Ana Sayfa Blog Sayfa 836

8 Mart deprem kentlerinde karşılanıyor: Enkazların altından yaşamı yeniden örgütleyeceğiz

8 Mart’ı deprem kentlerinde karşılayan kadınlar dayanışma çağrısı yaptı. Afet Gönüllüleri üyesi kadınlardan Deniz Mine Öztürk, ‘Buruk bir 8 Mart ama buradaki kadınlar enkazların altından yaşamlarını yeniden kurmaya, örgütlemeye çalışıyor’ dedi

Mereş’te ( Maraş) meydana gelen depremlerin ardından ilk günden beri sahada olan kadınlar, 8 Mart Dünya Kadın Günü’nde de deprem kentlerinde dayanışmada olacak. Dayanışma için bir araya gelen kadınlar, 8 Mart’ı kurdukları kadın çadırlarında karşılıyor. Gönüllü kadınlar, köylerde, mahallelerde, evlerde, çadırlarda kadınlar ile bir araya gelerek yaşadıkları sorunlara çözüm üretmeye çalışıyor.

Kadınlar kadınlarla daha iyi anlaşıyor

İlk günden beri sahada olan kadınlardan biri de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) üyesi Sidar Karaçelik. Karaçelik, depremin ardından kadınları yas dönemi yaşadıklarını belirterek, “Şoktan sonraki ilk etkiler çok daha içten ve duygusal oluyor. Sahada da bunu gözlemledik. Burası erkek zihniyetin egemen olduğu bir il. Köylerde gördüğümüz kadınlar daha çekingen. İlk etapta sürekli erkeklerle muhatap olmak zorunda kalıyoruz ama bir kadınla muhatap olduğumuzda o bize 10 adım gelebiliyor. Birine sarıldığımızda hemen ağlayabiliyor. Kadınlar, acılarını bizlere sarıldığı anda fark edebiliyor” diye konuştu.

Kadınlar depremde de dezavantajlı

Elbistan’da birçok kadının iş yeri de hayalleri ile beraber enkaz altında kaldığını söyleyen Karaçelik, “Dükkanı enkaz altında kalan birçok insan ‘ne kurtarsam iyidir’ düşüncesiyle canhıraş enkazlara dadandı. Bizler kadının dezavantajını burada da gördük. Örneğin evlenmiş boşanmış bir çocuk annesi bir kadının dükkanı yıkılmıştı. Enkazı başına gidip de yıkılan dükkânın altından çıkarması gereken eşyaları bile çıkaramıyordu. Bu anlamda kadınların burada, daha ağır şartlarda yaşam sürdüklerini söyleyebiliriz” diye konuştu.

Köy köy geziyorlar

Deprem bölgesindeki kadınların hep alanda geri planda kaldığına dikkat çeken Karaçelik, kadınların temel gereksinimlerini erkeklere söyleyemediğini belirterek, “AFAD çadırlarındaki kadınlar hiç dışarı çıkmıyor. Bizler en büyük trajedilerin çadırların ardında kaldığını biliyoruz. Bu anlamda da çadır ziyaretlerimiz olacak. Daha önce gezdiğimiz köylerde, geri plana itilmiş, acısını bile yaşayamayan kadınlara tanıklık ettik. Gideceğimiz o köylerde de kadınlarla sohbet etmeyi, onlara iyi gelecek aktiviteler yapmayı da düşünüyoruz. Bu yöntemle dayanışmanın, karşısındaki kadına güç vereceğini hissettireceğiz. Bu 8 Mart’ta kadınlarla birlikte yaslarını tutacağız” dedi.

Kadınların sorumlulukları arttı

Deprem bölgesinde 8 Mart için hazırlık yapan Afet Gönüllüleri üyesi kadınlardan Deniz Mine Öztürk de aile yapısına ilişkin sorunların deprem bölgesine yansıması ile birlikte kadına yönelik eşitsizliklerin arttığının altını çizerek, “Kadınların çocuklarına, kendi bakımlarına, ailelerindeki sorumlulukların yerine getirmesi hissini taşıması ile birlikte depremzede olarak ekstra sorumluluk almış oluyor” diye konuştu.

