Ana Sayfa Blog Sayfa 823

Tutuklu gazeteci Altan’dan mektup: 9 aydır iddianame hazırlanmadı

DFG Eşbaşkanı Serdar Altan haklarında 9 aydır iddianame hazırlanmamış olmasına yazdığı mektupla tepki gösterdi: Dayanışmayı büyütelim

Amed’te 2022 yılının 8 Haziranı’nda düzenlenen operasyonda 20’si gazeteci 22 kişi gözaltına alınmış 8 günlük gözaltı sürecinin ardından 16’sı tutuklandı.

Tutuklanan gazetecilerden DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, tutukluluklarının 9’uncu ayının dolması nedeniyle Mezopotamya Ajansı’na bir mektup gönderdi.

Altan’ın mektubunun bir bölümü şöyle:

Halkımızın büyük bir felaket yaşadığı bu süreçte çok da gündem olmasını istemesek de maalesef ki bu tutukluluk süreci 9 ayı geride bırakıyor ve adı konulmamış bir cezaya dönüşüyor. Oysaki bizler sorumlu yayıncılık yapan gazeteciler olarak bu süreçte sahada olmalıydık ve yaşanan felaketi haberciler olarak takip etmeliydik.

9 ay geride kaldı

Dile getirdiğimiz gibi bugünlerde tutukluluğumuzun dokuzuncu ayını geride bırakmak üzereyiz ve halen hakkımızda iddianame hazırlanmış değil. Dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle daha neyle suçlandığımızı dahi bilmiyoruz. Bu uzun tutukluluk süreci bize yönelik hukuksuzluğu katmerleştirmektedir. Belli ki soruşturmayı yürütenler bir kumpas peşindeler. Aksi takdirde, yaptıkları her bir şey açık siyasi saiklerle yaklaşılmakta. Kumpas peşindeler diyoruz çünkü aldığımız bazı duyumlara göre suç yaratmak amacıyla yeni yeni gizli tanıklar yaratmaya çalışıyorlar. Sanıyoruz ki anlaşılmıyor; biz her şeyimiz açık ve aleni diyoruz. Elinizde yaptığımız programların saatlerce çözümü var, yazdığımız yazılar, yaptığımız haberler var. Ne varsa orada gizli! İyice araştırın, belki suç unsuru sayabileceğiniz bir şeyler bulursunuz. Gizli tanıklara, dosyayı gizlemeye ne hacet! Anlayacağınız böylesi ucuz numaralara, yol ve yöntemlere gerek yok. Hukuki bir yargılama yapacaksanız hazırlayın iddianamenizi, çıkarın bizi hakim karşısına, derdiniz ne ise anlayalım.

Bizler gazeteciyiz

Tüm kamuoyu net bir şekilde bilmeli ki bize yönelik operasyon hukuki değil, siyasi operasyondur. Süleyman Soylu vari bir kumpas operasyonudur. İddianame hazırlama sürecinin bu kadar uzatılması, gizli tanık vb. arayışlarla suç yaratma telaşı bunun açık göstergesidir. Ötesi, dosyanı savcısı tam bir keyfi tutum içerisindedir.

Ancak bilinmeli ki bu suç yaratma telaşı ve arayışları da boşa çıkacaktır. Bizler gazeteciyiz ve gazetecilik faaliyeti dışında hiçbir suçumuz yoktur. Her ne kadar onlar öyle görmese de gazetecilik de suç değildir. Bu nedenle tüm kamuoyunu bu tarz yönelimlere karşı daha duyarlı olmaya, sessiz kalmamaya çağırıyoruz.

Yanlış anlaşılmasın; gerçekleri yazmanın, daha özgür ve demokratik bir ülke için mücadele etmenin, halkın haber alma hakkını savunmanın elbette bir bedeli vardır ve bizler bu bedeli ödemekten gocunmuyoruz. Ancak bu haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı sessiz kalacağımız anlamına gelmez. Aksine, sesimiz daha gür çıkmalı ve bu soygun talan düzenini, bu ucube kumpaslar sistemini kabul etmediğimizi haykırmamız gerekiyor. Bu, sistemin çürümüşlüğünün yıkıntıları altında can veren on binlerce yurttaşa da borcumuzdur.

