık. Bununla ilgili mutsuzluk söz konusu değil. Doğru bulmadığımız kararın altına niye imza atasınız. Yemek yiyecektik, Temel Bey’e ‘beni affedin, eve gideyim dinleneyim’ dedim.

‘Masada oturmaya devam ettim’

Müzakereye kapalı bir ortam olmuştu. Siz bir teklif ortaya koyuyorsunuz, diğer 5 kişi tek bir konuda karar almış ve geri gitmiyor. Siz de bunun tartışmasını arz ediyorsunuz. Dolayısıyla, bana herkes masadan kalktı diyor ama, masa kalktı, masada oturmaya devam ettim.

Her birimizin hayata bakışı, gördüğümüz problemlere çözüm arayışımız, beğendiğimiz, temsil ettiğimiz kitle farklı. Türkiye’nin büyük bir sosyal ve siyasal alanını temsil etmesi en önemlisi o masanın. Öncelikle farklılıklara saygı duymayı öğreniyorsunuz.

İsim hiç konuşmadık

Kemal Bey ile buluşmadık. Toplantının önce gündemini yazıyoruz. Sonra genel başkanları dolaşıyorum. Ekleme ve çıkarma yapılıyor. Sonra kendi arkadaşlarımızla basına söyleyeceklerimizi planlıyoruz. Yazılan metni tüm siyasi partilere yolluyoruz. Geri dönüyor, yeniden düzenleniyor, sonra bizim masada tekrar kontrol ediliyor. Perşembe günkü toplantıda, başkanlık konuşmasını öne almada katkım olduğunu düşünüyorum. Parlamenter sisteme geçişle ilgili yol haritasını yazdık. Sonra ona bağlı olarak kanun ve Anayasa değişiklik metnini yazdık. Şu anda adayımızın elinde her şey var. Bunlar çalışılırken aynı zamanda akademisyenlerin de katkısı var. Geniş kitleye de gitti. Son haline geldikten sonra da tartışmaya açıldı. İsim hiç konuşmadık.

Biz dedik ki, ‘seçim tarihini açıkla, adayımızı açıklayacağız’ ve öyle de oldu. Erdoğan tarihi ilan etti, biz de adayımızı açıkladık. Kemal Bey’in aday olacağı partisinden gelenlerden dolayı belli oluyordu. Herkesin aday olma hakkı var. Ben 2018’de bazı olaylar yaşadım dersler çıkardım. Aday olmadığımı ilan ettim, hiç pişman olmadım.

Perşembe’den Pazartesi’ye taş yağmuruna tutulduysam da ‘kendine bir şey yontuyor’ duygusunun olmamasını sağlamaya çalıştım, o bir feregâttı.

O metni kendim yazdım

Evet sertti, sert olmalıydı. O metni kendim yazdım. Sert olarak algılanabilir ama net olmasına dikkat ettim. Aşırı netlikler sinir bozar. Oradan çıkan sonuç şu: Böyle düşünüyoruz, senin önerilerin herhangi bir takdire uygun değil gibi bir tutum alınırsa, o zaman net olursunuz. Çünkü ben, kişisel olarak hiçbir şeyin talibi değilim. Adaylıktan vazgeçmemiş olsaydım, 5 erkeğin arasında tek kadınım. Bugünkü sistemi oluşturabilmek için bir gayretim oldu.

Belediye başkanları

Şu anda Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı. Başından beri destekleyeceğiz orada sorunumuz yok. Ama milletin ‘hadi hadi’ dediği iki büyükşehir belediye başkanını da onun koşu partneri haline getirdi masa.Bugün itibariyle çok net söylüyorum: 13. Cumhurbaşkanı, Sayın Kılıçdaroğlu olacak. Koşu partneri, üçü birden en önde Kılıçdaroğlu seçtirmek için.