Kadın gönüllülere çağrı

Gönüllü kadınların deprem bölgesindeki önemine değinen Öztürk, “Kültürel kodlardan dolayı kadınlar da erkeklere kendilerini rahatça ifade edemiyor. Bu nedenle kadınlar, gönüllü kadınları gördüklerinde ihtiyaçlarını daha kolay ifade edebiliyor” diyerek gönüllü kadınlara çağrıda bulundu. Öztürk, 8 Mart’ta deprem bölgesi Elbistan’da olmanın önemine dikkat çekerek “Buruk bir 8 Mart ama buradaki kadınlar enkazların altından yaşamlarını yeniden kurmaya, örgütlemeye çalışıyor. Burada kadınların yaşamını yeniden örgütleme eyleminde olacağımız bir 8 Mart ayrıca anlamlı olacak” dedi.

Haber: Yüsra Batıhan / MA

#Mart #deprem #kentlerinde #karşılanıyor #Enkazların #altından #yaşamı #yeniden #örgütleyeceğiz

Açlık grevinde olan anarşist Cospito için eylem: Cezaevlerini ateşe verin

İtalya’da ağır tecrit altında tutulan ve 130 gündür açlık grevinde olan anarşist tutuklu Alfredo Cospito için yapılan eylemlerde 34 kişi gözaltına alındı. Eylemde, ‘Cezaevlerini ateşe verin’ sloganları atıldı

İtalya’da cezaevinde bulunan ve kendisine tecrit uygulandığı için 130 günden fazladır açlık grevinde olan anarşist tutuklu Alfredo Cospito için Torino kentinde düzenlenen eylemde olaylar çıktı.

34 kişiye gözaltı

Torino kent merkezinde Avrupa’nın farklı kentlerinden gelen yaklaşık 500 kişilik bir grup, 55 yaşındaki Cospito’ya destek için yürüdü. “Alfredo’nun yanındayız” yazılı pankart taşıyan grup, yürüyüş sırasında, “Katiller”, “Cezaevlerini ateşe verin” şeklinde slogan attı.

Eyleme polis saldırırken, saldırılarda 34 kişi gözaltına alındı.

Ne olmuştu?

“Devletin güvenliğine kastetmek” suçlamasıyla aldığı ceza ile 10 yıldır cezaevinde olan Cospito, cezaevi dışına gönderdiği mesajlarda şiddete teşvik ettiği gerekçesiyle Mayıs 2022’den beri kamuoyunda “41bis” adıyla bilinen yasa çerçevesinde sıkı tecrit altında tutuluyor. Açlık grevi yaptığı için durumu kötüleşen Cospito için geçen ay da ülkenin farklı kentlerde protestolar düzenlenmişti. Cospito’nun avukatı, müvekkiline yönelik ağır hapis cezasının kaldırılması için Yargıtay’a başvurmuş ancak 24 Şubat’ta yüksek mahkeme, bu talebi reddetmişti.

İtalya’da mafya liderlerinin cezaevinden de örgütleriyle iletişime geçmelerini önlemek amacıyla çıkarılan “41bis” yasası kapsamında, tutuklular tek kişilik hücrede tutuluyor. “Sıkı hapis” rejimi olarak anılan bu düzenleme ile tutukluları birçok sosyal hakları ellerinden alınmış oldu.

DIŞ HABERLER

#Açlık #grevinde #olan #anarşist #Cospito #için #eylem #Cezaevlerini #ateşe #verin

KNK Eşbaşkanı: Kürt halkı bir Lozan’ı daha kabul etmeyecek

Lozan Anlaşması’nın 100. yılı nedeniyle Federe Kürdistan’da birçok siyasi parti ile görüşmeler gerçekleştiren KNK Eşbaşkanı Karamus, ‘Kürt halkı Lozan Anlaşması gibi büyük katliamlara yol açan anlaşmaları kabul etmeyecek’ dedi

Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Eşbaşkanı Ahmet Karamus, Lozan Anlaşması’nın 100’üncü yıldönümünün yaklaşmasıyla beraber Federe Kürdistan’da birçok siyasi parti ve liderle görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmelerine dair RojNews’e konuşan Karamus, Kürt partileri ‘Lozan Anlaşması’nın 100’üncü yıldönümünde bir araya gelerek, ulusal tutum ve bilinçle ortaklaşamaya’ çağırdı.