Dayanışma çağrısı

Öte yandan soruşturmayı yürüten makama da çağrıda bulunuyoruz; imza attığınız hukuksuzluğa son verip bir an önce iddianamemizi hazırlayın. Süreci uzatarak bir şey elde edemezsiniz. Ayrıca her seferinde tahliye taleplerimize kulaklarını kapatarak, dosya üzerinden ret kararı veren, bizi bir kez olsun görme gereği bile duymayan ilgili mahkemeye, bize yönelik bu hukuksuzluğa ortak olmaması ve tahliyemiz için gerekli kararı vermesi çağrısında bulunuyoruz. Bu vesileyle bir kez daha başta basın meslek örgütleri ve meslektaşlarımız başta olmak üzere tüm demokratik çevreleri dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz.

Mektubun tamamı için:  http://mezopotamyaajansi35.com/tum-haberler/content/view/200950

 

#Tutuklu #gazeteci #Altandan #mektup #aydır #iddianame #hazırlanmadı

Şenyaşar ailesi tam 3 yıldır adliye önünde: Bu bir insanlık davası

Şenyaşar ailesinin başlattığı Adalet Nöbeti 3’üncü yılında; Bu bir insanlık davasıdır

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın, 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti 3’üncü yılına giriyor

Polislerin gözü önünde

MA’dan Ömer Akın’a konuşan Emine Şenyaşar, Adalet Nöbeti’nin 3’üncü yılına girerken dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı.

Eşi ve iki oğlunu öldürenlerin Pîrsûs’ta gezdiğine dikkat çeken Şenyaşar, “Bunlar artık tutuklansın. Bu kadar zülüm yaptılar. Neden serbest gezebiliyorlar? İnsan hastanede katledilemez, doğranamaz. Ben ve Hacı Esvet beraber hastaneye gittik. Hacı’yı hastanede doğradılar. Bu nasıl bir devlet ve hükümet ki tüm bunları polislerin gözü önünde yaptılar?” diye sordu.

Artık evime gitmek istiyorum

Geçen sürede adaletin sağlanmadığını ifade eden Şenyaşar, “Ailemizden 3 kişiyi öldürdüler, diğer 3 kişi de yaralandı. Onlarda ölümden döndüler. Çocuklarımın hiçbir suçu yok. Bunu araştırdılar ve hiçbir suç göremediler. Oğlum Fadıl’ı tutuklayıp 5 yıldır tekli bir odaya koymuşlar. Bu hükümette nasıl bir vicdan var? Bunların yüreğinde hiç merhamet yok. Yeter artık oğlumu bıraksınlar. Artık bende yoruldum. Gözlerim görmüyor dizlerim tutmuyor. Artık evime gitmek istiyorum” diye konuştu.

Haklı olduğumuzu herkes biliyor

Saldırılardan yaralı olarak kurtulan ve annesi Emine Şenyaşar ile 2 yıldır Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti’nde olan Ferit Şenyaşar da ortada büyük bir hukuksuzluk ve adaletsizliğin olduğunu söyledi. Bu hukuksuzluğu ve adaletsizliği devletin de çok iyi bildiğini ifade eden Şenyaşar, şunları söyledi: “Dava, 4 yıl boyunca burada kaldı. 4 yıl boyunca 10 savcı değişti ama hiçbiri hukuku işletmedi. En son davamız Malatya’ya gönderildiğinde başsavcıyla yaptığımız görüşmede, hukuki olarak yapabilecekleri bir şeyin olmadığını söyledi. Neden kimse hastanede bu katliamı yapanlarla ilgili bir tutuklama kararı çıkartmadı? Haklı olduğumuzu bütün dünya biliyor.”