Dengemi kaybetmiş değildim. Nettim Ben. Ben kalbi açık insanım, hesabım kitabım yok. O masada uzunca dönem geçtikten sonra aday işine doğru yavaş yavaş gittik ama, alan sıkıştığı andan itibaren şunlar konuşmaya başlandı; Meral Akşener birinci başkan yardımcısı olmak istiyor, kazanacak aday onun için diyor. Bu külliyen yalan. Başta sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere, diğer 4 arkadaş dahil olmak üzere bir kişiyle buna dair tek bir harf konuşmuşsam, bu arkadaşlar derlerse ki Meral Hanım bununla bizimle konuştu derlerse, şu programdan hemen çıkışta, politikayı bırakmaya hazırım.

Sonra dedim ki, ne olur ne olmaz size bir arkadaşımı göndereyim, onların arabasıyla gelin, en azından görünmeyin ne olur ne olmaz. Benim amacım bu ülkenin feraha çıkması. Geldiler, bazı seçenekler ileri sürdüler. İzin almadığım için söyleyemem. Kazanmaya odaklandığım için, bu iki arkadaşımızın popülaritesi benden fazla, doğrusunu konuşalım. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın mutlaka o süreçte aktif olmaları gerekiyor. Belediye başkanı görevi üzerinden yardım başka bir şey, ama bu işin içinde bu kampanyada ve sonrasında, kazanma halinden sonra taşın altına ellerini, gövdelerini koyacaklarının da ispatı lazımdı. Orada uzlaştık. Önce üçümüz uzlaştık.

Bu konuşurken ortaya çıkan bir şeydi. Ancak bu kadar anlatabilirim. Dolayısıyla onlar gittiler Kemal Bey’e. Yanlış anlaşılmasın, onlar Kemal Bey’in bilgisi dahilinde geldiler. Sonra saat 21.30’da Kemal Bey beni aradı. İki arkadaşımız sizi ziyaret edecekler, bilginiz olsun, dediler. Ben de dedim ki, dün iki belediye başkanımız, sizin bilginiz dahilinde geldiler, konuşma yaptık. Bazı şeyleri yazıya döküyorum, belli süre geçince insanlar unutabiliyor. Yazı haline döktüm ve her iki arkadaşımıza gönderdim dedim.

Bu bilgiler size geldi mi dedim, evet bana geldi dedi. Benim görüşlerimi getirecekler dedi. Yeniden geldiler ve el sıkıştık. Partiye gittim sonra. Buna kimse inanamıyor. Başarı öyküsü olan yöneticilerden bir kadromuz var bizim. Enteresan bir yapıyız. Ben kendimi sadece operasyonu yöneten bir kişi gibiyim. Orkestra şefi diyebilirsiniz. Habire imza atmak gerektiği zaman, o tür imzalar için yetki alıyorum, gerisini vallahi almadım bugüne kadar.

Hakkını helal etsin herkes

Perşembe günü şu kişileri şöyle getir bana dendi. Söz kesmem, başlangıçta fikrimi söylemem, herkes fikrini söyler, ben de GİK’te son sözlerimi söylerim. Oylamaya katılmam. Evet çıkar, hayır çıkar. Masadan kalkma gibi kavram yok, orada önerimizin arkasında durma kararı çıktı. Tekrar gidip yetki almam gerekiyordu. Jet hızıyla giyinip, genel merkeze gittim. Bütün arkadaşlar milletvekilleri, GİK üyeleri, divan üyelerini topladık. GİK’le zoom üzerinden kayda alınmak kaydıyla genel sekreterimiz görevlendirildi. Bu yetkiyi bana aldı.

Bunu nasıl kamuoyuyla paylaşacağız. İki belediye başkanımız geldiler, son durum oldu. Sonra ben masaya katılacağımı ilan ettim Kürşad Zorlu beyefendi üzerinden. Amma uzun şeyler yaşamışız, kalbim yoruldu anlatırken. Hakkını helal etsin herkes, iyi bir şey oldu.