Karamus’un RojNews’e verdiği röportaj şöyle:

*Böyle bir dönemde Federe Kürdistan’a gelmenizin amacı nedir?

24 Temmuz 2022 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde Lozan Anlaşması’nın yüzüncü yılına ilişkin 57 parti ve Kürdistani şahsiyetlerin katılımıyla bir konferans düzenlendi. Bunun üzerinde dünya genelinde görüşmeler gerçekleştirdik. Güney Kürdistan’da da partiler, siyasi güçler, akademisyenler ve siyasi, dini, aşiret liderleriyle görüşmek istiyoruz. Bu kapsamda YNK Lideri Bafil Talabani, Sosyalist Parti Lideri Haci Mehmud, Hizba Komeleya Zehmetkêşanî Kurdistan (Emekçi Parti), Süleymaniye Valisi ve diğer bazı kişi ve partilerle görüştük.

*Bölge Başkanlığı ve KDP’yle görüşecek misiniz? Böyle bir girişim var mı?

Prensip ve stratejik olarak Bölge Başkanı, başbakanı ve tüm siyasi partilerle görüşmek istiyoruz ancak bu yönde bir talebimiz olmadı. KNK, farklı zamanlarda Güney Kürdistan’ı ziyaretlerinde çok zor durumlarda dahi KDP’yle görüşmek istedi ancak herhangi bir geri dönüş alamadı. Kendileriyle görüşmek isteriz ancak görüşmek istemiyorlarsa bizim için sorun olmaz.

*Kuzey Kürdistan ve Rojava’daki depremin ardından KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın çağrısı üzerine dağ ve metropoldeki eylemler durduruldu. Ayrıca Cemil Bayık yaptığı bir röportajda, güçlü bir irade olması durumunda barışçıl bir çözüme hazır olduklarını söyledi. Bu tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de meydana gelen depremin ardından Cemil Bayık bir mesajla eylemlerini durdurma kararı verdi. Bizler KNK olarak bu kararı olumlu, insani, vicdani ve ahlaki görüyor ve kutluyoruz. Ayrıca uluslararası daha fazla gücün Kürt halkının bu konuda sergilediği barışçıl tutumunu ve insani, ahlaki taleplerini görmesi gerekmektedir. Sayın Cemil Bayık’ın bu tutum ve kararı bu davaya hizmet ediyor.

*YNK Lideri Bafil Talabani, Hewlêr’deki bir toplantıda KDP’ye Rojava’yı destekleme ve PKK’yle Türkiye arasında bir barış inşa etme çağrısında bulundu. Bu önerinin önemi nedir?

Sayın Bafil Talabani’nin mesajı olumlu, önemli ve oldukça değerlidir. Doğrusu çok hassas bir süreçten geçiyoruz ve endişelerimiz var.

*Son olarak çağrınız nedir?

Kürt sorununun çözümü tüm dünyaya etki edecektir. Kürdistan’daki tüm siyasi, toplumsal ve dini tarafları Lozan Anlaşması’nın 100’üncü yıldönümünde bir araya gelerek, ulusal tutum ve bilinçle bu dava için çalışmaya çağırıyoruz. Kürt ve Kürdistani kimliğimizi tüm dünya kamuoyuna göstermeliyiz. Kürt halkı olarak dünyaya Lozan Anlaşması gibi geçtiğimiz yüzyılda büyük katliamlara yol açan anlaşmaları kabul etmeyeceğimizi anlatmalıyız.