Artık polisler de helallik istiyor

Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbetlerini sürdürürken defalarca polisler tarafından zor kullanılarak annesi ile birlikte adliye önünden uzaklaştırılmaya çalışıldıklarını kaydeden Şenyaşar, “Sürekli bizi adliye önünden uzaklaştırmaya çalıştılar. İlk yılımız bu şekilde geçti. İkinci yılda, önümüzden geçen polisler yaptıkları bu haksızlık ve zulüm için bizden helallik istiyorlar. Daha önce kolluk kuvveti tarafından para cezası kesildi, pankarta el konuldu. Şimdi ise özür dileyerek pankartımızı bize geri verdiler” diyerek, polislerinde kendilerinin haklı mücadelesini kabul ettiğini söyledi.

RİHA

 

#Şenyaşar #ailesi #tam #yıldır #adliye #önünde #bir #insanlık #davası

Tutuklu Baş’a muayene sırasında küfürlü saldırı

Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan tutuklu Partizan üyesi Eylem Baş’a hastane muanesinde  askerler tarafından küfürlü saldırıda bulunulduğu öğrenildi

İşkence merkezlerine dönüşen cezaevlerinden hak ihlalleri haberleri gelmeye devam ediyor. Cezaevlerinde tacize varan üst aramaları, sağlık hakkının gaspı, tecrit ve sürgün uygulamalarının yanı sıra hastaneye götürülen tutuklular da birçok uygulama ve saldırının hedefi oluyor.

Partizan üyesi Eylem Baş da askerler tarafından hastaneye götürüldüğü sırada, hastanede askerlerin küfürlü saldırıya maruz bırakıldı.

Askerler muane odasından çıkmadı

Gebze İlçe Sağlık Merkezine mamografi işlemine götürülen Baş, muayene olacağı odada askerlerin bulunmasına karşı çıkarak odadan çıkmak istedi. Buna karşı Baş’ın tedavi hakkı da engellenerek askerler tarafından ring aracına götürüldü. Ring aracına götürüldüğü sırada askerler tarafından sinkaflı, cinsiyetçi küfürlere maruz bırakılan Baş, yapılan saldırıya tepki gösterirken, zorla ring aracına atıldığı öğrenildi.

KOCAELİ

#Tutuklu #Başa #muayene #sırasında #küfürlü #saldırı

Depremzedelerin çadırları sular altında kaldı

Samandağ ilçesine bağlı Karaçay Mahallesi’nde yağmurlardan ıslanan çadırlarda kalan yurttaşlardan Hanım Aydın, çadırları da akrabalarının yolladığını belirterek, yardım almadıklarını, ayrımcılığa uğradıklarını ifade etti

Hatay’ın Defne ilçesinde depremin üzerinden bir ay geçmesine rağmen henüz barınma sorunu çözülebilmiş değil. Samandağ ilçesine bağlı Karaçay Mahallesi’ne ise şimdiye kadar herhangi bir yardım gitmediği gibi sağanak yağış nedeniyle çadırlar da kullanılmayacak durumda.

Çadırları yakınları gönderdi

JINNEWS’ten Dilan Babat’ konuşan Karaçay Mahallesi’nden Hanım Aydın, kiracı olarak kaldıkları evin tamamıyla yıkıldığını belirtti. “Artık yağmur zamanı” diyen Aydın, çadırların mevsim koşullarına uygun olmadığını dile getirerek, “Kaldığımız çadırlarda akrabalarımız tarafından gönderildi bize. Muhtar bile yardım etmiyor. Dün yine çadır için muhtara başvurduk, muhtara neden sıranın bize gelmediğini sorduğumuzda ve şikayet edeceğimizi söylediğimiz de, ‘Nereye şikayet ediyorsan et vermiyorum.’ sözleriyle karşılaştık” dedi.

3 gün mezarlıkta kaldık

Hayvanlarını enkaz altından kurtarabildiklerini dile getiren Aydın, şöyle devam etti: “Evden çıktığımız gibi ev yıkılmaya başladı. 3 gün boyunca aç, susuz mezarlıkta kaldık, hayvanlarımıza mezarlıkta bakmaya çalıştık. Daha yeni bir gelin getirmiştim, onun eşyaları hepsi enkaz altında kaldı. Yağmur yağdığında çadırlar ıslanıyor. Çadırımız su altında kalıyor. Çadırda kalamıyoruz, bize çok acil konteynır şart” diye konuştu.