Tayyip Bey’le gizli saklı hiçbir görüşmem olmadı

Her şeyim açıktır. Bugüne kadar Tayyip Bey benimle konuşmak için hiçbir şey yapmadı. Benim de Tayyip Bey’le gizli saklı hiçbir görüşmem olmadı. Hatta deprem zamanında nasıl görüşme yaptığımı televizyondan anlattım. Bugünün dijital dünyasında gizli bir şey olabilir mi? Olsa söylerim. Böyle bir karar verdim derim, peşimden gelen olur, gelmeyen olur. Tayyip Bey’e de ayıp! En ufak bir görüşme inanın yok. Sanki ben göz kırpıyorum, Tayyip Bey koşuyor, böyle bir durum yok. Hatta en sert kavgayı ikimiz yapıyoruz.

Milletvekili adayı olmayacağız

Milletvekili adayı olmayacağız. Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağız dedik. Aday olsam bu işe inanmıyorum demektir. Sayın Yavaş ile İmamoğlu’nun yaptığı iş bizden farklı. Başkan Yardımcılığını Kılıçdaroğlu atayacak. Hepimiz atanacağız aslında. Buradaki iddialı olmamızın nedeni milletvekili adayı olmayacağımızdır. Birçok arkadaşımız milletvekili seçilecek, CHP’den bizden, diğerlerinden. Bazı yerlerde iş birliği yapılacak.

Bakanlık konuşmadık, ben hiç itiraz etmedim. O kadar insan bir arada, sen büyüksün ben küçüğüm denemez, ayıptır. Kader birliği yapılmış, hepimizin sosyal çevresi var. Ben başka türlü diğerleri başka türlü eleştiri alır, kader birliği önemli. Her siyasi partiye seçim öncesi söz, şu bakanlık değil ama birer bakanlık… Altı siyasi partinin birer bakanlığı var şu anda…

HDP ile görüşebilir ama masaya getiremez

Türkiye’de siyasi partililerin birbiriyle olan ilişkilerine her parti saygı duymak zorundadır. Bakanlık gibi alışveriş olması mümkün değil. Diyalog başka bir şeydir, CHP diyebilir, anlayışla karşılardım. ‘Sizin oy oranınızla HDP’nin oyu farklı hadi size güle güle’ deselerdi o masadan kalkardık. Alengirli işe karşıyım, dürüstlük ve açıklıktan yanayım. CHP, HDP ile görüşebilir bu net. Ama bize asla getiremez.”

#Akşener #CHP #HDP #ile #görüşebilir #ama #masaya #getiremez

8 Mart’ta il il eylem merkezleri

Kadınlar, 8 Mart’ta Türkiye ve Kurdistan’ın dört bir yanında alanlara çıkacak

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Türkiye ve Kurdistan kentlerinde kadınlar sokağa çıkacak.

Deprem bölgesiyle dayanışma etkinlikleri düzenleyecek olan kadınların il il 8 Mart eylemleri şöyle:

Adana

17.30-İnönü Parkı

Ankara

19.00-Sakarya Meydanı

Antalya

17.00-Kışlahan önü

Aydın

18.30-Sevgi Yolu

Kuşadası

18.00-Bülent Ecevit Parkı

Artvin

Hopa

17.30-Hopa Parkı

Balıkesir

Merkez

17.30-Salih Tozan Kültür Merkezi önü

Ayvalık

18.00-Ayvalık Cumhuriyet Meydanı

Bandırma

17.00-İDO önü

Burhaniye

12.30-Cumhuriyet Meydanı

Edremit

17.30-Edremit Cumhuriyet Meydanı

Bolu

17.30-Kardelen Meydanı

Bursa

18.30-Fomara Meydanı

Çanakkale

17.30-Golf Çay Bahçesi yanı

Çewlêk

14.00- Hacı Hıdır Camii güzergahından PTT kavşağına yürüyüş. Saat kulesi önünde basın açıklaması.