Bir anlaşma kabul edilecekse Kürt halkının sesi, kimliği ve iradesiyle yapılmalı ve Kürtlerin statüsü kabul edilmelidir. Bu nedenle tüm Kürdistanlıları Kürt halkının geleceği için tek bir ses olarak ulusal strateji ve bilinçle mücadele etmeye çağırıyoruz.

DIŞ HABERLER

#KNK #Eşbaşkanı #Kürt #halkı #bir #Lozanı #daha #kabul #etmeyecek

61 yaşında işkenceye uğrayan Samur: Çukura koyup ölümle tehdit ettiler

Riha’nın Pîrsûs ilçesinde 2 Mart’ta gözaltına alınan ve işkenceye uğrayan üç yurttaştan 61 yaşındaki Mehmet Samur, polislerin kendisini çukura koyup, başına silah dayadığını aktardı

Riha’nın (Urfa) Pirsus (Suruç) ilçesinin Mishecerk (Gönen) Mahallesi’ne bağlı Karacurun mezrasında, 24 Şubat’ta PKK’li olduğu iddia edilen Sıtkı Kurtoğlu (Xebat Xelat) ile askerler arasında yaşanan çatışmanın ardından 2 Mart’ta gözaltına alınan 50 yaşındaki Reşit Yıldız, 61 yaşındaki Mehmet Semsur ve eşi 60 yaşındaki Adle Samur’a işkence yapıldığını önce ki gün Riha Barosu İnsan akları Merkezi (İHM) tarafından duyurulmuştu.

Yurttaşlar yaşadıkları işkenceyi onları ziyaret eden İHM Başkan Yardımcısı Avukat Ahmet Taş’a aktardı.

Darp edip ölümle tehdit ettiler

2 Mart Perşembe sabahı gözaltına alınarak Urfa İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’de işkence ve kötü muameleye maruz kalan yurttaşlarla görüşen ve Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Ömer Akın’a bilgi veren Taş, “TEM Şube’ye gidip yurttaşlarla görüşme gerçekleştirdik. İlk olarak Reşat Yıldız ile görüştük. Yıldız, sözlü hakarete uğradığını söyledi. Ardından Adle Samur ve Mehmet Samur ile görüştük. İkisinin de vücutlarında işkence ve kötü muamelenin olduğuna dair bulgular vardı. Adle Samur’un kolunda morluklar vardı. Samur, evinin kapısının açılmasıyla birlikte falakaya yatırıldığını, darp edildiğini ve kendisine hakaret edildiğini söyledi. Aynı şekilde Mehmet Samur da gözaltına alındığı andan itibaren 3-4 saat boyunca sürekli fiziksel işkence ve kötü muameleye uğradığını aktardı. Yumrukla darp edilerek, başına silah dayandığını ifade etti. Samur, polis tarafından evinin bahçesinde bulunan bir incir ağacının yanına götürüldüğünü ve orda bulanan bir çukura konularak, başına silah dayandığını, ‘Seni öldüreceğiz. Bütün malzemelerin yerini söyle’ diyerek, tehdit edildiğini aktardı” ifadelerini kullandı.

Cezasızlık cesaret veriyor

Urfa TEM’in sık sık işkenceyle anıldığını söyleyen Taş, “Urfa’da daha önce bilindiği gibi Yaylak vakası gerçekleşmişti. Bunun öncesi de var. Özellikle 2015’ten 2020’ye kadar Urfa’da işkence vakaları yaşandığı görülmektedir. Herhangi bir denetim mekanizması olmadığı ve cezasızlık politikası uygulandığı için bundan güç alan emniyet güçleri işkence ve kötü muameleye devam ediyor” dedi.

Doktorlar bakmadan rapor hazırladı

3 yurttaşın gözaltına alındıktan sonra kontrol için görüldükleri Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bilgi işlem biriminde bekletildiklerini ve doktorun yurttaşlara bakmadan rapor hazırladığını ifade eden Taş, doktorlar hakkında da şikayette bulunacaklarını söyledi. İşkence ve kötü muameleye ilişkin bir rapor hazırladıklarını ve bunu da kamuoyuyla paylaşacaklarını aktaran Taşa, davanın takipçisi olacaklarını vurguladı.