Yardımlarda bile ayrımcılık

Hayvancılıkla geçimlerini sağladıklarını kaydeden Aydın, devlet yardımlarında bile ayrımcılığa maruz kaldıklarını vurgulayarak, “Küçükbaş hayvanlarla geçimimizi sağlıyoruz ama yem bulamıyoruz. Dün de elimizde olan parayla yem alabildik. 10 bin yardım ihtiyacı için devlet tarafından para verilecekti ama o da verilmedi. Ev için hasar tespitine geliyorlar yine bir şey söylemiyorlar. Halkın yardımları ile ayakta duruyoruz. Elimizde bir şey yok, 3 ev 12 nüfus aynı çadırda kalıyoruz” diye konuştu.

HATAY

 

#Depremzedelerin #çadırları #sular #altında #kaldı

Termik santralle kanser oldu, depremle evsiz kaldı

Mereş’te Afşin-Elbistan Termik Enerji Santrali’nin yarattığı kirlilikten kanser hastası olan, engelli Dündü Doğan’ın evi ise depremde ağır hasar gördü. Akrabalarının evine geçen Doğan hem barınma sorunu hem de hastalığından kaynaklı gıda bulamama sorunu ile karşı karşıya

Mereş’in (Maraş) Afşin ilçesine bağlı Çoğulhan Mahallesi, sadece depremin değil, Afşin-Elbistan Termik Enerji Santrali’nin yarattığı enkazın da altında kaldı. Çoğulhan Mahallesi, hemen girişinde yer alan ve 1984 yılında üretime başlayan Afşin-Elbistan A Termik Santrali ile çıkışında yer alan 2004 yılında üretime başlayan Afşin Elbistan B Termik Santralleri’nin zehirlediği bölgede, bu kez depremle yerle bir oldu.
Termik santral yüzünden mahallede nüfus yıllar içinde düşerken, birçok kişi ise kansere yakalandı. Hem depremin hem de santralin vurduğu insanlardan biri de kanser hastası olan depremzede Döndü Doğan.

Evi ağır hasar gördü

Çoğulhan Mahallesi’nde yaşayan ve evi depremde ağır hasar gören 52 yaşındaki Doğan, 3 yıl önce kansere yakalanırken Çoğulhan’dan hava kirliliğinden dolayı bir yıl önce Afşin’e yerleşti. Depremle birlikte Doğan’ın Afşin’de yaşadığı ev ve Çoğulhan’da bulunan evi ağır hasar aldı. Doğan, eşi, oğlu, gelini, torunları ve zihinsel engelli ablasıyla birlikte Çoğulhan’da bulunan ve hakkında yıkım kararı verilen annesinin evine geçti.

Çadır da kalması zor

Elbistan depremine yakalandığında yürüyemediği için evden çıkamadığını eşinin yardımıyla dışarı çıkabildiğini belirten Doğan, Çoğulhan’daki evin de hasar gördüğünü ancak çadırların soğuk olduğunu bu nedenle hasarlı evde kalmaya devam ettiğini anlatarak, “Yürüyemiyorum, ellerim de tutmuyor. Artçı depremlerde tek başıma dışarı çıkamıyorum. Çadırlar soğuk kalamıyorum. Klozet olmayınca da lavaboya da gidemiyorum” sözleriyle yaşadığı sorunları sıraladı. Beyninde tümör tespit edilen Doğan, “ Burada yatıyoruz ama burası da ağır hasarlı. Uyku uyuyamıyorum. Ben zaten hava kirliliğinden böyle oldum. Şimdi de sular kirli akıyor” diye konuştu.

Lavaboya bile tek gidemiyorum

Çadırda sağlıklı koşulları sağlanamayan Doğan, taleplerini şöyle dile getirdi: “Ben soğuğa hiç gelemiyorum. Bir hasta olarak barınabileceğim bir yer istiyorum. Hasta olmasam her türlü ihtiyacımı karşılarım. Lavaboya bile tek başıma gidemiyorum. Geçen çadırdaki sobanın borusu rüzgardan düşmüş. İçeride boğulabilirdim. Evde depremden, çadırda zehirlenmekten korkuyorum.”