Dersim

17.00-Sanat Sokağı

Dîlok

18.00-Yeşilsu Parkı

Eskişehir

18.30-Espark Bağlar kapısı

İstanbul

19.30-Taksim

İzmir

18.30-Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi

Narlıdere

12.00-Narlıdere Poliklinik önü

Kayseri

17.30-Cumhuriyet Meydanı

Kocaeli

18.30-Belediye İş Hanı önü

Gebze

Gebze Kadın Platformu-18.30-Gebze Eski Çarşı

Manisa

18.00-Manolya Meydanı

Muğla

17.30-Akyol Parkı

Bodrum

18.30-Turgutreis Sabancı Parkı

Milas

18.00-Atapark

Ortaca

12.00-Tayfa Restoran önü

Meleti

Meleti Ekmek ve Gül

15.00-Cemal Gürsel Mahallesi Dere Oyun Salonu

Mêrdîn

13.00- Artuklu Karayolları Parkı

Riha

12.30-Topçu Meydanı

Samsun

18.00-Eski Vergi Daire önü

Tekirdağ

13.00- Ereğli

Yalova

17.00- basın açıklaması

Wan

12.00-Semaver KavşağıFgebze

Xarpêt(Elazığ)

17.00-Hozat Garajı

#Martta #eylem #merkezleri

Suriye’de deprem: Siyasallaştırılmış felaket

İbrahim Murad*

Milyonlarca Suriyeli ve Türkiyeli, 50.000’den fazla insanı öldüren büyük depremin arkalarında bıraktığı yıkımı görmek için 6 Şubat’ta şafak vakti uyandı. Suriye’de birçokları için yıkımın boyutu, iç savaşın neden olduğu yıkımla karşılaştırılabilir.

Sonuçları ve etkileri önümüzdeki yıllarda da devam edecek olan insani acil duruma rağmen, hem Suriye diktatörü Esad hem de Türkiye destekli Suriye muhalefeti, siyasi olarak kazanç sağlamak için bu felaketten yararlanıyor. Esad, kendisini sıkıntı içinde bir kurtarıcı olarak sunarak, tüm ülkenin yardımına koşmaya çalıştığı görüntüsüyle kişisel ve siyasi kazanç arıyor. Üstelik de başarıyla: ABD şimdi Suriye’ye yönelik yaptırımları hafifletti, böylece yardımlar işe yarayabilir. İngiltere ve AB de aynı şeyi yaptı ve yaptırımları hafifletti, yaptırım uygulanan kuruluşların ve bireylerin insani yardım almasına izin verdi – Esad için bir prestij kazanımı.

Ancak ‘İyi Samiriyeli’ imajında büyük bir çatlak var: Böyle bir durumda bile Esad rejiminin gerçekte ne kadar gaddar ve vicdansız olduğunu gösteriyor. Rejim kontrolündeki, depremin vurduğu Halep’teki Kürt mahalleleri ve köyleri, Suriye hükümet birlikleri tarafından kuşatıldı ve bloke edildi. Aynı zamanda depremzedelere ulaştırılan yardım malzemeleri rejime bağlı silahlı gruplar tarafından çalınarak pazarlarda depremzedelere satılıyor.

Deprem, özellikle birçok Arap devletinin doğrudan Suriye hükümetiyle acil yardım koordine edip Şam’a göndermesinden sonra, Esad’ın Arap dünyasıyla normalleşme sürecini hızlandırması için bir fırsat gibi görünüyor. Esad’ın Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi’nin ziyaretleri ile 2011’den bu yana ilk kez bu iki devletten üst düzey diplomat almasıyla daha da somutlaştı. Esad’ın kendisi de geçtiğimiz günlerde Körfez ülkesi Umman’a resmi bir devlet ziyareti yaptı – 2011’den bu yana bir Arap ülkesine yaptığı ikinci ziyaret. Arap dünyasıyla ilişkilerin normalleştiğine dair işaretler var.