RIHA

#yaşında #işkenceye #uğrayan #Samur #Çukura #koyup #ölümle #tehdit #ettiler

Boşanmak istediği erkeğin ifadesiyle tutuklandı: Korkmayın öz gücümüzle başaracağız

Boşanmak istediği Vasıf Kaya adlı erkeğin beyanlarıyla tutuklanarak hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası verilen MATUHAYDER üyesi Emine Kaya, cezaevinden yaptığı söyleşide, kadınlara ‘başaracağız’ mesajı verdi

İki yıl önce gözaltına alınacağı sırada boşanma aşamasında olan erkek tarafından ihbar edilen Barış Anneleri İnisiyatifi ve Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAYDER) üyesi Emine Kaya, hakkında açılan davada 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

MATUHAYDER üyesi Kaya, 16 Ocak 2020’de İstanbul’da gözaltına alınan dört kişi arasında bulunan S.B.’nin telefon mesajlaşmasında “Emine abla” şeklinde birinden bahsetmesi üzerine, 26 Kasım 2020’de gözaltına alındı. Baskın sırasında polis, Kaya’nın boşanma aşamasında olduğu Vasıf Kaya adlı erkeği başka bir odaya götürdü. Vasıf Kaya, burada polise, kendisinden boşanmak isteyen Kaya’nın “PKK üyesi” olduğu ve Kandil’e gittiğini ileri sürdü.

Dosya Yargıtay’da

Gözaltına alınan ve emniyete dört gün tutulan Kaya, 29 Kasım 2020’de tutuklandı. Katıldığı demokratik eylem ve etkinliklerle suçlanan Kaya, yargılama sonucu 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılarak, tutukluluk halinin devamına karar verildi. Kaya’ya verilen ceza İstanbul Bölge Adliyesi’ne taşındı. Ancak istinaf mahkemesi, verilen cezayı yerinde bularak, onadı. Kaya’nın avukatları, dosyayı Yargıtay’a taşıdı.

Çocuk yaşta başlayan zorluklar

Boşanma aşamasında olduğu erkeğin beyanları üzerinden tutuklanan ve şuanda Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilen Kaya 8 Mart dolayısıyla Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Mehmet Aslan’ın sorularını cevapladı. Yaşamı boyunca erkek-devlet sarmalında mücadele ettiğini belirten Kaya, Elîh’in (Batman) Sason ilçesinde mücadele başladığını ardından Amed’in Bismil ilçesine taşındıklarını belirtti.

13 yaşında evlendirildi

13 yaşında zorla evlendirildiğini belirten Kaya, yıllarca çok zor süreçler yaşadığını belirtti. Kaya, “Bu şiddeti ve baskıyı kabullenmesem de, çocuklarım için birçok şeye katlandım. Bir nevi ölü bir yaşam sürdüm yıllarca” dedi. Yaşamının bu dönemini “karanlık dönem” olarak değerlendiren Kaya, bu dönemin cezaevine girene kadar da sürdüğünü kaydetti. Kaya, evlendikten sonra 1999’da İstanbul’a taşındıklarını ve o süreçte HADEP başta olmak üzere sonrasında tüm çalışmalara dahil olmaya çalıştığını dile getirdi.

Çocuklarıyla tehdit edildi

“Her gittiğimde kendime dair umut ışığı yakaladığımı görüyordum” diyen Kaya, evli olduğu erkeğin ise bu durumdan rahatsız olduğunu ve sürekli tehdit ettiğini belirtti. Kaya, “Her gün beni tehdit etmeye başladı. Bana uyguladığı şiddeti çocuklarım kabul etmediğinde aynısı onlara da uyguladı. Bu yaptıklarını kabul etmeyip boşanmak istediğimde, bu sefer beni çocuklarımı öldürmekle tehdit etti. İftiralarını sıralayıp beni hapislerde çürütmekle tehdit etti. Bize uyguladığı şiddetin darp raporları bulunmasına rağmen hiçbir önlem bizler için alınmadı” diye konuştu.