Hastalığı için özel beslenmeli

Doğan’ın eşi Nurettin Doğan ise, “İhtiyacı olan şeylerden bir tanesi bile yok. Bir kanser hastası 5 kişi ile aynı çadırda kalabilir mi? Biz konteynere da başvurduk ama verilmedi. Benim hastam çadırda kalamaz” siteminde bulundu. Doğan’ın bir diğer sorunu ise kanser hastaları için gerekli besin maddelerine ulaşamaması. Yeşillik ve süt ürünleri tüketmesi gereken Doğan’a verilen yardımda ise sadece kuru gıda mevcut.

Haber: Yüsra Batıhan / MA

 

#Termik #santralle #kanser #oldu #depremle #evsiz #kaldı

Depremden bir ay geçmesine rağmen hala çadır yok

Depremin etkilediği kentlerde olan Meletî’de şimdiye kadar 50 bin çadır dağıtılırken, hala 22 bin çadır ihtiyacı var

Mereş’te (Maraş) merkezli yaşanan ve 11 kenti etkileyen depremin ardından 1 ay geçmesine rağmen birçok kentte çadır sorunu çözülebilmiş değil ve sağlık soruları da giderek büyüyor.

İş gönüllülere kaldı

Depremin en çok etkilediği kentlerden olan Meletî’de de, depremzedelerin ihtiyaçları AFAD, Kızılay, valilik ve kaymakamlık tarafından değil, gönüllüler tarafından karşılanıyor. Malatya Valiliği’nin verilerine göre, kentteki 131 bin 991 binadan 32 bin 195’i, 372 bin 321 bağımsız bölümden de 90 bin 347’si acil yıkılacak, yıkık ve ağır hasarlı. Ayrıca 71 bin 549 konut ile 14 bin 397 ticarethanenin de yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu tespit edildi.

Şimdiye kadar 50 bin çadır dağıtıldı

Mezopotamya Ajansı’nda (MA) Dilgeş Ruvanas’ın haberine göre, kentte hala enkazlar tam olarak kaldırılmazken, kentte bugüne kadar toplam 50 bin çadır dağıtıldı. Meletî’nin merkez ilçeleri olan Battalgazi ve Yeşilyurt kaymakamlıklarının kurduğu başvuru stantlarına yoğun çadır başvurusu yapan yurttaşlar, uzun kuyruklar oluşturuyor. Depremin üzerinden bir ay geçmesine rağmen başvuru merkezlerinin önünde kuyruk uzayıp gidiyor.

22 bin çadır ihtiyacı var

Kaymakamlığın verilerine göre, Yeşilyurt ilçesinde 12 bin, Battalgazi ilçesinde ise 10 bin kişi çadır başvurusu yaptı. Ancak hala çadırlara ulaşılamayan kentte, deprem sonrası göç edenlerin geri döndüğü, bu yüzden çadır ihtiyaçlarının da artması bekleniyor.

Malatya Valiliği’nin önünde açılan Battalgazi İlçesi Çadır Başvuru Merkezi’ne giden yurttaşlar, “Yetkililer bizlere ‘size biraz zor sıra gelir’ dedi. Çünkü 10 binden fazla kişi çadır sırasında ve çadırların gelmesini bekliyor. Burada size sıra gelmez, ‘Yeşilyurt ilçesine gidin çadır başvurusu yapın’ dediler. Ancak sabah saatlerinde gitmemize rağmen ‘sırada 12 bin kişi var’ dediler. Depremin üzerinden bir ay geçmesine rağmen halen 22 bin kişi çadır sırası bekliyor. Bizler gibi gidip başvuru yapmadan dönen binlerce insan var. Gelen yetkililerin göz boyamak dışında bir şey yapmadıkları bu yaşadığımız durumdan anlaşılıyor” diye belirtti.