İç savaş yıllarında Esad, Rusya ve İran dışında diplomatik sahnede tecrit edilmişti. Şimdi depremden sonra en azından Arap dünyasıyla ilişkiler yeniden ilerliyor gibi görünüyor. Rusya ve İran’ın desteklediği Suriye ile Türkiye arasındaki yakınlaşma sürecinin, deprem sonrası yaşanan ortak zorluklar nedeniyle yoğunlaşması da düşünülebilir. Ankara, son yıllarda Suriye muhalefetinin önemli bir destekçisi oldu.

Dolayısıyla Esad, bölgesel ve uluslararası ambargo engelini aşmayı başarıyor gibi görünüyor. Aynı zamanda rejiminin meşruiyetini kanıtlamaya çalışıyor. Suriye muhalefetine ve “müttefik olmayan” ülkelere rejiminin kalacağını ve ülkedeki işleri kontrol etmeye devam edeceğini belirten mesajlar gönderdi.

Ancak depremi sadece Esad kendisi için kullanmıyor. Ülkedeki siyasi muadillerinde, kuzeybatı Suriye’de, Ankara’ya sadık silahlı gruplar da sağlanan yardımı paylaşmak ve çalmakla meşgul. Türk işgali altındaki Afrin bölgesinden gelen raporlar ve videolar, silahlı grupların yurt dışından gönderilen yardım malzemelerine el koyduğunu ve bunları pazarlarda yeniden sattığını ortaya çıkardı.

Bir zamanlar ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Afrin’de kalan Kürtler, bu felakete rağmen Ankara ve silahlı muhalefet tarafından sistematik olarak ayrımcılığa uğruyor ve yardım malzemelerinin dağıtımında baypas ediliyor. Siyasi olarak hoş karşılanmayan ve özellikle Kürt olan depremden etkilenenlere karşı da bu şekilde önlem alınmaktadır.

Ankara’nın desteklediği Suriye muhalefeti, Kuzey ve Doğu Suriye Kürt Özyönetimi’nin, Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere gönderdiği yardım konvoylarının geçmesine de izin vermedi. Belli ki Ankara buna izin vermedi. Yaşanan insani felaketin boyutlarına rağmen, ülkedeki çatışmanın tarafları hala zamana karşı yarışıyor. Deprem felaketi milyonlarca Suriyelinin zararına olacak şekilde siyasileştiriliyor.

El Kaide uzantısı deprem yardımı alıyor

Peki, Suriye’deki felaketin artık siyasi olarak istismar edilmemesini sağlamak için şimdi ne yapılması gerekiyor? Ülke siyasi ve askeri bir kaos içindeyken, uluslararası toplum ve yardım yapan taraflar, yardımların sahada dağıtımını izlemek için çalışmalı ve rejimden çok Suriyelilerin gerçek temsilcileriyle iletişim kurmalıdır.

Çözüm, yardımı yalnızca şüpheli Esad hükümetinin veya Afrin’i ortak yöneten El Kaide’nin bir kolu olan Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) gibi şüpheli muhalif grupların ellerine bırakmak olamaz. Deprem felaketi, Esad rejiminin ve Ankara’ya sadık muhalefetin meşruiyet kazanmasına yol açmamalıdır. Esad ve Ankara’nın uzattığı kolun rolü, insani yardımla ilgili uluslararası bağlayıcı kararlarla sınırlandırılabilir.

Son olarak, AB ve ABD’nin Esad’ın ana müttefiki olan Rusya’ya, sadece Ukrayna’ya değil, Suriye’ye de daha fazla baskı yapması gerekiyor. Aynı şey, kuzeybatı Suriye’nin büyük bir bölümünde fiilen askeri ve siyasi egemenlik uygulayan Ankara’daki sözde batılı rejim için de geçerli.

*Bu yazı 6.03.2023 tarihli taz’da (Tageszeitung) yayımlanmıştır.

Çeviren: Meriç Gök

 

#Suriyede #deprem #Siyasallaştırılmış #felaket