Polislere ihbar etti

Yaşadıkları üzerine Amed’e ailesinin yanına taşındığını belirten Kaya, İstanbul’a geri döndüğünde ise boşanma davası açtığını dile getirdi. Kaya, “2020’de polis evimizi bastığında bu kişi benim ve çocuklarımın gözü önünde utanç verici bir yalakalık içine girdi. Polislerle birlikte karakola gidip olmadık yalan ve iftiralarda bulundu. Zindanda, ‘Bu kadar da düşülmez’ dedim. Yine her mahkemeye katılmasıyla sergilediği davranış ve tutum utanç vericiydi” dedi.

Bizi kurtaracak olan öz gücümüz

Tutuklandıktan sonra açtığı boşanma davasının 3 yıldır sürdüğünü belirten Kaya, “Neticede bugün dışarıda onlarca kadın, sözüm ona devlet koruması altında öldürülüyor. Halen Emine Bulut’un ‘ölmek istemiyorum’ sözü kulaklarımızda çınlıyor” diye kaydetti. Kaya, devletin boşanma aşamasında olduğu erkek ile iş birliği yaptığını dile getirerek, “Süreç içinde anladım ki kadını kurtaracak, yüceltecek ve güçlendirecek olan şeyin kendi öz iradesini ve öz gücünü ortaya çıkarmasıdır. Mücadelesini güç geçtikçe daha da güçlendirmesidir” şeklinde konuştu.

‘Korkmayın, yeter ki ilk adımı atın’

Yaşadıklarının kendisine çok şey öğrettiğini yazan Kaya, kadınlara seslenerek şunları dile getirdi: “Birliktelik kadar güzel bir şey yok. Birliktelikten güç doğar. Seslerini birbirlerine duyursunlar. Mücadele için asla geç değildir. Yeter ki ilk adımı atabilsinler. Bizlere dayatılan erkek ve erkek devletin hiçbir rol ve misyonunu kabul etmek zorunda değiliz. Bu zindan mekanları yaşam, durum ve olaylardan etkilenme payı daha ağır oluyor. Bu en açık haliyle 6 Şubat’taki depremde etkisini gösterdi. Halkımızın, kadın ve çocukların acısına karşı bir şey yapamamak, hepimizi çok daha fazla üzdü. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüne dair evrenselleşen ‘Jin, jiyan, azadî’ demek istiyorum.”

İSTANBUL

#Boşanmak #istediği #erkeğin #ifadesiyle #tutuklandı #Korkmayın #öz #gücümüzle #başaracağız

Jandarma çadır isteyen kadını kocasına şikayet etti

Meletî depremzederl hâlâ çadıra ulaşmakta zorluk yaşarken depremzede Özlem Akar, çadır istemek için aradığı jandarmanın kendisini kocasına şikayet ettiğini aktardı

Mereş merkezli depremlerin yarattığı ağır yıkımın üzerinden 27 gün geçmesine rağmen halen birçok kentte insanlar çadıra ulaşamadı.

Meletî’nin (Malatya) Akçadağ ilçesinin kırsal Ören Mahallesi’nde bulunan evlerin yüzde 80’i yıkılırken, depremzedeler alternatif olarak kurdukları çadırlarda zorlu koşullar ile baş etmeye çalışıyor.

‘Burada yaşamaya devam ederiz’

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Dilgeş Ruvana’ya konuşan depremzedelerden Didar Kaçin, “Bize sadece halktan yardım geldi. Başka da görmedik. Yine de her şey yerine gelir ama ölümler yerine gelmez. O yüzden keşke hiç kimse ölmeseydi. Bu saatten sonra nereye göç ederiz. Burada üç beş dönüm arazimiz var, onu bırakıp nereye gideceğiz. Eğer halk yardım ederse burada bir ev yapıp içinde yaşamaya devam ederiz” dedi.