MELETÎ

#Depremden #bir #geçmesine #rağmen #hala #çadır #yok

Üç Alevi köyünün ortasına moloz dökülüyor: Halk tepkili

Meletî’nin deprem molozu üç Alevi köyünün bulunduğu Mamurek’e dökülüyor. Mahalleliler, bunun bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyor

Meletî’nin deprem molozu Battalgazi İlçesine bağlı Mamurek mahallesinde üç Kürt Alevi köyünün yanı başına dökülüyor. Söğüt, Elmalı ve Balıklıdere köylerinden oluşan Mamurek’te yaklaşık 300 hane ve bin 500 nüfus bulunuyor.

MA’dan Sedat Yılmaz’ın haberine göre bölgede sadece üç Kürt Alevi köyü olduğu için sürekli baskı altında kendini hisseden mahalleliler, bu kez de asbest dolu deprem molozlarıyla göçertilmeye çalışıldıklarını dile getirdi

Taş ocağı açıldı

Mahallelilerin itirazına rağmen daha önce açılan taş ocağını protesto ve mahkeme yoluyla iptal ettiklerini ancak hemen ardından başka bir şirket adıyla faaliyetin sürdürüldüğünü anlatan köylüler, sürekli kendilerini taciz edici baskılarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Kaysı, sebze ve meyvecilikle geçimlerini sağlayan mahalleliler, şimdi bir yandan taş ocağının toz dumanı bir yandan da asbest dolu deprem molozları arasında sıkışmış durumda.

MOBESE takıldı

Kürt Alevi ve azınlıkta oldukları için bilinçli bir şekilde göçertilme politikasının dayatıldığını ifade eden mahalleliler, etrafta 50’ye yakın köy olmasına rağmen girişine MOBESE kamera sistemi konulmuş tek köy olduklarına dikkati çekti. Mahalleli, deprem molozlarıyla birlikte tüm geçim kaynaklarının ellerinden alınacağını ve göç dışında bir şanslarının kalmayacağını belirterek, molozlar için başka bir alan bulunmasını istiyor.

Depremin üçüncü günü dökülmeye başladı

Molozlar evine 500 metre yakınlıkta dökülen Balıklıdere Mahallesi’nden Yusuf Özgün, depremin 3’üncü günü moloz dökümünün başlandığını, toz ve dumandan dolayı evlerinden çıkamadıklarını söyledi. Özgün, molozların döküldüğü alanın köyün merası olduğunu ve hayvanların burada otlatıldığını belirterek, asbest korkusu içinde yaşadığını söyledi. Büyükbaş hayvan besleyen Özgün, “Yaz geliyor, sıcaklar artacak, buradaki kokudan nasıl duracağız. Buğday, bağ-bahçe, kaysı yetiştiriyoruz, bunların hepsi mahvolacak” diye konuştu. Molozların köylerin ortasına dökülmesini yanlış bulan Özgün, buna bir çözüm bulunmasını diledi.

MELETİ

#Üç #Alevi #köyünün #ortasına #moloz #dökülüyor #Halk #tepkili

Valiliğin engeline karşı kadınlar kararlı: Taksim’deyiz

İstanbul Valiliği tarafından İstiklal caddesinde yapılacak olan 8 Mart Feminist Gece Yürüşü’ne karşı ilk engel geldi. Saat 14.00 itibari ile metro giriş çıkışları kapatılacak

İstanbul Valiliği Feminist Gece Yürüyüşü’ne ilişkin ilk engelleme kararı geldi. Valilik tarafından yapılan açıklamaya göre  M2 Yenikapı-Hacıosman Metro Hattı Taksim istasyonu, Şişhane istasyonu İstiklal Caddesi giriş-çıkışının ve F1 Taksim-Kabataş Füniküler Hattının8 Mart saat 14.00 itibarıyla işletmeye kapatılacağı duyuruldu.