Özlem Akar ise bezden bir çadırda kaldığını yağmurlu havalarda çadırın damladığını belirterek, “Kızılay çadır satacağına gidip dağıtsın. Haluk Levent’e niye satıyorsunuz ki? Kendin götür dağıt” diyerek Kızılay’ın çadır satmasına tepki gösterdi.

‘Çadırlarımızı buzun üstüne kurduk’

Depremin ilk haftası yaşadıklarını anlatan Akar, “Naylon gibi bir çadırdı. Çocuklarımızla çadırı buzun üstüne koyduk. 14 kişi kaynanamın evinin orada buz tutan bir zemin üzerinde kurulu çadırda kaldık. Soğuktan 2 gece arabada kaldık ama yakıtımız bitti. Neredeyse donacaktık. Bir hafta bu süreci yaşadık. Çadır ince olduğu için üstümüzde buz tuttu. Biraz hava yumuşadı gibi oldu ama yine montumuzla, beremizle, üstümüze dört yorgan atarak ısınmaya çalıştık” diye belirtti.

Jandarmadan şikayet

Yetkililerden çadır istediklerini ifade eden Akar, “İki üç gün boyunca jandarmayı çadır için aradım, onlar da eşimi arayıp, ‘eşiniz bizi sıkıştırıyor’ demişler. Ama bu mevcut çadıra sığamıyoruz. Yoksa ben niye jandarmayı rahatsız edeyim ki. Akşamları hava bulutlu olduğunda korkuyorum. Çünkü yağmur yağarsa gece vakti bu çocukları nereye götüreceğim. Allah önce bizden daha kötü durumda olanlara yardım etsin sonra da bize. Çünkü can kayıpları oldu” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Jandarma #çadır #isteyen #kadını #kocasına #şikayet #etti

Yine Bursaspor yine ırkçılık: Amedspor’a ırkçı saldırı

Amedspor, Bursaspor’la oynayacağı karşılaşma için dün gece geldiği Bursa’da ırkçı saldırıya uğradı

İkinci Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden Amedspor, Bursaspor’la oynayacağı karşılaşma öncesi dün gece Bursa’da bir otelde konakladı. Amedspor oyuncularının kaldığı oteli öğrenen onlarca Bursaspor taraftarı otelin önüne gelerek, “Ne mutlu Türküm diyene” gibi ırkçı sloganlar attı.

Amedspor’un maruz kaldığı bu saldırıya dair görüntüler birçok sanal medya hesaplarında paylaşılırken, ırkçı söylemlere tepkiler de arttı.

Bursaspor daha önce de ırkçı saldırı ve söylemlerde bulunmuştu.

BURSA

#Yine #Bursaspor #yine #ırkçılık #Amedspora #ırkçı #saldırı

Koordinasyon yok, gönüllüler çabalıyor: Acil vakalar bile saatlerce bekletiliyor

Mereş’te depremde ayakta kalan tek hastane olan Maraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesinde, işler sadece gönüllüler üzerinden yürüyor

Kurdistan, Türkiye ve Suriye’de gerçekleşen depremlerin üzerinden yaklaşık bir ay geçiyor. Devletin yetersiz kaldığı depremden etkilenen 11 kentte dayanışma çalışmaları sürerken, resmi kurumlarda ise kurumlar ya yıkılmış durumda ya da yeterli çalışmalar yok.
Mereş’te deprem sonrası ayakta kalan tek hastane olan Maraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesinde de sadece acil servis faal durumda. Hastanenin personel kadrosu deprem dolayısıyla dağılırken, tüm işler gönüllüler üzerinden yürüyor.

Görev dağılımında kriz

Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Sedat Yılmaz’ın haberine göre, kardiyoloji ve yoğun bakım kliniğinde gönüllü ekiplerin kısmi hizmeti dışında tüm poliklinikler kapalı. Hastanede mevcut durumda hizmet veren sağlık personelinin büyük çoğunluğu kent dışında gelen gönüllülerden oluştuğu için görev dağılımında büyük bir kargaşa yaşanıyor.