Kadınlar Taksim’de kararlı

Valiliğin yaskalarına karşı ise kadınlar Taksim’e çıkmakta kararlı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bugün gece saatlerinde Taksim’de yapılması planlanan Feminist Gece Yürüyüşü öncesi kadınlar, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü hesabı olan Twitter’dan, “Öfkemizle, isyanımızla her sene olduğu gibi bu gece de sokaklardayız. Sen de gel!” başlığıyla 22 saniyelik kadın mücadelesinin konu alan bir videoyla tüm kadınları bu yürüyüşe davet etti.

Videoda “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Jin, jiyan, azadî” ve “Feminist isyan” sloganları yer alırken, kadınlara şu çağrı yapıldı: “Sokaklar da, meydanlar da, geceler de bizim! Öfkemizle, yasımızla 8 Mart’ta Taksim’deyiz.”

HABER MERKEZİ

#Valiliğin #engeline #karşı #kadınlar #kararlı #Taksimdeyiz

Tuncel: Kadınlar artık uyandı ve yeni bir yaşamı kurmak için yürüyor

Tutuklu bulunan DBP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel JINNEWS’e gönderdiği mektupla 8 Mart mücadelesine değinerek, ‘Kadınlar artık uyandı ve yeni bir yaşamı kurmak için yürüyor’ dedi

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için kadınlar birçok deprem kentinde dayanışmada olurken, birçok kentte de yürüyüşler yapılacak. Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan DBP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel de JINNEWS’e gönderdiği mektupla kadınların mücadelesine dikkat çekti.

Bu yıl da 8 Mart’ı cezaevinde karşıladıklarını belirten Tuncel’in mektubu şu şekilde: “Kadınların erkek egemen, kapitalist sisteme karşı çığlığının, öfkesinin ve isyanın ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Kadına ölümü, şiddeti, katliamı reva gören bu düzene ‘Êdî bes e’ diyoruz. Olimpe de Gougegin 1791 yılında haykırdığı ‘Kadın uyan artık’ çağrısında ‘… Gerçeğin yanan meşalesi budalalık ve zorbalık bulutunu dağıttı çoktan… Yoksulluk dolu yüzyıllarda erkeğin zayıflığı üzerinde yönetildiniz, egemenliğiniz yıkılmış gitmiş geriye ne kaldı elinizde? Erkeğin iktidarı, adaletsizliği, yargıları ve doğanın yüce kararnamelerine dayalı bir şekilde sana ait olanı senden geri istiyor. Böylesi bir bağımlılıkta ne diye korkuyorsunuz ki? ‘diyor. Yüzyıllardır Olimpe de Gougegin bu çağrısına kadınlar cevap veriyor ve eşitlik, özgürlük, adalet için mücadele ediyor.

Kadınlar uyandı

Kadınlar uyandı, uyanıyor. Dünyanın her yerinde kadınlar erkek egemenliğine, kapitalist moderniteye, doğanın talanına, köleliğe itiraz ediyor. Kadınlar eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış mücadelesinin ön safhalarında yerini almış durumda. Tarihin derinliklerinde mücadele eden, direnen kadınların sesine yeni sesler katılıyor. Rojava devrimine öncülük eden kadınların direnişi Türkiye ve Kürt kadın hareketinin, sosyalist, feminist kadın hareketlerinin İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan kadınlara ölümü, şiddeti, zulmü, köleliği reva gören tek adam rejimine karşı verdiği mücadele, cinsiyetçi, milliyetçi, dinci, militarist politikalara asılması kadın özgürlükçü, eşit, demokratik bir yaşamı kurma mücadelesi, İran’da Jina Mahsa’nın katledilmesinin ardından ‘jin,jiyan,azadî’ sloganı ile başlayan isyanın güçlü kadınların katledilmesine, erkek devlet işbirliğine dikkat çeken danslı isyan, Afganistan, Ukrayna, Rusya, Suriye, Filistin’de savaşa karşı çıkan, barış için mücadele eden kadınların özgürlük mücadelesini büyütüyor, kadın dayanışmasını güçlendiriyor.

Kadınlar kendi kaderlerini kendileri belirliyor

Kadınlar dünyanın her yerinde erkek egemen kapitalist düzenin kendilerine dayattığı zulme, neoliberal sömürü düzenine, savaşa, ırkçılığa, milliyetçi, dinci politikaların kadınların yaşamını ellerinden almasına, kadınları nefessiz bırakmasına hayır diyor. Kadınlar kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesinin önemli olduğunu biliyor ve bunun için örgütlü kadın mücadelesini güçlendirmeye çalışıyor. Kadınlar artık uyandı ve yeni bir yaşamı kurmak için yürüyor.

İktidarın halka hesap verme zamanı geldi

Evet, sevgili kadınlar, bu yıl 8 Mart gündemimizden biri de Mereş merkezli depremin kentlerimizi yerle bir etmesi, on binlerce insanımızın yaşamını yitirmesi, yüz binden fazlasının yaralanması ve milyonlarca insanın depremden doğrudan etkilenmesi nedeniyle yaşanan tarifi imkansız acılar. Bu yaşananların bir kader olmadığı, kapitalist rant düzeni ile kötü yönetimin, tekçi, otoriter, faşizan rejimin olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin deprem kuşağında olduğu bilindiği ve bu konuda bilim insanlarının defalarca uyarı yapmış olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmaması, fay hattına kentlerin kurulması, yıkımın asıl nedeniyken, deprem bölgesine 48 saat sonra hatta bazı yerlere hiç gidilmeyerek on binlerce insanın kurtarılabilme olanağını ortadan kaldıran siyası iktidarın halka hesap verme zamanı gelmiştir.

Depremin ortaya çıkardığı sorunları, deprem yaralarını hep birlikte kadın dayanışmasını büyüterek, deprem bölgesindeki kız kardeşlerimizle dayanışma içinde olarak saracağız, Bu zorlu süreci uzun soluklu, sürekli bir dayanışma ile aşabiliriz. Bu yıl 8 Mart alanları bu depremin etkilediği, yıkıma uğrattığı 11 ildeki kadınların, çocukların, halkın ihtiyaçlarını gidermek, yaşanan ağır durumun travmalarını atlatabilmenin nasıl mümkün olacağını ifade ederek, dayanışma ve mücadelenin sürekliliğini haykırılacaktır. Yaşasın kadın dayanışması.

Direnmenin gerekli olduğunun farkındayız

Evet, zor zamanlar geçirdik, geçiriyoruz. Önce Covid-19 nedeniyle yaşadığımız pandemi süreci, şimdi deprem nedeniyle yaşadığımız katliam, siyasi, ekonomik kriz nedeniyle yaşadığımız hayat pahalılığı halkın kadınların her geçen gün yoksullaşması, kadınlara yönelik katliama dönüşen şiddet, taciz, tecavüz, ayrımcılık; çocuklarımıza yaşatılanlar, istismar rezaleti, hayvanlara yapılan işkenceler, doğanın katledilmesi ve daha birçok sorunun farkındayız. Bunları kabul etmiyor, itiraz ediyoruz. Yeni bir yaşamı kurmak için örgütlenmenin, mücadele etmenin, direnmenin gerekli olduğunun farkındayız. Güzel, özgür, eşit, barış içinde bir yaşamı hak ediyoruz ve bunu kendi ellerimizle şekillendirmek için yaşamın her alanında mücadele ediyoruz. Jin,jiyan,azadî, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Bijî 8 Adarê. “

ANKARA

#Tuncel #Kadınlar #artık #uyandı #yeni #bir #yaşamı #kurmak #için #yürüyor

HDP Bazarcix İlçe Eşbaşkanı İper hayatını kaybetti

HDP Bazarcix İlçe Eşbaşkanı Erdal İper, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi

Mereş’te Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bazarcix (Pazarcık) İlçe Eşbaşkanı Erdal İper, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. İper, yaşadığı Kizirli köyüne bağlı Törolar mezrasında sabaha karşı kalp krizi geçirdi. Ambulansla Pazarcık Devlet Hastanesi’ne kaldırılan İper, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

İper’in cenazesi, işlemlerin ardından köyünde defnedilecek.

Kaynak: MA

#HDP #Bazarcix #İlçe #Eşbaşkanı #İper #hayatını #kaybetti