Hastalar saatlerce bekletiliyor

Yılmaz’a konuşan ve kent dışında gelen bir doktorun verdiği bilgilere göre, koordinasyon eksikliği ve gönüllülerin bir birine yabancı olmasından kaynaklı kimin ne işle uğraştığı bilinmemekte. Deprem dolayısıyla geçici süreliğine gönüllü geldiğini anlatan doktor, “Ambulans çalışanı dahil büyük çoğunluk kent dışında gelmiş durumda. Büyük bir kargaşa yaşanıyor. Hastalara müdahale edemiyoruz. Acil müdahale edilmesi gereken vakalar dahi bilgisizlikten saatlerce bekletiliyor” diye belirtti.

Herkes bir hafta sonra dönecek

“OHAL ilan edilmiş ancak sağlık sistemine dair tek bir adım dahi atılmamış” diyen doktor, “Bizler de geçici süreliğine burada bulunuyoruz. Herkes bir hafta sonra dönmek zorunda. Oysa Sağlık Bakanlığı, OHAL çerçevesinde zorunlu görevlendirme yaparak, durumu toparlayabilirdi” şeklinde konuştu.

MEREŞ

#Koordinasyon #yok #gönüllüler #çabalıyor #Acil #vakalar #bile #saatlerce #bekletiliyor

Mereş merkezli depremlerde ölü sayısı 45 bin 968’e yükseldi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mereş merkezli depremlerde ölü sayısının 45 bin 968’e yükseldiği duyurdu

Mereş’te (Maraş) 6 Şubat2ta gerçekleşen depremlerde ölü sayısı artmaya devam diyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, depremlerde ölü sayısının 45 bin 968’e yükseldiği duyurdu.

Bakan Soylu, Hatay’da yaptığı açıklamada, “Bugüne kadar gerek enkazlarda gerek hastanelerde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 45 bin 968” dedi.

13 bin artçı yaşandı

Soylu, enkaz çalışmaları ile ilgili ise, “Şu ana kadar 13 bin 72 artçı sarsıntı meydana geldi. Bu çok olağan bir şey. Depremin art arda gelmesi kadar olağan bir süreç. Toplam 26 bin 32 enkazda arama kurtarma yapıldı. 28 in 300 enkaz var. Hatay’da 6 in 832 acil yıkılacak bina var” bilgisi verdi.

HABER MERKEZİ

#Mereş #merkezli #depremlerde #ölü #sayısı #bin #968e #yükseldi

Polis eşliğinde kadın cinayeti!

İzmir’de polis eşliğinde çocuklarını görmeye giden kadın polislerin gözleri önünde katledildi

 

İzmir’in Torbalı ilçesinde, polis eşliğinde çocuklarını görmeye giden  30 yaşındaki Aslı Angi boşandığı erkek tarafından katledildi. Angi’ye refakat eden 2 polis ise açığa alındı.

DHA’da yer alan habere göre olay, öğle saatlerinde Torbalı ilçesi 7 Eylül Mahallesi 5653 Sokak’ta meydana geldi. Üç çocukları olduğu öğrenilen fail Mehmet Angi ve Aslı Angi, 45 gün önce boşandı.

Çocukları için gitti

Bir süre sonra çocuklarını görmek isteyen Aslı Angi, iddiaya göre, 2 polis eşliğinde Mehmet Angi’nin yaşadığı eve gitti. Aslı Angi, polisler yanında bulunduğu esnada eski eşi Mehmet Angi’nin bıçaklı saldırısına uğradı. İhbarla olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince olay yerinde ilk müdahalesi yapılan Aslı Angi, ağır yaralı olarak Torbalı Devlet Hastanesi kaldırıldı. Aslı Angi, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

Katil Mehmet Angi gözaltına alınırken, olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ise kadına refakat eden iki polis memurunun, açığa alındığı öğrenildi.

İZMİR

#Polis #eşliğinde #kadın #cinayeti